Matematik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Matematik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2009 Perşembe

Online Matematik Soru Bankası Açıldı

Türkiye'nin ilk online çözümlü soru bankası matematikteson.com açıldı. Aşağıda listelenmiş konulara ait yüzlerce teste ulaşabileceğiniz site kağıt kullanımını azaltarak doğayı korumaya destek olmayı da amaçlıyor.


MATEMATİK 1 SORULARI

1 Sayılar
1. Doğal Sayılar (5 test)
2. Bölünebilme (4 test)
3. Obeb-Okek (3 test)
4. Taban Aritmetiği (2 test)
5. Faktöriyel (2 test)
2 Rasyonel Sayılar
1. Rasyonel Sayılar (4 test)
3 Üslü sayılar
1. Üslü sayılar (6 test)
4 Köklü Sayılar
1. Köklü Sayılar (6 test)
5 Sıralama, Mutlak Değer
1. Sıralama, Mutlak Değer (5 test)
6 Birinci Dereceden Denklemler
1. Birinci Dereceden Denklemler (4 test)
7 Oran-Orantı
1. Oran-Orantı (4 test)
8 Problemler
1. Sayı Problemleri (4 test)
2. Yaş Problemleri (2 test)
3. Yüzde-Kar-Zarar-Faiz (5 test)
4. Karışım Problemleri (2 test)
5. İşçi-Havuz Problemleri (3 test)
6. Hareket Problemleri (2 test)
9 Kümeler
1. Kümeler (5 test)
10 Fonksiyon
1. Fonksiyon (10 test)
11 İşlem-Modüler Aritmetik
1. İşlem-Modüler Aritmetik (7 test)
12 Çarpanlara Ayırma
1. Çarpanlara Ayırma

MATEMATİK 2 SORULARI
1 Polinomlar
1. Polinomlar (5 test)
2 İkinci Dereceden Denklemler
1. İkinci Dereceden Denklemler (5 test)
2. Eşitsizlikler (2 test)
3. Parabol (4 test)
3 Permutasyon, Kombinasyon, Olasılık, Binom
1. Permutasyon-Kombinasyon (7 test)
2. Olasılık (5 test)
3. Binom (3 test)
4 Trigonometri
1. Trigonometri (9 test)
5 Karmaşık Sayılar
1. Karmaşık Sayılar (4 test)
6 Logaritma
1. Logaritma (11 test)
7 Diziler-Seriler
1. Diziler-Seriler (5 test)
8 Toplam-Çarpım Sembolü
1. Toplam-Çarpım Sembolü (8 test)
9 Matris-Determinant
1. Matris-Determinant (4 test)
10 Özel Tanımlı Fonksiyon
1. Mutlak Deger Fonksiyonu (1 test)
2. Parçalı Fonksiyon (1 test)
11 Limit ve Süreklilik
1. Limit ve Süreklilik (3 test)
12 Türev
1. Türev Kuralları (5 test)
2. Türev-Limit İlişkisi (0 test)
3. Türevin Geometrik Uygulamaları (1 test)
4. Maksimum-Minimum Problemleri (0 test)
13 İntegral
1. Belirsiz İntegral (0 test)
2. Belirli İntegral (0 test)
3. Alan-Hacim İlişkisi (0 test)

29 Nisan 2009 Çarşamba

Karmaşık Problemlere Kolay Çözümler...

Denizli Özel Servergazi Fen Lisesi öğrencileri, matematikte çözülmesi zor olan birçok problemi, 'Fibonacci dizisi' kullanarak anlaşılır hale getirdi.

TÜBİTAK'ın Antalya'da düzenlediği proje yarışmasına katılan Abdullah Özer ve Kemal Ünlü, bölge birincisi ve Türkiye finalisti oldu. Projenin rehber öğretmeni Kurbani Kaya, Fibonacci sayılarına doğada çok sık rastlandığını belirtti. Bu sayıların Pascal veya Binom üçgeninde, Mimar Sinan'ın eserlerinde ya da Da Vinci'nin resimlerinde görüldüğünü kaydeden Kaya, "Fibonacci dizisinin altın örnekleri Selimiye ve Süleymaniye camilerinin kubbe ve minarelerinde gözlenebilir." diye konuştu.

22 Nisan 2009 Çarşamba

Matematik Şampiyonu İskenderun'dan

OYAK Grubu’nun yedincisini düzenlediği Liselerarası Matematik Yarışması’nın 2009 yılı şampiyonu İskenderun Tosçelik Fen lisesi oldu.

OYAK Grubu'nun yedincisini düzenlediği Liselerarası Matematik Yarışması'nın 2009 yılı şampiyonu İskenderun Tosçelik Fen lisesi oldu. 15 Kasım 2008'de 17 ilde düzenlenen il birinciliği sınavlarına katılan 1972 öğrenci arasından İskenderun Tosçelik Fen lisesi ekibi 33.6 puan alarak şampiyonluğu yakaladı. Yarışmada ikinciliği Sivas Fen Lisesi, üçüncülüğü de Batman Fen Lisesi aldı. OYAK Grubu'nun bu yıl yedincisini gerçekleştirdiği yarışmanın birinci etabı 15 Kasım 2008 tarihinde Adana, Balıkesir, Batman, Bolu, Düzce, Hatay, Kahramanmaraş, Kırıkkale, Manisa, Mardin, Ünye, Rize, Sakarya, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Zonguldak illerinde eş zamanlı gerçekleştirildi. 20 Nisan 2009'da ise TÜBİTAK tarafından hazırlanan sorular ile İTÜ Gümüşsuyu Kampüsü'nde 17 ilin birincileri kendi aralarında şampiyon okulu belirlemek için yarıştılar. 17 – 21 Nisan tarihlerinde il birincisi okulların öğrencileri, ekip lideri öğretmenleri ve okul müdürleri aileleri ile birlikte İstanbul'da OYAK Grubu'nun misafiri olarak ağırlandı. Dört günlük program boyunca İstanbul'un tarihi ve kültürel yerlerinin gezen öğrenciler Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi kampüslerini de ziyaret etti. 20 Nisan gecesi Swiss Otel'de yapılan ödül töreninde yarışmaya katılan tüm öğrencilere çeşitli hediyeler dağıtılırken, şampiyon okula 15 bin TL değerinde karma labarotuar kurulması, öğrenci, öğretmen ve okul müdürüne 1000 TL değerinde 1'er kese altın ve başarılı öğrencilerin ailelerine de 1000 TL değerinde hediye çeki verildi. Ödül töreninin açılışında bir konuşma yapan OYAK Otomotiv ve Çimento Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Celal Çağlar, OYAK Çimento Grubu olarak 2002'den beri her yıl Liselerarası Matematik Yarışmaları düzenlediklerini belirterek “Bir ülkenin kalkınmasında bilimin, matematiğin önemi tartışılmazdır ama biz hâlâ ülkemizde bilimsel kalkınmanın önemini yeterince anlayabilmiş değiliz. Bu durumda bizlere çok önemli bir görev düşüyor, birilerinin çıkıp gençlerimize, toplumumuza yol göstermesi gerekiyor” dedi. “KALKINMA FELSEFESİNE İHTİYAÇ VAR”Çağlar konuşmasında, matematiğin kalkınmanın dayanağı, teknolojik kalkınmaya olanak sağlayan temel bilimlerin esası olduğunu ifade ederek özetle şu görüşleri dile getirdi: “Bu gerçeğe rağmen görüyoruz ki ülkemizde matematik bilmemenin bir eksiklik olduğunu düşünen sayısı çok az. Aksine matematik bilmemenin sıradan bir durum olduğunu düşünüp kolayca matematikten kaçmayı tercih ediyorlar. Toplumsal bazda gerçekleşen tüm olaylara karşı sinik yaklaşımımız ve kolay inanışımıza kadar pek çok durum matematiksel düşünmeyi bilmeyişimizden; her şeyi sorgulamadan, kanıt aramadan kabul edişimizden kaynaklanıyor. Eğitim, sağlık, yönetim, adalet, araştırma, geliştirme ve buluş çalışmalarında dünya standartlarının çok gerisindeyiz..Kitlelerin anlayabileceği, prensip ve hedefleriyle kaynaşabileceği bir kalkınma felsefesine ihtiyacımız vardır ve hiç şüphesiz ki bu felsefe matematik temelli olmalıdır”

21 Şubat 2009 Cumartesi

ÖSYM'den ÖSS Açıklaması!

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, yeni sınav sistemiyle farklı programlara göre farklı puanlama oluşturacaklarını belirtti.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, yeni sınav sistemiyle farklı programlara göre farklı puanlama oluşturacaklarını belirterek, "Böylece seçme ve yerleştirmenin daha etkin ve daha verimli olmasını sağlayacağız" dedi. Okan Üniversitesinin Akfırat Kampüsü'nde okul ve dershane yetkilileri ile "Değişen ÖSS Sistemi ve ÖSS 2010" adlı konferansta bir araya gelen Yarımağan, toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. 2010 yılında uygulanacak yeni üniversite giriş sınav sistemi ile ilgili bilgi veren Prof. Yarımağan, sistemin detayları belli olmamakla birlikte ana çerçevesinin belli olduğunu bildirdi. Yarımağan, giriş sınavının Nisan ayının başlarında Yüksek Öğrenime Geçiş Sınavı (YGS) ve Haziran ayı sonunda Lisansa Yerleştirme Sınavı (LYS) adlarıyla iki aşamalı şekilde gerçekleşeceğini, ilk aşamada sözel, sayısal, eşit ağırlıklı puan türlerinde mevcut hesaplamadaki gibi 165 gibi bir baraj puanının üzerinde başarı elde edenlerin ikinci aşamaya girebileceklerini söyledi. Birinci aşamadaki sınavda alınan dereceyle Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) programları, meslek yüksek okulları ile bazı lisans programlarına girilebileceğini kaydeden Yarımağan, meslek yüksek okullarına sınavsız giriş için çalışmaların devam ettiğini de hatırlattı. Yarımağan, ders düzeyinde başarıyı ölçecek ikinci aşamada girmek istedikleri programla ilgili sınavlara katılacak öğrencilere "Matematik/Geometri", "Fen Bilimleri", "Türk Edebiyatı Dil Anlatım/Coğrafya", "Sosyal Bilimler" ve "Yabancı Dil" testlerini içeren 5 sınav sunulacağını ifade etti. İkinci aşamada, Türkçe Sosyal (TS), Türkçe Matematik (TM) ve Matematik Fen (MF) gibi 3 alanın her birinde birden fazla puan türü hesaplanacağını, örneğin Tıp Fakültesine girmek isteyen öğrencinin hesaplanan bir MF puanında Fizik ve Matematik yerine Biyoloji ve Kimya'nın ağırlıklı olacağını kaydeden Yarımağan, "Farklı programlara göre puanlama oluşturacağız. Böylece seçme ve yerleştirmenin daha etkin ve daha verimli olmasını sağlayacağız" diye konuştu. Ünal Yarımağan, MF, TM ve TS olarak belirlenen 3 grubun her birinde 15-20 adet puan türünün, yabancı dil grubunda da girilecek programın ağırlığına göre birkaç puan türünün hesaplanabileceğini bildirdi. İleride üniversitedeki her programın kendi puan türünün de olabileceğini belirten Yarımağan, "6 bin programın 6 bin puan türü olabilir. Her program, kendi öğrenci profilini seçebilir" dedi. Yarımağan, öğrencinin ilgisinin sadece üniversite sınavında çıkan konulara odaklanmasının da başka bir eleştiri konusu olduğuna işaret ederek, "Bazı okullarda üniversite sınavında olmayan konuların işlenmediğine dair duyumlar alıyorduk. Biz şimdi bu sistemle bunu önledik. Biz elimizden geleni yaptık. Lise 12. sınıfta okutulan zorunlu derslerin tümünden son üniteye kadar sormaya çalışıyoruz" diye konuştu. Prof. Dr. Yarımağan, bu derslerin işlenmesinin ÖSYM'nin değil, MEB ve öğretmenlerin elinde olduğunu belirtti. Yarımağan, öğrencinin kendi alanı dışında başka bir sınava girip tercih yapıp yapamayacağı ile ilgili bir kısıtlamanın getirilmediğini söyledi. Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Yarımağan, "Ortaöğretim başarı puanı 2. sınavı etkileyecek mi? Bunun etkisi azaltılacak mı?" sorusu üzerine, yasaya göre ortaöğrenim başarısının üniversiteye girişte kullanılmasının zorunlu olduğunu hatırlatarak, ancak bu konuda henüz alınmış bir kararın olmadığını dile getirdi.

19 Şubat 2009 Perşembe

Üniversite Hayali Kuranlar Dikkat...

ÖSS'ye girecekler, üniversite hayali kuranlar, anneler ve babalar, kısacası üniversite ile yakında uzaktan ilgisi olanlar... Bu haberi mutlaka OKUYUN...

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010 yılından itibaren uygulamaya konulacak iki aşamalı üniversiteye giriş sınavının birinci basamağının mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayısının biraz daha artmış, ikinci basamağının da eskiden uygulanan iki basamaklı sistemin gelişmiş hali olduğunu belirtti. Yarımağan, YÖK'ün kararıyla gelecek yıldan itibaren uygulanmaya başlayacak yeni sisteminin ana hatlarını AA muhabirine anlattı. Yeni sistemin iki aşamadan oluştuğunu, ikinci aşamada yabancı dil dahil toplam beş ayrı sınav uygulanacağını ifade eden Yarımağan, birinci aşamanın Nisan başlarında, ikinci aşamanın da Haziran sonlarında iki hafta sonu cumartesi-pazar günleri gerçekleştirilmesinin planlandığını bildirdi. Yarımağan, ''Yeni sistem, eskiden uygulanan iki basamaklı sınava dönüş değil ama eskinin tam gelişmiş hali denilebilir'' dedi. Üniversiteye girişte 1999'da geçilen sistemin olumsuz etkileri olduğunu belirten Yarımağan, ÖSS'de ortak derslerin okutulduğu 9. sınıftan sonra soru yöneltilmediği için öğrencilerin bu sınıftan sonraki sınıfların derslerine ilgi göstermediğini belirtti. Dolayısıyla öğrencilerin üniversiteye ''yetersiz'' geldiklerini kaydeden Yarımağan, şöyle konuştu: ''Mesela Matematik'ten, Fizik'ten, Kimya'dan 9. sınıf sonrasından hiç soru sormuyorduk. Sormadığımız için de öğrenci o konuları sınıfını geçecek kadar çalışıyordu, çok fazla kendini vermiyordu. Hatta şöyle olumsuz durumlarla ilgili bize bilgi geliyordu: Bazı öğretmenler öğrenciye destek olmak için 11. sınıf programındaki dersi anlatmıyor, (nasıl olsa bu konu üniversite sınavında sorulmuyor) diye 9. sınıf ve ilköğretimdeki konuları tekrar ediyor. Amaç, daha çok sayıda öğrenci üniversite sınavını kazansın, hem öğrenci avantajlı çıksın hem de okul daha çok öğrenciyi üniversiteye soktuğu için avantajlı çıksın. Bu, çok olumsuz bir durumdu. Bu nedenle 2006'da biz bu olumsuz durumu kısmen düzeltmek için sistemi değiştirerek, mümkün olduğunca lise müfredatını kapsayan sorular sormaya başladık. Tabii bunu yaparken seçmeli derslerden değil, zorunlu derslerden sorular soruyoruz. Yalnız bu değişikliği yaparken 1999 öncesine, yani iki basamaklı sınava olduğu gibi dönmedik. Tek oturumda bunu gerçekleştiren bir model oluşturduk. Tek oturumda, yani şu anda uygulanan sistemde hem ortak müfredata dayalı sorular hem de lisenin son yıllarında okutulan zorunlu alan derslerine dayalı sorular soruyoruz. Bu değişiklik, sistemin getirdiği eski olumsuzlukların bir kısmını düzeltti. Öğrenci artık 9 ve 10. sınıftaki Matematik, Fizik, Kimya, Sosyoloji, Psikoloji gibi derslere önem veriyor.'' Yarımağan, mevcut sistemin de bazı olumsuzlukları bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Tek oturumda, 195 dakika süre vererek, bu süre içinde öğrenciden çok şey istiyoruz. Bu süre içinde 10-15 dersteki bilgisini bize aktarmasını bekliyoruz. Bu, ölçme açısından çok sağlıklı bir ortam değil. Öğrenci örneğin 15 dakika Coğrafya, 20 dakika Tarih, 10 dakika Sosyoloji, 10 dakika Kimya sorusu cevaplayacak. Birbiriyle çok da ilişkili olmayan sorulara cevap verecek. Üstelik bazı derslerden öğrencinin bilgisini tam ölçmek de mümkün olmuyor. Mesela Sosyoloji'den 3, Coğrafya'dan 8-10 soru soruyoruz. 3-5 ya da 8-10 soruyla öğrencinin belirli derslerdeki bilgilerini ölçmek çok da sağlıklı olmuyor. Mevcut sistemin olumsuzlukları, kısa sürede birbiriyle çok da ilgili olmayan derslerden ölçme yapılması, ders düzeyindeki soru sayıları çok az olduğu için ders düzeyinde ölçümlerin çok sağlıklı olmaması, puanlar hesaplanırken ders düzeyinde değil ders grubu düzeyinde hesaplama yapılması... Mesela biz şu anda Fen puanı hesaplıyoruz. Fen puanının içinde Fizik, Kimya, Biyoloji ayrımı yapmıyoruz. Oysa yerleştirme sırasında üniversitelerdeki bazı programlar için belki Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya'yı ayrı ayrı ölçmekte yarar var. Ayrıca mevcut sistemde tüm sorular çoktan seçmeli. Tüm soruların çoktan seçmeli olmasının eğitim üzerinde olumsuz etkisi var. Öğrencinin belli yetenekleri gelişmiyor. Bütün bunları dikkate alarak yeni bir model geliştirdik.'' -''ÖLÇME-DEĞERLENDİRME AÇISINDAN DAHA SAĞLIKLI BİR SİSTEM''- Yarımağan, yeni sistemde ''soru türlerinin değiştirilmediğini, tüm soruların yine çoktan seçmeli test şeklinde olmaya devam edeceğini ancak ders düzeyinde ve o dersten daha çok soru yöneltilerek bir ölçme yapılacağını'' vurguladı. Yarımağan, ''Öğrenciler bir sınavda birbiriyle ilgisiz konulardan değil, birbiriyle ilgili birkaç dersten sorulara cevap verecek. Ölçmeyi eşit sürelerde yaparak, ders puanlarının karşılaştırılabilir puanlar olmasını sağlayacağız. Yani, ölçme değerlendirme açısından daha sağlıklı bir sistem oluşturuyoruz. İleriye dönük olarak da çoktan seçmeli test soruları dışındaki soru türlerinin sorulabileceği bir ortam yaratmaya, bunun altyapısını oluşturmaya çalışıyoruz'' diye konuştu. 2010'da uygulanacak iki aşamalı sınavın ilk aşamasının ''mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayılarının biraz artmış hali'' olduğunu belirten Yarımağan, soru sayısının ne kadar artacağına ilişkin kararın henüz verilmediğini ifade etti. Yarımağan, ''Şu anda uygulanan ÖSS'de ilk testlerde 30'ardan toplam 120 soru soruyoruz. 120 sorunun üstüne ikinci testler soruluyor ve öğrenci toplam 180 soru yanıtlıyor, 195 dakika da süre veriliyor. Yeni sistemde soru sayısı 160-180 dolaylarına çıkabilir. Verilen süre artmayacak, muhtemelen 3 saat olacak'' dedi. Yarımağan, birinci aşamanın sonunda adaylar için sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı olmak üzere üç puan türü hesaplanacağını ancak bu puanların aralıklarının ne olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Birinci aşamadaki puanlarla meslek yüksekokulları ve açıköğretime girilebileceğini ifade eden Yarımağan, ayrıca bazı lisans programlarına da bu puanlarla girilebilmesine yönelik düşünceleri olduğunu söyledi. -İKİNCİ AŞAMA NASIL YAPILACAK?- Birinci aşamada başarılı adayların ikinci aşamaya başvurma hakkı kazanacağını kaydeden Yarımağan, ikinci aşamada dört ana alanda sınav yapılacağını, yabancı dil sınavının da ayrıca gerçekleştirileceğini ifade etti. Yarımağan, ikinci aşamadaki dört sınavın nasıl yapılacağını şöyle anlattı: ''Aslında bu sınavlar, bugünkü mevcut sistemde iki numaralı testlere karşılık geliyor. Matematik-Geometri, Fen Bilimleri (Fizik-Kimya-Biyoloji), Edebiyat-Coğrafya ve Sosyal Bilimler (Tarih-Coğrafya ve Felsefe grubu) sınavları var. Aday, bu dört sınavdan hangilerine gireceğini bize başvurarak, bildirecek. Normal koşullarda adaylar bu sınavlardan ikisine girecekler. Ortaöğretimde bitirdikleri alana ve gitmek istedikleri bölüme bağlı olarak, bu sınavlardan ikisine girmeleri yeterli olacak. Örneğin Fen-Mühendislik alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar, örneğin Matematik ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavına girecek. Buna karşılık İktisat-İşletme grubundaki programlara gitmek isteyenler ikinci aşamada Matematik-Geometri sınavıyla Edebiyat-Coğrafya sınavına girecek. Sosyal Bilimler alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar ikinci aşamada Edebiyat-Coğrafya sınavı ile Sosyal Bilimler sınavına girecek. Yani adayların çok büyük çoğunluğu iki sınava katılacak. Yabancı dil puanıyla öğrenci alan programlara gitmek isteyen adaylar ise sadece yabancı dil sınavına girecek. Yabancı dil sınavına gireceklerin diğer dört sınavın hiçbirine girmelerine gerek yok. Ama aday birden çok gruptaki programlara gitmek, mesela hem Fen-Mühendislik programlarından hem de İşletme-İktisattan tercih yapmak istiyorsa o zaman dört sınavın üçüne girecek. Bir aday isterse bu beş sınavın beşine de girebilir. Ama bu çok istisnai bir durum olur. Bence adayların yüzde 99'u iki sınava, küçük bir kısmı üç sınava girecek. Dört ve beş sınava giren sayısı istisna olur.'' -ÖLÇME NASIL YAPILACAK?- Yarımağan, yeni sistemde ''ölçme-değerlendirmenin'' bugünkü sistemden farklı yapılacağını bildirdi. Öğrencinin başarısının ''ders düzeyinde'' ölçüleceğini ifade eden Yarımağan, yeni sistemin en önemli özelliklerinden birinin bu olduğunu bildirerek, şunları kaydetti: ''İkinci aşamadaki sınavlarda mesela bir Fen puanı, Sayısal, Sözel ya da Eşit Ağırlıklı puan olmayacak. Aday hangi sınava girmişse o sınavdaki tüm derslerin puanı hesaplanacak. Mesela bir Fizik, bir Kimya, bir Biyoloji puanı olacak. Düşündüğümüz başka bir şey, soru kitapçıklarını da derslere göre ayırmak ve süreleri buna göre sınırlamak. Yani öğrenciye 'Al sana 180 dakika, Fizik, Kimya, Biyoloji sorularını bu sürede cevapla' demeyeceğiz. Sınavda adaylara Fizik sorularını vereceğiz belli bir süre sonra alıp, Kimya sorularını, ardından diğer dersin sorularını vereceğiz. Bu durumda bütün adaylar mesela Fizik sorularını aynı sürede cevaplayacak. Dolayısıyla Fizik notları, eşit sürelerde cevaplanacağı için birbiriyle karşılaştırılabilir notlar olacak. Şimdi mevcut sistemde öğrencinin Fizik notlarını hatta Fen puanlarını birbiriyle karşılaştırdığımızda, bazı şüpheler var. Çünkü mevcut sistemde Fen sorularını cevaplamak için bir aday yarım saat harcıyor, diğer bir aday bir saat harcıyor. Yarım saat ve bir saat gibi farklı sürelerde cevaplanan soruların sonuçlarını birbiriyle karşılaştırdığınızda bu eşitsizlik oluşturuyor. Yeni sistemde ölçmenin daha sağlıklı olmasını sağlayacağız. Zaten gerek lisede, gerekse üniversitedeki tüm sınavlarda bu şekilde yapılıyor. Öğrenci hiçbir zaman lisede Fizik ve Kimya sınavına birlikte girmiyor. Üniversitede de böyle.'' -HESAPLAMA- Adayların yerleştirme puanları hesaplanırken hem ilk aşamadaki sınavda hem de ikinci aşamada katıldığı sınavlardaki başarıların dikkate alınacağını vurgulayan Yarımağan, birinci aşamadaki sınavın etkisinin ne kadar olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Yarımağan, hesaplamada izlenecek yolu şöyle aktardı: ''Örneğin Fen-Mühendislik programlarına girerken kullanılacak olan puanlar için birinci aşama artı ikinci aşamadaki Matematik-Geometri ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavı... Dolayısıyla aday toplam üç sınava girmiş olacak. Bu üç sınavın sonuçları hesaplama yapılırken birbirine yakın oranlarda kullanılacak. Üç sınavın içinde tabii alt testler var. Mesela birinci sınavda Türkçe, Fen testleri vardı, ikincisinde Matematik, Geometri, Fizik, Kimya, Biyoloji. Bunların hepsini kullanarak çok sayıda puanlar oluşturacağız. Örneğin sayısal grup için bir tek puan olmayacak. Bugünkü sistemde sayısal için tek bir puan var ve bu puan hem tıp fakültesi hem hemşirelik hem eczacılık hem fizik mühendisliği hem bilgisayar mühendisliği hem astronomi hem makina mühendisliği, hem ziraat mühendisliği gibi birbiriyle benzer olmayan programların hepsi için kullanılıyor. Yeni sistemde farklı puan türleri oluşturarak her puan türü için o puan türünün gerektirdiği bilgilerden oluşturulmuş bir sistem geliştireceğiz. Mesela tıp fakültesi için eğer Kimya ve Biyoloji bilgisi daha önemliyse tıp fakülteleri için bu derslerin ağırlığını biraz arttıracağız, tıp fakülteleri öğrenci alırken bu derslerin ağırlıklı olarak hesaplandığı puan türünü kullanacak. Makina mühendisliğine girerken Matematik ve Fizik'in ağırlığının daha çok hesaplandığı puan türleri kullanılacak. Bir tane sayısal puan yerine belki adı sayısal da olmayan örneğin 5-6 veya 8-10 tane çeşitlendirilmiş puan türü olacak. Yani ana puan türleri kendi içlerinde çeşitlendirilecek.'' Yarımağan, üniversitelerdeki hangi programların, hangi derslerin ağırlıklı olduğu puan türlerini kullanacaklarının fakültelerin de görüşü alınarak belirleneceğini ifade etti. *** ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010'da uygulanmaya başlanacak yeni üniversiteye giriş sisteminde farklı derslerin söz konusu olmadığını belirterek, ''Adaylar bugünkü sistemde hangi derslerden ne tür sorulara cevap veriyorlarsa yeni sistemde de aynı derslerden aynı tür sorulara cevap verecekler. Tek farkı şu olacak, bir sınavda bu cevapları vermek yerine örneğin üç sınavda verecekler. Öğrenciler tedirgin olmasınlar, rahat olsunlar'' dedi. Yarımağan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni sınav sisteminde ''adaylar açısından hiçbir şeyin değişmediğini'' belirtti. Adayların aynı şekilde çalışmalarını sürdürmelerini isteyen Yarımağan, şöyle konuştu: ''Varsayalım öğrenci ortaöğretimden fen alanından mezun. Bu öğrenci tıp, mühendislik ve fen fakültelerinden tercihler yapmak istiyor. Bu öğrenci birinci sınava girecek, belli bir başarı gösterecek. İkinci aşamada matematik-geometri ve fizik-kimya-biyoloji sınavlarına girecek. Bunların sonucunda aday için örneğin 10 tane puan türü varsa 10 tane puan hesaplanacak. Sonra aday tercihlerini yapacak ve birine yerleşecek.'' ''Yeni sistemde en büyük zorluğu ÖSYM'nin yaşayacağını'' ifade eden Yarımağan, özellikle soru hazırlayan öğretim üyesi sayısının artırılacağını kaydetti. Yarımağan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Adaylara büyük bir zorluk gelmiyor çünkü aynı derslerden aynı tür sorular gelecek. Tek farkı şu olacak, bir sınavda bu cevapları vermek yerine örneğin üç sınavda verecekler ve sınav stresini biraz daha yaymış olacaklar, bilgilerini daha rahat ortaya koyabilecekler. Öğrencilerin farklı derslere çalışması söz konusu değil. Bugünkü sistemde hangi derslerden ne tür sorulara cevap veriyorlarsa yeni sistemde de aynı derslerden aynı tür sorulara cevap verecekler. Bugünkü sistemde biyolojiden sadece 10 tane soruya cevap veriyorlarsa yeni sistemde biyolojiden, sayısını bilemiyorum, belki 25-30 soruyu cevaplayacaklar, bilgilerini daha ayrıntılarıyla ortaya koyma fırsatı bulacaklar. Hazırlık açısından da 3 soru yerine 5 soru yapacakları için daha çok çalışmalarına gerek yok. Aynı konulara aynı derslere çalışacaklar. Öğrenciler tedirgin olmasınlar, rahat olsunlar.'' Yarımağan, ikinci aşamadaki sınav sürelerinin ve soru sayılarının da henüz belirlenmediğini anlatarak, ''Kişisel fikrimi söylüyorum, ikinci aşamadaki sınavların süreleri daha kısa, örneğin 2.5 saat olabilir. Örneğin matematik-geometri sınavı belki 2.5 saatlik bir sınav, soru sayısı 100-120 olabilir. Soru sayısı 100 ise örneğin 80'i matematik, 20'si geometri olabilir. Belki fizik, kimya, biyoloji soruları eşit sayıda olabilir. Soru sayıları haftalık ders saatleri, o derslerin ağırlıkları dikkate alınarak belirlenecek'' diye konuştu. -SINAVDA ''YAZILI'' DÖNEMİ- Yarımağan, iki aşamalı sınav sisteminde ilerde adaylara ''açık uçlu soru'' yöneltmeyi planladıklarını bildirdi. Bu yöntemin aday sayısının azalması durumunda uygulamaya konulabileceğini belirten Yarımağan, şunları kaydetti: ''Sınava girecek öğrenci sayısının bu yıl 1.5 milyonun altında olacağını, önümüzdeki birkaç yıl içinde de her yıl 50 bin, 100 bin azalarak 1 milyona yaklaşacağını tahmin ediyorum. Bu durumda örneğin 3-5 yıl sonra sınava başvuran aday sayısı 1 milyon 200 bin dolayındaysa, ikinci aşamaya başvuran aday sayıları 200-500 bin dolayında olacak. Mesela fen bilimleri sınavına başvuran sayısı 200-250 bin, matematik-geometri sınavına başvuran sayısı 500-600 bin olabilir. Bu sayılarda başvuru gelirse sınavda açık uçlu sorular yöneltilebilir. Sınavda test usulünün getirdikleri ve götürdükleri var. Test usulünde sınavı çok objektif yapıyorsunuz, değerlendirmesi çok hızlı ama buna karşılık öğrencinin düşünme sistemini sınırlıyor. Yeni sistemde ise açık uçlu sorular olabilir ama tabii proje soruları gibi çok uzun sorular soracak değiliz. Yine cevabı kısa olan sorular sorulacak. Bu tür bir sınavda çok farklı cevapların verilebileceği tartışmalı sorular sorulmaz. Cevabı net, kesin olan sorular sorulur. Açık uçlu sorularda farklı soru türleri vardır. Örneğin 10 tane farklı cevabı olabilecek bir soru sorulabilir. Aday bunlardan kaç tanesini cevapladıysa ona göre puan alabilir.'' ''Matematik sınavında açık uçlu soru nasıl olacak?'' sorusu üzerine Yarımağan, ''Aday nihai sonucu nasıl elde ettiğini gösterecek. Bu değerlendirilecek'' dedi. Yarımağan, açık uçlu soru yönteminin başta İngiltere olmak üzere birçok ülkede kullanıldığını belirterek, ''Komşumuz Yunanistan'da da uygulanıyor'' diye konuştu. -ORTAÖĞRETİM BAŞARI PUANI- Yarımağan, yeni sistemde de yerleştirme puanları hesaplanırken ortaöğretim başarı puanının ekleneceğini ifade etti. Ortaöğretim başarı puanının sınav puanına eklenmesi kuralının yasada yer aldığına işaret eden Yarımağan, ''Üniversiteye girişte öğrencinin ortaöğretim başarı puanını YÖK'ün belirleyeceği biçimde eklenecek. Ancak nasıl alınacağı konusunda henüz kesinlik yok. YÖK bunu ayrıca kararlaştıracak'' dedi. Yarımağan, ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı uygulamasının bir ihtiyaçtan doğduğunu belirterek, bunun da devam etmesinden yana olduğunu söyledi.

6 Şubat 2009 Cuma

46 Branşta 8 Bin 285 Öğretmen

Kadrolu öğretmenlik bekleyen adaylara müjde. Milli Eğitim Bakanlığı 2009'un ilk döneminde alacağı öğretmen sayısını ve branşları belirledi. İşte liste...

2009'da kadrolu atama bekleyen öğretmen adaylarının merak ettiği kontenjanlar ve alanlar belli oldu. Milli Eğitim Bakanlığı, bu yılın ilk atama döneminde 46 branşta 8 bin 285 öğretmen alacak. Bu kontenjanın 2 bin 60'ı sınıf öğretmenliği, bini İngilizce öğretmenliği, 525'i ise Türkçe öğretmenliği için ayrıldı. İlk atamaya başvuracaklar için 2007 veya 2008 yıllarında yapılan herhangi bir kamu personeli seçme sınavına girmiş ve bakanlığın açıkladığı taban puanların üstünde puan almış olma şartı aranacak. 8 bin 285 kadronun 7 bin 535'i ilk atama, 600'ü açıktan atama, 100'ü kurumlar arası atama için, 50'si de beden eğitimi alanında milli sporcu olarak sınavsız alınacaklar için kullanılacak. 2009'un ilk atama döneminde ayrıca 520 İlköğretim Matematik, 450 Bilişim Teknolojileri, 435 Türk Dili ve Edebiyatı/Dil ve Anlatım, 355 Matematik, 346 Okul Önce öğretmenliği, 315 Fen ve Teknoloji/Fen Bilgisi öğretmenliği için atama yapılacak. Çince ve Sanat Tarihi için 1'er, Psikoloji öğretmenliğine 2, Rusça, Matbaa ve Laboratuvar öğretmenliklerine de 3'er kişi alınacak.

2 Ocak 2009 Cuma

Matematik, Çizgi Film ile Sevdirilecek...

Anadolu Üniversitesi'nin (AÜ), matematiği 7'den 70'e her kesime sevdirmek amacıyla hazırladığı Karagöz ve Hacivat çizgi filmi gösterime giriyor.

AÜ Rektörlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, İngiltere'de öğrencilerin istekleri doğrultusunda 1990'da ders sayısı azaltılan, ancak 2001'de araştırmaların ve yeniliklerin azaldığı gözlenince yeniden ders sayısı çoğaltılan matematiğin Türkiye'de de bazı çevrelerce anlaması zor derslerden biri olarak değerlendirilmesi üzerine AÜ Rektörlüğü'nün önerisi üzerine bu yönde çalışma başlatıldı.

Matematiğin, tabiatın ve bilimlerin dili olduğu, bu dilin yanlış söylemler ve yaklaşımlar nedeniyle insanların üzerinde ters etki yarattığı düşüncesiyle Fen Fakültesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahin Koçak, önce matematiğin sevdirilmesi amacıyla, bu bilimin nasıl ortaya çıktığı ve ne işe yaradığı konusunda gerikli materyalleri topladı.

Prof. Dr. Koçak, geçen yıl ''Karagöz Akademisi'' adıyla proje hazırladı ve Türkiye'nin öz değerlerinden Karagöz ve Hacivat'ın baş rollerinde olacağı bir çizgi film hazırlanmasına karar verildi.

Güzel Sanatlar Fakültesi animasyon ve tiyatro bölümlerinde görevli sanatçılar ile İletişim Bilimleri Fakültesi sinema ve televizyon bölümü öğretim elemanları ile öğrencilerinin katkılarıyla önce bir-iki bölüm deneme çizgi film hazırlandı. Deneme çizgi filmler, 7'den 70'e her kesimden birçok kişiye izletildi. Düşünceleri sorulan bu kişilerin çoğunluğunun matematiğin korkulacak bir alan olmadığı konusunda fikir beyan ettikleri saptandı.

Matematik nasıl ortaya çıktı, ne işe yarar, dünyayı ve evreni anlamaya nasıl yardımcı oluyor gibi konuları Karagöz ve Hacivat'ın tartışmaları eşliğinde anlatmaya çalışan Prof. Dr. Şahin Koçak ve proje ortağı akademisyenler, belirledikleri konuları her biri 25 dakika olarak 13 bölüm çizgi film çektiler.

Hazırlanan çizgi filmler, 5 Ocaktan itibaren her pazartesi önce üniversitenin yayın organı TVA'da, daha sonra da bazı ulusal televizyon kanallarında yayımlanacak.