Ankara Üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara Üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2009 Cuma

Kokulu Kalem Ve Silgi'ye Dikkat...

Kırtasiye ürünleri satın alınırken azo boyası içerip içermediğine dikkat edilmesi gerekiyor.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, "Resim boyaları, renkli kalemler ve oyun hamurlarının üretiminde kullanılan Azo boyalarının kanserojen olduğuna" işaret ederek, bu tür ürünler satın alınırken azo boyası içerip içermediğine dikkat edilmesi uyarısında bulundu. Akdur, kırtasiye malzemelerinin sağlığa zararlı maddeleri barındırabileceğini belirterek, bu maddelerin dört grupta toplandığını söyledi. Bunlardan birinin, önlük, forma gibi giysileri, matara, beslenme çantası, okul çantası, kalemlik, oyun hamuru gibi kırtasiye malzemelerini boyamakta kullanılan ürünlerin içinde yer alan "Azo boyaları" olduğunu bildirdi. Akdur, bu tür boyaların özellikle sulu ya da yağlı boya içinde de bulunduğunu bildirdi. Prof. Dr. Akdur, malzemeleri boyama ve dayanıklı hale getirmek için kullanılan kurşun gibi ağır metallerin, plastik malzemeye elastikiyet kazandıran fitalatların ve eritici olarak kullanılan (keçe kalemler, zamklar gibi) ve koku taşıyıcı olarak kullanılan (parfüm kokulu malzeme) organik çözücülerin de kırtasiye malzemelerinde kullanılan zararlı maddeler olduğunu söyledi. Akdur, giysilerin, resim boyalarının, çantaların, sulukların ve kalem gibi sık kullanılan ürünlerin sağlığa zararlı madenden yapılmamış olması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Resim boyaları, renkli kalemler ve oyun hamurlarının üretiminde kullanılan azo boyaları kanserojendir. Bu nedenle anneler babalar, çocuklarına resim boyaları ve kalemleri alırken üzerinde 'azo boyası' veya sağlığa zararlı diğer bir madde içermediğine ilişkin bilgi ve not olup olmadığına dikkat etmelidir. Çanta kalemlik ve benzeri vinileks yada kumaş kırtasiye malzemelerinin boyanmasında da azo boyaları kullanılabilmektedir. Çocuklara boyasız ya da olabildiğince az boyalı kırtasiye malzemesi alınmalıdır. Başta kurşun olmak üzere ağır metaller içeren boyalar ile boyanmış malzemeden kaçınılmalı. Bu tür boyalar başta metal olmak üzere sert materyal ile hazırlanman kalemlik matara gibi malzemelerin boyanmasında kullanılmaktadır." Xylol, xylene, toluol, hexol, etilasetat gibi organik çözücülerin de kırtasiye malzemesinde, zamk ve yapıştırıcıların yapışkan maddesini eritmek, beyaz tahta kalemi, resim kalemi ve ince uçlu kalemlerde gibi keçe kalemlerin mürekkeplerini eritmek ve kokulu ürünlerin parfüm kokmasını sağlamak için kullanıldığını anlatan AÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dal ı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Recep Akdur, şöyle devam etti: "Mürekkebinde çözücü olarak etilasetat, kesilen gibi organik çözü cüler bulunan (solvent bazlı) her türden keçe kalemlerin kullanılması öğretmenlerin ve öğrencilerin sağlığı için çok zararlıdır. Bu tür organik çözcülerin kendisi kanserojendir, maruz kalanlarda kan kanserine neden olur. Ayrıca bu maddeler çocuklarda koklama alışkanlığı yaratarak geleceğin tiner, bali ve uhu koklayıcısı çocuklarının oluşmasına zemin hazırlarlar. Bu nedenle velilerimiz ve öğretmenlerimiz 'etilasetat veya ksilen ve benzeri organik çözücü içeren boyalardan yapılmış (solvent bazlı) keçe kalemleri kesinlikle kullanılmamalıdır. Anne babalar ve öğretmenler beyaz tahta kalemi ve benzeri keçe kalemleri alırken üzerinde suda çözülmüş (su bazlı) veya 'alkolde çözülmüş (alkol bazlı) boyadan yapılmış 'olduğuna ilişkin bilgi notu ya da 'sağlığa zararlı madde içermediğine' dair uyarı aramalıdır. Satın almada su bazlı, alkol bazlı kalemleri tercih ederek, solvent bazlı kalemler kesinlikle satın alınmamalıdır." Akdur, bazı zamklarda da yapıştırıcı maddeyi eritmek için xylol, toluol, hexol ve tiner gibi organik çözücülerin kullanıldığını ifade ederek, "Bu tür organik çözücülerin kendisinin kanserojen olması yanında, çocuklarda koklama/çekme alışkanlığı yapmakta, diğer bağımlık yapan maddelerin kullanımına da zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle, organik çözücülerle hazırlanmış (solvent bazlı) zamk yerine su bazlı ürünler tercih edilmelidir" diye konuştu. Ele bulaşan zamkın, yıkama ile kolayca temizlenebilmesinin ürünün su bazlı olduğunun göstergesi olduğunu anlatan Akdur, "Aksine ele bulaştırılan zamk su ile elden temizlenemiyor ise solvent bazlıdır ve bu tür zamklar çocuklardan uzak tutulmalıdır" dedi. Kokulu kalem, silgi ve benzeri parfüm içeren kırtasiye malzemesinde kullanılan çözücülerin de kanserojen olduğunu ifade eden AÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akdur, bu ürünlerin de çocuklarda koklama alışkanlığı yapabileceğini söyledi. Akdur, "Türkiye'de tiner bağımlılığın bu kadar yaygın olmasında bu tür kırtasiyenin payı var" iddiasında bulundu. Akdur, bu ürünleri alırken mutlaka TSE ve CE damgasının aranması, bu konuda velilerin ve öğretmenlerin bilinçli olması ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın denetim, eğitim ve uyarılarını sıklaştırması gerektiğini bildirdi.

5 Mart 2009 Perşembe

Ankara Üni. "Latin Amerika" Merkezi...

Ankara Üniversitesi ile Havana Üniversitesi arasında Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi kurulmasına ilişkin protokol imzalandı.

Ankara Üniversitesi ile Havana Üniversitesi arasında Ankara Üniversitesi bünyesinde Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi kurulmasına ilişkin protokol imzalandı. Ankara Üniversitesi 100. Yıl Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen imza töreninde konuşan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, Küba'nın yurtdışında Atatürk heykeli bulunan tek ülke olduğunu kaydederek, Havana Üniversitesi ile böyle yakın işbirliği gerçekleştirmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. İmzalanan protokolle genel akademik alanda işbirliği yapılmasının hedeflendiğini ve bu çerçevede iki üniversite arasında öğretim üyesi, öğrenci değişimi ve ortak projeler gerçekleştirilmesinin öngörüldüğünü anlatan Taluğ, ayrıca Ankara Üniversitesi bünyesinde Latin Amerika Çalışmaları Araştırma Uygulama Merkezi kurulmasının amaçlandığını bildirdi. Söz konusu merkezin kurulmasına ilişkin çalışmanın YÖK'e sunulduğunu belirten Taluğ, Havana Üniversitesinin bu merkeze eleman göndererek, destek sağlayacağını kaydetti. "Latin Amerika'nın anahtarının Küba olduğunu" belirten Taluğ, "Küba, Latin Amerika'nın girişidir, köprüsüdür. Türkiye'de ilk kez kurulacak böyle bir merkezin güçlenmesinde kendilerinden çok büyük yardım alacağımızı biliyorum, teşekkür ediyorum" dedi. Taluğ, Havana Üniversitesinde Türk Dili ve Kültürü Anabilim Dalı açıldığını, bunu heyecanla ve coşkuyla karşıladıklarını dile getirerek, "Burada atacağımız tohum, hem Ankara'da hem de Havana'da yeşillenerek iki ülke arasındaki ilişkiye katkıda bulunacaktır" diye konuştu. Havana Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ruben Zardoya da "Atatürk'ün ülkesinde bulunmaktan mutluluk duyduğunu" dile getirdi. Zardoya, protokolün iki ülke arasındaki ilişkiye katkıda bulunacağını söyledi. Rektör Zardoya, ayrıca "Küba'da Yükseköğretimin Evrenselleştirilmesi" konulu bir konferans verdi.

19 Şubat 2009 Perşembe

Çocuklar Gördüğünü Yapıyor!...

Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, insanların söyleneni değil yapılanı yaptığını ifade ederek, çocuklarda bunun daha fazla olduğunu söyledi.

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, insanların söyleneni değil yapılanı yaptığını ifade ederek, çocuklarda bunun daha fazla olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yeşilyaprak, çocuklar ve gençlerin bir yanlışlık içerisinde olduğunun anlaşılması durumunda otoriter olmak yerine arkadaş gibi problemin dinlenmesinin de önemine dikkat çekti. Ordu'nun Ünye İlçesi Cumhuriyet Başsavcılığı Koruma Kurulu, 'Eğitim Yoluyla Şiddetin Azaltılması ve Suçun Önlenmesi için Anne-Baba Eğitimi Seferberliği' projesi kapsamında 'Eğiticinin Eğitimi' konulu konferans düzenledi. Cumhuriyet Başsavcılığı, Ünye Belediyesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle Ünye Ticaret Odası'nda düzenlenen konferansın açılış konuşmasını Cumhuriyet Başsavcısı Cem Sağdıç yaptı. Konferansa konuşmacı olarak katılan Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, insanların söyleneni değil yapılanı yaptığını ifade ederek, çocuklarda bunun daha fazla olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yeşilyaprak, çocuklar ve gençlerin herhangi bir yanlışlık içerisinde olduğunun anlaşılması durumunda otoriter olmak yerine arkadaş gibi problemin dinlenmesi, sözlü ve örnekli bir biçimde ikna yolu kullanılmasını istedi. Türkiye'de her üç aileden biri şiddete maruz kalırken, her iki aileden birinin ise sözel ya da fiziksel şiddetle karşı karşıya olduğunu ifade eden Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak "Anne ve babalar aile içinde ya da dışında başta kendi davranışlarına dikkat etmeleri gerekir. Çünkü özenti, taklit yapma duygusu en fazla çocuklarda mevcuttur. Gerek konuşma gerekse fiili davranışlarda; bir fotoğraf makinesi misali çocuklar gördüklerinin adeta fotoğrafını çeker ve beyninde onu muhafaza eder. Bir gün aynı olayla kendisi karşılaştığında, anne babadan veya çevreden aldığı o fotoğrafı kes-yapıştır uygulamasını kullanarak karşı karşıya olduğu duruma montajlar. Bu olumsuz davranışın önüne geçmek için kişi tedbiri baştan elinde tutmalıdır. Yoksa insan kafasına düşen bir saksı misali, insanın başına düştükten sonra iş işten geçmiş olur. Problem için çözüm çok zor hatta çözümsüz olur." dedi. Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak, yine ortaokul ve lise çağındaki çocukların bireylerin özentilerinden dolayı kendi aralarında doğruluğunu araştırmadan risk alma, örneğin; çete kurma yoluna gitmeleri, yine doğruluğunu araştırmadan adrenalinli riskli olaylara karışarak macera yaşama adı altında insanda zıt etki yapabilecek yollar kullandıklarına vurgu yaparak, "İşte bunların önüne geçmek için ne güzel söylemişler; 'Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.' Çocuklar takıldığı ortamlara kadar her şeyi ile gözetimimiz, takibimiz altında olmalıdır." diye konuştu.