Üniversiteler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Üniversiteler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2010 Salı

İstanbul'dan Sonra En Çok Okul Olan Kent

İstanbul'dan Sonra En Çok Okul Olan Kent

Son 6 yılda hayırseverlerin katkısıyla 176 okul ve 2 bin 618 derslik kazanırken, devletin olanaklarıyla 148 okul, bin 934 derslik yaptırıldı.
Antalya Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay, kullanılan dersliklerin yüzde 56'sının son 6 yılda yapıldığını bildirdi.

Geçen yıllarda Antalya'da derslik başına 50-70 öğrenci düştüğünü belirten Gülay, ''4-5 yıldır okul ve derslik sayısını artırma konusunda müthiş çalışma sergiliyoruz. Yapılan yatırımlardan sonra derslik başına düşen öğrenci sayımız Manavgat ve il merkezinde 40'ların altına, ilçelerde ise 30'ların altına indi. Milli Eğitim Bakanlığı, Özel İdare'nin yanı sıra hayırseverlerimiz bu bağlamda bize müthiş destek sağladı. Eğitime Yüzde 100 Destek'te İstanbul'dan sonra Türkiye ikincisiyiz'' dedi.

Antalya'nın göç alan bir şehir olduğuna dikkati çeken Osman Nuri Gülay, nüfus artışına paralel olarak okul sayısını da artırmak zorunda kaldıklarına değinerek, şöyle devam etti:

''Nüfusumuz hızla artıyor, biz de derslik sayımızı artırmak durumundayız. Bu yıl öğrenci sayımızın 15 bin civarında artmasını bekliyoruz. 2003'ten sonra Eğitime Yüzde 100 Destek kampanyası başlattık. Bu projeden önce devletin yaptırdığı 5 bin 702 derslik vardı. Kampanya kapsamda devletin olanaklarıyla 148 okul, bin 934 derslik yapıldı. Hayırseverler ise 176 okul, 2 bin 618 derslik yaptırdı. Kampanya başladığından beri 324 okul, 4 bin 552 derslik yapıldı. Bunun haricinde yeni pansiyon ve spor salonları da hizmete girdi. İlimizdeki derslik artışında son 6 yılda yüzde 54'lük artış sağlandı.''

Eğitime destek veren hayırseverlere teşekkür eden Gülay, kentte son 6 yılda devlet ve hayırseverler tarafından eğitime 500 milyon lira katkı sağlandığını bildirdi.

ANTALYA
Her hafta hayırseverlerle 2-3 protokol imzaladıklarını belirten Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay, ''Hayırseverlere özel önem veriyoruz. Bayramlarda öğrenci ve öğretmenlerimiz, hayırseverleri ziyaret ediyor'' dedi.

''Okul yaptıracağım'' diyen hayırseverin önündeki bürokratik engelleri tamamen kaldırdıklarını vurgulayan Gülay, ''Okul arsalarımız hazır, hayırsever 'geleceğim' dediği an tüm işleri bırakıp hayırseveri bekliyoruz. Araştırma geliştirme bölümünde çalışan iki öğretmenimiz, hayırseverleri evinde ve iş yerinde ziyaret edip, istekleri olup olmadığını soruyor. Onlar bu topraklara vefa borcunu öderken biz de onları unutmuyoruz."

6 Ocak 2010 Çarşamba

Türkiye’nin En İyi Üniversiteleri...

Türkiye’nin en iyi üniversiteleri hangileri?

Her sıralamaya olduğu gibi, üniversitelerin başarı sıralamasına da eleştiriler var. Umduklarından daha da iyi bir sırada olanlar, hallerinden memnun. Ama popülariteleriyle, sıralamadaki yerleri taban tabana zıt üniversiteler ya suskunlar ya da kriterleri objektif bulmuyorlar. Gelin bir de şu kritere göre sıralama yapın, bakın her şey nasıl da değişecek diyorlar... Gerçekten de kriter sayısı arttıkça ya da farklılaştıkça sıralamalar da değişiyor. Ama yeni kriterler esas alındığında, kesinlikle onlara da karşı çıkanlar olacaktır. Ural Hoca ve arkadaşlarının yaptıkları değerlendirmede, üniversiteler, bir bilim ve araştırma merkezi olarak ele alınmış. Doğru olan o ama sanki bizdeki işlevi ve algılanması, daha çok meslek adamı yetiştiren kurumlar şeklinde. Böyle olunca da tabii ki mezunların piyasadaki kabul edilirliği öne çıkıyor. Önemsiz bir kriter mi? Hayır, kesinlikle önemli. Ama çok sübjektif. Tıpkı fakültelerin taban puanları gibi... Öğrenci sayısı, pek çok üniversite için handikap. Öğrenci sayılarının azlığı nedeniyle çok ön sıralarda yer alan üniversiteler gibi, sırf öğrenci sayısı yüzünden çok arka sıralara düşün üniversiteler de var. Örneğin Sakarya Üniversitesi. Önümüzdeki yıl Avrupa Kalite Ödülü'ne aday. Kampüsüyle, öğretim kadrosu ve araştırmalarıyla fazlasıyla dikkat çeken bir üniversite ancak 50 binin üzerindeki öğrenci sayısı nedeniyle hiç hak etmediği bir sırada. Tıpkı üç beş bin öğrencisi ve devasa bütçesiyle ön sıralarda yer alan üniversiteler gibi... Bütün dünyada dikkate alınan önemli kriterlerden biri de doktora yapan öğrenci sayısı. Bizde de öyle. Ama gelin görün ki YÖK öyle üniversitelere doktora izni ve abartılı kontenjan verdi ki, hiçbir manası kalmadı. Üstelik haksız rekabet ortamı da yaratarak. Yani hak edenlere değil de, hiç hak etmeyenlere bu izni vererek. Aslında en doğru sıralama, fakülteler bazında yapılan sıralama olacaktır. Ama bunun için de yeterli veri bulunmuyor. Eminim ki Ural Hoca ve arkadaşları yakında, bu konuda da bir çalışma yapacaklardır. Bu arada YÖK'ün verilerinden bazılarının doğruları yansıtmadığı, bu nedenle aşağı sıralara düştüklerini hatırlatanlar da oldu. Üstelik YÖK'e kaç defa düzeltme yazısı gönderdikleri halde. Haksızlar mı haklılar. Ama araştırmacılar da YÖK'ün verilerine güvenmeyecekler de neye güvenecekler!.. Mezunların mümkün olan en kısa sürede yüksek maaşla iş bulabilmeleri, dünyanın en iyi üniversitelerine yüksek lisans ya da doktora için kabul edilmeleri, ÖSS giriş puanları ve en önemlisi de bilimsel eserlerin uygulamaya dönüşü ve ülkeye katkıları. Bunlar hepsi de birer kriter olabilir. Tıpkı çıkarttığı bakan, başbakan, cumhurbaşkanı, holding patronu, sanatçı, yazar, çizer, futbolcu ve diğer mezunları gibi... Listelerde öyle ya da böyle oynamalar olabilir. Ama sonuçta bir fikir veriyor. Gönül ister ki bu tür sıralamalar çok daha fazla yapılsın ve farklı bakış açıları getirilsin. Ama olabildiğince, bağımsız ve objektif listeler hazırlanarak. Ve listelerin hazırlanmasına herkes katkı sağlamalıdır. Listelerin ayrıntısına ve puanlamalara abbasguclu.com.tr ya da uralakbulut.com.tr'den ulaşabilirsiniz. Özetin özeti: Ulusal ya da uluslararası herkesçe kabul edilebilir akreditasyonlar, üniversiteler için olmazsa olmazların başında geliyor. Popülizm gelip geçer ama onlar kalıcı...

10 Nisan 2009 Cuma

Okullar Depreme Hazır...

Beklenen Marmara depremine karşın İstanbul'da 550 okul binası güçlendirildi, 600 bin öğrencinin can güvenliği sağlama alındı. En az 70 bin kişinin ölümü ve 30 milyar dolarlık maddi zararın yaşanacağı beklenen Marmara depremine karşı okul binalarını sağlamlaştırma çalışmaları devam ediyor. İstanbul'un kamu binalarını güçlendirmekle görevli İl Özel İdaresi Proje Koordinasyon Birimi Müdürü Gökhan Elgin, güçlendirme kapsamına alınan 1.050 okuldan 550'sinin onarıldığını söyledi. YURTLAR DA SAĞLAM Elgin, bu okullarda öğrenim gören 600 bin öğrencinin sağlam okullara kavuştuğunu, geriye kalan 500 okulun üç yıl içinde tamamlanacağını umduklarını belirterek, '15 Haziran 2009'da il genelinde 100 okul binanısı daha tamamlanacak' dedi. Güçlendirme çalışması yapılacak okul, hastane ve tarihi yapıların bulunduğu arazilerin Boğaz öngörünüm ve sit alanları içinde bulunması nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını kaydeden Gökhan Elgin şunları söyledi; 'Depreme karşı bu yapıları güçlendirmek için bürokratik engelleri aşmaya uğraşıyoruz. Bazı okulların da arazisi sit alanı içinde. Bu nedenle Taksim İlköğretim Okulu'nu yıkıp yeniden yapmamız gerekirken, ancak güçlendirme çalışması yürütebildik.' Hastaneler ve sağlık kurumları ile öğrenci yurtlarının da güçlendirilmeye devam edildiğinin altını çizen Elgin, Koşuyolu Kalp Hastanesi yerine bir çocuk hastanesi yapılacağını belirtti.

İlköğretim Kayıtları İnternetten...

Ulusal adres veri tabanındaki bilgiler esas alınmak üzere, bu yıldan itibaren özel okullar dahil bütün kayıtlar internet üzerinden otomatik olarak yapılacak. Böylece aileler, her yıl tartışmalara yol açan 'kayıt parası'nı ödemek zorunda kalmayacak. Ancak hiçbir veli, çocuğunu oturduğu mahallenin dışındaki bir devlet okulunda okutamayacak. e-kayıt sistemi, öğrencileri ikametlerine en yakın okula yerleştirecek. Özel okula gidecek çocuklar da mecburi olarak mahallelerindeki ilköğretim okuluna (özel veya devlet) kaydolacak. Veliler, daha sonra isterlerse çocuklarını başka bir özel okula nakil ettirebilecek. Bu kapsamın dışında tutulan devlet okullarında ise nakil hakkı sadece şehit ve gazi çocukları ile özel eğitime muhtaç öğrencilere tanınacak. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik yayınladığı genelgeyle tüm ilköğretim okullarına kayıtların bu yıldan itibaren ulusal adres veritabanındaki adresler ve MERNİS nüfus bilgileri kullanılarak yapılacağını duyurdu. e-Dönüşüm Türkiye Projesi kapsamında geçilen uygulama ile özel okullara kayıtların da merkezî sistemle yapılacağını bildirdi. Genelgeye göre kayıtlarda bu yıl okul yöneticilerinin hiçbir dahli olmayacak. Her il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde kayıt komisyonları oluşturulacak. Komisyonlar, ilköğretime yeni başlayan çocukları adres bilgilerine göre otomatik olarak ikametlerine en yakın okullara yerleştirecek. Kayıt ve nakillerde ulusal adres veritabanındaki adresler esas alınacak. Düzenlemenin özel okulları da kapsaması sektörde tedirginlik oluşturdu. Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Cem Gülan, çocuğunu özel okula yazdırmak isteyen bir velinin önce en yakın okula gitmesinin anlamsız olduğunu vurguladı. Gülan, "Kimin özel okula çocuğunu göndereceğini nereden bileceksiniz? Genelgenin düzeltilmesi için uğraşacağız." dedi.

22 Aralık 2008 Pazartesi

Bakan'dan Öğrencilere Müjdeli Haber...

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik öğrencilere burs ya da kredi verme konusunda bir sorun olmadığını, isteyen her öğrenciye burs verdiklerini ifade etti.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, kredi isteyen ve evraklarını tamamlayan her öğrenciye burs ya da kredi verildiğini söyledi.

Çelik, TBMM Genel Kurulunda, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, ÖSYM, YURTKUR ve 94 üniversite bütçesinin görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Çelik, CHP'nin başvurusu üzerine belediyelerin öğrencilere verdiği bursun iptalinin ardından mağduriyetlerin nasıl giderileceği sorusuna, ''Yasal düzenleme yapılmadan mağduriyetlerin giderilmesi mümkün değil. Yasa çıkarma, TBMM takdirinde. Ama biz Hükümet olarak, yasal düzenleme yapılması konusunda üzerimize düşeni yapacağız. Bu yönde yasal çalışma yapacağız. Öğrencilerin mağduriyetini lehe çevireceğiz'' diye konuştu.

Çelik, ''CHP'nin çarşaf ve şalvar açılımının üniversitede türbanlı öğrencilerin mağduriyetinin giderilmesine katkısı olup olmayacağı'' sorusuna, bunun farklı bir polemik konusu olduğuna işaret ederek, ''Türkiye'de standardı koyan CHP değil, Anayasa ve yasalardır. CHP bir şey yaptı diye o meşrulaşmaz ya da gayrı meşru olmaz'' dedi.

Okulların güvenliği konusundaki bir soru üzerine Çelik, ''Biri kötü niyetli olduğu zaman Danıştay'a da başka yere de gidip yapabilir. Bir veli olarak da öğretmenin yakını olarak da okula girebilir. İçişleri Bakanlığı ile birlikte, okul önlerinin MOBESE kameralarla izlenmesini sağladık. Okul etrafında, öğrencileri uyuşturucu ve diğer kötü alışkanlıklara bulaştıracak unsurlar için önlem alındı. Beşiktaş'ta bir okul kantinini işleten kişinin öldürülmesi, talihsiz bir olaydır, münferit olaylardan biridir'' diye konuştu.

EN ŞEFFAF İHALELER...

Çelik, Türkiye'de en şeffaf yapılan ihalelerin kitap basımını ve teminine yönelik ihaleler olduğunu ifade ederek, medyanın önünde ve canlı yayında yapıldığını kaydetti.

Ortaöğretim kitapları için yapılan ihaleye 32, ilköğretim kitapları ihalesine ise 27 firmanın katıldığına işaret eden Çelik, ''Kendi aralarında anlaştıkları kanaati bizde hasıl olduğu için ihaleyi iptal ettim. Firmalara, 'Bakın, maliyet fiyatları şunlardır. Bunun makul bir kar payı vardır. Bunun üzerine çıkarsanız kesinlikle, hiçbir şekilde sizden kitap almayız' dedik. Milli Eğitim Bakanlığının bu işten karı, 30-40 trilyon lira civarında oldu. Bizim alnımız açık, yüzümüz ak'' dedi.

Kredi isteyen ve evraklarını tamamlayan her öğrenciye ya burs ya da kredi verdiklerini kaydeden Çelik, bu konuda bir sorun olmadığını söyledi.

Çelik, milli eğitim müdür yardımcısı, şube müdürü ve ilköğretim müfettişlerinin mağduriyetlerinin giderilmesine dönük çalışma yapıldığını, bunun geçmişe dönük hak kayıplarının da giderilmesini kapsadığını kaydetti.

Doçentlerin geçerli yabancı dil puanının düşürülmesi konusunda söz vermediğini, buna taraftar da olmadığını belirten Çelik, her bilim adamının mutlaka bir yabancı dil bilmesi gerektiğini vurguladı.

BİR LİSENİN ÜZERİNDE BEŞ TABELA...

Lise çeşitliliğine dayalı ortaöğretimi program çeşitliliğine esası üzerine yeniden düzenlediklerini ifade eden Çelik, bununla hem tasarruf yapılması hem de karmaşanın giderilmesinin amaçlandığını vurguladı. Bir endüstri meslek lisesi binasının üzerinde beş ayrı tabela bulunduğuna dikkati çeken Çelik, 2009 yılında mesleki eğitim için MEB kaynakları dışında İşsizlik Fonundan ayrılan 540 trilyon lira ilave kaynak aktarıldığını söyledi.

Gelişme güçlüğü ve eleman temininde güçlük çeken yeni üniversitelerin durumunun ilk Bakanlar Kurulu toplantısında ele alınacağını bildiren Çelik, bu üniversiteler için ek kaynak verileceğini bildirdi.

En mağdur olandan en iyiye doğru bir skala çıkaracaklarını kaydeden Çelik, ''81 ilde üniversite kurmak bu ekibe, Hükümetimize ve 23. Dönem Parlamentosuna nasip olmuştur. Bu üniversiteler ayakları üstünde durduktan sonra Tarsus'a da İskenderun'a da yapılır. Türkiye'nin potansiyeli de buna müsaittir. Şimdi metropol şehirler ikinci üniversiteyi istiyor. Kayserililer gelip 'bütün binalarını biz yapacağız, bize ikinci üniversiteyi kurun' dediler. Şimdi onu müzakere ediyoruz. Bu tip teklifleri de değerlendiriyoruz. AK Parti daha uzun süre iktidardadır. Bunların hepsi giderilecektir'' dedi.