Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2010 Salı

Çocuk Haklarına Şiirli Yaklaşım...

Türkiye’de ilk kez çocuklar için çocuk hakları konulu şiir seçkisi hazırlanıyor.
Seçkide, 36 şairin çocuk hakları duyarlılığını yansıtan ve yeni yazılmış şiirleri yer alacak. Seçkide yer alacak şiirler seslendirilecek. Seçki, 20 Kasım 2010 Dünya Çocuk Hakları Günü'nde yayımlanmış olacak. Kongrede seçkinin şairleriyle çocukların buluşması da öngörülüyor. İstanbul Üniversitesi, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Çocuk Vakfı kurumsal paydaşlığında, Aile ve Çocuktan Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın desteklerinde ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in himayelerinde, 26-28 Kasım 2010 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenecek I. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi çerçevesinde “Çocuk Hakları Şiir Kitabı” hazırlanıyor. Çocuk Vakfı'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye'de ilk kez 9-12 yaş grubu çocuklar için hazırlanacak seçkinin amacı, çocuk ve çocuk hakları konularına edebiyatla katkı sağlamak olarak belirlendi. Seçkide 36 şairin çocuk ve çocuk hakları duyarlılığıyla 2010 yılında yazılmış ve yayımlanmamış 5'er şiirine yer verilecek. Seçkide ayrıca şairlerin çocuklara çocukluklarını anlatacağı deneme ile birer çocukluk ve yetişkinlik fotoğrafları da yer alacak. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nde yayınlanması amaçlanan seçkideki şiirler seslendirilecek. Ayrıca, seçkinin şairlerinin Kongrede çocuklarla buluşmaları da öngörülüyor. Çocuk Hakları Şiir Kitabı için öneride bulunulan şairler şöyle: “Abdülkadir Budak, Ahmet Günbaş, Ahmet Uysal, Ahmethan Yılmaz, Ali Burhan Eren, Ayla Çınaroğlu, Aydan Yalçın, Aytül Akal, Bestami Yazgan, Betül Tarıman, Bilgin Adalı, Bülent Ata, Ertuğrul Deveci, Eşref Karadağ, Gökhan Akçiçek, Hasan Akay, H. Salih Zengin, Hasan Lâtif Sarıyüce, Hüseyin Yurttaş, İsmail Uyaroğlu, Mavisel Yener, Mevlâna İdris Zengin, Mustafa Baki Efe, Mustafa Ruhi Şirin, Nursel Çetin, Özlem Sezer, Özlem Sözbilir, Refik Durbaş, Salih Mercanoğlu, Sennur Sezer, Süreyya Berfe, Ülkü Tamer, Vural Kaya, Yalvaç Ural, Zeynep Uzunbay ve Zübeyde Seven Turan.” (ANKA)

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Dünya Yazılım Devi Bahçeşehir'i Seçti...

MERKEZİ Almanya'da bulunan ve 47 bin 500'ü aşkın çalışanıyla dünyanın en büyük iş yazılımı üreten şirketi SAP, Türkiye'de iş yazılımı alanındaki programlarının eğitimi için başlattığı Üniversite İşbirliği Programı (SAP University Alliances) için Bahçeşehi
Bu işbirliği Eylül ayında SAP'nin merkezi Walldorf, Almanya'da imzalanacak. SAP Üniversite İşbirliği programı, öğrencilere işyerlerinde hemen değer katabilecek yetenekler kazandırmayı hedefliyor. Bu işbirliğinin Bahçeşehir'deki Program Yürütücüsü Doç. Dr. Taşkın Koçak 'Mühendislik fakültesindeki öğrencilerimiz kurumsal bazda dünyanın en önemli bilgisayar programlarını öğrenme ve bilişim dünyasının en çok aranan ve kazanan mesleği olan SAP danışmanı olma fırsatı yakalayacak. SAP danışmanı sayısı çok az. İstihdam yaratılmasına yardımcı olmak istiyoruz' dedi. Almanya'dan SAP University Alliances yetkilisi Caner Kaya ise 'Gençlere gelecek odaklı eğitim ve başarılı bir kariyer fırsatı vermek istiyoruz' dedi. AKŞAM

15 Aralık 2009 Salı

Tatil İçin Bakanlıktan Açıklama...

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, yarıyıl tatilinin öne çekilmesinin şu an için söz konusu olmadığını bildirdi.

Çubukçu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bugün bazı basın yayın organlarında "yarıyıl tatilinin öne çekileceğine" ilişkin haber yer aldığını anımsattı. Bakan Çubukçu, "yarıyıl tatilinin öne çekilmesinin şuan için söz konusu olmadığını" ifade etti. Bu arada, daha önce planlanan çalışma takvimine göre öğrenciler 25 Ocak-5 Şubat arasında yarıyıl tatili yapacak. Eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı 8 Şubat 2010 Pazartesi günü başlayacak.

12 Haziran 2009 Cuma

Öğrencilerin Karne Heyecanı...

İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci, bugün karne alarak yaz tatiline çıkacak.

2008-2009 eğitim-öğretim yılı bugün sona erecek. İlköğretim ve liselerde öğrenim gören 15 milyona yakın öğrenci, 8 Eylül 2008'de başlayan eğitim-öğretim maratonunu tamamlayarak, yaklaşık 3.5 ay sürecek tatile başlayacak. İlköğretim 6. sınıf öğrencileri ise karne heyecanıyla sınav heyecanını ard arda yaşayacak. İlköğretim 6. sınıfta okuyan yaklaşık 1 milyon 100 bin aday, 13 Haziran Cumartesi günü Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) katılacak. SBS, tüm il merkezleri ile yurt dışında Lefkoşa, Trablusgarp, Riyad, Medine, Cidde, Aşgabat, Bakü ve Bişkek'de gerçekleştirilecek. SBS tüm sınav merkezlerinde Türkiye saatiyle 10.00'da merkezi sistemle aynı anda yapılacak. Sınavda adaylara 80 soru yöneltilecek ve 90 dakika süre verilecek. Lise son sınıf öğrencileri de hem mezun olmanın hem de 14 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek Öğrenci Seçme Sınavı'nın (ÖSS) heyecanını bir arada yaşayacak. Katılacakları sınavı kazanacak ilköğretim ve lise mezunları, kayıt ve tercih işlemleri dolayısıyla tatilde de yoğun tempoyu sürdürecek. 2009-2010 eğitim-öğretim yılı, Ramazan Bayramı'nın ardından 24 Eylül 2009 Perşembe günü başlayacak.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

'Cep Telefonu GETİRMEYİN'

Hafta sonu yapılacak Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı için giriş belgesinde tam 7 kez cep telefonu uyarısı yapıldı.

Hafta sonu yapılacak Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (ALES) için adaylara gönderilen giriş belgesinde, sınavın yapılacağı binaya kesinlikle cep telefonu ile gelinmemesi yönünde 7 kez uyarıda bulunulduğu dikkati çekti. AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, 10 Mayıs Pazar günü yapılacak olan ALES'in ilkbahar dönemi için adaylara sınava giriş ve kimlik belgeleri gönderilmeye devam ediyor. ÖSYM tarafından hazırlanan, arkalı önlü tek sayfalık ''Sınava Giriş ve Kimlik Belgesi''nde, adaylara ''cep telefonu getirmemeleri'' istendi. Belgenin ön yüzündeki adayların fotoğrafının bulunduğu kısmın altında kırmızı harflerle ''cep telefonu yanında olan aday sınav binasına kesinlikle alınmayacaktır'' ifadesi yer alırken, adres bilgilerinin yazılı olduğu bölümün yanında da ''cep telefonu yanında olan aday sınav binasına kesinlikle alınmayacaktır'', ''yanında kapalı bile olsa cep telefonu olduğu tespit edilen adayların sınavları uyarı yapılmaksızın geçersiz sayılacaktır'' ve ''bina girişlerinde cep telefonu emanete alınmayacaktır'' yazıları yer aldı. Aynı yazılar, giriş belgesinin arka yüzünde bulunan ve 11 maddeden oluşan ''Önemli Uyarılar'' bölümünün son 3 maddesinde de bulunuyor.

7 Kıta Bir Çadırda Buluştu...

Fatih Üniversitesi'nde eğitim gören 70 farklı ülkeden 600 yabancı öğrenci, '7 Kıta 7 Renk Kültür Festivali' için bir araya geldi.

Çok sayıda yabancı ülke başkonsolosunun da katıldığı festivalde 70 farklı milletten genç, ülke ve kültürlerini arkadaşlarına yöresel kıyafetler içerisinde tanıtmanın mutluluğunu yaşadı. Gençler kurdukları stantlarla ülkelerindeki esintileri, sebze ve meyveleriyle İstanbul'a taşıdı. Bank Asya ana sponsorluğunda bu yıl 5.si gerçekleştirilen festivalde Kamboçya'dan Çin'e, Senegal'den Kanada'ya kadar dünyanın dört bir yanındaki kültürler birbiriyle tanıştı. Arkadaşlarının kültürünü merak eden diğer ülke öğrencileri için dünya barışı adına güzel örneklere sahne olan festival 3 gün sürecek. Bu süre boyunca yemekler, kıyafetler, danslar, gösteriler, eğlenceler, tanıtımlar ve kültürlerin sergileneceği organizasyonda dünyanın bütün renkleri bir arada yer alacak. Çok sayıda yabancı ülke başkonsolosu ve büyükelçisiyle birlikte öğrencilerin de katıldığı festival açılışında konuşma yapan Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oğuz Borat, dünyaya 'barış' mesajı vermek istediklerini söyledi. Etkinliğin kültürler arasında köprü vazifesi gördüğünü belirten Borat, "Umudumuz o ki bu gençler dünyaya da bu sayede evrensel barış mesajları vermiş olacaklar." dedi. Açılış programında yabancı öğrencilerden oluşan koro 'We are the World' isimli parçayı seslendirirken Afrikalı öğrencilerin 'tam tam dansı' ve Uzakdoğulu öğrencilerin 'Taiçi' gösterisi beğeni topladı.

30 Nisan 2009 Perşembe

Öğrenciler Temizlik Malzemesi Üretiyor

Bursa Yeşilyayla Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerince üretilen temizlik ürünleri piyasadaki ürünleri aratmıyor.

Okullarındaki atölyelerde ürettikleri ürünleri Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullara satan öğrenciler, hem meslek öğreniyor hem de aile bütçelerine katkıda bulunuyor. Okul Müdürü Akif Kasımoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1998 yılında ilköğretim okulu olarak planlanan bir binada eğitim öğretime başlayan Yeşilyayla Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nde yetersiz şartlara rağmen en iyi eğitimi vermeye çalıştıklarını belirtti. Okulda bilişim teknolojileri, elektrik, elektrik teknolojileri ve kimya bölümlerinde bin 250 öğrencinin eğitim gördüğünü ifade eden Kasımoğlu, öğrencilerin meslek öğrenmek için atölyelerde çeşitli deneyler yaptıklarını belirtti. Kasımoğlu, şöyle konuştu: ''Kimya bölümü öğrencileri çeşitli deneyler yapıyor, sonra malzemeleri musluklara döküyordu. Deneylerde boşa giden ham maddeleri nasıl mamul haline getiririz diye düşündük. Arkadaşlar okulda üretime yönelik bir çalışma yapılabileceğini söylediler. Önce sabun ürettik. Ardından deterjan, çamaşır suyu, yüzey temizleyicisi ürettik ve bunları okulumuzun temizliğinde kullandık'' diye konuştu. Kasımoğlu, ürünlerin gayet kaliteli ve kullanışlı olduğunu, kimya bölümü öğrencilerinin atölyelerinde öğretmenlerinin gözetiminde ürettikleri bu ürünlerin piyasadakilerden bir eksiği bulunmadığını kaydetti. Öğrencilerin bu ürünler sayesinde hem meslek öğrendiklerine hem de aile bütçelerine küçük de olsa bir katkıda bulunduklarına değinen Kasımoğlu, şunları söyledi: ''Ürünlerimizi Mesleki ve Teknik Eğitim Fuarı'nda tanıttık. Fuarda numunelerini dağıttığımız ürünlerimiz oldukça ilgi gördü. Kullananlar memnuniyetlerini dile getirdiklerinde cesaretimiz ikiye katlandı. Bunun üzerine üretime geçtik. Etiketlerini kendimiz tasarladık. Ambalajlarını İstanbul'dan getirdik. Ürettiğimiz, yüzey temizleme, sıvı el sabunu, cam sil ve çamaşır suyunu Yıldırım ve Osmangazi'deki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullara satıyoruz. Sipariş üzerine üretim yapıyoruz. Ürünlerimizin Yeşilyayla EML olarak marka tescilini yaptırdık. Türkiye'de tescil alan tek okuluz. Piyasadan da talepler var ancak TSE belgesi istiyorlar. Bunu almak için de çalışmalara başladık. Geçen yıl 7 ton kadar üretimimiz oldu. Okulumuzun bundan ciddi bir kazancı yok. Amacımız öğrencinin gerçek bir iş üzerinde çalışması, üretmesi ve öz güven kazanması. Bunu da başardığımıza inanıyoruz. Sağlık Müdürlüğü'nden onaylı ürünlerimizin üretimi, paketlenmesinde tamamen öğrenciler çalışıyor. Mezun olan öğrencilerimiz, kendilerine iş yeri açarak gayet başarılı işler yapıyorlar. Ayrıca ürünlerin yurt içi ve yurt dışı marketlerde de satışa sunulabilmesi için Global Numaralandırma Sistemi'ne üye olduk. Ürünlerimizin barkotları var.'' Kasımoğlu, okulun fiziki şartlarının yetersiz olduğuna dikkati çekerek, ''Yetersiz imkanlarımıza rağmen öğrencilerimiz son derece başarılılar. Çok güçlü bir eğitim kadromuz var. Okulumuzun yeni, endüstri meslek lisesine uygun bir binaya ihtiyacı var. Bu konuda hayırseverlerden destek bekliyoruz'' dedi.

29 Nisan 2009 Çarşamba

İşte Önümüzdeki Yılın Takvimi...

2008–2009 eğitim öğretim yılının son günlerine geldiğimiz bu günlerde Milli Eğitim Bakanlığı 2009–2010 eğitim öğretim yılının çalışma takvimini açıkladı.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik imzasıyla yayımlanan genelgeye göre, 2008–2009 eğitim ve öğretim yılı 12 Haziran 2009 Cuma günü sona erecek. Genelgede 2009–2010 eğitim öğretim yılının “Türkiye'nin coğrafi konumu ve bölgeler arası iklim farklılıkları ile turizm sezonunun değişkenlik göstermesi nedeniyle öğrencilerin ve velilerin olumsuz etkilenmemesi için'' 24 Eylül 2009 Perşembe günü başlamasının kararlaştırıldığı bildirildi. Genelgeye göre 2009–2010 eğitim öğretim yılı ise 18 Haziran 2010 Cuma günü sona erecek. 2009–2010 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi, 22 Ocak 2010 Cuma günü sona erecek ve yarıyıl tatili, 25 Ocak–5 Şubat arasında yapılacak.

28 Nisan 2009 Salı

Gençler Fikrini Savunamıyor...

Bağımsız Eğitimciler Sendikası tarafından Pi Grup’a yaptırılan araştırmada, Türk gençleri ile ilgili ilginç sonuçlar ortaya çıktı.

Bağımsız Eğitimciler Sendikası tarafından Pi Grup'a yaptırılan araştırma, Türk gençlerinin büyük bölümünün kendi işinin patronu olmayı planlamadığını ortaya koyarken, gençlerin iş kurmayı ve yürütmeyi “imkansız” ya da “çok zor” olarak değerlendirdiğini de gözler önüne serdi.
Araştırma, gençlerin, karşı cins ile ilişkide reddedilme korkusu yaşarken en fazla, beğenilme ve sevilme konularından tedirgin olduğunu da ortaya çıkardı. Bağımsız Eğitimciler Sendikası (BES) tarafından Pi Grup'a yaptırılan araştırma, Türk gençlerinin büyük bölümünün kendi işinin patronu olmayı planlamadığını ortaya koyarken, gençlerin iş kurmayı ve yürütmeyi “imkansız” ya da “çok zor” olarak değerlendirdiğini de gözler önüne serdi. BES tarafından Pi Grup'a yaptırılan “Gençlik ve Gelecek Araştırması” Türk gençliğinin geleceğe yönelik beklentilerini ve kendine olan inancını ortaya koydu. Araştırmaya, 1719 genç arasında yapılırken, yüzde 46.7'sini bayanlar oluşturdu. Araştırmaya katılanların yüzde 57.4'ünü 18-24 yaş arası, yüzde 42.6'sını ise 25-30 yaş arası gençlerden oluştu. Gençlerin yüzde 22.7'si üniversite, yüzde 66.3'ü lise, yüzde 3.5'i lisansüstü, yüzde 7.5'i ise ilkokul mezunlarından oluştu. Araştırmaya göre, Türk gençlerinin yüzde 70.93'ü kendisine güvenirken, yüzde 11.32'si güvensiz, yüzde 17.85 ise bu konuda kararsız. Eğitim sisteminin “kendi kendime yeterim duygusu” aşıladığına inananların oranı ise yüzde 19.58 olurken, yüzde 66.51'i ise inanmıyor. Bu konuda fikri olmayanların oranı ise yüzde 13.91'i buluyor. Gençlerin yüzde 70.43'ü okulda, işte ve diğer ortamlarda fikirlerini rahatça dile getirdiğini belirtirken yüzde 16.51'i rahatça açıklayamadığını belirtiyor. Bu konuda da kararsızların oranı yüzde 13.06'yı buluyor. TÜRK GENCİ FİKRİNİ SAVUNMUYORAraştırmaya göre, Türk gençlerinin yüzde 44.80'i bir fikri savunduğunda yalnız kaldığını görse dahi fikrini savunmaya devam ederken, yüzde 33.64'ü savunmaktan vazgeçiyor. Yüzde 21.56'sı ise bu tür bir durumda ne yapacağını bilmiyor. Gençlerin yüzde 30.23'ü ise herhangi bir konuda karar alırken her şeyi kaybetme riskine girebileceğini belirtirken, yüzde 55.09'u riske girmiyor. Bu konuda da kararsız olanların oranı yüzde 14.68 oldu. Türk gençlerinin yüzde 25.62'si bir konuda kriz yaşandığında çözüme kavuşturmak için mücadele ederken, yüzde 46.07'si gibi önemli bir bölümü ise konuyu kapattığını açıkladı. Bu tür bir kriz ortamında kararsız olan gençlerin oranı ise yüzde 28.31'i buldu. GENÇLER “MADDİ GÜCE” İNANIYORTürk gençleri bir kişinin kuvvetli bir özgüvene sahip olabilmesi için maddi güç ve bilgi birikimi olması gerektiğine inanıyor. Gençlerin yüzde 19.01'i kuvvetli özgüven için maddi güç olması gerektiğine inanırken, yüzde 15.15'i bilgi birikimi olması gerektiğini, yüzde 12.94'ü güçlü aileye ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Liderlik vasfına ihtiyaç olduğuna inananların oranı yüzde 12.06 olurken, yüzde 11.02'si cesarete inanıyor. Gençlerin yüzde 8.55'i ise bu konuda da kararsız. Araştırmaya göre gençlerin yüzde 57.69'unun ailesi, çocuklarının aldığı kararları genelde desteklerken, yüzde 31.04'ünün ailesi ise desteklemiyor. Gençlerin yüzde 74.12'sinin arkadaş çevresi ise aldığı kararları desteklerken yüzde 19.4'ünün arkadaş çevresi fikirlerini desteklemiyor. GENÇLER, KARŞI CİNSE BEĞENİLME VE SEVİLME KORKUSU YAŞIYOR Araştırma, genlerin karşı cinse yönelik olarak özellikle beğenilme ve sevilme korkusu yaşadığını da ortaya koydu. Gençlerin yüzde 27.95'i karşı cinsle arkadaşlık kurarken en çok sevilip sevilmeyeceği yönünde tedirgin olurken, yüzde 26.04'ü ise karşı cinsin isteklerini karşılama konusunda tedirgin oluyor. Yüzde 20.48'i beğenilme korkusu yaşarken, yüzde 14.95'i ise bir sorun yaşanıp yaşanmayacağından korku duyuyor. Araştırmaya göre, gençlerin yüzde 37.67'si ise karşı cinsle ilişkilerinden reddedilme korkusu yaşıyor. Reddedilme korkusu olmayan gençlerin oranı yüzde 48.55 olurken yüzde 13.78'i ise bu konuda kararsız. GENÇLER, BAŞARILI OLMAK İÇİN İŞ FİKRİ VE SERMAYEYE GÜVENİYORAraştırmaya göre, gençler iş kurmak ve başarılı olmak için iş fikrine ve sermayeye ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Gençlerin yüzde 35.56'sı iş kurmak ve başarılı olmak için en önemli unsurun iş fikri olduğunu, yüzde 23.20'si sermaye olduğunu, yüzde 15.01'i tanıtım ve reklam, yüzde 11.82'si ise planlı ve sıkı çalışma olduğunu belirtiyor. Yüzde 10.29'u özgüvene ihtiyaç olduğunu kaydederken yüzde 4.12'si ise hazır müşteriyi en önemli unsur olarak görüyor. Buna karşın gençlerin yüzde 67.93'ü ilgilendiği bir konuda dünyadaki ve Türkiye'deki gelişmeleri takip etmezken, takip edenlerin oranı ise sadece yüzde 15.66'da kaldı. GENÇLER PATRONLUĞU DÜŞÜNMÜYORAraştırmaya göre, gençlerin büyük bir bölümü şimdi veya gelecekte patron olmayı düşünmüyor. Gençlerin yüzde 30.71'i patron olmayı düşündüğünü belirtirken yüzde 57.57'si ise patron olmayı ne şimdi ne de gelecekte hiç düşünmüyor. Gençlerin yüzde 11.72'si ise kararsız. Gençlerin yüzde 32.06'sı sıfırdan bir iş kurmayı “çok zor” olarak görürken yüzde 23.17'si ise “imkansız” olarak değerlendiriyor. Yüzde 19.08'i “olabilir” diye düşünürken, yüzde 11.15'i yapabileceği tek şeyin sıfırdan bir iş kurmak olduğunu belirtiyor. Bu konuda kararsız olanların oranı da yüzde 14.54'ü buluyor. Gençlerin yüzde 70.18'i ise başka bir ülkede yaşasaydı daha aktif olacağını ve konumunun daha iyi olacağını düşünüyor.

24 Nisan 2009 Cuma

Çocuklara Kürtçe İle Ulaşılacak...

'Eğitim Her Engeli Aşar' kampanyasında Türkçe bilmeyen aile ve çocuklara 'Kürtçe' ile ulaşılacak.

First Lady Hayrünnisa Gül'ün öncülük yaptığı engelli çocukların yaşamda ve eğitimde yer almalarını öngören "Eğitim Her Engeli Aşar" Kampanyası TRT-6 ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine uzanacak. Kampanyanın mimarı AK Parti İstanbul milletvekili Lokman Ayva, kampanya için hazırlanan tanıtım filmlerinin TRT- 6'da yayınlanmasını talep edeceklerini söyledi. Ayva, bu yolla, Kürtçe bilmeyen ailelere kampanyayı kolaylıkla anlatacaklarına dikkat çekti. En çok kayıt yaptıran 7 yere Hayrünnisa Gül'ün gideceğini söyleyen Ayva, kampanya ile ilgili ayrıntıları aktardı. Buna göre Milli Eğitim Bakanlığı'nın 81 ilde görev yapan il eğitim şube başkanları kampanya konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirildi. Kampanya çerçevesinde yöneticiler, il ve o il çevresindeki engellileri belirleyecek. Çocukların eğitime kazandırılması konusunda aile nezdinde çalışmalar başlatılacak. Kampanya için, 'lise öğrencileri'nden destek istenecek. Bu öğrenciler özellikle, mezralarda ve uzak köylerdeki çocukların belirlenmesinde takviye güç olarak görülüyor. Ayva, önceki gün bir araya geldiği RTÜK yöneticilerinden de tam destek aldı. RTÜK, ceza olarak yayını durdurulan programların yerine kampanya tanıtımlarının yayınlanmasını planlıyor. Kampanya ile 300 bin olan engelli okur sayısının 450 bine çıkarılması amaçlanıyor. Kampanyaya siyasi partiler de destek veriyor.

22 Nisan 2009 Çarşamba

Üniversiteleri Bölme Kararı Geri Çekildi...

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) dağınık kampuslara sahip ve öğrenci sayısı 40 bine ulaşan üniversiteler için aldığı bölme kararını geri çekti.

Sait Gürsoy/ Sabah
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) dağınık kampuslara sahip ve öğrenci sayısı 40 bine ulaşan üniversiteler için aldığı bölme kararını geri çekti. İleride bölünmesi düşünülen üniversite için, önce o üniversitenin rektörünün görüşü alınacak. Şayet rektöre göre herhangi bir sorun yoksa o kuruma dokunulmayacak. Böylece üniversitelerin özerk yapıları yok ediliyor yorumlarından da uzaklaşılmış olacak. Bu geri çekme kararı üniversiteli gençlerimizi de mutlu etmeli. Şayet üniversiteleri bölünseydi, yeni kurumun öğrencisi sayılacaklardı. Artık böyle bir sorun yok. En tabii hakları olan, okudukları üniversitenin adını taşıyan diplomaya sahip olacaklar. Yeni üniversite adayları da bölünme olmayacağı için, ideallerindeki üniversitenin; tarihçesini, fakülte ve yüksekokullarını eğitim dilini, bölümler arası geçiş kurallarını, kampus yaşamını ve uluslararası ilişkiler gibi konularını iyi araştırıp, doğru karar vermeliler. Bence YÖK doğru bir karar aldı. YÖK' te yapılması düşünülen değişiklikler Bakanlar Kurulu' na iletildi. Buna göre, tüm araştırma görevlileri Türkiye'de doktora tez yazım aşamasına geldiğinde, teziyle ilgili olarak eğer yurtdışında bir araştırma merkezinde çalışması gerekiyorsa, bir yıllık süreyle gönderilecek. Bu öğrenciler tezini Türkçe olarak yazacak, Türkiye'ye geldiklerinde doktora unvanını alacak. Devlet bursuyla yurtdışına gidenler için mutlaka zorunlu hizmet olacak. Gidenlerin yurtdışında bulundukları sürede, devlet imkânlarından yararlandığı sürece Türkiye'ye döndüğünde zorunlu hizmet yapacak. Yöneticiler yüzde 10, 15, 35 oranlarında döner sermayeden pay alacak. Tam gün düzenlemesi vakıf üniversitelerini de kapsayacak. Bu üniversitelerdeki öğretim üyeleri de döner sermayeden pay alabilecek. Yeni sınav netleşmedi Biliyorsunuz, 2010' da üniversiteye girişte yeni sınav sistemi uygulanacak. Ne yazık ki hâlâ kuralları netleşmedi. Gençler oldukça tedirgin. YÖK için önemli olmayan konular, onlar için önemli olabilir. Haziran'ın ikinci haftası her şeyi açıklayacağız vaadini vermek, bence doğru değil. Sıralama sınavlarına hazırlık uzun ve planlı bir süre ister. Geçtiğimiz günlerde YÖK üniversitelerimizden, yükseköğretim programlarına hangi puan türünde öğrenci alınması ve o puan türünü oluşturan ders düzeyindeki testlerin ne şekilde ağırlandırılması konusunda görüş istedi. Üniversitelerimiz de 17 Nisan'a kadar bu konudaki görüşlerini YÖK' e bildirdi. Ancak bilgilendirmede içim pek rahat değil. Ben YÖK'ün yerinde olsaydım, önce üniversitelerimizden bu konuyla ilgili kişileri Ankara'ya çağırırdım. Onlara yeni sistemi detaylarıyla anlatırdım. Onlar da, üniversitelerinde sorumlu kişilere bu konuyu aktarabilirlerdi. Zannedersem böyle bir çalışma yapılmadı. Çünkü bu konuyla ilgili birçok devlet ve vakıf üniversitesi beni aradı, puanların oluşumuyla ilgili bilgi istedi. Ben de bilgimin yettiği kadarıyla onlara yardımcı olmaya çalıştım. Yeni sistemi daha akademik alt yapıyla seçeceği için beğeniyorum. Üniversite adayları, ayrı bir zaman diliminde, her dersten düzey sınavına girecekleri için, bilgileri daha gerçekçi değerlendirilecek. Takdir edersiniz ki her yenilikte olduğu gibi, bu sistemde de aksayan yönler olabilecek. Öneri getirmeden eleştirmeyelim. Elimizden geldiği kadar da YÖK'e yardımcı olalım.

10 Nisan 2009 Cuma

Okullar Depreme Hazır...

Beklenen Marmara depremine karşın İstanbul'da 550 okul binası güçlendirildi, 600 bin öğrencinin can güvenliği sağlama alındı. En az 70 bin kişinin ölümü ve 30 milyar dolarlık maddi zararın yaşanacağı beklenen Marmara depremine karşı okul binalarını sağlamlaştırma çalışmaları devam ediyor. İstanbul'un kamu binalarını güçlendirmekle görevli İl Özel İdaresi Proje Koordinasyon Birimi Müdürü Gökhan Elgin, güçlendirme kapsamına alınan 1.050 okuldan 550'sinin onarıldığını söyledi. YURTLAR DA SAĞLAM Elgin, bu okullarda öğrenim gören 600 bin öğrencinin sağlam okullara kavuştuğunu, geriye kalan 500 okulun üç yıl içinde tamamlanacağını umduklarını belirterek, '15 Haziran 2009'da il genelinde 100 okul binanısı daha tamamlanacak' dedi. Güçlendirme çalışması yapılacak okul, hastane ve tarihi yapıların bulunduğu arazilerin Boğaz öngörünüm ve sit alanları içinde bulunması nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını kaydeden Gökhan Elgin şunları söyledi; 'Depreme karşı bu yapıları güçlendirmek için bürokratik engelleri aşmaya uğraşıyoruz. Bazı okulların da arazisi sit alanı içinde. Bu nedenle Taksim İlköğretim Okulu'nu yıkıp yeniden yapmamız gerekirken, ancak güçlendirme çalışması yürütebildik.' Hastaneler ve sağlık kurumları ile öğrenci yurtlarının da güçlendirilmeye devam edildiğinin altını çizen Elgin, Koşuyolu Kalp Hastanesi yerine bir çocuk hastanesi yapılacağını belirtti.

8 Nisan 2009 Çarşamba

Niçin Eğitim Gördüklerini Bilmiyorlar...

Anne-babalar ve öğretmenler çocukları sınava hazırlamaya çalışırken, öğrenciler de korkulu bir günün gelmesini büyük bir kaygı ile bekliyor.

İlköğretim ve ortaöğretimde dönem sonunda yapılacak sınavlara sayılı günler kaldı. Sınava hazırlanan öğrencilerin olduğu evlerin gündemi tamamen bu konuya odaklanmış durumda. Anne-babalar ve öğretmenler çocukları sınava hazırlamaya çalışırken, öğrenciler de korkulu bir günün gelmesini büyük bir kaygı ile bekliyor. 6. sınıftan itibaren sınavlara hazırlanan çocukların, bir de kişiliğin oluşumunda en önemli zamanlar olan ergenlik dönemini yaşamaya başlamaları stres oranlarını ikiye, üçe katlıyor. Hayatta her şeyi kolayca almaya alışarak büyüyen, çevreden sürekli fazla çaba harcamadan rahat yaşamaya dair telkinler alan çocukların sınav başarısı için motive olmaları da zor görünüyor. Ailelerin sınavlara hazırlanan çocuklarına nasıl yardımcı olabileceğine dair bilgilerine başvurduğumuz psikolojik danışman Faruk Öndağ, hayata yeterince hazırlanmayan öğrencilerin, neden sınava girmesi, okuması gerektiğini bile bilmediğini belirtiyor. Faruk Öndağ, birçok ailenin her istediğini yaparak çocuğuna sevgi gösterdiğini düşünürken aslında zarar verdiğine dikkat çekiyor. Öndağ'a göre, çocuklara yapılacak en büyük iyilik küçük yaştan itibaren öğrenmeyi ve çalışmayı sevdirmek olmalı. Bunun yolu da öncelikle anne-baba ve çevrenin çalışıp üretmekten, okumaktan haz alması ve bunu doğal davranışlarıyla yansıtmasından geçiyor. Günümüzün çocukları ise matematikten korkarak, emek harcamadan kolay yoldan para kazanıp rahat yaşamanın güzelliklerini dinleyerek büyüyor. "Anne-baba çocuğa çalışmanın, çaba harcamanın, alın teri dökmenin, yeme içme gibi hayatın bir parçası olduğunu öğretmelidir. Ders çalışmak da, başka işi yapmak da böyledir." diyen Faruk Öndağ, çocuklara evde en azından kendi işlerinin yaptırılmasını öneriyor: "Çocuk düşünce kendisi kalkmalı, yemeğini döke saça da olsa kendisi yemeli, anne-babasına yardım etmeli, önüne çıkan engelleri aşmayı öğrenmeli, alışverişte sıraya girip ücreti ödemeli, insanlarla muhatap olmalı ve en önemlisi de çevresinde iş yaparken mutlu olan insanlar görmeli." Çocukların mutlu, güçlü, güzel insanlar olarak yetişmesi, niçin çalıştığını bilerek çalışmaktan ve ilim öğrenmekten geçiyor. Anne-babalar ve öğretmenlerin ders çalışma konusunda baskı yapmak için sebepleri olsa bile çocuklar hayatı tanımadıkları için bu sebepleri anlamıyor. Çocukları çalışmaya motive etmek için önüne somut hedefler konulmasını öneren Faruk Öndağ şöyle konuşuyor: "Çocuklarımız, para, makam nedir, güçlü olmak, ezilmek, küçümsenerek bakılmak ne demek, çocuğu hastalandığında iyi hastaneye anında götürebilmek ne demek bilmiyor. O, matematiğe, fene çalıştığını sanıyor ama bu yolla yarınları satın aldığının farkında değil. Sorun ders çalışmak istemeyen çocukta değil biz anne-babalarda; çünkü çocuklara hayat resmini sağlıklı gösteremiyoruz. O yüzden çocuklarımız sebebini bilmediği bir yarışın içinde üzülüyor, yoruluyor." Çocuğun çalışmasını ödüllendirin, sınav sonuçlarını değil Sınav sonuçlarından ziyade çocuğun gayretli, çalışkan olması daha önemli aslında. Çalışma disiplinine alışarak büyüyen çocuklar, hayata karşı da barışık olur. Düşmenin de hayatın bir parçası olduğunu bilir ve düşünce kendi başına ayağa kalkar. Ailenin koruyucu fanusu içinde gerçek sorunlardan uzak suni bir ortam içinde büyüyen çocuk hayata hazırlanamıyor. Çocukları motive ederken de maddi karşılıklardan ziyade manevi ödüller verilmesini tavsiye eden Öndağ, "Onun için en büyük ödül anne-babanın mutluluğudur. Aferin oğlum-kızım demek, saçını okşamak, birlikte vakit geçirmek ödüldür." diyor. Sınavlar bir yana, ergenliğe geçiş zaten çocukları altüst ediyor "Artık sınav sadece öğrenme ve öğrenciden çıktı. İnsafsız bir süreç haline geldi. Çocukların başkalarıyla kıyaslanması, mükemmel sonuçlar bekleyen aile çevresi ve ergenlik dönemi. Sınav olmasa bile zaten başı belada bu çocuğun. Her taraftan sürekli taciz ediliyor. Masum zihni, cinsel, fiziksel, psikolojik şiddet ve para ile taciz ediliyor. Hayatı düzgün yaşayamıyor. Test çözen, tost yiyen, güneş ışığından, gezmeden, oynamadan habersiz, elektronik aletlere gömülmüş günümüz çocukları. İşleri gerçekten çok zor. Ama aileler bunun farkında değil."

23 Mart 2009 Pazartesi

Burs Sayısı Arttırılıyor

Rusya Federasyonu, 2009 yılında Rusya'daki seçkin yüksek eğitim kurumlarında daha çok Türk vatandaşının ücretsiz olarak okuyabilmesi için verilen burs sayısının arttırılmasına yönelik karar verdi.

Rusya Federasyonu Türkiye Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, son yıllarda özellikle Türk gençliğinin, Rus dilinin öğrenilmesi ve Rusya'da eğitim görülmesine karşı son derece büyük ilgi duyduğunun gözlemlendiği belirtilerek, “Bu bağlamda 2009 yılında Rusya Federasyonu Hükümeti, Rusya'daki seçkin yüksek eğitim kurumlarında daha çok Türk vatandaşının ücretsiz olarak okuyabilmesi için verilen burs sayısının arttırılmasına yönelik karar almıştır. Bu yıl ilgili amaçlara Rusya Federasyonu tarafından 50 burs verilmiştir. Bu rakam, Rusya'yı Türk öğrencilerine aynı imkanı sağlayan devletler arasında ilk sıralara çıkartmaktadır” açıklamasında bulunuldu. 17-18 Mart 2009 tarihleri arasında Ankara'da; Rus devlet yüksek eğitim kurumlarında eğitimlerine devam etmek isteyen Türk öğrencileri için sınav yapıldığı kaydedilen açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından daha önce yapılan ilk sınav turundan sonra seçilen 150 kişinin son sınava girmek hakkını kazandığı, sınavda en iyi sonuçları gösteren 50 öğrencinin burs kazandığı belirtildi.
Bur kazanan 50 kişiden 8'inin Rusya'nın en seçkin üniversitelerinin master bölümlerinde, 8 kişinin doktora, 34 kişinin de Rus dili bölümlerinde ücretsiz olarak okuyacakları bildirildi.
Açıklamada, Türk öğrencilerinin okuyacakları Rus üniversiteleri arasında, dünyaca tanınan San-Petersburg Devlet Üniversitesi, Rusya Milletlerarası Dostluk Üniversitesi, Moskova Devlet Pedagoji Üniversitesi, Kursk Devlet Üniversitesi ve ayrıca Orel ve Lipetsk şehirlerinde bulunan üniversitelerin bulunduğu kaydedildi.
Açıklamada, Rus-Türk ilişkilerinin önemli parçası olan eğitim alanındaki karşılıklı yarar sağlayan işbirliğini daha çok geliştirmek yönünde adımlar atılacağının da altı çizildi.

18 Mart 2009 Çarşamba

Engelli Öğrenciyi Darp İddiası...

Kastamonu'nun Hanönü ilçesinde bir kişi, engelli çocuğunun öğretmeni tarafından darp edildiği iddiasıyla savcılığa şikayet dilekçesi verdi.

Alınan bilgiye göre, Hanönü'nde yaşayan Kadir Şenel, Taşköprü'de özel bir rehabilitasyon okulunda eğitim gören zihinsel engelli oğlu Ali'nin 10 gün önce öğretmeni İ.B. tarafından darp edildiğini öne sürdü. Şenel, Taşköprü Devlet Hastanesi'ne kaldırılan çocuğun, buradan Kastamonu Dr. Münif İslam Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini bildirdi. Baba Kadir Şenel, kaburgalarında çatlak ve bir böbreğinde darbeye bağlı zedelenme olduğu bildirilen çocuğun tedavinin ardından rapor verilerek taburcu edildiğini belirtti. Öğretmen ve okul hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunduğunu belirten Kadir Şenel, ''Zihinsel engelli oğlum konuşamıyor, derdini anlatamıyor. Okuldan bize çocuğu hastaneye götürdüklerini söylediler. Biz de hastaneye gittik. Çocuğumuzu Kastamonu'ya sevk ettiler. Kastamonu'daki doktorlar, çocuğumun kaburgasında çatlak olduğunu, darbe nedeniyle böbreğinde zedelenme meydana geldiğini söylediler. Çocuğa rapor verdiler. Öğretmen ve okul hakkında şikayetçiyiz'' dedi. Taşköprü Kaymakamı Ayhan Kartlı da olayı incelediklerini, kontrol amacıyla Kastamonu'ya sevk edilen çocuğun, taburcu edildiğini belirtti. Kartlı, Kastamonu'dan gelecek rapora göre konuyu soruşturacaklarını ifade etti.

13 Mart 2009 Cuma

Eğitimlerini Tamamlayabilecekler...

YÖK, Harp Okulları, Polis Akademisi ve GATA'dan çeşitli sebeplerle atılan ya da ayrılan 1227 öğrenciyi yarım kalan yükseköğrenimlerini tamamlamak üzere çeşitli üniversitelere yerleştirdi.

YÖK Genel Kurulu, Harp Okulları, Polis Akademisi ve GATA'dan atılıp öğrenci affına başvuran öğrencilerin geri dönüş başvurularını görüşmeye başladı. Öğrenci affından ilk kez yararlanacak bu okullarda toplam 1227 öğrenci yarım kalan yükseköğrenimlerini tamamlama hakkına kavuştu.
YÖK Genel Kurulu, sözkonusu öğrencilerin çeşitli üniversitelere yerleştirmesini bölüm bölüm yapmaya devam ediyor. Yasaya göre Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksek Okulları'nda ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim görürken, 7 Haziran 1995'ten sonra her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler yükseköğrenimlerini tamamlama hakkına sahip.
Disiplinsizlik gerekçesi ile atılanları da kapsayan öğrenci affından yararlanmak isteyen öğrenciler YÖK'e başvuru yapmıştı. YÖK'de oluşturulan komisyon öğrencilerin durumlarını tek tek inceli-yor. Öğrencinin eğitimine uygun bir üniversite belirleniyor ve YÖK Genel Kurulu'na teklif sunuluyor. Polis Akademisi'nden ilişiği kesilenler de aynı düzenlemeden faydalanıyor. Komiser yardımcısı statüsünde öğrenci yetiştiren 4 yıllık Polis Akademisi'nden ilişiği kesilen öğrenciler afla akademiye geri dönemese de sivil fakülte veya yüksekokullara yerleştirildi.
Askeri okullar ve Polis Akademisi'nden atılan öğrenciler, aftan faydalanıp normal üniversiteye devam edecek. Böylece Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin 2. sınıfından ilişiği kesilen bir öğrenci Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde eğitimini tamamlayabilecek ve doktorluk yapabilecek.

6 Mart 2009 Cuma

"Daha Hassas Olalım"

Denizli'de kent merkezi ile Sarayköy, Akköy, Honaz ve Babadağ ilçeleri okullarında eğitime bir gün ara verildi.

Denizli Valisi Yavuz Erkmen, yaptığı açıklamada, dün gazetelerde bazı uzmanların Denizli'de büyük bir deprem meydana gelebileceği konusunda beyanatlarının bulunduğunu belirterek, küçük sarsıntıların başladığı 1 haftadan bu yana Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile Pamukkale Üniversitesinden uzmanlarla gözlemler yapıldığını kaydetti.
Bu çalışmalara göre, deprem eğrisinde bir hareketliliğin bulunduğunu, ancak açıklamalardaki gibi 6-6.5 şiddetinde bir depremin beklenmediğini bildiren Erkmen, en kötü ihtimalle 4.5-5 şiddetini geçmeyen bir sarsıntının yaşanabileceğini söyledi. Vali Erkmen, okullarda daha önce deprem güçlendirme çalışmalarına başlandığını ifade ederek, Bayındırlık ve İskan Bakanlığından uzmanlarla bugün teknik kontrolün gerçekleştirilmesi amacıyla il merkezi ile Sarayköy, Akköy, Honaz ve Babadağ'da okullarda eğitime bir gün ara verildiğini kaydetti. Erkmen, “Bu incelemelerin çocukların gözünün önünde yapılmaması için 1 günlük tatil verdik. Bu çalışmada riskli görülmeyen okullarda yarın eğitime başlanacak. Riskli olanlar için de başka çözümler aranacak” dedi. Bugüne kadar 3500 binanın kontrol edildiğini dile getiren Vali Erkmen, kontrollerde riskli olarak tespit edilen Aşağıdere, Develi, Korucuk, Tosunlar, Adaköy, Cabar, Uyanık, Küçükdere ve Aşağışamlı'da 21 evin boşaltıldığını söyledi. Erkmen, Denizli'nin birinci derece deprem bölgesi olması nedeniyle halkın bununla yaşamayı öğrenmesi, tedbirli olması, ama paniğe kapılmaması gerektiğini vurguladı. “BUGÜN NORMALDEN DAHA HASSAS OLALIM” Bu sabah Emniyet Müdürlüğü Kriz Merkezi'nde bir basın toplantısı da düzenleyen Vali Yavuz Erkmen, 28 Şubat tarihinden itibaren 3 ve üstü büyüklükte 80, 3'ün altında büyüklükte ise 100 sarsıntının meydana geldiğini söyledi. Erkmen, daha önce aralık ayında da bu hareketliliğin yaşandığını, ancak büyük bir deprem olmadan bittiğini anımsatarak, şöyle devam etti: “Bu sabah saatlerinden itibaren eğrilerde gözle görülür bir hareketlilik oluşması üzerine, en kötü ihtimalle, geçen yıl Honaz'da yaşanan 4.8 şiddetindeki depreme benzer bir depremin oluşabileceği ifade edildi. Bu, mutlaka bu şiddette bir depremin olacağı anlamına gelmez. Hareketlilik, beklenen depremi oluşturmayabilir de. Biz sadece, uzman arkadaşlarımızın uyarıları doğrultusunda bugün normalden daha hassas olunmasını tavsiye ediyoruz. Telaşa kapılmaya gerek yok. Bunları, illede bir deprem olacak diye kesinlikle söylemiyorum. Olumsuz bir durum da yaşayabiliriz. Hiç bir şey de olmayabilir.” Vali Erkmen'in basın toplantısına Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Daire Başkanı Bekir Tüzel ve Denizli Belediye Başkan Yardımcısı Mahmut Göngör de katıldı.

4 Mart 2009 Çarşamba

Başvurular Bugün Sona Eriyor...

Tıpta Uzmanlık Sınavı'nın (TUS) ilkbahar dönemine başvuru süresi bugün mesai saati bitiminde sona eriyor.

TUS, tıpta uzmanlık eğitimi görmek üzere Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerine, üniversitelerin tıp fakültelerine ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesine alınacak adaylara yönelik yapılacak. Sınava, tıp fakültesi mezunları ve sınav tarihine kadar stajyerliğini tamamlayacak teğmen, üsteğmen veya yüzbaşı rütbesindeki askeri sağlık personelinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerinde Tababet Uzman Tüzüğü'nün 6. maddesinin (b) bendinde belirtilen dallarda uzmanlık eğitimi görmek isteyen veteriner, eczacılık fakülteleri, fen fakültesi ve dengi fakültelerin biyoloji, kimya bölümü mezunları; Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün 19. maddesine göre üniversitelerdeki tıpta uzmanlık programlarında aylıksız olarak eğitim görmek isteyen tıp fakültesi mezunu yabancı uyruklu adaylar başvurabilecek. Adayların başvuru sırasında, mezun olma şartı bulunuyor. Başvurular, ÖSYM tarafından belirlenen başvuru merkezlerinde elektronik ortamda yapılacak. Adaylar, sınav kılavuzuna ve başvuru merkezleri adres bilgilerine ÖSYM'nin "www.osym.gov.tr" internet adresinden ulaşabilecek. TUS'un birinci basamağını oluşturan yabancı dil sınavı 11 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirilecek.

27 Şubat 2009 Cuma

Van'da, Öğrencilere Giyim Yardımı...

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, fakir fukaraya yapılan yardımları seçim atmosferiyle ilişkilendirip engellemeye çalışanlar olduğunu belirtti.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in katıldığı bir törenle, Bücürük firması ile yapılan protokol gereği 7 ayrı bölgedeki fakir öğrencilere dağıtılması planlanan 3 bin 500 paketten oluşan giyim malzemesinin ilk partisi Hacıbekir Mahallesi'nde bulunan Kinyas Kartal İlköğretim Okulu'ndaki tüm öğrencilere dağıtıldı. Erkekler için pantolon ve kazak, kız öğrenciler için ise pantolon, etek ve kazaktan oluşan paketlerin dağıtımı için okulda düzenlenen törende bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bu yardım dağıtımını daha önce yapılmasını planlandığını, ancak Van'a gelmediği için bugüne kaldığını kaydetti. Yardımın seçimle ilişkilendirilmesinin yanlış olduğunu ifade eden Bakan Çelik, "Bunun seçimle alakası yok. Bu tamamen geçim ile ilgili bir meseledir. Seçim gelince üşüyen çocukların üşümesi ortadan kalkmıyor mu? Özellikle fakir fukaraya seçim atmosferinden dolayı yapılan yardımları engellemeye çalışanlar var. Her zaman söylediğim gibi tuzu kuru insanlar bunu da istismar edecektir. Ama dediğim gibi hiçbir seçim ve oy kaygısı olmayan Karadenizli bir iş adamı Van'daki çocuklara yardım elini uzatıyor. Vanlı çocuklara bu şekilde el uzatıyor. Ben kendisine çok teşekkür" dedi. Daha sonra bir konuşma yapan Bücürük Firması Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Ünal ise geçen hafta Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalamış oldukları 'Eğitime Yüzde 100 Destek' projesi çerçevesinde 7 farklı bölgede 3 bin 600 öğrenciyi giydireceklerini belirtti. Ünal, ayrıca yardımın ilkini Van'da da yapmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti. Yapılan konuşmaların ardından Bakan Çelik, Bücürük Firması'nın Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Ünal, Van Valisi Özdemir Çakacak, Adalet ve Kalkınma Partisi Van Milletvekili Gülşen Orhan, Milli Eğitim Müdürü Yahya Yıldız ve İl Emniyet Müdürü Mehmet Salih Kesmez öğrencilere önceden hazırlanan paketleri dağıttılar.

26 Şubat 2009 Perşembe

Eğitim Çalışanlarından Protesto...

Türk Eğitim-Sen üyesi bir grup, "Biraz huzur istiyoruz" sloganıyla Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde protesto gösterisi yaptı.

Türkiye genelinde eş zamanlı başlayan protesto gösterileri çerçevesinde, MEB önünde toplanan eğitim çalışanları ellerinde taleplerini dile getiren dövizlerle bir süre "One minute, çalışana kulak ver", "One minute, çalışana sahip çık", "Sözleşmeli kölelik istemiyoruz", "Çelik, Çelik, ne sabır kaldı ne metelik" sloganları attı. Daha sonra Türk Eğitim-Sen Ankara şubeleri adına Ankara 2 No'lu Şube Başkanı Server Bilge basın açıklaması yaptı. "Ülkenin geleceğini inşa eden eğitimciler olarak huzurlu olmadıklarını" dile getiren Bilge, "Bir yanda yaşadığımız zorluklar, diğer yanda sorumluluk makamında oturanların duyarsızlığı biz eğitim çalışanlarını ümitsizliğe sevk etmektedir" dedi. Bilge, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle son 6 yıldır yaşadıklarımızdan, MEB'in ve YÖK'ün eğitim çalışanlarına karşı olumsuz bakışından rahatsızız. Çağ atladığı ifade edilen eğitimimizde eğitim çalışanlarının mutsuz ve huzursuz kılınmasından rahatsızız." Bilge, atamayı bekleyen 200 bin öğretmen adayının artık umutlarının kalmadığını, ek dersleri hesaplanma yöntemi nedeniyle öğretmenlerin neredeyse ek ders ücreti alamaz hale geldiğini, "Bu dönemde çıkarılan yönetmeliklerle eğitim çalışanlarının aile bütünlüğünün bozulduğunu" ileri sürdü.