CHP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CHP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2009 Cuma

Öğrencilerin Borçları Hesaplansın

Yaşar Tüzün, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'ndan öğrenim kredisi alan öğrencilerin borcunun yeniden hesaplanmasını önerdi.

CHP Milletvekili Yaşar Tüzün, TBMM'ye sunduğu kanun teklifi ile Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'ndan öğrenim kredisi alan öğrencilerin borcunun yeniden hesaplanmasını önerdi. Kanun teklifine göre, öğrencinin kredi borcu, öğrenim süresinin bitimi veya kredinin kesildiği tarihe kadar faiz uygulanmadan tespit edilecek. Kredinin kesildiği tarihten, ödemenin başladığı tarihe kadar da TÜİK'in ilan ettiği TÜFE artışlarının yarısı uygulanacak. Kredi borcunun ödenmesi ise borçlunun Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilişkilendirilmesinden sonra başlayacak. Borçlu, borcunu kredi aldığı sürenin yarısı kadar sürede ve aylık dönemler halinde ödeyecek.

30 Mart 2009 Pazartesi

"Öğrenci Yok Dolduramayız"

Ankara'da düzenlenen ulusalcı organizasyonlara rektörü olduğu üniversitenin öğrencilerini götüren Haberal, eylemleri de üniversitenin tatil günlerine göre belirlemiş.

Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianameye göre, Başkent Üniversitesi Hastanesi'nin başhekimi Prof. Dr. Mehmet Haberal, örgüt üyeleriyle birlikte parti kurma çalışmalarında bulunmuş.
Ergenekon soruşturmasında tutuklanan emekli Orgeneral Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Doğu Perinçek ile eski milletvekili Kamran İnan ve eski Bakan Ufuk Söylemez ile sık sık gizli toplantılarda buluşarak, AK Parti'yi bölmek için strateji belirlemiş. Milli İktidar Harekâtı (MİH) adı altında oluşturulan yapılanma çerçevesinde toplantılar düzenleyen Haberal, oluşumun başına geçmeyi düşünüyormuş. Ankara'da düzenlenen ulusalcı organizasyonlara rektörü olduğu üniversitenin öğrencilerini götüren Haberal, eylemleri de üniversitenin tatil günlerine göre belirlemiş. 13 Şubat 2008'de Ali E. ve Mümtaz S.'nin Şener Eruygur'la yaptığı görüşmede Haberal'ın söyledikleri şu sözlerle aktarılıyor: "O yarın 17'yle ilgili olarak Haberal diyor ki. Onu diyor pazartesiye alsanız diyor, çünkü öğrenci yok, dolduramayız orayı diyor. Yoksa nakilde bir sorun yok diyor. Yarın sabahleyin bunu bir görüşüp de diğerleriyle yani onlar açısından bir sorun yoksa pazartesi alalım. Televizyonda Haberal diyor ki o gün öğrenci yok, bir şey yok diyor. Bunu pazartesiye alsanız diyor." CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Başkent Üniversitesi'nin televizyonu olan Kanal B'de katıldığı canlı yayında sunucunun, "Sizi başkan seçmek için her türlü p...tluğu yapma talimatı aldık." demesi Mehmet Haberal'ı tekrar gündeme getirmişti. Program sayesinde Kanal B'nin sahibi olan Haberal'ın, AK Parti'nin oylarının büyük şehirlerde bölünmesi için çalışanlarına talimat verdiği ortaya çıkmıştı. Haberal'ın siyasete farklı yollarla müdahalesi bunlarla da sınırlı değil. Şimdi ismi Ergenekon terör örgütü zanlılarıyla anılan Haberal, Bülent Ecevit'e de 'iş göremez' raporu verdiği iddialarıyla gündeme gelmişti.

11 Mart 2009 Çarşamba

Belediye Bursları Bugün Kesiliyor...

Anayasa Mahkemesi'nin, belediyelerin yükseköğrenim öğrencilerine doğrudan burs ve kredi vermesine imkan sağlayan düzenlemeyi iptal eden kararının gerekçesi yayınlandı.

Gerekçeli Karar'ın Resmi Gazete'de yayınlanmasıyla burs alan öğrencilerin bursları bugün itibariyle kesilecek.
Yükseköğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi Verilmesine İlişkin Kanun"un, 2/2. fıkrası, kamu kurum ve kuruluşlarının yükseköğrenim öğrencilerine burs ve kredi vermelerini yasaklıyordu. Bu kuruluşlara sadece kredi ve burs verilmesini öngördükleri öğrencilerin isimlerini Kredi ve Yurtlar Kurumu'na bildirebilme hakkı tanınıyordu. Ancak yasanın bu maddesinde bulunan "belediyeler hariç" ifadesi nedeniyle belediyelerin yüksek öğrenim öğrencilerine kredi ve burs verebilme olanağı sağlanıyordu.
Anayasa Mahkemesi CHP'nin açtığı iptal davasını görüşmüş, yasadaki "belediyeler hariç" ibaresini iptal etmişti. Anayasa Mahkemesi, diğer hükümlerin iptal ve yürürlüğün durdurulması istemlerini ise reddetmişti. Yüksek Mahkeme'nin bu kararın gerekçesi Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlandı.
Böylece belediyelerin bu ayrıcalağına son verilmiş oldu. Belediyeler de diğer kamu kurum ve kuruluşları gibi yüksek öğrenim öğrencilerine kredi ve burs veremeyecekler. Belediyeler kredi ve burs verilmesini öngördükleri öğrencilerin isimlerini Yurt-Kur'a bildirebilecekler.

20 Şubat 2009 Cuma

17 YAŞINDAKİ TAŞKIN'IN ÖLÜMÜ MECLİS'TE

Ankara'da Sincan Lisesi son sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Tolga Taşkın'ın, mp3 çalar verileceği vaat edilerek götürüldüğü AKP aday tanıtımı toplantısında hayatını kaybetmesi TBMM gündemine taşındı. CHP Yalova Milletvekili, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi Muharrem İnce, İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na yazılı bir soru ...
Ankara'da Sincan Lisesi son sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Tolga Taşkın'ın, mp3 çalar verileceği vaat edilerek götürüldüğü AKP aday tanıtımı toplantısında hayatını kaybetmesi TBMM gündemine taşındı.
CHP Yalova Milletvekili, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi Muharrem İnce, İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na yazılı bir soru önergesi verdi. İnce, Ankara'nın Sincan ilçesinde Sincan Lisesi son sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Tolga Taşkın'ın mp3 çalar verileceği vaat edilerek götürüldüğü, AKP aday tanıtımı toplantısına katılmasından sonra, diğer çocuklarla birlikte ödüllendirilmek amacıyla Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Sincan Gençlik Merkezi'nde saat 21.00'dan sonra havuza girmelerine izin verilmesi ve Taşkın isimli öğrencinin boğularak hayatını kaybetmesini TBMM gündemine taşıdı.
-"OLAYIN KAPATILMASI İÇİN ÇOCUKLAR TEHDİT EDİLDİ" İDDİASI-
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Ankara'da kaç gençlik merkezinin bulunduğunu soran İnce, gençlik merkezlerinde havuza giren gençler için sağlık ekibi ve donanımı bulundurulmasının zorunlu olup olmadığının açıklanmasını istedi.
Tolga Taşkın'ın hayatını kaybettiği gece Sincan Gençlik Merkezi'nin kapanma saati 21.00 olan merkezde çalışma saatlerinin dışında havuza girmelerine kimin izin verdiğini de soran İnce, "Bu çocuklarımızın havuza girdikleri esnada orada cankurtaran bulunmadığı doğru mudur? Ankara Büyükşehir Belediyesi sorumlularının ölüm olayından sonra Gençlik Merkezi'ne giderek olayın kapatılması için çalışanları tehdit ettikleri yönündeki iddialar doğru mudur? Bir çocuğumuzun ölümüyle sonuçlanan bu olayla ilgili, çocukların çalışma saatleri dışında havuza nasıl ve kimlerin talimatıyla girdiklerinin belirlenmesi ve sorumluların cezalandırılması amacıyla Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından bir soruşturma açılmış mıdır?" sorularına yanıt istedi.

30 Ocak 2009 Cuma

87 Ülkede Türkçe Öğretiliyor...

Madagaskar'dan Maldiv Adaları'na, Fildişi Sahilleri'nden Japonya'ya kadar toplam 87 ülkenin ilk ve ortaöğretim kurumlarında, Türkçe öğretiliyor.

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, CHP İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız'ın soru önergesine verdiği yazılı yanıtta, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşların öğretim ihtiyacını karşılamak amacıyla, öğretim kurumlarında, ülkenin mevzuatına göre, Türkçe dersinin okutulduğunu belirtti. Aydın, Türk nüfusunun yoğunluğuna ve talebe göre, 87 ülkede ilk ve ortaöğretim kurumlarında Türkçe'nin öğretildiğini bildirdi. Aydın'ın verdiği bilgiye göre, en az bir öğretim kurumlarında Türkçe'nin öğretildiği ülkeler şöyle: "ABD, Afganistan, Almanya, Angola, Arjantin, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bangladeş, Belçika, Benin, Bosna-Hersek, Brezilya, Bulgaristan, Burkina-Faso, Burma, Çad, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Ekvator Ginesi, Endonezya, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahilleri, Filipinler, Fransa, Gabon, Gana, Gine, Güney Afrika, Güney Kore, Gürcistan, Hindistan, Hollanda, Irak, İngiltere, Japonya, Kampoçya, Kamerun, Kanada, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kosova, Laos, Letonya, Liberya, Litvanya, Macaristan, Madagaskar, Makedonya, Malavi, Maldiv Adaları, Malezya, Mali, Meksika, Moğalistan, Moldova, Moritanya, Mozambik, Nepal, Nijer, Nijerya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Pakistan, Papua Yeni Gine, Polonya, Romanya, Rusya, Senegal, Sırbistan, Sri Lanka, Sudan, Sudi Arabistan, Tacikistan, Tanzanya, Tayland, Tayvan, Togo, Türkmenistan, Uganda, Ukrayna, Ürdün, Vietnam ve Yemen." Aydın, 46 ülkede, talebe göre özel kurslarda Türkçe öğretildiğine, 9 ülkede de Türkçe öğretiminin yapıldığı üniversite bulunduğuna işaret etti.

22 Aralık 2008 Pazartesi

Bakan'dan Öğrencilere Müjdeli Haber...

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik öğrencilere burs ya da kredi verme konusunda bir sorun olmadığını, isteyen her öğrenciye burs verdiklerini ifade etti.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, kredi isteyen ve evraklarını tamamlayan her öğrenciye burs ya da kredi verildiğini söyledi.

Çelik, TBMM Genel Kurulunda, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, ÖSYM, YURTKUR ve 94 üniversite bütçesinin görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Çelik, CHP'nin başvurusu üzerine belediyelerin öğrencilere verdiği bursun iptalinin ardından mağduriyetlerin nasıl giderileceği sorusuna, ''Yasal düzenleme yapılmadan mağduriyetlerin giderilmesi mümkün değil. Yasa çıkarma, TBMM takdirinde. Ama biz Hükümet olarak, yasal düzenleme yapılması konusunda üzerimize düşeni yapacağız. Bu yönde yasal çalışma yapacağız. Öğrencilerin mağduriyetini lehe çevireceğiz'' diye konuştu.

Çelik, ''CHP'nin çarşaf ve şalvar açılımının üniversitede türbanlı öğrencilerin mağduriyetinin giderilmesine katkısı olup olmayacağı'' sorusuna, bunun farklı bir polemik konusu olduğuna işaret ederek, ''Türkiye'de standardı koyan CHP değil, Anayasa ve yasalardır. CHP bir şey yaptı diye o meşrulaşmaz ya da gayrı meşru olmaz'' dedi.

Okulların güvenliği konusundaki bir soru üzerine Çelik, ''Biri kötü niyetli olduğu zaman Danıştay'a da başka yere de gidip yapabilir. Bir veli olarak da öğretmenin yakını olarak da okula girebilir. İçişleri Bakanlığı ile birlikte, okul önlerinin MOBESE kameralarla izlenmesini sağladık. Okul etrafında, öğrencileri uyuşturucu ve diğer kötü alışkanlıklara bulaştıracak unsurlar için önlem alındı. Beşiktaş'ta bir okul kantinini işleten kişinin öldürülmesi, talihsiz bir olaydır, münferit olaylardan biridir'' diye konuştu.

EN ŞEFFAF İHALELER...

Çelik, Türkiye'de en şeffaf yapılan ihalelerin kitap basımını ve teminine yönelik ihaleler olduğunu ifade ederek, medyanın önünde ve canlı yayında yapıldığını kaydetti.

Ortaöğretim kitapları için yapılan ihaleye 32, ilköğretim kitapları ihalesine ise 27 firmanın katıldığına işaret eden Çelik, ''Kendi aralarında anlaştıkları kanaati bizde hasıl olduğu için ihaleyi iptal ettim. Firmalara, 'Bakın, maliyet fiyatları şunlardır. Bunun makul bir kar payı vardır. Bunun üzerine çıkarsanız kesinlikle, hiçbir şekilde sizden kitap almayız' dedik. Milli Eğitim Bakanlığının bu işten karı, 30-40 trilyon lira civarında oldu. Bizim alnımız açık, yüzümüz ak'' dedi.

Kredi isteyen ve evraklarını tamamlayan her öğrenciye ya burs ya da kredi verdiklerini kaydeden Çelik, bu konuda bir sorun olmadığını söyledi.

Çelik, milli eğitim müdür yardımcısı, şube müdürü ve ilköğretim müfettişlerinin mağduriyetlerinin giderilmesine dönük çalışma yapıldığını, bunun geçmişe dönük hak kayıplarının da giderilmesini kapsadığını kaydetti.

Doçentlerin geçerli yabancı dil puanının düşürülmesi konusunda söz vermediğini, buna taraftar da olmadığını belirten Çelik, her bilim adamının mutlaka bir yabancı dil bilmesi gerektiğini vurguladı.

BİR LİSENİN ÜZERİNDE BEŞ TABELA...

Lise çeşitliliğine dayalı ortaöğretimi program çeşitliliğine esası üzerine yeniden düzenlediklerini ifade eden Çelik, bununla hem tasarruf yapılması hem de karmaşanın giderilmesinin amaçlandığını vurguladı. Bir endüstri meslek lisesi binasının üzerinde beş ayrı tabela bulunduğuna dikkati çeken Çelik, 2009 yılında mesleki eğitim için MEB kaynakları dışında İşsizlik Fonundan ayrılan 540 trilyon lira ilave kaynak aktarıldığını söyledi.

Gelişme güçlüğü ve eleman temininde güçlük çeken yeni üniversitelerin durumunun ilk Bakanlar Kurulu toplantısında ele alınacağını bildiren Çelik, bu üniversiteler için ek kaynak verileceğini bildirdi.

En mağdur olandan en iyiye doğru bir skala çıkaracaklarını kaydeden Çelik, ''81 ilde üniversite kurmak bu ekibe, Hükümetimize ve 23. Dönem Parlamentosuna nasip olmuştur. Bu üniversiteler ayakları üstünde durduktan sonra Tarsus'a da İskenderun'a da yapılır. Türkiye'nin potansiyeli de buna müsaittir. Şimdi metropol şehirler ikinci üniversiteyi istiyor. Kayserililer gelip 'bütün binalarını biz yapacağız, bize ikinci üniversiteyi kurun' dediler. Şimdi onu müzakere ediyoruz. Bu tip teklifleri de değerlendiriyoruz. AK Parti daha uzun süre iktidardadır. Bunların hepsi giderilecektir'' dedi.

17 Aralık 2008 Çarşamba

Üniversiteyi kim yönetir?

Star Gazetesi yazarı Mehmet Altan İstanbul Üniversitesi'nde dün gerçekleştirilen rektörlük seçimlerine dair yazısı...

Yola koyulduğumda... CHP lideri Deniz Baykal bütçe konuşmasının sonlarına yaklaşıyordu... Konuşmasının sonunda sıraladığı soruları mutlak cevap verilmesi gereken ciddiyette bulmuştum ki...

İstanbul Üniversitesi'nin sapağında...Görevli arkadaşlarımız kampüsün girişinde öğrenci gösterisi olduğunu söyleyerek beni uyardı.

Öğrencileri bir süre izledim; dün benim de oy kullandığım İstanbul Üniversitesi rektör seçimini ve polisin kendilerine karşı tutumlarını protesto ediyorlardı.

Onlar da yönetime katılmak ve söz sahibi olmak arzusundaydılar. Aslında Batı'da, örneğin Almanya'da akademisyenler, öğrenciler ve akademik olmayan personel yönetimde belirli bir orana göre temsil edilirler. Ne var ki Türkiye'de sorun üniversite yönetimi değil... Üniversiteleri kimin ve nasıl yönettiği?

* * *

Üniversiteler dünyanın en eski kurumlarıdır... Üstelik AB özgür ve verimli bir üniversite anlayışını standart hale getirdi...

AB'nin Bologna ve Berlin deklarasyonları, OECD'nin üniversitelerin özerkliğini tanımlayan sekiz kriteri, yeni bir üniversite anlayışının özünü oluşturacak nitelikte.

Üniversiteleri tek bir merkezden farklılıklarına bakmadan ve otoriter bir mantıkla yönetmek ve hatta vakıf üniversitelerinin de kimliklerini yok ederek onları da devlet üniversitesi haline getirmek yerine, sapmaya olanak vermeyecek bir temel çerçeve ile üniversitelere kendi özelliklerini dikkate alarak kendilerini yönetme olanağı tanınabilir.

Türkiye geneline yayılmış üniversiteler arasında onca büyük fark var iken bunlara tek bir elbise giydirmenin anlamı var mı?

* * *

YÖK, 12 Eylül askeri darbesinin üniversiteleri kışlalaştırmak isteyen mantığının bir ürünü. YÖK, bir anayasa sorunu. Çünkü YÖK'ü 12 Eylül anayasasının 130. ve 131. maddeleri şekillendiriyor. Bu maddelerle üniversiteler toplumun denetimi dışına çıkarılarak cumhurbaşkanı ile YÖK'e teslim edilmiş.

Anayasanın ilgili iki maddesini lağvetmeden sorunu çözmek mümkün değil. Demokratikleşmeyi hedef alan bir anlayışın hedefi tümden Anayasayı sivilleştirmek ve bu iki maddeyi de tümüyle ortadan kaldırmak olmalı.

* * *

Sandıkların kapanmasına bir iki saat kala Fen Fakültesi'nde oy vermek için yola koyulduğumda, yoğun polis ablukası devam ediyordu...

Birkaç canlı yayın aracının yanından geçerek girdiğim Fen Fakültesi'ndeki seçim sandıklarının kurulu olduğu tören salonu, tahminimden çok daha fazla kalabalıktı.

Uzun üniversite hayatımda görmediğim kadar yüksek sayıda rektör adayı vardı.

Belli ki yönetme heyecanı benim sandığımdan çok daha fazlasını heyecanlandırmaktaydı.

* * *

Hálbuki... Türkiye'nin en temel sorunu dünyalı öğrencileri yetiştirecek, dünyalı bilim adamları yetiştirebilmek... Neden mi?

'İleride zorunlu eğitimin 12 yıla çıkması daha fazla insanın temel eğitim almasını ve bunun yükseköğrenime ilginin artışı olarak yansımasını sağlayacak. Örneğin üniversite öğrenci sayısı iki katı artarak 4 milyona ulaşabilir. Bu sayısal analizleri şöyle yorumlayabiliriz:

Üniversite sayısı ile üniversite öğrenci sayısı hızla artıyor. Bu, ilköğretimdeki öğretmen ihtiyacı gibi, yüksek öğretimde de nitelikli akademisyen ihtiyacı anlamına geliyor. Yeni akademik kadroları yetiştirmek, yine öğretim üyelerimizin temel görevi içinde. Bugünkü tempo ile devam edersek, 2023'e gelince toplam öğretim üyesi sayısı 32 binden 70 bine yükselecek.

2023 için Türkiye'nin planladığı ise 90 bin. AB'nin en düşük ortalamalarını hedeflersek, öğretim üyesi sayımızın 150 bine çıkması gerekir.

Yani, minimum AB standartlarında yükseköğrenim için, 15 yılda 118 bin öğretim üyesi yetiştirmemiz gerekiyor.'

Evrensel düzeylerde, dünyanın saygın her üniversitesinde rahatlıkla ders verebilecek, yüz on sekiz bin öğretim üyesi. Dünyalı bilim adamları... Bu nasıl olacak?

* * *

Siz bu yazıyı okuduğunuzda İstanbul Üniversitesi'nden YÖK'e gönderilecek rektör adayları sıralanmış olacak...

Görünürde üniversiteyi rektör idare ediyor. Ama rektörü de 12 Eylül rejiminin YÖK anlayışı yönetiyor.

Bu yapıdan ihtiyacımız olan dünyalı öğrencileri ve bilim adamlarını yetiştirecek dünyalı üniversiteler çıkabilir mi?

Deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim; pek mümkün değil...