YÖK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YÖK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2010 Perşembe

Liseliye 4 Ders Müjdesi...

Bakan Çubukçu’nun verdiği talimatla, sorumluluk sınavlarında başarılı olamayan öğrenciler eylülde en fazla 4 dersten yeniden sınava girecek
Derslerin sona ermesinin ardından yapılan ortalama yükseltme ve sorumluluk sınavları sonucunda başarılı olamayan lise öğrencilerine “af niteliğinde” yeni sınav hakkı getirildi. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, öğrenim gördükleri sınıfta başarısız olan lise öğrencilerinin eylülde en fazla 4 dersten sınava alınmaları talimatını verdi. Çubukçu genelgede, “Yapılan değerlendirme sonucunda, az da olsa bir kısım öğrencinin sınavlarda istenilen başarıyı elde edemedikleri anlaşılmıştır” dedi. Yayımlanan genelgeye göre, eylülde yapılacak yeni sınavlar şöyle uygulanacak: - Sınava girilecek dersler, 16-20 Ağustos 2010 arasında velisi tarafından okula bildirilecek. - Sınav programı, sınav döneminin başlangıcından önce ilan edilecek. - Gerektiğinde cumartesi ve pazar günleri ile çalışma saatleri dışında da sınav yapılacak. - İkinci defa sınıf tekrarı durumuna düşmesi sebebiyle 2009-2010 eğitim-öğretim yılı ders kesimi ve ortalama yükseltme sınavları sonu itibariyle okulla ilişiği kesilen öğrenciler, bu yeni sınav hakkından yararlanabilecek. - Sınav takvimi yapılırken, 2010-ÖSYS'de herhangi bir yükseköğretim programına kayıt hakkı kazanan ve yeni sınav hakkından yararlanacak öğrencilerin durumları dikkate alınacak. milliyet

11 Temmuz 2010 Pazar

'12 Eylül'ün İzini Silmek İstiyorsanız YÖK'ü Kaldırın

TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Işıklı, hükümetin 12 Eylül'ün izlerini silebilmesi için öncelikle 12 Eylül’ün eseri olan YÖK’ü kaldırması gerektiğini söyledi.


TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı 12 Eylül'ün izlerini silmeye yönelik bir Anayasa değişikliği gerçekleştirme niyetinde olan iktidarın, öncelikle 12 Eylül'ün eseri olan YÖK'ü kaldırmayı öngören bir değişiklik önerisiyle ortaya çıkması gerektiğini belirtti.
Tüm Öğretim Elemanları Derneği(TÜMÖD) Genel Başkanı Prof. Dr. Işıklı yaptığı açıklamada, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) 'bilim özgürlüğünü ve üniversite özerkliğini yok sayan' uygulamalarının, son zamanlarda daha da arttığını, sınır tanımayan boyutlara vardığını belirtti. Işıklı, “Öyle anlaşılıyor ki Ergenekon denilen sürecin gerçek bilim insanları ve aydınlar üzerinde estirdiği havanın üniversite ve bilim çevrelerinde tepkisizlik ve sinmişlik doğurmuş olmasına kesin gözüyle bakan YÖK yönetimi ve onu yönlendiren siyasi iktidar çevreleri, yüksek öğrenimi tam bir kargaşaya sürükleme yolundaki ısrarlarında herhangi bir engel ve sakınca görmez olmuşlardır” dedi. AKP iktidarının üniversitelere ilişkin tutumunun, demokrasiye bağlılığının inandırıcılıktan yoksun olduğunun önemli bir göstergesi olduğunu, bu durumun Anayasa değişikliği konusunda izlenen politika çerçevesinde büsbütün belirginleştiğini ifade eden Işıklı şöyle devam etti: “Eğer siyasal iktidar, iddia ettiği gibi 12 Eylül'ün izlerini silmeye yönelik bir Anayasa değişikliği gerçekleştirme niyetinde olsaydı, öncelikle 12 Eylül'ün eseri olan YÖK'ü kaldırmayı öngören bir değişiklik önerisiyle ortaya çıkmış olurdu. Üniversitelerin tüm öğretim kadrolarıyla bir bütün olarak, 12 Eylül rejiminin ülkenin başına getirdiği bunca olumsuzluk ortada dururken, yargı bağımsızlığını ve kuvvetler ayrılığı ilkesini yok etmeye yönelik bir Anayasa değişikliğine 'evet' demesi elbette ki beklenemez. Yakın tarihimiz, üniversiteleri kendi emellerine alet yapmaya çalışanların, ateşle oynamak gibi tehlikeli bir yola saptıklarını kısa zamanda gördüklerine dair örneklerle doludur. Halkımızın demokratik bilincinin ve iradesinin, hukukun egemenliği ilkesini en az zararla yeniden inşa etmeye yeteceğine olan inancımız tamdır.” (Anka)

8 Haziran 2010 Salı

Özcan'ın Saatlerine 'Etik' Davası...

YÖK Başkanı'nın, Danıştay üyelerine kol saati göndermesi, Başbakanlık Etik Kuruluna şikayet edildi.

YÖK Başkanı'nın, Danıştay üyelerine kol saati göndermesi, Başbakanlık Etik Kuruluna şikayet edildi. YÖK Başkanı Özcan'ın, katsayı farkı kararını onaylayan Danıştay 8'inci Dairesi Başkan ve üyelerine kol saati göndermesi, Başbakanlık Etik Kuruluna şikayet edildi. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın, üniversiteye girişte meslek liselilere uygulanan katsayı farkı kararını onaylayan Danıştay 8'inci Dairesi Başkan ve üyelerine kol saati göndermesi, Başbakanlık Etik Kuruluna şikayet edildi. MHP Kütahya milletvekili Alim Işık ve CHP Bartın milletvekili Rıza Yalçınkaya tarafından TBMM Başkanlığına verilen iki ayrı önergede, YÖK Başkanının Danıştay üyelerine kol saati hediye etmesi ''Skandal'' olarak nitelendi ve Özcan hakkında, Etik Kurulun inceleme yapması istendi. MHP'li Işık önergesinde, '' Konu, Etik Kurul tarafından araştırılarak YÖK Başkanı Özcan hakkında yasal işlem yapılacak mıdır ?'' diye sordu. CHP'li Yalçınkaya da Başbakan Erdoğan tarafından cevaplandırılmasını istediği önergesinde, ''YÖK Başkanının bu davranışı etik midir? Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkelerine ilişkin yönetmelik uyarınca YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan hakkında inceleme başlatılacak mıdır?'' sorusunu yöneltti. İADE ETTİLER Üniversiteye girişte katsayı farkını onaylayan Danıştay 8'inci Daire Başkanı Ayla Akkıvılcım ve 6 üyeye, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan tarafından 14 Mayıs 2010 günü, özel yapım kol saati hediye edilmişti. Başkan Akkıvılcım ile üyeler, Sinan Tunca, Tacettin Şimşek, Yeniay Kaya, Ali Öğüş, Sıddık Yıldız ve Atıl Üzelgün bu saatleri ''Etik değil” diyerek Özcan'a iade etmişlerdi. YÖK Başkanı Özcan ise ''Küçük bir şey. Bir dostluk eli uzattık, ama rüşvet sayarak geri çevirdiler. Oysa bu bir kadına bir çiçek vermek gibi bir şey” savunmasını yapmıştı. (Gazeteport)

18 Mayıs 2010 Salı

'Akademisyen Askerliğin' Ayrıntıları...

YÖK, askerliğini yapmamış akademisyenlerin öğretim üyesi açığı olan üniversitelerde askerlik yapmasını tartışıyor.

Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan'ın açıkladığı “akademisyen askerliğin” ayrıntıları belli oluyor. YÖK Genel Kurulu'nun haziranda yapılacak toplantısında konuyla ilgili Genelkurmay Başkanlığı'na resmi yazı gönderilip gönderilmeyeceğine karar verilecek. Düzenleme yürürlüğe girerse, askerliğini yapmamış akademisyenler, 1 aylık temel eğitimi kışlada aldıktan sonra, öğretim üyesi açığı olan üniversitelerde ders vererek askerliklerini yapacak. YÖK, öğretmenlerin askerliklerini okullarda yine öğretmen olarak yapmasına benzer bir uygulamayı hayata geçirmeyi planlıyor. Mevcut sisteme göre, Milli Savunma Bakanlığı'nın belirlediği kontenjan çerçevesinde, seçilen öğretmenler belirli eğitimi aldıktan sonra okulda öğretmenlik yaparak askerlik hizmeti veriyor.
Özellikle doğu illerindeki yeni üniversitelerde öğretim üyesi açığının giderek arttığına dikkati çeken YÖK yetkilileri, öğretim üyesi açığının “akademisyen askerlik” ile kapatılabileceğini belirtiyor. Akademik çalışmaların en yoğun olduğu doçentlik döneminde askere giden akademisyenlerin, bilimsel araştırmalarının kesintiye uğradığı savunuluyor. YÖK'te üzerinde çalışma yürütülen plan ile ilgili öne çıkan bazı ayrıntılar şöyle:
Sistemin hayata geçirilmesi için YÖK Genel Kurulu'nun gelecek ay yapılacak toplantısında konu gündeme getirilerek, YÖK üyelerinin görüşleri alınacak. Kurul kararı doğrultusunda Genelkurmay Başkanlığı'na öneri götürülüp götürülmemesine karar verilecek.
Sistem, Genelkurmay'ın izniyle hayata geçebilecek. YÖK'te devam eden çalışma kapsamında askerliğini yapmamış akademisyenlerin sayısı araştırılıyor.

4 Mayıs 2010 Salı

YÖK Bahçesinin Yeni Misafirleri...

Özcan, YÖK'ün yeniden düzenlediği bahçesine aldığı midilli atı gönderdi. 'Şah' ismi verilen midillinin yerine çiftliği andıran bahçeye, 2 koyun ve 1 kuzu geldi.

YÖK'ün, Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan döneminde oluşturulan bahçesinde; tavşan, Çin horozu, ördek, kaz, tavus kuşu, eğitilmiş güvercinler, keçi ve köpekler de bulunuyor. Midilli almak için havaların ısınmasını bekleyen Özcan, baharla birlikte mart ayı sonunda bu isteğini gerçekleştirmiş ve midilli, YÖK'ün bahçesine gelmişti. 'Şah' adı verilen midillinin bakımı için YÖK'ün iki personeli görevlendirilmişti. Ancak bakımının zor olması ve midillinin ortama uyum sağlayamaması üzerine 'Şah', YÖK bahçesinden gönderildi. Bahçeye bu kez sevimli bir kuzu ve 2 koyun alındı.

Özcan, midilliyi YÖK'e getirdikleri zaman, kendisinin küçükken hiç evcil hayvanı olmadığını, ailesinde böyle bir alışkanlığın bulunmadığını belirterek, 'Halimiz vaktimiz yerinde değildi. Arkadaşlarımın kurt köpeği falan vardı, ben de gider onları severdim. Çocukluktan bu yana gelen bir hayvan sevgim var özellikle de köpeklere karşı. Buraya daha fazla hayvan alıp genişletmeyi düşünüyoruz' demişti. (Akşam)

3 Mayıs 2010 Pazartesi

YGS'de 4. Olan Karaman Başarısından Memnun

Üniversite sınavlarında elde ettiği başarılarla son dört yıldır zirveye yerleşen Karaman, bu yıl da başarısını sürdürdü.

Yükseköğretim Geçiş Sınavı (YGS) sonuçlarına ilişkin bir açıklama yapan İl Milli Eğitim Müdür Vekili Hasan Hüseyin Oduncu, "2010 YGS sonuçlarına göre 140 ve üstünde puan alanlar sıralamasında Türkiye birincisi olan Karaman, YGS puanlarının ortalamasına göre de Türkiye dördüncüsü oldu. Geçtiğimiz yıllara göre birçok il, Türkiye sıralamasında gerilere düşerken ilimiz, zirvedeki yerini korudu. Dört yıldır üst üste zirvede olan Karaman'ı başarıdan başarıya koşturan başta sayın valimiz olmak üzere, il milli eğitim müdürümüze, çalışma arkadaşlarıma, okul müdürlerimize, aldıkları sorumluluğun bilinciyle gece gündüz çalışan öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve her şartta çocuklarını destekleyen velilerimize şükranlarımı sunuyorum." dedi.

Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabri Gökmen de Karaman'ın başarısında emeği geçen herkese teşekkür etti.

Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS)'nın açıklanmasından sonra İl Milli Eğitim Müdür Vekili Hasan Hüseyin Oduncu'yu arayarak Karaman'ın YGS'de gösterdiği başarıdan dolayı tebrik eden KMÜ Rektörü Prof. Dr. Sabri Gökmen; "Karaman'ın YGS sonuçlarına göre önceki yıllardaki başarısını tekrar etmesi herkesi olduğu gibi beni ve Üniversitemiz çalışanlarını da çok mutlu etti.

Hiç şüphesiz Karaman'ın ortaöğretimde elde ettiği bu başarı, Üniversitemizin başarısına da olumlu katkı sağlayacaktır. Bu nedenle Karaman eğitimine emeği geçen başta Valimiz Sayın Fatih Şahin olmak üzere İl Milli Eğitim Müdürü Sebahaddin Altun'a, çalışma arkadaşlarına, okul müdürlerimize, başarının mutfağındaki öğretmenlerimize, veli ve öğrencilerimiz olmak üzere tüm eğitim çalışanlarına şükranlarımı sunuyor, başarıların daim olmasını diliyorum." şeklinde konuştu. (Cihan)

2 Nisan 2010 Cuma

Ataması Yapılan Dekanların İsimleri...

YÖK Genel Kurulu toplantısında, devlet üniversitelerinin 17 fakültesine, vakıf üniversitelerinin 9 fakültesine dekan ataması yapıldığı bildirildi.

YÖK'ten yapılan yazılı açıklamada, dün yapılan genel kurul toplantısında Eğitim, Mevzuat ve Vakıf Üniversiteleri Koordinasyon komisyonları raporlarının görüşüldüğü belirtildi. Başkent Üniversitesi Vakfı Mütevelli Heyeti tarafından rektör adayı olarak YÖK'e önerilen Prof. Dr. Kenan Araz ile ilgili olarak olumlu görüş bildirilmesine karar verildiği ifade edildi. Açıklamada 17 fakülteye dekan ataması yapıldığı bildirildi. Buna göre atama yapılan üniversitelerin fakülte dekanlarının isimleri şöyle: ''Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Prof. Dr. E. Yasemin Yazan, Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Prof. Dr. Ayşe Güldem Cerit, Giresun Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Prof. Dr. Edip Özer, Gümüşhane Üniversitesi İİBF Prof. Dr. Haydar Akyaz, Kırıkkale Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Prof. Dr. Abdulkadir Şengün, Eğitim Fakültesi Prof. Dr. Mehmet Kutlu, Fen Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Mustafa Yiğitoğlu, Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Kaçmaz, Sakarya Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Prof. Dr. İbrahim Özsert, Teknoloji Fakültesi Prof. Dr. İsmet Çevik, Selçuk Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Prof. Dr. Cevat İnal, Süleyman Demirel Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Prof. Dr. Osman İpek, Uludağ Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Prof. Dr. İrfan Karagöz, Uşak Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Prof. Dr. Yalçın Bozkurt, Yıldız Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Prof. Dr. Ahmet Göksel Ağargün, İİBF Prof. Dr. Güler Aras, İnşaat Prof. Dr. Hayrullah Ağaççıoğlu.'' Açıklamada ayrıca beş vakıf üniversitesinin mütevelli heyet başkanlıklarının, üniversitelerinin fakültelerine dekan atanmasına yönelik tekliflerinin de değerlendirildiği belirtilerek, bu tekliflere olumlu görüş bildirilmesine karar verildiği kaydedildi. Buna göre, olumlu görüş bildirilen isimler şöyle: ''Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Hamdi Mollamahmutoğlu, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Prof. Dr. Levent Kandiller, İstanbul Aydın Üniversitesi İİBF Prof. Dr. Gülümser Ünkaya, İstanbul Şehir Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Prof. Dr. Coşkun Çakır, İzmir Ekonomi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. İsmihan Bayramoğlu, Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Prof. Dr. Dilek Erol, Eğitim Fakültesi Prof. Dr. Ayşe Semra Akyel, İİBF Prof. Dr. Kadir Aykut Top, İletişim Fakültesi Prof. Dr. Suat Anar.'' Toplantıda ''Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlararası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin'' de görüşülerek karara bağlandığı kaydedildi. YÖK Genel Kurulu, 8 Nisan 2010 tarihinde toplanacak.(aa)

19 Mart 2010 Cuma

Yeni Katsayı Oranları...

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Danıştay'ın iki kez yürürlüğünü durdurduğu katsayılarla ilgili yeni bir karar aldı.

Dün toplanan YÖK Genel Kurulu, 10 puanlık katsayı farkını 15 puana çıkardı. Lisedeki alanına göre bir fakülte tercih eden öğrencinin Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanı 0,15 ile, alanı dışında tercih yapan öğrencinin puanı ise 0,12 ile çarpılacak. Böylece, bir meslek lisesi öğrencisi ile genel lise öğrencisi arasında 8 ile 15 puan arasında fark olacak. Bu fark sınavda 10-12 soru ile aşılabilecek. 10 yıldır öğrencileri mağdur eden eski katsayılar (0,3-0,8) 50 puana kadar fark oluşturuyordu.
Bir önceki katsayı oranı alan içinde 0,15, alan dışında 0,13 idi. Bu katsayı öğrenciler arasında 10 puanlık (7-8 soruluk) bir fark oluşturuyordu. YÖK'ten yapılan açıklamada, "Sonuçta alan dışı tercihlerde aynı soruları cevaplayan adayların yerleştirme puanlarında 3 ila 15 puanlık bir fark değil, asıl öğrenci kitlesinin yoğunlaştığı aralıkta aşılması oldukça zor olan 8 ila 15 puanlık fark ortaya çıkacaktır." denildi. 'Yargı kararlarının gerekçeleri esas alınarak' karar verildiği belirtilirken, sınavda bir puanlık farkın bile binlerce öğrencinin sıralamasını değiştirdiği hatırlatıldı. "Bölüm kontenjanlarının ortalama 40-100 arasında olduğu düşünüldüğünde, yerleştirme puanında meydana gelen 15 puanlık bir fark çok ciddi bir farklılık doğurmaktadır." denilen açıklamada, 15 puanlık farkın 2009 yılı için yerleştirme sırasını SAY-2 puan türünde 17 bin 381 ile 70 bin 694 arasında değiştirdiği ifade edildi. 15 puan, SÖZ-2 puan türünde 4 bin 994 ile 85 bin 64 arasında, EA-2 puan türünde ise 15 bin 907 ile 122 bin 241 arasında sıralamayı değiştiriyor. İstanbul Barosu'nun açtığı davalar üzerine Danıştay önce YÖK'ün 'eşit katsayı'sını, daha sonra 2-10 puanlık fark getiren 0,13-0,15'lik katsayıları durdurmuştu. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, YÖK'ün itirazını 14'e karşı 15 oyla reddetmişti. 10 puanlık katsayı farkını 'sembolik' bulan Kurul, farkın açılmasını istemişti. İstanbul Barosu Başkanlığı, ilk önce Yükseköğretim Genel Kurulu'nun yükseköğretime girişte farklı katsayı puanı uygulamasını kaldıran 21 Temmuz 2009 tarihli kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açmıştı. Danıştay 8. Dairesi, YÖK'ün eşit katsayı kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurmuştu. Bunun üzerine YÖK, 17 Aralık 2009'da 'farklı katsayı' uygulanması kararı almış ve puanlar hesaplanırken adayların kendi alanıyla ilgili program tercihinde Ağırlıklı Ortaöğretim Başarı Puanları'nın 0,15, alan dışı tercihte 0,13 ile çarpılmasını kararlaştırmıştı. YÖK'ün üniversiteye girişte öğrenciler arasındaki katsayı adaletsizliğini gideren kararı aleyhine dava açan İstanbul Barosu, yeni katsayı düzenlemesini de şikayet etmişti.
29 Aralık'ta herhangi bir açıklama yapmadan dava dilekçesini mahkemeye ulaştıran Baro, YÖK kararını yeterli bulmayarak iptalini istemişti. Danıştay 8. Dairesi, 8 Şubat 2010'da YÖK'ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulanmasına ilişkin 17 Aralık tarihli kararının yürütmesini de oy birliğiyle durdurmuştu. Daire, yürütmeyi durdurma kararına ilişkin gerekçesinde, "alan içi tercihlerde 0,8, alan dışı tercihlerde 0,3 katsayısının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin değiştirilerek alan içi 0,15, alan dışı 0,13 katsayı farkına dönüştürülmesine ilişkin dava konusu kararın hukuken geçerli bir sebebe dayanmadığı sonucuna ulaşıldığını" belirtmişti.
Liseyi yurtdışında tamamlayan öğrencileri sevindiren karar geri çekildi Liseyi yurtdışında okuyan Türk öğrencilerin üniversiteye daha kolay bir prosedürle giriş hakkı kalktı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), lisenin tamamını dışarda okuyan Türk öğrencilerin, yabancılar gibi Türkiye'deki üniversitelere girebilmesine yönelik kararından geri adım attı. YÖK, kaldırdıkları düzenlemenin doğru olduğuna dikkat çekerken, 'kamuoyunda konunun 'sınavsız üniversite' şeklinde yanlış anlaşılmalara neden olduğu ve yapılan bazı açıklamaların Türkiye'de ortaöğretimini tamamlayan adaylar üzerinde olumsuz etki yaparak motivasyonlarını bozabileceği' gerekçesiyle uygulamadan vazgeçtiklerini açıkladı. Kurul'un 'geri adımı' sonrasında mesela liseyi yurtdışında okuyan bir büyükelçi çocuğu, hiç görmediği müfredatın detaylı sorularına muhatap olarak üniversite sınavlarında başarılı olmaya çalışacak. Türk öğrenciler eskiden olduğu gibi kontenjanı son derece sınırlı ve talep edilmeyen bölümlerden oluşan Yurtdışında Çalışanların Çocukları İçin Yükseköğretime Giriş Sınavı ile üniversiteye girme şansı arayacak. Kaldırılan sistemde liseyi yurtdışında okuyan Türk öğrenciler yabancı öğrenciler gibi; uluslararası sınavlar, kendi ülkelerinin sınavları, Türk üniversitelerinin yapacağı sınavlar veya Türk üniversitelerinin belirleyip YÖK'ün uygun bulacağı kurallara göre ve üniversitelerin belirleyeceği kontenjanlar dahilinde Türk üniversitelerine alınacaktı. Yani iddiaların aksine 'sınavsız üniversite' söz konusu değildi.

17 Mart 2010 Çarşamba

YÖK Deprem Talimatı Verdi...

YÖK, üniversitelere bir yazı göndererek başta deprem olmak üzere doğal afetlerle ilgili yapılacak çalışmalar hakkında bilgi istedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, üniversitelere ''Deprem'' konulu yazı gönderdi. Yazıda, Türkiye'nin deprem bölgesi olduğuna işaret eden Özcan, ''Deprem ve doğal afetler öncesinde tehlikelerin saptanması, buna dayalı risk yönetimi oluşturulması, afet sonrasında ise acil durum yönetimi ile yenileme çalışmaları yapılması'' talimatı verdi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, bu doğrultuda alınacak tedbirler ve yapılacak çalışmaların YÖK'e bildirilmesini istedi.

15 Mart 2010 Pazartesi

YÖK'ün Yetkisini Kısıtlama Girişimi...

Danıştay, YÖK Kanunu'nda YÖK'ün görevlerini düzenleyen maddede değişiklik istedi.
Danıştay, Yükseköğretim Kurulu'na (YÖK) rektörlerin disiplin işlemlerini kovuşturma ile öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişiğini kesme yetkisi veren hükmün Anayasa'ya aykırı olduğunu öne sürerek iptalini istedi.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2547 sayılı YÖK Kanunu'nda YÖK'ün görevlerini düzenleyen maddenin l bendinin yürürlüğünün durdurulması ve iptali için Anayasa Mahkemesi'ne dava açtı. İptali istenen maddenin ilgili hükmü, YÖK'e rektör ve öğretim üyeleriyle ilgili kovuşturma ve ihraç yetkisi veriyor. Anayasa Mahkemesi, Danıştay'ın açtığı davanın ilk incelemesini 18 Mart'ta yapacak. Yüksek Mahkeme davayı kabul ederse, esas incelemesi için raportör görevlendirilecek. Danıştay'ın iptalini istediği YÖK'ün görevlerini düzenleyen maddedeki hüküm şöyle: "Rektörlerin disiplin işlemlerini kovuşturmak ve karara bağlamak, öğretim elemanlarından bu Kanunda öngörülen görevleri yerine getirmekte yetersizliği görülenler ile bu kanunla belirlenen yükseköğretimin amaç, ana ilkeleri ve öngördüğü düzene aykırı harekette bulunanları rektörün önerisi üzerine veya doğrudan, normal usulüne göre, yükseköğretim kurumları ile ilişkilerini kesmek veya denenmek üzere başka bir yükseköğretim kurumuna atamak."

Üniversiteye Sınavsız Giriş İddiası...

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı(YÖK), 'Sınavsız Üniversite' haberleri ile ilgili yaptığı açıklamada, TC uyruklu olup yurt dışında eğitim gören tüm adayların sınavsız üniversitelere kabul edilmesinin söz konusu olmadığını bildirdi. YÖK; sadece üniversitelerin 'belirlenen kontenjanlarına' başvuru yapabileceklerini açıkladı.
Liseyi Kıbrıs dışındaki bir yabancı ülkede okuyan Türk ve KKTC'li öğrencilerin Türkiye'de istediği üniversitenin bölümüne sınavsız girebileceği ifadesine açıklık getiren YÖK, Türkiye'deki eğitim sisteminde işlenen konular ile yurt dışındaki eğitim sisteminde işlenen dersler ve içeriklerinin örtüşmediğine dikkat çekti. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi'nde yapılan değişiklik nedeniyle, ortaöğretimini Türkiye'de tamamlayan öğrencilerin almadıkları bir eğitim sistemine ilişkin sorulardan oluşan sınavlarda düşük başarı elde ettiği belirtildi. Bu nedenle eğitiminin tamamını KKTC hariç yurt dışında tamamlayan TC uyruklu öğrencilere de imkan tanımak nedeniyle 'Yabancı Uyruklu Öğrenci Kabulü' uygulamasına son verilerek, 'Yurt Dışından Öğrenci Kabulü' uygulamasına başlanması kararının 21.01.2010 tarihinde Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında alındığı ifade edildi. 'Yurtdışından Öğrenci Kabulüne İlişkin Esaslar' incelendiğinde TC uyruklu olup yurt dışında eğitim gören tüm adayların sınavsız üniversitelere kabul edileceğine dair bir hükmün olmadığı ifade edildi. Bu adayların, yurt dışından yükseköğrenim görmeye gelecek diğer adaylar gibi üniversitelerin 'belirlenen kontenjanlarına' başvuru yapabilecekleri açıklandı. Başvuru şartlarını sağlamayan adaylar ile başvuru şartını sağlasa bile başvuran adaylar içinde kontenjan dahilinde sıralamaya giremeyen adayların başvurduğu ünniversiteye kaydının yapılmasının mümkün olmadığı belirtildi.

10 Mart 2010 Çarşamba

YÖK'ten Üniversitelere Deprem Yazısı...

Elazığ'daki deprem sonrasında harekete geçen YÖK, tüm üniversiteleri alarma geçirecek.
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'a gazeteciler depremin ardından Elazığ'daki Fırat Üniversitesi binasında hasar olup olmadığını sordu. Özcan bu konuda üniversite rektörü ile görüşmediğini ancak tüm üniversitelere yazı gönderileceğini açıkladı. Yazıda üniversite binalarının olası depreme dayanıklı olup olmadığının kontrol edilmesi istenecek, "dayanıklı değilse önlem alınsın " denecek. Üstelik üniversitelerin bulundukları illerdeki vatandaşları da deprem konusunda bilgilendirmesi istenecek.

3 Mart 2010 Çarşamba

Tıp Fakültesinde Öğretim Üyesi Krizi...

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi krizi...
YÖK'ÜN kadro kullanmasına izin vermediği Dumlupınar Üniversitesi Tıp Fakültesi kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi'nde öğretim yılı başında Bakanlar Kurulu kararıyla açılan Tıp Fakültesi'ne 26 öğrenci alındı. Ancak YÖK, aralarında 5 profesör ve 14 doçentin de bulunduğu 563 kişilik kadronun kullanılmasına hâlâ izin vermedi. Üniversite bünyesinde bulunan ve Tıp Fakültesi'ne atanmayı bekleyen sağlık meslek yüksek okulundaki 35 yardımcı doçent, atamaya izin verilmeyince ayrılıp başka üniversitelere gitti. Resmi hiçbir hocası ve personeli bulunmayan fakültenin öğrencileri, belirli günlerde Osmangazi Üniversitesi'nden gelen hocaların yardımıyla eğitim almaya çalışıyor. Konuyla ilgili olarak görüş aldığımız YÖK yetkilileri, "Üniversite öğretim elemanı alımında yanlışlık yaptı. Bu da işlerin aksamasına neden oldu. Yakın zamanda öğretim üyelerinin atamaları yapılacak" dedi.

25 Şubat 2010 Perşembe

Doğramacı 95 Yaşında Vefat Etti...

YÖK'ün kurucu başkanı ve Bilken Üniversitesi kurucusu Prof. Dr İhsan Doğramacı vefat etti.
Doğramacı'nın, tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde, ''çoklu organ yetmezliği'' nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirildi. Doğramacı, 9 Kasım 2009 tarihinden bu yana Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinde yoğun bakım tedavisi gördüğü kaydedildi. İHSAN DOĞRAMACI'NIN ÖZGEÇMİŞİİhsan Doğramacı, 3 Nisan 1915'de Irak'ın Erbil kentinde doğdu. Doğramacı, son olarak Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı, Türkiye ve Uluslararası Çocuk Sağlığı Merkezi Başkanlığı, UNICEF Türkiye Milli Komitesi Başkanlığı ile Uluslararası Pediatri Kurumu Onursal Başkanlığı görevlerini sürdürüyordu. Londra'da 1971'de Kraliyet Tıp Koleji üyeliği yapan Prof. Dr. Doğramacı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde 1947-1954 yılları arasında öğretim görevlisi, doçent ve profesör olarak hizmet verdi. İhsan Doğramacı, 1955-1967 yıllarında Ankara Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Pediatri Profesörü olarak görev yaparken, 1967-1981 yılları arasında da Hacettepe Üniversitesinde çalıştı. Doğramacı, 1963-1965 yılları arasında Ankara Üniversitesi Rektörlüğü'nde bulundu. Prof. Dr. Doğramacı, ''Orta Doğu Teknik (ODTÜ) Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı (1965-1967), Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü (1967-1975), Tıp ve Sağlık Bilimleri Milli Konseyi Başkanlığı (1974-1981) yaptı. Doğramacı, Yüksek öğretim Kurulu'nun (YÖK) ilk başkanlığını (1981-1992) da üstlendi. Değişik üniversitelerden fahri doktora unvanı verilen Doğramacı, birçok uluslararası akademi ve pediatri cemiyeti üyesiydi. Prof. Dr. Doğramacı, 1985'te Türkiye'nin ilk özel üniversitesi Bilkent Üniversitesini kurdu; 1963'de Hacettepe Tıp ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde entegre eğitim sistemini uyguladı. Ankara'da Hacettepe Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi ve Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesine birer Tıp Fakültesi kurulmasında öncülük eden Doğramacı, YÖK Başkanı olarak Kayseri-Erciyes, Samsun-Ondokuz Mayıs, Sivas-Cumhuriyet, Eskişehir-Anadolu Üniversitelerinin kurulmasına da destek verdi. İhsan Doğramacı, uluslararası birçok kuruluşta ve örgütte onursal başkanlık, başkanlık, yönetim kurulu üyeliği, üyelik, danışmanlık görevlerini de yürütmüştü. İhsan Doğramacı'nın 80'den fazla mesleki periyodiklerde, özellikle çocuk ve halk sağlığı ve tıp eğitimi hakkında yayınlanmış makaleleri; ayrıca Prematüre Bebek Bakımı, Annenin Kitabı isimli kitapları bulunuyor. Prof. Dr. İhsan Doğramacı, TÜBİTAK Hizmet Ödülü, Leon Bernard Vakfı Ödülü (Dünya Sağlık Örgütü), Christopherson Ödülü (Amerikan Pediatri Akademisi), Maurice Pate Ödülü (UNICEF) sahibiydi. Ayrıca, Officier de la Legion d'Honneur (Fransa), Gran Oficial, Orden del Merito de Duarte, Sanchez y Mella (Dominik Cumhuriyeti), First Rank Commander of the Order of the Lion of Finland (Finlandiya), First Rank Commander of the Order of Merit of Poland (Polonya), Gran Cruz Placa de Plata de la Orden Heraldica de Cristobal Colon (Dominik Cumhuriyeti) nişanları ve T.C. Devlet Üstün Hizmet Madalyası almıştı. İhsan Doğramacı'nın, Bilkent semtinde babası ''Doğramacızade Ali Paşa'' adına yaptırdığı bir cami bulunuyor. İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça ve Farsça bilen İhsan Doğramacı, evli ve Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Doğramacı ile birlikte 3 çocuk babasıydı.

19 Şubat 2010 Cuma

Formasyonda 2.5 Şartı...

YÖK yetkilileri, pedagojik formasyon almak isteyenlere getirdiği 4 üzerinden 2,5 diploma notu şartında son kararı açıkladı.
YÖK geçen ay eğitim fakülteleri dışındaki fakültelerde okuyup da öğretmen olmak isteyenlere pedagojik formasyon için 4 üzerinden 2,5 diploma notu şartı getirdi. Kurul'un aynı kriteri eski mezunlara da getirmesi öğretmen adaylarını mağdur etti. Okulu bitirdikleri için not ortalamalarını yükseltme şansları bulunmadığına dikkat çeken eski mezunlar, ortalamanın düşürülmesini istiyor. Formasyon almak isteyen fen edebiyat fakültesi öğrencilerinden Muhammet Sarsık, mağduriyetini şöyle anlatıyor: "Benim gibi yüzlerce arkadaş 2,5 not barajı nedeniyle mağdur oldu. Mezun olduğumuz için notu da yükseltme şansımız olmuyor, bu durumda artık öğretmen olma şansımız hiç kalmadı. Benim ortalamam 2,46 ama 2,5 olmadığı için formasyon alamıyorum." Formasyon bekleyen adaylar şikayetlerini ilettikleri YÖK'ten umduklarını bulamadı. Çok fazla sayıda öğretmen adayının öğretmenlik beklediğini kaydeden YÖK yetkilileri, kaliteyi düşürmemek için not barajını indirmeyeceklerini açıkladı.

Danıştay Belki İş Adamlarını Anlar!

YÖK Başkanı Özcan, slogan atanların katsayı konusunda kendilerine destek olmadıklarını belirterek iş dünyasından destek istedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan'ı ziyaret etti.
Prof. Dr. Özcan, Ticaret Odası Başkanı Aslan'dan katsayı konusunda destek istedi. Prof. Dr. Özcan, katsayı konusunda eşitsizliklerin 1998'den beri devam ettiğini ve bu durumu düzeltmek için çalıştıklarını anlattı. Prof. Dr.Özcan, katsayı eşitlemesiyle ilgili olarak yaptıkları düzenlemelerin ve katsayı makasında yapılan değişikliklerin Danıştay tarafından reddedildiğini hatırlatarak, şunları dile getirdi: "Düzenlememiz Danıştay tarafından kabul edilmedi ama orda çok hoş bir gelişme oldu. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 15'e 14 gibi bir oylamayla düzenlemeyi reddetti. Bu durum, 14 üye tarafından hiç olmazsa bizim sistemin anlaşıldığı, takdir gördüğü anlamına geliyor. Bu da bize biraz cesaret verdi. Hukuk mücadelesinin ve darbesinin olduğunun söylenildiği şu günlerde, ülkemizde böyle bir noktaya gelmeyi ben son derece olumlu buluyorum. İnşallah da devam edeceğini düşünüyorum." MESLEK LİSESİ MEMLEKET MESELESİ DİYENLER DESTEK VERMEDİProf. Dr. Özcan, Meslek Lisesi memleket meselesi diye slogan atanların katsayı meselesinde destek vermediklerini belirterek, "Madem bu kadar önemliydi beklerdik. Danıştay'a 8. Daire ile konuşsunlar, bizim için bir faaliyette bulunsunlar isterdik" diye konuştu. Prof. Dr. Özcan, yeni TÜSİAD Başkanı'nın bir kendileri için bir şans olduğunu da kaydederek, önümüzdeki ay kendisiyle görüşeceklerini belirtti. Prof. Dr. Özcan, Aslan'a şunları söyledi: "Bir işadamının Danıştay'a giderek iş dünyasının ihtiyaçlarından bahsetmesi, bizim dışarıdan meseleleri anlatmamızdan çok daha etkili olur. Sizin konuşmanız benimkinden daha büyük ağırlık taşır. Bizzat bu meselenin içinde olan insanların Danıştay'a bu meseleyi anlatması daha etkilidir diye düşünüyorum. Sizden ricamız, bu mesele hallolsa da bu meseleyi canlı tutup, ülkemizin ihtiyacı olan mesleki ve teknik eğitim öğrencilerinin elinden tutalım ve onları istediğimiz seviyeye çıkaralım."
Prof. Dr. Özcan, milyonlarca Meslek Yüksek Okul mezunu öğrencinin İngiltere'de uygulanan iş temelli öğretim sistemi ile çalıştıklarını da anlatarak, dünyada mezun olan öğrencilerin bile belli eğitimlerle çağdaşlaştırıldığını söyledi ve bunu gerçekleştirmek istediklerini dile getirdi.
Prof. Dr. Özcan, katsayıda amacın bütün meslek liselileri üniversiteye taşımak olmadığını, ancak başarılı olanların üniversiteye girebilmesi için kapının açık bırakılması olduğunu belirtti.
Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan da, bu konuya olan desteklerinde daha etkili yaklaşımlar oluşturacaklarını ifade etti.
Prof. Dr.Özcan, YÖK Yürütme Kurulu üyeleri Prof. Dr. Muhittin Şimşek ve Prof. Dr. Berrak Kurtuluş ile birlikte Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı'yı ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey'i de ziyaret etti.

14 Şubat 2010 Pazar

YGS Başvuruları 16 Şubat'ta Bitiyor...

Yükseköğretime Geçiş Sınavı’na (YGS) başvurular 16 Şubat Salı günü mesai bitiminde sona eriyor.

Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) başvurular 16 Şubat Salı günü mesai bitiminde sona eriyor. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 12 Şubat'ta sona eren YGS'ye başvuru süresini 16 Şubat Salı günü saat 17.00'e kadar uzatmıştı. ÖSYM, başvuru süresinin tekrar uzatılmasının mümkün olmayacağını bildirdi ve 2010 ÖSYS kapsamında yapılacak YGS ve YLS sınavlarının daha önce açıklanan tarihlerde yapılacağını, sınav takviminde bir değişiklik olmayacağını da açıkladı. ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan ise, Danıştay'ın, YÖK'ün katsayı uygulamasının yürütmesini ikinci kez durdurmasının ardından adaylara seslenerek, "Bunlar adayları tamamen etkilemez demek istemiyorum, ama çok etkilememesi gerekir. Adaylar bu konulardan kendilerini biraz soyutlayıp dersleriyle ilgilensinler, sınav hazırlıklarını sürdürsünler. Adaylardan şunu rica ettim. Başvuru süresini 2 gün uzattık. Sınava girmeyi düşünen tüm adaylar lütfen girsinler, başvuruların yapsınlar' diye konuşmuştu.

Diyarbakır'da Katsayı Protestosu...

Danıştay'ın YÖK'ün katsayı kararını durdurmasına tepki gösteren dernek ve sendikalar, 'talebe evet oyu verenleri millet unutmayacak' diyor.
Ofis semtindeki AZC Plaza'nın önünde toplanan, 40'tan fazla dernek ve sendikanın temsilcileri ile meslek lisesi mezunları adına ortak açıklamayı okuyan meslek liseli Musab Aydın, daha özgürlükçü bir ortam oluşturmak için herkesin elinden geleni yapmaya çalıştığı bir dönemde Danıştay 8. Dairesinin YÖK'ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulamasına ilişkin kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurduğunu hatırlattı. Bir avuç azınlığın yönetim erkini elinde tuttuğunu, hegemonyalarına ket vuracak demokratik açılım ve uygulamaları sabote ettiğini savunan Aydın, ''Demokrasiden dem vurup da demokratik olmayan yürütme durdurulması talebine 'evet' oyu verenleri bu millet unutmayacaktır'' dedi. Tüm gelişmiş ülkelerde mesleki ve teknik eğitimin özendirilip eğitim kalitesinin artırıldığını ve ülkenin istihdam politikasına, ekonomik, sosyal ve kültürel beklentilerine göre bu okullardaki eğitimin desteklendiğini belirten Aydın, Türkiye'de ise meslek liselerinin durumunun adeta yazboz tahtasına döndüğünü söyledi. Aydın, hükümetin derhal bu konuda yasal düzenleme yaparak konuyu ülke gündeminden düşürmesi gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu: ''Diploma notları yüksek ve başarılı gençler olarak YÖK'ün kararına güvenerek meslek liselerini tercih ettik. Ne yazık ki yargı bu kararıyla hevesimizi kursağımızda bırakmıştır. Milyonlarca öğrenci ve aileleri bu kararın mağduru olmuştur. Bu siyasi kararlar 1 milyondan fazla öğrencimizin morallerini bozmak için hedeflenmiştir. Genelde insan hak ve hürriyetleri özelde ise katsayı ve başörtüsü üzerinde baskı ve ayrımcılık açık şekilde devam etmektedir. Hükümetin tüm yargı sistemini baştan aşağı düzeltip halk iradesine dayalı yeni bir anayasa ile istediği gibi çelişkili kararlar verebilen yargı mensuplarının hesap vereceği düzenlemeler yapması gerekmektedir.''

10 Şubat 2010 Çarşamba

Sınav Tarihi Değişmeyecek...

Danıştay'ın teknik olarak konuyu anlamadığı kanaatine varan YÖK, katsayı kararına 15 Şubat Pazartesi günü itiraz edeceğini açıkladı.

YÖK, üniversite sınav tarihinin değişmeyeceğini açıkladı. Danıştay'ın konuyu teknik olarak konuyu anlamadığına hükmeden YÖK, Genel Kurulu toplantısından katsayı kararına itiraz edilmesi yönünde karar çıktı. Bu itiraz başvurusu 15 Şubat Pazartesi günü yapılacak.
YÖK'TEN KONUYA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Yükseköğretim Genel Kurulu'nun yargı kararının gereklerini yerine getirmek amacıyla 17.12.2009 tarihinde aldığı katsayı oranına ilişkin karara karşı, bilindiği üzere iptal davası açılmış ve bu davada Danıştay 8. Dairesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir.
Kamuoyunda bu kararın anlam ve kapsamı ile Kurulumuz tarafından yargı kararını uygulamak açısından yapılacak işlemler merak edilmektedir. Özellikle sınava girecek öğrencilerimizin endişe etmemesi gerekir.
Çünkü;
Bilindiği üzere Kurulumuzca, 21 Temmuz 2009 tarihinde, birbirine bağlantılı birçok unsurdan oluşan biçimde yükseköğretime girişe ilişkin yeni bir sistem getirilmiştir. Önemle belirtmek gerekir ki, bu yeni sistemin temel felsefesi aynen korunacaktır. Kurulumuz bu husustaki uzmanlığının ve anayasal yetkisinin bilincinde olup, sorumluluğunu müdriktir. Zaten bilindiği üzere bu yeni sistemin tamamına yönelik bir hukuka uygunluk tartışması yoktur. Yargı kararına konu olan husus, sadece bu yeni sistem içinde farklı bir anlamı ve işlevi olan katsayı oranları ile ilgili kısmıdır. Tekrar işaret etmek ve öğrencilerimizi temin etmek isteriz ki, yeni sistem yürürlüktedir, gerekleri yerine getirilecektir. Hukuka aykırılığına dair esasa ilişkin bir hüküm verildiği takdirde yeni sistemin gerekleri çerçevesinde Kurulumuzca yapılacak düzenleme takdir edilecektir.
Hukuk Devletinin bir gereği olarak yargı kararlarının bağlayıcılığı hususu tartışma konusu değildir. Ancak yine hukuk devleti olmanın bir gereği olarak yargı merciilerinin de kararlarına, belli bir katsayıyı kabul ederek Kurulu bu oranı uygulamaya zorlama anlamı ve kapsamı yüklemek yetkisi ve imkanı da bulunmamaktadır. Zaten Anayasa'nın 125. ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre “Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilmez”.
Danıştay kararında eski sistemde belirlenmiş olan katsayıya karşı açılmış davalarda iptal talebinin reddi ile oluşmuş bir statüden bahsedilmektedir. Oysa Danıştay'ın red kararları bir kesin hüküm oluşturmadığı gibi, Danıştay'ın red kararları ile oluşmuş bir kazanılmış hak da yoktur. İdari Dava Daireleri Kurulu'nun son kararlarından birisi (E. 2005/1988, K. 2008/1826, Danıştay Dergisi, S. 121, s.67) “Düzenleyici işlemlerin kural olarak kazanılmış hak oluşturmayacağı, kaldırılmaları ve değiştirilmelerinin her zaman olanaklı olduğu, eğitim ve öğretimin kalitesini artırmak amacıyla yönetmelikte yapılan değişikliklere, davacıların devam eden öğrencilik statüleri nedeniyle tabi olacağı ve kazanılmış haktan söz edilemeyeceği hakkında”dır. Kararda “düzenleyici işlemlerin kural olarak kazanılmış hak yaratmayacağı, kaldırılmaları ve değiştirilmelerinin her zaman olanaklı olduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir”(s. 68-69) denilmektedir.
Kaldı ki yargısal denetim, denetime tabi tutulan düzenlemenin hukuka uygunluğu ile sınırlıdır. Bir idari düzenlemenin hukuka uygun bulunmuş olması, faaliyetin farklı bir şekilde düzenlenemeyeceği anlamına gelmemektedir. Aksi düşünce hukuka uygun bulunan her düzenlemeyi dogmatik bir metine dönüştürmekle eş anlamlıdır.
Danıştay 8. Dairesi kararını önceki yıllarda uygulanan sınav sisteminin aynen devam ettiği, sadece katsayı farklılaştırılmasını önemsizleştirmeye çalışıldığı varsayımına dayandırmaktadır. Oysa yargı kararları ile istikrar kazandığı söylenen husus tek aşamalı ve sadece yeteneğin ölçüldüğü bir sınav sisteminin parçası olan katsayı oranıdır. Yönlendirme amacının sınav, soru ve değerlendirme türleri ile gerçekleştirildiği bir modelde, eski biçimiyle katsayı uygulamasının devam ettirilmesi imkânsızdır.
Dolayısıyla, 21 Temmuz 2009 tarihli karar ile kurulmuş olan ve hukukiliği tartışma konusu olmayan yeni sistem yürürlüktedir, bunun gerekleri kararlılıkla yerine getirilecektir, artık eski sisteme dönüş hukuken ve fiilen mümkün değildir.
Önceki sistemde yönlendirmenin tek aracı olarak farklı katsayı uygulaması kullanılmakta iken, yeni sınav sisteminde birden fazla sınav yapılmakta, bu sınavlarda sorulan sorulara verilen doğru cevapların puanlama biçimi alanlara göre farklılık göstermektedir. Bilgi ölçmeyi amaçlayan bu sistemde her bir alana ilişkin soru sayıları arttırılmış farklı puan türleri oluşturularak öğrencilerin belirli alanlara yönlendirilmeleri ve daha donanımlı olarak yükseköğretim programlarına yerleştirilmeleri amaçlanmıştır.
Bu sistemin gerekleri ve katsayı oranlarının belirlenmesi hususu teknik ve uzmanlık gerektirmekte olup, Kurulumuzun koordinasyonunda uzmanlarca yapılan inceleme ve değerlendirme süreci sonrasında tespit edilmektedir. Açılan davalarda, hukukilik değerlendirilmesi sırasında, yeni sistemin gerekleri ile katsayı oranlarının tespitine dair teknik hususların anlaşılamadığı kanaatini taşımaktayız.
Sadece yeteneğin ölçüldüğü tek aşamalı sınavda her bir alana ilişkin soru sorulmaması nedeniyle öğrencilerin yönlendirilmesinde tek araç olarak katsayı farklılaştırılmasının kullanılması kabul edilebilir bir durum iken; öğrencilerin kendi alanlarında ortaöğretimde aldıkları bilginin ölçülmesini öngören yeni modelde katsayı farklılaştırılması yönlendirme aracı olarak işlevini yitirmiştir. Dolayısıyla yönlendirme işlevi zaten sınav biçimi ile gerçekleşmektedir.
Danıştay kararı gerekçesinde “... ara kararımızla sorulmasına karşın, davalı idarenin bilimsel ve hukuken kabul edilebilir bir açıklama yapmamış olduğu görülmektedir” denildiği dikkate alınarak, yargı kararını yerine getirmek kapsamında, yapılan teknik çalışmalar konusunda ek açıklamalar dosyaya konulacaktır. Kararda eski ve yeni katsayı oranlarının kaç puan fark oluşturduğu noktasında maddi hataların da bulunuyor olması, bilimsel ve teknik hususların Danıştay tarafından anlaşılamadığı ve bir ön fikir ile değerlendirme yapıldığı kanaatini uyandırmaktadır. Her halükarda Kurulumuz, bir iptal kararı verilmesi halinde dahi, katsayı oranlarını belirlemeye dair yetkisini bilimsel veriler ışığında kullanacaktır.
Kurulumuz Anayasal temeli olan yükseköğretim ve giriş sınavı bakımından, hizmet gereklerine uygun düzenleme yetkisini, herhangi bir vesayeti ve hukuka aykırı bir zorlamayı kabul etmeden, kullanma kararlığındadır.
Kamuoyuna duyurulur."
YÖK Başkanvekili Prof. Dr. Yekta Saraç da, ''Üniversiteye giriş sınavı tarihlerinde, şu anki koşullar itibariyle, herhangi bir değişiklik yapılmayacağını'' bildirdi.
Açıklamanın da ardından yapılan açıklamada YÖK, katsayı kararına 15 Şubat Paraztesi günü itiraz edeceğini açıkladı.

9 Şubat 2010 Salı

Sınav Takvimi Belirsizlik İçinde...

YÖK Başkanvekili Prof. Dr. Yekta Saraç, “Danıştay kararından sonra hiçbirimiz önümüzü göremiyoruz” dedi.
YÖK Başkanvekili Prof. Dr. Yekta Saraç, sınav takviminin aksayıp akmayacağı konusunda önümüzdeki günlerde bir açıklama yapacaklarını belirterek, “Danıştay kararından sonra hiçbirimiz önümüzü göremiyoruz” dedi. YÖK Başkanvekili Prof. Dr. Yekta Saraç, sınav takviminin aksayıp akmayacağı konusunda önümüzdeki günlerde bir açıklama yapacaklarını belirterek, “Danıştay kararından sonra hiçbirimiz önümüzü göremiyoruz” dedi.

Prof. Dr. Saraç, yaptığı açıklamada, 18 Şubat'ta toplanacak YÖK Genel Kurulu'nun erkene alınmasının söz konusu olmadığını bildirerek, “İstişare ediyoruz. Sınav takviminin aksayıp akmayacağı, ne olacağı hakkında yarın belki bir bilgilendirme toplantısı yapılabilir. Ama bu konuda teferruatlı bir bilgi veremiyoruz” diye konuştu.