2009-2010 eğitim-öğretim yılının, ilk ve ortaöğretimde Ramazan Bayramı'ndan sonra belirlenecek bir tarihte başlayacağı bildirildi.
Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, 2009-2010 eğitim-öğretim yılının, ilk ve ortaöğretimde Ramazan Bayramı'ndan sonra belirlenecek bir tarihte başlayacağını bildirdi. Çiçek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, daha önce eğitim-öğretim yılının Eylül ayının ortasında başlamasının öngörüldüğünü hatırlattı. Ramazan Bayramı tatili nedeniyle bu tarihte değişikliğe gidildiğini ifade eden Çiçek, eğitim-öğretim başlangıcının Ramazan Bayramı sonrasındaki bir tarihe alınmasına karar verildiğini ifade etti. Geçmişte köy ve şehir okullarının ayrı tarihlerde açılırken, daha sonra bu uygulama ülke genelinde ortak bir tarih olarak belirleniyordu. Bu arada, Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, bölgesel iklim şartları ve ekonomik faktörleri dikkate alarak, okulların il il farklı tarihlerde eğitim öğretime başlamaması ve bitmesi konusunda bir çalışma yapacağı öğrenildi.
27 Ocak 2009 Salı
Eğitim Takvimine Ramazan Ayarı...
Gönderen
Adsız
zaman:
00:32
1 yorum
Etiketler: Başbakan Yardımcısı, Cemil Çiçek, Devlet, Eğitim, İlköğretim Okul, MEB, Öğrenci, Ramazan Bayramı, Takvim
Bilgisayar Geçleri Dünyaya Küstürüyor...
Küçük yaşta bilgisayarla tanışan çocuklar, yeterli önlem alınmazsa kısa zamanda bir 'bağımlı' haline dönüşüyor. Günde 30 dakika bilgisayar kullanmak çocuk için yeterli..
Son yıllarda, ailelerin çocuklarıyla ilgili duydukları endişelerin başında 'bilgisayar bağımlılığı' geliyor. Çünkü bu sorun gençlerin önce aile, sonra diğer sosyal ilişkilerini bozuyor. Bilgisayara bağımlı, fast-food tarzında beslenen, depresyona girmiş, iletişimi bozulmuş gençler, ailelerin psikiyatri uzmanlarına başvurmasına neden oluyor. International Hospital Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Ayas, gençleri yaşamdan koparan bilgisayar bağımlılığı, tedavisi ve konuyla ilgili önerilerini anlattı. * Çocukları ve gençleri bilgisayar bağımlılığından korumak için neler yapılabilir? Çocuklar bilgisayar başına çok küçük yaşlarda oturuyor. İlk başlarda eğlence için kullanılan bilgisayar, bir süre sonra çocukların sosyal alanlarda gelişimlerine zarar veriyor. Bunu engelleyebilmek için çocuğu, daha sosyal ilişkilerin yaşandığı grup oyunlarına ve spor faaliyetlerine yönlendirmek doğru olur. Diğer taraftan aile içi ilişkiler geliştirilmeye çalışılabilir. Aynı zamanda enerjisini harcayabileceği çalışmalar da bedensel gelişimi açısından faydalı olacaktır. * Çocukları, hangi yaşta bilgisayarla tanıştırmamız daha doğru? 5-7 yaş arasında tanışması uygun. Ancak günümüzde çocuklar üç yaşından itibaren bilgisayar ile tanışmaya başlıyor. Başlangıcı ne olursa olsun, çocuğun bilgisayar başında geçireceği zamanı 30 dakika ile sınırlamak gerekli. 7 yaşından sonra bu süre kademeli artırılabilir. * Peki kontrolü sağlamanın bir yolu var mı? Küçük yaşlarda denetimi sağlamak daha kolay olur. Yaş ilerleyince bazen aileler bilgisayarı kaldırmak, klavyeyi evden götürmek gibi davranışlar sergileyebiliyor. Ancak çocuğun bilgisayar üzerinde kontrolünü sağlamak için başlangıçtaki bu uygulamaların kaldırılarak, sorumluluk duygusunun geliştirilmesine fırsat tanınmalı. AİLEDE ÇATIŞMA OLABİLİR * Aileler çocuklarını bilgisayar bağımlığına karşı nasıl ikna etmeli? Hangi yöntemleri kullanmalı? Bilgisayar bağımlılarında sıkıntı, tepkilerde artma ve ders başarısında azalma görülebilir. Bu belirtiler görüldüğünde çocuk ile konuşarak, bu durumun ona zarar verdiğini anlatmak gerekir. Ancak ergenlik döneminde aile ile gencin arasında çatışmalar olduğundan, genç bu duruma tepkili yaklaşabilir. Bu durumda da sözünü dinleyebileceği bir büyüğü; dayı, teyze gibi ya da arkadaşları bu konuşmayı yaparak ona destek olabilirler. * Asosyal, odasından çıkmayan bağımlı çocuklara yaklaşım nasıl olmalı, bir hekim yardımına gereksinim duyuluyorsa genci bu konuda nasıl ikna etmeliyiz? Ailenin, gencin yakın bir arkadaşının desteğini de alarak bu soru ve sonuçları anlatması, kesin bir dille yardım alacağını söylemesi gerekiyor. İkna etmekte zorlanılırsa; en azından sadece bir görüşme yapılacağı, ondan sonrasındaki terapi sürecine kendisinin karar vereceği ifade edilebilir. Deneyimlerimiz göstermektedir ki, ilk motivasyon seansından sonra psikiyatri uzmanının çabalarıyla genç, kaygılarının yersiz olduğunu anlayıp genellikle terapiye devam kararını veriyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:30
0
yorum
Etiketler: Bağımlılık, Bilgisayar, Çocuk, Çocuklar, Genç, PC
9 Yaşında Üniversite Okuyor...
9 yaşındaki dahi çocuk Ainan Cawley, periyodik tabloyu ve Pi sayısının 518 basamağını ezbere biliyor.
Singapur'da yaşayan İngiltere göçmeni bir ailenin oğlu olan Cawley, dünyanın en zeki çocuklarından biri olarak gösteriliyor. Küçük yaşına rağmen bilimin kimya, biyoloji ve fizik dallarıyla ilgilenen Cawley, 7 yaşındayken başarıyla tamamladığı yüksek öğrenim sınavlarından sonra şimdi de üniversitede kimya eğitimi alıyor.
26 Ocak 2009 Pazartesi
Çocuğunuzu Ödüle Boğmayın!
Yarıyıl tatilinde çocukların başarısını artırmak için basit ama etkili öneriler: Çocuğunuzla oyun gününüz olsun, kötü karne için bağırmayın, sakın hediyeye boğmayın!..
Çocuk gelişimi ve okul başarısının artırılmasına yönelik kitapları bulunan International Hospital'dan Psikolog Ferahim Yeşilyurt, 15 günlük yarıyıl tatili süresince ailelerin başarılı ve başarısız çocuklarına nasıl yaklaşmaları gerektiğine dair ipuçları verdi, önerilerde bulundu: * Çocuğun karnesi zayıfsa aileler ne yapmalı, nasıl tepki vermeli? Çocuğun karnesinde zayıf olması doğaldır. Çünkü her öğrenci her zaman aynı başarıyı gösteremez. Aile içinde bu durumun bir değerlendirilmesi yapılabilir. Ve telafi için nelerin yapılabileceği tartışılabilir. Çok fazla tepki göstermek kadar, hiçbir şey yokmuş gibi davranmak da doğru değildir. Fazla tepki gösterildiğinde çocuklar, sevilmediklerini ve aileleri tarafından başarılı olmaları koşulu ile sevilebileceklerini düşünürler. Hiç tepki göstermeme ise çocuk tarafından ilgisizlik ve umursamazlık biçiminde yorumlanabilir. TEBRİK ETMEK YETERLİ * Başarısızlık cezalandırılmalı mı, başarılıya ödül verilmeli mi? Başarıya ödül verilebilir. Bu ödül çok sembolik ya da duygusal temelli olursa daha iyi olacaktır. Maddi ödülleri kullanmak ve pahalı ödüller almak yerine 'aferin', 'seninle gurur duyuyorum', 'tebrik ederim' gibi sözler faydalıdır. Ödüllendirmede aşırıya kaçılması ödülün değerini azaltacaktır. Bir süre sonra öğrenci ödüle ulaşmak için başlangıçtaki heyecanı duymayacaktır. Cezalandırma da önermiyoruz. Sevdiği aktivitelere küçük sınırlılık getirme işe yarayabilir. Ancak sert cezalandırmalar çocuk ile ailenin arasının açılmasına neden olabilir. Dengeli bir ödül-ceza sistemi ideal olacaktır. ZAYIF SON DEĞİLDİR * Kardeşlerden birinin karnesi iyi, diğerinin kötüyse ailenin tavrı ne olmalı? Genel olarak aile içerisinde günlük başarılar veya başarısızlıklar çok abartılmamalıdır. Yaşam bir yolculuk ve bu yolculukta bazen başarılı bazen başarısız olunabilir. Çocuklara bunu öğretmenin belki de tam sırası... Başarısızlığı dünyanın sonu gibi yorumlamak gereksizdir. Başarılı olanı tebrik edin, başarısı düşük olan kardeşe ise, gelecekte başarılı olabileceği yönünde konuşmalar yaparak moralini bozmaması gerektiğini anlatın. Abartılı tepkilerden kaçının. Kardeşleri birbiriyle kıyaslamak kesinlikle büyük hatadır. Çocuklarınızı eleştirmek yerine onları sık sık övmeyi unutmayın * Ders çalışma sorumluluğunu çocuğunuza bırakın. * Çocuğunuza 'tembel' ve 'başarısız' gibi yargılayıcı eleştirilerde bulunmayın. * Eleştirileriniz, 'Senden bir şey olmaz' gibi yıkıcı değil, yapıcı olsun. * Beden dili ve ses tonu ile verdiğiniz mesajlara dikkat edin. * Ders çalışması konusunda ısrarcı olmayın, sizinle inatlaşabilir. * Gereğinden fazla fedakarlıktan kaçının ve bunları hatırlatmayın. * Çocuğunuzdan beklentilerinizde gerçekçi olmaya çalışın. * Çocuğunuzu takdir edin, geçmişteki başarılarını vurgulayın. * Çocuğunuzu sık sık övün. Yerinde övgünün etkisi büyük olacaktır. * Evde huzurlu ve mutlu bir çalışma ortamı oluşturmaya çalışın. * Ders dışı konularla ilgili paylaşımlarda bulunun. Ortak zamanınızı sürekli onun dersleri hakkında konuşarak harcamayın. * 'Onun özgüvenini kazanmasına yardımcı olabildik mi?' diye düşünün. Ailece birarada zayıf karne toplantısı yapın * Çalışan anne-babalar, çocuklarının okul başarısı düşükse onlara nasıl sahip çıkmalı? Nelere özen göstermeli? Çalışan anneler çocuklarıyla yeterince ilgilenemedikleri için, zaman zaman suçluluk duygusu yaşayabilirler. Oysa bazı ev kadınları çocuklarıyla daha az ilgileniyor bile olabilir. Önemli olan çocukla geçirilen zamanın kalitesidir. Aile içinde bir zayıf karne toplantısı yapılarak bu sonucun ortaya çıkma nedenleri araştırılabilir. Kişiler üzerinde değil; sonuç üzerinde konuşmaya çalışarak, olayın kişiselleşmesi önlenmelidir. Sorgulama ve suçlama hatalarına düşmeden çözüme yönelik seçenekler konuşulabilir. Anne-baba da kendisini değerlendirmeli. Böyle bir davranış çocuğun kendisini reddedilmiş hissetmeden konuşmasına ve sorumluluğu kendi üzerine almasına katkıda bulunabilir. Başarısız çocuklar ne zaman psikoloğa gitmeli? * Bir önceki yıl başarılı, bu yıl başarısız olan çocuk için ne yapmalı? Çocuklar, özellikle ergenlik dönemi içerisinde hızlı değişen duygusal çalkantılar yaşarlar. Anne-baba, çocuğu ile konuşarak sorunun kaynağını belirlemeye çalışmalıdır. Aile ile çocuk arasındaki iletişim çatışmalı hale gelmişse, bir uzmandan yardım almakta fayda var. Öğrenci başarılı olmak istemesine karşın bir türlü istediği başarıyı elde edemiyorsa, bu durumdan sıkıntı duyuyorsa psikoloğa giderek yardım almak yararlı olur. Bazen öğrencinin farkında olmadığı bir sorunu olabiliyor. Takıntılar, depresyon, sosyal fobi gibi sorunlar öğrencinin başarısını önemli ölçüde engelleyebiliyor. Bu sözler sizi 'vıdı vıdıcı' anne-baba yapmaya yeter Bu tür yaklaşımlar ruh sağlığının bozulmasına neden olabilir: * Örnek vermeyin, kıyaslamayın: Bak Belgin Teyze'nin kızının karnesine, hepsi pekiyi! * Karneden dolayı cezalandırmayın: Cep telefonunu alma, tatile gitmesine, arkadaşlarıyla görüşmesine izin vermeme gibi. * Fedakârlıklarınızı vurgulamayın: Biz senin için neler yaptık, ne kadar çok sıkıntıya katlandık. * Suçlamayın: Kimsenin yüzüne bakamaz olduk. Bu bize yapılmamalıydı! * Ümidinizi kesmeyin ve bunu ona söyleyin: Notların telafisi her zaman mümkündür, düzeltilebilir. Tatilde dinlensin mi ders mi çalışsın? Tatil formatından uzaklaşmamakta fayda var. Çünkü dinlenmek her öğrencinin hakkı. Ancak bir plan dahilinde zayıf olan derslere çalışmayı da sürdürmek faydalı olacaktır. Tatilin ilk günleri bolca dinlenmek, sonraki günlerde ise bir süre ders çalıştıktan sonra dinlenmek ve eğlenmek en ideali olacaktır.
Öğrencisiyle Görüntüleri İnternette!
18 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi ile sevişirken cep telefonuyla çekilen kayıtları internete düşen İngilizce öğretmenine velilerden tepki yağıyor.
35 yaşındaki İngilizce öğretmeni Miroslava Prillerova, 18 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Karel Kucera ile sevişirken, bir cep telefonuyla çekilen 5 dakikalık görüntüleri internette tık rekoru kırarken, veliler ayaklandı. Çek Cumhuriyeti'nin güneyindeki, Znojmo kentindeki olay üzerine veliler, okula akın etti ve öğretmenin derhal görevden alınmasını istedi. Ancak okul müdürü Miroslav Krivanek, olayın tüm ülkede yankılanmasından sonra kapısını aşındıran gazetecilere açıklama yapmak zorunda kaldı ve öğretmeni neden okuldan uzaklaştıramadığına açıklık getirdi. Müdür "Ne yazık ki öğrenci 18 yaşında, yani reşit sayılıyor. Olay, okul dışında meydana gelmiş ve bu açıdan da bir işlem yapmak mümkün değil. Yasalar, bu durumda yetersiz" dedi. Görüntülerin internette dolaşması üzerine rapor alarak izne çıkan skandal öğretmen, gazetecilere "Yıl başından bir gün sonraydı ve çok içkiliydim. Ne yaptığımı bilmiyordum" dedi. Ancak veliler, Eğitim Bakanlığı'na başvuruda bulunarak, böyle bir öğretmene çocuklarını emanet etmeyeceklerini bildirdi.
Gönderen
Adsız
zaman:
01:13
0
yorum
Etiketler: Devlet Okulları, İlköğretim Okul, lise, Lise Öğrencisi, MEB, Miroslava Prillerova, Okullar, Öğrenci, Öğretmen, Znojmo
Üniversitelilere Ek Süre Verildi...
Kredi ve burs müracaatları sonrasında taahhüt senetlerinin tasdik ettirilerek Kredi Yurtlar Kurumu'na verilme süreci 28 Ocak Çarşamba'ya kadar uzatıldı.
Kredi ve burs müracaatları sonrasında taahhüt senetlerini zamanında tanzim ve tasdik ettiremeyen öğrenciler ile ikinci tahsiste burs, öğrenim ve katkı kredisi almaya hak kazanan öğrenciler için verilen ek süre bugün başladı. Bu durumdaki öğrenciler, taahhüt senetleri noterde tanzim ve tasdik ettirerek bugünden itibaren 28 Ocak Çarşamba gününe kadar YURTKUR'a teslim edecekler. Belgelerini teslim eden öğrencilere ödemeler 9 Şubat 2009 tarihinde yapılacak.
Yozgat'ta Liseli Kıza Korkunç Tuzak...
Yozgat'ta lise öğrencisi genç kız erkek arkadaşının kurbanı oldu. Genç kızı gezmeye çıktığı sevgilisi ve 2 arkadaşı önce dövüp sonra tecavüz ettiler.
Yozgat'ın Yerköy İlçesi'nde okulların yarı yıl tatiline girdiği gün korkunç bir olay gerçekleşti. Karnesini alan E.E. (16) adlı genç kız, içlerinde erkek arkadaşının da olduğu üç genç ile gezmeye çıktı. Emre İ. (19), İbrahim K. (20) ve O.B. (17) isimli gençler, E.'yi biraz gezdikten sonra ilçenin dışında bulunan inşaat halindeki bir okul lojmanına götürdü. BIRAKIP KAÇMIŞ Üç arkadaş E.E.'yi dövdükten sonra tecavüz etti. E.E.'yi inşaatta yalnız bırakarak evlerine giden gençler, kızın şikayeti üzerine tutuklandı. E.E.'nin erkek arkadaşı O.B., kız arkadaşıyla yalnız kalmak için bir eve gittiklerini söyledi. Daha sonra yanlarına gelen İbrahim K. ve Emre İ.'nin tehdit edip E.E.'ye tecavüz ettiğini söyleyen O.B., "Ben de korkup kaçtım" dedi.