Eğitimhaberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitimhaberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2010 Çarşamba

Öğrencilere Yeni Af Geliyor

YÖK Milli Eğitim Bakanlığı'na sunduğu kanun taslağına, üniversiteden atılan öğrencilere af getirecek ve atılmayı önleyecek yeni bir düzenleme daha ekledi
Üniversiteden atılan binlerce öğrenciye af geliyor. YÖK tarafından hazırlanarak Milli Eğitim Bakanlığı'na sunulan kanun taslağına Meclis'te üniversiteden atılan öğrencilere af getirecek düzenleme eklenecek. Son olarak 2008 yılında çıkarılan af kanunu ile üniversitelerden başarısızlık veya devamsızlık nedeniyle atılan binlerce öğrenci okuluna geri dönmüştü. Meclis'te siyasi parti gruplarını ziyaret eden öğrenciler af konusunda söz aldı. Girişime AK Parti'nin yanı sıra MHP'nin de sıcak baktığı belirtildi.

SON AF OLACAK

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, yapılacak düzenlemeyle af konusunun gündemden düşeceğini belirterek şöyle konuştu: "Üniversitelerden atılma af konusunun gündemde kalmasına neden oluyor. Batı'da öğrenciler üniversiteden atılmıyor. Belirlenen harç parasını ödeyen öğrenci istediği zaman gelip sınava katılıyor. Kaydını donduran öğrenciler istedikleri zaman gelip sınavlara katılma şansına sahipler" diye konuştu. Bu düzenlemenin son öğrenci affı olacağı ifade ediliyor. YÖK tarafından hazırlanan taslak üniversiteden atılmayı ortadan kaldırırken, öğrencilere tekrar ettikleri yıl için iki katı harç ödeme zorunluluğu getiriyor. Son öğrenci affı 2008 yılında çıkarılmıştı. 2009 ve 2010'da üniversitelerden atılan öğrenciler 2008 affından yararlanamadı. Yeni düzenlemenin 1982'den bu yana üniversiteden atılan tüm öğrencileri kapsayacağı ileri sürülüyor. En son öğrenci affı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayıyla yürürlüğe girmişti. Bu aftan, üniversitelerde hazırlık dahil tüm sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans, pedagojik formasyon, lisans üstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerden; 7 Haziran 1995 tarihinden, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteği ile ilişikleri kesilenler dahil her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 aylık başvuru süresi içinde ilişiği kesilenler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde ilgili üniversiteye başvurma şartıyla yararlandı. 1980 sonrası çıkarılan aflardan yararlanmayanlar da bu kapsamda yer aldı

24 Eylül 2010 Cuma

Modern Aile Mağara İnsanın Gerisinde

Modern Aile Mağara İnsanın Gerisinde

Mağara insanlarının çocuk yetiştirme açısından, günümüzün "modern" ebeveynlerinden daha iyi oldukları belirtildi.
Psikologlar, bebeklerin ağlamasına izin vermek, uzun zaman bebek arabasında bırakmak ve dışarıda oynamalarına izin vermemenin, sağlıklı iletişim kuramayan bir kuşağın ortaya çıkmasına yol açtığını bildiriyorlar.

Prof. Darcia Narvaez'e göre, avcı-toplayıcı toplumlar, çocuk yetiştirme konusunda 21. yüzyılın ailelerinden daha iyi fikirlere sahipti. O dönemin çocuklarının ağlamasına asla izin verilmiyordu, çocuklar sürekli kucakta taşınıyordu, sokakta çok zaman geçiriyordu ve aylar değil yıllarca meme emiyordu.

Daily Mail'deki habere göre Prof. Narvaez, 3 yaşındaki çocukların ebeveynlerinin tutumları ve bunların avcı-toplayıcı toplumlardaki çocuk yetiştirme biçimleriyle karşılaştırıldığı bir araştırma yaptı.

Eski toplumlarda çocukların geniş ailelerde büyüdüğünü, evde anne ve baba dışındaki bir sürü insanın daha çocuğa sevgi gösterdiği bir ortamın bulunduğunu belirten Prof. Narvaez, bu ailelerde çocukların ağlamaları ve yaygaralarına daha çabuk müdahale edilebildiğini söyledi.

Narvaez, "Çok eski atalarımız ayrıca, annelerinin kucağında daha fazla zaman geçiriyorlar ve böylece yakın bağ kuruluyordu. Çocuklar dövülmüyordu" dedi.

Çocukların ayrıca dışarıda özgürce oynamasına ve çevreyi keşfetmesine izin verildiğini belirten Prof. Narvaez, bu tür bir çocuk bakımının, kişiliğinin şekillendiği ilk yıllarda çocuğun maneviyatının oluşumunda önemli olduğunu kaydetti.

Günümüzde ise uzmanlar ebeveynlere, çocukların "kontrollü ağlamasına izin vermelerini" ve yaramazlık yapan çocukların odalarına kapatılarak cezalandırmalarını tavsiye ediyor.

Yapılan araştırmalar, yeteri kadar oynamasına izin verilmeyen çocuklarda hiperaktivite ve ruh sağlığı sorunları ihtimalinin daha fazla olduğunu gösteriyor.

Prof. Narvaez, son 50 yılda Amerikalı çocukların mutluluk ve huzurunda azalma olduğunu gösteren araştırmaları da hatırlattı. İngiltere'de yapılan bir araştırma da, çocuklarda ruh sağlığı sorunlarında artış olduğunu gösteriyor.

Narvaez'in araştırması, gelecek ay ABD'deki bir konferansta bilim çevrelerine sunulacak.

23 Eylül 2010 Perşembe

Selçuk Üniversitesi'nde Yolsuzluk

Selçuk Üniversitesi'nde Yolsuzluk

Konya merkezli üç ilde eş zamanlı yapılan Meram Tıp Fakültesi'ndeki yolsuzluk operasyonunda akıllara durgunluk veren detaylar ortaya çıktı.

HASTALARA TAKILAN PLATİNLER SANAYİDEKİ TORNACILARA YAPTIRILMIŞ

Konya merkezli üç ilde eş zamanlı yapılan Meram Tıp Fakültesi'ndeki yolsuzluk operasyonunda akıllara durgunluk veren detaylar ortaya çıktı. Hastalara takılan ortopedik platinlerin sanayide yaptırıldığı ortaya çıktı. Gözaltına alınan ve suç örgütü lideri olduğu ileri sürülen bir profesörün Ege Üniversitesi'nde çalıştığı dönemde de hakkında rüşvet iddiaları gündeme geldiği ancak YÖK'ün izin vermediği iddiası ortaya atıldı.


Konya Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü Mali Şube Amirliği ekipleri tarafından Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nde ihaleye fesat karıştırma ve usulsüzlük iddiaları üzerine başlatılan operasyonda ilginç detaylar ortaya çıktı. Polisin üç aylık çalışmasının ardından Konya, Ankara, İstanbul ve İzmir'de eş zamanlı yaptığı operasyonla 15 kişiyi gözaltına aldı. Şüphelilerin ifadelerinden yola çıkan polis, medikal şirketi ile üniversite hastanesinde görev yapan bir profesörün bağlantısı ortaya çıkardı.


Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'ne medikal malzeme satan şirketin hastanede görevli Prof. Dr. U.Y.'nin olduğu ortaya çıktı. İddiaya göre, ihaleyi kazanan medikal firmasının, medikal malzemeleri sanayi sitelerindeki tornacılara örneklerini vererek fiyatı 10 ile 20 TL arasında bir maliyetle yaptırdığı ileri sürülüyor. Bu parçaların ameliyatla çok sayıda hastaya takıldığı iddia ediliyor. Makine Kimya Enstitüsünün dökümden yapılan platinlerin sağlıksız olduğu yönünde rapor verdiği öğrenildi. Şüphelilerin, polisteki ifadesinin tamamlanmasının ardından yarın ihaleye fesat karıştırmak, haksız kazanç sağlama suçlarından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor. Öte yandan gözaltına alınan Prof. Dr. U.Y.'nin adının Ege Üniversitesinde görev yaptığı dönemde rüşvet iddialarıyla gündeme geldiği ancak YÖK'ün soruşturmaya izni vermediği ortaya çıkarken, bilişim yoluyla bir başkasına hakaret suçundan hakkında dava açıldığı iddia ediliyor.

Diğer taraftan dün Konya merkezli Ankara, İstanbul ve İzmir'de eş zamanlı yapılan operasyonda gözaltına alınan 15 kişiden 8'i polisteki ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Sorguları süren 7 kişi ise Konya Numune Hastanesi'ndeki sağlık kontrolünün ardından sorgulanmak üzere tekrar Emniyet'e götürüldü.

Edirne'de Okul Boykotu

Edirne'de Okul Boykotu

Edirne'nin Süloğlu ilçesine bağlı Akardere köyünde aileler, çocuklarının ilçe merkezindeki okul yerine komşu köydeki okula gönderilmesi üzerine boykot başlattı.
Köyde 33 çocuk 4 gündür okula gönderilmiyor.

Akardere İlköğretim Okulu, 4 yıl önce mevcut sayının yetersizliği nedeniyle kapandı. Köydeki okulun kapanması sonrası köylü de taşıma ve yemek masraflarını kendileri karşılayarak öğrencilerin kaydını köye 9 kilometre uzaklıktaki Süloğlu ilçesi Cumhuriyet İlköğretim Okuluna yaptırdı. Taşıma masrafını düşürmek amacıyla Akardere Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, iki minibüs alarak, taşımalı sistem ihalesine girdi ve ihaleyi kazanarak, öğrencileri bu minibüslerle okula taşımaya başladı.

Milli Eğitim Bakanlığı Taşımalı Sistem Yönetmeliğine göre öğrencilerin köye 8 kilometre uzaklıktaki Büyük Gerdelli Köyü İlköğretim Okuluna göndermeleri gerektiği ailelere bildirildi. Köylüler, bu değişikliğe karşı çıkarak ''ilçedeki okuldan vazgeçmeyiz, çocuklarımız alıştıkları okula gitsinler'' diyerek, okulların 20 Eylül Pazartesi günü açılmasına rağmen, çocuklarını okula göndermiyor.

Köydeki çocuklar okula gitmek yerine, ailelerine tarla veya ev işlerinde yardımcı olarak, oyun oynayarak zaman geçiriyorlar. Öğrenci velileri, çocuklarının eğitimden geri kaldıklarını düşünerek, konunun bir an önce lehlerine çözülmesini beklediklerini söylüyor

Öğretmen Adaylarını Nasıl Bir Sınav Bekliyor?

Öğretmen Adaylarını Nasıl Bir Sınav Bekliyor?

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen seçimi için uygulanan sınavı kendi bünyesinde gerçekleştirmek için çalışma başlattı.
Buna göre, her branş için ayrı bir sınav öngörülüyor. Peki bu sistem nasıl işleyecek, sınav ne şekilde olacak ve güvenlik nasıl sağlanacak?

Kamu Personeli Seçme Sınavı'nın, öğretmen adaylarının seçiminde yeterli olmadığını düşünen Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen adaylarına özel bir alan sınav uygulaması üzerinde çalışıyor.

Söz konusu sınav, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin (ÖSYM) bünyesinde değil, MEB bünyesinde gerçekleştirilecek ve branşlara göre düzenlenecek.

Ancak burada iki soru akıllara geliyor: Öğretmenlikte 76 branş bulunuyor ve bunların her biri için ayrı sınav uygulaması düşünülüyor. Bu durum sıkıntı yaratır mı? Ve bu sınavların güvenliği nasıl sağlanır?

Tasarı Akademi Yayınları Genel Müdür Ersin Aslan, bu soruları ntvmsnbc'ye değerlendirdi.

Aslan, alan sınavının mantıklı bir çözüm olarak görülebileceğini, ancak bazı kavramları karıştırmanın işin içinden çıkılmaz bir hâl alabileceğini belirtiyor.

Öğretmen seçiminin ÖSYM tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Aslan, "Ülkemizdeki buna benzer hiç bir sınav, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılmıyor. Şayet yapılırsa; Bakanlık çok ağır ve altından kalkılamayacak bir sorumluluğun altına girecektir" diyor.

Aslan, yaşanan kopya skandalında suçlunun KPSS olarak algılandığını, aslında sorunun sınavla değil, sınavın güvenliği ile ilgili olduğunu söylüyor ve ekliyor:

"Alan sınavı dahi yapsanız, bu sene yaşanan KPSS skandalının tekrar etmeyeceğini nasıl söyleyebiliriz ki?"

Öğretmen adayları için gerçekleştirilen sınavın KPSS'den ayrılıp, kendi alanına özgü bir sınavla gerçekleştirilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Buna benzer bir sistem Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, Güzel Sanatlar Liseleri, Spor Liseleri" ile her türdeki "Anadolu Liseleri Öğretmenlerini Seçme Sınavı" adı altında yapılmaktadır.

Bu sınavın; Eğitim Bilimleri, Türkçe ve Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi derslerini içeren soruları ortak. Bunlardan ayrı olarak her branş için de 45'er tane soru soruluyor.

Böylece sınava giren her aday, 55 ortak alan ve 45 branş olmak üzere toplam 100 sorudan sorumlu oluyor.

Adaylar ayrıca mülakata da tabi tutuluyor.

Bu sınavın soruları KPSS ile karşılaştırıldığında çok niteliksiz. Dolayısıyla niteliksiz bir sınavda seçicilik azalacağından, belli puanlara büyük yığılmalar olacak.

SINAVIN İÇERİĞİ NASIL OLACAK? KİMLER HAZIRLAYACAK?
Bu durumda ilk akla gelen soru; bu sınavın içeriği ve kimler tarafından hazırlanacağı ve sonrasında mülakat yapılıp yapılmayacağıdır.

Bu sınavın içeriği ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı henüz bir açıklama yapmadığından büyük bir belirsizlik söz konusu.

KPSS, ADAYLAR İÇİN İYİ BİR SINAVDI
KPSS ne kadar eleştirilse eleştirilsin; soru kalitesi, sınav uygulaması ve adayların bilgilerini sınamaları açısından iyi bir sınavdı.

KPSS'den ayrılma durumu nasıl bir avantaj ve dezavantaj sağlar?
KPSS, 1999 yılından bu yana yapılan dönem içinde sadece ismi değişerek günümüze gelen, sistemi oturmuş ve öğretmen adayları tarafından bilinen bir sınav.

Doğrusunu söylemek gerekirse problem sınavda değil. Her sene 250 bin aday, atanacak 30 bin öğretmenin arasına girebilmek için mücadele veriyor ve atanamayan adaylar da sistemin adaletsiz olduğunu savunuyor. Ancak bir seçme yapmak ve bunu da bir sınavla gerçekleştirmek mecburi.

SINAVIN NİTELİĞİ ÖNEMLİ
Seçici bir eğitim bilimi sınavı ve seçici bir alan sınavı, iyi uygulanabildiği taktirde KPSS'den daha iyi sonuç verebilir ancak özellikle belirtiyorum sınavın niteliği çok önemli.

MEB, BU SINAVI GERÇEKLEŞTİREMEZ
MEB'e bağlı olan Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü bahsettiğim gibi sınav uygulaması yapıyor ama daha önce 250 binleri bulan katılımlı sınavlar uygulanmadı.

Bakanlığın kadrosunda bu sınavı gerçekleştirecek akademisyenlerden oluşan hali hazırda bir komisyon yok. Bakanlık, bu alt yapı ile böyle bir sınavı gerçekleştiremez.

BU SINAVA HAZIRLANMAK BİR YILI BULUR
Böyle bir uygulama ile öğretmen adaylarını bekleyen zorluklar olacak mıdır? Nasıl bir değerlendirme öngörülebilir?
Öğretmen adaylarını bekleyen en büyük sorun belirsizlik. Bu sınava hazırlanmak ortalama bir seneyi buluyor.

Bir sınav için şu anda hazırlık yapmak isteyen bir öğretmen adayı ne yapacağını, neye çalışması gerektiğini bilmiyor. Zaman kaybedilmeden sınavın şekli, konu içerikleri ve sınav tarihi kamuoyuna duyurulmalıdır.

76 branş için ayrı bir sınav gündemde... Bu durumda, sınav esnasında veya değerlendirme aşamasında herhangi bir karışıklık söz konusu olabilir mi?
ÖSYM ve Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi buna benzer sayıda bölüm için daha önce sınav uygulamaları yaptılar ve belli tecrübelere sahipler. Bu konuda, bu kurumların altyapısından faydalanmak olası aksilikleri azaltabilir.

Sınavların güvenliği nasıl sağlanabilir?
Sınavların güvenliğinin karşısındaki en büyük tehdit günümüz teknolojisi. Alan sınavı dahi yapsanız, bu sene yaşanan KPSS skandalının tekrar etmeyeceğini nasıl söyleyebiliriz ki?

Siz bir eğitimci olarak bu uygulamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Alan sınavı mantıklı bir çözüm olarak görülebilir, ancak bazı kavramları karıştırmak, işin içinden çıkmamızı zorlaştırabilir.

KPSS GÜNAH KEÇİSİ İLAN EDİLDİ
Bu sınavda suçlu KPSS gibi algılandı ve sınavın içeriği üzerinde çalışma gündeme geldi.

Aslında sorun; KPSS'nin içeriği değil, sınavların güvenliği ile ilgili. KPSS, günah keçisi ilan edildi ve böylelikle asıl sorun geçiştiriliyor ya da gözden kaçırılıyor.

ÖĞRETMEN SEÇİMİNİ ÖSYM YAPMALI
Öğretmen seçiminin ÖSYM'den ayrılıp MEB'e bağlanması daha olumlu neticelendirilebilir mi?
Öğretmen seçimi ÖSYM tarafından yapılmalı. Ülkemizdeki buna benzer hiç bir sınav, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılmıyor. Şayet yapılırsa; Bakanlık çok ağır ve altından kalkılamayacak bir
sorumluluğun altına girecektir.

Bu konuda YÖK'e düşen görev nedir?
En büyük kaos belirsizlik. YÖK, "KPSS 2011" için uygulayacağı yol haritasını bir an önce kamuoyuna açıklamalı.

SINAV TARİHİ BİR AN ÖNCE DUYURULMALI
Eğer yeni sistemi uygulamaya geçirmek 2011'e yetişmeyecek ise, bu sisteme 2012'de geçileceğini ve KPSS'nin son kez yapılacağını duyurmalı. Ve bu duyuru, öğrencilerin sınava hazırlanması açısından en geç 2010 Kasım ayına kadar yapılmalı.

17 Ağustos 2010 Salı

ÖSYM'ye Neler Oluyor?

LYS'deki hataların ardından KPSS'yle ilgili iddialarla sarsılan ÖSYM, ÜDS konusunda da suskun...

LYS'deki hataların ardından KPSS'yle ilgili iddialarla sarsılan ÖSYM, daha önce 16 Ağustos'ta başvurularının başlayacağını duyurduğu Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı (Sonbahar Dönemi) ile ilgili halen harekete geçemedi. 16 Ağustos'ta başvurun tarihinin başlayacağı bildirilen ÜDS Sonbahar dönemi sınavı için başvuru tarihleri geri çekildi. 3 Ekim'de yapılacak sınava girecek adaylar sınava nasıl başvurucakları konusunda halen bilgi sahibi değil. ÖSYM'nin sitesindeki ÜDS sayfasında kocaman bir "boşluk" bulunuyor. Başvuru formlarının basılıp basılmadığı, formların ilgili ÖSYM temsilciliklerine gönderilip gönderilmediği de bilinmiyor. Online başvuruyla ilgili de herhangi bir link ilan edilmedi. Üstelik ÖSYM'nin sitesinden de herhangi bir açıklama yapılmıyor. Başvuru tarihinin web sitesinden neden geri çekildiğiyle ilgili ÖSYM'nin bir açıklama yapması ve sınava katılmayı planlayan adayların kafalarındaki soru işaretlerini bir an evvel gidermesi bekleniyor.

Çocuk Haklarına Şiirli Yaklaşım...

Türkiye’de ilk kez çocuklar için çocuk hakları konulu şiir seçkisi hazırlanıyor.
Seçkide, 36 şairin çocuk hakları duyarlılığını yansıtan ve yeni yazılmış şiirleri yer alacak. Seçkide yer alacak şiirler seslendirilecek. Seçki, 20 Kasım 2010 Dünya Çocuk Hakları Günü'nde yayımlanmış olacak. Kongrede seçkinin şairleriyle çocukların buluşması da öngörülüyor. İstanbul Üniversitesi, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Çocuk Vakfı kurumsal paydaşlığında, Aile ve Çocuktan Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın desteklerinde ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in himayelerinde, 26-28 Kasım 2010 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenecek I. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi çerçevesinde “Çocuk Hakları Şiir Kitabı” hazırlanıyor. Çocuk Vakfı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye'de ilk kez 9-12 yaş grubu çocuklar için hazırlanacak seçkinin amacı, çocuk ve çocuk hakları konularına edebiyatla katkı sağlamak olarak belirlendi. Seçkide 36 şairin çocuk ve çocuk hakları duyarlılığıyla 2010 yılında yazılmış ve yayımlanmamış 5'er şiirine yer verilecek. Seçkide ayrıca şairlerin çocuklara çocukluklarını anlatacağı deneme ile birer çocukluk ve yetişkinlik fotoğrafları da yer alacak. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde yayınlanması amaçlanan seçkideki şiirler seslendirilecek. Ayrıca, seçkinin şairlerinin Kongrede çocuklarla buluşmaları da öngörülüyor. Çocuk Hakları Şiir Kitabı için öneride bulunulan şairler şöyle: “Abdülkadir Budak, Ahmet Günbaş, Ahmet Uysal, Ahmethan Yılmaz, Ali Burhan Eren, Ayla Çınaroğlu, Aydan Yalçın, Aytül Akal, Bestami Yazgan, Betül Tarıman, Bilgin Adalı, Bülent Ata, Ertuğrul Deveci, Eşref Karadağ, Gökhan Akçiçek, Hasan Akay, H. Salih Zengin, Hasan Lâtif Sarıyüce, Hüseyin Yurttaş, İsmail Uyaroğlu, Mavisel Yener, Mevlâna İdris Zengin, Mustafa Baki Efe, Mustafa Ruhi Şirin, Nursel Çetin, Özlem Sezer, Özlem Sözbilir, Refik Durbaş, Salih Mercanoğlu, Sennur Sezer, Süreyya Berfe, Ülkü Tamer, Vural Kaya, Yalvaç Ural, Zeynep Uzunbay ve Zübeyde Seven Turan.” (ANKA)

23 Temmuz 2010 Cuma

Özyeğin'de Burslu Oranı Yüzde 96

Özyeğin'de Burslu Oranı Yüzde 96

ÖzÜ, üniversite sınav sonuçlarına göre Türkiye genelinde ilk 5 bine giren öğrencilerine aylık nakit burs da verecek.

Özyeğin Üniversitesi'nde öğrencilerin yüzde 96'sı burslardan yararlanıyor. Fakültelerdeki bölümlere burssuz öğrenci alınmıyor. Gençler dört yıllık bu bölümlerde tam burslu ya da yarı burslu olarak okuyor. Bu yılki 570 kişilik kontenjanın 539'una da burs verilecek



BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
* Her öğrenciye taşınabilir bilgisayar veriliyor.
* Öğretim üyelerinin yüzde 60'ı dünyada ilk 100, yüzde 85'i ise ilk 200'de yer alan üniversitelerden doktoralarını aldı.
* ABD'deki University of Texas at Dallas'ın yayımladığı sıralamada, pazarlama alanının en önemli dört süreli yayını kabul edilen Journal of Consumer Research, Journal of Marketing, Journal of Marketing Research ve Marketing Science'da 2009 yılında yer alan makale sayılarına göre, işletme okulları arasında Türkiye'den bir tek Özyeğin Üniversitesi dünyada ilk 100'e girdi.
* Üniversitenin tanıtım günleri 6 Ağustos'a kadar devam ediyor.
* ÖzÜRektörü'yle tercih dönemi boyunca 21.30-23.00 arasında OzURektor@live.com adresinden sohbet edebilirsiniz.
* Öğrencilere yardımcı olmak için 'Üniversite Seçim Rehberi' hazırlandı. http://www.ozyegin.edu.tr/ADAY-OGRENCILER/Universite-Secim-Rehberi adresinden ulaşabiliyor.
* Üniversiteye, www.ozyegin.edu.tr, http://www.facebook.com/ozyeginuniversitesi ve http://twitter.com/ozyeginuni adreslerinden ulaşabiliyor.

Özyeğin Üniversitesi'nde (ÖzÜ) her 100 öğrenciden 96'sı burslu okuyor. Üniversite, 2010-2011 akademik yılında da 10 milyon TL değerinde burs verecek. Alınacak 570 öğrencinin 539'u çeşitli oranlarda, burslardan yararlanacak.
Burslar, işletme ve mühendislik programlarındaki bütün öğrencileri, otel yöneticiliği bölümündekilerin de yüzde 66'sını kapsıyor. Burs desteği karşılıksız ve en az beş yıl boyunca kesintisiz devam ediyor. İktisadi ve idari bilimler, mühendislik fakültelerindeki tüm bölümler 26 bin TL. Uygulamalı bilimler yüksekokulundaki bölümler ise 16 bin 600 TL. İşletme bölümünde okuyan öğrencilerin 50'si tam burslu olarak öğrenim ücretinin tamamından muaf olacak, 140 kişi ise öğrenim ücretinin sadece yarısını ödeyecek. Mühendislik fakültesine de tüm öğrenciler burslu alınacak. Bilgisayar mühendisliğinde 35 öğrenci tam, 45 kişi yarı burslu olacak. Endüstri mühendisliğine alınacak 90 öğrenciden 35'ine tam burs, 55'ine ise yüzde 50 oranında burs verilecek. Elektrik-elektronik mühendisliğinde 30 kişi tam, 40 kişi yüzde 50 burslu okuyacak. Makine mühendisliğinin tam burslu kontenjanı 20kişi , yüzde 50 burslu kontenjanı ise 30 kişi. Uygulumalı bilimler yüksekokulundaki otel yöneticiliği programında dokuz kişi 16 bin 600 olan öğrenim ücretini ödemeyecek, 20 kişi yarısını, yani 8 bin 300 TL ödeyecek. 30 öğrencinin öğrenim ücretinin yüzde 25'i ise üniversite tarafından karşılanacak.
Öte yandan 'tam burslu' programlara yerleştirilen ve kazandıkları bölümün puan türünde Türkiye genelinde ilk 5 bine girenlere harçlık da verilecek. Derece yapan bu öğrenciler 10 ay süreyle ayda 500 TL nakit burs olanağından faydalanacak. Türkiye genelinde 10 bine girenler ise 10 ay süreyle ayda 300 TL harçlık alacak. Ayrıca üniversite öğrencilere öğrenim kredisi de veriyor. Öğrenciler, öğrenim ve konukevi ücretlerinin ödemelerinde kullanmak üzere uygun koşullarda kredi kullanabiliyor. Öğrenim kredisinden yararlanan öğrencilere anlaşma yapılan banka tarafından aylık kredi faiz oranı ve dosya masrafında kredi vadesine göre yüzde 15 veya yüzde 20 oranında indirim yapılıyor.


Mezun olmadan iş hayatına giriş
Özyeğin Üniversitesi(ÖzÜ) müfredatındaki en ilginç ve önemli derslerden biri 'sektörel çözümler'. Bu ders sayesinde tüm bölümlerdeki öğrenciler yurtdışında ve yurtiçinde zorunlu staj yapıyor.
İş dünyasıyla iç içe, uygulamalı bir eğitim vermeyi hedefleyen Özyeğin Üniversitesi, geliştirdiği modelle tüm öğrencilerinin okurken staj yapmasını sağlıyor. İktisadi ve idari bilimler, mühendislik fakülteleri öğrencileri ikinci sınıfta üniversite müfredatının önemli bir parçası olan 'sektörel çözümler dersleri' alıyor. Dersler kapsamında sektörel projeler yapılıyor. Ayrıca öğrencilere yurtiçi ve yurtdışında staj yapacağı firmalar bulunuyor. Not ortalaması 2.00'nin üzerinde olan tüm öğrenciler yaz döneminde ücretli staj yapıyor. Not ortalaması 3.50'nin üzerinde olan öğrenciler ise üniversite tarafından yurtdışında staja gönderiliyor.

Altı öğrenci yurtdışına gitti
Bu yıl üstün başarı gösteren altı öğrenci yurtdışı stajlarını yapmaya başladı. Özyeğin Üniversitesi, yurtdışında ücretli staj imkânı sunduğu öğrencilerinin seyahat ve konaklama giderlerini de karşılıyor.
Öte yandan üniversite, yıl boyu düzenlediği çeşitli etkinliklerle iş dünyasının lider isimlerini öğrencilerle buluşturuyor. Bu etkinliklerde öğrenciler hem başarılı profesyonellerin ve girişimcilerin deneyimlerini dinleme hem de onlarla bizzat tanışma şansı yakalıyor. 2009-2010 akademik yılı içinde üniversite öğrencileri, Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, Moda Tasarımcısı Arzu Kaprol, New York Times köşe yazarı Thomas Friedman gibi birçok kişiyle bir araya geldi. Öğrencilerden bu toplantılar sayesinde kendine staj bulanlar oldu. İşletme 2. sınıf öğrencisi Ali Yağız Yemişçi bunlardan biri. PepsiCo'da staj yapan Yemişçi, �Üniversitemizde düzenlenen Kadın Seferberliği Programı toplantısının konuşmacılarından PepsiCo Asya Pasifik Bölgesi Başkanı Ümran Beba ile tanışmam bu uluslararası şirkette staj yapmamı sağlayan ilk adım oldu. Temmuz ayında da ilk zorunu stajımı bu şirkette yapmaya başladım� şeklinde konuştu.

ÖzÜ öğretim üyelerinin 84 patenti var
Özyeğin Üniversitesi, öğretim üyelerini bilimsel ve dünya genelinde sektörün ihtiyaçlarına cevap veren projeler üretmeye teşvik ediyor. Üniversite kurulalı iki yıl olmasına karşın dokuz öğretim üyesi Avrupa Komisyonu tarafından tersine beyin göçünü özendirmek amacıyla verilen Marie Curie Ulusla-
rarası Yeniden Entegrasyon Ödülü'nü aldı. 14 öğretim üyesi projesi TÜBİTAK tarafından desteklendi. Bir öğretim üyesi de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın San-Tez Programı Ödülü'nü almaya hak kazandı. Üniversite, ikinci yılında toplam 4 milyon 340 bin TL tutarında proje ve ödül desteği aldı. Öğretim üyelerinin toplam 84 patentinin yanı sıra dokuz tane de yeni patent başvurusu bulunuyor.

Girişimci gençlerden parlak projeler
İşletme öğrencisi Semih Arkohen, okuldaki kahve makinelerini işletmek üzere bir şirket kurdu, başka bir öğrenci Yusuf Karaca, tek öğünlük ambalajlı zeytin fikirini geliştirdi ve ürününü sosyal tesislere, simitevlerine pazarlamaya başladı bile, Fethi Sercan Aydın ise üzerinde üniversitenin logosunun bulunduğu tişörtler satıyor...
Bunlar Özyeğin Üniversitesi öğrencilerinin geliştirdiği fikirlerden sadece birkaçı. Üniversitenin ikinci yılında öğrenciler, özgün iş fikirlerini hayata geçirmeye başladı. Gençler düzenlenen yarışmalarda da değişik projeleriyle yer alıyor. IBM Türkiye ve Yeditepe Üniversitesi Fütürizm Kulübü'nün 'IBM Akıllı İstanbul 2010 Fikir Yarışması'nda Özyeğin Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi Cem Arslan birinci ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği hazırlık sınıfı öğrencisi Doğan Osman Yirmibeşoğlu üçüncü oldu.

Özyeğin'in karnesi pekiyi
Realta Danışmanlık'ın üniversite öğrencileri arasında ikincisini gerçekleştirdiği 'Türkiye'nin En Gözde Şirketleri' araştırmasında bu yıl öğrencilerden okudukları üniversiteyi değerlendirmeleri de istendi. İnternet üzerinden gerçekleştirilen araştırmaya 98 üniversiteden toplam 18 bin 490 üniversite öğrencisi katıldı. 13 bin 852 geçerli anket değerlendirmeye alındı. Değerlendirme sonucunda Özyeğin Üniversitesi, öğrenci memnuniyeti bakımından birinci oldu.

Otelcilerin stajı hazır
Özyeğin Üniversitesi, otel yöneticiliği lisans programı öğrencileri için önemli bir fırsat sunuyor. Üniversite Swissôtel Hotels&Resorts ile işbirliği protokolü imzaladı. Yapılan anlaşmaya göre otel yöneticiliği öğrencileri, stajlarını Swissôtel'in farklı şehirlerdeki tesislerinde yapabiliyor ve mezuniyet sonrası ilk iş görüşmelerini Swissôtel'le gerçekleştirebiliyor.Mezun olmadan iş hayatına giriş
Özyeğin Üniversitesi(ÖzÜ) müfredatındaki en ilginç ve önemli derslerden biri 'sektörel çözümler'. Bu ders sayesinde tüm bölümlerdeki öğrenciler yurtdışında ve yurtiçinde zorunlu staj yapıyor.
İş dünyasıyla iç içe, uygulamalı bir eğitim vermeyi hedefleyen Özyeğin Üniversitesi, geliştirdiği modelle tüm öğrencilerinin okurken staj yapmasını sağlıyor. İktisadi ve idari bilimler, mühendislik fakülteleri öğrencileri ikinci sınıfta üniversite müfredatının önemli bir parçası olan 'sektörel çözümler dersleri' alıyor. Dersler kapsamında sektörel projeler yapılıyor. Ayrıca öğrencilere yurtiçi ve yurtdışında staj yapacağı firmalar bulunuyor. Not ortalaması 2.00'nin üzerinde olan tüm öğrenciler yaz döneminde ücretli staj yapıyor. Not ortalaması 3.50'nin üzerinde olan öğrenciler ise üniversite tarafından yurtdışında staja gönderiliyor.

Altı öğrenci yurtdışına gitti
Bu yıl üstün başarı gösteren altı öğrenci yurtdışı stajlarını yapmaya başladı. Özyeğin Üniversitesi, yurtdışında ücretli staj imkânı sunduğu öğrencilerinin seyahat ve konaklama giderlerini de karşılıyor.
Öte yandan üniversite, yıl boyu düzenlediği çeşitli etkinliklerle iş dünyasının lider isimlerini öğrencilerle buluşturuyor. Bu etkinliklerde öğrenciler hem başarılı profesyonellerin ve girişimcilerin deneyimlerini dinleme hem de onlarla bizzat tanışma şansı yakalıyor. 2009-2010 akademik yılı içinde üniversite öğrencileri, Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, Moda Tasarımcısı Arzu Kaprol, New York Times köşe yazarı Thomas Friedman gibi birçok kişiyle bir araya geldi. Öğrencilerden bu toplantılar sayesinde kendine staj bulanlar oldu. İşletme 2. sınıf öğrencisi Ali Yağız Yemişçi bunlardan biri. PepsiCo'da staj yapan Yemişçi, �Üniversitemizde düzenlenen Kadın Seferberliği Programı toplantısının konuşmacılarından PepsiCo Asya Pasifik Bölgesi Başkanı Ümran Beba ile tanışmam bu uluslararası şirkette staj yapmamı sağlayan ilk adım oldu. Temmuz ayında da ilk zorunu stajımı bu şirkette yapmaya başladım� şeklinde konuştu.

ÖzÜ öğretim üyelerinin 84 patenti var
Özyeğin Üniversitesi, öğretim üyelerini bilimsel ve dünya genelinde sektörün ihtiyaçlarına cevap veren projeler üretmeye teşvik ediyor. Üniversite kurulalı iki yıl olmasına karşın dokuz öğretim üyesi Avrupa Komisyonu tarafından tersine beyin göçünü özendirmek amacıyla verilen Marie Curie Ulusla-
rarası Yeniden Entegrasyon Ödülü'nü aldı. 14 öğretim üyesi projesi TÜBİTAK tarafından desteklendi. Bir öğretim üyesi de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın San-Tez Programı Ödülü'nü almaya hak kazandı. Üniversite, ikinci yılında toplam 4 milyon 340 bin TL tutarında proje ve ödül desteği aldı. Öğretim üyelerinin toplam 84 patentinin yanı sıra dokuz tane de yeni patent başvurusu bulunuyor.

Girişimci gençlerden parlak projeler
İşletme öğrencisi Semih Arkohen, okuldaki kahve makinelerini işletmek üzere bir şirket kurdu, başka bir öğrenci Yusuf Karaca, tek öğünlük ambalajlı zeytin fikirini geliştirdi ve ürününü sosyal tesislere, simitevlerine pazarlamaya başladı bile, Fethi Sercan Aydın ise üzerinde üniversitenin logosunun bulunduğu tişörtler satıyor...
Bunlar Özyeğin Üniversitesi öğrencilerinin geliştirdiği fikirlerden sadece birkaçı. Üniversitenin ikinci yılında öğrenciler, özgün iş fikirlerini hayata geçirmeye başladı. Gençler düzenlenen yarışmalarda da değişik projeleriyle yer alıyor. IBM Türkiye ve Yeditepe Üniversitesi Fütürizm Kulübü'nün 'IBM Akıllı İstanbul 2010 Fikir Yarışması'nda Özyeğin Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi Cem Arslan birinci ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği hazırlık sınıfı öğrencisi Doğan Osman Yirmibeşoğlu üçüncü oldu.

Özyeğin'in karnesi pekiyi
Realta Danışmanlık'ın üniversite öğrencileri arasında ikincisini gerçekleştirdiği 'Türkiye'nin En Gözde Şirketleri' araştırmasında bu yıl öğrencilerden okudukları üniversiteyi değerlendirmeleri de istendi. İnternet üzerinden gerçekleştirilen araştırmaya 98 üniversiteden toplam 18 bin 490 üniversite öğrencisi katıldı. 13 bin 852 geçerli anket değerlendirmeye alındı. Değerlendirme sonucunda Özyeğin Üniversitesi, öğrenci memnuniyeti bakımından birinci oldu.

Otelcilerin stajı hazır
Özyeğin Üniversitesi, otel yöneticiliği lisans programı öğrencileri için önemli bir fırsat sunuyor. Üniversite Swissôtel Hotels&Resorts ile işbirliği protokolü imzaladı. Yapılan anlaşmaya göre otel yöneticiliği öğrencileri, stajlarını Swissôtel'in farklı şehirlerdeki tesislerinde yapabiliyor ve mezuniyet sonrası ilk iş görüşmelerini Swissôtel'le gerçekleştirebiliyor.

radikal

Meslek Liselilere Müjde

Meslek Liselilere Müjde

Teknoloji fakülteleri meslek liselerine mühendislik yolunu açtı.
Yıllardır 4 yıllık fakülte hayali kuran meslek liseli öğrenciler, teknoloji fakültelerine girebilecek. Bu fakültelerdeki 2 bin 52 kontenjana sadece meslek lisesi mezunları alınacak. Programı bitiren öğrenciler, mühendis olarak iş hayatına atılıyor.

Meslek lisesi öğrencileri, artık 4 yıllık bir fakülteye girip mühendis çıkabilecek. ÖSYM tercih kılavuzundaki karışıklıklardan nasibini alan meslek liselilerin çoğu, üniversite tercih tablolarında aydınlatıcı bilgi bulunmadığı için meslek yüksekokullarına yönelmek zorunda kalıyor. Oysa meslek lisesi mezunları, Türkiye'nin dört bir yanındaki 7 üniversitede açılan teknoloji fakültelerinde mühendislik hayalini gerçekleştirebilir. Bu programdaki 2 bin 52 kontenjana sadece meslek lisesi mezunları alınacak. Teknoloji Fakültesi diplomasıyla mühendislik Fakültesi diploması arasında statü olarak bir fark da yok. Birçok meslek liselinin bu yıl teknoloji fakültelerine yerleşebileceğini belirten FEM Dershanesi Rehberlik Uzmanı Faruk Ardıç, meslek liseli adaylara yetenekleri doğrultusunda mühendis olmanın yolunun açıldığına dikkat çekiyor.

Binlerce meslek liselinin merakla beklediği lisans eğitim fırsatı 2010 tercih kılavuzunda adeta gizlenmiş. YÖK'ün meslek liselinin mağduriyetini gidermek için bu yıl ilk kez uyguladığı sistemle teknoloji fakülteleri, meslek liselilere açıldı. Buna göre her meslek liseli, sadece YGS-1 puanına göre bu fakülteyi tercih edebiliyor. Bünyesinde mühendislik ve teknoloji olmak üzere iki farklı bölüm bulunan fakülteden mezun olanlar 'mühendis' sayılıyor. Bu fakülte mezunu mühendisler, Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği'ne bağlı mühendis odalarına üye olabiliyor. Teknoloji fakültesi öğrencileri; bir yarıyıl işyeri eğitimi (7. yarıyıl) ve ayrıca yaz dönemlerinde 72 günlük endüstri stajı görme imkânına da sahip. Fakültede lisansüstü (Yüksek lisans-doktora) eğitimleri ise mühendislik fakültelerinde olduğu gibi düzenleniyor.

FEM Dershanesi Rehberlik Uzmanı Faruk Ardıç, daha önceki sistemde mühendis olmaları alan katsayı uygulamalarından dolayı mümkün olmayan meslek ve teknik lise öğrencilerinin artık puanı kırılmadan ve ek puan almadan genel lise mezunları gibi mühendis olabileceğini anlatıyor.

Teknoloji Fakülteleri ile ilgili bilgiler 2010 tercih kılavuzu 211. sayfa Tablo 6-2B'de ve Tablo 4'te yer alıyor. Meslek liseliye özel bölümlerin yanında METOK-(Mesleki Teknik Ortaöğretim Kurumları için Ayrılmış Kontenjanlar) şeklinde ibare bulunuyor. Teknoloji Fakültelerinin yer aldığı üniversiteler şunlar: Afyon Kocatepe, Fırat, Gazi, Karabük, Marmara, Sakarya, Süleyman Demirel. Bu fakülte içindeki bölümler ise şöyle: Bilgisayar mühendisliği, elektrik mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği, enerji sistemleri mühendisliği, metalurji ve malzeme mühendisliği, otomotiv mühendisliği ve yazılım mühendisliği.

Öğretmenlere Eş Durumu Tayini

Öğretmenlere Eş Durumu Tayini

Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "öğretmenler eşlerinin bulunduğu illerdeki kadrolara atanacak." denildi.

Eş durumunda ve il içi tayinlerde MEB'den �adalet isteyen'' öğretmenlere olumlu yanıt geldi.
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Remzi Kaya, "Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, öğretmen atama kılavuzunda il emri koymamıştı. Öğretmenler 25 tercih yapıyor, atanmazlarsa 26'ncı tercihlerine yönelendiriliyordu. Sayın bakanımız il emri talimatı verdi. Artık öğretmenler eşinin bulunduğu ilin Milli Eğitim Müdürlüğü kadrosuna atanacak. Her öğretmen mutlaka eş durumundan eşinin bulunduğu kente atanabilecek." dedi.

Daha önceden sadece kadrolu öğretmenlerde geçerli olan bu durum artık sözleşmeli öğretmenler için de geçerli olacak.

22 Temmuz 2010 Perşembe

400 bin Öğrencinin Hayalleri Değisti

400 bin Öğrencinin Hayalleri Değisti

Kılavuzda yapılan unutkanlık nedeniyle 49 programda hata yapan ÖSYM, bu kez üniversite adaylarının MF-4 puanlarını yanlış sıraladı.
Başkan Yarımağan, 'Başarı sırası bana göre önemli değil' derken uzmanlar, binlerce kişinin etkileneceği konusunda hemfikir

ÖSYS kılavuzundaki 49 programda yanlışlık yapıldığını duyuran ÖSYM, yaklaşık bir hafta sonra yeni bir hatayı daha açıkladı. Üniversite adaylarının alanındaki MF-4 puanlarının yanlış sıralandığını belirten kurum, doğru sıralamayı dün internet sitesinden yayımladı. Ancak 26 Temmuz'da başlayan tercih sürecinde, öğrencilerin puan sıralamasındaki bu değişiklik, üniversite hayali kuran binlerce adayı, doğru tercihi nasıl yapacağı konusunda kaygılandırdı.

BAŞARI SIRASI YANLIŞ
ÖSYM'den 15-20 Temmuz tarihlerinde adayların internetten öğrendikleri 2010-LYS sonuçlarıyla ilgili yapılan açıklamada özetle şöyle denildi:
'Y-MF-4 puan türünde alanında başarı sırası değer¤inin yanlış olduğu belirlenmiştir. Y-MF-4 puanıyla (alanında) tercih yapacak adaylar doğru başarı sıralarını 21 Temmuz 2010'dan (dün) itibaren internetten öğrenebilirler. Sonuç belgesinde Y-MF-4 başarı sırasının (alanında) doğru değeri yer alacaktır.'


ÖĞRENCİLER YANILMASIN
ÖSYM Başkanı Prof. Ünal Yarımağan ise, 'TM alanından giren adaylar MF-4 puan türünde bir program alanı tercih edebiliyor. TM alanındaki adayları da katarak MF-4 yerleştirme puan türü alanında başarı sırasını yeniden hesapladık' dedi. Öğrencilerin tercih yaparken yanılmaması için böyle bir düzenleme yaptıklarını belirten Yarımağan, MF-4 puan türünde TM alanından giren adayların başarı sırasının yer almadığını, TM alanından giren adayları da MF-4 puan türüne kattıklarını söyledi.


BENCE ÖNEMLİ DEĞİL
Yarımağan, şöyle devam etti: 'Öğrenciler tercih yaparken yanlış yorum yapabilirler, 'Ben buraya rahatlıkla girebilirim' diyebilirler. Oysa giremezler, öyle bir yanılgı olmasın diye... Yoksa yanlış hesaplama değil.'
Başarı sıralamasının tercihler için hiç önemli olmadığını da belirten Yarımağan, 'Maalesef rehber öğretmenler ve öğrenciler başarı sırasına çok bakıyorlar. Biz o yüzden öğrenci yanlış tercih yapmasın diye yaptık. Yoksa başarı sırası bana göre çok da önemli değil' ifadesini kullandı.


BAKTIM, SONLARDA DEĞİŞTİRİYOR
Yarımağan, 'Değişiklik başarı sıralarını ne kadar değiştiriyor?' sorusu üzerine ise, sıralamada başlarda yer alan adayın başarı sırasını hiç değiştirmediğini söyledi. ÖSYM Başkanı, 'Ben 15 bininci bir adaya baktım, önüne 5 kişi geçmiş. Onun bir etkisi yok. Sonlarda değiştiriyor. Mesela daha önce başarı sırası 180 bin olan aday şimdi 280 bin olabilir' şeklinde konuştu.

Hata şok edici ancak çözümsüz değil
Turgay Polat (Uğur Dershaneleri Genel Müdür Yardımcısı) : TM öğrencilerinin MF puanı çok yüksek olmadığı için ilk 100.000 de sorun yok. Asıl kaymalar başarı sırası 150 binden sonraya denk gelen öğrencilerde yaşanıyor. Örneğin, başarı sırası 33.822 olan öğrenci yeni durumda 33.846. sıraya çıkmıştır. Oysa başarı sırası 181 bin olan öğrenci yeni durumda 248 bine gerilemiştir ki, kaymadan önce bu öğrenci birçok yeri seçebilecekken yeni durumda işi zorlaşacaktır.

Ayşe Tekin (MAT FEN Dershanesi Rehberlik Uzmanı): Ülke genelinde puan türünde ilk birkaç bin kişi arasında giren adaylar bu hatadan çok fazla etkilenmeyecekler. Hata şok edici ancak çözümsüz değil. Bilinçli tercihlerle tolere edilebilir.

Celil Vardar (Final Dergisi Dershaneleri Rehberlik ve Tanıtım Koordinatörü): İlk 5 binde 1 kişinin, 50 binde 220 kişinin, 100 binde 6600 kişinin, 1200 binde 94 bin kişinin başarı sıraları geriledi.

Nur Kulaksızoğlu (Kavram Meslek Yüksekokulu Eğitim Danımanı): MT-4 puan türündeki başarı sırası hatası, sadece bu puan türünde değil, MF-1 MF-2 ve MF-3 puan türlerindeki başarı sırasını da etkileyecektir. Çünkü MT-4 puanı içerisindeki öğrenciler diğer puan türleri içerisinde de yer almışlardır. Öğrenci daha üst puanla girmeyi düşündüğü yerler yerine bu defa daha alt puanda ve daha düşük başarı sıralı olan yerleri seçmek zorunda kalacak. MF puan hesap edilen 400 bin öğrencinin bu durumdan etkileneceğini tahmin ediyoruz.

Suat Ataseven (Beşiktaş Kültür Dershanesi): Hata sadece Y-MF-4 te mühendislik tercihi yapacak öğrencileri etkiliyormuş gibi olsa da aslında diğer öğrencileri de kuşkuya düşürüyor. Birçok kişi farketmese de sıralamalarda hala çok fazla tutarsızlıklar var.

Eğitimde Yeni Hedef

Eğitimde Yeni Hedef

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilköğretim ve ortaöğretim haftalık ders saatlerini, öğrencilerin yaş gruplarına göre yeniden düzenledi.
Buna göre ilköğretim üçüncü sınıfa kadar haftalık zorunlu ders saati sayısı 25'e, 4'üncü ve 5'inci sınılarda ise 26 saate indirildi. Genel ve Anadolu liselerinde halen uygulanmakta olan "Fen Bilimleri'', "Sosyal Bilimler'', "Türkçe-Matematik'' ve "Yabancı Dil'' alanları ise kaldırıldı.

MEB, gelişmiş ülkelerdeki uygulamalar, akademik çevreler ve alandan gelen geri bildirimler ile 15-16 Mart 2010 tarihinde konuyla ilgili yapılan çalıştay sonucunda, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin zorunlu ders yükünü hafifletmek, öğrencilere okulu daha çok sevdirmek, istek ve yetenekleri doğrultusunda etkinlikler yapmalarına ve ders seçmelerine imkân vermek amacıyla "İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Haftalık Ders Çizelgeleri''ni yeniden düzenledi.

Edinilen bilgiye göre, İlköğretim Genel Müdürlüğü ile Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın koordineli çalışmaları sonucunda hazırlanan "İlköğretim Okulu Haftalık Ders Çizelgesi'' gelecek eğitim-öğretim yılı olan 2010-2011 öğretim yılından itibaren uygulanacak.

Yeni hazırlanan "İlköğretim Okulu Haftalık Ders Çizelgesi''ne göre, ilköğretim okullarının, haftalık zorunlu ders saati sayısı toplamı 1., 2. ve 3. sınıflarda 25'e, ilköğretim 4. ve 5. sınıflarda ise 26 ders saatine indirildi.

Buna ilave olarak ilköğretim 1., 2. ve 3. sınıflarda 5, ilköğretim 4. ve 5. sınıflarında 4 ders saati "serbest etkinlikler'' yapılacak. İlköğretim 6., 7. ve 8. sınıflarda ise seçmeli ders saati sayısı ile birlikte haftalık ders saati sayısı toplamı 30 olacak. Düzenlemeyle haftalık ders saati sayısı ilköğretim 1-3. sınıf Türkçe derslerinde 12'den 11'e, 1-3. sınıf hayat bilgisi derslerinde 5'ten 4'e, 4-5. sınıf fen ve teknoloji derslerinde 4'ten 3'e, 8. sınıf TC inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersinde 3'ten 2'ye indirildi.

İlköğretim 6-8. sınıf beden eğitimi dersleri ise 1'den 2'ye çıkarıldı.

Bakanlık, ilköğretim 1-5. sınıflarda sınıf öğretmenleri tarafından rehberliğin gerekli olduğu her zaman ve sosyal etkinliklerin ise "serbest etkinliklerle'' birlikte yapılması amacıyla "rehberlik ve sosyal etkinlikler'' dersi için ayrılan haftalık 1 ders saatini kaldırdı.

Öğretim programı hazırlanmakta olan "vatandaşlık ve demokrasi eğitimi'' dersi 2010-2011 öğretim yılında ilköğretim 8. sınıfta "seçmeli'', 2011-2012 öğretim yılından itibaren "zorunlu'' ders olarak okutulacak.

İlköğretim 4-5. sınıflarda okutulmakta olan "trafik güvenliği'' derslerinin öğretim programları birleştirilerek 2012-2013 öğretim yılından itibaren sadece 5. sınıfta haftada 1 ders saatinde uygulanacak ve 4. sınıfta bu dersten boşalan 1 ders saatinde de "serbest etkinlikler'' yapılacak.

Karakterine Göre Meslek Seç

Karakterine Göre Meslek Seç

Bölüm ve meslek tercihinizi yaparken karakter ve kişilik özelliklerinizi göz ardı etmeyin.

Bölüm ve meslek tercihinizi yaparken karakter ve kişilik özelliklerinizi göz ardı etmeyin. Size uymayan, sadece toplumdaki konum ya da kazancını düşünerek seçeceğiniz meslek, bir ömür mutsuzluğu da beraberinde getirebilir.

Meslek seçiminde öne çıkan faktörlerden biri nedir? Böyle bir soruya verilecek cevap: Gençlerin kendisini ve hayattan beklentilerini çok iyi tanımlamasıdır. Bir diğeri de ilgi alanlarına uygun mesleklere yönelmiş olmasıdır. Bu iki faktör arasında uyum ne kadar üst düzey olursa sonuçlar da o kadar tutarlı olur.

İnsanın doğuştan getirdiği özellikleri ile çocukluk döneminde kazandığı bilinçaltının tesiriyle kişilikler ortaya çıkar. Kişiliklerin meslekle uyumlu olması, bireylerin yaptıkları işlerde daha verimli olmaları sonucunu doğuracaktır.

YARIDA KALAN EĞİTİMLERE SON

Kişilik meslek uyumu iyi örtüştürülürse kazanılan bölümlerin değiştirilmesi, okunan mesleklerin yapılmaması sorununa bir anlamda önceden çözüm bulunmuş olur. Gelişmiş ülkelerde yapılan psikolojik araştırmalarda mizaç ve karakterin kişiliğin oluşumunda etkisi ortaya konulmuştur. Kişilik doğuştan getirilen özellikler, karakter sosyal çevrenin kazandırdıkları olarak açıklanabilir. Bu iki önemli unsurla mesleki istek ve tatmin bir arada düşünülürse uyum sağlanmış olur. Bir öğrencinin iş yapma tarzı, potansiyelleri bir mesleğin yapılış şekli ile paralellik arz etmesi, mesleki başarıyı öne çıkaracaktır. Buradaki esas mesleki başarının yanı sıra mesleki doygunluk ve duygusal tatmindir. Kendisiyle barışık, mesleğin beklentilerine uygun hareket eden kişiler, yaptığı işi iyi yapar.

ÖSYM'YE NELER OLUYOR? / TURGAY POLAT'IN YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!

Öğrenciler kendilerinin iş yapma tarzlarını veya hangi ortamda verimli çalışabileceklerini tespit edebilmişlerse bu, onların doğru meslekleri seçmeleri sonucunu doğurur. Birkaç örnek verecek olursak; yazılım mühendisi olmak isteyen bir öğrencinin odaklanma kabiliyetinin yüksek olması gerekir. Endüstri mühendisliği okumak isteyen bir öğrenci ile aynı özelliklerde olmaması gerekir.

Öğretmen olmak isteyen bir gencin, ikili ilişkilerde başarılı ve öncelikle insan odaklı düşünmesi gerekmektedir. Ama aynı şeyleri makine mühendisi için söylememiz doğru olmayacaktır.

SORUN CEVAPLAYALIM

- MF-4 başarı sıram 6.215. mühendislik bölümlerini istiyorum. İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol Mühendisliği Bölümü'nü tanıtırsanız sevinirim. Furkan Bilgin Kontrol mühendisliği bilgisayar mühendisliğinin alt dalıdır. Ülkemizde geçmişte ve bazı üniversitelerde halen bilgisayar mühendisliğinin alt dalı olarak eğitim vermekte iken İTÜ'de farklı program. Kontrol mühendisliği; elektrik, elektronik, mekanik ve bilgisayar tabanlı tüm endüstriyel üretim sistemlerinin ve hizmet sektörünün amaçlanan ve planlanan biçimde çalışmasını sağlayan bilgi ve teknolojileri üreten ve uygulayan bir mühendislik dalıdır.

- TM 1 puanım 368, başarı sıram 133.000. Dokuz Eylül İktisat'a yerleşme olasılığım nedir?

Bu yıl ÖSYM'nin verdiği öngörülere göre bu bölüme 117.000 öğrenciyi alacak. Ancak 2009 yılında son yerleşen öğrencinin başarı sırası 79.800. Bu durumda bence yerleşmen zor görünüyor. Ama ÖSYM'ye göre yerleşirsin.

- TM-1 den tercih yapmak istiyorum. Puanlarım aşağıdaki gibi. İşletme veya iktisat bölümü okumak istiyorum. Hangi üniversitelere girebilirim?

TM-1 415,133 0053865
TM-2 416,398 0046779
TM-3 416,794 0047677

Girmek istediğin bölümlerin puan türü TM-1. Bu durumda sen 53.865. olmuşsun. İstanbul, Bursa ve İzmir'deki üniversitelerin bölümlerine yerleşebilirsin.

- MF 1 puanım 477. MF4 puanım 475. Öğretmen lisesinden mezun olduğum için sıralamam 2.900. Lise matematik öğretmenliği ya da endüstri mühendisliği düşünüyorum. Yardımcı olur musunuz?

Endüstri mühendisliği programı MF-4 ile öğrenci almaktadır. Matematik öğretmenliği ise MF-1 ile öğrenci alır. Bu durumda matematik öğretmenliği ve ilköğretim matematik öğretmenliği programlarına MF-1 ek puanlı sıranla tercih yapabilirsin. Sıralaman da gayet iyi yerleşme şansın yüksek.

- Ben Dilek Aykanat. Sayısal mezunuyum, sözelden girdim. İstediğim bölümler ''reklamcılık, reklamcılık ve halkla ilişkiler, halkla ilişkiler ve tanıtım, halkla ilişkiler, radyo sinema televizyon.'' Puan ve sıralamam aşağıdaki gibi. Tercih sıralaması yapabilir misiniz ?

TS-1 puan 480,461 sıra 915
TS-2 puan 475,672 sıra 1913

Bu bölümler MF öğrencileri için alan dışı tercihe girer. Ancak başarı sıran çok çok güzel. Reklamcılık bölümü de çok tercih edilen bölümdür. Tercihlerinde istediğin yer olacaktır. Ancak Reklamcılık okurken eğitim veren hoca çok önemlidir. Tek geçerim Ali Atıf Bir hocanın öğrencisi olmalısın ve Bahçeşehir Reklamcılık bölümünü mutlaka yazmalısın.

- Elektrik mühendisliğinde okuyan birisi bilgisayar mühendisliğinde yan dal yaparsa bu kişi bilgisayar mühendisinin bilgisine sahip olabilir mi? Mezun olunca bilgisayar mühendisinin çalışma alanlarında çalışabilir mi? Ayrıca bilgisayar mühendisliği master eklenirse durum ne olur?

Harika bir soru. Tercih dönemlerinde sorulması gereken asıl soru bu zaten. Mühendislik programları son yıllarda dünyada ve ülkemizde bazı üniversitelerde ortak müfredat uygulamaya başladılar. Birçok üniversite ki mühendislik fakültesi tek olanlar ilk iki yıl aynı dersleri okutup daha sonra bölüm derslerine geçiyorlar. Ancak öğrenciler aynı dersleri gördükleri için genelde çift anadal programına katılıp iki programı birden bitiriyorlar.

- Kızımın puanları aşağıdaki gibi. İstanbul'da devlet üniversiteleri, İstanbul Üniversitesi iktisat veya işletme olabilir mi? Bize ilk 5 tercihinin nasıl olabileceğine ilişkin bir sıralama yapabilirseniz sevinirim.

Puan Başarı sırası
TM -1 402,101 72.420
TM - 2 407,479 57.605
TM - 3 411,050 53.662

İstanbul'da hukuk ve psikoloji gibi bölümlere yerleşmesi zor görünüyor. Ancak İstanbul işletme, iktisat, maliye, uluslararası ilişkiler, Marmara işletme, iktisat, kamu yönetimi gibi bölümlere yerleşebilir.

- MF -4 puanım 497, başarı sıram 17.801. Aklımda mühendislik var makine ya da elektrik elektronik. Bahçeşehir Üniversitesi burslu olabiliyor veya İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü düşünüyorum. İTÜ'nün tutma ihtimali de düşük ama tercihlerimde yer vereceğim yine. Bahçeşehir hakkında ciddi kaygılarım var. Ailem orta gelirli olduğundan oradaki öğrencilere uyum sağlayamam gibi düşünüyorum. Ayrıca kalırsam da orada devlet yurdunda kalacağım. Fen lisesi çıkışlıyım. Alternatif bölümlere de baktım. ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği'nin gelme ihtimali de yüksek görünüyor. Ancak bu bölümle ilgili kaygılarım var.

Aslında sorularının cevabını bulmuşsun. Neden çok güzel bölümleri Bahçeşehir gibi bir üniversitede okumak varken sıradan bölümler için zaman ve enerji kaybedesin ki. Hiç düşünmeden vakıf burslu yaz ve oku. Hiçbir zaman sorun yaşamazsın. Şu anda vakıf üniversitelerinde 15 bin burslu öğrenci okuyor. Herhalde onlar yanlış yapmamıştır. Sen tercihlerinde kimseden etkilenmeden düşündüğün yönde yap çok güzel bir eğitim alacaksın.



19 Temmuz 2010 Pazartesi

Öğretmen Adaylarına Yeni Sınav

Öğretmen Adaylarına Yeni Sınav

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğretmen adaylarına yönelik KPSS yerine başka bir sınavla atanmaları yönünde çalışma yaptıklarını açıkladı.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğretmen adaylarına yönelik önemli bir açıklama yaptı.

Adayların, KPSS yerine başka bir sınavla atanmaları yönünde çalışma başlatıldı..

Bakan Çubukçu, bitmek üzere olan çalışmanın, tamamlanır tamamlanmaz açıklanacağını söyledi.

Çubukçu, yeni öğretmen atamaları yapacaklarını haber verdi.

Yaklaşık 320 bin öğretmen adayı atama bekliyor.

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Öğretmen Adayları Eylemde...

Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu,AKP İl Başkanlığı önünde bir basın açıklamasıyla protesto eylemi gerçekleştirdi.

Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu, ataması yapılmadığı gerekçesiyle intihar ettiği ileri sürülen 15'nci öğretmen için AKP İl Başkanlığı önünde bir basın açıklamasıyla protesto eylemi gerçekleştirdi.
Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu üyesi bir grup, AKP Ankara İl Başkanlığı önünde bir basın açıklaması okudu. Açıklamayı okuyan AYÖP Dönem Sözcüsü Şafak Bay, öğretmen olma isteklerinin karşılanmaması nedeniyle içine sürüklendikleri umutsuzluğun had safhaya ulaştığını ifade ederek, intihar eden arkadaşlarının sayısının her geçen gün arttığını söyledi. Bay şöyle konuştu: "327 bin öğretmenin ataması yapılmazken, 100 bine yakın taşeron işçi gibi çalıştırılan ücretli öğretmenlik sisteminin asli atama sistemi gibi gösterilmesi eğitimde çığır açmak olarak ifade edilmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2002 yılında daha Başbakan olmadan o dönemin ataması yapılmayan öğretmenlere ki, bir çoğunun ataması halen yapılmamıştır. Defalarca söz vermiştir. İzmit'te, Samsun'da, İstanbul'da. İktidar oldukları takdirde KPSS diye bir şey olmayacağını defalarca vurgulamıştı." "KPSS VE ÜCRETLİ KÖLELİK KALDIRILSIN"AYÖP Dönem Sözcüsü Bay, Adana'da tarih bölümünü bitirdikten sonra 4 yıldır atanmayı bekleyen, öğretmen Elif İşler'in KPSS sınavının ardından sonucu bile beklemeden sulama kanalına atlayarak intihar ettiğini söyledi. AYÖP Dönem Sözcüsü Bay, "Bu yitirdiğimiz 15. arkadaşımız. Bizler 327 bin kişiyiz. Hepimizi bu sona sürüklemek istiyorlar. AKP'den yaşanan bu ölümlere karşı hesap soruyoruz. Bu intiharların durmasını istiyoruz" diye konuştu. Bay, ataması yapılmayan tüm öğretmenler adına KPSS yerine objektif bir öğretmen atama sisteminin getirilmesini, "taşeron işçilik anlamına gelen" ücretli öğretmenlik sisteminin kaldırılmasını, bütün öğretmenlerin kadrolu ve güvenceli atanmasını istedi.
AYÖP'lü grup, "Kadrolu atama istiyoruz", "Ücretli köle olmayacağız", "AKP'den hesabı öğretmenler soracak" sloganları attılar. Grubun ellerindeki "Ölmek değil, atanmak istiyoruz" ve "KPSS: Kopya Para Seçme Sınavı" dövizleri dikkat çekti.
(ANKA)

14 Temmuz 2010 Çarşamba

LYS Açıklama Tarihi Belli Oldu.

ÖSYM Başkanı: LYS sonuçları Perşembe günü saat 10 da açıklanacak.

ÖSYM Başkanı , LYS sonuçlarını 15 Temmuz Perşembe günü saat 10:00 da açıklayacak

Yavuz Atar'ın Yök Üyeliği Onaylandı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayladığı atama kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

-MECLİS'İN FESHEDİLMESİ GEREKİR- AKP'nin 2008 yılında Prof. Dr. Ergun Özbudun'un başkanlığında başlattığı "Sivil Anayasa" çalışma ekibinde ve "Türban'a özgürlük" kampanyasının destekçileri arasında da yer alan Prof. Dr. Yavuz Atar, Danıştay'ın verdiği türban kararı kapsamında yargının Meclis'in belirlediği hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olduğunu belirterek, “Danıştay'ın mantığından hareket edersek yasama organının ne Anayasa'yı ne de kanunları değiştirmesi söz konusu olamaz” diyerek, bu durumda hiçbir işlevi kalmayan Meclis'in feshedilmesi gerektiğini söylemişti. Atar'ın, "Hukuk kuralları zamanın ihtiyaçlarına göre değişir. Bunu yapacak yegane organ da TBMM'dir. Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü kararı mevcut Anayasa'ya göre bile yanlıştı. Varsayalım ki yasak Anayasa'dan çıktı. Fakat yasama organı Anayasa'yı değiştiriyor. Siz 'Anayasa'yı değiştiremezsiniz' diyebilir misiniz? Böyle bir mantık olur mu? Bundan sonra TBMM yargıya mı soracak Anayasa'yı değiştirmek istiyoruz, şu kanunu değiştirmek istiyoruz bizi izin verir misiniz diye. Yasama organını feshedelim o zaman” sözleri dikkat çekmişti.

Öğrencilerin Çift Üniversite Diplomasına İlgisi Büyük.

Hem Türkiye'de hem de yurtdışında okuma olanağı sağlayarak çift üniversite diploması almaya imkan tanıyan yükseköğretim programlarını tercih eden öğrenci sayısı her yıl artıyor.

Üniversitelerde 2003-2004 eğitim-öğretim yılında 305 kişilik kontenjanla uygulanmaya başlayan uluslararası ortak lisans ve yüksek lisans programlarında toplam 1961 öğrenci öğrenim görüyor. Ortak diploma programlarının sayısı YÖK'ün, bu yıl 12 ön lisans programının açılmasını onaylamasıyla arttı. Türkiye'deki üniversitelerde toplam 97 ortak lisans programı bulunuyor. ''Öğrencilere iki ayrı ülkede ve üniversitede öğrenim görerek iki diploma sahibi olma, İngilizcelerini geliştirme ve farklı kültürleri tanıma'' olanağı sağlayan uluslararası ortak programlar bir Türk üniversitesi ile yurtdışındaki bir üniversite tarafından ortak protokolle yürütülüyor. Uluslararası ortak lisans programları, halen çoğunluğu ABD olmak üzere Fransa, Almanya, Hollanda, Avusturya, Rusya Federasyonu, İskoçya, İngiltere, Bulgaristan ve Yeni Zelanda'daki üniversiteler ile açılmış durumda. Kadir Has, Hacettepe, Işık, İstanbul Teknik, Selçuk, Ege, Akdeniz, İzmir Ekonomi, Atatürk, İstanbul, Afyon Kocatepe, Fatih, Uludağ, Yeditepe, Atılım, Haliç, Marmara, Sakarya, İstanbul Aydın, Bahçeşehir, Anadolu, İstanbul Bilgi, Yalova, Dokuz Eylül, Erciyes, Çankırı Karatekin üniversitelerinin yurtdışındaki üniversitelerle ortak lisans programları mevcut. Ayrıca, yurtdışındaki üniversitelerle ODTÜ ve İTÜ ile Celal Bayar, Sabancı, Marmara üniversiteleri ve Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nün ortak doktora programları; ODTÜ, Akdeniz, İzmir Ekonomi, Yıldız Teknik, İstanbul, İstanbul Ticaret, Galatasaray, Yeditepe, Bilkent, Ege, Atılım, İstanbul Teknik, Sakarya, Kadir Has, Bahçeşehir, İstanbul Bilgi, Yalova ve Erciyes üniversitelerinin de ortak yüksek lisans programları faaliyet gösteriyor. YÖK bu yıl, Fırat, İstanbul Aydın, Uludağ, Çankırı Karatekin, İstanbul Ticaret, Karadeniz Teknik, Bahçeşehir, Gaziantep ve Okan üniversitelerinde toplam 12 ön lisans programı açılmasını kararlaştırdı. Ayrıca, Atılım ve İzmir Ekonomi üniversitelerinin ön lisans programları bulunuyor. Ortak programlar en fazla bilgisayar, makina, yazılım, inşaat ve endüstri mühendislikleri ile işletme, iktisat, İngiliz Dili ve Edebiyatı ile İngilizce öğretmenlikleri alanlarında açılıyor. LİSANS PROGRAMLARINA YERLEŞMEÖğrenciler uluslararası ortak lisans programlarına, ilgili puan türündeki üniversiteye giriş sınavı puanı ile ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarını içeren yerleştirme puanları esas alınarak, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) merkezi olarak yerleştiriliyor. Üniversite sınavına giren ve tercih yapmaya hak kazanan öğrenciler, ortak lisans programları uygulayan üniversiteler ve koşullara ilişkin bilgilere tercih kılavuzundan veya üniversitelerin internet sitelerinden ulaşabiliyor. Çift diploma programlarında dersler genellikle İngilizce olarak veriliyor. Öğrencilerin öğrenime başlayabilmeleri için yeterli düzeyde İngilizce bilmeleri gerekiyor. Bu programlara yerleştirilen ancak İngilizce dil seviyesini tespit eden TOEFL sınavından yeterli puanı alamayanlar ilgili Türk üniversitesinin İngilizce hazırlık okulunda bu eğitimi alıyor. ABD'de eğitime gidebilmek için öğrencilerin yazılı TOEFL'dan en az 550, bilgisayar ortamında yapılan TOEFL'dan en az 213 puan (bazı programlar için 220 puan) veya internet ortamında yapılan TOEFL'dan 74 puan (İzmir Ekonomi, Işık ve Hacettepe üniversiteleri için 79, Bilkent, Orta Doğu Teknik, İstanbul Teknik üniversiteleri için 80 puan) almaları isteniyor. TOEFL'dan istenen bu puanlar bazı üniversitelerde lisans eğitimine başlayabilmek için, bazı üniversitelerde ise ABD'deki eğitime başlayabilmek için ön koşul tutuluyor. Öğrencilere TOEFL koşulunu sağlamaları için en fazla iki yıl süre veriliyor. Öğrenciler bu süre içinde TOEFL koşulunu sağlayamazsa ÖSS puanına ve tercihine göre ÖSYM tarafından Türkiye'de öğretim dili Türkçe olan ve varsa aynı adı taşıyan, yoksa eşdeğer bir yükseköğretim programlarına (İngilizce Öğretmenliği hariç) yerleştirilebiliyor. ÇİFT DİPLOMA MALİYETLİ Öğrenciler, uluslararası ortak programlarda, ücret karşılığı okuyabiliyor. Uluslararası ortak programlarda ilgili Türk devlet üniversiteleri için belirtilen yıllık öğrenim ücretleri Türkiye'deki hazırlık ve lisans eğitimini kapsıyor. Her yıl Türk devlet üniversiteleri için ilan edilecek öğretim ücreti Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen ikinci öğretim ücretleri temel alınarak YÖK tarafından saptanıyor. Uluslararası ortak lisans programı çerçevesinde ABD'de geçirilecek dönemler için öğrenciler gittikleri üniversitenin o yıl için belirlenen öğretim ücretini ödüyor. Öğrencilerin yurtdışındaki üniversitede okuyacağı süre içinde ciddi miktarda bir parayı gözden çıkarması gerekiyor. Örneğin, İTÜ ile Montana State Üniversitesi tarafından yürütülen uluslararası ortak lisans programlarının 2009-2010 eğitim-öğretim yılı için belirlenen ücreti hazırlık sınıfında 7 bin TL, İTÜ'de lisans programına devam edecekler için 7 bin 900 TL, Montana State Üniversitesinde de yaklaşık 14 bin ABD doları tutarında. Bu ücret Montana State Üniversitesi'nin öğrenim ücreti ve temel harçlarından, öğrencinin programda öngörülen dönemlerdeki oryantasyon programı ücretinden oluşuyor. Öğrencinin Montana'da bulunacağı süre içinde yurt, yemek, kitap-kırtasiye ve kişisel ihtiyaçları için yapacağı harcamanın akademik yıl başına yaklaşık 15 bin ABD doları tutacağı tahmin ediliyor. Öğrencilerin ABD'de bulunacağı sürede sağlık sigortası yaptırması zorunlu tutuluyor ve bunun ücretini öğrenci ödüyor.
YATAY GEÇİŞ İMKANI VAR
Yurt içindeki bir yükseköğretim kurumundaki uluslararası ortak programdan akademik başarısızlık nedeniyle ilişkisi kesilenlerin yurt dışındaki yükseköğretim kurumu ile de ilişkisi kesiliyor. Yurt dışındaki bir yükseköğretim kurumundaki uluslararası ortak programdan akademik başarısızlık nedeniyle ilişkisi kesilen öğrenciler, yurt içinde gördüğü yükseköğrenimdeki başarı notu esas alınarak yatay geçiş yönetmeliği hükümlerine göre Türkiye'deki başka bir yükseköğretim kurumundaki eşdeğer programa yatay geçiş yapabiliyor. Öğrencinin öğrenim görmekte olduğu bir uluslararası ortak programdan aynı üniversite veya başka bir üniversite bünyesinde aynı alanda yürütülen diğer uluslararası ortak programa yatay geçiş yönetmeliğine uygun geçilebiliyor.
''ULUSLARARASILAŞMANIN GEREĞİ''
YÖK Üyesi Prof. Dr. Atilla Eriş, çift diploma programlarının üniversitelerin akademik işbirliğiyle uygulandığını ve ders programının ortak belirlendiğini ifade ederek, öğrencilerin genellikle 2 yıl yurtdışındaki üniversitede iki yıl da yurt içindeki üniversitede öğrenim gördüğünü anlattı. Diplomaya yönelik ortak programların YÖK'ün onayıyla açıldığını kaydeden Eriş, bu programları tamamlayanlara ya her iki üniversitenin isminin yer aldığı diploma ya da ayrı ayrı iki diploma verildiğini belirtti.
Bu yöndeki çalışmaların ''uluslararasılaşmanın bir gereği'' olduğunu vurgulayan Eriş, çift diplomanın avantajlarını şöyle anlattı: ''Bu programa devam eden öğrenciler karşı tarafın kültürünü, sosyal yaşamını öğrenmiş oluyorlar ve vizyonları genişliyor. Bu öğrenciler iş hayatında kendilerini daha kolay ifade edebiliyorlar; çoğu çekingen, içe kapanık öğrenci tipinde değil. En azından kendilerini kültürel yönden geliştiriyorlar. Ayrıca artık günümüzde iş hayatında sadece bir diploma da yetmiyor. Çok eskiden 'ehliyetin var mı' diye soruyorlardı, şimdi kimse onu sormuyor. Bir zamanlar 'bilgisayar biliyor musun?' diyorlardı şimdi onu da sormuyorlar. Bunlar artık çok rutin. Hatta bugün 'lisan biliyor musun' değil, 'kaç lisan biliyorsun' diye soruluyor. Böyle bir noktada çift diploma çok önemli. Çift diplomalılar son derece avantajlı ama tabii bunun bir parasal yükü de var. Çünkü yurt dışında herşey parayla yapılıyor. Her tarafa parayla gidiliyor. Onların okul ücretleri bizden fazla. Bunlar öğrencilere kılavuzda anlatılıyor.'' (aa)

13 Temmuz 2010 Salı

İstanbul “Çocuk” Üniversitesi...

İstanbul Üniversitesi Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdi ve “İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi”ni 2010 yaz döneminde hayata geçirdi.
Dünyanın en köklü üniversitelerinden biri olan İstanbul Üniversitesi Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdi ve “İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi”ni 2010 yaz döneminde hayata geçirdi. Program zenginliği açısından dünyanın ilk üç çocuk üniversitesi uygulamasından biri olan İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi'nin yapısı, işleyişi ve son durumu hakkında kamuoyuna bilgi vermek amacıyla 14 Temmuz 2010 tarihinde İstanbul Üniversitesi Merkez Bina Mavi Salon'da bir basın toplantısı düzenlenecek. Toplantı sonrası İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi Bilim Atölyelerinde gerçekleştirilecek olan Genetik Laboratuarı'ndaki “Gen Transferi Deneyi” ve Astronomi Gözlem Evi'ndeki “Güneş Patlamaları Gözlemi” izlenebilecek.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Umutcan'a İkinci Şok...

SBS'de Türkiye üçüncüsü olan Umutcan Gölbaşı, gittiği dershane tarafından ulusal gazetelere verilen tam sayfaya yakın ilanlarda birinci olarak gösterildi.

Umutcan'ın puanının yanlış hesaplandığını, aslında birinci olması gerektiğini savunan ve itirazda bulunan mühendis anne Hüsne Gölbaşı, ilana yönelik tepkisini de dile getirdi. Hüsne Gölbaşı, “Dershanenin reklam amacıyla bunları yapması çocuklarımızın psikolojik dengesini de alt üst ediyor” dedi. SBS üçüncüsü olan ve ailesi ile birlikte Bodrum'un Gölktürkbükü Beldesi'ndeki otelde tatilini sürdüren İstanbul Özel Alev İlköğretim Okulu öğrencisi Umutcan Gölbaşı, bu sabah gazeteleri açtığında şoke oldu. Umutcan, eğitim gördüğü Sevgi Çiçeği Anafen Dergileri ve Dershanesi tarafından ulusal gazetelere veriler tam sayfaya yakın ilanlarda, 'Türkiye birincisi' olarak gösterildi. Bu durum, zaten oğullarının puanının yanlış hesaplandığını ve aslında birinci olması gerektiğini düşünen aileyi ikinci kez üzdü. 'BAKANLIKTAN YANLIŞIN DÜZELTİLECEĞİ SÖYLENDİ' Bodrum'un Gölktürkbükü Beldesi'ndeki otelde tatillerini sürdüren aileden jeoloji mühendisi anne Hüsne Gölbaşı, şunları söyledi: “Dershaneler reklam yapmak için kelime oyunları ile bunu yapıyorlar. Dershanelerin bugün yaptığı açıklamalara bakarsanız yaklaşık 1540 birinci var. Reklam amacıyla bunları yapmaları çocuklarımızın psikolojik dengesini de alt üst ediyor. Dün zaten yeterince yıpranmıştık. Bugün reklamlara bakarsanız oğlum birinci, MEB'e bakarsanız üçüncü. Ne olursa olsun bakanlığın yaptığı açıklamayı doğru olarak kabul etmek zorundayız. Zaten beklediğimiz sonucu alamadığımız için şoke olmuş ve itirazda bulunmuştuk. Okul müdürlüğümüz ve Valilik aracılığıyla MEB'e yaptığımız müracaat sonucunda yanlışlığın düzeltileceğini söylediler. Bugün sabah da bakanlıkla yaptığımız görüşmelerde durumun değerlendirildiğini ve yanlışlığın düzeltileceği yönünde şifai bilgi verdiler. Ancak biz resmi bir açıklama bekliyoruz. Resmi açıklama yapılınca yine bunu kamuoyu ile paylaşacağız.” 'REKLAMA DEĞİL, MOTİVASYONA DÖNÜK' Anafen Dergisi ve Dershaneleri Reklam Koordinatörü Remzi Adıgüzel ise DHA muhabirine telefonda yaptığı açıklamada, “Biz bugünkü ilanları ailenin ve öğrencimizin okulunun yaptığı açıklamalar doğrultusunda verdik. Dün aile de okul yönetimi de birincilik için itirazlarını yapmıştı. Yani bize Türkiye birincisi olacağı söylenince böyle bir ilan vermekte sakınca görmedik. Zaten birincilik için gerekli itirazlar da yapıldı. Reklama dayalı değil öğrencimizin motivasyonuna yönelik bir ilandı. Farklı yorumlamaya gerek yok” diye konuştu.