Bilgisayar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilgisayar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2009 Çarşamba

Yabancı Dil Sınavlarında Değişiklik...

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, yabancı dil sınavlarını, TOEFL sınavı gibi bilgisayarla ve çok boyutlu yapacaklarını bildirdi.

Yarımağan, ÖSYM il sınav yöneticileriyle toplantı yapmak için geldiği Çanakkale'de, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkez olarak 4-5 türde yabancı dil sınavı yaptıklarını söyledi. Yabancı dil sınavlarının halen sadece okuma ve anlama düzeyinde yapıldığını bildiren Yarımağan, "Yabancı dil sınavları üzerinde çalıştığımız yeni bir projemiz var. Yabancı dil sınavlarını, 2010 yılından sonra TOEFL sınavları gibi bilgisayarla ve çok boyutlu yapacağız" dedi. Bu sınavlarda bugüne kadar okuduğunu anlama soruları sorulduğunu, ancak dinlediğini anlama konusunda hiç soru soramadıklarını ifade eden Yarımağan, şunları söyledi: "Bu sınavlarda konuşma ve yazma soruları hiç soramıyoruz. Oysa yabancı dil bilgisinin 4 boyutu var. O boyutlarda da değerlendirme yapılacak. Yeni sistemde, aday bilgisayarın başına oturacak, orada ona bazı sorular kulaklıktan sesli olarak gelecek. Farklı soru türleri olabilecek. Adaylar, bazı soruların cevaplarını konuşarak verecek. Hatta bir paragraflık metin yazması istenecek." Yeni sistem sayesinde, adayların uluslararası düzeyde dil bilgisinin ölçülebileceğine işaret eden Yarımağan, "Örneğin, Genelkurmay Başkanlığı, NATO görevi için yurt dışına gidecek görevlilerini, KPDS sınavına göre seçer. Son zamanlarda birtakım sorunlar yaşamaya başlamışlar. Burada çok yüksek puan aldığı için yurt dışına görevlendirilen adayların bazıları yabancı dil konuşamıyormuş. Konuşamayınca tabi görev de yapamıyor" dedi. Yeni sistem üzerinde 2 yıldan bu yana çalıştıklarını ifade eden Yarımağan, sınavları yapacakları binalar satın aldıklarını açıkladı. Yarımağan, Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavını (ÜDS) ise sadece okuma ve anlama düzeyinde yapmayı sürdüreceklerini bildirdi. KPSS'nin Türkiye'ye özgü bir sınav olduğuna da işaret eden Prof. Dr. Yarımağan, şöyle konuştu: "Çünkü Türkiye'de yandaşlık var. Yetkiyi kurumlara bırakırsanız, seçme işlemleri objektif bir şekilde yapılamaz. Bunu engellemek için KPSS diye bir sınav yapıyoruz. Bu dünyada yaygın olan bir yöntem değil. İlerleyen yıllarda ÖSS olur yine, ama bu kapsamda olur mu onu bilemem. Çünkü tüm dünya ülkelerine bakarsanız, birçok yere sınavsız giriliyor. Türkiye'de de gelecekte öyle olacaktır. Ama her yere sınavsız girilmez. Örneğin tıp fakültelerine rağbet çoksa oraya sınavla girilir. ÖSYM olarak 36 sınav yapıyoruz. Bana göre gelecekte bu sınavların bir kısmı yavaş yavaş kalkabilir. KPSS 10 yıl sonra yapılmayabilir." Yarımağan, "Adeta bir sınav ülkesi olduk. Ama kalkmayacak tek sınav var o da yabancı dil sınavıdır. AB ile ilgili ilişkilerimiz nedeniyle yabancı dil sınavlarına ihtiyaç giderek artacaktır. Özel sektöre de eleman alınırken dil bilgisi ön plana çıkacaktır. Onun için dil sınavlarını ağırlıklı olarak ele alıyoruz" dedi.

25 Şubat 2009 Çarşamba

8 Bin 285 Kişinin Görev Yerleri Belli Oldu...

Milli Eğitim Bakanlığı, 2009-1 öğretmen atamalarında 7 bin 81'i kadrolu olmak üzere, toplam 8 bin 141 öğretmen atadı.

Milli Eğitim Bakanlığı, 2009-1 öğretmen atamalarında 7 bin 81'i kadrolu olmak üzere, toplam 8 bin 141 öğretmen atadı. Milli Eğitim Bakanlığı'nda Bakan Hüseyin Çelik'in katılımıyla gerçekleştirilen atama töreninde, 8 bin 141 öğretmenin ataması yapıldı. Bilgisayar ortamında yapılan atamaların 834'ü açıktan atama, 48'i milli sporcu, 86'sı kurumlar arası atama, 492'si kurayla atama, 7 bin 81'si ise kadrolu olarak yapıldı.

20 Şubat 2009 Cuma

Öğretmen Ataması Başvurusunda Son Gün!

Milli Eğitim Bakanlığının (MEB), 8 bin kadroya yapacağı öğretmen ataması için başvuru süresi bugün sona eriyor.

MEB, resmi eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfında 46 alandan, 2007 ve 2008 KPSS10 puan üstünlüğü esasına göre ilk atama, hizmet üstünlüğü esasına göre de açıktan ve kurumlar arası atama biçimiyle ve milli sporculardan sınavsız olarak beden eğitimi alanına toplam 8 bin 285 öğretmen ataması gerçekleştirecek. Atama için başvurular bugün sona erecek. Adaylar, başvuruya ilişkin bilgiye bakanlığın "http://personel.meb.gov.tr" adresinde yayınlanacak olan "2009-1 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu"ndan ulaşabilecek. Başvurular il ya da ilçe milli eğitim müdürlüklerinde oluşturulan büroların herhangi birinde onaylatıldıktan sonra resmi hale gelecek. Başvurulardan hiçbir gerekçeyle ücret alınmayacak. Atamalar, 25 Şubat 2009 tarihinde bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek ve aynı gün bakanlığın internet sayfasından duyurulacak. Atama yapılacak alanlar ve kontenjanları şöyle: "Almanca: 25, Beden Eğitimi: 215, Bilişim Teknolojileri: 450, Biyoloji: 120, Coğrafya: 110, Çince: 1, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi: 50, Deniz Araçları Yapımı-1: 7, Denizcilik-1: 10,Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi: 180, El Sanatları Teknolojisi-1: 35, Elektrik-Elektronik Teknolojisi-1: 35, Elektrik-Elektronik Teknolojisi-2: 22, Felsefe: 135, Fen ve Teknoloji/Fen Bilgisi: 315, Giyim Üretim Teknolojisi: 13, Görme Engelliler Sınıfı Öğretmenliği: 10, İHL Meslek Dersleri: 25, İHL Meslek Dersleri Arapça: 20, İlköğretim Matematik Öğretmenliği: 520,İngilizce: 1000, İşitme Engelliler Sınıfı Öğretmenliği: 10, Kimya: 10, Laboratuvar: 3, Matbaa: 3, Matematik: 355, Muhasebe ve Finansman: 28, Müzik: 180, Okul Öncesi Öğretmenliği: 346, Psikoloji: 2, Radyo-Televizyon: 4, Rehber Öğretmen: 185, Resim İş/Resim/Görsel Sanatlar: 200, Rusça: 3, Sağlık Bilgisi: 5, Sanat Tarihi: 1, Sınıf Öğretmenliği: 2060, Sosyal Bilgiler: 155, Tarih: 210, Teknoloji ve Tasarım: 180, Tekstil Teknolojisi-1: 10, Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme: 10, Türk Dili ve Edebiyatı/ Dil ve Anlatım/ Türk Edebiyatı: 435, Türkçe: 525, Yiyecek İçecek Hizmetleri: 35, Zihinsel Engelliler Sınıfı Öğretmenliği: 32."

27 Ocak 2009 Salı

Bilgisayar Geçleri Dünyaya Küstürüyor...

Küçük yaşta bilgisayarla tanışan çocuklar, yeterli önlem alınmazsa kısa zamanda bir 'bağımlı' haline dönüşüyor. Günde 30 dakika bilgisayar kullanmak çocuk için yeterli..

Son yıllarda, ailelerin çocuklarıyla ilgili duydukları endişelerin başında 'bilgisayar bağımlılığı' geliyor. Çünkü bu sorun gençlerin önce aile, sonra diğer sosyal ilişkilerini bozuyor. Bilgisayara bağımlı, fast-food tarzında beslenen, depresyona girmiş, iletişimi bozulmuş gençler, ailelerin psikiyatri uzmanlarına başvurmasına neden oluyor. International Hospital Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Ayas, gençleri yaşamdan koparan bilgisayar bağımlılığı, tedavisi ve konuyla ilgili önerilerini anlattı. * Çocukları ve gençleri bilgisayar bağımlılığından korumak için neler yapılabilir? Çocuklar bilgisayar başına çok küçük yaşlarda oturuyor. İlk başlarda eğlence için kullanılan bilgisayar, bir süre sonra çocukların sosyal alanlarda gelişimlerine zarar veriyor. Bunu engelleyebilmek için çocuğu, daha sosyal ilişkilerin yaşandığı grup oyunlarına ve spor faaliyetlerine yönlendirmek doğru olur. Diğer taraftan aile içi ilişkiler geliştirilmeye çalışılabilir. Aynı zamanda enerjisini harcayabileceği çalışmalar da bedensel gelişimi açısından faydalı olacaktır. * Çocukları, hangi yaşta bilgisayarla tanıştırmamız daha doğru? 5-7 yaş arasında tanışması uygun. Ancak günümüzde çocuklar üç yaşından itibaren bilgisayar ile tanışmaya başlıyor. Başlangıcı ne olursa olsun, çocuğun bilgisayar başında geçireceği zamanı 30 dakika ile sınırlamak gerekli. 7 yaşından sonra bu süre kademeli artırılabilir. * Peki kontrolü sağlamanın bir yolu var mı? Küçük yaşlarda denetimi sağlamak daha kolay olur. Yaş ilerleyince bazen aileler bilgisayarı kaldırmak, klavyeyi evden götürmek gibi davranışlar sergileyebiliyor. Ancak çocuğun bilgisayar üzerinde kontrolünü sağlamak için başlangıçtaki bu uygulamaların kaldırılarak, sorumluluk duygusunun geliştirilmesine fırsat tanınmalı. AİLEDE ÇATIŞMA OLABİLİR * Aileler çocuklarını bilgisayar bağımlığına karşı nasıl ikna etmeli? Hangi yöntemleri kullanmalı? Bilgisayar bağımlılarında sıkıntı, tepkilerde artma ve ders başarısında azalma görülebilir. Bu belirtiler görüldüğünde çocuk ile konuşarak, bu durumun ona zarar verdiğini anlatmak gerekir. Ancak ergenlik döneminde aile ile gencin arasında çatışmalar olduğundan, genç bu duruma tepkili yaklaşabilir. Bu durumda da sözünü dinleyebileceği bir büyüğü; dayı, teyze gibi ya da arkadaşları bu konuşmayı yaparak ona destek olabilirler. * Asosyal, odasından çıkmayan bağımlı çocuklara yaklaşım nasıl olmalı, bir hekim yardımına gereksinim duyuluyorsa genci bu konuda nasıl ikna etmeliyiz? Ailenin, gencin yakın bir arkadaşının desteğini de alarak bu soru ve sonuçları anlatması, kesin bir dille yardım alacağını söylemesi gerekiyor. İkna etmekte zorlanılırsa; en azından sadece bir görüşme yapılacağı, ondan sonrasındaki terapi sürecine kendisinin karar vereceği ifade edilebilir. Deneyimlerimiz göstermektedir ki, ilk motivasyon seansından sonra psikiyatri uzmanının çabalarıyla genç, kaygılarının yersiz olduğunu anlayıp genellikle terapiye devam kararını veriyor.