Öğretmen Adaylarını Nasıl Bir Sınav Bekliyor?
Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen seçimi için uygulanan sınavı kendi bünyesinde gerçekleştirmek için çalışma başlattı.
Buna göre, her branş için ayrı bir sınav öngörülüyor. Peki bu sistem nasıl işleyecek, sınav ne şekilde olacak ve güvenlik nasıl sağlanacak?
Kamu Personeli Seçme Sınavı'nın, öğretmen adaylarının seçiminde yeterli olmadığını düşünen Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen adaylarına özel bir alan sınav uygulaması üzerinde çalışıyor.
Söz konusu sınav, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin (ÖSYM) bünyesinde değil, MEB bünyesinde gerçekleştirilecek ve branşlara göre düzenlenecek.
Ancak burada iki soru akıllara geliyor: Öğretmenlikte 76 branş bulunuyor ve bunların her biri için ayrı sınav uygulaması düşünülüyor. Bu durum sıkıntı yaratır mı? Ve bu sınavların güvenliği nasıl sağlanır?
Tasarı Akademi Yayınları Genel Müdür Ersin Aslan, bu soruları ntvmsnbc'ye değerlendirdi.
Aslan, alan sınavının mantıklı bir çözüm olarak görülebileceğini, ancak bazı kavramları karıştırmanın işin içinden çıkılmaz bir hâl alabileceğini belirtiyor.
Öğretmen seçiminin ÖSYM tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Aslan, "Ülkemizdeki buna benzer hiç bir sınav, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılmıyor. Şayet yapılırsa; Bakanlık çok ağır ve altından kalkılamayacak bir sorumluluğun altına girecektir" diyor.
Aslan, yaşanan kopya skandalında suçlunun KPSS olarak algılandığını, aslında sorunun sınavla değil, sınavın güvenliği ile ilgili olduğunu söylüyor ve ekliyor:
"Alan sınavı dahi yapsanız, bu sene yaşanan KPSS skandalının tekrar etmeyeceğini nasıl söyleyebiliriz ki?"
Öğretmen adayları için gerçekleştirilen sınavın KPSS'den ayrılıp, kendi alanına özgü bir sınavla gerçekleştirilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Buna benzer bir sistem Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, Güzel Sanatlar Liseleri, Spor Liseleri" ile her türdeki "Anadolu Liseleri Öğretmenlerini Seçme Sınavı" adı altında yapılmaktadır.
Bu sınavın; Eğitim Bilimleri, Türkçe ve Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi derslerini içeren soruları ortak. Bunlardan ayrı olarak her branş için de 45'er tane soru soruluyor.
Böylece sınava giren her aday, 55 ortak alan ve 45 branş olmak üzere toplam 100 sorudan sorumlu oluyor.
Adaylar ayrıca mülakata da tabi tutuluyor.
Bu sınavın soruları KPSS ile karşılaştırıldığında çok niteliksiz. Dolayısıyla niteliksiz bir sınavda seçicilik azalacağından, belli puanlara büyük yığılmalar olacak.
SINAVIN İÇERİĞİ NASIL OLACAK? KİMLER HAZIRLAYACAK?
Bu durumda ilk akla gelen soru; bu sınavın içeriği ve kimler tarafından hazırlanacağı ve sonrasında mülakat yapılıp yapılmayacağıdır.
Bu sınavın içeriği ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığı henüz bir açıklama yapmadığından büyük bir belirsizlik söz konusu.
KPSS, ADAYLAR İÇİN İYİ BİR SINAVDI
KPSS ne kadar eleştirilse eleştirilsin; soru kalitesi, sınav uygulaması ve adayların bilgilerini sınamaları açısından iyi bir sınavdı.
KPSS'den ayrılma durumu nasıl bir avantaj ve dezavantaj sağlar?
KPSS, 1999 yılından bu yana yapılan dönem içinde sadece ismi değişerek günümüze gelen, sistemi oturmuş ve öğretmen adayları tarafından bilinen bir sınav.
Doğrusunu söylemek gerekirse problem sınavda değil. Her sene 250 bin aday, atanacak 30 bin öğretmenin arasına girebilmek için mücadele veriyor ve atanamayan adaylar da sistemin adaletsiz olduğunu savunuyor. Ancak bir seçme yapmak ve bunu da bir sınavla gerçekleştirmek mecburi.
SINAVIN NİTELİĞİ ÖNEMLİ
Seçici bir eğitim bilimi sınavı ve seçici bir alan sınavı, iyi uygulanabildiği taktirde KPSS'den daha iyi sonuç verebilir ancak özellikle belirtiyorum sınavın niteliği çok önemli.
MEB, BU SINAVI GERÇEKLEŞTİREMEZ
MEB'e bağlı olan Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü bahsettiğim gibi sınav uygulaması yapıyor ama daha önce 250 binleri bulan katılımlı sınavlar uygulanmadı.
Bakanlığın kadrosunda bu sınavı gerçekleştirecek akademisyenlerden oluşan hali hazırda bir komisyon yok. Bakanlık, bu alt yapı ile böyle bir sınavı gerçekleştiremez.
BU SINAVA HAZIRLANMAK BİR YILI BULUR
Böyle bir uygulama ile öğretmen adaylarını bekleyen zorluklar olacak mıdır? Nasıl bir değerlendirme öngörülebilir?
Öğretmen adaylarını bekleyen en büyük sorun belirsizlik. Bu sınava hazırlanmak ortalama bir seneyi buluyor.
Bir sınav için şu anda hazırlık yapmak isteyen bir öğretmen adayı ne yapacağını, neye çalışması gerektiğini bilmiyor. Zaman kaybedilmeden sınavın şekli, konu içerikleri ve sınav tarihi kamuoyuna duyurulmalıdır.
76 branş için ayrı bir sınav gündemde... Bu durumda, sınav esnasında veya değerlendirme aşamasında herhangi bir karışıklık söz konusu olabilir mi?
ÖSYM ve Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi buna benzer sayıda bölüm için daha önce sınav uygulamaları yaptılar ve belli tecrübelere sahipler. Bu konuda, bu kurumların altyapısından faydalanmak olası aksilikleri azaltabilir.
Sınavların güvenliği nasıl sağlanabilir?
Sınavların güvenliğinin karşısındaki en büyük tehdit günümüz teknolojisi. Alan sınavı dahi yapsanız, bu sene yaşanan KPSS skandalının tekrar etmeyeceğini nasıl söyleyebiliriz ki?
Siz bir eğitimci olarak bu uygulamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Alan sınavı mantıklı bir çözüm olarak görülebilir, ancak bazı kavramları karıştırmak, işin içinden çıkmamızı zorlaştırabilir.
KPSS GÜNAH KEÇİSİ İLAN EDİLDİ
Bu sınavda suçlu KPSS gibi algılandı ve sınavın içeriği üzerinde çalışma gündeme geldi.
Aslında sorun; KPSS'nin içeriği değil, sınavların güvenliği ile ilgili. KPSS, günah keçisi ilan edildi ve böylelikle asıl sorun geçiştiriliyor ya da gözden kaçırılıyor.
ÖĞRETMEN SEÇİMİNİ ÖSYM YAPMALI
Öğretmen seçiminin ÖSYM'den ayrılıp MEB'e bağlanması daha olumlu neticelendirilebilir mi?
Öğretmen seçimi ÖSYM tarafından yapılmalı. Ülkemizdeki buna benzer hiç bir sınav, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılmıyor. Şayet yapılırsa; Bakanlık çok ağır ve altından kalkılamayacak bir
sorumluluğun altına girecektir.
Bu konuda YÖK'e düşen görev nedir?
En büyük kaos belirsizlik. YÖK, "KPSS 2011" için uygulayacağı yol haritasını bir an önce kamuoyuna açıklamalı.
SINAV TARİHİ BİR AN ÖNCE DUYURULMALI
Eğer yeni sistemi uygulamaya geçirmek 2011'e yetişmeyecek ise, bu sisteme 2012'de geçileceğini ve KPSS'nin son kez yapılacağını duyurmalı. Ve bu duyuru, öğrencilerin sınava hazırlanması açısından en geç 2010 Kasım ayına kadar yapılmalı.
23 Eylül 2010 Perşembe
Öğretmen Adaylarını Nasıl Bir Sınav Bekliyor?
Gönderen
Adsız
zaman:
09:29
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
23 Temmuz 2010 Cuma
Özyeğin'de Burslu Oranı Yüzde 96
Özyeğin'de Burslu Oranı Yüzde 96
ÖzÜ, üniversite sınav sonuçlarına göre Türkiye genelinde ilk 5 bine giren öğrencilerine aylık nakit burs da verecek.
Özyeğin Üniversitesi'nde öğrencilerin yüzde 96'sı burslardan yararlanıyor. Fakültelerdeki bölümlere burssuz öğrenci alınmıyor. Gençler dört yıllık bu bölümlerde tam burslu ya da yarı burslu olarak okuyor. Bu yılki 570 kişilik kontenjanın 539'una da burs verilecek
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
* Her öğrenciye taşınabilir bilgisayar veriliyor.
* Öğretim üyelerinin yüzde 60'ı dünyada ilk 100, yüzde 85'i ise ilk 200'de yer alan üniversitelerden doktoralarını aldı.
* ABD'deki University of Texas at Dallas'ın yayımladığı sıralamada, pazarlama alanının en önemli dört süreli yayını kabul edilen Journal of Consumer Research, Journal of Marketing, Journal of Marketing Research ve Marketing Science'da 2009 yılında yer alan makale sayılarına göre, işletme okulları arasında Türkiye'den bir tek Özyeğin Üniversitesi dünyada ilk 100'e girdi.
* Üniversitenin tanıtım günleri 6 Ağustos'a kadar devam ediyor.
* ÖzÜRektörü'yle tercih dönemi boyunca 21.30-23.00 arasında OzURektor@live.com adresinden sohbet edebilirsiniz.
* Öğrencilere yardımcı olmak için 'Üniversite Seçim Rehberi' hazırlandı. http://www.ozyegin.edu.tr/ADAY-OGRENCILER/Universite-Secim-Rehberi adresinden ulaşabiliyor.
* Üniversiteye, www.ozyegin.edu.tr, http://www.facebook.com/ozyeginuniversitesi ve http://twitter.com/ozyeginuni adreslerinden ulaşabiliyor.
Özyeğin Üniversitesi'nde (ÖzÜ) her 100 öğrenciden 96'sı burslu okuyor. Üniversite, 2010-2011 akademik yılında da 10 milyon TL değerinde burs verecek. Alınacak 570 öğrencinin 539'u çeşitli oranlarda, burslardan yararlanacak.
Burslar, işletme ve mühendislik programlarındaki bütün öğrencileri, otel yöneticiliği bölümündekilerin de yüzde 66'sını kapsıyor. Burs desteği karşılıksız ve en az beş yıl boyunca kesintisiz devam ediyor. İktisadi ve idari bilimler, mühendislik fakültelerindeki tüm bölümler 26 bin TL. Uygulamalı bilimler yüksekokulundaki bölümler ise 16 bin 600 TL. İşletme bölümünde okuyan öğrencilerin 50'si tam burslu olarak öğrenim ücretinin tamamından muaf olacak, 140 kişi ise öğrenim ücretinin sadece yarısını ödeyecek. Mühendislik fakültesine de tüm öğrenciler burslu alınacak. Bilgisayar mühendisliğinde 35 öğrenci tam, 45 kişi yarı burslu olacak. Endüstri mühendisliğine alınacak 90 öğrenciden 35'ine tam burs, 55'ine ise yüzde 50 oranında burs verilecek. Elektrik-elektronik mühendisliğinde 30 kişi tam, 40 kişi yüzde 50 burslu okuyacak. Makine mühendisliğinin tam burslu kontenjanı 20kişi , yüzde 50 burslu kontenjanı ise 30 kişi. Uygulumalı bilimler yüksekokulundaki otel yöneticiliği programında dokuz kişi 16 bin 600 olan öğrenim ücretini ödemeyecek, 20 kişi yarısını, yani 8 bin 300 TL ödeyecek. 30 öğrencinin öğrenim ücretinin yüzde 25'i ise üniversite tarafından karşılanacak.
Öte yandan 'tam burslu' programlara yerleştirilen ve kazandıkları bölümün puan türünde Türkiye genelinde ilk 5 bine girenlere harçlık da verilecek. Derece yapan bu öğrenciler 10 ay süreyle ayda 500 TL nakit burs olanağından faydalanacak. Türkiye genelinde 10 bine girenler ise 10 ay süreyle ayda 300 TL harçlık alacak. Ayrıca üniversite öğrencilere öğrenim kredisi de veriyor. Öğrenciler, öğrenim ve konukevi ücretlerinin ödemelerinde kullanmak üzere uygun koşullarda kredi kullanabiliyor. Öğrenim kredisinden yararlanan öğrencilere anlaşma yapılan banka tarafından aylık kredi faiz oranı ve dosya masrafında kredi vadesine göre yüzde 15 veya yüzde 20 oranında indirim yapılıyor.
Mezun olmadan iş hayatına giriş
Özyeğin Üniversitesi(ÖzÜ) müfredatındaki en ilginç ve önemli derslerden biri 'sektörel çözümler'. Bu ders sayesinde tüm bölümlerdeki öğrenciler yurtdışında ve yurtiçinde zorunlu staj yapıyor.
İş dünyasıyla iç içe, uygulamalı bir eğitim vermeyi hedefleyen Özyeğin Üniversitesi, geliştirdiği modelle tüm öğrencilerinin okurken staj yapmasını sağlıyor. İktisadi ve idari bilimler, mühendislik fakülteleri öğrencileri ikinci sınıfta üniversite müfredatının önemli bir parçası olan 'sektörel çözümler dersleri' alıyor. Dersler kapsamında sektörel projeler yapılıyor. Ayrıca öğrencilere yurtiçi ve yurtdışında staj yapacağı firmalar bulunuyor. Not ortalaması 2.00'nin üzerinde olan tüm öğrenciler yaz döneminde ücretli staj yapıyor. Not ortalaması 3.50'nin üzerinde olan öğrenciler ise üniversite tarafından yurtdışında staja gönderiliyor.
Altı öğrenci yurtdışına gitti
Bu yıl üstün başarı gösteren altı öğrenci yurtdışı stajlarını yapmaya başladı. Özyeğin Üniversitesi, yurtdışında ücretli staj imkânı sunduğu öğrencilerinin seyahat ve konaklama giderlerini de karşılıyor.
Öte yandan üniversite, yıl boyu düzenlediği çeşitli etkinliklerle iş dünyasının lider isimlerini öğrencilerle buluşturuyor. Bu etkinliklerde öğrenciler hem başarılı profesyonellerin ve girişimcilerin deneyimlerini dinleme hem de onlarla bizzat tanışma şansı yakalıyor. 2009-2010 akademik yılı içinde üniversite öğrencileri, Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, Moda Tasarımcısı Arzu Kaprol, New York Times köşe yazarı Thomas Friedman gibi birçok kişiyle bir araya geldi. Öğrencilerden bu toplantılar sayesinde kendine staj bulanlar oldu. İşletme 2. sınıf öğrencisi Ali Yağız Yemişçi bunlardan biri. PepsiCo'da staj yapan Yemişçi, �Üniversitemizde düzenlenen Kadın Seferberliği Programı toplantısının konuşmacılarından PepsiCo Asya Pasifik Bölgesi Başkanı Ümran Beba ile tanışmam bu uluslararası şirkette staj yapmamı sağlayan ilk adım oldu. Temmuz ayında da ilk zorunu stajımı bu şirkette yapmaya başladım� şeklinde konuştu.
ÖzÜ öğretim üyelerinin 84 patenti var
Özyeğin Üniversitesi, öğretim üyelerini bilimsel ve dünya genelinde sektörün ihtiyaçlarına cevap veren projeler üretmeye teşvik ediyor. Üniversite kurulalı iki yıl olmasına karşın dokuz öğretim üyesi Avrupa Komisyonu tarafından tersine beyin göçünü özendirmek amacıyla verilen Marie Curie Ulusla-
rarası Yeniden Entegrasyon Ödülü'nü aldı. 14 öğretim üyesi projesi TÜBİTAK tarafından desteklendi. Bir öğretim üyesi de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın San-Tez Programı Ödülü'nü almaya hak kazandı. Üniversite, ikinci yılında toplam 4 milyon 340 bin TL tutarında proje ve ödül desteği aldı. Öğretim üyelerinin toplam 84 patentinin yanı sıra dokuz tane de yeni patent başvurusu bulunuyor.
Girişimci gençlerden parlak projeler
İşletme öğrencisi Semih Arkohen, okuldaki kahve makinelerini işletmek üzere bir şirket kurdu, başka bir öğrenci Yusuf Karaca, tek öğünlük ambalajlı zeytin fikirini geliştirdi ve ürününü sosyal tesislere, simitevlerine pazarlamaya başladı bile, Fethi Sercan Aydın ise üzerinde üniversitenin logosunun bulunduğu tişörtler satıyor...
Bunlar Özyeğin Üniversitesi öğrencilerinin geliştirdiği fikirlerden sadece birkaçı. Üniversitenin ikinci yılında öğrenciler, özgün iş fikirlerini hayata geçirmeye başladı. Gençler düzenlenen yarışmalarda da değişik projeleriyle yer alıyor. IBM Türkiye ve Yeditepe Üniversitesi Fütürizm Kulübü'nün 'IBM Akıllı İstanbul 2010 Fikir Yarışması'nda Özyeğin Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi Cem Arslan birinci ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği hazırlık sınıfı öğrencisi Doğan Osman Yirmibeşoğlu üçüncü oldu.
Özyeğin'in karnesi pekiyi
Realta Danışmanlık'ın üniversite öğrencileri arasında ikincisini gerçekleştirdiği 'Türkiye'nin En Gözde Şirketleri' araştırmasında bu yıl öğrencilerden okudukları üniversiteyi değerlendirmeleri de istendi. İnternet üzerinden gerçekleştirilen araştırmaya 98 üniversiteden toplam 18 bin 490 üniversite öğrencisi katıldı. 13 bin 852 geçerli anket değerlendirmeye alındı. Değerlendirme sonucunda Özyeğin Üniversitesi, öğrenci memnuniyeti bakımından birinci oldu.
Otelcilerin stajı hazır
Özyeğin Üniversitesi, otel yöneticiliği lisans programı öğrencileri için önemli bir fırsat sunuyor. Üniversite Swissôtel Hotels&Resorts ile işbirliği protokolü imzaladı. Yapılan anlaşmaya göre otel yöneticiliği öğrencileri, stajlarını Swissôtel'in farklı şehirlerdeki tesislerinde yapabiliyor ve mezuniyet sonrası ilk iş görüşmelerini Swissôtel'le gerçekleştirebiliyor.Mezun olmadan iş hayatına giriş
Özyeğin Üniversitesi(ÖzÜ) müfredatındaki en ilginç ve önemli derslerden biri 'sektörel çözümler'. Bu ders sayesinde tüm bölümlerdeki öğrenciler yurtdışında ve yurtiçinde zorunlu staj yapıyor.
İş dünyasıyla iç içe, uygulamalı bir eğitim vermeyi hedefleyen Özyeğin Üniversitesi, geliştirdiği modelle tüm öğrencilerinin okurken staj yapmasını sağlıyor. İktisadi ve idari bilimler, mühendislik fakülteleri öğrencileri ikinci sınıfta üniversite müfredatının önemli bir parçası olan 'sektörel çözümler dersleri' alıyor. Dersler kapsamında sektörel projeler yapılıyor. Ayrıca öğrencilere yurtiçi ve yurtdışında staj yapacağı firmalar bulunuyor. Not ortalaması 2.00'nin üzerinde olan tüm öğrenciler yaz döneminde ücretli staj yapıyor. Not ortalaması 3.50'nin üzerinde olan öğrenciler ise üniversite tarafından yurtdışında staja gönderiliyor.
Altı öğrenci yurtdışına gitti
Bu yıl üstün başarı gösteren altı öğrenci yurtdışı stajlarını yapmaya başladı. Özyeğin Üniversitesi, yurtdışında ücretli staj imkânı sunduğu öğrencilerinin seyahat ve konaklama giderlerini de karşılıyor.
Öte yandan üniversite, yıl boyu düzenlediği çeşitli etkinliklerle iş dünyasının lider isimlerini öğrencilerle buluşturuyor. Bu etkinliklerde öğrenciler hem başarılı profesyonellerin ve girişimcilerin deneyimlerini dinleme hem de onlarla bizzat tanışma şansı yakalıyor. 2009-2010 akademik yılı içinde üniversite öğrencileri, Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, Moda Tasarımcısı Arzu Kaprol, New York Times köşe yazarı Thomas Friedman gibi birçok kişiyle bir araya geldi. Öğrencilerden bu toplantılar sayesinde kendine staj bulanlar oldu. İşletme 2. sınıf öğrencisi Ali Yağız Yemişçi bunlardan biri. PepsiCo'da staj yapan Yemişçi, �Üniversitemizde düzenlenen Kadın Seferberliği Programı toplantısının konuşmacılarından PepsiCo Asya Pasifik Bölgesi Başkanı Ümran Beba ile tanışmam bu uluslararası şirkette staj yapmamı sağlayan ilk adım oldu. Temmuz ayında da ilk zorunu stajımı bu şirkette yapmaya başladım� şeklinde konuştu.
ÖzÜ öğretim üyelerinin 84 patenti var
Özyeğin Üniversitesi, öğretim üyelerini bilimsel ve dünya genelinde sektörün ihtiyaçlarına cevap veren projeler üretmeye teşvik ediyor. Üniversite kurulalı iki yıl olmasına karşın dokuz öğretim üyesi Avrupa Komisyonu tarafından tersine beyin göçünü özendirmek amacıyla verilen Marie Curie Ulusla-
rarası Yeniden Entegrasyon Ödülü'nü aldı. 14 öğretim üyesi projesi TÜBİTAK tarafından desteklendi. Bir öğretim üyesi de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın San-Tez Programı Ödülü'nü almaya hak kazandı. Üniversite, ikinci yılında toplam 4 milyon 340 bin TL tutarında proje ve ödül desteği aldı. Öğretim üyelerinin toplam 84 patentinin yanı sıra dokuz tane de yeni patent başvurusu bulunuyor.
Girişimci gençlerden parlak projeler
İşletme öğrencisi Semih Arkohen, okuldaki kahve makinelerini işletmek üzere bir şirket kurdu, başka bir öğrenci Yusuf Karaca, tek öğünlük ambalajlı zeytin fikirini geliştirdi ve ürününü sosyal tesislere, simitevlerine pazarlamaya başladı bile, Fethi Sercan Aydın ise üzerinde üniversitenin logosunun bulunduğu tişörtler satıyor...
Bunlar Özyeğin Üniversitesi öğrencilerinin geliştirdiği fikirlerden sadece birkaçı. Üniversitenin ikinci yılında öğrenciler, özgün iş fikirlerini hayata geçirmeye başladı. Gençler düzenlenen yarışmalarda da değişik projeleriyle yer alıyor. IBM Türkiye ve Yeditepe Üniversitesi Fütürizm Kulübü'nün 'IBM Akıllı İstanbul 2010 Fikir Yarışması'nda Özyeğin Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi Cem Arslan birinci ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği hazırlık sınıfı öğrencisi Doğan Osman Yirmibeşoğlu üçüncü oldu.
Özyeğin'in karnesi pekiyi
Realta Danışmanlık'ın üniversite öğrencileri arasında ikincisini gerçekleştirdiği 'Türkiye'nin En Gözde Şirketleri' araştırmasında bu yıl öğrencilerden okudukları üniversiteyi değerlendirmeleri de istendi. İnternet üzerinden gerçekleştirilen araştırmaya 98 üniversiteden toplam 18 bin 490 üniversite öğrencisi katıldı. 13 bin 852 geçerli anket değerlendirmeye alındı. Değerlendirme sonucunda Özyeğin Üniversitesi, öğrenci memnuniyeti bakımından birinci oldu.
Otelcilerin stajı hazır
Özyeğin Üniversitesi, otel yöneticiliği lisans programı öğrencileri için önemli bir fırsat sunuyor. Üniversite Swissôtel Hotels&Resorts ile işbirliği protokolü imzaladı. Yapılan anlaşmaya göre otel yöneticiliği öğrencileri, stajlarını Swissôtel'in farklı şehirlerdeki tesislerinde yapabiliyor ve mezuniyet sonrası ilk iş görüşmelerini Swissôtel'le gerçekleştirebiliyor.
radikal
Gönderen
Adsız
zaman:
08:39
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, Mustafa Çağan, ortaokul, Özyeğin Üniversitesi, Özyeğin'de Burslu Oranı Yüzde 96, TÜBİTAK, Üniversite
Meslek Liselilere Müjde
Meslek Liselilere Müjde
Teknoloji fakülteleri meslek liselerine mühendislik yolunu açtı.
Yıllardır 4 yıllık fakülte hayali kuran meslek liseli öğrenciler, teknoloji fakültelerine girebilecek. Bu fakültelerdeki 2 bin 52 kontenjana sadece meslek lisesi mezunları alınacak. Programı bitiren öğrenciler, mühendis olarak iş hayatına atılıyor.
Meslek lisesi öğrencileri, artık 4 yıllık bir fakülteye girip mühendis çıkabilecek. ÖSYM tercih kılavuzundaki karışıklıklardan nasibini alan meslek liselilerin çoğu, üniversite tercih tablolarında aydınlatıcı bilgi bulunmadığı için meslek yüksekokullarına yönelmek zorunda kalıyor. Oysa meslek lisesi mezunları, Türkiye'nin dört bir yanındaki 7 üniversitede açılan teknoloji fakültelerinde mühendislik hayalini gerçekleştirebilir. Bu programdaki 2 bin 52 kontenjana sadece meslek lisesi mezunları alınacak. Teknoloji Fakültesi diplomasıyla mühendislik Fakültesi diploması arasında statü olarak bir fark da yok. Birçok meslek liselinin bu yıl teknoloji fakültelerine yerleşebileceğini belirten FEM Dershanesi Rehberlik Uzmanı Faruk Ardıç, meslek liseli adaylara yetenekleri doğrultusunda mühendis olmanın yolunun açıldığına dikkat çekiyor.
Binlerce meslek liselinin merakla beklediği lisans eğitim fırsatı 2010 tercih kılavuzunda adeta gizlenmiş. YÖK'ün meslek liselinin mağduriyetini gidermek için bu yıl ilk kez uyguladığı sistemle teknoloji fakülteleri, meslek liselilere açıldı. Buna göre her meslek liseli, sadece YGS-1 puanına göre bu fakülteyi tercih edebiliyor. Bünyesinde mühendislik ve teknoloji olmak üzere iki farklı bölüm bulunan fakülteden mezun olanlar 'mühendis' sayılıyor. Bu fakülte mezunu mühendisler, Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği'ne bağlı mühendis odalarına üye olabiliyor. Teknoloji fakültesi öğrencileri; bir yarıyıl işyeri eğitimi (7. yarıyıl) ve ayrıca yaz dönemlerinde 72 günlük endüstri stajı görme imkânına da sahip. Fakültede lisansüstü (Yüksek lisans-doktora) eğitimleri ise mühendislik fakültelerinde olduğu gibi düzenleniyor.
FEM Dershanesi Rehberlik Uzmanı Faruk Ardıç, daha önceki sistemde mühendis olmaları alan katsayı uygulamalarından dolayı mümkün olmayan meslek ve teknik lise öğrencilerinin artık puanı kırılmadan ve ek puan almadan genel lise mezunları gibi mühendis olabileceğini anlatıyor.
Teknoloji Fakülteleri ile ilgili bilgiler 2010 tercih kılavuzu 211. sayfa Tablo 6-2B'de ve Tablo 4'te yer alıyor. Meslek liseliye özel bölümlerin yanında METOK-(Mesleki Teknik Ortaöğretim Kurumları için Ayrılmış Kontenjanlar) şeklinde ibare bulunuyor. Teknoloji Fakültelerinin yer aldığı üniversiteler şunlar: Afyon Kocatepe, Fırat, Gazi, Karabük, Marmara, Sakarya, Süleyman Demirel. Bu fakülte içindeki bölümler ise şöyle: Bilgisayar mühendisliği, elektrik mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği, enerji sistemleri mühendisliği, metalurji ve malzeme mühendisliği, otomotiv mühendisliği ve yazılım mühendisliği.
Gönderen
Adsız
zaman:
08:37
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, Faruk Ardıç, FEM Dershanesi, İlköğretim, lise, Meslek Liselilere Müjde, Meslek Lisesi, ortaokul, Üniversite, YGS
Öğretmenlere Eş Durumu Tayini
Öğretmenlere Eş Durumu Tayini
Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "öğretmenler eşlerinin bulunduğu illerdeki kadrolara atanacak." denildi.
Eş durumunda ve il içi tayinlerde MEB'den �adalet isteyen'' öğretmenlere olumlu yanıt geldi.
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Remzi Kaya, "Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, öğretmen atama kılavuzunda il emri koymamıştı. Öğretmenler 25 tercih yapıyor, atanmazlarsa 26'ncı tercihlerine yönelendiriliyordu. Sayın bakanımız il emri talimatı verdi. Artık öğretmenler eşinin bulunduğu ilin Milli Eğitim Müdürlüğü kadrosuna atanacak. Her öğretmen mutlaka eş durumundan eşinin bulunduğu kente atanabilecek." dedi.
Daha önceden sadece kadrolu öğretmenlerde geçerli olan bu durum artık sözleşmeli öğretmenler için de geçerli olacak.
Gönderen
Adsız
zaman:
08:37
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Öğretmenlere Eş Durumu Tayini, Remzi Kaya, Üniversite
22 Temmuz 2010 Perşembe
Karakterine Göre Meslek Seç
Karakterine Göre Meslek Seç
Bölüm ve meslek tercihinizi yaparken karakter ve kişilik özelliklerinizi göz ardı etmeyin.
Bölüm ve meslek tercihinizi yaparken karakter ve kişilik özelliklerinizi göz ardı etmeyin. Size uymayan, sadece toplumdaki konum ya da kazancını düşünerek seçeceğiniz meslek, bir ömür mutsuzluğu da beraberinde getirebilir.
Meslek seçiminde öne çıkan faktörlerden biri nedir? Böyle bir soruya verilecek cevap: Gençlerin kendisini ve hayattan beklentilerini çok iyi tanımlamasıdır. Bir diğeri de ilgi alanlarına uygun mesleklere yönelmiş olmasıdır. Bu iki faktör arasında uyum ne kadar üst düzey olursa sonuçlar da o kadar tutarlı olur.
İnsanın doğuştan getirdiği özellikleri ile çocukluk döneminde kazandığı bilinçaltının tesiriyle kişilikler ortaya çıkar. Kişiliklerin meslekle uyumlu olması, bireylerin yaptıkları işlerde daha verimli olmaları sonucunu doğuracaktır.
YARIDA KALAN EĞİTİMLERE SON
Kişilik meslek uyumu iyi örtüştürülürse kazanılan bölümlerin değiştirilmesi, okunan mesleklerin yapılmaması sorununa bir anlamda önceden çözüm bulunmuş olur. Gelişmiş ülkelerde yapılan psikolojik araştırmalarda mizaç ve karakterin kişiliğin oluşumunda etkisi ortaya konulmuştur. Kişilik doğuştan getirilen özellikler, karakter sosyal çevrenin kazandırdıkları olarak açıklanabilir. Bu iki önemli unsurla mesleki istek ve tatmin bir arada düşünülürse uyum sağlanmış olur. Bir öğrencinin iş yapma tarzı, potansiyelleri bir mesleğin yapılış şekli ile paralellik arz etmesi, mesleki başarıyı öne çıkaracaktır. Buradaki esas mesleki başarının yanı sıra mesleki doygunluk ve duygusal tatmindir. Kendisiyle barışık, mesleğin beklentilerine uygun hareket eden kişiler, yaptığı işi iyi yapar.
ÖSYM'YE NELER OLUYOR? / TURGAY POLAT'IN YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!
Öğrenciler kendilerinin iş yapma tarzlarını veya hangi ortamda verimli çalışabileceklerini tespit edebilmişlerse bu, onların doğru meslekleri seçmeleri sonucunu doğurur. Birkaç örnek verecek olursak; yazılım mühendisi olmak isteyen bir öğrencinin odaklanma kabiliyetinin yüksek olması gerekir. Endüstri mühendisliği okumak isteyen bir öğrenci ile aynı özelliklerde olmaması gerekir.
Öğretmen olmak isteyen bir gencin, ikili ilişkilerde başarılı ve öncelikle insan odaklı düşünmesi gerekmektedir. Ama aynı şeyleri makine mühendisi için söylememiz doğru olmayacaktır.
SORUN CEVAPLAYALIM
- MF-4 başarı sıram 6.215. mühendislik bölümlerini istiyorum. İstanbul Teknik Üniversitesi Kontrol Mühendisliği Bölümü'nü tanıtırsanız sevinirim. Furkan Bilgin Kontrol mühendisliği bilgisayar mühendisliğinin alt dalıdır. Ülkemizde geçmişte ve bazı üniversitelerde halen bilgisayar mühendisliğinin alt dalı olarak eğitim vermekte iken İTÜ'de farklı program. Kontrol mühendisliği; elektrik, elektronik, mekanik ve bilgisayar tabanlı tüm endüstriyel üretim sistemlerinin ve hizmet sektörünün amaçlanan ve planlanan biçimde çalışmasını sağlayan bilgi ve teknolojileri üreten ve uygulayan bir mühendislik dalıdır.
- TM 1 puanım 368, başarı sıram 133.000. Dokuz Eylül İktisat'a yerleşme olasılığım nedir?
Bu yıl ÖSYM'nin verdiği öngörülere göre bu bölüme 117.000 öğrenciyi alacak. Ancak 2009 yılında son yerleşen öğrencinin başarı sırası 79.800. Bu durumda bence yerleşmen zor görünüyor. Ama ÖSYM'ye göre yerleşirsin.
- TM-1 den tercih yapmak istiyorum. Puanlarım aşağıdaki gibi. İşletme veya iktisat bölümü okumak istiyorum. Hangi üniversitelere girebilirim?
TM-1 415,133 0053865
TM-2 416,398 0046779
TM-3 416,794 0047677
Girmek istediğin bölümlerin puan türü TM-1. Bu durumda sen 53.865. olmuşsun. İstanbul, Bursa ve İzmir'deki üniversitelerin bölümlerine yerleşebilirsin.
- MF 1 puanım 477. MF4 puanım 475. Öğretmen lisesinden mezun olduğum için sıralamam 2.900. Lise matematik öğretmenliği ya da endüstri mühendisliği düşünüyorum. Yardımcı olur musunuz?
Endüstri mühendisliği programı MF-4 ile öğrenci almaktadır. Matematik öğretmenliği ise MF-1 ile öğrenci alır. Bu durumda matematik öğretmenliği ve ilköğretim matematik öğretmenliği programlarına MF-1 ek puanlı sıranla tercih yapabilirsin. Sıralaman da gayet iyi yerleşme şansın yüksek.
- Ben Dilek Aykanat. Sayısal mezunuyum, sözelden girdim. İstediğim bölümler ''reklamcılık, reklamcılık ve halkla ilişkiler, halkla ilişkiler ve tanıtım, halkla ilişkiler, radyo sinema televizyon.'' Puan ve sıralamam aşağıdaki gibi. Tercih sıralaması yapabilir misiniz ?
TS-1 puan 480,461 sıra 915
TS-2 puan 475,672 sıra 1913
Bu bölümler MF öğrencileri için alan dışı tercihe girer. Ancak başarı sıran çok çok güzel. Reklamcılık bölümü de çok tercih edilen bölümdür. Tercihlerinde istediğin yer olacaktır. Ancak Reklamcılık okurken eğitim veren hoca çok önemlidir. Tek geçerim Ali Atıf Bir hocanın öğrencisi olmalısın ve Bahçeşehir Reklamcılık bölümünü mutlaka yazmalısın.
- Elektrik mühendisliğinde okuyan birisi bilgisayar mühendisliğinde yan dal yaparsa bu kişi bilgisayar mühendisinin bilgisine sahip olabilir mi? Mezun olunca bilgisayar mühendisinin çalışma alanlarında çalışabilir mi? Ayrıca bilgisayar mühendisliği master eklenirse durum ne olur?
Harika bir soru. Tercih dönemlerinde sorulması gereken asıl soru bu zaten. Mühendislik programları son yıllarda dünyada ve ülkemizde bazı üniversitelerde ortak müfredat uygulamaya başladılar. Birçok üniversite ki mühendislik fakültesi tek olanlar ilk iki yıl aynı dersleri okutup daha sonra bölüm derslerine geçiyorlar. Ancak öğrenciler aynı dersleri gördükleri için genelde çift anadal programına katılıp iki programı birden bitiriyorlar.
- Kızımın puanları aşağıdaki gibi. İstanbul'da devlet üniversiteleri, İstanbul Üniversitesi iktisat veya işletme olabilir mi? Bize ilk 5 tercihinin nasıl olabileceğine ilişkin bir sıralama yapabilirseniz sevinirim.
Puan Başarı sırası
TM -1 402,101 72.420
TM - 2 407,479 57.605
TM - 3 411,050 53.662
İstanbul'da hukuk ve psikoloji gibi bölümlere yerleşmesi zor görünüyor. Ancak İstanbul işletme, iktisat, maliye, uluslararası ilişkiler, Marmara işletme, iktisat, kamu yönetimi gibi bölümlere yerleşebilir.
- MF -4 puanım 497, başarı sıram 17.801. Aklımda mühendislik var makine ya da elektrik elektronik. Bahçeşehir Üniversitesi burslu olabiliyor veya İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü düşünüyorum. İTÜ'nün tutma ihtimali de düşük ama tercihlerimde yer vereceğim yine. Bahçeşehir hakkında ciddi kaygılarım var. Ailem orta gelirli olduğundan oradaki öğrencilere uyum sağlayamam gibi düşünüyorum. Ayrıca kalırsam da orada devlet yurdunda kalacağım. Fen lisesi çıkışlıyım. Alternatif bölümlere de baktım. ODTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği'nin gelme ihtimali de yüksek görünüyor. Ancak bu bölümle ilgili kaygılarım var.
Aslında sorularının cevabını bulmuşsun. Neden çok güzel bölümleri Bahçeşehir gibi bir üniversitede okumak varken sıradan bölümler için zaman ve enerji kaybedesin ki. Hiç düşünmeden vakıf burslu yaz ve oku. Hiçbir zaman sorun yaşamazsın. Şu anda vakıf üniversitelerinde 15 bin burslu öğrenci okuyor. Herhalde onlar yanlış yapmamıştır. Sen tercihlerinde kimseden etkilenmeden düşündüğün yönde yap çok güzel bir eğitim alacaksın.
Gönderen
Adsız
zaman:
02:21
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, Meslek Seç, ortaokul, Üniversite, Üniversite Okulları, Üniversite Tercihleri
19 Temmuz 2010 Pazartesi
Öğretmen Adaylarına Yeni Sınav
Öğretmen Adaylarına Yeni Sınav
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğretmen adaylarına yönelik KPSS yerine başka bir sınavla atanmaları yönünde çalışma yaptıklarını açıkladı.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğretmen adaylarına yönelik önemli bir açıklama yaptı.
Adayların, KPSS yerine başka bir sınavla atanmaları yönünde çalışma başlatıldı..
Bakan Çubukçu, bitmek üzere olan çalışmanın, tamamlanır tamamlanmaz açıklanacağını söyledi.
Çubukçu, yeni öğretmen atamaları yapacaklarını haber verdi.
Yaklaşık 320 bin öğretmen adayı atama bekliyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
01:42
0
yorum
Etiketler: Bakan Çubukçu, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, KPSS, KPSS Başvuru, lise, ortaokul, Üniversite, yeni öğretmen atamaları, Yeni Sınav
17 Temmuz 2010 Cumartesi
Öğretmen Adayları Eylemde...
Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu,AKP İl Başkanlığı önünde bir basın açıklamasıyla protesto eylemi gerçekleştirdi.
Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu, ataması yapılmadığı gerekçesiyle intihar ettiği ileri sürülen 15'nci öğretmen için AKP İl Başkanlığı önünde bir basın açıklamasıyla protesto eylemi gerçekleştirdi.
Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu üyesi bir grup, AKP Ankara İl Başkanlığı önünde bir basın açıklaması okudu. Açıklamayı okuyan AYÖP Dönem Sözcüsü Şafak Bay, öğretmen olma isteklerinin karşılanmaması nedeniyle içine sürüklendikleri umutsuzluğun had safhaya ulaştığını ifade ederek, intihar eden arkadaşlarının sayısının her geçen gün arttığını söyledi. Bay şöyle konuştu: "327 bin öğretmenin ataması yapılmazken, 100 bine yakın taşeron işçi gibi çalıştırılan ücretli öğretmenlik sisteminin asli atama sistemi gibi gösterilmesi eğitimde çığır açmak olarak ifade edilmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2002 yılında daha Başbakan olmadan o dönemin ataması yapılmayan öğretmenlere ki, bir çoğunun ataması halen yapılmamıştır. Defalarca söz vermiştir. İzmit'te, Samsun'da, İstanbul'da. İktidar oldukları takdirde KPSS diye bir şey olmayacağını defalarca vurgulamıştı." "KPSS VE ÜCRETLİ KÖLELİK KALDIRILSIN"AYÖP Dönem Sözcüsü Bay, Adana'da tarih bölümünü bitirdikten sonra 4 yıldır atanmayı bekleyen, öğretmen Elif İşler'in KPSS sınavının ardından sonucu bile beklemeden sulama kanalına atlayarak intihar ettiğini söyledi. AYÖP Dönem Sözcüsü Bay, "Bu yitirdiğimiz 15. arkadaşımız. Bizler 327 bin kişiyiz. Hepimizi bu sona sürüklemek istiyorlar. AKP'den yaşanan bu ölümlere karşı hesap soruyoruz. Bu intiharların durmasını istiyoruz" diye konuştu. Bay, ataması yapılmayan tüm öğretmenler adına KPSS yerine objektif bir öğretmen atama sisteminin getirilmesini, "taşeron işçilik anlamına gelen" ücretli öğretmenlik sisteminin kaldırılmasını, bütün öğretmenlerin kadrolu ve güvenceli atanmasını istedi.
AYÖP'lü grup, "Kadrolu atama istiyoruz", "Ücretli köle olmayacağız", "AKP'den hesabı öğretmenler soracak" sloganları attılar. Grubun ellerindeki "Ölmek değil, atanmak istiyoruz" ve "KPSS: Kopya Para Seçme Sınavı" dövizleri dikkat çekti.
(ANKA)
Gönderen
Adsız
zaman:
00:09
0
yorum
Etiketler: ayöp, dönem sözcüsü, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
14 Temmuz 2010 Çarşamba
LYS Açıklama Tarihi Belli Oldu.
ÖSYM Başkanı: LYS sonuçları Perşembe günü saat 10 da açıklanacak.
ÖSYM Başkanı , LYS sonuçlarını 15 Temmuz Perşembe günü saat 10:00 da açıklayacak
Gönderen
Adsız
zaman:
02:11
0
yorum
Etiketler: 15 temmuz, açıklanacak, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, lys sonuçları, ortaokul, ÖSYM, ösym sonuçları, perşembe günü, Üniversite
Yavuz Atar'ın Yök Üyeliği Onaylandı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayladığı atama kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.
-MECLİS'İN FESHEDİLMESİ GEREKİR- AKP'nin 2008 yılında Prof. Dr. Ergun Özbudun'un başkanlığında başlattığı "Sivil Anayasa" çalışma ekibinde ve "Türban'a özgürlük" kampanyasının destekçileri arasında da yer alan Prof. Dr. Yavuz Atar, Danıştay'ın verdiği türban kararı kapsamında yargının Meclis'in belirlediği hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olduğunu belirterek, “Danıştay'ın mantığından hareket edersek yasama organının ne Anayasa'yı ne de kanunları değiştirmesi söz konusu olamaz” diyerek, bu durumda hiçbir işlevi kalmayan Meclis'in feshedilmesi gerektiğini söylemişti. Atar'ın, "Hukuk kuralları zamanın ihtiyaçlarına göre değişir. Bunu yapacak yegane organ da TBMM'dir. Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü kararı mevcut Anayasa'ya göre bile yanlıştı. Varsayalım ki yasak Anayasa'dan çıktı. Fakat yasama organı Anayasa'yı değiştiriyor. Siz 'Anayasa'yı değiştiremezsiniz' diyebilir misiniz? Böyle bir mantık olur mu? Bundan sonra TBMM yargıya mı soracak Anayasa'yı değiştirmek istiyoruz, şu kanunu değiştirmek istiyoruz bizi izin verir misiniz diye. Yasama organını feshedelim o zaman” sözleri dikkat çekmişti.
Gönderen
Adsız
zaman:
02:08
0
yorum
Etiketler: AKP, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Öğrencilerin Çift Üniversite Diplomasına İlgisi Büyük.
Hem Türkiye'de hem de yurtdışında okuma olanağı sağlayarak çift üniversite diploması almaya imkan tanıyan yükseköğretim programlarını tercih eden öğrenci sayısı her yıl artıyor.
Üniversitelerde 2003-2004 eğitim-öğretim yılında 305 kişilik kontenjanla uygulanmaya başlayan uluslararası ortak lisans ve yüksek lisans programlarında toplam 1961 öğrenci öğrenim görüyor. Ortak diploma programlarının sayısı YÖK'ün, bu yıl 12 ön lisans programının açılmasını onaylamasıyla arttı. Türkiye'deki üniversitelerde toplam 97 ortak lisans programı bulunuyor. ''Öğrencilere iki ayrı ülkede ve üniversitede öğrenim görerek iki diploma sahibi olma, İngilizcelerini geliştirme ve farklı kültürleri tanıma'' olanağı sağlayan uluslararası ortak programlar bir Türk üniversitesi ile yurtdışındaki bir üniversite tarafından ortak protokolle yürütülüyor. Uluslararası ortak lisans programları, halen çoğunluğu ABD olmak üzere Fransa, Almanya, Hollanda, Avusturya, Rusya Federasyonu, İskoçya, İngiltere, Bulgaristan ve Yeni Zelanda'daki üniversiteler ile açılmış durumda. Kadir Has, Hacettepe, Işık, İstanbul Teknik, Selçuk, Ege, Akdeniz, İzmir Ekonomi, Atatürk, İstanbul, Afyon Kocatepe, Fatih, Uludağ, Yeditepe, Atılım, Haliç, Marmara, Sakarya, İstanbul Aydın, Bahçeşehir, Anadolu, İstanbul Bilgi, Yalova, Dokuz Eylül, Erciyes, Çankırı Karatekin üniversitelerinin yurtdışındaki üniversitelerle ortak lisans programları mevcut. Ayrıca, yurtdışındaki üniversitelerle ODTÜ ve İTÜ ile Celal Bayar, Sabancı, Marmara üniversiteleri ve Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nün ortak doktora programları; ODTÜ, Akdeniz, İzmir Ekonomi, Yıldız Teknik, İstanbul, İstanbul Ticaret, Galatasaray, Yeditepe, Bilkent, Ege, Atılım, İstanbul Teknik, Sakarya, Kadir Has, Bahçeşehir, İstanbul Bilgi, Yalova ve Erciyes üniversitelerinin de ortak yüksek lisans programları faaliyet gösteriyor. YÖK bu yıl, Fırat, İstanbul Aydın, Uludağ, Çankırı Karatekin, İstanbul Ticaret, Karadeniz Teknik, Bahçeşehir, Gaziantep ve Okan üniversitelerinde toplam 12 ön lisans programı açılmasını kararlaştırdı. Ayrıca, Atılım ve İzmir Ekonomi üniversitelerinin ön lisans programları bulunuyor. Ortak programlar en fazla bilgisayar, makina, yazılım, inşaat ve endüstri mühendislikleri ile işletme, iktisat, İngiliz Dili ve Edebiyatı ile İngilizce öğretmenlikleri alanlarında açılıyor. LİSANS PROGRAMLARINA YERLEŞMEÖğrenciler uluslararası ortak lisans programlarına, ilgili puan türündeki üniversiteye giriş sınavı puanı ile ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarını içeren yerleştirme puanları esas alınarak, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) merkezi olarak yerleştiriliyor. Üniversite sınavına giren ve tercih yapmaya hak kazanan öğrenciler, ortak lisans programları uygulayan üniversiteler ve koşullara ilişkin bilgilere tercih kılavuzundan veya üniversitelerin internet sitelerinden ulaşabiliyor. Çift diploma programlarında dersler genellikle İngilizce olarak veriliyor. Öğrencilerin öğrenime başlayabilmeleri için yeterli düzeyde İngilizce bilmeleri gerekiyor. Bu programlara yerleştirilen ancak İngilizce dil seviyesini tespit eden TOEFL sınavından yeterli puanı alamayanlar ilgili Türk üniversitesinin İngilizce hazırlık okulunda bu eğitimi alıyor. ABD'de eğitime gidebilmek için öğrencilerin yazılı TOEFL'dan en az 550, bilgisayar ortamında yapılan TOEFL'dan en az 213 puan (bazı programlar için 220 puan) veya internet ortamında yapılan TOEFL'dan 74 puan (İzmir Ekonomi, Işık ve Hacettepe üniversiteleri için 79, Bilkent, Orta Doğu Teknik, İstanbul Teknik üniversiteleri için 80 puan) almaları isteniyor. TOEFL'dan istenen bu puanlar bazı üniversitelerde lisans eğitimine başlayabilmek için, bazı üniversitelerde ise ABD'deki eğitime başlayabilmek için ön koşul tutuluyor. Öğrencilere TOEFL koşulunu sağlamaları için en fazla iki yıl süre veriliyor. Öğrenciler bu süre içinde TOEFL koşulunu sağlayamazsa ÖSS puanına ve tercihine göre ÖSYM tarafından Türkiye'de öğretim dili Türkçe olan ve varsa aynı adı taşıyan, yoksa eşdeğer bir yükseköğretim programlarına (İngilizce Öğretmenliği hariç) yerleştirilebiliyor. ÇİFT DİPLOMA MALİYETLİ Öğrenciler, uluslararası ortak programlarda, ücret karşılığı okuyabiliyor. Uluslararası ortak programlarda ilgili Türk devlet üniversiteleri için belirtilen yıllık öğrenim ücretleri Türkiye'deki hazırlık ve lisans eğitimini kapsıyor. Her yıl Türk devlet üniversiteleri için ilan edilecek öğretim ücreti Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen ikinci öğretim ücretleri temel alınarak YÖK tarafından saptanıyor. Uluslararası ortak lisans programı çerçevesinde ABD'de geçirilecek dönemler için öğrenciler gittikleri üniversitenin o yıl için belirlenen öğretim ücretini ödüyor. Öğrencilerin yurtdışındaki üniversitede okuyacağı süre içinde ciddi miktarda bir parayı gözden çıkarması gerekiyor. Örneğin, İTÜ ile Montana State Üniversitesi tarafından yürütülen uluslararası ortak lisans programlarının 2009-2010 eğitim-öğretim yılı için belirlenen ücreti hazırlık sınıfında 7 bin TL, İTÜ'de lisans programına devam edecekler için 7 bin 900 TL, Montana State Üniversitesinde de yaklaşık 14 bin ABD doları tutarında. Bu ücret Montana State Üniversitesi'nin öğrenim ücreti ve temel harçlarından, öğrencinin programda öngörülen dönemlerdeki oryantasyon programı ücretinden oluşuyor. Öğrencinin Montana'da bulunacağı süre içinde yurt, yemek, kitap-kırtasiye ve kişisel ihtiyaçları için yapacağı harcamanın akademik yıl başına yaklaşık 15 bin ABD doları tutacağı tahmin ediliyor. Öğrencilerin ABD'de bulunacağı sürede sağlık sigortası yaptırması zorunlu tutuluyor ve bunun ücretini öğrenci ödüyor.
YATAY GEÇİŞ İMKANI VAR
Yurt içindeki bir yükseköğretim kurumundaki uluslararası ortak programdan akademik başarısızlık nedeniyle ilişkisi kesilenlerin yurt dışındaki yükseköğretim kurumu ile de ilişkisi kesiliyor. Yurt dışındaki bir yükseköğretim kurumundaki uluslararası ortak programdan akademik başarısızlık nedeniyle ilişkisi kesilen öğrenciler, yurt içinde gördüğü yükseköğrenimdeki başarı notu esas alınarak yatay geçiş yönetmeliği hükümlerine göre Türkiye'deki başka bir yükseköğretim kurumundaki eşdeğer programa yatay geçiş yapabiliyor. Öğrencinin öğrenim görmekte olduğu bir uluslararası ortak programdan aynı üniversite veya başka bir üniversite bünyesinde aynı alanda yürütülen diğer uluslararası ortak programa yatay geçiş yönetmeliğine uygun geçilebiliyor.
''ULUSLARARASILAŞMANIN GEREĞİ''
YÖK Üyesi Prof. Dr. Atilla Eriş, çift diploma programlarının üniversitelerin akademik işbirliğiyle uygulandığını ve ders programının ortak belirlendiğini ifade ederek, öğrencilerin genellikle 2 yıl yurtdışındaki üniversitede iki yıl da yurt içindeki üniversitede öğrenim gördüğünü anlattı. Diplomaya yönelik ortak programların YÖK'ün onayıyla açıldığını kaydeden Eriş, bu programları tamamlayanlara ya her iki üniversitenin isminin yer aldığı diploma ya da ayrı ayrı iki diploma verildiğini belirtti.
Bu yöndeki çalışmaların ''uluslararasılaşmanın bir gereği'' olduğunu vurgulayan Eriş, çift diplomanın avantajlarını şöyle anlattı: ''Bu programa devam eden öğrenciler karşı tarafın kültürünü, sosyal yaşamını öğrenmiş oluyorlar ve vizyonları genişliyor. Bu öğrenciler iş hayatında kendilerini daha kolay ifade edebiliyorlar; çoğu çekingen, içe kapanık öğrenci tipinde değil. En azından kendilerini kültürel yönden geliştiriyorlar. Ayrıca artık günümüzde iş hayatında sadece bir diploma da yetmiyor. Çok eskiden 'ehliyetin var mı' diye soruyorlardı, şimdi kimse onu sormuyor. Bir zamanlar 'bilgisayar biliyor musun?' diyorlardı şimdi onu da sormuyorlar. Bunlar artık çok rutin. Hatta bugün 'lisan biliyor musun' değil, 'kaç lisan biliyorsun' diye soruluyor. Böyle bir noktada çift diploma çok önemli. Çift diplomalılar son derece avantajlı ama tabii bunun bir parasal yükü de var. Çünkü yurt dışında herşey parayla yapılıyor. Her tarafa parayla gidiliyor. Onların okul ücretleri bizden fazla. Bunlar öğrencilere kılavuzda anlatılıyor.'' (aa)
Gönderen
Adsız
zaman:
00:08
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
13 Temmuz 2010 Salı
İstanbul “Çocuk” Üniversitesi...
İstanbul Üniversitesi Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdi ve “İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi”ni 2010 yaz döneminde hayata geçirdi.
Dünyanın en köklü üniversitelerinden biri olan İstanbul Üniversitesi Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdi ve “İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi”ni 2010 yaz döneminde hayata geçirdi. Program zenginliği açısından dünyanın ilk üç çocuk üniversitesi uygulamasından biri olan İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi'nin yapısı, işleyişi ve son durumu hakkında kamuoyuna bilgi vermek amacıyla 14 Temmuz 2010 tarihinde İstanbul Üniversitesi Merkez Bina Mavi Salon'da bir basın toplantısı düzenlenecek. Toplantı sonrası İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi Bilim Atölyelerinde gerçekleştirilecek olan Genetik Laboratuarı'ndaki “Gen Transferi Deneyi” ve Astronomi Gözlem Evi'ndeki “Güneş Patlamaları Gözlemi” izlenebilecek.
Gönderen
Adsız
zaman:
23:52
0
yorum
Etiketler: çocuk üniversitesi, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, İstanbul Üniversitesi, lise, ortaokul, Üniversite
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Umutcan'a İkinci Şok...
SBS'de Türkiye üçüncüsü olan Umutcan Gölbaşı, gittiği dershane tarafından ulusal gazetelere verilen tam sayfaya yakın ilanlarda birinci olarak gösterildi.
Umutcan'ın puanının yanlış hesaplandığını, aslında birinci olması gerektiğini savunan ve itirazda bulunan mühendis anne Hüsne Gölbaşı, ilana yönelik tepkisini de dile getirdi. Hüsne Gölbaşı, “Dershanenin reklam amacıyla bunları yapması çocuklarımızın psikolojik dengesini de alt üst ediyor” dedi. SBS üçüncüsü olan ve ailesi ile birlikte Bodrum'un Gölktürkbükü Beldesi'ndeki otelde tatilini sürdüren İstanbul Özel Alev İlköğretim Okulu öğrencisi Umutcan Gölbaşı, bu sabah gazeteleri açtığında şoke oldu. Umutcan, eğitim gördüğü Sevgi Çiçeği Anafen Dergileri ve Dershanesi tarafından ulusal gazetelere veriler tam sayfaya yakın ilanlarda, 'Türkiye birincisi' olarak gösterildi. Bu durum, zaten oğullarının puanının yanlış hesaplandığını ve aslında birinci olması gerektiğini düşünen aileyi ikinci kez üzdü. 'BAKANLIKTAN YANLIŞIN DÜZELTİLECEĞİ SÖYLENDİ' Bodrum'un Gölktürkbükü Beldesi'ndeki otelde tatillerini sürdüren aileden jeoloji mühendisi anne Hüsne Gölbaşı, şunları söyledi: “Dershaneler reklam yapmak için kelime oyunları ile bunu yapıyorlar. Dershanelerin bugün yaptığı açıklamalara bakarsanız yaklaşık 1540 birinci var. Reklam amacıyla bunları yapmaları çocuklarımızın psikolojik dengesini de alt üst ediyor. Dün zaten yeterince yıpranmıştık. Bugün reklamlara bakarsanız oğlum birinci, MEB'e bakarsanız üçüncü. Ne olursa olsun bakanlığın yaptığı açıklamayı doğru olarak kabul etmek zorundayız. Zaten beklediğimiz sonucu alamadığımız için şoke olmuş ve itirazda bulunmuştuk. Okul müdürlüğümüz ve Valilik aracılığıyla MEB'e yaptığımız müracaat sonucunda yanlışlığın düzeltileceğini söylediler. Bugün sabah da bakanlıkla yaptığımız görüşmelerde durumun değerlendirildiğini ve yanlışlığın düzeltileceği yönünde şifai bilgi verdiler. Ancak biz resmi bir açıklama bekliyoruz. Resmi açıklama yapılınca yine bunu kamuoyu ile paylaşacağız.” 'REKLAMA DEĞİL, MOTİVASYONA DÖNÜK' Anafen Dergisi ve Dershaneleri Reklam Koordinatörü Remzi Adıgüzel ise DHA muhabirine telefonda yaptığı açıklamada, “Biz bugünkü ilanları ailenin ve öğrencimizin okulunun yaptığı açıklamalar doğrultusunda verdik. Dün aile de okul yönetimi de birincilik için itirazlarını yapmıştı. Yani bize Türkiye birincisi olacağı söylenince böyle bir ilan vermekte sakınca görmedik. Zaten birincilik için gerekli itirazlar da yapıldı. Reklama dayalı değil öğrencimizin motivasyonuna yönelik bir ilandı. Farklı yorumlamaya gerek yok” diye konuştu.
Gönderen
Adsız
zaman:
01:29
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, SBS, Üniversite
Okulda İkinci Taciz Skandalı...
Türkiye'nin en iyi eğitim kurumlarından olan okul, ikinci kez cinsel taciz iddiasıyla çalkalanıyor.
TÜRKİYE'NİN en iyi eğitim kurumlarından olan okul, ikinci kez cinsel taciz iddiasıyla çalkalanıyor. Akşam Gazetesi'nden Gülden Kılıç'ın haberi şöyle: Geçtiğimiz yıl 4. sınıfta eğitim gören bir kız öğrencinin, aynı sınıftan bir kız arkadaşıyla birlikte 2 erkek öğrenci tarafından cinsel tacize uğradıkları iddia edilmişti. Hem mağdur, hem de şüpheli öğrenciler okuldan uzaklaştırılmıştı. 2 öğrencinin de Beyoğlu Çocuk Mahkemesi'nde, ilköğretim bölümünün müdürü G.H.'nin ise Sarıyer 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaları sürerken bu kez aynı okulda ikinci bir taciz iddiası patlak verdi. BUNALIMA GİRDİ Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyurusuyla ikinci taciz iddiası ortaya atıldı. İddiaya göre; 7. sınıf öğrencisi D.O, 2008'de M.Ç. ve M.Ö. isimli 2 erkek öğrencinin yatakhanede cinsel tacizine maruz kaldı. Tacizle korku ve panik yaşayan ve bunalıma giren D.O, yarı yıl tatilinin ardından, ailesine okula gitmek istemediğini söyledi. Eğitimine ara veren D.O'ya ailesi, okul doktorunun tavsiyesiyle 'fulsac' diye bir sakinleştirici verdi. D.O, annesinin ısrarıyla olayı anlattı. Aile, ilk olarak okulun psikolojik danışmanını aradı ve taciz olayını aktardı. Ancak danışmandan okulda böyle bir olayın gerçekleşmesinin mümkün olamayacağı yanıtını aldı. Aile, okul yöneticileriyle de görüştü. Ailenin iddiasına göre, okulun genel müdürü N.A, aileye 'Çocuğunuzu buzmana tedavi ettirin. Bu sene sınıfını geçireceğiz. Alın çocuğunuzu gidin' dedi. 2009-2010 eğitim yılında yeniden okula dönen D.O, yine tacize maruz kaldı. Yine ailenin iddiasına göre, 2009 Eylül'ünde D.O.'yu, H.B, A.S ve Ö.G adlı erkek öğrenciler taciz eti ve darp etti. D.O. olayı yönetime anlattı ancak yönetim girişimde bulunmadı. İddiaya göre; yönetimin sadece sınavlara gelmesinin yeterli olacağını söylediği D.O. okuluna devam etmedi. Bu eğitim yılı sonunda aile, D.O'nun notları üzerindeki değerlendirmenin sonunda, çocuklarının okulla ilişiğinin kesildiği haberiyle yıkıldı.
Gönderen
Adsız
zaman:
01:28
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, okulda taciz, ortaokul, Taciz Skandalı, Üniversite
11 Temmuz 2010 Pazar
'12 Eylül'ün İzini Silmek İstiyorsanız YÖK'ü Kaldırın
TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Işıklı, hükümetin 12 Eylül'ün izlerini silebilmesi için öncelikle 12 Eylül’ün eseri olan YÖK’ü kaldırması gerektiğini söyledi.
TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı 12 Eylül'ün izlerini silmeye yönelik bir Anayasa değişikliği gerçekleştirme niyetinde olan iktidarın, öncelikle 12 Eylül'ün eseri olan YÖK'ü kaldırmayı öngören bir değişiklik önerisiyle ortaya çıkması gerektiğini belirtti.
Tüm Öğretim Elemanları Derneği(TÜMÖD) Genel Başkanı Prof. Dr. Işıklı yaptığı açıklamada, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) 'bilim özgürlüğünü ve üniversite özerkliğini yok sayan' uygulamalarının, son zamanlarda daha da arttığını, sınır tanımayan boyutlara vardığını belirtti. Işıklı, “Öyle anlaşılıyor ki Ergenekon denilen sürecin gerçek bilim insanları ve aydınlar üzerinde estirdiği havanın üniversite ve bilim çevrelerinde tepkisizlik ve sinmişlik doğurmuş olmasına kesin gözüyle bakan YÖK yönetimi ve onu yönlendiren siyasi iktidar çevreleri, yüksek öğrenimi tam bir kargaşaya sürükleme yolundaki ısrarlarında herhangi bir engel ve sakınca görmez olmuşlardır” dedi. AKP iktidarının üniversitelere ilişkin tutumunun, demokrasiye bağlılığının inandırıcılıktan yoksun olduğunun önemli bir göstergesi olduğunu, bu durumun Anayasa değişikliği konusunda izlenen politika çerçevesinde büsbütün belirginleştiğini ifade eden Işıklı şöyle devam etti: “Eğer siyasal iktidar, iddia ettiği gibi 12 Eylül'ün izlerini silmeye yönelik bir Anayasa değişikliği gerçekleştirme niyetinde olsaydı, öncelikle 12 Eylül'ün eseri olan YÖK'ü kaldırmayı öngören bir değişiklik önerisiyle ortaya çıkmış olurdu. Üniversitelerin tüm öğretim kadrolarıyla bir bütün olarak, 12 Eylül rejiminin ülkenin başına getirdiği bunca olumsuzluk ortada dururken, yargı bağımsızlığını ve kuvvetler ayrılığı ilkesini yok etmeye yönelik bir Anayasa değişikliğine 'evet' demesi elbette ki beklenemez. Yakın tarihimiz, üniversiteleri kendi emellerine alet yapmaya çalışanların, ateşle oynamak gibi tehlikeli bir yola saptıklarını kısa zamanda gördüklerine dair örneklerle doludur. Halkımızın demokratik bilincinin ve iradesinin, hukukun egemenliği ilkesini en az zararla yeniden inşa etmeye yeteceğine olan inancımız tamdır.” (Anka)
Gönderen
Adsız
zaman:
23:54
0
yorum
Etiketler: 12 eylül, AKP, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite, YÖK
3 Temmuz 2010 Cumartesi
Üniversiteden 'Çok İstiyorum Bursu'...
Öğrencilerini yüzde 82 bursluluk oranıyla alacak olan İstanbul Şehir Üniversitesi, geniş burs olanaklarına "Çok İstiyorum Bursu" adıyla bir yenisini daha ekledi.
Neden İstanbul Şehir Üniversitesi'nde okumak istediğini en iyi anlatan dört öğrenci, Şehir Üniversitesi'ne hangi puanla yerleşirse yerleşsin tam burslu olacak. İstanbul Şehir Üniversitesi "Çok İstiyorum Bursu" kampanyasıyla bir ilke imza atıyor. Öğrenciler, üniversitenin rektörü Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'ya bir mektup yazarak üniversitede tam burslu eğitim alma şansını yakalayacak. "Çok İstiyorum Bursu" ile ilgili bilgi veren İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya; "Üniversitemiz için, öğrencilerin sınavda doğru şıkları işaretlemeleri kadar duygularını, ilgilerini, isteklerini bilmeleri, bunları açık ve anlaşılır bir şekilde ifade edebilmeleri de önemli. Bu nedenle, İstanbul Şehir Üniversitesi'nin öğretim yapısı, ister mühendis ister sosyolog olsun, tüm öğrencilerimize kendini doğru anlatma, karşısındakini ikna etme, duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde kağıda dökebilme becerisi kazandıracak şekilde kuruldu. Mevcut sınav sisteminin öğrencilerimizin yazma, kendini ifade etme gücü ve yaratıcılıklarını ölçmediğinin farkındayız. Bu nedenle 'Çok İstiyorum Bursu'yla 'kendini en iyi ifade edebilen' dört öğrenci için bir fark yaratmak istiyoruz" dedi. NEDEN ÇOK İSTİYORSUNUZ? Burstan yararlanmak isteyen öğrencilerin "neden ŞEHİR'de okumayı çok istediğini" anlatan bir mektup yazmaları ve daha sonra da ÖSYM tarafından ŞEHİR'in herhangi bir bölümüne yerleştirilmiş olmaları yeterli. rektor@sehir.edu.tr adresine gelen mektuplar ön elemenin ardından, Milliyet Gazetesi Eğitim Editörü Sibel Kahraman, karikatürist Salih Memecan, gazeteci Gürkan Zengin ile İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferhat Kentel'den oluşan Danışma Kurulu tarafından değerlendirildikten sonra Rektör'e sunulacak. Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya tarafından seçilen dört mektubun sahibi olan öğrenciler, İstanbul Şehir Üniversitesi'ne en düşük puanla yerleştirilmiş olsa bile, bu kapsamlı burstan yararlanma şansını elde edecek. Çok İstiyorum Bursu; öğrenim ücretinden muafiyet, öğrenci konukevinde ücretsiz konaklama, ayda 500 TL yemek ve yılda 1.000 TL kitap-kırtasiye desteğini kapsıyor.Hayallerini ŞEHİR'de gerçekleştirmek isteyen öğrencilerin "Çok İstiyorum Bursu"nu neden istediğini anlatan mektuplarını 15 Temmuz 2010 tarihine kadar rektor@sehir.edu.tr adresine göndermeleri isteniyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
03:32
0
yorum
Etiketler: Burs olanakları, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, İstanbul şehir üniversitesi, Kırtasiye, lise, ortaokul, Öğrenciler, Üniversite
MEB'in Müstehcen Bulduğu Bölümler...
MEB, 400 yıllık ‘Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden Seçmeler’ adlı eserin bazı bölümlerini müstehcen buldu.
Milli Eğitim Bakanlığı, Avrupa Konseyi'nin 21. yüzyılda insanlığa yön veren en önemli 20 kişiden biri olarak seçtiği ünlü seyyah Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin bazı bölümlerini müstehcen bulup düzeltilmesini istedi. Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sadettin Sabaz imzasıyla İl Milli Eğitim Müdürlüklerine 29 Mart 2010'de gönderdiği genelgede, 100 Temel Eser Iistesinde yer alan eserin, Metropol Yayınları'ndan çıkan baskısında ağırlıklı olarak mahrem ifadelerin yer aldığını belirtti. Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın yaptığı incelemeye yer verilen genelgede, söz konusu kitabın farklı yayınevlerinden çıkan kitaplarla karşılaştırdı ve kitaplarda birlik olmadığı ve sadece Metropol Yayınevi'nin yayınladığı kitabın bazı bölümlerinde müstehcen ifadelerin yer aldığı kaydedildi. MEB genelgede eserin 100 eser listesinden çıkarılmasına gerek olmadığını belirterek, sadece şikayet konusu olan bölümlerinin çıkarılmasının yeterli olacağını da belirtti. Yayıncının haberi yok Evliya Çelebi'nin “Seyahatnamesi'nin bazı bölümlerinin yasaklanması üzerine ulaştığımız Metropol Yayınevi'nin sahibi İrfan Koçyiğit ise, yayınevine MEB'ten bir uyarı gelmediğini ve konudan haberi olmadığını söyledi. Koçyiğit, 4 yıldan beri bu kitabı yayımladıklarını kaydederek, kitaptan şu ana kadar 2 bin adet baskı yaptıklarını söyledi. İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Şerafettin Turan ise, genelgeyi okullara ilettiklerini ve kitabın öğrenciler tarafından alınmamasını belirttiklerini ifade etti. “Kültürümüzde var” Sel Yayıncılık'ın sahibi İrfan Sancı: “Osmanlı'da 'Bahname' denilen büyük bir erotik edebiyat külliyesi vardır ve bu yayınlar o dönemde Erzurum'da, Kastamonu'da yayınlandı. Yani bu bizim geleneğimiz. Daha önce de Nasrettin Hoca müstehcen bulunmuştu. Evliya Çelebi dünya edebiyatı için keşif ve edebiyat anlamında çok önemli bir şahsiyettir ve dünyada bıraktığı izi de önümüzdeki yıl UNESCO'nun 'Evliya Çelebi' yılı ilan etmesinden anlaşılabilir. 'Seyahatname'yi yasaklamak 500 sene geriye gitmemiz anlamındadır. Yüzyıllar önce insanlar bu konuda daha hoşgörülüyken bizim bu hoşgörüyü ileri taşımamız gerekirdi. Bugün o dönemin anlayışının çok gerisinde bir bakışla tutup 'Seyahatname' yasaklanmaya çalışılıyor. Kaldı ki erotik edebiyat genellikle çok iyi metinler içeren büyük bir sanat dalıdır. Sadece erotizm de değil her şey edebiyatla anlatılabilmeli. Benim yayınevimde erotik kitap yayınladığı gerekçesiyle halen yargılanıyor. Yayınevimizden çıkan ve UNESCO'nun 'Dünya Kültür Mirası' sayılan Guillaume Apollinaire'in 'Genç Bir Don Juan'ın Maceraları ' adlı kitap dolayısıyla yargılanıyoruz. Bu konuda yapacak çok şey de yok. Yani bu yasakçı zihniyete 'yüzünüz kızarsın', 'Ayıp' ya da 'Utanın' demek lazım. Bu kitapların yayınlanması teşvik edilmeli, okunmalı ve yaygınlaştırılmalı.”
İşte 'Seyahatnameden Seçmeler' adlı kitaptan sakıncalı bölümler
Sayfa 52: “Bütün Müslüman gaziler gemilerde olan ganimet mallarını bin külçe saf altını, bir Fransa kralının el değmemiş kızını, bin adet güneş gibi cihan güzellerini ki bunlar kimi Müslüman kimi gayrimüslim güzellerdi, her biri güneş gibi cihanı aydınlatan edepli güzellerdi, deftere kaydedip Ebülfeth´e (Fatih Sultan Mehmet´e) Allah emaneti olarak verdiler. Sultan Mehmet de bu ganimet mallarını ve Fransa kralının kızını, diğer kızları Akşemsettin´e teslim etti.”Sayfa 56: “Mehmet Han, halamızla yakınlık kurdu, Sultan Beyazıd-ı Veli ondan doğdu. Cem Şah ve Nureddin Şah hep halamızdan doğdular.”Sayfa 95: “Veziriazam Ahmet Paşa´yı Sehzadebaşı´ndaki evinde gizlenmiş olarak buldular. Boğarak öldürdüler. Cesedini at hamalları at meydanına bıraktı. O kargaşa esnasında oğlan pezevengi adıyla anılan İstanbul mollasının üzerine askerler kılıçla saldırdılar.”Sayfa 172: “Sultan IV. Murat´ın huzuruna çıkarılan burnu olmayan çocuğun babası Hacı Envar´a çocuğun ana rahmine kadir gecesi ya da bayram gecesi besmelesiz düşüp düşmediğini sordular. Babası, ´Vallahi, yiğitlik anımızda, kendimizden geçmiş vaziyette kurban bayramı gecesinde eşimle oynaşırken, ´Bismillah´ demek hatırıma gelmedi. Vücuduma bir titreme geldi. Biz de fazlaca kendimizden geçmişiz. Sabahleyin de gönlümüz bitkin durumda bayram namazını kılmadım.
Gönderen
Adsız
zaman:
03:31
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, Evliya Çelebi Seyahatnamesi, İlköğretim, lise, MEB, Milli Eğitim Bakanlığı, ortaokul, Üniversite
Basının İlgisinden Sıkıldı Törene Katılmadı...
Basının ilgisinden sıkılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün oğlu Mehmet Emre Gül kendi mezuniyet törenine gelmedi.
Amerikan Harward Üniversitesi'ni kırılması zor bir puan alarak kazanan Mehmet Emre Gül'ün mezun olduğu TED Koleji'nde mezuniyet heyecanı yaşandı. Basının ilgisinden sıkılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün oğlu Mehmet Emre Gül kendi mezuniyet törenine gelmedi. Gül'ün yeri boş kaldı. Gül Amerika'da girdiği sınavdan yüksek puan alarak dünyaca ünlü Harvard Üniversitesi'ne girmeye hak kazanmıştı. Yine dünyanın birçok ünlü üniversitesinden teklif gelmesine rağmen Harvard'ı tercih eden Gül, liseyi bitirdiği Türk Eğitim Derneği(TED)'in mezuniyet törenine katılmadı. Mezuniyet törenindeki yeri ise boş kaldı. TED Koleji'nde düzenlenen törende dereceye giren tüm öğrencilere ödülleri verildi.
Gönderen
Adsız
zaman:
03:23
0
yorum
Etiketler: Abdullah Gül, Amerikan Harward, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, Mehmet Emre Gül, Mezuniyet Töreni, ortaokul, TED, Üniversite
28 Haziran 2010 Pazartesi
78'lik Dede Günde 4 Gazete Okuyor...
Amasya'nın Suluova İlçesine bağlı Kapancıağlı Köyü'nde yaşayan 78 yaşındaki Abdullah Kuzucu'nun okuma sevgisi tüm Türkiye'ye örnek olacak nitelikte....
Amasya'nın Suluova İlçesine bağlı Kapancıağlı Köyü'nde yaşayan 78 yaşındaki Abdullah Kuzucu'nun okuma sevgisi tüm Türkiye'ye örnek olacak nitelikte. Çiftçilikle geçimini sağlayan Kuzucu, günde 10 kilometre yolu çoğu zaman yaya olarak katederek günlük gazetelerini alıyor. 4 gazete takip eden Kuzucu, okumayı da kendi çabalarıyla öğrendiğini ifade etti. Kuzucunun en büyük hayali ise köyüne kütüphane kurup kitaplarını oraya bağışlamak. Suluovalı Abdullah Kuzucu 1932 doğumlu. 1950'li yıllarda okuma yazmayı kendi çabasıyla öğrenen Kuzucu, şöyle konuştu: "O yıllardan beri tarihi, dini, Arapça kitaplar okuyorum. İlim çok önemlidir. Basın bir güçtür, gazeteler süper bilgidir. Gazeteler insana iyiyi kötüyü öğretir. Günümüz insanı ilmin kıymetini bilmiyor, okumuyor. Dünyada en çok okuyanlar Japonlar, bizim ülkemizde maalesef kitap ve gazete okuyan çok az. Bazen insanlar bana gazete okuyacağına Kur'an-ı. Kerim oku diyorlar. Ben de Allah'ın 'Oku' emrinden yola çıkarak hem gazetemi okuyorum, hem de Kur'an-ı Kerim okuyorum. Gazetelerde önemli bulduğum yazıları keserek arşivliyorum. İnsan araştırmalı öğrenmeli. Gazeteler olmazsa insanı gaflet basar, gazeteler insanı aydınlatıyor." İnsanın yemeye-içmeye para ayırdığı gibi kitap almaya da ayırması gerektiğini ifade eden Kuzucu, "Ben aç gezerim ama gazetesiz gezmem, her gün ortalama dört gazete okurum, kendim köyden gelemediğim zamanlarda gazetelerimi mutlaka birine bayiden aldırtırım. Bazen sabah namazından sonra yola çıkıyorum 10 kilometre yolu yayan geldiğim oluyor, bazen de alan olursa arabaya biniyorum, gazetelerimi alıp geri dönüyorum. Okuma yazmayı kendim öğrendim, köyümüzde okul yoktu." Kapancıağlı köyünde oğlu ile birlikle yaşayan Abdullah Kuzucu, "İnsan var bir mangır etmez, insan var cevherle satın alınmaz" sözünü çok sevdiğini ve cahil insanla uğraşmanın zor olduğunu belirterek şunları aktarıyor; "Nöron Avrupa'yı yaktı, Edison da ışığı yaktı' bunların ikisi de insandı. Ben geceleri fazla uyumam, kitap, gazete okurum, çünkü Peygamber Efendimiz uyumazdı. Evimde kütüphanem var, çok sayıda kitabım var, 100 bin lira verseler kitaplarımı vermem. Nasip olursa köyüme kütüphane kuracağım. Kitaplarımı oraya bağışlayacağım." Kuzucu, insanların televizyonların karşısından uzaklaşıp kitaplarla ve gazetelerle haşır neşir olmalarını tavsiye ediyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
06:44
0
yorum
Etiketler: 78'lik Dede Günde 4 Gazete Okuyor, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Ceza evinde Kep Attılar...
Edirne Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan hükümlüler üniversiteyi bitirerek diploma almaya hak kazandı.
Değişik suçlardan hüküm giyen 4 kişi, cezaevi yönetiminin sağladığı imkânlarla üniversite sınavlarına çalışmaya başladı. Sınavlara sıkı bir şekilde hazırlanan hükümlüler önce üniversiteli oldu, ardından da öğrenimini başarılı bir şekilde tamamlayarak diploma almaya hak kazandı. Hükümlerinin gösterdiği başarı nedeniyle cezaevinde diploma töreni düzenlendi. 18 aydan bu yana cezaevinde bulunan ve 26 ay sonra tahliye olacak Ali Tarkan Keyifer üniversiteli olmaktan ötürü oldukça mutluydu. Hükümlü Eşref Uymaz ise cezaevi yöneticilerine, kendilerine sağladıkları imkanlardan ötürü teşekkür etti. 3 yıldır cezaevinde bulunan ve İktisat Fakültesi'ni bitiren Birkan Baştürk de geleceğe ilişkin oldukça umutlu. Affan Emre Ergü ise derslerine çok çalıştığını ve bunun sonucunda derece aldığını belirtti. Hükümlülere eğitim imkanı sağlayan cezaevi yönetimi herkesin takdirini toplarken, artık üniversiteli olan 4 mahkum kep atmanın mutluluğunu yaşadı. Onlar şimdi geleceğe daha bir umutlu bakıyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
06:42
0
yorum
Etiketler: Ceza evinde Kep Attılar, edirne açık infaz kurumu, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite, üniversiteli mahkum
Haftalık Ders Saati Düşüyor...
İlköğretim Genel Müdürü İbrahim Er, ilköğretimde haftalık ders saatini 30 saatten 25 saate indireceklerini söyledi.
TBMM Kayıp Çocuklar Araştırma Komisyonu üyelerinin, eğitim sistemi ve bu sistemin çocuklar üzerindeki etkilerine yönelik sorularını yanıtlayan Er, çocukların sosyal aktivitelere katılmalarının başarıları üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, çocukların bu aktiviteleri gerçekleştirebilecekleri zamanı oluşturmak için ilköğretimde haftalık ders saatini 30 saatten 25 saate indireceklerini belirtti. Velilerin, çocuklarının sınavlarda başarılı olabilmesi için dersaneyi bir zorunluluk olarak gördüğünü belirten Er, “Aslında bu yanlış bir kanı. Dersanenin, SBS başarısında hiçbir etkisi yok. Hiçbir ek eğitim kurumuna gerek yok” dedi.
Gönderen
Adsız
zaman:
06:39
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, Haftalık Ders Saati Düşüyor, İlköğretim, kayıp çocuklar araştırma komisyonu, lise, ortaokul, SBS, TBMM, Üniversite