ÖSS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÖSS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2010 Cuma

Şırnaklı Öğrenciler YGS'ye Mersin'de Girecek...

Şırnakta YGS'ye girecek öğrenciler dersliklerin yetersiz olması nedeniyle Mersin, Malatya, Elazığ gibi illere gönderildi.

Bu sene ilk kez uygulanacak olan iki aşamalı üniversite sınav sisteminin ilki olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) 11 Nisan Pazar günü yapılacak. Türkiye genelinde adaylar sınava girecekleri yerleri öğrenirken, bazı adaylara gönderilen sınav adresleri şok etkisi yarattı. Şırnaklı öğrenciler dersliklerin yetersiz olması nedeniyle Mersin, Malatya, Elazığ gibi illere gönderildi. Yani sabah 10.00'da başlayacak olan sınavdan önce öğrenciler sınav salonuna ulaşmak için 780'ye varan mesafeler katetmek zorunda. 10 Saat Önce Yola Çıkacaklar
Şırnak'ın geçen yıl ÖSS'de sondan üçüncü olmasına dikkat çeken adaylar “10 saat yol gitmemiz gerekiyor. Nasıl başarılı olabiliriz. Şırnak-Mersin arası 780 km” diyerek tepki gösterdi. İstanbul ve İzmir gibi şehirlerde adayların sınav gecesi rahat uyuması için o gece kentte gürültü yapanlara ceza bile kesildiğini belirten Pianalitik Yayınları'ndan eğitimci Hakan Baykal ise adayların zihinsel olarak olumsuz etkileneceğine dikkat çekti. Nasıl Sondan 3. Olmasınlar! Geçen yıl da 400 öğrenci Bitlis ve Malatya'da sınava girmişti. Başarılı öğrencilerin de mağdur olduğunu dile getiren Özel Atak Çaba Dershanesi Müdürü Nevaf Abay, “Geçen yıl başarılı öğrencilerimiz aynı nedenlerle almaları gereken puandan 10-15 puan daha aşağıda puan almışlardı” dedi. Derslik sayısının artırılması Şart
Adaylardan sınava girmek istedikleri yerle ilgili iki tercih istediklerini belirten ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan “Birinci tercihlerinde yer yoksa, ikincisine bakıyoruz. Önceliği lise son sınıf öğrencilerine ve kız öğrencilere veriyoruz. İkinci tercihte de yer kalmaması durumunda da önceliği eski mezunlara vererek adayları çevre illere göndermek zorunda kalıyoruz. Bu kadar uzak illere gönderilmelerindeki neden Şırnak'ın çevre illerinde de doluluk oranının fazla olması. Bu nedenle derslik kapasitelerimiz artırılması şart” dedi. (Star)

23 Mart 2010 Salı

Projede Dereceye Girenler ÖSS Puanını Arttırıyor...

TÜBİTAK tarafından düzenlenen proje yarışmasında dereceye girenlere ÖSS'de ek katsayı uygulanacak.

Adana'da bölge illerinden gelen liseliler, 88 projeyle dereceye girmek için ter döküyor. Finali Ankara'da yapılacak yarışmada dereceye girenler ÖSS'de ek katsayı uygulamasından yararlanacak. Ayrıca 3 bin TL ve Cumhuriyet altınıyla da ödüllendirilecek."
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Sakıp Sabancı Spor ve Sergi Sarayı'nda "TÜBİTAK Ortaöğretim Öğrencileri Arası Araştırma Projeleri Yarışması" açılış töreni yapıldı. 23-26 Mart tarihleri arasında tanıtılacak projeler sonrası ödül töreni yapılacak.
Etkinlikte konuşan ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu, bölge illerinin katıldığı proje yarışmasını TÜBİTAK ile birlikte düzenlemekten mutlu olduklarını söyledi. Akınoğlu, " Ülkemizin geleceği Atatürk'ün dediği gibi ilimde ve fendedir. Gençleri bilime yönlendirmek teşvik etmek bizim en asli görevimizdir. Bu yıl ki proje başvuru sayısı geçen yıldan daha çok olması öğrencilerimiz ve danışman öğretmenlerimize yarışmanın yararlılığının iyi anlattığımızı gösteriyor. Türkiye'de 12 bölgeden 12 finalist öğrenciyle en yüksek sayıda finalist öğrenciyi Ankara'ya gönderecek olmamız bizi ayrıca gururlandırıyor." dedi.
TÜBİTAK Adana Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Tuncay Yılmaz ise geçmişte proje yarışmalarının Ankara'da yapıldığını hatırlatarak, "İlk defa 2005 yılında Türkiye'de 8 bölgede eleme yarışmaları düzenlenmeye başladı.
Bölgemizde toplam 432 proje ile öğrencilerimiz müracaatta bulundu. Bunlardan 88 tanesi burada sergilenmesi uygun görüldü. 88 projeden 21 tanesi jüri tarafından belirlenecek. Bu projeler ise 29 Nisah 4 Mayıs 2010 tarihinde Anakara'da yapılacak final yarışmasına katılacak." şeklinde konuştu.
Coğrafya dalının ilk defa yarışmaya dahil edildiğine dikkat çeken Yılmaz, proje değerlendirmesinde 24 öğretim üysenin görev aldığını kaydetti. Prof. Dr. Tuncay Yılmaz, begenilen 21 projenin TÜBİTAK tarafından 500'er TL ile ödüllendirileceğini vurgulayarak, "Ankara'da yapılacak proje yarışması sonrası dereceye giren öğrenci ve danışman öğretmenlere, birinciye 3 bin TL, ikinciye 2 bin 500 TL ve üçüncüye de 2 bin TL verilecek. Teşvik ödülü alanlara da bin 500 TL takdim edilecek. Proje yarışmasında derece yapan öğrencilere de ÖSS'ye girdikleri yıl bir defaya mahsus olmak üzere yarışmada aldıkları dereceye orantılı ek katsayı uygulamasından yararlanacak. " ifadesini kullandı. (Cihan)

23 Şubat 2010 Salı

Lise Son Sınıflara Müjde...

MEB, üniversite sınavına hazırlanan lise son sınıf öğrencilerinin sahte sağlık raporlarıyla uğraşmaması için yeni bir düzenleme getirdi.
Milli Eğitim Bakanlığı, üniversite sınavına hazırlanan lise son sınıf öğrencilerinin sahte sağlık raporlarıyla uğraşmaması için devamsızlıkta 'rapor yerine velinin yazılı başvurusunu' yeterli saydı.
Halen 20 gün 'özürsüz', 25 gün de rapor alarak 'özürlü' devamsızlık yapabilen lise öğrencileri artık 25 günlük özürlü devamsızlıkları için de rapor almak zorunda olmayacak. Sadece lise son sınıf öğrencilerine verilen bu imkanla 'öğrenci velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması halinde beyan edeceği süre' de özürlü devamsızlıktan sayılacak. Ancak özürlü ve özürsüz devamsızlık süresi 45 günü yine geçemeyecek. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu dün 'özürlü devamsızlık' konulu illere bir genelge göndererek uygulamanın detaylarını bildirdi. Genelgede Bakan Çubukçu, 'ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören son sınıf öğrencilerinin yıl boyu yoğun bir çalışma temposu göstererek ÖSS'ye hazırlandıklarını' kaydetti. Öğrencilerin 'sınav streslerinin azaltılması, derslere motivasyonlarının sağlanması ve sınavlara psikolojik olarak daha rahat girmelerini' amaçladıklarını vurgulayan Nimet Çubukçu, "Bu yıla mahsus olmak üzere yönetmelikte belirtilen özürlerin yanı sıra öğrenci velisinin okul müdürlüğüne yazılı olarak başvurması halinde beyan edeceği sürenin de özürlü devamsızlıktan sayılması, öğrenci ve velilerine moral kazandıracaktır." dedi. Benzer bir genelge geçen sene nisan ayında da yayınlanmıştı. Bu sene üniversite sınavlarının iki aşamalı olması ve birinci basamak sınavının (YGS) nisan ayında yapılacak olması nedeniyle öğrenciler 'rapor' telaşına erken düşmüştü. Bakanlık da geçen seneki genelgesini bu sene erkene aldı ve öğrencileri rahatlattı.

2 Şubat 2010 Salı

ÖSS'de Derece Yapana Otomobil...

Bursa Büyükşehir Belediyesi, üniversite sınavında ilk 10'a girecek öğrenciler otomobil, ilk bine girenleri ise dizüstü bilgisayarla ödüllendirecek.


Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, yaptığı yazılı açıklamada, öğrencilerin motivasyonuna katkı sağlamak için bir kampanya düzenlediklerini belirtti.
Önemli bir sosyal sorumluluk projesi olan bu kampanyayla gençleri sınavlara daha iyi motive etmeyi amaçladıklarını ifade eden Altepe, toplumun her kesimini kapsayan farklı çalışmaların yanında sosyal sorumluluk gereği gençlerin eğitimine de büyük önem verdiklerini bildirdi.
Gençlerin en iyi şekilde yetişmesi için merkezi hükümetin yetişemediği konulara yerel yönetimler olarak eğildiklerini belirten Altepe, şunları kaydetti:
''Eşit ağırlıklı 1-2, sayısal 1-2, sözel 1-2 ve yabancı dil olmak üzere 7 kategoride yapılacak sınava girecek öğrencilerimizin motivasyonuna katkı sağlamak istiyoruz. Her kategoride ilk 10'a giren Bursa'daki liselerden mezun olmuş gençlerimize birer sıfır kilometre otomobil hediye edeceğiz. Yine ilk bine giren öğrencilerimizi de dizüstü bilgisayarla ödüllendireceğiz. Gençlerimizin bu sınava daha iyi hazırlanmalarını, performanslarını daha iyi değerlendirmelerini ve hedefe ulaşmalarını teşvik etmek istiyoruz.''

6 Ocak 2010 Çarşamba

Türkiye’nin En İyi Üniversiteleri...

Türkiye’nin en iyi üniversiteleri hangileri?

Her sıralamaya olduğu gibi, üniversitelerin başarı sıralamasına da eleştiriler var. Umduklarından daha da iyi bir sırada olanlar, hallerinden memnun. Ama popülariteleriyle, sıralamadaki yerleri taban tabana zıt üniversiteler ya suskunlar ya da kriterleri objektif bulmuyorlar. Gelin bir de şu kritere göre sıralama yapın, bakın her şey nasıl da değişecek diyorlar... Gerçekten de kriter sayısı arttıkça ya da farklılaştıkça sıralamalar da değişiyor. Ama yeni kriterler esas alındığında, kesinlikle onlara da karşı çıkanlar olacaktır. Ural Hoca ve arkadaşlarının yaptıkları değerlendirmede, üniversiteler, bir bilim ve araştırma merkezi olarak ele alınmış. Doğru olan o ama sanki bizdeki işlevi ve algılanması, daha çok meslek adamı yetiştiren kurumlar şeklinde. Böyle olunca da tabii ki mezunların piyasadaki kabul edilirliği öne çıkıyor. Önemsiz bir kriter mi? Hayır, kesinlikle önemli. Ama çok sübjektif. Tıpkı fakültelerin taban puanları gibi... Öğrenci sayısı, pek çok üniversite için handikap. Öğrenci sayılarının azlığı nedeniyle çok ön sıralarda yer alan üniversiteler gibi, sırf öğrenci sayısı yüzünden çok arka sıralara düşün üniversiteler de var. Örneğin Sakarya Üniversitesi. Önümüzdeki yıl Avrupa Kalite Ödülü'ne aday. Kampüsüyle, öğretim kadrosu ve araştırmalarıyla fazlasıyla dikkat çeken bir üniversite ancak 50 binin üzerindeki öğrenci sayısı nedeniyle hiç hak etmediği bir sırada. Tıpkı üç beş bin öğrencisi ve devasa bütçesiyle ön sıralarda yer alan üniversiteler gibi... Bütün dünyada dikkate alınan önemli kriterlerden biri de doktora yapan öğrenci sayısı. Bizde de öyle. Ama gelin görün ki YÖK öyle üniversitelere doktora izni ve abartılı kontenjan verdi ki, hiçbir manası kalmadı. Üstelik haksız rekabet ortamı da yaratarak. Yani hak edenlere değil de, hiç hak etmeyenlere bu izni vererek. Aslında en doğru sıralama, fakülteler bazında yapılan sıralama olacaktır. Ama bunun için de yeterli veri bulunmuyor. Eminim ki Ural Hoca ve arkadaşları yakında, bu konuda da bir çalışma yapacaklardır. Bu arada YÖK'ün verilerinden bazılarının doğruları yansıtmadığı, bu nedenle aşağı sıralara düştüklerini hatırlatanlar da oldu. Üstelik YÖK'e kaç defa düzeltme yazısı gönderdikleri halde. Haksızlar mı haklılar. Ama araştırmacılar da YÖK'ün verilerine güvenmeyecekler de neye güvenecekler!.. Mezunların mümkün olan en kısa sürede yüksek maaşla iş bulabilmeleri, dünyanın en iyi üniversitelerine yüksek lisans ya da doktora için kabul edilmeleri, ÖSS giriş puanları ve en önemlisi de bilimsel eserlerin uygulamaya dönüşü ve ülkeye katkıları. Bunlar hepsi de birer kriter olabilir. Tıpkı çıkarttığı bakan, başbakan, cumhurbaşkanı, holding patronu, sanatçı, yazar, çizer, futbolcu ve diğer mezunları gibi... Listelerde öyle ya da böyle oynamalar olabilir. Ama sonuçta bir fikir veriyor. Gönül ister ki bu tür sıralamalar çok daha fazla yapılsın ve farklı bakış açıları getirilsin. Ama olabildiğince, bağımsız ve objektif listeler hazırlanarak. Ve listelerin hazırlanmasına herkes katkı sağlamalıdır. Listelerin ayrıntısına ve puanlamalara abbasguclu.com.tr ya da uralakbulut.com.tr'den ulaşabilirsiniz. Özetin özeti: Ulusal ya da uluslararası herkesçe kabul edilebilir akreditasyonlar, üniversiteler için olmazsa olmazların başında geliyor. Popülizm gelip geçer ama onlar kalıcı...

25 Aralık 2009 Cuma

YÖK'ün Katsayı Kararına Dava...

Erhan Atlı, ÖSS'ye girecek ikiz çocukları için, yeni sistemin 2010'daki sınavda uygulanmaması istemiyle Danıştay'a başvurdu.

Üniversite sınavına bu yıl sınava girecek ikiz çocukları için, yeni sistemin 2010'daki sınavda uygulanmaması istemiyle Danıştay'a başvuran İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Erhan Atlı, YÖK'ün alan dışı puan farkını azaltan yeni katsayı kararının uygulanmaması talebiyle yeniden Danıştay'a başvurdu. Hakim Erhan Atlı, dava dilekçesinde, YÖK'ün katsayı farkını tümüyle kaldıran kararının yürütmesinin, İstanbul Barosunun başvurusu üzerine durdurulduğunu belirtti. YÖK'ün 17 Aralık 2009 tarihinde aldığı kararla farkı azaltan yönde bir karar verdiğini ve uzmanların hesaplarına göre alan dışı tercihlerde cüzi bir fark bırakıldığını kaydeden Atlı, dilekçede şu ifadelere yer verdi: ''Alınan yeni kararla yargı kararını etkisiz bırakmak ve kanunu dolanma düşüncesiyle hareket edilmiştir. YÖK Başkanı da medya karşısındaki açıklamasında maalesef, 'Hukuku dolanacağız' tabirini kullanarak, gerçek niyetini ortaya koymuştur. Halbuki alınan kararlarda geleceğe yönelik geçiş süreci tanınmış olsaydı, binlerce öğrenci yaratılan belirsizlikle karşı karşıya kalmayacaktı.'' Velisi bulunduğu lise son sınıf öğrencisi çocuklarının 2006-2007 öğretim yılında lise öğrenimine başladıklarını, o dönemde geçerli kurallara göre gelecekte hukuk fakültesinde okumak düşüncesiyle 2007-2008 öğretim yılı içinde alan tercihlerini yaparak Türkçe-Matematik grubunda eğitim aldıklarını kaydeden Atlı, ''Getirilen yeni sistem ile sayısal grubundan birçok öğrenci hukuk-siyasal gibi TM grubunun tercih edeceği okullara yönelmişler. Bu husus dershanelerdeki bölüm ayrışmalarında da açıkça ortaya çıkmıştır. Matematik Fen grubunu seçen bu yıl üniversite sınavına girecek öğrenciler açısından yarışta avantaj sağlanmıştır'' görüşünü savundu. Erhan Atlı, devlet, kamu kurum ve kuruluşlarının işlemlerinde, hukuk devleti ve eşitlik ilkesi ve güvenilirlik ilkelerini zedelememesi gerektiğini kaydederek, katsayıya ilişkin alınan kararın 2009-2010 öğretim yılı içinde uygulanmamasını, önceki kurallarda olduğu gibi kendi alanı için 0,8 alan dışı tercihinde 0,3 katsayısının uygulanmasını temin yönünden yürütmesinin durdurulması ve iptal edilmesini talep etti.

21 Ekim 2009 Çarşamba

ÖSS İptal Mi Edilecek?

Hakim baba yeni sistemin 2010 yılındaki üniversite sınavında uygulanmaması istemiyle Danıştaya başvurdu.

Hakim, dava dilekçesinde, tek katsayı uygulamasının Matematik-Fen grubu öğrencilerine bariz şekilde avantaj sağladığını öne sürdü. Danıştay uygulamayı durdurursa üniversite sınav sistemini büyük bir kaos bekliyor. İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Erhan Atlı, Danıştaya sunulmak üzere İdare Mahkemesi Başkanlığına verdiği dava dilekçesinde, YÖK'ün 21 Temmuz 2009 tarihli kararıyla, kendi alanından bölüm seçen öğrenciler ile alan dışı tercih yapan öğrenciler arasında uygulanan katsayı farkının kaldırıldığını belirtti. Kendisi gibi hukukçu olmak isteyen kızı Bornova Anadolu Lisesi öğrencisi Banu Atlı'nın, Türkçe, matematik, tarih, coğrafya ağırlıklı eğitim gördüğünü ve Türkçe-Matematik bölümünü seçtiğini belirten Atlı, dava dilekçesinde şu ifadelere yer verdi: “Kızım, Türkçe-Matematik bölümünü seçtiği 2007-2008 yılındaki kurallara göre alan seçmiş ve geleceğine yön vermiştir. Bu yıl sınava katılacaktır. Yükseköğretim Kurulunun tespit ettiği kurallar ile başladığı yarışın son bölümünde kural değişikliğiyle karşılaşmıştır. Yeni kurallar kızımın durumunda olan öğrenciler yönünden değil, bir yıl sonra üniversite sınavına girecek, yani 2010-2011 yılında sınava girecek öğrenciler yönünden uygulanması gerekir.” Getirilen yeni sistemle pek çok sayısal öğrencisinin tercihlerini fen grubundan hukuk, siyasal gibi okullara yönelttiğini kaydeden Erhan Atlı, “Bu durum dershanelerdeki bölüm ayrışmalarından da açıkça bellidir. Yeni sistem çok bariz şekilde sayısal eğitimi alan, 2009-2010 eğitim yılında üniversite sınavına girecek öğrenciler açısından avantaj sağlamıştır. Kamu kurum ve kuruluşları yaptıkları işlemlerde, hukuk devleti, eşitlik, güvenilirlik ilkelerini zedelememelidir” dedi. Daha önce konulan kurallara göre hazırlık yapan öğrenciler yönünden son anda yapılan kural değişikliğiyle, bir kısım öğrencilerin daha avantajlı duruma getirilmesinin “hukuka uygunluk” prensibi ile de bağdaşmadığını savunan Atlı, eskisi gibi kendi alanını tercih eden öğrenciler için 0.8, alan dışı tercihler için de 0.3'lük katsayı uygulamasının bu yıl da sürmesini talep etti.

3 Ağustos 2009 Pazartesi

ÖSS Tercihleri İçin Son Gün

ÖSS tercih formlarının teslim süresi bugün son.Tercih işlemlerini tamamlayan adaylar, formları internetten veya başvuru merkezleri aracılığıyla ÖSYM'ye gönderebiliyor.

ÖSS tercih formlarının teslim süresi bugün sona eriyor. 2009-ÖSS'de 165 ve üstünde puan alan adaylar, tercihlerini 2009-Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'ndaki Tablo-4, Tablo-3A ve Tablo-3B'den, 145-164.999 arasında puan alan adaylar ise sadece Tablo-3A ve Tablo-3B'den ve Tablo-4'teki Açıköğretim Fakültesi programlarından (İngilizce Öğretmenliği hariç) tercih yapabiliyor. ÖSS puanına göre ön lisans programı tercih edecek adayların Tablo-3A'dan tercih yaparken, önceliğin sınavsız geçiş için başvuran adaylara verildiğini göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Tercih işlemlerini tamamlayan adaylar, formları internetten veya başvuru merkezleri aracılığıyla ÖSYM'ye gönderebiliyor. Tercih formları 3 Ağustos Pazartesi gününe kadar teslim edilebilecek. Başvuru merkezleri ve internet dışında posta, faks, elektronik posta gibi yollarla tercih bildiriminde bulunulamıyor. Tercihlerini başvuru merkezleri aracılığıyla yapacak adayların, randevu alması ve bizzat gitmesi gerekiyor. Başvuru Merkezi aracılığıyla tercih yapacak adayların tercihleri, merkezdeki görevli tarafından sisteme girilecek ve ÖSYM'ye gönderilecek. Aday, işlem tamamlandıktan sonra görevliden tercih formunun bir örneğini vermesini isteyecek. Aday, tercih hizmet ücreti olarak 3 YTL ödeyecek. Tercih formunu internet üzerinden göndermek isteyen adayların, bu konuda deneyimli olması gerekiyor. İnternet üzerinden tercih formu gönderecek adaylar, yine aynı süre içinde ÖSYM'nin web sayfası üzerinden işlemlerini gerçekleştirebilecek. Bu işlem için aday, T.C Kimlik Numarası ve ÖSYS şifresini kullanacak. Bu adayların ekranda "Tercihleriniz sistem tarafından başarıyla kabul edilmiştir" uyarısını görmeleri gerekiyor. 24 TERCİH Adaylar, 24 yükseköğretim programını tercih edebilecek. Y-ÖSS puanlarına göre tercih yaparken adayların, ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarının, kendi alanına uygun bir programı tercih ettiğinde 0.8, kendi alanı dışındaki bir programı tercih ettiğinde 0.3 katsayısı ile çarpılacağını göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Kılavuzdaki Tablo 3A, Tablo 3B ve Tablo 4'deki programlar arasından tercih yapılabilecek. Tablo 3A ve Tablo 3B genellikle ön lisans programlarından, Tablo 4 de lisans programlarından oluşuyor. Adayların, Tablo 3A'daki programlar için önceliğin sınavsız geçiş hakkı olanlara verildiğini unutmaması isteniyor. Adayların yapacakları 24 tercihin baştan birkaç tanesini "puanım yeterli olmayabilir" endişesine kapılmadan, sadece ilgilerini ve en çok istedikleri programları göz önünde bulundurarak belirlemeleri, kazansa bile kaydolmayı istemediği bir programı tercih etmemesi öneriliyor. Aday, ne olursa olsun bir programa yerleşmek istiyorsa tercihlerine, girebileceğini tahmin ettiği programları da eklemesi tavsiye ediliyor. Adayın, 24 tercih hakkının tamamını kullanması gerekmiyor. Adaylar sadece 1 tercih yapabilecekleri gibi, 24 tercih de yapabilecek. TERCİHLERDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR Tercih yapılırken özellikle dikkat edilmesi gereken bazı konular da bulunuyor. Adayların, tercih ettikleri programların karşısında belirtilen "bakınız" uyarısında gösterilen ve o programa giriş için aranan koşulları taşıyıp taşımadıklarını kontrol etmeleri gerekiyor. Adaylar ayrıca, tercih ettikleri programların kodlarını doğru yazmaları konusunda da uyarılıyor. Engelli adaylara da "engelleri yüzünden başarılı olamayacakları yükseköğretim programlarını tercih etmemeleri" uyarısı yapılıyor. OKUL BİRİNCİLERİ 2008-2009 eğitim-öğretim yılında okul birincisi olanlar için ayrılan kontenjanlar Tablo 3B ve Tablo 4'ün 6 numaralı sütununda gösteriliyor. Bir programın öngördüğü okul türü, yaş, cinsiyet, sağlık gibi tüm koşullar okul birincileri için de aynen geçerli tutuluyor. ÖSS'de başarılı olan okul birincileri, genel kontenjan ve okul birincileri kontenjanını göz önünde tutarak, merkezi yerleştirme ile Y-ÖSS puanlarının elverdiği en üst tercihlerine yerleştirilecek. Okul birincileri için ayrılan kontenjanlar sınırlı olduğundan, tercihlerinin tümünü çok istenen yükseköğretim programları arasından yapan okul birincileri, puanları yeterince yüksek değilse hiçbir programa kayıt hakkı kazanamayabilecek. Okul birincilerinin kendilerine sağlanan bu olanaktan yararlanabilmeleri için tercihlerini puan durumlarını göz önünde tutarak, dengeli bir şekilde yapmaları gerekiyor. ÖSYM, tercih işlemlerinin tamamlanmasından sonra yerleştirme sonuçlarını Ağustos ayının ortalarına doğru açıklamayı planlıyor.

15 Haziran 2009 Pazartesi

ŞOK! 'ÖSS'de 5 Hatalı Soru'

ÖSS'de fizik coğrafyada yanlış soru iddiası var. İddiaya göre sorununun cevabı şıklarda yok. İşte o hatalı sorular:

İstanbul Sultanbeyli Çözüm Dergisi Dershanesi Coğrafya Öğretmeni Eyüp Yıldırım, ÖSS'de hatalı bir coğrafya sorusu olduğunu ileri sürdü. Yıldırım, yaptığı yazılı açıklamada, ÖSS'de Edebiyat-Sosyal Bölümler Testi'ndeki 25. sorunun yanlış olduğunu iddia etti. ''Türkiye'nin ulaşımla ilgili aşağıdaki özelliklerinden hangisi coğrafi konumun sonucudur?'' şeklindeki soruda, coğrafi konumun sonucunun istendiğini belirten Yıldırım, ancak verilen şıkların tamamının coğrafi konum ile açıklanabildiğini ifade etti. Sorunun doğru cevabı olarak verilen ''D) Bazı ülkelerin mallarının transit taşımacılığına olanak sağlanması'' seçeneğinin, coğrafi konumun alt birimi olan jeopolitik konumla ilgili olduğunu kaydeden Yıldırım, açıklamasında, ''Sorunun kökünde 'coğrafi konum' kullanıldığı ve 'jeopolitik konum' ifadesi kullanılmadığı için seçeneklerin tamamı doğru olmaktadır'' ifadesini kullandı.
4 soru hatalı!Uğur Dershaneleri Eğitim Öğretim Koordinatörü Alparslan Alemdar, ÖSS'de hatalı fizik soruları olduğunu ileri sürerek, bu soruların öğrencilerin sınav başarısını olumsuz etkilediğini, soruları ÖSYM'nin incelemesi ve iptal etmesi gerektiğini belirtti. Alemdar, yaptığı yazılı açıklamada, ÖSS'yi değerlendirerek, sınavda fizik sorularının genel olarak ortalamanın üzerinde olduğunu ve sınavı zorlaştıran hatalı bazı soruların bulunduğunu iddia etti. Fizikte, Bölüm-II momentum sorusunun akademik olarak yanlış bir soru olduğunu belirten Alemdar, “Serbest düşme yapan bir cisim bir süre düştükten sonra bir patlama ile parçalara ayrılıyorsa, parçalardan en azından birinin aşağı doğru bir hız bileşeni olması gerekmektedir. Bu bileşenin olmaması momentumun korunumu yasasına uymadığından soru yanlıştır” ifadesini kullandı. Alemdar, Bölüm-II elektrostatik sorusuna ilişkin de “Sığaları farklı iki elektroskobun yüklerine yaprak açıklıklarının yorumlanabilmesi için daha fazla bilgiye ve koşula ihtiyaç vardır. Bu durumda sorunun cevabı hem A hem de B olabilir” görüşünü savundu. Bölüm-II yay dalgaları sorusuna yönelik de Alemdar, “Sorunun koşulları soru cümlesi içine gizlenmiş durumdadır. Soru doğru, fakat ölçmek istediği durumdan daha çok dikkat ölçen bir soru olmuş, özensiz hazırlandığını söyleyebiliriz” görüşüne yer verdi. Alparslan Alemdar, “Bu sorular, öğrencilerin sınav başarısını olumsuz etkilemiştir. Bu soruları ÖSYM'nin incelemesi ve iptal etmesi gerekmektedir” görüşünü dile getirdi. SİSTEM DERSHANELERİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI ATALAY: 4 SORUDA YANLIŞLIKLAR VAR. BUNLARIN TARTIŞILARAK KESİN HATALI OLDUĞU BELİRLENENLER İPTAL EDİLMELİ Merkezi Konya'da bulunan Sistem Dershanesi Yönetim Kurulu Başkanı Naci Atalay, ÖSS'de 4 soruda yanlışlık olduğunu, bunlardan kesin hatalı olduğu belirlenenlerin iptal edilmesi gerektiğini savundu. Atalay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ÖSS'de bazı hatalı sorular tespit ettiklerini ileri sürdü. Fizikte, Fen Bilimleri-2 testinin 4. sorusunun yanlış bir soru olduğunu iddia eden Atalay, ''Serbest düşmeye bırakılan cismin 'O' noktasına geldiğinde bölünmesi durumunda parçalardan birinin düşey momentumu da olmalıdır. Bu 3. parçanın hareket yönü bilinmeden X ve Y parçalarının hareketi ile ilgili hiçbir şey söylenemez. Dolayısıyla bu soru yanlıştır'' dedi. Atalay, Fen Bilimleri-2 testinin elektrostatik ile ilgili 5. sorusunda da yanlışlık olduğunu, bu soruların iptal edilmesi gerektiğini öne sürerek, şunları kaydetti: ''Elektroskopların topuz ve yapraklarının yükleri nasıl paylaşabilecekleri ile ilgili yorum yapabilmek için topuzların büyüklükleri ve elektroskopların özdeş olup olmadıkları ile ilgili bilgi verilmeden cevap bulunamaz. Dolayısıyla bu sorunun da hatalı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Aynı şekilde Matematik-2 testinin 4. sorusu ile Fen Bilimleri-1 testinin 2. sorusunda da yanlışlıklar söz konusu. Bu sorular da tartışılabilir. Toplamda 4 soruda yanlışlıklar var. Bunların tartışılarak kesin hatalı olduğu belirlenenler iptal edilmeli.'' Atalay, hatalı sorunların öğrencilerin başarısını etkilediğini savunarak, ''Sınava giren öğrenciler, bu sorularda takılarak çok zaman kaybettiklerini söylediler. Birçoğu bu soruları çözemeyince morali bozulup zaman kaybetmiş. Dolayısıyla bu yanlış sorular, öğrencilerin başarısını etkilemiştir'' diye konuştu. Atalay, yarın söz konusu soruların iptali için ÖSS'ye başvuracaklarını sözlerine ekledi.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

ÖSS 3'üncüsü Yürüyebilecek Mi?

Sınavın ertesi günü geçirdikleri kazada babası ve kardeşini kaybeden Fulya, ÖSS Erzincan 3'üncüsü oldu. "Yaşaması mucize" denilen Fulya'nın ayağa kalkması bekleniyor..

Geçen yıl ÖSS sınavına giren 19 yaşındaki Fulya Yalvaç'ın sınavının kötü geçtiğini düşünen babası Selahattin Yalvaç (42), ertesi gün eşi Hülya (38) ve oğlu Samet'i de (16) alarak ailesini gezintiye çıkardı. Ancak Yalvaç ailesinin hayatı, dönüş yolunda geçirdikleri kazayla alt üst oldu. Erzincan- Sivas karayolunun 7. kilometresinde şarampole yuvarlanan araçta Fulya, hem babasını hem de kardeşini kaybetti. Anne Yalvaç ise kazayı hafif sıyrıklarla atlattı. Feci kazada, omurgası ve bacakları kırılan Fulya için doktorlar "Yaşaması mucize, yüzde 1 ihtimal var. Eğer tepki verirse gözlerini açması aylarca sürebilir. Her şeye hazırlıklı olunmalı" demişti. Ancak kazadan 84 gün sonra gözlerini açan Fulya, ÖSS'de Erzincan 3'üncüsü olduğunu ve öğretmenlerinin onun yerine Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydını yaptırdığını öğrenince mutluluktan havalara uçtu. GATA SAHİP ÇIKTI Fulya, Erzincan ve Trabzon'daki tedavilerinin ardından soluk borusundaki daralma nedeniyle apar topar Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ne getirildi. Soluk borusunun sürekli daralması nedeniyle nefes alıp vermekte zorlanan genç kız burada birçok ameliyat geçirdi. Hızla iyileşen Fulya Yalvaç'ın en büyük hayali yürüyebilmek. Çünkü kazada kırılan iki bacağı da tutmuyor. "Yürümek istiyorum. Bana yardım edin" diyen Fulya, GATA'ya bağlı TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi'nde tedavi altına alındı. Doktorlar, GATA'da çok kapsamlı tedavi gören Fulya'nın yürüyüp, yürüyemeyeceği konusunda kesin bir şey söylemenin erken olduğunu düşünüyor. Tedavinin başlangıç aşamasında olduğunu belirten doktorlar "Zaman bize her şeyi gösterecek. Fulya, yoğun bir tedavi sürecinden geçiyor. Umutla biz de tedaviye tepki vermesini bekliyoruz" dedi. OKUYUP SAVCI OLMAK İSTİYOR Babası ve kardeşini kaybettiğini hâlâ bilmeyen Fulya'nın annesi Hülya Yalvaç, kızının başından bir dakika olsun ayrılmıyor. Aylardır kızıyla birlikte hastane hastane dolaşan acılı anne, "Allah'ım Fulya'yı bana bağışladı. O yeter ki iyileşsin, başka bir şey istemiyorum" dedi. Fulya ise en büyük hayalini "İyileştikten sonra üniversiteye gideceğim ve savcı olacağım" sözleriyle anlattı.

29 Nisan 2009 Çarşamba

ÖSS'ye Hipnoz Ederek Hazırlıyor...

Hipnoz uzmanı Dr. Nihat Uysal, ÖSS, SBS gibi sınavlara hazırlananları hipnoz seanslarıyla sınava hazırlıyor.

Hipnozun insanın beyninde bulunan birçok pencereden birinden içeri girerek çeşitli telkinlerde bulunmak olduğunu belirten Dr. Nihat Uysal, "Bu telkinler sayesinde hayati öneme sahip şeyleri hipnoz olanlara dikte ediyoruz. Yani bu duruma bilinçli bir bilinçsizlik hali diyebiliriz. Kişinin korkularından yavaş yavaş ayrıştığını telkin ediyoruz. Bu korkular sınav korkusu olabilir, heyecan olabilir, yanlış yapacağım kaygısı olabilir. Biz seanslarımızda bu korkuları birer uçan balona koyup uçuruyoruz ve bu balonlar uçtukça kişideki korku, kaygı gibi duygular yavaş yavaş azalıyor" dedi. Kendisine en çok gençlerin başvurduğunu da dile getiren Nihat Uysal, "Gençlerin gelme sebebi ise SBS, ÖSS, KPSS gibi sınavlara girmeden önce korku ve kaygılarını yok etmek. Biz bu gençlere yaptığımız seanslarda bu sınava binlerce kez girdiklerini söylüyoruz ve hipnozla bu sınavları kendisine tekrar yaşatıyoruz. Sınava girmeden 3-4 seans önce bu telkinleri veriyoruz ki kişi sınava girdiğinde korkuya kapılmasın. Örneğin bu telkinlerimizle öğrencinin soruyu ve doğruyu görme oranını 10'a katlayabiliyoruz. Bu sayede soruyu bütün halde görebiliyor ve doğru cevabı daha kolay bulabiliyor" şeklinde konuştu. Hipnozla başarı oranının yüzde 95-98 seviyelerinde olduğunun da altını çizen Uysal, "Örneğin 7. sınıf öğrencisi bir kızımız geldi. Sınava girdiğinde herkesin korkudan ağladığını ancak kendisinin daha önce bu sınavı yaşadığını ve bu nedenle çok sakin olduğunu anlattı. Çünkü biz kendisine hipnozla bu sınavı daha önce yaşattık. Böyle öğrenciler teşekkür için sonradan bana çok geliyor. Ama şunu belirtmek isterim hipnoz olmayan bilgiyi artırmaz. Sadece olanı yüzeye çıkarır" şeklinde ifade etti.

24 Nisan 2009 Cuma

Başarıya Götürecek Beslenme...

Sağlık Bakanlığı, ÖSS'ye iki aydan az bir zaman kala, sınava girecekler için uyarıda bulunarak, sağlıklı beslenme önerilerini sıraladı...

Sağlık Bakanlığı, ÖSS'ye iki aydan az bir zaman kala, sınava girecekler için uyarıda bulunarak, sağlıklı beslenme önerilerini sıraladı. Bakanlık, özellikle halk arasında şeker ve şekerli besinlerin dikkati ve algılamayı artırdığına yönelik yanlış inanışlar bulunduğunu belirterek, karbonhidrattan zengin bu besinlerin tam tersi bir etkiyle gevşemeye neden olduğunu ve bu nedenle de şeker, şekerleme yerine, kuru üzüm, erik, kuru incir ya da A ve C vitaminlerinin zengin olduğu taze meyve ve sebzelerin tercih edilmesi gerektiğine işaret etti. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, öğrencilerin sınav öncesi ve sınav sabahı yoğun stres içinde olduklarını, bu stres ve heyecanın ise insan vücudunun enerji tüketimini artırdığını belirtti. Sınavlarda hiçbir besinin başarıyı tek başına, mucizevbir şekilde etkilemeyeceğini vurgulayan Sağlık Bakanlığı, ÖSS'ye gireceklerin sınav öncesinde ve sınav esnasında uymaları gereken beslenme önerilerini şöyle sıraladı. İşte ÖSS'ye girecekler için başarıya götürecek sağlıklı beslenmeye ilişkin altın öğütler: -Öğrenciler için en önemli öğün kahvaltıdır. Düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazanılmalı ve sınav günü mutlaka kahvaltı yapılmalıdır. Gece boyu açlıktan sonra, vücudumuz ve beynimiz güne başlamak için acil olarak enerjiye gereksinim duyduğundan, kahvaltı yapılmadığı takdirde dikkat daha çabuk dağılmakta, baş ağrısı ve yorgunluk oluşmaktadır. Yeterli enerji ve besin öğelerini sağlayan bir sabah kahvaltısında; içecek olarak süt, taze sıkılmış meyve suyu, peynir, yumurta, birkaç dilim ekmek, pekmez-tahin, zeytin, domates, yeşil biber, salatalık, maydanoz veya meyve gibi dört besin grubunda yer alan besinlerden oluşan bir mönü bulunmalıdır. CİPS VE KOLADAN UZAK DURUN -Ders çalışırken, şeker ve şekerli besinler, cips, kuruyemiş, gazlı içecekler gibi besinler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir, taze sıkılmış meyve suları ve kuru meyvelerin tercih edilmesi önemlidir. -Açıkta satılan besinler, yeterince güvenilir ve temiz değildir. Ayrıca, uygun koşullarda muhafaza edilmedikleri için çabuk bozulma riski taşırlar. Bu nedenle, özellikle okul çevresinde açıkta satılan besinlerin kesinlikle satın alınmaması gerekmektedir. -Sınavdan bir gün önce kuru baklagiller gibi gaz yapıcı besinler, lif ve yağ içeriği yüksek besinlerin tüketiminde dikkatli olunmalıdır. -Halk arasında şeker ve şekerli besinlerin dikkati ve algılamayı artırdığına yönelik yanlış inanışlar bulunmaktadır. Oysa karbonhidrattan zengin bu besinler tam tersi gevşemeye neden olmaktadır. Bu nedenle sınav öncesi ve sınav esnasında; şeker, şekerleme gibi basit şekerlerin yerine, kuru üzüm, erik, kuru incir ya da A ve C vitaminlerinin zengin olduğu taze meyve ve sebze gibi besinler tercih edilmelidir. -Fırında veya ızgara olarak hazırlanmış balık, tavuk, et, yumurta, fındık, fıstık ve ceviz tüketilmelidir. Bu besinler protein içerikleri nedeniyle uyanık kalma ve enerjinin tamamen kullanılmasını sağlar, içerdiği yağ asitleri beyin hücrelerinin çalışmasında önemli rol oynar. -Sınav esnasında susamaya neden olacak yağlı ve tuzlu besinlerden kaçınılmalı, sınavda su tüketiminin yanı sıra, taze sıkılmış meyve suyu tüketmenin, hem sıvı ihtiyacını karşılayacağı, hem de konsantrasyonu artıracağı unutulmamalıdır. -Kafein içeren yiyecekler adrenalinin serbest kalmasına böylece stres düzeyinin artmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle günlük kahve tüketimin en fazla 2 fincan kahve/çay ile sınırlandırılması önemlidir.

22 Nisan 2009 Çarşamba

Üniversiteye Girişte Yeni Uygulama

2009'da ÖSS sisteminde değişiklik yapmayan YÖK, 2010'da 2 aşamalı ve 6 sınavlı bir modele geçme kararı aldı.

YÖK Genel Kurulu 2010 yılında ÖSS'de uygulanacak kararları açıkladı. Karara göre 2009 yılında ÖSS sisteminde bir değişiklik yapılmayacak. 2010'da ise üniversiteye giriş sistemi iki aşamalı ve altı oturumlu bir sınav şekline dönüştürüldü. Yapılan değişikliklerin öğrencilere neler getirdiğini Uğur Dershaneleri ÖSS koordinatörü Turgay Polat ve Banu Gürün değerlendirdi. Buna göre 2010'da sınavın birinci aşaması Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), ikinci aşama Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) olarak adlandırıldı. YGS'ye orta öğretimi başarıyla tamamlayan kişiler tabi tutulacak. Nisanda yapılacak bu sınav yükseköğretime geçiş için yeterliliği ölçecek. Öğrenciler sadece YGS puanı ile açık öğretim ve 2 yıllık ön lisans programlarına yerleştirilebilecek. YGS'den alınan asgari puan ile 4 yıllık lisans programlarına yerleştirilebilmek için girilmesi gereken LYS'ye hak kazanılacak. YGS'de basit düzeyde Türkçe, Temel Matematik, Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri alanlarında test usulü sınav yapılacak. Temmuz başındaki LYS'de uygulanacak 5 sınav ise şöyle: 1- Matematik, Geometri Sınavı (LYS1) 2- Fen Bilimler (Fizik, Kimya, Biyoloji) Sınavı (LYS2) 3- Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya 1 Sınavı (LYS3) 4- Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya 2, Felsefe Grubu) Sınavı (LYS4) 5- Yabancı Dil Sınavı (LYS5) LYS'ye giren öğrencilerin puanları Matematik-Fen (MF), Türkçe-Matematik (TM), Türkçe-Sosyal (TS) ve Yabancı Dil bölümlerinde hesaplanacak. YGS'deki Türkçe ve Matematik testleri de belli oranda LYS'yi etkileyecek. LYS, haziran ayında 2 hafta içinde 5 oturumda yapılacak. BÖLÜM VE SINAV * MF bölümlerindeki programlara yerleşmek için LYS1 ve LYS2, * TM bölümlerindeki programlar için LYS1- LYS3, * TS bölümlerindeki programlar için LYS3-LYS4, * Yabancı Dil programları için sadece LYS gerekecek. Öğrenciler kendilerine güvenmeleri halinde 5 LYS sınavına da girip tercih yapabilecek. Örneğin lisede TS bölümünden mezun olan bir öğrenci kendi alanında devam etmek isterse TS içindeki LYS3-LYS4 testlerine girecek. Bu öğrenci mühendislik isterse mühendislik MF grubunda yer aldığından LYS1 ve LYS2 sınavlarına da katılacak. Meslek lisesi öğrencileri ilgi alanlarına göre TS, TM, MF testlerine girecek. Bu öğrenciler kendi alanları dışında bir alan seçerse o alanın sınavlarına katılacak. Böylece yıllardır tartışılan farklı katsayı uygulaması da ortadan kalkmış olacak.

18 Mart 2009 Çarşamba

Yabancı Dil Sınavlarında Değişiklik...

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, yabancı dil sınavlarını, TOEFL sınavı gibi bilgisayarla ve çok boyutlu yapacaklarını bildirdi.

Yarımağan, ÖSYM il sınav yöneticileriyle toplantı yapmak için geldiği Çanakkale'de, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkez olarak 4-5 türde yabancı dil sınavı yaptıklarını söyledi. Yabancı dil sınavlarının halen sadece okuma ve anlama düzeyinde yapıldığını bildiren Yarımağan, "Yabancı dil sınavları üzerinde çalıştığımız yeni bir projemiz var. Yabancı dil sınavlarını, 2010 yılından sonra TOEFL sınavları gibi bilgisayarla ve çok boyutlu yapacağız" dedi. Bu sınavlarda bugüne kadar okuduğunu anlama soruları sorulduğunu, ancak dinlediğini anlama konusunda hiç soru soramadıklarını ifade eden Yarımağan, şunları söyledi: "Bu sınavlarda konuşma ve yazma soruları hiç soramıyoruz. Oysa yabancı dil bilgisinin 4 boyutu var. O boyutlarda da değerlendirme yapılacak. Yeni sistemde, aday bilgisayarın başına oturacak, orada ona bazı sorular kulaklıktan sesli olarak gelecek. Farklı soru türleri olabilecek. Adaylar, bazı soruların cevaplarını konuşarak verecek. Hatta bir paragraflık metin yazması istenecek." Yeni sistem sayesinde, adayların uluslararası düzeyde dil bilgisinin ölçülebileceğine işaret eden Yarımağan, "Örneğin, Genelkurmay Başkanlığı, NATO görevi için yurt dışına gidecek görevlilerini, KPDS sınavına göre seçer. Son zamanlarda birtakım sorunlar yaşamaya başlamışlar. Burada çok yüksek puan aldığı için yurt dışına görevlendirilen adayların bazıları yabancı dil konuşamıyormuş. Konuşamayınca tabi görev de yapamıyor" dedi. Yeni sistem üzerinde 2 yıldan bu yana çalıştıklarını ifade eden Yarımağan, sınavları yapacakları binalar satın aldıklarını açıkladı. Yarımağan, Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavını (ÜDS) ise sadece okuma ve anlama düzeyinde yapmayı sürdüreceklerini bildirdi. KPSS'nin Türkiye'ye özgü bir sınav olduğuna da işaret eden Prof. Dr. Yarımağan, şöyle konuştu: "Çünkü Türkiye'de yandaşlık var. Yetkiyi kurumlara bırakırsanız, seçme işlemleri objektif bir şekilde yapılamaz. Bunu engellemek için KPSS diye bir sınav yapıyoruz. Bu dünyada yaygın olan bir yöntem değil. İlerleyen yıllarda ÖSS olur yine, ama bu kapsamda olur mu onu bilemem. Çünkü tüm dünya ülkelerine bakarsanız, birçok yere sınavsız giriliyor. Türkiye'de de gelecekte öyle olacaktır. Ama her yere sınavsız girilmez. Örneğin tıp fakültelerine rağbet çoksa oraya sınavla girilir. ÖSYM olarak 36 sınav yapıyoruz. Bana göre gelecekte bu sınavların bir kısmı yavaş yavaş kalkabilir. KPSS 10 yıl sonra yapılmayabilir." Yarımağan, "Adeta bir sınav ülkesi olduk. Ama kalkmayacak tek sınav var o da yabancı dil sınavıdır. AB ile ilgili ilişkilerimiz nedeniyle yabancı dil sınavlarına ihtiyaç giderek artacaktır. Özel sektöre de eleman alınırken dil bilgisi ön plana çıkacaktır. Onun için dil sınavlarını ağırlıklı olarak ele alıyoruz" dedi.

24 Şubat 2009 Salı

Öğrencilerin Motivasyonu Neden Bozulur?

ÖSS'ye hazırlık sürecinin en önemli unsurlarından birisi de sınava iyi bir şekilde motive olmaktır. Motivasyon, bir anlamda öğrencinin "çalışma iştiyakı"dır.

Motivasyonu iyi olan öğrenci hedefine hızlı ve emin adımlarla ilerlerken, motivasyonu düşük olan öğrenci, bu süreçte adeta "yaya" kalmaktadır. Genellikle öğrencilerin motivasyonunu olumsuz yönde etkileyen faktörler şunlardır: Ümitsizliğe düşmek: Öğrencinin sınavı gözünde büyütmesi, kendisini yetersiz hissetmesi, başarı düzeyi yüksek olan arkadaşlarıyla kendisini kıyaslaması, ümitsizliğe düşmesinin başlıca sebeplerindendir. Ümitsizliğe düşen öğrenci çalışma şevkini kaybettiği için bir süre sonra "nasıl olsa kazanamayacağım" diyerek çalışmayı bırakabilir. Bu girdaba düşen öğrencinin psikolojik destek alması çok önemlidir. Gerçekçi hedeflerin olmayışı: Öğrencinin hedef belirlerken gerçekçi olması ve "ayaklarının yere basması" çok önemlidir. Bazı öğrenciler kapasitesini ve çalışma temposunu göz ardı ederek kendileri için çok yüksek olan hedefleri belirleyebiliyor. Daha sonra bu hedeflerine ulaşamayacaklarını anlayınca da strese girip motivasyonlarını kaybederler. Acelecilik: Özellikle "hırslı öğrenciler" bir süre çalıştıktan sonra hemen netlerinin "patlamasını" bekler. Oysa netlerin yükselmesi için zamana ihtiyaç vardır. Bu sabrı gösteremeyen öğrenci "çalıştığım halde netlerim bir türlü yükselmiyor" diyerek pes edebiliyor. Arkadaş çevresinin olumsuz etkisi: ÖSS havasından uzak olan arkadaş grubunun tesiriyle öğrencinin çalışma performansında ciddi bir düşüş gerçekleşir. Bu tür arkadaşlar, çalışan bir öğrenci için adeta "fren" gibidir. Verimsiz ders çalışma: Öğrenci, sistemli ve sonuca yönelik olmadıktan sonra saatlerce ders çalışsa dahi istediği verimi alamaz. Verim alamayınca da bir süre sonra psikolojik anlamda "yorulacak" ve motivasyonunu kaybedecektir. Sınav kaygısının etkisi: Sınav kaygısı yaşayan öğrenci huzursuz ve gergin olduğu için bir türlü motive olamaz ve ders çalışmaya odaklanamaz. Bu tür öğrencilerin rehberlik servisinden destek alması faydalı olacaktır. Ebeveynin yanlış tutumu: Ebeveynin çocuğuna yönelik yüksek beklenti içine girmesi, ümitsiz konuşması, öğrenciyi başkasıyla kıyaslaması, sınavı bir ölüm-kalım meselesi haline getirmesi öğrenciyi olumsuz yönde etkileyecektir. Ebeveyn soğukkanlı olmalı, çocuğuna destek vermelidir.

19 Şubat 2009 Perşembe

Üniversite Hayali Kuranlar Dikkat...

ÖSS'ye girecekler, üniversite hayali kuranlar, anneler ve babalar, kısacası üniversite ile yakında uzaktan ilgisi olanlar... Bu haberi mutlaka OKUYUN...

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010 yılından itibaren uygulamaya konulacak iki aşamalı üniversiteye giriş sınavının birinci basamağının mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayısının biraz daha artmış, ikinci basamağının da eskiden uygulanan iki basamaklı sistemin gelişmiş hali olduğunu belirtti. Yarımağan, YÖK'ün kararıyla gelecek yıldan itibaren uygulanmaya başlayacak yeni sisteminin ana hatlarını AA muhabirine anlattı. Yeni sistemin iki aşamadan oluştuğunu, ikinci aşamada yabancı dil dahil toplam beş ayrı sınav uygulanacağını ifade eden Yarımağan, birinci aşamanın Nisan başlarında, ikinci aşamanın da Haziran sonlarında iki hafta sonu cumartesi-pazar günleri gerçekleştirilmesinin planlandığını bildirdi. Yarımağan, ''Yeni sistem, eskiden uygulanan iki basamaklı sınava dönüş değil ama eskinin tam gelişmiş hali denilebilir'' dedi. Üniversiteye girişte 1999'da geçilen sistemin olumsuz etkileri olduğunu belirten Yarımağan, ÖSS'de ortak derslerin okutulduğu 9. sınıftan sonra soru yöneltilmediği için öğrencilerin bu sınıftan sonraki sınıfların derslerine ilgi göstermediğini belirtti. Dolayısıyla öğrencilerin üniversiteye ''yetersiz'' geldiklerini kaydeden Yarımağan, şöyle konuştu: ''Mesela Matematik'ten, Fizik'ten, Kimya'dan 9. sınıf sonrasından hiç soru sormuyorduk. Sormadığımız için de öğrenci o konuları sınıfını geçecek kadar çalışıyordu, çok fazla kendini vermiyordu. Hatta şöyle olumsuz durumlarla ilgili bize bilgi geliyordu: Bazı öğretmenler öğrenciye destek olmak için 11. sınıf programındaki dersi anlatmıyor, (nasıl olsa bu konu üniversite sınavında sorulmuyor) diye 9. sınıf ve ilköğretimdeki konuları tekrar ediyor. Amaç, daha çok sayıda öğrenci üniversite sınavını kazansın, hem öğrenci avantajlı çıksın hem de okul daha çok öğrenciyi üniversiteye soktuğu için avantajlı çıksın. Bu, çok olumsuz bir durumdu. Bu nedenle 2006'da biz bu olumsuz durumu kısmen düzeltmek için sistemi değiştirerek, mümkün olduğunca lise müfredatını kapsayan sorular sormaya başladık. Tabii bunu yaparken seçmeli derslerden değil, zorunlu derslerden sorular soruyoruz. Yalnız bu değişikliği yaparken 1999 öncesine, yani iki basamaklı sınava olduğu gibi dönmedik. Tek oturumda bunu gerçekleştiren bir model oluşturduk. Tek oturumda, yani şu anda uygulanan sistemde hem ortak müfredata dayalı sorular hem de lisenin son yıllarında okutulan zorunlu alan derslerine dayalı sorular soruyoruz. Bu değişiklik, sistemin getirdiği eski olumsuzlukların bir kısmını düzeltti. Öğrenci artık 9 ve 10. sınıftaki Matematik, Fizik, Kimya, Sosyoloji, Psikoloji gibi derslere önem veriyor.'' Yarımağan, mevcut sistemin de bazı olumsuzlukları bulunduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Tek oturumda, 195 dakika süre vererek, bu süre içinde öğrenciden çok şey istiyoruz. Bu süre içinde 10-15 dersteki bilgisini bize aktarmasını bekliyoruz. Bu, ölçme açısından çok sağlıklı bir ortam değil. Öğrenci örneğin 15 dakika Coğrafya, 20 dakika Tarih, 10 dakika Sosyoloji, 10 dakika Kimya sorusu cevaplayacak. Birbiriyle çok da ilişkili olmayan sorulara cevap verecek. Üstelik bazı derslerden öğrencinin bilgisini tam ölçmek de mümkün olmuyor. Mesela Sosyoloji'den 3, Coğrafya'dan 8-10 soru soruyoruz. 3-5 ya da 8-10 soruyla öğrencinin belirli derslerdeki bilgilerini ölçmek çok da sağlıklı olmuyor. Mevcut sistemin olumsuzlukları, kısa sürede birbiriyle çok da ilgili olmayan derslerden ölçme yapılması, ders düzeyindeki soru sayıları çok az olduğu için ders düzeyinde ölçümlerin çok sağlıklı olmaması, puanlar hesaplanırken ders düzeyinde değil ders grubu düzeyinde hesaplama yapılması... Mesela biz şu anda Fen puanı hesaplıyoruz. Fen puanının içinde Fizik, Kimya, Biyoloji ayrımı yapmıyoruz. Oysa yerleştirme sırasında üniversitelerdeki bazı programlar için belki Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya'yı ayrı ayrı ölçmekte yarar var. Ayrıca mevcut sistemde tüm sorular çoktan seçmeli. Tüm soruların çoktan seçmeli olmasının eğitim üzerinde olumsuz etkisi var. Öğrencinin belli yetenekleri gelişmiyor. Bütün bunları dikkate alarak yeni bir model geliştirdik.'' -''ÖLÇME-DEĞERLENDİRME AÇISINDAN DAHA SAĞLIKLI BİR SİSTEM''- Yarımağan, yeni sistemde ''soru türlerinin değiştirilmediğini, tüm soruların yine çoktan seçmeli test şeklinde olmaya devam edeceğini ancak ders düzeyinde ve o dersten daha çok soru yöneltilerek bir ölçme yapılacağını'' vurguladı. Yarımağan, ''Öğrenciler bir sınavda birbiriyle ilgisiz konulardan değil, birbiriyle ilgili birkaç dersten sorulara cevap verecek. Ölçmeyi eşit sürelerde yaparak, ders puanlarının karşılaştırılabilir puanlar olmasını sağlayacağız. Yani, ölçme değerlendirme açısından daha sağlıklı bir sistem oluşturuyoruz. İleriye dönük olarak da çoktan seçmeli test soruları dışındaki soru türlerinin sorulabileceği bir ortam yaratmaya, bunun altyapısını oluşturmaya çalışıyoruz'' diye konuştu. 2010'da uygulanacak iki aşamalı sınavın ilk aşamasının ''mevcut sistemdeki ilk dört testin soru sayılarının biraz artmış hali'' olduğunu belirten Yarımağan, soru sayısının ne kadar artacağına ilişkin kararın henüz verilmediğini ifade etti. Yarımağan, ''Şu anda uygulanan ÖSS'de ilk testlerde 30'ardan toplam 120 soru soruyoruz. 120 sorunun üstüne ikinci testler soruluyor ve öğrenci toplam 180 soru yanıtlıyor, 195 dakika da süre veriliyor. Yeni sistemde soru sayısı 160-180 dolaylarına çıkabilir. Verilen süre artmayacak, muhtemelen 3 saat olacak'' dedi. Yarımağan, birinci aşamanın sonunda adaylar için sözel, sayısal ve eşit ağırlıklı olmak üzere üç puan türü hesaplanacağını ancak bu puanların aralıklarının ne olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Birinci aşamadaki puanlarla meslek yüksekokulları ve açıköğretime girilebileceğini ifade eden Yarımağan, ayrıca bazı lisans programlarına da bu puanlarla girilebilmesine yönelik düşünceleri olduğunu söyledi. -İKİNCİ AŞAMA NASIL YAPILACAK?- Birinci aşamada başarılı adayların ikinci aşamaya başvurma hakkı kazanacağını kaydeden Yarımağan, ikinci aşamada dört ana alanda sınav yapılacağını, yabancı dil sınavının da ayrıca gerçekleştirileceğini ifade etti. Yarımağan, ikinci aşamadaki dört sınavın nasıl yapılacağını şöyle anlattı: ''Aslında bu sınavlar, bugünkü mevcut sistemde iki numaralı testlere karşılık geliyor. Matematik-Geometri, Fen Bilimleri (Fizik-Kimya-Biyoloji), Edebiyat-Coğrafya ve Sosyal Bilimler (Tarih-Coğrafya ve Felsefe grubu) sınavları var. Aday, bu dört sınavdan hangilerine gireceğini bize başvurarak, bildirecek. Normal koşullarda adaylar bu sınavlardan ikisine girecekler. Ortaöğretimde bitirdikleri alana ve gitmek istedikleri bölüme bağlı olarak, bu sınavlardan ikisine girmeleri yeterli olacak. Örneğin Fen-Mühendislik alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar, örneğin Matematik ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavına girecek. Buna karşılık İktisat-İşletme grubundaki programlara gitmek isteyenler ikinci aşamada Matematik-Geometri sınavıyla Edebiyat-Coğrafya sınavına girecek. Sosyal Bilimler alanındaki programlara gitmek isteyen adaylar ikinci aşamada Edebiyat-Coğrafya sınavı ile Sosyal Bilimler sınavına girecek. Yani adayların çok büyük çoğunluğu iki sınava katılacak. Yabancı dil puanıyla öğrenci alan programlara gitmek isteyen adaylar ise sadece yabancı dil sınavına girecek. Yabancı dil sınavına gireceklerin diğer dört sınavın hiçbirine girmelerine gerek yok. Ama aday birden çok gruptaki programlara gitmek, mesela hem Fen-Mühendislik programlarından hem de İşletme-İktisattan tercih yapmak istiyorsa o zaman dört sınavın üçüne girecek. Bir aday isterse bu beş sınavın beşine de girebilir. Ama bu çok istisnai bir durum olur. Bence adayların yüzde 99'u iki sınava, küçük bir kısmı üç sınava girecek. Dört ve beş sınava giren sayısı istisna olur.'' -ÖLÇME NASIL YAPILACAK?- Yarımağan, yeni sistemde ''ölçme-değerlendirmenin'' bugünkü sistemden farklı yapılacağını bildirdi. Öğrencinin başarısının ''ders düzeyinde'' ölçüleceğini ifade eden Yarımağan, yeni sistemin en önemli özelliklerinden birinin bu olduğunu bildirerek, şunları kaydetti: ''İkinci aşamadaki sınavlarda mesela bir Fen puanı, Sayısal, Sözel ya da Eşit Ağırlıklı puan olmayacak. Aday hangi sınava girmişse o sınavdaki tüm derslerin puanı hesaplanacak. Mesela bir Fizik, bir Kimya, bir Biyoloji puanı olacak. Düşündüğümüz başka bir şey, soru kitapçıklarını da derslere göre ayırmak ve süreleri buna göre sınırlamak. Yani öğrenciye 'Al sana 180 dakika, Fizik, Kimya, Biyoloji sorularını bu sürede cevapla' demeyeceğiz. Sınavda adaylara Fizik sorularını vereceğiz belli bir süre sonra alıp, Kimya sorularını, ardından diğer dersin sorularını vereceğiz. Bu durumda bütün adaylar mesela Fizik sorularını aynı sürede cevaplayacak. Dolayısıyla Fizik notları, eşit sürelerde cevaplanacağı için birbiriyle karşılaştırılabilir notlar olacak. Şimdi mevcut sistemde öğrencinin Fizik notlarını hatta Fen puanlarını birbiriyle karşılaştırdığımızda, bazı şüpheler var. Çünkü mevcut sistemde Fen sorularını cevaplamak için bir aday yarım saat harcıyor, diğer bir aday bir saat harcıyor. Yarım saat ve bir saat gibi farklı sürelerde cevaplanan soruların sonuçlarını birbiriyle karşılaştırdığınızda bu eşitsizlik oluşturuyor. Yeni sistemde ölçmenin daha sağlıklı olmasını sağlayacağız. Zaten gerek lisede, gerekse üniversitedeki tüm sınavlarda bu şekilde yapılıyor. Öğrenci hiçbir zaman lisede Fizik ve Kimya sınavına birlikte girmiyor. Üniversitede de böyle.'' -HESAPLAMA- Adayların yerleştirme puanları hesaplanırken hem ilk aşamadaki sınavda hem de ikinci aşamada katıldığı sınavlardaki başarıların dikkate alınacağını vurgulayan Yarımağan, birinci aşamadaki sınavın etkisinin ne kadar olacağının henüz belirlenmediğini bildirdi. Yarımağan, hesaplamada izlenecek yolu şöyle aktardı: ''Örneğin Fen-Mühendislik programlarına girerken kullanılacak olan puanlar için birinci aşama artı ikinci aşamadaki Matematik-Geometri ve Fizik-Kimya-Biyoloji sınavı... Dolayısıyla aday toplam üç sınava girmiş olacak. Bu üç sınavın sonuçları hesaplama yapılırken birbirine yakın oranlarda kullanılacak. Üç sınavın içinde tabii alt testler var. Mesela birinci sınavda Türkçe, Fen testleri vardı, ikincisinde Matematik, Geometri, Fizik, Kimya, Biyoloji. Bunların hepsini kullanarak çok sayıda puanlar oluşturacağız. Örneğin sayısal grup için bir tek puan olmayacak. Bugünkü sistemde sayısal için tek bir puan var ve bu puan hem tıp fakültesi hem hemşirelik hem eczacılık hem fizik mühendisliği hem bilgisayar mühendisliği hem astronomi hem makina mühendisliği, hem ziraat mühendisliği gibi birbiriyle benzer olmayan programların hepsi için kullanılıyor. Yeni sistemde farklı puan türleri oluşturarak her puan türü için o puan türünün gerektirdiği bilgilerden oluşturulmuş bir sistem geliştireceğiz. Mesela tıp fakültesi için eğer Kimya ve Biyoloji bilgisi daha önemliyse tıp fakülteleri için bu derslerin ağırlığını biraz arttıracağız, tıp fakülteleri öğrenci alırken bu derslerin ağırlıklı olarak hesaplandığı puan türünü kullanacak. Makina mühendisliğine girerken Matematik ve Fizik'in ağırlığının daha çok hesaplandığı puan türleri kullanılacak. Bir tane sayısal puan yerine belki adı sayısal da olmayan örneğin 5-6 veya 8-10 tane çeşitlendirilmiş puan türü olacak. Yani ana puan türleri kendi içlerinde çeşitlendirilecek.'' Yarımağan, üniversitelerdeki hangi programların, hangi derslerin ağırlıklı olduğu puan türlerini kullanacaklarının fakültelerin de görüşü alınarak belirleneceğini ifade etti. *** ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 2010'da uygulanmaya başlanacak yeni üniversiteye giriş sisteminde farklı derslerin söz konusu olmadığını belirterek, ''Adaylar bugünkü sistemde hangi derslerden ne tür sorulara cevap veriyorlarsa yeni sistemde de aynı derslerden aynı tür sorulara cevap verecekler. Tek farkı şu olacak, bir sınavda bu cevapları vermek yerine örneğin üç sınavda verecekler. Öğrenciler tedirgin olmasınlar, rahat olsunlar'' dedi. Yarımağan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni sınav sisteminde ''adaylar açısından hiçbir şeyin değişmediğini'' belirtti. Adayların aynı şekilde çalışmalarını sürdürmelerini isteyen Yarımağan, şöyle konuştu: ''Varsayalım öğrenci ortaöğretimden fen alanından mezun. Bu öğrenci tıp, mühendislik ve fen fakültelerinden tercihler yapmak istiyor. Bu öğrenci birinci sınava girecek, belli bir başarı gösterecek. İkinci aşamada matematik-geometri ve fizik-kimya-biyoloji sınavlarına girecek. Bunların sonucunda aday için örneğin 10 tane puan türü varsa 10 tane puan hesaplanacak. Sonra aday tercihlerini yapacak ve birine yerleşecek.'' ''Yeni sistemde en büyük zorluğu ÖSYM'nin yaşayacağını'' ifade eden Yarımağan, özellikle soru hazırlayan öğretim üyesi sayısının artırılacağını kaydetti. Yarımağan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Adaylara büyük bir zorluk gelmiyor çünkü aynı derslerden aynı tür sorular gelecek. Tek farkı şu olacak, bir sınavda bu cevapları vermek yerine örneğin üç sınavda verecekler ve sınav stresini biraz daha yaymış olacaklar, bilgilerini daha rahat ortaya koyabilecekler. Öğrencilerin farklı derslere çalışması söz konusu değil. Bugünkü sistemde hangi derslerden ne tür sorulara cevap veriyorlarsa yeni sistemde de aynı derslerden aynı tür sorulara cevap verecekler. Bugünkü sistemde biyolojiden sadece 10 tane soruya cevap veriyorlarsa yeni sistemde biyolojiden, sayısını bilemiyorum, belki 25-30 soruyu cevaplayacaklar, bilgilerini daha ayrıntılarıyla ortaya koyma fırsatı bulacaklar. Hazırlık açısından da 3 soru yerine 5 soru yapacakları için daha çok çalışmalarına gerek yok. Aynı konulara aynı derslere çalışacaklar. Öğrenciler tedirgin olmasınlar, rahat olsunlar.'' Yarımağan, ikinci aşamadaki sınav sürelerinin ve soru sayılarının da henüz belirlenmediğini anlatarak, ''Kişisel fikrimi söylüyorum, ikinci aşamadaki sınavların süreleri daha kısa, örneğin 2.5 saat olabilir. Örneğin matematik-geometri sınavı belki 2.5 saatlik bir sınav, soru sayısı 100-120 olabilir. Soru sayısı 100 ise örneğin 80'i matematik, 20'si geometri olabilir. Belki fizik, kimya, biyoloji soruları eşit sayıda olabilir. Soru sayıları haftalık ders saatleri, o derslerin ağırlıkları dikkate alınarak belirlenecek'' diye konuştu. -SINAVDA ''YAZILI'' DÖNEMİ- Yarımağan, iki aşamalı sınav sisteminde ilerde adaylara ''açık uçlu soru'' yöneltmeyi planladıklarını bildirdi. Bu yöntemin aday sayısının azalması durumunda uygulamaya konulabileceğini belirten Yarımağan, şunları kaydetti: ''Sınava girecek öğrenci sayısının bu yıl 1.5 milyonun altında olacağını, önümüzdeki birkaç yıl içinde de her yıl 50 bin, 100 bin azalarak 1 milyona yaklaşacağını tahmin ediyorum. Bu durumda örneğin 3-5 yıl sonra sınava başvuran aday sayısı 1 milyon 200 bin dolayındaysa, ikinci aşamaya başvuran aday sayıları 200-500 bin dolayında olacak. Mesela fen bilimleri sınavına başvuran sayısı 200-250 bin, matematik-geometri sınavına başvuran sayısı 500-600 bin olabilir. Bu sayılarda başvuru gelirse sınavda açık uçlu sorular yöneltilebilir. Sınavda test usulünün getirdikleri ve götürdükleri var. Test usulünde sınavı çok objektif yapıyorsunuz, değerlendirmesi çok hızlı ama buna karşılık öğrencinin düşünme sistemini sınırlıyor. Yeni sistemde ise açık uçlu sorular olabilir ama tabii proje soruları gibi çok uzun sorular soracak değiliz. Yine cevabı kısa olan sorular sorulacak. Bu tür bir sınavda çok farklı cevapların verilebileceği tartışmalı sorular sorulmaz. Cevabı net, kesin olan sorular sorulur. Açık uçlu sorularda farklı soru türleri vardır. Örneğin 10 tane farklı cevabı olabilecek bir soru sorulabilir. Aday bunlardan kaç tanesini cevapladıysa ona göre puan alabilir.'' ''Matematik sınavında açık uçlu soru nasıl olacak?'' sorusu üzerine Yarımağan, ''Aday nihai sonucu nasıl elde ettiğini gösterecek. Bu değerlendirilecek'' dedi. Yarımağan, açık uçlu soru yönteminin başta İngiltere olmak üzere birçok ülkede kullanıldığını belirterek, ''Komşumuz Yunanistan'da da uygulanıyor'' diye konuştu. -ORTAÖĞRETİM BAŞARI PUANI- Yarımağan, yeni sistemde de yerleştirme puanları hesaplanırken ortaöğretim başarı puanının ekleneceğini ifade etti. Ortaöğretim başarı puanının sınav puanına eklenmesi kuralının yasada yer aldığına işaret eden Yarımağan, ''Üniversiteye girişte öğrencinin ortaöğretim başarı puanını YÖK'ün belirleyeceği biçimde eklenecek. Ancak nasıl alınacağı konusunda henüz kesinlik yok. YÖK bunu ayrıca kararlaştıracak'' dedi. Yarımağan, ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı uygulamasının bir ihtiyaçtan doğduğunu belirterek, bunun da devam etmesinden yana olduğunu söyledi.

16 Ocak 2009 Cuma

ÖSS Değişikliği Bir Başka Bahara...

İki aşamalı sınav sistemi önerisi getirilen YÖK Genel Kurulu'nda, ÖSS değişikliği konusunda karara varılamadı. Kurul, 29 Ocak'ta yeniden bir araya gelecek..

Yükseköğretim Kurulu yüzbinlerce öğrencinin heyecanla beklediği üniversiteye giriş sistemini masaya yatırdı. 2010 yılında iki aşamalı bir sınav yapılması önerildi. Yeni kurulan teknoloji fakültelerine giriş tartışma konusu oldu. Toplantının öğleden sonraki bölümünde ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan yapılacak kapsamlı değişiklikleri de içeren uzun bir sunum yaptı. Edinilen bilgiye göre, üniversiteye giriş için daha önce uygulandığı gibi iki aşamalı sınav önerildi. Öneriye göre baraj sınavı konulacak. Liseyi bitirenler bu sınava girecek. Sınavı geçebilenler ikinci sınava girerek üniversiteye yerleştirilecek. 15 ÜNİVERSİTEYE DEKAN ATANDI Ancak tartışma meslek lisesi mezunlarının yeni kurulan teknoloji fakültelerine girişleriyle ilgili konuda çıktı. Bir grup YÖK üyesi mevcut sistemde uygulanan ve mesleki eğitimin yeniden düzenlenmesi kapsamında kaldırılmasına karar verilen sınavsız geçişle ilgili daha önce yasal düzenleme yapıldığını hatırlatarak bunun yasal düzenleme ile kaldırılması gerektiğini söyledi. Üyelerin bir kısmı ise YÖK Kanunu'na dayanılarak istenilen değişikliğin yapılacağını ileri sürdü. Yaklaşık 4 saat süren toplantıdan sonra uzlaşmaya varılamadı. Üyeler öneri üzerinde biraz çalıştıktan sonra yeniden toplanmaya karar verdi. Toplantıdan sonra YÖK'ten yapılan açıklamada, "Üniversiteye giriş sistemine yönelik olarak yapılması planlanan değişiklikler görüşülmüş, ancak herhangi bir karar verilmemiştir" denildi. YÖK Genel Kurulu'nun öğleden önceki bölümünde ise Eğitim, Tıp Sağlık, Denklik, Vakıf Koordinasyon komisyonlarının raporları görüşüldü. Ayrıca 15 fakülteye de dekan ataması yapıldı. YÖK Genel Kurulu, ÖSS'de yapılacak değişiklikle ilgili iki hafta sonra 29 Ocak 2008'de yeniden bir araya gelecek.

9 Ocak 2009 Cuma

Başarısız Lise Müdürlerine İnceleme...

Yapılan bir araştırmada 2008 ÖSS'de Türkiye genelinde 41 lise sıfır çekmişti. Bunun üzerine harekete geçen Bakanlık lise müdürlerine inceleme başlattı.

2008 ÖSS'de, 28 ildeki 41 lise, 4 yıllık okullara hiçbir öğrenci sokamadı. Milli Eğitim de liselerin yöneticilerini soruşturmak için komisyon kurdu.. Son ÖSS'de dört yıllık eğitim sonunda 41 lisenin 2008'de bir tek öğrenciyi bile üniversiteye sokamadığı ortaya çıktı. ÖSYM tarafından açıklanan istatistiklere göre, aralarında İstanbul, Ankara, Adana, Diyarbakır, Gaziantep, Mersin gibi illerinin de bulunduğu 28 ilde yer alan 41 lise, üniversitelere tek öğrenci gönderemedi. Milli Eğitim Bakanlığı da, 'sıfırcı' okulların yöneticilerini soruşturmak üzere komisyon oluşturdu. Ayrıca yöneticilerin atamaları gözaltına alınacak. Bir bakanlık yetkilisi, ÖSS sisteminin okul müfredatından çok farklı olduğunu belirterek, "Sistemin değiştirilmesi için çalışmalar yapıyoruz. Öğrencinin başarısını kontrol etme uygulaması başlattık. Başarısız liselerin sınavlara iyi hazırlanmaları için özel eğitim paketleri hazırladık" dedi. 'ÖSS DOĞRU KRİTER DEĞİL' Eski Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan ise, ÖSS sonuçlarına göre Türkiye'deki liselerin ne kadar başarılı olduğunu söylemenin zor olduğuna işaret ederek şöyle dedi: "Üzerinde düşünülmesi gereken Ağırlıklı Orta Öğretim Başarı Puanı uygulamasıdır. Bu uygulamaya göre, hiçbir mantığa uymayacak şekilde başarılı öğrencilere daha fazla puan veriliyor. Dolayısıyla başarılı öğrenciler belli okullarda yığılıyor. Başarısı düşük olan öğrencilerin devam etmek zorunda kaldığı liseler de kaçınılmaz olarak bu sonuçla karşılaşıyor. ÖSS başarısı yüksek olan Fen ve Anadolu liselerinin başarısı, okuldan daha çok o okullara devam eden daha önceden seçilerek gelen öğrencilere bağlıdır." 41 lise arasında yer alan 7 meslek lisesi, sınavsız geçiş hakkına rağmen üniversitelere öğrenci gönderemedi. İstanbul'da Fatih Kocamustafapaşa, Beykoz Paşabahçe Ferit İnal, Bahçelievler Kocasinan, Fatih Vatan, Mehmet Akif Ersoy ve Bağcılar Orhan Gazi liseleri öğrencilerinin hiçbiri 4 yıllık bölümlere yerleştirilemedi. Ankara'daki liselerden 8'i, İzmir'de ise 1 lise "sıfır" çekti.