Fakülte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fakülte etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2010 Pazartesi

Fakülteye Tonguç'un Adı Verildi...

İsmail Hakkı Tonguç'un adı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayıyla bundan böyle SDÜ Eğitim Fatültesi'nde yaşayacak.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, köy enstitülerinin fikir babası olan öğretmen İsmail Hakkı Tonguç'un adının Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Eğitim Fakültesi'ne verilmesini onayladı. Tonguç, İnönü tarafından görevden alındıktan sonra meslek hayatını 'sürgün öğretmen' olarak tamamlamıştı. Süleyman Demirel Üniversitesi Eğitim Fakültesi 1992'de kuruldu. Ancak daha sonra Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi kurulunca SDÜ'nün Burdur Eğitim Fakültesi, M. Akif Ersoy Üniversitesi'ne devredildi. Bu nedenle yeni bir eğitim fakültesine ihtiyaç duyuldu. Bunun üzerine köy enstitüleri sevdalısı olarak bilinen SDÜ Rektörü Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, enstitülerin fikir babası olan İsmail Hakkı Tonguç'un adının yeni kurulacak eğitim fakültesine verilmesini önerdi. GÜL ONAYLADI Yapılan araştırmalardan sonra, Milli Eğitim Bakanlığı'nda üst düzey görevlerde bulunan ancak yaşamının sonlarına doğru Türkiye Cumhuriyeti'nin dört bir köşesine 'sürgün öğretmen' olarak gönderilen İsmail Hakkı Tonguç'un adı, SDÜ Eğitim Fakültesi'ne verildi. İsmail Hakkı Tonguç Eğitim Fakültesi'nin kuruluşu, Bakanlar Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de onayıyla 29 Ocak 2010 tarihli ve 27477 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı. EĞİTİME ADANMIŞ YAŞAM İsmail Hakkı Tonguç, ömrünü eğitime adamıştı. 11 Mart 1926'da Maarif Vekaleti Levazım ve Alatı Dersiye Müzesi Müdürlüğü'ne atanan Tonguç, ilköğretim müfettişleri ve ilkokul öğretmenleri için Ankara'da açılan "İş İlkesine Dayalı Öğretim Kursu"nda, yabancı öğretim üyeleri ile birlikte çalışarak, daha sonra köy enstitülerinin temel ilkesi durumuna gelecek "iş için iş içinde işle eğitim" anlayışını geliştirdi. Ardından köy enstitülerinin temelini attı. Genç Cumhuriyet döneminde, aydın nesiller yetiştirmek için mücadele etti. İNÖNÜ GÖREVDEN ALDI Tonguç, 1938 yılında Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra, vekaleten yürüttüğü İlköğretim Genel Müdürlüğü görevine asaleten atandı. Ailesine bile ayırmadığı zamanı, enstitülerdeki araştırmalarına ayırdı. 1946'da görevden alınışına kadar, enstitüler için canla başla çalıştı. 2'nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü kendisini önce takdir etti, sonra görevinden alarak, Talim Terbiye Kurulu üyeliğine getirdi. Tonguç Türkiye'nin değişik yerlerinde sürgün olarak öğretmenlik yaptı. 1954'te kendi isteğiyle emekli oldu. 24 Haziran 1960'ta yaşama gözlerini yumdu. "ÜNİVERSİTE DAHA DA GÜÇLENECEK" Eğitim Fakültesi'nde Arapça, İngilizce, Rusça, Müzik, Resim-İş, Heykel, Okul Öncesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Zihinsel Engelliler Eğitimi, Yetişkin ve Yaşam Boyu Eğitimi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri öğretmenliği bölümleri olacak. Fakülteye ilk 5 yıl içinde 2 bin 750, orta vadede 5 bin, uzun vadede ise 10 bin öğrenci alınması hedefleniyor. AK Parti Isparta Milletvekili Mehmet Sait Dilek de, fakültenin açılmasıyla, yeni öğrenciler ve yeni öğretim elemanı kadroları ile üniversitenin güçleneceğini belirtti.

29 Ocak 2010 Cuma

SDÜ'e Eğitim Fakültesi...

Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Eğitim Fakültesi kurulacak.

Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı Eğitim Fakültesi kurulacak. Konuya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Ayrıldı...

Gazi Üniversitesi bünyesinde bulunan Mühendislik Mimarlık Fakültesi ayrıldı.

Üniversiteden yapılan yazılı açıklamada, Gazi Üniversitesi Senatosu tarafından 5 Ocak 2010 tarihinde Mühendislik Mimarlık Fakültesinin kapatılmasına, üniversiteye bağlı Mühendislik Fakültesi ve Mimarlık Fakültesi kurulmasına oy birliğiyle karar verildiği bildirildi.

3 Haziran 2009 Çarşamba

Okan Ve Işık'ta Da Sabancı Sistemi

YÖK'ün 'Üniversitelerin hepsinde yok' diye karşı çıktığı bölüm değiştirme özgürlüğünü, Okan ve Işık Üniversiteleri de veriyor.

İSTANBUL- Sabancı Üniversitesi'nin 10 yıldır uyguladığı ancak YÖK'ün 'Güzel uygulama ama ya tüm üniversiteler uygulamalı ya da hiçbiri' diye karşı çıktığı bölümsüz üniversite sisteminin benzerini Işık ve Okan Üniversiteleri de hayata geçirdi. Sabancı Üniversitesi'nden farklı olarak bu iki üniversite fakülte tercihi yapan öğrencilere önce o fakültenin ortak programını uyguluyor. Öğrenci birinci sınıfın sonunda sadece o fakülte içindeki bölümler arasında geçiş yapabiliyor. YÖK'ün 'program gruplarına göre değil bölüme göre öğrenci alın' kararı sonrasında, iki üniversite belirli şartlarla sistemlerini sürdürebilecek. YÖK'ün eleştirilerine karşın Işık ve Okan Üniversitesi rektörleri Türkiye'de üç üniversitede uygulanan bu sistemi “Kaldırmak yerine korumanın yollarını aramak lazım” diye savunuyor. Işık'ta üç yıldır var Işık Üniversitesi üç yıldır fakülteye göre tercih yapılan sistemi uyguluyor. Öğrencilerinin yüzde 30'u birinci sınıfın sonunda, ilk tercih ettikleri bölümden başka bir bölümü seçebiliyor. Rektör Prof. Dr. Ekrem Ekinci öğrencilerin baskı altında tercih yaptıklarını, kendi uyguladıkları sistemin ise buna karşı bir çözüm oluşturduğunu söylüyor. Prof. Dr. Ekinci daha ileri uygulamalardan yana. YÖK'ün de bu sistemi benimsemesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ekinci, şöyle konuşuyor: “Fakülte seçiyorsunuz. Örneğin mühendislik seçtiniz. Birinci sınıfı fakültenin diğer bölümlerindeki öğrencilerle ortak derslerden oluşan bir sistemle okuyorsunuz. Meslekleri, bölümleri tanıyorsunuz. Sonra mühendislik fakültesi içindeki bilgisayar, elektronik, endüstri, makine mühendisliği arasında bir seçim yapıyorsunuz. Öğrencileri puana hapsetmek yanlış. YÖK'ün geçmesi gereken sistem bu. Bu sistemi uygulayan üniversiteler azınlıkta olduğu için eşitlik adı altında kapatıyorlar. Bütün üniversiteler bu sisteme çekilmeli. Sabancı'nın uyguladığı sistem daha da ileri bir sistem. YÖK'ü ikna ettik. YÖK'ün en yetkili ağzı da zaten uygulanan sistemin çok ileri olduğunu, böyle bir düzenleme mümkün olmadığı için bu kısıtlamaya gittiğini söylüyor.” Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sadık Kırbaş da gençleri üniverteye girerken ya anne babalarının kendi isteklerine göre ya da dershanedeki rehber öğretmenlerin puana göre yönlendirdiğini vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Gencin kişisel yapısı, yetenekleri dikkate alınmıyor. Öğrencilerin yüzde 56'sı üniversitede yanlış tercih yapıyor. Bunlar bölümünü bırakıyor tekrar sınava giriyor. Biz de bunun önüne geçmek istedik. Sabancı Üniversitesi örneğini gördük. Onların bize sunuş yapmalarını sağladık, dünya örneklerini gördük, inceledik. Kendi tarzımızı uygulamaya karar verdik. Bu yıl sistemin ilk yılı. Öğrencilerimiz üniversiteyi kazandıktan sonra geçici tercih yapıyor. Mühendislik fakültesinin beş bölümü varsa örneğin makine mühendisliğini işaretliyor. Birinci sınıfta o fakültenin ortak programını alıyor. İş dünyasından gelenlerle sohbetler oluyor, kendisini tanıyor. Birinci sınıfın sonunda o fakülte bölümleri arasında tercihini yapıyor. Yükseköğretimde de yatay geçiş, yan dal gibi yollar var ama kontenjanlar sınırlı.” Puan haksızlığı yok Prof. Dr. Kırbaş, YÖK'ün sisteme yönelik endişelerini ve bunları nasıl giderdiklerini de şöyle anlattı: “YÖK bizim uygulamada düşük puanla girip yüksek puanlı bir yere geçilebilir diye düşündü. Sonuç olarak geçişlerde bir şart getirildi. Diyelim öğrenci makine mühendisliğinden endüstri mühendisliğine geçecek. Bu öğrencinin ÖSS'de almış olduğu puan, diğer üniversitelerdeki endüstri mühendisliği taban puanının altında olmayacak. YÖK 'sistem yanlıştır' demedi. Pedogojik açıdan doğru buldular. Üniversitelerde çeşitlilik olmasından yanayım. Yasal statüde sorun varsa, giderilir. Sistemler pedogojik açıdan yararlı ise korumanın yolunu aramak lazım.” 'Tek tip zihniyeti' Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Prof. Dr. Tahsin Yeşildere ise YÖK'ü, “YÖK başarılı yapıları yok etmeye çalışıyor. Bu karar YÖK'ün üniversiteleri tek tip yapma zihniyetini ortaya koyuyor. Karşı çıktığı sistem fırsat eşitsizliği değil, aksine yaratılan fırsat eşitsizliğini fırsat eşitliğine çeviriyor” diye eleştirdi. Tercih yanlışından erken dönen mutlu 3 bin 600 öğrencisi olan Sabancı Üniversitesi'nde 'Mühendislik ve Doğa Bilimleri', 'Sanat ve Sosyal Bilimler' ile 'Yönetim Bilimleri' olmak üzere üç fakülte var. Öğrenciler fakülte tercihleri yapıp, okulu kazandıktan sonra ilk yıl 'temel geliştirme' adlı programdan geçiyor. Sayısal, eşit ağırlık farkı gözetmeksizin tüm öğrenciler Türkçe, ınkılap tarihi, fen bilimleri, sosyal bilimler dersleri alıyor. Birinci sınıfın sonunda kimi öğrenciler üniversiteye girdiği puan türü dışında daha başarılı olduğunu fark ediyor, yeteneklerini keşfediyor ve buna göre ilk seçtiği bölümü değiştirebiliyor. İkinci sınıfta öğrenciler seçmek istedikleri bölümün temel derslerini alıyorlar. Üçüncü sınıfta karar veriliyor. Temel derslerini aldıkları bölümle üçüncü sınıfa devam edebiliyorlar. Öğrenciler temel derslerini aldıkları bölümü de kendilerine uygun bulmazsa başka seçim hakları da var. Ancak o zaman seçmek istedikleri bölümün temel derslerini almaları gerekiyor, bu da bir yıl kaybettirebiliyor. Sayısal yerine eşit ağırlıklı bölüm Üniversitenin 'Sanat ve Sosyal Bilimler', 'Mühendis ve Doğa Bilimleri' ve 'Yönetim Bilimleri' fakültelerinde biyoloji bilimleri ve biyo mühendislik, bilgisayara bilimi ve mühendisliği, elektronik mühendisliği, üretim sistemleri ve endüstri mühendisliği, malzeme bilimi ve mühendisliği, mekatronik mühendisliği, görsel sanatlar ve iletişim tasarımı, ekonomi, kültürel çalışmalar, siyaset bilimi gibi pek çok bölüm yer alıyor. Öğrenciler, Sabancı Üniversitesi'nin sisteminden oldukça memnun. 22 yaşındaki Yavuz Altun Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Kültürel Çalışmalar bölümü 4. sınıf öğrencisi. Sayısal'da Türkiye 571'incisi olarak üniversiteye giren Altun eşit ağırlıklı bu bölümü bitirerek mezun oluyor. Sistemin çok yararlı olduğunu söyleyen Altun şöyle konuşuyor: “Sayısalda çok yüksek puan almıştım, şimdi bu puanın çok altında bir bölümdeyim ama istediğim bölümde okuyorum. Temel Geliştirme Programı'nda mühendislik derslerinin yeteneklerimi karşılamayan dersler olduğunu anladım. Sözelde kendimi rahat ifade ediyorum. İnsanlar puanına yazık ediyorsun dediler. Birçok arkadaşım okuduğu bölümü beğenmeyip bir sene sonra sınava girdi ve bölüm değiştirdi. Bence diğer üniversiteler de buna göre düzenlemeli.” Mühendislik tercihi yapan ancak yönetim bilimleri fakültesini tercih edecek olan Görkem Güneş de karar sürecini şöyle anlatıyor: “Birinci sınıfta Temel Geliştirme Programı alıyoruz. 58 krediyi tamamlayan ikinci sınıfta seçmeyi düşündüğü bölümün temel derslerini alabiliyor. Mühendislikte olması gereken analitik düşünce yapısına sahip değilim. Mühendisliğin temel dersleri fizik, matematik, kimya... Bunları zorlama öğrendiğimi fark ettim. Serbest ders seçme hakkımda işletme dersi aldım. Çok zevk aldım. Şimdi ikinci sınıftayım, yönetim bilimlerinin temel derslerini alıyorum. Çok şanslıyım.”

13 Nisan 2009 Pazartesi

İstanbul Fotoğraf Buluşmaları Başlıyor

Üniversiteli fotoğrafçılarla profesyonelleri buluşturan İstanbul Fotoğraf Buluşmaları 2009, 18 Nisan’da başlıyor.

“...çünkü ne gördüğümüz kim olduğumuzdur” sloganıyla yola çıkan İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Fotoğraf Topluluğu, üniversiteli amatör fotoğrafçılar ile profesyonelleri bir araya getiriyor;! Etkinliği düzenleyen İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Fotoğraf Topluluğu, okulun yanısıra katılımcıları etkinlik mekanları olarak Fototrek ve İstanbul Fotoğraf Merkezi'nde buluşturacak. Taksim'deki bu iki mekân, üniversitelilerin çektiği fotoğraflar ve genç fotoğrafçıların sunumları ile 6 gün boyunca dolup taşacak. Bunun yanında profesyonel fotoğrafçılar da çalışmalarıyla etkinliğe katkıda bulunacak. Etkinlik boyunca Türkiye'den pek çok üniversitenin fotoğraf kulüpleri ve bölümleri fotoğraf sunumları yapacak. İFB'de Ahmet Cemal, Murad Sezer, Akif Hakan Çelebi, Fatih Pınar, Murat Süyür, Kemal Cengizkan, Orhan Yayla gibi birçok usta fotoğrafçının işleri görülebilecek. Ayrıca Veysel Gençten Time Lapse Photography atölyesini, Türkiye'nin genç sahne fotoğrafçıları ülkemizde sahne fotoğrafçılığının zorlukları üzerine bir etkinlik yürütecek.

18 Mart 2009 Çarşamba

Disiplin Yönetmeliğinin İptali İstendi...

Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm, YÖK Disiplin Yönetmeliğindeki bazı maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Danıştay'a dava açtı.

İşyerinde odasına giderken ıslıkla 'Halimem' türküsünü söyleyince hakkında soruşturma başlatılan Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm, YÖK Disiplin Yönetmeliğindeki bazı maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Danıştay'a dava açtı.
Prof. Kuruüzüm, disiplin yönetmeliğinin iptalini istedi. Yaklaşık 27 yıldır yürürlükte olan disiplin yönetmeliğinin kanun dışı ve insan haklarına aykırı olduğunu söyleyen Kuruüzüm, "Şimdiye kadar dava açılmamış olması şaşırtıcı. 10 Mart'ta açtığım dava, yönetmeliğin iptaline ilişkin açılan ilk dava. Daha önce yüzlerce öğretim görevlisi bu yönetmelik sebebiyle cezalandırıldı. Ama seslerini çıkarmadılar. Neden? Çünkü, başlarında ceberrut bir yönetmelik var" dedi. Bu yönetmelik uyarınca ceza aldığı için yargıya gittiğini belirten Kuruüzüm, "Yüzde yüz kazanacağımı düşünüyorum. Çünkü yönetmelik, açık seçik olarak yasaya aykırı" diye konuştu. Hakkında iki kınama ve bir de maaş kesme cezası bulunan Prof. Dr. Orhan Kuruüzüm, cezaların iptali için de harekete geçti. Kuruüzüm'ün bu davası da halen Antalya 3'üncü İdare Mahkemesi'nde devam ediyor. Kuruüzüm, üstüne basa basa, "Ceza verirlerse yargıya koşacağım" diyor.

12 Mart 2009 Perşembe

TOBB ETÜ Yarışma Düzenliyor...

TOBB ETÜ Güzel Sanatlar Fakültesi “Liseliler Tasarım Yarışması” düzenliyor.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, yarışmaya son katılım tarihi 8 Mayıs 2009 olarak belirlendi. Açıklamada, konular, Grafik Tasarım:“Görsel Kirlilik Konulu Afiş Tasarımı” ve Endüstri Ürünleri Tasarımı olarak tespit edilirken, yarışmanın birincilik ödülü Dizüstü Bilgisayar, ikincilik ödülü Dijital Fotoğraf Makinesi, üçüncülük ödülü Ipod, Mansiyon ödülünün ise Taşınabilir Hard Disk olduğu bildirildi.

Lisans Tamamlama Yaygınlaşıyor...

ilahiyat fakültelerinde lisans tamamlama programları yaygınlaştırılıyor.

Daha önce Ankara Üniversitesi'nde başlatılan uygulama YÖK'ün kararına göre Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde devam ettirilecek. Lisans tamamlamaya ilişkin bir sonraki uygulama Fırat Üniversitesi'nde olacak. 2 yıllık program mezunlarının 4 yıllık ilahiyat programını bitirme imkanına kavuşacağı bu programla 40 bin kişi lisans diplomasına sahip olabilecek.

4 Mart 2009 Çarşamba

Başvurular Bugün Sona Eriyor...

Tıpta Uzmanlık Sınavı'nın (TUS) ilkbahar dönemine başvuru süresi bugün mesai saati bitiminde sona eriyor.

TUS, tıpta uzmanlık eğitimi görmek üzere Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerine, üniversitelerin tıp fakültelerine ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesine alınacak adaylara yönelik yapılacak. Sınava, tıp fakültesi mezunları ve sınav tarihine kadar stajyerliğini tamamlayacak teğmen, üsteğmen veya yüzbaşı rütbesindeki askeri sağlık personelinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerinde Tababet Uzman Tüzüğü'nün 6. maddesinin (b) bendinde belirtilen dallarda uzmanlık eğitimi görmek isteyen veteriner, eczacılık fakülteleri, fen fakültesi ve dengi fakültelerin biyoloji, kimya bölümü mezunları; Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün 19. maddesine göre üniversitelerdeki tıpta uzmanlık programlarında aylıksız olarak eğitim görmek isteyen tıp fakültesi mezunu yabancı uyruklu adaylar başvurabilecek. Adayların başvuru sırasında, mezun olma şartı bulunuyor. Başvurular, ÖSYM tarafından belirlenen başvuru merkezlerinde elektronik ortamda yapılacak. Adaylar, sınav kılavuzuna ve başvuru merkezleri adres bilgilerine ÖSYM'nin "www.osym.gov.tr" internet adresinden ulaşabilecek. TUS'un birinci basamağını oluşturan yabancı dil sınavı 11 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirilecek.

3 Mart 2009 Salı

TUS'a Başvurular Yarın Sona Eriyor...

Tıpta Uzmanlık Sınavı'nın (TUS) ilkbahar dönemine başvurular yarın sona eriyor.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinden (ÖSYM) yapılan açıklamaya göre, tıpta uzmanlık eğitimi görmek üzere Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerine, üniversitelerin tıp fakültelerine ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesine alınacak adaylara yönelik TUS'un 2009 ilkbahar dönemi 11-12 Nisanda gerçekleştirilecek. Tıp fakültesi mezunları ve sınav tarihine kadar stajyerliğini tamamlamış teğmen, üsteğmen veya yüzbaşı rütbesindeki askeri sağlık personelinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerinde Tababet Uzman Tüzüğü'nün 6. maddesinin (b) bendinde belirtilen dallarda uzmanlık eğitimi görmek isteyen veteriner, eczacılık fakülteleri, fen fakültesi ve dengi fakültelerin biyoloji, kimya bölümü mezunları; Tıpta Uzmanlık Tüzüğü'nün 19. maddesine göre üniversitelerdeki tıpta uzmanlık programlarında aylıksız olarak eğitim görmek isteyen tıp fakültesi mezunu yabancı uyruklu adaylar da bu sınava başvurabilecek. Adaylar, başvurularını yarına kadar yapabilecek. Başvuru sırasında, mezun olma şartı bulunuyor. Başvuru, sınavın uygulanması ve değerlendirilmesi ile yerleştirme işlemlerine ilişkin bilgiler sınav kılavuzunda yer alacak. Başvurular elektronik ortamda alınacak, kılavuz dağıtımı yapılmayacak. Adaylar, sınav kılavuzuna ve başvuru merkezleri adres bilgilerine ÖSYM'nin "www.osym.gov.tr" internet adresinden ulaşabilecek. TUS'un birinci basamağını oluşturan yabancı dil sınavı 11 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirilecek. Sınavın bu basamağında başarılı olan adaylar 12 Nisan Pazar günü Bilim Sınavı'na alınacak

25 Şubat 2009 Çarşamba

Bir Yılda 5 Kitap!...

Ankara'da yapılan araştırmada üniversite öğrencilerinin yüzde 46'sının bir yıl içinde en fazla 5 kitap okuduğu belirlendi.

Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş ve Yrd. Doç. Dr Coşkun Polat ile Ankara Üniversitesi Sosyoloji bölümü araştırma görevlisi Yonca Odabaş tarafından yapılan ''Üniversite Öğrencilerinin Okuma Alışkanlığı: Ankara Üniversitesi Örneği'' konulu bilimsel çalışmada, üniversite öğrencilerinin yeterli okuma alışkanlığına sahip olmadığı tespit edildi. Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Odabaş, bilimsel çalışmalarında Ankara Üniversitesi'nde eğitim gören 153'ü kız 304 öğrenciyle yaptıklarını, bu öğrencilerin 151'nin fen, 153'ünün de sosyal bilim eğitimi gördüğünü söyledi. ÜNİVERSİTELİ BİLE OKUMUYOR Yılda okuduğu kitap sayısı 5'i geçmeyen az, 6 ile 11 kitap arasında okuyanların orta, 12'yi aşan kitap okuyanların ise çok okuyan okur tipi olarak nitelendirildiğini ifade eden Odabaş, yaptıkları çalışmada, üniversite öğrencilerin yüzde 46'sının bir yıl içinde en fazla beş kitap okuduklarını belirlediklerini söyledi. Öğrencilerin yüzde 4.5'inin hiç kitap okumadıklarını beyan ettiklerini anlatan Odabaş, ''Öğrencilerin sadece yüzde 11'i üst düzey okuma alışkanlığına sahip olduğunu belirledik. Orta düzey kitap okuma alışkanlığına sahip öğrenci oranı ise yüzde 38.5 oldu'' şeklinde konuştu. KIZ-ERKEK FARKI YOK AMA Kız ve erkek öğrenciler arasında da kitap okuma oranı açısından anlamlı bir fark bulmadıklarına dikkati çeken Odabaş, ''Alt düzey ve orta düzey okuma alışkanlıklarında erkek ve kız öğrenciler arasında erkeklerin daha az okuduklarının gösteren bir ilişkinin varlığından söz edilebilir. Ayrıca bir yıl içinde hiç okumayan erkek öğrenciler, kız öğrencilerden yarı yarıya fazladır'' şeklinde konuştu. OKUMAYA AYRILAN SÜRE Çalışmada, öğrencilerin günlük okumaya ayırdıkları süreyi de belirlediklerini ifade eden Odabaş, öğrencilerin yüzde 14'nün okuma için günlük 2 saatten fazla zaman ayırdıklarını belirtti. Üniversite öğrencilerinin yüzde 35'nin okumaya 1-2 saat, yüzde 38'nin yarım saat ila 1 saat arasında, yüzde 13'nün de en fazla yarım saat ayırdıklarını söyledi. Odabaş, çalışmada sosyal bilim öğrencilerinin fen bilim öğrencilerine göre daha fazla okumaya süre ayırdıklarını da kaydetti. ENGELLER Yaptıkları bilimsel çalışma için düzenledikleri ankette öğrencilere okuma alışkanlığı kazanma ve bu alışkanlığı sürdürme konusunda karşı karşıya kaldıkları en önemli engelin ne olduğu da sorduklarını kaydeden Odabaş, şunları söyledi: ''Öğrencilerin yüzde 34.5'i bir işte çalışıyor olmaları nedeniyle okuyamadıklarını belirtmişlerdir. Kitap pahalılığı ve gelir düşüklüğü nedeniyle okumalarına engel olarak ekonomik koşulları ileri süren öğrencilerin oranı ise yüzde 15'dir. Ama çalışmamızda sosyoekonomik bakımdan orta üstü ve üst sıralarda yer alan öğrencilerin 6 ve üzeri kitap okuyanların orta altı sosyoekonomik düzeyli öğrencilerden daha düşük bir okuma alışkanlığına sahip olması dikkate değer bir durumdur. 12'den çok kitap okuyan öğrenci grubuna bakıldığında ise sosyoekonomik bakımdan alt ve üst sıralarda yer alan öğrencilerin sosyoekonomik bakımdan orta altı ve orta üstü gruba göre oldukça düşük okuma yüzdesine sahip olduğu görülmektedir. Ancak alt ve üst gelir grubunun oldukça yakın değerlere sahip olması okuma davranışı konusunda sosyoekonomik koşulların öğrenciler arasında derin bir farka neden olmadığını göstermektedir.'' ÖĞRENCİLERİN KÜTÜPHANE KULLANMA KONUSUNDAKİ TUTUMLARI Üniversite öğrencilerinin yüzde 3.5'inin her gün, yüzde 15.5'inin ise hafta bir kütüphane gittiğini belirlediklerini söyleyen Odabaş, öğrenciler arasında her ay kütüphaneye gidenlerin oranının yüzde 16, nadiren gidenlerin oranın ise yüzde 64 olduğunu ifade etti. Öğrencilerin yüzde 72'sinin kütüphanelerden yılda en fazla üç kitap ödünç aldığını da kaydeden Odabaş, sadece yüzde 1.5'inin yıl içinde 16'dan fazla kitap aldığını belirtti.

19 Şubat 2009 Perşembe

Çocuklar Gördüğünü Yapıyor!...

Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, insanların söyleneni değil yapılanı yaptığını ifade ederek, çocuklarda bunun daha fazla olduğunu söyledi.

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, insanların söyleneni değil yapılanı yaptığını ifade ederek, çocuklarda bunun daha fazla olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yeşilyaprak, çocuklar ve gençlerin bir yanlışlık içerisinde olduğunun anlaşılması durumunda otoriter olmak yerine arkadaş gibi problemin dinlenmesinin de önemine dikkat çekti. Ordu'nun Ünye İlçesi Cumhuriyet Başsavcılığı Koruma Kurulu, 'Eğitim Yoluyla Şiddetin Azaltılması ve Suçun Önlenmesi için Anne-Baba Eğitimi Seferberliği' projesi kapsamında 'Eğiticinin Eğitimi' konulu konferans düzenledi. Cumhuriyet Başsavcılığı, Ünye Belediyesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle Ünye Ticaret Odası'nda düzenlenen konferansın açılış konuşmasını Cumhuriyet Başsavcısı Cem Sağdıç yaptı. Konferansa konuşmacı olarak katılan Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, insanların söyleneni değil yapılanı yaptığını ifade ederek, çocuklarda bunun daha fazla olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yeşilyaprak, çocuklar ve gençlerin herhangi bir yanlışlık içerisinde olduğunun anlaşılması durumunda otoriter olmak yerine arkadaş gibi problemin dinlenmesi, sözlü ve örnekli bir biçimde ikna yolu kullanılmasını istedi. Türkiye'de her üç aileden biri şiddete maruz kalırken, her iki aileden birinin ise sözel ya da fiziksel şiddetle karşı karşıya olduğunu ifade eden Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak "Anne ve babalar aile içinde ya da dışında başta kendi davranışlarına dikkat etmeleri gerekir. Çünkü özenti, taklit yapma duygusu en fazla çocuklarda mevcuttur. Gerek konuşma gerekse fiili davranışlarda; bir fotoğraf makinesi misali çocuklar gördüklerinin adeta fotoğrafını çeker ve beyninde onu muhafaza eder. Bir gün aynı olayla kendisi karşılaştığında, anne babadan veya çevreden aldığı o fotoğrafı kes-yapıştır uygulamasını kullanarak karşı karşıya olduğu duruma montajlar. Bu olumsuz davranışın önüne geçmek için kişi tedbiri baştan elinde tutmalıdır. Yoksa insan kafasına düşen bir saksı misali, insanın başına düştükten sonra iş işten geçmiş olur. Problem için çözüm çok zor hatta çözümsüz olur." dedi. Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, yine ortaokul ve lise çağındaki çocukların bireylerin özentilerinden dolayı kendi aralarında doğruluğunu araştırmadan risk alma, örneğin; çete kurma yoluna gitmeleri, yine doğruluğunu araştırmadan adrenalinli riskli olaylara karışarak macera yaşama adı altında insanda zıt etki yapabilecek yollar kullandıklarına vurgu yaparak, "İşte bunların önüne geçmek için ne güzel söylemişler; 'Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.' Çocuklar takıldığı ortamlara kadar her şeyi ile gözetimimiz, takibimiz altında olmalıdır." diye konuştu.

31 Aralık 2008 Çarşamba

Mesleki Eğitimde Reform...

Sabah Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak Yüksek Öğretim Kurumunun mesleki eğitimde almış olduğu kararları değerlendiriyor.

YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan'la konuştum. Meslek okulları adına güzel haberler verdi. Mesleki teknik eğitim yeniden yapılandırılacak. Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi gibi fakülteler yerine, 4 yıllık lisans eğitimi veren Teknoloji Fakültesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi ile Turizm Fakültesi kurulacak. Buralardan, "uygulama mühendisleri" çıkacak.
Hem teorisi olan, hem de uygulaması kuvvetli, işçinin yanında, işçiyle birlikte çalışacak gençler yetişecek; yani sahaya inecekler.
Bunun yanı sıra, 2 senelik olan ve sınavsız öğrenci kabul eden meslek yüksek okulları 3 seneye çıkıyor. İmtihanla talebe alınacak; 6 sömestrin 3'ü teorik ders, 3'ü de bilfiil belirli bir iş kolunda çalışarak geçecek. Çalışan genç, devlet tarafından sigortalı sayılacak, ayrıca asgari ücretin 3'te 1'i kadar para kazanacak.
Meslek yüksek okullarından, lisans programlarına, sınavlarda başarılı olmak şartıyla dikey geçiş kolaylaştırılıyor; kontenjan, lisans programına giriş kontenjanının % 10'una çıkıyor. Misafir öğrencilik Açıköğretimi de kapsayacak şekilde genişletiliyor. Açıköğretim talebesi dahi, bir ya da 2 sömestr örgün eğitimden yararlanabilecek.
Türkiye'de herkes, meslek liselerinin ve meslek yüksek okullarının kifayetsizliğinden şikâyetçi. Ama, ne zaman meslek okullarında reform konusu ortaya atılsa, akla İmam Hatipler geliyor ve engeller bir türlü kalkmıyor. Yusuf Ziya Özcan ise, tartışmaları aşmak için, İmam Hatip dışında kalan mesleki eğitime önem veriyor; onların önünü açmaya çalışıyor. Hele bir mesleki eğitim konusu halledilsin, İmam Hatip mezunları için de herhalde ayırımcılığı önleyecek düzenlemeler gerçekleşecektir. Ama işe İmam Hatip ile başlayınca, öyle bir gerilim doğuyor ki, mağduriyeti sona erdirmek mümkün olmuyor.

24 Aralık 2008 Çarşamba

Teknoloji Fakülteleri Geliyor...

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), meslekî eğitim alanında faaliyet gösteren teknik eğitim fakültelerinin kapatılarak yerine 'teknoloji fakültesi' kurulması yönünde karar aldı.

Önceki gün yapılan YÖK Genel Kurulu'nun kararına göre, 21'i meslekî ve teknik eğitim fakültesi olmak üzere 27 fakülte kapatılacak. Bunların yerine 21 teknoloji fakültesi, 2 sanat ve tasarım fakültesi ile 3 turizm fakültesi kurulacak. Mühendislikle eğitim fakültesi arasında uygulama ağırlıklı eğitim verecek teknoloji fakültelerinde 'uygulama mühendisi' yetiştirilecek. Meslek liselerinde öğretmen olmak isteyen bu fakülte mezunları ise ilave bir yıllık pedagojik formasyon alacak.

Meslekî ve teknik yükseköğretimi yeniden yapılandıran YÖK Genel Kurulu kararına göre, meslek liselerinden meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş uygulaması da kalkıyor. Alınan kararla meslek yüksekokullarından fakültelere yapılan 'dikey geçiş'ten de daha fazla öğrenci yararlanacak. Lisans programları kontenjanlarının yüzde 10'u yüksekokul öğrencilerine ayrılacak. İki yıllık meslek yüksekokullarında dört sömestr olan eğitim, altı sömestre çıkarılacak. İki yıllık eğitimin yarısı işyerlerinde stajla, yarısı okulda geçirilecek. Staj imkanı için iş dünyasıyla ortak planlama yapılacak. Meslek yüksekokullarında öğrenim gören öğrenciler de meslek liselerinde olduğu gibi staj karşılığında kazalara karşı sigorta ve asgari ücretin üçte birinin ödenmesi gibi imkanlarından yararlanacak. Kanun değişikliği gerektirdiği için alınan kararlar, Milli Eğitim Bakanlığı'na bildirilecek. Hükümet de uygun bulursa hazırlanacak kanun tasarıları Meclis'e sevk edilecek. Yeni düzenlemeler kanun çıkması halinde 2009-2010 eğitim yılından itibaren uygulanmaya başlanacak.

YÖK üyesi Durmuş Günay amaçlarının 'meslekî yükseköğretimi yeniden yapılandırmak ve ülke ihtiyaçları ile örtüşür hale getirmek' olduğunu vurgularken, üniversitelerin piyasanın ihtiyaç duyduğu elemanları yetiştirmesini sağlamak istediklerini söyledi. YÖK üyesi İsa Eşme ise, meslek liselerine öğretmen yetiştiren tüm fakültelerin kapatılmasına ve teknik eğitim fakültelerinin kapatılarak yerlerine teknoloji fakülteleri açılmasına karşı oy kullandı. Eşme, uygulama ağırlıklı fakülteler açılmasının ise YÖK bünyesinde 2005'te başlatılan 'Mesleki Yükseköğretimin Yeniden Yapılandırılması' çalışmalarının devamı niteliğinde olduğunu hatırlattı.