Görme engelli olduğu için öğretmenliğe kabul edilmeyen Ramazan Koçak, çok sevdiği mesleğine başladı.
Bir hafta önce Edirne'de Uzunköprü Mehmet Arif Dilmen Ticaret Meslek Lisesi'nde rehber öğretmen olarak ders başı yapan Koçak, kendisiyle aynı durumda olan arkadaşlarının da sorunlarının çözülmesini istiyor. AK Parti milletvekili Lokman Ayva, Koçak'ın mağduriyetinin giderilmesinin memnuniyet verici olduğunu söyledi. Ayva, "Koçak'ın sorunu çözüldü. Ümit ediyorum aynı durumda olan diğer engelli öğretmen adaylarının da mağduriyetleri en kısa zamanda giderilir." diye konuştu. Ramazan Koçak, Boğaziçi Üniversitesi'nden onur derecesiyle mezun oldu. İleri derecede İngilizce bilen Koçak, hedefi olan rehberlik öğretmenliğine yaklaşmıştı ki, özrü önüne engel olarak çıkarıldı. Edirne'de bir liseye ataması yapılan Koçak, geçici olarak çalıştığı rehabilitasyon merkezinden istifa ederek hazırlıklarını tamamladı. Evraklarını alıp tayininin yapıldığı ilçeye giden Koçak, raporunda 'Yurdun her yerinde, her iklimde öğretmen olur.' ibaresi yazmadığı için geri çevrildi. Koçak, hakkını aramak için hukukî yollara başvurdu. Beyazay Derneği'nde düzenlenen bir yemekte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ulaşmayı başardı. Koçak, "Başbakan, yanında bulunan İstanbul Milletvekili Lokman Ayva'ya dönerek, "Lokman, bu meseleyi çözün. Çözemezseniz getirin ben çözeyim." dedi. Aradan bir aydan fazla bir zaman geçmesine rağmen gelişme olmadı." diye konuşmuştu. Ayva, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in, 'alınsınlar' diyerek yönetmelik çıkarttığına; fakat diğer yöneticilerin keyfî zorluk yaşattığına dikkat çekmişti. Ramazan Koçak'ın mağdur olduğunu anlatan Ayva, "Sorumluluklarımızı yerine getirmiyorsak niye varız? Adamlar keyfî olarak uygulamıyor." demişti.
18 Şubat 2009 Çarşamba
Bürokrasiyi Yendi, Öğretmenliğe Başladı...
Gönderen
Adsız
zaman:
01:10
0
yorum
Etiketler: AK Parti, AKP, Edirne, Meslek Lisesi, Öğretmen, Ticaret, Ticaret Meslek Lisesi, Uzunköprü
6 Ocak 2009 Salı
Bilkent'te Hüzünlü Gün...
Ankara’da doğalgazdan zehirlenerek ölen 7 öğrenci için Bilkent Üniversitesi'nde anma töreni düzenlendi.
ANKARA'da yılbaşı gecesi doğalgaz kombisinin borusundan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenip ölen 3'ü kız, 7 öğrenci için okudukları Bilkent Üniversitesi'nde anma töreni düzenlendi. Törene katılan ölen öğrencilerden Tarık Şükrü Yılmaz'ın kız kardeşi Tilbe Yılmaz'ın ağabeyine yazdığı mektubu okuması, salonu dolduranları gözyaşına boğdu.
Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Konser Salonu'ndaki törene, ölen gençlerin bazılarının aileleri, yakınları, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, bazı YÖK üyeleri, üniversite yönetimi, aralarında YÖK Başkanı Özcan'ın Bilkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nde görev yapan eşi Doç. Dr. Kıvılcım Metin Özcan'ın da bulunduğu öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Salondaki platformda, uzun bir masanın üzerine beyaz karanfiller arasında, hayatlarını kaybeden gençlerin çerçeveli fotoğrafları konulurken, bazı ailelerde çocuklarının fotoğraflarını kucaklarında taşıdı. Gençlerin anısına bir dakikalık saygı durusuyla başlayan törene katılanlar gözyaşlarını tutamadı. Bilkent Üniversitesi Senfoni Orkestrası, Işın Metin yönetiminde Samuel Barber'ın 'Yaylı Sazlar İçin Adagio' eserini seslendirdiği sırada salonda hıçkırıklar yükseldi.
Törende konuşan Bilkent Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Atalar, yurtdışında bulunan Rektör Prof. Dr. Ali Doğramacı'nın başsağlığı mesajını okuduktan sonra, karbonmonoksit konusunda bilgiler verdi. Prof. Dr. Atalar, şunları söyledi:
“Oksijenin yetersiz olduğu durumlarda odun, kömür, doğalgaz, fuel-oil, gazyağı, benzin veya tüpgaz gibi yakıtların yanması sırasında ortaya çıkabilir. Yakıt yanarken ateşi mavi ise yeterli oksijen var demektir. Oksijen yetersizliği genellikle çok soğuk gecelerde pencerelerin sıkı sıkıya kapalı olduğu ve çok miktarda yakıt yakıldığı zamanlarda olur. Yılbaşı gecesi de böyle soğuk gecelerden biriydi. Belki evin içerisinde çok kişi olduğu için oksijen de normale göre daha azalmıştı. Doğalgaz yanarken karbonmonoksit çıkarıyordu.”
PIRIL PIRIL HAYELLERİNİ GERİDE BIRAKIP GİTTİLER
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Heper ise hem Türkçe, hem İngilizce yaptığı konuşmasında, gençlerin hayallerini anlatarak şunları söyledi:
“Büşra, Ceren, Elif, Erol, Oğuzhan, Özgür ve Tarık, annelerinin ve babalarının sevgili çocukları, arkadaşlarının can dostları, hocalarının değerli öğrencileri, ülkelerinin iyi vatandaşları idiler. Ceren babasına, 'Senden başka hiçbir şey istemiyorum, beni okut' demişti. Ceren'in cenaze töreninde babası, kızının köy adetlerine göre halıdan oluşan tabutuna bakarak 'Hani bana diplomanı getirecektin?' diye ağlıyordu. 1 Ocak 2009 Perşembe günü Ceren'in doğum günü idi. Onun için Özgür'lerdeki kutlama hem yeni yıl, hem de yaş günü kutlaması idi. Özgür savcı olmak ve dolayısıyla ülkesinde hukuk devleti fikrinin pekişmesine katkıda bulunmak istiyordu. Elif siyasete atılacağını belirtmiş, 'Condoleezza Rice gibi çok başarılı olacağım' demişti. Yılbaşı tatilinde İstanbul'daki annesini ziyaret etmeyi planlamış, ne varki o meşum gece şehirlerarası yolları kapayan kar, Elif'i yılbaşını arkadaşları ile kutladıkları Özgür'ün dairesine yönlendirmişti. Tarık, yüksek tahsilini Ankara'da yapmak istiyordu. Bu isteğini gerçekleştirebilmek için 2 sene herhangi bir yükseköğrenim kurumuna kayıt yaptırmamıştı. Büşra'nın lise yıllarından bir arkadaşı onun için 'Neşe doluydu. Sınıfımıza sonradan gelmiş olmasına rağmen onu çabuk kabullenmiştik. Ancak bunu, yani Büşra'nın kaybını kabullenemeyiz' dedi. Büşra ve Tarık yakın arkadaştılar. İlerisi için müşterek planları vardı. Büşra ve Tarık yan yana defnedildiler. Oğuzhan ile Tarık liseden beri arkadaştı. Üniversiteye birlikte devam etme kararı almışlardı. Ne yazık ki ne beraber ne de yalnız başlarına bitiremediler. Erol bir taraftan üniversitedeki derslerini takip ederken bir taraftan da sık sık son bir yıldır İzmir'de bir hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altında bulunan babasını ziyaret ediyordu. Ne yazık ki bu insan çocukların sonu çok erken geldi.”
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Berat Gürzumar da yaptığı konuşmada, “Çok gençtiniz çocuklar. 2008 yılının güz döneminde tanışamamıştık. 2009'un ilk sabahı saat 11.00 gibi çalan bir telefon büyük bir acıyla birlikte tanıştırdı sizleri bana ve Hukuk Fakültesi mensuplarına. Tertemizdiniz. Her genç insan gibi bu ülkenin umuduydunuz, çocuklarımızdınız. Yok olmadınız, hüznümüz oldunuz. Sizi asla unutmayacağız” dedi.
DUYGU DOLU MEKTUP
Tarık Şükrü Yılmaz'ın kız kardeşi Tilbe Yılmaz, törende ağabeyine yazdığı mektubu okurken salonda duygu dolu anlar yaşandı. Tilbe Yılmaz'ın duygulu mektubu şöyle:
“Ağabeyim,
Söze nasıl başlayacağımı, ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Şu an beni gördüğünü ve duyduğunu biliyorum. Son defa gördüğümde bembeyaz kefene sarmışlardı seni. 'Ağabey' dedim haykırdım, ses vermedin, öptüm buz gibiydin. Bu nasıl bir acı, 'Tarık öldü diyorlar', ancak kimse içimdeki yangını bilmiyor. Sırdaşım, dert ortağım, sen gittin, derdimi kime anlatacağım, kime koşulsuz güveneceğim, kim sever beni senin sevdiğin gibi? Kim gözünü kırpmadan canını ortaya koyar benim için. Şimdi kara topraktasın, yalnız değilsin dedemin yanındasın, dedem ısıtacak seni. Keşke elimde olsaydı nefesimi sana verseydim. Hayat doluydun, benim iyi kalpli sevecen babayiğit, kargözlü ağabeyim. Allah kimseye ama kimseye kardeş acası vermesin. Allah önce anneme sonra babama, bana ve kardeşime ve seni seven herkese sabır versin.”
ARKADAŞLARIMIZA İFTİRA ATILDI
Bilkent Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkan Yardımcısı Fatih Demir ise olayın ardından bazı basın organlarında yapılan yorumları ve istifa eden Başkent Doğalgaz Genel Müdürü Veysel Karani Demir'in açıklamalarını eleştirerek, “Söz konusu basın yayın organlarını ve Veysel Karani Demir'i kınıyoruz ve onları insani değerlere, gencecik canların kaybına, en değerli varlıklarını yitiren ailelerin üzüntüsüne saygılı ve duyarlı olmaya davet ediyoruz. Böylesine büyük bir acının ardından yapılması gerekenin, arkadaşlarına iftira atmak veya onlara suçlamalar yöneltmek değil, bu olaya sebebiyet veren ihmaller zincirinin sorumlularını konuşmak olduğunu” diye konuştu.
ÖLEN ÖĞRENCİLER
Turan Özgür Attila (Hukuk Fakültesi- Hazırlık), Büşra Bek (İç Mimari ve Çevre Tasarımı- Hazırlık), Elif Koyuncuoğlu (Siyaset Bilimi- Hazırlık), Ceren Okkalı (Uluslararası İlişkiler- Hazırlık), Erol Can Özdokumacı (Turizm ve Otelcilik- Hazırlık), Oğuzhan Tozburun (Kimya- Hazırlık), Tarık Şükrü Yılmaz (Ticaret ve Yönetim- Hazırlık).
Gönderen
Adsız
zaman:
00:55
0
yorum
Etiketler: Ankara, Bilkent, Hukuk Fakültesi, İç Mimari, İktisadi, Kimya, Öğrenci, Ölen Öğrenciler, Siyaset Bilimi, Ticaret, Tören, Turizm Otelcilik
31 Aralık 2008 Çarşamba
Mesleki Eğitimde Reform...
Sabah Gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak Yüksek Öğretim Kurumunun mesleki eğitimde almış olduğu kararları değerlendiriyor.
YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan'la konuştum. Meslek okulları adına güzel haberler verdi. Mesleki teknik eğitim yeniden yapılandırılacak. Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Ticaret ve Turizm Eğitim Fakültesi gibi fakülteler yerine, 4 yıllık lisans eğitimi veren Teknoloji Fakültesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi ile Turizm Fakültesi kurulacak. Buralardan, "uygulama mühendisleri" çıkacak.
Hem teorisi olan, hem de uygulaması kuvvetli, işçinin yanında, işçiyle birlikte çalışacak gençler yetişecek; yani sahaya inecekler.
Bunun yanı sıra, 2 senelik olan ve sınavsız öğrenci kabul eden meslek yüksek okulları 3 seneye çıkıyor. İmtihanla talebe alınacak; 6 sömestrin 3'ü teorik ders, 3'ü de bilfiil belirli bir iş kolunda çalışarak geçecek. Çalışan genç, devlet tarafından sigortalı sayılacak, ayrıca asgari ücretin 3'te 1'i kadar para kazanacak.
Meslek yüksek okullarından, lisans programlarına, sınavlarda başarılı olmak şartıyla dikey geçiş kolaylaştırılıyor; kontenjan, lisans programına giriş kontenjanının % 10'una çıkıyor. Misafir öğrencilik Açıköğretimi de kapsayacak şekilde genişletiliyor. Açıköğretim talebesi dahi, bir ya da 2 sömestr örgün eğitimden yararlanabilecek.
Türkiye'de herkes, meslek liselerinin ve meslek yüksek okullarının kifayetsizliğinden şikâyetçi. Ama, ne zaman meslek okullarında reform konusu ortaya atılsa, akla İmam Hatipler geliyor ve engeller bir türlü kalkmıyor. Yusuf Ziya Özcan ise, tartışmaları aşmak için, İmam Hatip dışında kalan mesleki eğitime önem veriyor; onların önünü açmaya çalışıyor. Hele bir mesleki eğitim konusu halledilsin, İmam Hatip mezunları için de herhalde ayırımcılığı önleyecek düzenlemeler gerçekleşecektir. Ama işe İmam Hatip ile başlayınca, öyle bir gerilim doğuyor ki, mağduriyeti sona erdirmek mümkün olmuyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:23
0
yorum
Etiketler: Eğitim, Fakülte, Meslek, Meslek Okulları, Sabah, Sabah Gazatesi, Ticaret, YÖK