TUBİTAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TUBİTAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2010 Çarşamba

Bolu Fen Lisesi Şampiyon Oldu...

Oyak'ın TÜBİTAK işbirliğiyle bu yıl 8'incisini düzenlediği "Liselerarası Matematik Yarışması'' şampiyonu Bolu Fen Lisesi oldu.

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen törende konuşan OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Celal Çağlar, eğitimin insana her alanda gerekli olduğunu söyledi. Çağlar, OYAK Çimento Grubu'nun 2003 yılında "Hayat Matematiktir'' sloganıyla 16 ilde 107 okulun katılımıyla başlattığı ve geleneksel hale gelen bu etkinlik sayesinde matematiği seven gençleri ülkeye kazandırmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Yarışmanın, 2010 Matematik Şampiyonu 33 puanla Bolu Fen lisesi olurken, ikinciliği 32 puanla Tekirdağ Milli Piyango Fen Lisesi, üçüncülüğü ise 31 puanla Hatay Tozçelik Fen Lisesi aldı.

16 Nisan 2010 Cuma

Akıllı Sepet'le Kolay Alışveriş...

Diyarbakırlı öğrenciler, marketlerde alış-verişi büyük oranda rahatlatacak bir projeye imza attı.

Rona Cansu Kavar ve Rozerin Bayrak'ın hazırladığı Barkot Okuma Sistemi projesi TUBİTAK'ın Ortaöğretim Öğrencileri Arası Araştırma Projeleri arasında bölge birincisi seçildi.
Diyarbakır Rekabet Kurumu Cumhuriyet Fen Lisesi öğrencileri proje dalında büyük bir başarıya imza attı. Okul, TÜBİTAK Ortaöğretim Öğrencileri Arası Araştırma Projeleri yarışmasına 14 fizik projesi katıldı. Bilim jürisinin yaptığı değerlendirmede Rekabet Kurumu Cumhuriyet Fen Lisesi'nin Barkot Okuma Sistemi, Enerjinin Kablosuz Aktarımı ve Hava Yastıklı Motorcu Yeleği olmak üzere 3 projesi kabul edildi.
Kabul edilen ve bölge birincisi seçilen Barkot Okuma Sistemi, günlük hayatta alış-verişi kolaylaştırma adına önemli olarak görüldü. Sistem alış-veriş merkezlerinde kasalarda yığılmayı engellemeyi, sepetlere özellik kazandırmaya hedefliyor. Sepete eklenecek bir cihaz, müşterinin ürünün fiyatını, ne kadar alış veriş yaptığının tutarını anında görebilecek. Müşterinin sepette gördüğü rakam aynı zamanda radyo dalgaları aracılığıyla kasaya iletiliyor. Böylece alış-verişten sonra müşterinin tekrar kasada sıraya girmesine ve ürünleri okutmasına gerek kalmıyor.
Projenin danışmanı fizik öğretmeni Nihat Göger, öğrencileriyle birlikte proje üzerinde günlerce çalıştıklarını söyledi. Araç gereç tamamen dışarıdan alarak sistemi kurduklarını anlatan Göger, bunun için dizüstü bilgisayar ve bluetoothdan yararlanarak denemeler yaptıklarını söyledi. Sistem sayesinde insanların sırada beklemekten kurtulacağını dile getiren Göger, projenin hayata geçirilmesi durumunda alış-veriş merkezlerindeki kasalardan birkaç tanesinin yeterli olabileceğini belirtti. Öğrenciler Rona Cansu Kavar ile Rozerin Bayrak ise projelerinin birinci olmasından dolayı mutlu olduklarını dile getirdi. Öğrenciler, çalışmalar aşamasında kendilerine yardımcı olan Dicle Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Fakültesi ve öğretmenlerine teşekkür etti. Öğrenciler, 29 Nisan - 5 Mayıs tarihleri arasında TÜBİTAK'ın Ankara Altın Park'ta düzenleyeceği Türkiye Geneli Bölgelerarası Proje Yarışması'na katılacak.

23 Mart 2010 Salı

Projede Dereceye Girenler ÖSS Puanını Arttırıyor...

TÜBİTAK tarafından düzenlenen proje yarışmasında dereceye girenlere ÖSS'de ek katsayı uygulanacak.

Adana'da bölge illerinden gelen liseliler, 88 projeyle dereceye girmek için ter döküyor. Finali Ankara'da yapılacak yarışmada dereceye girenler ÖSS'de ek katsayı uygulamasından yararlanacak. Ayrıca 3 bin TL ve Cumhuriyet altınıyla da ödüllendirilecek."
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Sakıp Sabancı Spor ve Sergi Sarayı'nda "TÜBİTAK Ortaöğretim Öğrencileri Arası Araştırma Projeleri Yarışması" açılış töreni yapıldı. 23-26 Mart tarihleri arasında tanıtılacak projeler sonrası ödül töreni yapılacak.
Etkinlikte konuşan ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Alper Akınoğlu, bölge illerinin katıldığı proje yarışmasını TÜBİTAK ile birlikte düzenlemekten mutlu olduklarını söyledi. Akınoğlu, " Ülkemizin geleceği Atatürk'ün dediği gibi ilimde ve fendedir. Gençleri bilime yönlendirmek teşvik etmek bizim en asli görevimizdir. Bu yıl ki proje başvuru sayısı geçen yıldan daha çok olması öğrencilerimiz ve danışman öğretmenlerimize yarışmanın yararlılığının iyi anlattığımızı gösteriyor. Türkiye'de 12 bölgeden 12 finalist öğrenciyle en yüksek sayıda finalist öğrenciyi Ankara'ya gönderecek olmamız bizi ayrıca gururlandırıyor." dedi.
TÜBİTAK Adana Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Tuncay Yılmaz ise geçmişte proje yarışmalarının Ankara'da yapıldığını hatırlatarak, "İlk defa 2005 yılında Türkiye'de 8 bölgede eleme yarışmaları düzenlenmeye başladı.
Bölgemizde toplam 432 proje ile öğrencilerimiz müracaatta bulundu. Bunlardan 88 tanesi burada sergilenmesi uygun görüldü. 88 projeden 21 tanesi jüri tarafından belirlenecek. Bu projeler ise 29 Nisah 4 Mayıs 2010 tarihinde Anakara'da yapılacak final yarışmasına katılacak." şeklinde konuştu.
Coğrafya dalının ilk defa yarışmaya dahil edildiğine dikkat çeken Yılmaz, proje değerlendirmesinde 24 öğretim üysenin görev aldığını kaydetti. Prof. Dr. Tuncay Yılmaz, begenilen 21 projenin TÜBİTAK tarafından 500'er TL ile ödüllendirileceğini vurgulayarak, "Ankara'da yapılacak proje yarışması sonrası dereceye giren öğrenci ve danışman öğretmenlere, birinciye 3 bin TL, ikinciye 2 bin 500 TL ve üçüncüye de 2 bin TL verilecek. Teşvik ödülü alanlara da bin 500 TL takdim edilecek. Proje yarışmasında derece yapan öğrencilere de ÖSS'ye girdikleri yıl bir defaya mahsus olmak üzere yarışmada aldıkları dereceye orantılı ek katsayı uygulamasından yararlanacak. " ifadesini kullandı. (Cihan)

29 Nisan 2009 Çarşamba

Karmaşık Problemlere Kolay Çözümler...

Denizli Özel Servergazi Fen Lisesi öğrencileri, matematikte çözülmesi zor olan birçok problemi, 'Fibonacci dizisi' kullanarak anlaşılır hale getirdi.

TÜBİTAK'ın Antalya'da düzenlediği proje yarışmasına katılan Abdullah Özer ve Kemal Ünlü, bölge birincisi ve Türkiye finalisti oldu. Projenin rehber öğretmeni Kurbani Kaya, Fibonacci sayılarına doğada çok sık rastlandığını belirtti. Bu sayıların Pascal veya Binom üçgeninde, Mimar Sinan'ın eserlerinde ya da Da Vinci'nin resimlerinde görüldüğünü kaydeden Kaya, "Fibonacci dizisinin altın örnekleri Selimiye ve Süleymaniye camilerinin kubbe ve minarelerinde gözlenebilir." diye konuştu.

12 Şubat 2009 Perşembe

İnternet Kafeler Gençleri Sosyal Yapıyor...

Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde yapılan bir araştırmaya göre internet kafeler gençleri asosyal değil sosyal yapıyor.

Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Mutlu Binark ve Günseli Bayraktutan Sütçü'nün araştırmasına göre, internet kafeler gençleri asosyal değil sosyal yapıyor; gençler bu kafelere, "toplumsallaşma olanağı bulduğu" için gidiyor. İnternet kafelerdeki dijital oyun kültürü ile gençlerin internet kafe alışkanlıklarını TÜBİTAK desteğiyle araştıran Doç. Dr. Binark ve Sütçü, Ankara'nın farklı semtlerindeki internet kafelerde, odak grup görüşmeleri ve derinlemesine mülakat yaptı. İlginç sonuçların ortaya çıktığı araştırmaya göre, gençlerin internet kafelere gelme nedenleri, bu mekanların kullanıcılarına "hem çevrim içi hem de çevrim dışı toplumsallaşma olanağı sağlaması". Çünkü araştırmaya göre, internet kafeler gençlere sadece internete erişim sağlayan mekan değil, gençlerin "sosyalleşebilecekleri kamusal mekanlar" haline geldiklerini belirtiyor. Araştırmaya göre, internet kafe kullanıcılarının büyük kısmı 12-25 yaş arası erkekler. Bunların çoğunluğunu bekar ve lise-üniversite öğrencileri oluşturuyor. İnternet kafelere gelenlerin yarısından fazlasının evinde bilgisayar ve internet bağlantısı bulunuyor. Ancak gençler, arkadaşlarıyla birlikte oldukları, beraber oyun oynadıkları, arkadaş buldukları ve ucuz olduğu için evi yerine buralarda bilgisayar kullanmayı tercih ediyor. Gençlerin, internet kafenin kendilerinde ne anlam ifade ettiğini tanımlamak için araştırmacılarla görüşmelerinde en fazla "alışkanlık", "arkadaşlarla görüşme", "buluşma yeri", "eve yakınlık", "zevkli", "eğlenme" sözcüklerini kullandıkları dikkat çekiyor. İnternet kafelerde, oyunlar sayesinde sanal sohbet veya yanındakiyle diyalog kurma durumu oluştuğundan, internetin daha çok "başkalarıyla iletişim kurma amaçlı" kullanıldığı sonucu ortaya çıkıyor. İnternet kafelere, en fazla oyun oynamak için gidiliyor. İkinci sırayı MSN, e-posta işlemleri, üçüncü sırayı araştırma, dördüncü sırayı sohbet ve ödev yapma alıyor. Oyunlarda da internet kafedeki katılımcıların yüzde 90'a yakını, takım oyunlarını tek kişiliklere tercih ediyor. Bu, oyuncular arası diyaloğu artırıyor. İnternette daha çok strateji, spor ve devasa çevrimiçi oyunlara yöneliniyor. Araştırmanın ilginç sonuçlarından bir diğeri de her sosyoekonomik gelir düzeyinde ebeveynlerin internet kafe sahipleriyle veya mekanla bir çeşit ilişkisi olması... Çocuklar, ya ebeveynlerinin sahiplerini tanıdığı kafelere ya da anne ve babalarca fiziksel olarak her an erişimi kolay olanlara yönlendiriliyor. Araştırmada, bir internet kafe sahibi, bu durumu "Çocukları oyun oynarken kendisi internette sörf yapan bayanlar olduğu gibi sadece çocuğunu getirip teslim eden ve gidip çarşı-pazar işlerini halleden bayanlar da var, gözümüz arkada kalmıyor deyip teşekkür ediyorlar" sözleriyle dile getiriyor. Ayrıca, düşük sosyoekonomik gelir düzeyine sahip semtlerde, internet kafenin devamlı kullanıcısı, yani müdavimi olma durumu daha yaygın. Araştırmaya göre, Türkiye'ye özgü bir alışkanlık internet kafelerde de devam ediyor: "Veresiye yazdırma"... Özellikle çocuklar, ailelerinin ödemesi için böyle bir yöntemi uyguluyor. Bu duruma genelde mahallelerdeki internet kafelerde rastlanıyor.