Sınavsız öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına kayıtlar sona eriyor
Sınavsız öğrenci alan ortaöğretim kurumlarına 2 Ağustos'ta başlayan öğrenci aday kayıtları, 27 Ağustos Cuma günü sona eriyor. Sınavsız öğrenci alan genel veya meslek liselerine kayıt yaptırmak isteyen adayların, bu tarihe kadar aday kayıtlarını yaptırmaları gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın yayınladığı 2010/42 sayılı genelgeye göre, öğrencilerin aday kayıtları elektronik ortamda okul müdürlüklerince gerçekleştiriliyor. Genel liselere aday kayıt işlemleri, genel lise müdürlüklerince, meslek liselerine aday kayıt işlemleri ise meslek lisesi müdürlüklerince yapılıyor. Genel lise aday kayıtlarında, bölge ve ikametgâh adresi esas alınıyor. Genel liseye kayıt olacak adayın ikameti, öğrenci yerleştirme komisyonlarınca belirlenmiş olan okulun bölge sınırları içinde olması gerekiyor. Genel liseyi tercih edecek öğrenciler ikametlerine uygun olan genel lise müdürlüğüne giderek aday kayıtlarını yaptıracaklar. Meslek liselerine kayıtlarda ise öğrenciler bölge sınırlaması olmaksızın 10 tercih yapabilecekler. Öğrenimlerine meslek liselerinde devam etmek isteyen öğrenciler, herhangi bir meslek lisesine giderek tercihlerini yapabilecekler. Öğrencilerin hem meslek lisesine hem de genel liseye kayıt yaptıramayacakları konusunda uyarıda bulunan Bursa İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Necmettin Esen, "Aday kayıtları tamamlandıktan sonra okullar ve öğrenci yerleştirme komisyonlarınca gerekli kontroller yapıldıktan sonra kayıt listeleri onaylanarak en geç 3 Eylül tarihine kadar www.meb.gov.tr adresinden ilan edilecek. Bu listelere göre kesin kayıt işlemleri için gerekli evrak, ilgili okul müdürlüklerince 6-17 Eylül tarihleri arasında kabul edilerek kesin kayıt işlemleri tamamlanacak." dedi. Hiçbir öğrencinin açıkta kalmayacağını da belirten Necmettin Esen, herhangi bir okula yerleştirilemeyen öğrencilerin 2010/42 nolu genelge çerçevesinde yönlendirileceğini söyledi. (CİHAN)
23 Ağustos 2010 Pazartesi
Liselere Kayıtta Cuma Son Gün...
Gönderen
Adsız
zaman:
00:12
0
yorum
Etiketler: 3 eylül, bursa il milli eğitim müdürlüğü, cihan, Genel Liseler, Öğrenciler, Sınavsız geçiş
3 Temmuz 2010 Cumartesi
Üniversiteden 'Çok İstiyorum Bursu'...
Öğrencilerini yüzde 82 bursluluk oranıyla alacak olan İstanbul Şehir Üniversitesi, geniş burs olanaklarına "Çok İstiyorum Bursu" adıyla bir yenisini daha ekledi.
Neden İstanbul Şehir Üniversitesi'nde okumak istediğini en iyi anlatan dört öğrenci, Şehir Üniversitesi'ne hangi puanla yerleşirse yerleşsin tam burslu olacak. İstanbul Şehir Üniversitesi "Çok İstiyorum Bursu" kampanyasıyla bir ilke imza atıyor. Öğrenciler, üniversitenin rektörü Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'ya bir mektup yazarak üniversitede tam burslu eğitim alma şansını yakalayacak. "Çok İstiyorum Bursu" ile ilgili bilgi veren İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya; "Üniversitemiz için, öğrencilerin sınavda doğru şıkları işaretlemeleri kadar duygularını, ilgilerini, isteklerini bilmeleri, bunları açık ve anlaşılır bir şekilde ifade edebilmeleri de önemli. Bu nedenle, İstanbul Şehir Üniversitesi'nin öğretim yapısı, ister mühendis ister sosyolog olsun, tüm öğrencilerimize kendini doğru anlatma, karşısındakini ikna etme, duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde kağıda dökebilme becerisi kazandıracak şekilde kuruldu. Mevcut sınav sisteminin öğrencilerimizin yazma, kendini ifade etme gücü ve yaratıcılıklarını ölçmediğinin farkındayız. Bu nedenle 'Çok İstiyorum Bursu'yla 'kendini en iyi ifade edebilen' dört öğrenci için bir fark yaratmak istiyoruz" dedi. NEDEN ÇOK İSTİYORSUNUZ? Burstan yararlanmak isteyen öğrencilerin "neden ŞEHİR'de okumayı çok istediğini" anlatan bir mektup yazmaları ve daha sonra da ÖSYM tarafından ŞEHİR'in herhangi bir bölümüne yerleştirilmiş olmaları yeterli. rektor@sehir.edu.tr adresine gelen mektuplar ön elemenin ardından, Milliyet Gazetesi Eğitim Editörü Sibel Kahraman, karikatürist Salih Memecan, gazeteci Gürkan Zengin ile İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferhat Kentel'den oluşan Danışma Kurulu tarafından değerlendirildikten sonra Rektör'e sunulacak. Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya tarafından seçilen dört mektubun sahibi olan öğrenciler, İstanbul Şehir Üniversitesi'ne en düşük puanla yerleştirilmiş olsa bile, bu kapsamlı burstan yararlanma şansını elde edecek. Çok İstiyorum Bursu; öğrenim ücretinden muafiyet, öğrenci konukevinde ücretsiz konaklama, ayda 500 TL yemek ve yılda 1.000 TL kitap-kırtasiye desteğini kapsıyor.Hayallerini ŞEHİR'de gerçekleştirmek isteyen öğrencilerin "Çok İstiyorum Bursu"nu neden istediğini anlatan mektuplarını 15 Temmuz 2010 tarihine kadar rektor@sehir.edu.tr adresine göndermeleri isteniyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
03:32
0
yorum
Etiketler: Burs olanakları, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, İstanbul şehir üniversitesi, Kırtasiye, lise, ortaokul, Öğrenciler, Üniversite
21 Mayıs 2010 Cuma
Okulda Kıyafet Serbestliğine Tepki...
Öğrencilerin kot pantolon hariç istedikleri kıyafetlerle okula gelmesine olanak sağlayan çalışmayı şimdiden tepkilere neden oldu.
MEB'in internetten düzenlediği öğrenci kıyafetlerinin serbest olup olmamasına yönelik ankette istediği desteği bulan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, konuyu önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu gündemine getireceğini söyledi. OKULLAR PODYUMA DÖNER Karara en yüksek sesli tepki okul kıyafeti üreticilerinden geldi. Sektörden 3 milyon insanın ekmek yediğini belirten Levra Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Özcan, “Öğretmenler ders mi verecek yoksa çocuklarının kıyafetlerini mi denetleyecek. Bakanlığın sektörden bizim durumumuzdan haberi yok” diye konuştu. Altılar Giyim Genel Müdürü Adem Altan, kararın uygulanmaya geçmesiyle işsizler ordusuna yenilerinin katılacağını söyledi. Altan “Ülke ekonomisine katkı sunan yaklaşık 5 milyar dolarlık bir piyasa iflas eder. Öğrenci maddi durumu iyi değilse her gün aynı kıyafetle okula gidecektir. Sınıflar podyuma döner” dedi. TEK TİP DAYATMASI Eğitim sendikaları ise serbest kıyafet uygulamasını destekliyor. Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez, “Tek bir standarda ve renge endekslenmiş kılık kıyafet uygulamasından vazgeçilmesi yönündeki çalışmaları olumlu buluyoruz” açıklamasını yaptı. Demokrat Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı ise, “Tek tip öğrenci ve tek tip öğretmen profili eğitim psikolojisiyle bağdaşmaz” dedi. Psikologlor ne diyor? FORMA EZiCi FARKI ÖRTÜYOR Psikolog Sevgin Esemenli, okul üniformasının sosyo-ekonomik farkı kapattığını belirtti. Esemenli şunları söyledi: “Bir çocuk okula çok iyi marka kıyafetle gelirken diğeri daha farklı giysiyle gelecek. Çocuklar kendini bu durumda ezik hissedecektir. Bakanlık bu noktada durumu iyi olmayan ailelere giyim yardımı yapabilir.” KIYAFETi OLMAYAN NE YAPACAK? Prof. Dr. Arif Verimli ise kıyafeti olmayan çocukların “Neden benim bundan yok” fikrine kapılacaklarını belirtiyor. Verimli, “Çocuklar birbirlerinin kıyafetlerini inceler. Eğer kendisinde yoksa bu çocukta isyana neden olur. Kıskançlıklar artar. Bu durumda kalıcı psikolojik sorunlara yol açar” dedi. Prof. Verimli Türkiye'de evinde ekmek bulamayan kişilerin olduğuna dikkat çekerek karara karşı çıktığını belirtti. YOKSUL ÖĞRENCi DAHA ÇOK ÇALIŞIR Okullarda önlüğün kaldırılmasının yoksul ve zenginlik açısından gerginliğe neden olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan konuyu şu şekilde yorumladı: “Yoksul öğrencilerin kendilerini kötü hissetmesi olası bir risktir. Bu risk, varlıklı öğrencilerin onları anlama ve yardımına neden olabileceği, yoksul öğrenciyi daha çok çalışmaya itip motive edebileceği gibi bir olumlu etkiyi doğurması da mümkündür.” ESKİŞEHiR'DE DENENDi Eskişehir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Harun Karacan, üç yıl önce Eskişehir'deki okullarda haftada bir kez serbest kıyafet uygulamasının yapıldığını ve disiplinsiz davranışların artış gösterdiğini vurguladı. VELİLER KARŞI ÇIKIYOR Öğrenci velisi Ayşe Özdemir, anaokulunda bile çocukların birbirlerine 'Sen her gün aynı kıyafetle okula geliyorsun' dediklerini belirtti. Özdemir, “Çocuklar arasında marka rekabeti başlayacak, durumu iyi olmayan çocukları eziklik hissedecek” dedi. ÇUBUKÇU AÇIKLAYACAK Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, serbest kıyafet uygulamasına bu ay içinde son şeklinin verileceğini bildirdi. Anketle ilgili sonuçları da Bakan Nimet Çubukçu'nun açıklayacağı kaydedildi.
Gönderen
Adsız
zaman:
01:50
0
yorum
Etiketler: bakanlar kurulu, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, MEB, ortaokul, Öğrenciler, Üniversite, veliler
19 Nisan 2010 Pazartesi
Eliniz Cebinizde Üniversiteye Giremezsiniz...
YÖK Başkanı, üniversitelere sınavsız geçişin hiçbir sınava tabi olmadan yükseköğretime geçiş olarak algılanmaması gerektiğini söyledi.
YÖK Başkanı Prof. Dr.Yusuf Ziya Özcan, Türkiye Bilinçli Gençlik Projesi'nin tanıtım toplantısında gazetecilerin gündemdeki konulara ilişkin sorularını yanıtladı. Özcan'a, bazı bölümlere sınavsız geçiş yapılabileceği yönündeki açıklamaları hatırlatılarak, çalışmaların hangi noktaya geldiği soruldu. Söz konusu açıklamayı, "Ünal Yarımağan, bazı bölümlere sınavsız girileceğini söyledi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki soru üzerine yaptığını belirten Özcan, "Ben de o zaman şöyle söyledim: Ünal Yarımağan son derece haklıdır. Bu iyi bir sistemdir. Biz de bundan iki sene önce, bu türden hususları kendi aramızda düşünmüştük. Hatta bir iki kez de gazeteci arkadaşlara böyle bir şeyin mümkün olabileceğini söylemiştim. Çok iyi bir sistemdir. Sonunda gidilmesi gereken yol odur." diye konuştu. Bazı kişilerin sınavsız geçişi, 'herkesin elini kolunu sallayarak hiçbir belgesi, dokümanı olmadan belli bölümlere girebilmesi' olarak düşündüğünü söyleyen Prof. Dr. Özcan, şöyle devam etti: "Oysa sistem öyle çalışmıyor. Çok seçici bir şekilde çalışıyor. Dışarıdaki uygulamalarında bunu görürsünüz. Mesela, Almanya'da hukuk fakültesi için bu sistem uygulandı. İsteyenler müracaat ettiler. Birinci sınıfın sonunda onların pek çoğu sınıfta kaldı, okulu bıraktı. İkinci sınıfta elenenler, üçüncü sınıfta elenenler oldu. O bölüme sınavla girilseydi, aynı miktarda belki biraz daha fazla sayıda insan o bölümden mezun oldu." Türkiye'de rağbet gören bölümler olduğu gibi, tercih edilmeyen bölümlerin de bulunduğuna dikkat çeken Özcan, "Zaman zaman, ÖSS'den sonra kontenjanların dolmaması gibi bir zorlukla karşılaşıyoruz. Bizim bunu düşünmemizdeki ilk amaç, böyle dolmayan, çok tercih edilmeyen bölümleri açarsak, belki o bölümlerin dolmasına biraz yardım ederiz, şeklindeydi." ifadelerini kullandı. "ELİNİZ CEBİNİZDE BU OKULLARA GİREMEZSİNİZ" Bunun, hiçbir sınava tabi olmadan üniversiteye giriş olarak düşünülmemesi gerektiğinin altını çizen Özcan, "Sadece üniversite sınavı olmadan giriş diye düşünebilirsiniz. O takdirde, yine de bu bölümlere girmek için sizin lise not ortalamasına ya da hocalardan alınacak referans mektuplarına ya da değerlendirmeye alınacak herhangi bir kritere bakılır. Eliniz cebinizde bu okullara giremezsiniz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Yine de bir kaç kriter kullanmanız lazım." şeklinde konuştu. Taban puanların biraz aşağıya çekilmesi ile de böyle bir sonuca ulaşılabilineceğini ifade eden Prof. Dr.Yusuf Ziya Özcan, şunları dile getirdi: "Ama nihayetinde, Türkiye'nin gelmesi gereken yer budur. İnsanlar, elindeki belgeler ile hiçbir ÖSS türünde sınava girmeden, mesela eskiden olduğu gibi ülkemizde bir olgunluk sınavı olsaydı, o sınav sonuçları ile istedikleri bölüme müracaat etme; üniversitenin de istediği öğrencileri kabul etme imkânları olabilirdi. Zaten en iyi sistem öğrencinin gideceği üniversiteyi seçmesi, üniversitenin de kabul edeceği öğrenciyi seçmesidir. Bazı bölümlerin ÖSS olmaksızın girilmesini bu yüzden çok arzuluyorum. Sonunda bizi gitmek istediğimiz ana sonuca götürecek diye. Mesele bundan ibarettir." "SINAVI YILDA İKİ KEZ YAPABİLİRİZ" Bazı gazetelerde yorumcuların 'garip yorumlarını' okuduğunu dile getiren Özcan, "Meseleyi hiç anlamadıkları, dışarıdaki uygulamalardan haberdar olmadıkları o kadar ayan beyan ki. İnsan gazeteyi okudukça gülüyor." açıklamasını yaptı. Böyle bir sistemin Türkiye'de uygulanabilmesi için arz ve talebin eşitlenmesi gerektiğini kaydeden Özcan, "Biz henüz o noktaya gelmedik. O noktaya gelebilmek için birkaç yılımız daha var. Üç-dört yıl sonra, bir - iki yıl sonra, ne zaman bilmiyorum, o aşamaya gelirsek, o zaman bu türden tedbirleri, açılımları deneyebiliriz. O zaman deneyebileceğimiz başka şeyler de var. Mesela sınavı yılda iki defa yapabiliriz. Bu sınavda başarısız olan öğrencilerimize bir şans daha veririz. Altı ay sonra tekrar sınava girerler. Bunlar olmayacak şeyler değil. Ama bunların hepsi arz ve talebin eşitlenmesine bağlı olan çözümlerdir." dedi.
"BÖLÜMLER ARASI GEÇİŞ KOLAYLAŞTIRILDI"
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, değişen yatay geçiş yönetmeliği ile ilgili bir soru üzerine, öğrencilere üniversiteden önce istedikleri yere gitme imkânı verilmediğine dikkat çekti. Yönlendirme sürecinin Türkiye'de çok iyi işlemediğini kaydeden Özcan, "Bazı insanlar, 'Lisede insanlar çeşitli dallara gidiyor, bu bir yöneltmedir' diyor. Bu bir yöneltme değildir. Biz o seçimleri anne babamızın, etrafımızdaki eş dostun, sevdiklerimizin, referans diye kabul ettiğimiz insanların görüşleri istikametinde yapıyoruz." dedi.
Oğlunun da kendi yönlendirmeleri ile üniversitede bir bölüme gittiğini kaydeden Özcan, "Yoksa oğlumun kabiliyeti ile gerçekten sahip olduğu özelliklerle falan ilgisi olduğundan değil. Bütün veliler de hemen hemen böyle yapıyorlar." diye konuştu.
Danıştay'ın katsayı konusunda yaptığı itirazlarda, yöneltme meselesini sıkça ele aldığını belirten Özcan, "Yöneltme istiyorsanız, Almanya'ya gitmeniz lazım. İlkokuldan başlayarak, çeşitli kademelerde, size verilen testlerle ve derslerde gösterdiğiniz başarı sonuçları ile sizi gerçekten, akademik çalışmalara mı kabiliyetiniz var, oraya yönlendiriyor; mesleki çalışmaya mı kabiliyetiniz var, mesleki çalışmaya yönlendiriyor. Mesleki çalışma içinde hangi türden bir kabiliyetiniz var, hangi mesleği daha iyi yapabilirsiniz diye, bu sefer de meslek içi yöneltmelere başvuruyorlar. Son derece de güzel çalışıyor. " şeklinde konuştu.
"YENİ SINAV SİSTEMİ İLE YÖNLENDİRMEYİ KISMEN YAPIYORUZ"
"Öğrenciler kendi özelliklerine göre yönlendirilmeyince, bizim sonradan da olsa bir şey yapmamız gerekiyordu." diyen Özcan, yeni sınav sistemi ile bunun kısmen gerçekleştirildiğini aktardı.
Üniversiteye giriş sınavında test sayısını 18'e çıkartarak öğrencilerin hiç olmazsa istedikleri mesleğe gitmelerini kolaylaştıracak yönlendirme süreci koyduklarını dile getiren Özcan, "Sınav sisteminin getirdiği yeniliklerden biri de, sınavın içine konulan yönlendirme sistemidir." şeklinde konuştu.
Ancak bunun da, oldukça geç yapılan bir yönlendirme olmasından ötürü yeterli olmadığını vurgulayan Özcan, şöyle devam etti: "Faydalı bir şey ama faydası sonsuz değil. Meseleyi tamamen halletmiyor. O halde ne yapmamız lazım? Başka bir mekanizma daha kullanıp, hiç olmazsa öğrenciler üniversiteye girdikten sonra bu yönlendirmeyi yapalım. Yatay geçiş yönetmeliğimizde değişiklikler yaparak, bu bölümler arasındaki geçişi, üniversiteler arasındaki geçişi kolaylaştıralım. İşte yatay geçiş yönetmeliği ile yapılan budur."
Özcan, yatay geçiş ile ilgili öğrencilerin de şikâyetleri bulunduğuna dikkat çekti. Kanunen zorunlu olmasına karşın, her bölümün yatay geçiş kontenjanını ilan etmediğini ifade eden Özcan, "Bazı üniversiteler beş kişi alması gerekirken, bir- iki kişi alıyorlar. Bazıları, 'bunlar başka bir okuldan geldikleri için aynı mantalitede değiller, onun için başarısız oluyorlar mantığını kullanarak' hiç öğrenci almıyorlardı. Bazıları öğrencilere alıyor, 'bir sene deneme yılı olacak başarılı olursanız sizi kabul ederiz' gibi kanunda olmayan bir hakkı kullanıyorlardı. Bu da öğrencilerin eğitim süresinin uzamasına neden oluyordu. Bu hataları düzeltmek için de yeni bir yatay geçiş yönetmeliği çıkartıldı." dedi.
"KİMSE SINAV İÇİN MARDİN'DEN KIBRIS'A GÖNDERİLMEDİ"
Özcan, YGS'de iki matematik sorusunun hatalı olduğu yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine ise, konuyla ilgili Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan ile görüşeceğini söyledi.
Öğrencilerin, istemedikleri şehirlerde sınava girdiği yönünde çıkan haberleri de hatırlatan Özcan, konuyla ilgili bilgi aldığını aktardı. Öğrencilerin sınava girecekleri yer ile ilgili iki tercih yaptığını kaydeden Özcan, adayların sadece 25 bininin birinci tercihlerinde sınava giremediğini ifade etti. Bunlardan 7 bin adayın, ikinci tercihlerine yerleştirildiğini belirten Özcan, "17 bin tanesi için ise, onların girecekleri yer olmuyor. Okullardaki sınıf, sıra kapasitesi buna imkân vermiyor. O zaman yakın iller, mesela Mardin'den bahsediliyor. Mardin'deki öğrenciler Malatya, Kayseri gibi o kuşaktaki illere dağıtılıyor. Ama hiç kimse, Mardin'den Kıbrıs'a yollanmıyor. Hiçbir öğrenci Mardin'den Edirne'ye yollanmıyor. Öyle bir şey yok. Gazetede okuduğum iki örnek bunlardı. İkisi de yok. Bunlar zannediyorum provakatörlerin ortaya attığı sınava gölge düşürmek için söyledikleri sözlerdir." şeklinde konuştu. (Cihan)
Gönderen
Adsız
zaman:
08:46
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Öğrenciler, şırnakta ygs, Üniversite
2 Mart 2010 Salı
Öğrencilerden Üst Geçit Eylemi...
Öğrencilerin kullandığı cadde üzerinde üst geçit yapılmasını isteyen öğrenci ve veliler, Küçükçekmece yolunu trafiğe kapattı.
Altınşehir'de, öğrencilerin okula gitmek için kullandığı İstanbul Caddesi üzerinde üst geçit yapılmasını isteyen öğrenciler ve veliler, Küçükçekmece yolunu trafiğe kapatarak eylem yaptı. Yaklaşık bir saat boyunca Küçükçekmece ile Kayabaşı arasında işleyen yolu trafiğe kapatan öğrenci ve veliler metrelerce araç kuyruğu oluşmasına neden oldu. Yoldan zorla geçmeye çalışan araçların önüne atlayan eylemciler, "Her gün bu yolda kaza oluyor. Ne trafik ışığı var, ne de üst geçit ölüm tehlikesi ile çocuklarımızı okula götürmek istemiyoruz." diye konuştu.
Altınşehir İlköğretim Okulu'nda eğitim gören öğrenci ve veliler, okula giderken her gün yüzlerce aracın arasından geçmek zorunda kalıyor. Altınşehir meydanında yol düzenlemesi yapan yetkililer trafik ışığı koymayı unutunca araçların hızla ilerlediği yoldan karşı tarafa geçmek çevre sakinleri ve özellikle öğrenciler için kabus oldu. Her gün kazaların yaşandığı yoldan dün iki çocuk annesi bir kadının araç altında kalarak ağır yaralanması çevredekilerin sabrını taşırdı. Bugün öğle saatlerinde öğrencilerle birlikte Altınşehir Meydanı meydana gelen veliler ve çevre sakinleri yolu trafiğe kapatarak eylem yaptı. "Üst geçit istiyoruz" şeklinde slogan çevre sakinleri ve öğrenciler, "Yol düzenlemesi yapıldıktan sonra yayaların rahat bir şekilde karşıya geçmesi imkansız hale geldi. Trafik ışığı da konulmadı. Hızla geçen araçların arasından geçerek karşı tarafa geçmeye çalışıyoruz. Neredeyse her gün kaza oluyor. " diye konuştu. Bir saati aşan eylemin bitirilmesini ve yolun açılmasını isteyen sürücüler ile tartışan eylemciler, zorla geçmeye çalışan araçların önüne kendilerini atarak yetkililerin gelmelerini istedi. Eylem nedeniyle yolda uzun araç kuyrukları oluştu. Olay yerine gelen polis ekipleri de eylemci veli ve öğrencileri yolu açmaları konusunda ikna etmeye çalıştı. Takviye kuvvet isteyen polis, ve diğer yetkilileri üst geçidin en kısa sürede yapılacağını anlattı. Yağmurunda yağmaya başlamasıyla birlikte veli ve öğrenciler eylemlerine son vererek araçların geçmesine izin verdi.
Gönderen
Adsız
zaman:
05:42
0
yorum
Etiketler: Altınşehir İlköğretim Okulu, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Öğrenciler, Üniversite
Öğrencilerden Acil Durum Botu...
Denizcilik Anadolu Meslek Lisesi öğrencileri uluslararası nitelikte ve boyutta bir proje geliştirdi.
Çanakkale'nin Gelibolu ilçesindeki Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Anadolu Meslek Lisesi Deniz Araçları Yapımı Alanı Bölümü öğrencileri, gemilerde kullanılmak üzere "acil durum kurtarma botu" geliştirdi. Botu geliştiren öğrencilerden proje sorumlusu Ulaş Selimbagoviç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu çalışmayı Proje Tabanlı Beceri Yarışması için hazırladıklarını söyledi. Selimbagoviç, projede amaçlarının deniz kazalarında kullanılan can kurtarma araçlarını geliştirmek, daha kullanılabilir bir araç üretmek olduğunu belirtti. Danışman öğretmenleri Barış Güleç ve öğrenci arkadaşları Cihat Kaygın, Ali Ülker, Atakan Alp Dosdoğru, Fatih Ayvat ve Okan Oğral'la yaklaşık 6 aydır bu proje üzerinde çalıştıklarını ifade eden Selimbagoviç, "Günümüzde gemilerde kullanılan can kurtarma araçlarında açlık, susuzluk ve soğuk hava şartları nedeniyle can kaybı riski fazla oluyor" dedi. Dezavantajları düşünerek daha geniş bir ortamda, daha güvenli, soğuk, açlık ve susuzluğun giderilebileceği ve makine gücünün daha yeterli olacağı bir can kurtarma aracı geliştirmeye karar verdiklerini ifade eden Selimbagoviç, şöyle konuştu: "Bu araca mevcut geminin mutfağını, gıda maddelerinin bulunduğu kileri, soğuk hava depolarını ve acil durum jeneratörlerini koyduk. Bu şekilde hem gemiden tamamen bağımsız hem de geminin parçası olarak, alan ve hacim kaybı olmadan, herhangi bir acil durumda bu kısımları beraberimizde götürüp kaçabileceğimiz bir can kurtarma aracını yaptık. Bu can kurtarma aracının herhangi bir kaza anında arama kurtarma ekiplerini beklemesi gerekmiyor. Çünkü makine gücü onu en yakın kıyıya götürmesini sağlıyor. Projeyi geliştirirken geminin değişik batma senaryoları üzerinde çalıştık. Tersane ve bu meslekle ilgili herkese danıştık. Daha sonra geminin arkasına kızak sistemi koyarak aracımızı suya indirdik." Projenin uluslararası nitelikte ve boyutta olduğuna işaret eden Selimbagoviç, dünyada tüm gemilerin can kurtarma teçhizatlarını düzenleyen uluslararası birimler olduğunu, kendilerinin de bu birimlerin kurallarındaki dezavantajlar ve eksikliklerden yola çıkarak acil durum kurtarma botunu geliştirdiklerini sözlerine ekledi. Okul Müdürü Yavuz Gemici ise 2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı Proje Tabanlı Beceri Yarışması'na katılan projenin Çanakkale'de birinci olduğunu, Bursa'da düzenlenecek bölge yarışmasına katılacağını kaydetti.
Gönderen
Adsız
zaman:
05:41
0
yorum
Etiketler: Denizcilik Anadolu Meslek Lisesi, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Öğrenciler, Üniversite
22 Ocak 2010 Cuma
Öğrencilerin % 6,21'i Grip Aşısı Oldu...
Öğrenciler arasında domuz gribi aşısı olma oranının yüzde 6,21 olduğu bildirildi.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in yazılı soru önergesini cevapladı. Türkiye genelinde velilerce aşı olmasına razı gösterilen öğrencilerin oranının yüzde 6,21 olduğunu belirten Çubukçu, şunları kaydetti: "Ülkemizde bahse konu grip ile ilgili hususların Sağlık Bakanlığı'nın sorumluluğunda ve koordinesinde yürütüldüğü herkesçe bilinmekte olup konuya ilişkin olarak velilerin özgür iradeleriyle karar verdiği değerlendirilmektedir."
Gönderen
Adsız
zaman:
02:24
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, MEB, ortaokul, Öğrenciler, Üniversite
6 Ocak 2010 Çarşamba
Meslek Liseliyi Rahatlatacak Formül...
YÖK, 2 yıllık meslek lisesi mezunlarına kendi branşlarında yatay geçiş imkanı getiriyor.
Yeni sisteme göre, meslek yüksek okulu mezunu, 2 yıllık eğitiminin ardından 2 yıl daha okursa 4 yıllık lisans diploması alabilecek. Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın, “Meslek Yüksek Okulları'ndan mezun olanlara lisan yapma imkanı tanıyacağız” açıklaması, gözleri 2+2 sisteminin ayrıntılarına çevirdi. YÖK'ün hazırlıklarını sürdürdüğü çalışmaya göre; Meslek Yüksek Okulları'ndan mezun olanlar, kendi branşlarında 4 yıllık lisans diploması alabilecek. UZAKTAN EĞİTİM İMKANI YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay, “İşyeri Tabanlı Eğitim Sistemi” olarak adlandırdıkları yeni formülle, artık isteyen öğrencilerin 2 yıllık eğitimin ardından aynı branşta 2 yıl daha örgün eğitim alarak 4 yıllık lisans diploması alabileceklerini söyledi. 2 yıllık okuldan mezun olup çalışma hayatına atılanlar ise internet üzerinde uzaktan eğitim alarak lisans eğitimlerini tamamlayabilecekler. Prof. Günay, çalışmaların hızla sürdüğünü, yeni formülün en geç 1 yıl içinde uygulanmaya başlanacağını dile getirdi. Günay, yeni sistemin Meslek Yüksek Okulu'ndan mezun olanlara kendi branşlarında lisans eğitimi için yatay geçiş imkanı vereceğini belirtti. Yeni sistemle, bilgisayar bölümünden mezun bir Yüksek Meslek Okulu mezunu, Bilgisayar Mühendisliği okuyabilecek. KATSAYIYA 2+2 FORMULÜ Üniversiteye girişte uygulanan katsayıdan dolayı sadece Meslek Yüksek Okulu'nu tercih etmek zorunda kalan öğrencilerin önündeki engel de 2+2 formülüyle aşılacak. YÖK'ün ÖSS'de 0.02'ye indirdiği katsayı uygulaması nedeniyle, meslek lisesinin bilgisayar bölümünde okuyan bir öğrenci, bilgisayar mühendisliğini tercih ettiği taktirde puanı düşüyordu. Yeni formül, eski katsayı uygulamasından mağdur olanlara da 4 yıllık lisans diploması almanın yolunu açacak.
Gönderen
Adsız
zaman:
06:17
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, Lise Öğrencileri, Meslek Liseli, Meslek Yüksek Okulu, ortaokul, Öğrenciler, Üniversite
24 Eylül 2009 Perşembe
Andımız'ı Kaldırmak İçin Bir Çalışma Yok...
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk dersini "ayrımcılık" konusunda verdi.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, yaklaşık 15 milyon öğrenci ile 600 bin öğretmenin ders başı yaptığı 2009-2010 eğitim-öğretim yılının ilk dersini "ayrımcılık" konusunda verdi. Çubukçu Okullarda öğrenciler tarafından okunan 'Andımız'ın kaldırılması için bir çalışma içinde olmadıklarını belirtti. İstanbul Beşiktaş'taki İsmail Tarman İlköğretim Okulu'nda düzenlenen yeni eğitim-öğretim yılı açılış törenine katılan Çubukçu, ayrımcılık konusunu işlediğui dersin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin "Demokratik açılım çerçevesinde 'Andımız'ın kaldırılacağı" iddialarını" hatırlatması üzerine Çubukçu "Böyle bir çalışma yok. Olduğu zaman söyleriz" diye konuştu. Bu arada, 'Andımız'a yönelik itirazlar, okulların açılması dolayısıyla bazı sivil toplum örgütleri tarafından bir kez daha dile getirildi. Kurdi-Der Van Şubesi Başkanı Levent Ürün, Van'ın Hacıbekir Mahallesi'ndeki Dumlupınar İlköğretim Okulu önünde gerçekleştirdikleri eylemde, ana dilleri Kürtçe olan çocukların okullarda okudukları 'Andımız'da geçen 'Varlığım Türk varlığına armağan olsun' ile 'Ne mutlu Türküm Diyene' cümlelerinin değiştirilmesini istedi. Mazlum- Der Diyarbakır Şubesi de bir basın açıklaması düzenleyerek Anrımız'ın kaldırımsanı isteyerek Türkiye Cumhuriyeti, Türk etnik kimliğiyle bareber, otuzu aşkın diğer etnik kimlikleri barındıran çok kimlikli bir mozaiktir" dedi. BEN AYRIMCILIK GÖRMEDİM AMA... Çubukçu, verdiği ayrımcılık dersinde "Ben cinsiyetimden dolayı bir ayrımcılığa uğramadığım için bugün bu noktadayım. Bu ülkede benimle aynı şansa sahip olmayan sayısız kız çocuğu var" dedi. Okulların sırayı, dersi, bilgiyi, silgiyi, simidi, düşünceyi, sevinci, korkuyu, başarıyı paylaşmanın mekanı olduğunu söyleyen Çubukçu, "Çocukların, geleceğin Türkiyesi'nde ayrımcı unsurlar barındırmayan, bir başkasını ötekileştirmeyen, bireyler olmasını istiyorum" diye konuştu.
Gönderen
Adsız
zaman:
23:52
0
yorum
Etiketler: Andımız, Beşiktaş, Cumhuriyet, Çalışmak, Demokratik, Ders, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, Gazeteci, İstanbul, MEB, Milli Eğitim Bakanlığı, Okullar, Öğrenciler, Öğretmen, T.C
12 Haziran 2009 Cuma
Öğrencilerin Karne Heyecanı...
İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci, bugün karne alarak yaz tatiline çıkacak.
2008-2009 eğitim-öğretim yılı bugün sona erecek. İlköğretim ve liselerde öğrenim gören 15 milyona yakın öğrenci, 8 Eylül 2008'de başlayan eğitim-öğretim maratonunu tamamlayarak, yaklaşık 3.5 ay sürecek tatile başlayacak. İlköğretim 6. sınıf öğrencileri ise karne heyecanıyla sınav heyecanını ard arda yaşayacak. İlköğretim 6. sınıfta okuyan yaklaşık 1 milyon 100 bin aday, 13 Haziran Cumartesi günü Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) katılacak. SBS, tüm il merkezleri ile yurt dışında Lefkoşa, Trablusgarp, Riyad, Medine, Cidde, Aşgabat, Bakü ve Bişkek'de gerçekleştirilecek. SBS tüm sınav merkezlerinde Türkiye saatiyle 10.00'da merkezi sistemle aynı anda yapılacak. Sınavda adaylara 80 soru yöneltilecek ve 90 dakika süre verilecek. Lise son sınıf öğrencileri de hem mezun olmanın hem de 14 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek Öğrenci Seçme Sınavı'nın (ÖSS) heyecanını bir arada yaşayacak. Katılacakları sınavı kazanacak ilköğretim ve lise mezunları, kayıt ve tercih işlemleri dolayısıyla tatilde de yoğun tempoyu sürdürecek. 2009-2010 eğitim-öğretim yılı, Ramazan Bayramı'nın ardından 24 Eylül 2009 Perşembe günü başlayacak.
Gönderen
Adsız
zaman:
02:10
0
yorum
Etiketler: Eğitim, Karne, Karne Tatili, Öğrenciler, Öğretim, SBS
10 Mart 2009 Salı
Diyarbakır'lı Ayşe'yi Ağlattılar...
Diyarbakır'ın Çüngüş ilçesinde okumaya çalışan Liseli Ayşe, karşısında Bakan Eker'i görünce "derslerimiz boş geçiyor öğretmen istiyoruz" dedi, ama pişman ettiler.
Diyarbakır'ın Çüngüş İlçesi'nde 114 afet konutunun temelini atan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, “Sosyal devlet olmanın gereği, mağdur olan vatandaşlara en kısa zamanda yardım elini uzatmaktır” dedi. Eker'in ziyaret ettiği Çünküş Lisesi'nde öğrenci Ayşe Altundağ, branş öğretmenleri olmadığı için derslerinin boş geçmesinden yakındı. Bakan Eker'in sorunun giderileceğini söyleyip ayrılmasından sonra liseli Altundağ'ın öğretmenleri tarafından azarlandığı görüldü. AZAR YEDİ GÖZLERİ DOLDU Afet konutlarının temel atma törenini gerçekleştiren Bakan Eker ve beraberindekiler daha sonra sağlık ocakları ve okulları gezdi. Çüngüş Lisesi 10/B sınıfındaki öğrencielerden bilgi alan Bakan Eker'e öğrenciler sorunlarını iletti. Öğrencilerden Ayşe Altundağ, Eker'e, “Derslerimiz boş geçiyor. Branş öğretmenlerimiz yok. Bizim İstanbul'da, Diyarbakır'da öğrenim gören arkadaşlarımızdan ne farkımız var? Bizlerde onlar gibi öğrenim görmek istiyoruz” dedi. Bakan Eker öğrencilere en kısa sürede bu durumun giderileceğini belirterek sabırlı olmalarını kendisinin okuduğu yıllarda eğitim- öğretimin çok zor şartlar altında olduğunu söyledi. Bakan ve beraberindekilerin sınıftan ayrılmasının ardından Ayşe Altundağ'ın, Bakan Eker'e bulunduğu talepleri nedeniyle öğretmenleri tarafından azarlandı. Bu tepki karşısında liseli Ayşe Altundağ'ın gözlerinin yaşardığı görüldü.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:43
0
yorum
Etiketler: Çüngüş İlçesi, Diyarbakır, Öğrenciler
9 Şubat 2009 Pazartesi
Okullara 40 Bin Özel Güvenlikçi!
Okullara teknolojik unsurların girmesi hırsızların iştahını kabarttı. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı bunun formülünü de düşündü...
Gelişen teknoloji okulları adeta 'teknoloji üssü' haline getirdi. Birçok okulda teknoloji sınıflarının yanında, görsel eğitim için sinevizyon sistemleri kuruldu. Eğitim için yapılan bu yatırımlar hırsızların iştahını kabarttı. Son dönemde eğitim kurumlarında yaşanan hırsızlık olaylarında büyük artış yaşanmaya başladı. Öğrencileri tehdit eden diğer bir unsur ise uyuşturucu. Özellikle büyük şehirlerde okulların önünde uyuşturucu satışı yapan tacirlere karşı polisin aldığı önlemler yetersiz kaldı. Eğitimi tehdit eden üçüncü önemli faktör ise şiddet. Gerek öğrenciler arasında gerekse okul dışından gelen grupların karıştığı olaylarda çok sayıda öğrenci yaralandı. Okul idarecileri ve öğretmenler de şiddetten payını aldı. Okulları tehdit eden bu asayiş olaylarına karşı Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir projeyi hayata geçirmeyi kararlaştırdı. Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın, valilere gönderdiği yazıyla bakanlığa bağlı okul ve kurumlarda yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi için güvenlik görevlisi istihdam edilmesinin planlandığını duyurdu. Bakanlığın yazısı üzerine illerde çalışma yapan valilik, tüm kurumlar için biri gece diğeri gündüz olmak üzere iki güvenlikçi talebinde bulundu. Vali başkanlığında toplanan İl Güvenlik ve Koordinasyon Kurulu'ndan çıkan izin sonrası ihtiyaç duyulan güvenlikçi sayıları bakanlığa iletildi. Sayısı yaklaşık 40 bin olacak özel güvenlikçilerin hangi şartlarda istihdam edileceği önümüzdeki günlerde belli olacak. Maliye Bakanlığı'nın ayıracağı bütçeye göre özel güvenlik kadrosunun belirleneceğini söyleyen Genel Müdür Yalçın, şunları söyledi: "Bakanlığımız okullarda yaşanabilecek olumsuzlukları ortadan kaldırmak için güvenlikçi istihdam edecek. Eğitim kurumlarımızdaki güvenlikçi ihtiyacımızın tespiti için illerden taleplerini istedik. Valilerimizin onayı ile talepler bize bildirilmeye başlandı. Maliye Bakanlığı ve bütçe imkânlarına göre güvenlikçi istihdamı yapılacak. Verilen kadro illere dağıtılacak." Milli Eğitim müdürleri karardan memnun Hidayet Yıldırım (Afyonkarahisar): Güvenlikçi istihdamı ile ilgili çalışmaları tamamladık. Talep ettiğimiz 685 özel güvenliğin faydalı olacağına inanıyorum. Mesut Ayrıksa (Kırşehir): Karar son derece isabetli. 407 güvenlikçi, başta hırsızlık olmak üzere birçok konuda fayda sağlayacak. Yusuf Sezer (Düzce): Bakanlıktan istediğimiz 346 görevli hem bizi hem de velilerimizi rahatlatacak. Sebahattin Gamsız (Yozgat): 230 okulda görevlendirilmek üzere 460 personel istedik. Yozgat'taki okullarda şiddet olayları yok denecek kadar az. Bizim isteğimiz, çok az da olsa yaşanan olayların tamamen önüne geçilmesi.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:32
0
yorum
Etiketler: Devlet Okulları, MEB, Milli Eğitim Bakanlığı, okul, Öğrenciler, Öğretmen
Öğrenciler Oy İçin Memlekete Gitmeyecek...
Yüksek Seçim Kurulu 29 Mart'taki yerel seçimlerde oy kullanacak öğrencilerin okudukları şehirde oylarını kullanmalarına imkân tanıdı.
29 Mart'taki yerel seçimlerde 48 milyon seçmen sandık başına gidiyor. Bunun 2 milyonu, 18 yaşını yeni dolduran gençlerden oluşuyor. Yüksek Seçim Kurulu ise bu seçimde ilk kez oy kullanacak gençlerin, vatandaşlık görevini yerine getirmesini kolaylaştıracak kararlar aldı. Kurul, üniversite öğrencilerinin memleketlerine gitmeden okudukları şehirde oylarını kullanmalarına imkân tanıdı. Öğrencilerin, öğrenim gördükleri yerlerdeki seçim kurullarına başvurmalarının yeterli olacağını duyurdu. Toplam seçmenin yüzde 5'ini oluşturan genç seçmen kitlesi, partilerin de iştahını kabartıyor. Adaylar, büyüyen oy pastasından daha fazla pay kapmak için çeşitli vaatlerde bulunuyor. Ancak bu hiç de kolay olmayacak. Çünkü 'şehirli ve eğitimli' genç seçmen, ne istediğini çok iyi biliyor. Kendilerine hitap eden gerçekçi projeleri önemsiyor. Gençler, akranlarına 'Temsilcilerimizi seçmek için mutlaka oy kullanmalıyız.' çağrısında bulunuyor. Genç seçmen oyları sonuçları etkileyecek 29 Mart'ta, iki milyonu bulan genç seçmen oyları birçok yerde belirleyici olacak. Partiler gözünü bu kitleye dikerken, gençlerin, yerel seçimlere katılım oranını da yükseltmesi bekleniyor. Yerel seçimlerde ilk kez oy kullanacak 2 milyon genç seçmen, 28 Mart 2004'te yapılan mahalli seçimlerde 13, 2007'deki genel seçimlerde ise 16 yaşındaydı. Toplam seçmenin yüzde 5'ine tekabül eden bu kitle, partilerin iştahını kabartıyor. Adaylar, büyüyen oy pastasından daha fazla pay kapmak için çeşitli vaatlerde bulunuyor. Ancak bu, hiç de kolay olmayacak. Çünkü 'şehirli ve eğitimli' yeni seçmen, ne istediğini iyi biliyor. Uçuk vaatlere gülüp geçiyorlar. Daha çok kendilerine hitap eden gerçekçi projeleri önemsiyorlar. Bu yüzden 29 Mart gününü iple çekiyorlar. Adaylarda aradıkları en önemli kıstas ise dürüstlük. Üniversite öğrencisi Yasin Çolak ve Mesut Gül, kendisine hizmet edecek yöneticileri belirlemek için mutlaka sandık başına gideceğini vurguyor. Yunus Doğan, gençlere yönelik hizmetlerin artırılmasını talep ediyor. Tuna Özdemir'in seçeceği yerel yöneticiden en önemli beklentisi burs ve dil eğitimi imkanı. Talepleri farklı olsa da amaçları aynı. Hür iradeleriyle kendi idarecilerini seçmek. Bu yüzden akranlarına 'mutlaka oy kullanmalıyız.' çağrısında bulunuyorlar. 29 Mart'ı iple çekiyorlar Ütopik vaatlerden sıkıldık Yunus Doğan (20) Seçim yaklaştığında ütopik vaatlerde bulunan, ardından da rehavete kapılan yöneticilerden sıkıldık. Seçeceğim başkandan dürüst çalışmasını, gençlere yönelik hizmetleri artırmasını bekliyorum. Bütün akranlarım oy kullanmalı Ahmet Yener (20) Halka hizmet edecek, sorumluluklarını bilen bir başkan istiyorum. Sonuçta gençlere de hizmet edecek. Akranlarımı oy kullanmaya davet ediyorum. Adayın partisi değil, icraatı önemli Can Noyan (19) Hangi adaya oy vereceğimi belirledim. Şu ya da bu parti önemli değil. Semtimizi güzelleştirsin yeter. İlk oyum için sabırsızlanıyorum Emre Berber (18) İlk oyumu kullanmak için gerçekten sabırsızlanıyorum. Sistem karşıtı olanların oy kullanmamasını ise anlamıyorum. Sisteme karşıysan kendine yakın olanı seçeceksin. Kendi adayımı seçmek istiyorum Ozan Balpetek (19) Kesinlikle oy hakkımı kullanacağım, çünkü her insan gibi kendi fikir ve görüşümden birilerinin yönetime gelmesini istiyorum. Seçilecek başkan dürüst olmalı Yunus Güneş (19) 29 Mart'ta sandığa gideceğim. Seçilecek kişiden dürüst ve yararlı çalışmasını bekliyorum. Adayı da halk belirlemeli Zeynep Pekiner (19) Kimin başkan adayı olacağını da halk seçmeli. Böylece partiye değil şahsa oy verilmiş olur. Oy kullanma bilinci oluşturulmalı Kemal Kaya (20) Amerika'da çizgi filmlerde bile oy kullanma bilinci oluşturulmaya çalışılıyor. Ülkemizde de bu bilinci oluşturacak yayınlar yapılmalı. Oy kullanma, çok kıymetli bir hak Tuna Özdemir (19) Mutlaka oyumu kullanacağım. Çünkü oy kullanma hakkı çok kıymetli. Yöneticileri kendim seçmek istiyorum. Seçilecek başkandan ilk beklentim ise öğrencilere burs ve dil eğitimi imkanı sağlaması.
16 Ocak 2009 Cuma
Öğrenciler Soğuktan Buz Tuttu
Ardahan'da soğuk hava nedeniyle sabah okula gitmek isteyen öğrenciler zor anlar yaşadı.
Öğrencilerden bazılarını velileri okula getirirken, bazı öğrencilerin kaşlarının buz tuttuğu görüldü. Öğrenciler, soğuklardan etkilendiklerini ifade ederek, okula gitmekte zorlandıklarını dile getirdi. Araçları çalışmayan bazı sürücüler akü takviyesi yaptı. Meteoroloji Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, gece en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında 24 derece olarak ölçüldü.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:09
0
yorum
Etiketler: Ardahan, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Hava Durumu, Hava Şartları, Kar Tatili, Karlı Hava, Öğrenciler, Soğuk
İki Liselinin Dağa Çıkma Planı...
Mardin'de PKK'ya katılmak üzere evden ayrılan 2 lise öğrencisi, gece sabaha kadar yağmur altında kalınca eve geri döndü.
Mazıdağı'nda lise öğrencileri H.K (18) ve D.Y (17), kötü olan dersleri nedeniyle sınıf arkadaşlarının kendileriyle alay ettiklerini gerekçe göstererek, terör örgütü PKK'ya katılmaya karar verdi. Topladıkları 125 TL ile 2 adet kuru sıkı tabanca alan lise öğrencileri H.K ve D.Y, terör örgütüne katılmak üzere evden ayrılarak kırsal alana gitti. YAĞMURDA ISLANINCA VAZGEÇTİLER Bir arazide palamut ağacı altında geceyi geçirmeye çalışan lise öğrencileri, sabaha kadar yağan yağmur nedeniyle ıslanınca eve dönmeye karar verdi. ARAZİ ŞARTLARI ÇOK ZORMUŞ Ailenin durumu jandarmaya bildirmesi üzerine, H.K. ve D.Y. eve dönüş yolunda gözaltına alındı. H.Y. ve D.Y, verdikleri ifadede, arazi şartlarının çok zor olduğunu anlamaları üzerine terör örgütüne katılmaktan vazgeçtiklerini anlattıkları bildirildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı incelemede H.Y ve D.Y hakkında takipsizlik kararı verdi.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:08
0
yorum
Etiketler: lise, Lise Öğrencisi, Mardin, Mazıdağı Lise, okul, Öğrenci, Öğrenciler, PKK
8 Ocak 2009 Perşembe
ÖĞRENCİ SERVİSİ BUZLANAN YOLDA TAKLA ATTI: 5 YARALI
Sakarya'nın Geyve İlçesinde İlköğretim Okulu Öğrencilerini Taşıyan Minibüsün Buzlanan Yolda Kayıp Takla Atması Sonucu Meydana Gelen Kazada 5 Öğrenci Yaralandı.
Sakarya'nın Geyve ilçesinde ilköğretim okulu öğrencilerini taşıyan minibüsün buzlanan yolda kayıp takla atması sonucu meydana gelen kazada 5 öğrenci yaralandı.
Alınan bilgiye göre, D-650 karayolunun Alifuatpaşa beldesi girişindeki kazada, Geyve ilçesine bağlı Örencik köyünden aldığı 19 öğrenciyi taşımalı eğitim sistemi kapsamında Alifuatpaşa Cumhuriyet İlköğretim Okulu'na götüren Muammer Kanbur (50) yönetimindeki 54 TL 699 plakalı öğrenci servisi, bir akaryakıt istasyonundan yola akan suyun buzlanması sonucu kontrolden çıktı. İddiaya göre, buzlanma nedeniyle kaza yapan araçlara çarpmamak için sürücünün direksiyonunu kırdığı servis minibüsü kayarak takla attı.
Kazada minibüsteki öğrencilerden Duygu Yılmaz (11), Nurdan Kanbur (13), Bahadır Kanbur (12), Furkan Ören (12) ve Büşra Yıldız (13) yaralandı. Yaralı öğrenciler Alifuatpaşa'dan gönderilen 112 ambulansıyla Toyotasa İlk Yardım ve Travmatoloji Hastanesi'ne kaldırıldı. Yaralı öğrencilerin kazanın şokuyla ağladıkları görüldü. Kazayı haber alan öğrenci velileri ise hastaneye gelerek çocukları hakkında bilgi almaya çalıştı. Kazayla ilgili başlatılan soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
Gönderen
Adsız
zaman:
01:18
0
yorum
Etiketler: Çocuk, Devlet Okulları, İlköğretim, Kaza, Minibüs, okul, Öğrenci, Öğrenciler, Sakarya, Servis
7 Ocak 2009 Çarşamba
Öğrencilerden Örnek Davranış....
Adapazarı'nda Ahmet Akkoç İlköğretim Okulu 5/A öğrencisi İncifer Baştan ve Nursera Gümüşel, Gazze için topladıkları 400 TL'yi Kızılay yetkililerine teslim etti.
Sınıf öğretmeni Ali Kara, Filistin'de yaşanan savaştan herkes gibi çocukların da etkilendiğini belirtti. Öğrencilerin konuya çok duyarlı davrandıklarını ifade eden Kara, "İki öğrencimiz Gazze'de yaşayanlar için yardım kampanyası başlattı. İki gün boyunca öğrencilerden 400 TL topladılar." diye konuştu. İncifer Baştan ise Filistin'de yaşananları televizyonlardan izlediğini ve çok etkilendiğini belirterek, "Öğretmenlerimden izin aldım. Filistin'de zor durumda kalan insanlara az da olsa bir para topladık. Para Kızılay aracılığıyla Filistinlilere ulaştırılacak." dedi.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:00
0
yorum
Etiketler: Adapazarı, Ali Kara, Davranış, Filistin, İlköğretim, Kızılay, Öğrenciler, Örnek, Para, Sınıf Öğretmeni
5 Ocak 2009 Pazartesi
Türk Öğrenciler ABD'de Yarışıyor...
Çocuklara bilim ve teknolojiyi sevdirmek, zihinsel gelişimlerine yardımcı olmak amacıyla düzenlenen FIRST Lego Ligi Robotik turnuvalarının sekizincisi ABD'de start aldı.
New Hampshire eyaletinin Manchester kentindeki müsabakalarda aralarında Türk öğrencilerin de bulunduğu 42 bin genç ter döküyor.
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)'nın teknik desteğini verdiği ve sponsor olduğu yarışmalarda, Türkiye'nin yanı sıra ABD, Brezilya, Kanada, Şili, Almanya, İsrail, Meksika, Hollanda, Filipinler ve İngiltere'den öğrenciler projelerini ortayla koyuyorlar.
1998'den bu yana devam eden ve her yıl belirlenen tema doğrultusunda Lego setlerini kullanarak robotlar tasarlayan çocukların bu yıl ki teması "Delilik". Southern New Hampshire üniversitesindeki yarışmalarda 1686 takım mücadele ediyor ve başarılı olan ekiplere 9 milyon doların üzerinde burs imkanı sağlanıyor.
FIRST kurumu yetkilisi Dean Kamen, NASA'nın 40 yıl önceki Apollo 11 projesiyle nesillerin hayallerine yön verdiğini, robot yarışmalarıyla kendilerinin de bu ileri teknolojiyi kutladıklarını ve kreatif düşüncelere ilham kaynağı olduklarını söyledi.
Bu yılki yarışmalarda oyuncular dizayn ettikleri robotlarla 2 dakika 15 saniye içerisinde 9 büyük topu belirtilen hedeflere rakiplerinden önce taşımaya çalışacak. Takımların motor, batarya, kontrol sistemi ve karışık otomasyon sistemlerini uygun bir şekilde yerleştirerek robotlarını tamamlamaları için 6 haftaları var.
Uluslar arası bir program olan FIRST Lego ligi, ilk olarak 1998 yilinda ABD'de bir pilot uygulama olarak ortaya çıktı. Kurumun faaliyetleri, Türkiye'nin de yer aldığı 36 ülkede uluslararası boyutta gerçekleşiyor. Projeye 70 bin öğrenci katılıyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:09
0
yorum
Etiketler: ABD, FIRST Lego Ligi, Hampshire, Manchester Kenti, NASA, New Hampshire Üniversitesi, Öğrenciler, Türk, Uluslar arası, Üniversite
2 Ocak 2009 Cuma
Kitap Okuma Eylemi...
Kitap okumayı yaygınlaştırmak amacıyla düzenlenen “Türkiye Okuyor” kampanyası kapsamında bir grup emekli öğretmen ve öğrenci “eylem” yaptı
Öğretmen ve öğrenciler, üzerinde “Ankara Okuyor”, “Okumak Yaşamaktır”, “Okuyorum, Öğreniyorum, Mutluyum” yazılı önlüklerle Kızılay'daki metro istasyonunda kitap okudu.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:51
0
yorum
Etiketler: Ankara, Ankara Okuyor, İstasyon, Kampanya, Kitap, Metro, Okumak, Okumak Yaşamaktır, Öğrenciler, Öğretmen, Türkiye, Türkiye Okuyor
Matematik, Çizgi Film ile Sevdirilecek...
Anadolu Üniversitesi'nin (AÜ), matematiği 7'den 70'e her kesime sevdirmek amacıyla hazırladığı Karagöz ve Hacivat çizgi filmi gösterime giriyor.
AÜ Rektörlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, İngiltere'de öğrencilerin istekleri doğrultusunda 1990'da ders sayısı azaltılan, ancak 2001'de araştırmaların ve yeniliklerin azaldığı gözlenince yeniden ders sayısı çoğaltılan matematiğin Türkiye'de de bazı çevrelerce anlaması zor derslerden biri olarak değerlendirilmesi üzerine AÜ Rektörlüğü'nün önerisi üzerine bu yönde çalışma başlatıldı.
Matematiğin, tabiatın ve bilimlerin dili olduğu, bu dilin yanlış söylemler ve yaklaşımlar nedeniyle insanların üzerinde ters etki yarattığı düşüncesiyle Fen Fakültesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahin Koçak, önce matematiğin sevdirilmesi amacıyla, bu bilimin nasıl ortaya çıktığı ve ne işe yaradığı konusunda gerikli materyalleri topladı.
Prof. Dr. Koçak, geçen yıl ''Karagöz Akademisi'' adıyla proje hazırladı ve Türkiye'nin öz değerlerinden Karagöz ve Hacivat'ın baş rollerinde olacağı bir çizgi film hazırlanmasına karar verildi.
Güzel Sanatlar Fakültesi animasyon ve tiyatro bölümlerinde görevli sanatçılar ile İletişim Bilimleri Fakültesi sinema ve televizyon bölümü öğretim elemanları ile öğrencilerinin katkılarıyla önce bir-iki bölüm deneme çizgi film hazırlandı. Deneme çizgi filmler, 7'den 70'e her kesimden birçok kişiye izletildi. Düşünceleri sorulan bu kişilerin çoğunluğunun matematiğin korkulacak bir alan olmadığı konusunda fikir beyan ettikleri saptandı.
Matematik nasıl ortaya çıktı, ne işe yarar, dünyayı ve evreni anlamaya nasıl yardımcı oluyor gibi konuları Karagöz ve Hacivat'ın tartışmaları eşliğinde anlatmaya çalışan Prof. Dr. Şahin Koçak ve proje ortağı akademisyenler, belirledikleri konuları her biri 25 dakika olarak 13 bölüm çizgi film çektiler.
Hazırlanan çizgi filmler, 5 Ocaktan itibaren her pazartesi önce üniversitenin yayın organı TVA'da, daha sonra da bazı ulusal televizyon kanallarında yayımlanacak.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:46
0
yorum
Etiketler: Anadolu, Anadolu Üniversitesi, AÜ, Çizgi Film, Güzel Sanatlar, Hacivat, İngiltere, Karagöz, lise, Matematik, okul, Öğrenciler, Üniversite