Domuz gribinin görüldüğü okulda eğitim neşeli başladı.
Ankara'da domuz gribi vakasının görüldüğü okulda eğitim öğretim yeniden başladı. Grip nedeniyle bir hafta tatil edilen okula öğrenciler bugün geldi. 26 öğrencide H1N1 virüsünün tespit edildiği okulda öğrencilerin tamamının iyileştiği bildirildi. Domuz gribi nedeniyle bir hafta tatil edilen 597 öğrencili Bilkent University Preparatory School (BUPS) İlköğretim Okulu'nda eğitime yeniden başlandı. Öğretmenler ve öğrenciler saat 08.00 sıralarında okula giriş yaptı. Bazı öğrenciler okul servisiyle bazıları ise velileriyle geldi. Okula gelen öğrencilerin neşeli oldukları gözlendi. Ders başı yapılan okulda sabah saatlerinde yoğun bir araç trafiğinin yaşandığı dikkat çekti.
Öğrencilerin gelişini kapı önünde bekleyen Okulun Genel Müdürü James Swetz, şu ana kadar 26 öğrencide H1N1 virüsünün tespit edildiğini, öğrencilerin hepsinin iyileştiğini söyledi. Başka tür grip ve soğuk algınlığı geçiren pek çok öğrencinin olduğunu belirten Swetz, hasta çocukların evde tutulması gerektiğini, ailelerin doktorlarıyla beraber buna karar vereceklerini dile getirdi. Bir basın mensubunun ''Okul olarak herhangi bir önlem aldınız mı?'' sorusu üzerine Swetz şunları söyledi: ''Kapalı olduğumuz hafta boyunca bu konuda eğitim için çalıştık. Velilerimize mesajlar yolladık. Hasta olan çocukların okulda tutulmayacağını biliyoruz. Burada doktorlarımız ve hemşirelerimiz var. Eğer bir acil durum olursa onlar da her zaman müdahale etmeye hazırlar. Semptomları iyi bir şekilde anlattık ki hasta olan çocuklar evde tutulabilsin.'' Okulun genel müdürü James Swetz, ''Velilere basına herhangi bir açıklama yapmamaları yönünde uyarıda bulunuldu mu?'' sorusuna, "Velilere sürekli olarak tek kaynaktan güncel bilgi ulaştırmaya çalıştık. Çünkü böyle zamanlarda dedikodular olabiliyor. Bunlara ortam hazırlamamak için velileri güncel olarak bilgilendirmeye çalıştık. Tek kaynaktan bilgi almaları bizim için önemli.'' şeklinde cevap verdi. BUPS İlköğretim Okulu'nda, öğrencilerde domuz gribi virüsü tespit edilmesi nedeniyle bir hafta eğitime ara verilmişti.
21 Ekim 2009 Çarşamba
Bilkent İlköğretimde Eğitime Başlandı...
Gönderen
Adsız
zaman:
07:26
0
yorum
Etiketler: Bilkent, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
23 Ocak 2009 Cuma
Bilkent'li Ümit'in Kahreden Mesajları...
Önceki gün Uludağ'da kaybolan ve donarak ölen Üniversite öğrencisi Ümit Özgen son ana kadar kurtarılacağı umuduyla arkadaşına mesaj atmış.
Uludağ'da kaybolduktan sonra donarak hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Ümit Özgen'in Uludağ'a birlikte geldiği yakın arkadaşı Sinan Uçkan'a, kaybolduktan sonra gönderdiği mesajlar, son ana kadar kurtulma umuduyla helikopter beklediğini ortaya koydu Özgen, Uçkan'a gönderdiği ilk mesajda, “Ya fişek yok mu?” diyerek, oteller bölgesini bulabilmek amacıyla bir fişek atılmasını istedi. Özgen, daha sonra “Acil helikopter, hava kararmadan bir saate donarım” yazılı mesajı yolladı. “Lütfen, donuyorum. Helikopter. Kendileri dedi. Ölüyorum Sinan” diye yazan Özgen'in, son mesajı, “Bir ışık görüyorum” oldu. Bu mesajdan 10 dakika sonra cep telefonunun şarjı biten Özgen, saatler sonra ekipler tarafından bulunmasına rağmen kurtarılamadı
6 Ocak 2009 Salı
Bilkent'te Hüzünlü Gün...
Ankara’da doğalgazdan zehirlenerek ölen 7 öğrenci için Bilkent Üniversitesi'nde anma töreni düzenlendi.
ANKARA'da yılbaşı gecesi doğalgaz kombisinin borusundan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenip ölen 3'ü kız, 7 öğrenci için okudukları Bilkent Üniversitesi'nde anma töreni düzenlendi. Törene katılan ölen öğrencilerden Tarık Şükrü Yılmaz'ın kız kardeşi Tilbe Yılmaz'ın ağabeyine yazdığı mektubu okuması, salonu dolduranları gözyaşına boğdu.
Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Konser Salonu'ndaki törene, ölen gençlerin bazılarının aileleri, yakınları, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, bazı YÖK üyeleri, üniversite yönetimi, aralarında YÖK Başkanı Özcan'ın Bilkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü'nde görev yapan eşi Doç. Dr. Kıvılcım Metin Özcan'ın da bulunduğu öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Salondaki platformda, uzun bir masanın üzerine beyaz karanfiller arasında, hayatlarını kaybeden gençlerin çerçeveli fotoğrafları konulurken, bazı ailelerde çocuklarının fotoğraflarını kucaklarında taşıdı. Gençlerin anısına bir dakikalık saygı durusuyla başlayan törene katılanlar gözyaşlarını tutamadı. Bilkent Üniversitesi Senfoni Orkestrası, Işın Metin yönetiminde Samuel Barber'ın 'Yaylı Sazlar İçin Adagio' eserini seslendirdiği sırada salonda hıçkırıklar yükseldi.
Törende konuşan Bilkent Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Atalar, yurtdışında bulunan Rektör Prof. Dr. Ali Doğramacı'nın başsağlığı mesajını okuduktan sonra, karbonmonoksit konusunda bilgiler verdi. Prof. Dr. Atalar, şunları söyledi:
“Oksijenin yetersiz olduğu durumlarda odun, kömür, doğalgaz, fuel-oil, gazyağı, benzin veya tüpgaz gibi yakıtların yanması sırasında ortaya çıkabilir. Yakıt yanarken ateşi mavi ise yeterli oksijen var demektir. Oksijen yetersizliği genellikle çok soğuk gecelerde pencerelerin sıkı sıkıya kapalı olduğu ve çok miktarda yakıt yakıldığı zamanlarda olur. Yılbaşı gecesi de böyle soğuk gecelerden biriydi. Belki evin içerisinde çok kişi olduğu için oksijen de normale göre daha azalmıştı. Doğalgaz yanarken karbonmonoksit çıkarıyordu.”
PIRIL PIRIL HAYELLERİNİ GERİDE BIRAKIP GİTTİLER
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Heper ise hem Türkçe, hem İngilizce yaptığı konuşmasında, gençlerin hayallerini anlatarak şunları söyledi:
“Büşra, Ceren, Elif, Erol, Oğuzhan, Özgür ve Tarık, annelerinin ve babalarının sevgili çocukları, arkadaşlarının can dostları, hocalarının değerli öğrencileri, ülkelerinin iyi vatandaşları idiler. Ceren babasına, 'Senden başka hiçbir şey istemiyorum, beni okut' demişti. Ceren'in cenaze töreninde babası, kızının köy adetlerine göre halıdan oluşan tabutuna bakarak 'Hani bana diplomanı getirecektin?' diye ağlıyordu. 1 Ocak 2009 Perşembe günü Ceren'in doğum günü idi. Onun için Özgür'lerdeki kutlama hem yeni yıl, hem de yaş günü kutlaması idi. Özgür savcı olmak ve dolayısıyla ülkesinde hukuk devleti fikrinin pekişmesine katkıda bulunmak istiyordu. Elif siyasete atılacağını belirtmiş, 'Condoleezza Rice gibi çok başarılı olacağım' demişti. Yılbaşı tatilinde İstanbul'daki annesini ziyaret etmeyi planlamış, ne varki o meşum gece şehirlerarası yolları kapayan kar, Elif'i yılbaşını arkadaşları ile kutladıkları Özgür'ün dairesine yönlendirmişti. Tarık, yüksek tahsilini Ankara'da yapmak istiyordu. Bu isteğini gerçekleştirebilmek için 2 sene herhangi bir yükseköğrenim kurumuna kayıt yaptırmamıştı. Büşra'nın lise yıllarından bir arkadaşı onun için 'Neşe doluydu. Sınıfımıza sonradan gelmiş olmasına rağmen onu çabuk kabullenmiştik. Ancak bunu, yani Büşra'nın kaybını kabullenemeyiz' dedi. Büşra ve Tarık yakın arkadaştılar. İlerisi için müşterek planları vardı. Büşra ve Tarık yan yana defnedildiler. Oğuzhan ile Tarık liseden beri arkadaştı. Üniversiteye birlikte devam etme kararı almışlardı. Ne yazık ki ne beraber ne de yalnız başlarına bitiremediler. Erol bir taraftan üniversitedeki derslerini takip ederken bir taraftan da sık sık son bir yıldır İzmir'de bir hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altında bulunan babasını ziyaret ediyordu. Ne yazık ki bu insan çocukların sonu çok erken geldi.”
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Berat Gürzumar da yaptığı konuşmada, “Çok gençtiniz çocuklar. 2008 yılının güz döneminde tanışamamıştık. 2009'un ilk sabahı saat 11.00 gibi çalan bir telefon büyük bir acıyla birlikte tanıştırdı sizleri bana ve Hukuk Fakültesi mensuplarına. Tertemizdiniz. Her genç insan gibi bu ülkenin umuduydunuz, çocuklarımızdınız. Yok olmadınız, hüznümüz oldunuz. Sizi asla unutmayacağız” dedi.
DUYGU DOLU MEKTUP
Tarık Şükrü Yılmaz'ın kız kardeşi Tilbe Yılmaz, törende ağabeyine yazdığı mektubu okurken salonda duygu dolu anlar yaşandı. Tilbe Yılmaz'ın duygulu mektubu şöyle:
“Ağabeyim,
Söze nasıl başlayacağımı, ne söyleyeceğimi bilmiyorum. Şu an beni gördüğünü ve duyduğunu biliyorum. Son defa gördüğümde bembeyaz kefene sarmışlardı seni. 'Ağabey' dedim haykırdım, ses vermedin, öptüm buz gibiydin. Bu nasıl bir acı, 'Tarık öldü diyorlar', ancak kimse içimdeki yangını bilmiyor. Sırdaşım, dert ortağım, sen gittin, derdimi kime anlatacağım, kime koşulsuz güveneceğim, kim sever beni senin sevdiğin gibi? Kim gözünü kırpmadan canını ortaya koyar benim için. Şimdi kara topraktasın, yalnız değilsin dedemin yanındasın, dedem ısıtacak seni. Keşke elimde olsaydı nefesimi sana verseydim. Hayat doluydun, benim iyi kalpli sevecen babayiğit, kargözlü ağabeyim. Allah kimseye ama kimseye kardeş acası vermesin. Allah önce anneme sonra babama, bana ve kardeşime ve seni seven herkese sabır versin.”
ARKADAŞLARIMIZA İFTİRA ATILDI
Bilkent Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkan Yardımcısı Fatih Demir ise olayın ardından bazı basın organlarında yapılan yorumları ve istifa eden Başkent Doğalgaz Genel Müdürü Veysel Karani Demir'in açıklamalarını eleştirerek, “Söz konusu basın yayın organlarını ve Veysel Karani Demir'i kınıyoruz ve onları insani değerlere, gencecik canların kaybına, en değerli varlıklarını yitiren ailelerin üzüntüsüne saygılı ve duyarlı olmaya davet ediyoruz. Böylesine büyük bir acının ardından yapılması gerekenin, arkadaşlarına iftira atmak veya onlara suçlamalar yöneltmek değil, bu olaya sebebiyet veren ihmaller zincirinin sorumlularını konuşmak olduğunu” diye konuştu.
ÖLEN ÖĞRENCİLER
Turan Özgür Attila (Hukuk Fakültesi- Hazırlık), Büşra Bek (İç Mimari ve Çevre Tasarımı- Hazırlık), Elif Koyuncuoğlu (Siyaset Bilimi- Hazırlık), Ceren Okkalı (Uluslararası İlişkiler- Hazırlık), Erol Can Özdokumacı (Turizm ve Otelcilik- Hazırlık), Oğuzhan Tozburun (Kimya- Hazırlık), Tarık Şükrü Yılmaz (Ticaret ve Yönetim- Hazırlık).
Gönderen
Adsız
zaman:
00:55
0
yorum
Etiketler: Ankara, Bilkent, Hukuk Fakültesi, İç Mimari, İktisadi, Kimya, Öğrenci, Ölen Öğrenciler, Siyaset Bilimi, Ticaret, Tören, Turizm Otelcilik