16 Ocak 2009 Cuma

ÖSS Değişikliği Bir Başka Bahara...

İki aşamalı sınav sistemi önerisi getirilen YÖK Genel Kurulu'nda, ÖSS değişikliği konusunda karara varılamadı. Kurul, 29 Ocak'ta yeniden bir araya gelecek..

Yükseköğretim Kurulu yüzbinlerce öğrencinin heyecanla beklediği üniversiteye giriş sistemini masaya yatırdı. 2010 yılında iki aşamalı bir sınav yapılması önerildi. Yeni kurulan teknoloji fakültelerine giriş tartışma konusu oldu. Toplantının öğleden sonraki bölümünde ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan yapılacak kapsamlı değişiklikleri de içeren uzun bir sunum yaptı. Edinilen bilgiye göre, üniversiteye giriş için daha önce uygulandığı gibi iki aşamalı sınav önerildi. Öneriye göre baraj sınavı konulacak. Liseyi bitirenler bu sınava girecek. Sınavı geçebilenler ikinci sınava girerek üniversiteye yerleştirilecek. 15 ÜNİVERSİTEYE DEKAN ATANDI Ancak tartışma meslek lisesi mezunlarının yeni kurulan teknoloji fakültelerine girişleriyle ilgili konuda çıktı. Bir grup YÖK üyesi mevcut sistemde uygulanan ve mesleki eğitimin yeniden düzenlenmesi kapsamında kaldırılmasına karar verilen sınavsız geçişle ilgili daha önce yasal düzenleme yapıldığını hatırlatarak bunun yasal düzenleme ile kaldırılması gerektiğini söyledi. Üyelerin bir kısmı ise YÖK Kanunu'na dayanılarak istenilen değişikliğin yapılacağını ileri sürdü. Yaklaşık 4 saat süren toplantıdan sonra uzlaşmaya varılamadı. Üyeler öneri üzerinde biraz çalıştıktan sonra yeniden toplanmaya karar verdi. Toplantıdan sonra YÖK'ten yapılan açıklamada, "Üniversiteye giriş sistemine yönelik olarak yapılması planlanan değişiklikler görüşülmüş, ancak herhangi bir karar verilmemiştir" denildi. YÖK Genel Kurulu'nun öğleden önceki bölümünde ise Eğitim, Tıp Sağlık, Denklik, Vakıf Koordinasyon komisyonlarının raporları görüşüldü. Ayrıca 15 fakülteye de dekan ataması yapıldı. YÖK Genel Kurulu, ÖSS'de yapılacak değişiklikle ilgili iki hafta sonra 29 Ocak 2008'de yeniden bir araya gelecek.

Öğrenciler Soğuktan Buz Tuttu

Ardahan'da soğuk hava nedeniyle sabah okula gitmek isteyen öğrenciler zor anlar yaşadı.

Öğrencilerden bazılarını velileri okula getirirken, bazı öğrencilerin kaşlarının buz tuttuğu görüldü. Öğrenciler, soğuklardan etkilendiklerini ifade ederek, okula gitmekte zorlandıklarını dile getirdi. Araçları çalışmayan bazı sürücüler akü takviyesi yaptı. Meteoroloji Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, gece en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında 24 derece olarak ölçüldü.

İki Liselinin Dağa Çıkma Planı...

Mardin'de PKK'ya katılmak üzere evden ayrılan 2 lise öğrencisi, gece sabaha kadar yağmur altında kalınca eve geri döndü.

Mazıdağı'nda lise öğrencileri H.K (18) ve D.Y (17), kötü olan dersleri nedeniyle sınıf arkadaşlarının kendileriyle alay ettiklerini gerekçe göstererek, terör örgütü PKK'ya katılmaya karar verdi. Topladıkları 125 TL ile 2 adet kuru sıkı tabanca alan lise öğrencileri H.K ve D.Y, terör örgütüne katılmak üzere evden ayrılarak kırsal alana gitti. YAĞMURDA ISLANINCA VAZGEÇTİLER Bir arazide palamut ağacı altında geceyi geçirmeye çalışan lise öğrencileri, sabaha kadar yağan yağmur nedeniyle ıslanınca eve dönmeye karar verdi. ARAZİ ŞARTLARI ÇOK ZORMUŞ Ailenin durumu jandarmaya bildirmesi üzerine, H.K. ve D.Y. eve dönüş yolunda gözaltına alındı. H.Y. ve D.Y, verdikleri ifadede, arazi şartlarının çok zor olduğunu anlamaları üzerine terör örgütüne katılmaktan vazgeçtiklerini anlattıkları bildirildi. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı incelemede H.Y ve D.Y hakkında takipsizlik kararı verdi.

Okul Dönüşü Hırsızla Karşılaştı...

Hırsızlık için girdiği evde çalınacak bir şey bulamayan Burhan Özdemir ev sahibinin gelmesini bekledi. 1.5 saat sonra okuldan gelen evin kızını gasp edip kaçan Özdemir’in 20 yıl hapsi istendi.

Eskişehir'de 5 Aralık 2008'de hırsızlık için girdiği evde bir şey bulamayan Burhan Özdemir (23), 1.5 saat ev sahibinin gelmesini bekledi. Okuldan dönen Arzu Karabulut'un (18) cep telefonu ile 5 TL parasını gasp edip kaçan Özdemir bir gün sonra yakalandı. Dün 20 yıla kadar hapis istemiyle tutuklu yargılanan Özdemir kendisini savunurken, "Benim amacım gasp yapmak değildi. Eve hırsızlık amacıyla girmiştim. Arzu beni görünce bayıldı. Kendisini ayılttım. Cep telefonunu ve 5 TL parasını aldım" dedi. Arzu Karabulut ise yaşadığı dehşet dakikalarını şöyle anlattı: Kuşun kafasını koparırım "Eve girdiğimde tanımadığım bir kişiyle karşılaşınca, korkup, baygınlık geçirdim. Ancak bilincim yerindeydi. Elinde bıçak olan sanık cep telefonumu ve cüzdanımdaki 5 TL'yi aldı. Kafesteki kuşumu da eline aldı ve kafasını koparacağını söyledi. Daha önce birinin gırtlağını kestiğini, olayları anlatmam halinde beni de keseceğini söyledi. Daha sonra kuşu bana verdi ve oje ile evin duvarına 'Seni öldüreceğim' diye yazdı. Evin telefon kablosunu kopartıp dışarı çıktı. Şikáyetçiyim." Eskişehir 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Özdemir'in tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Lisede Taciz Skandalı!

400 yıllık geçmişe sahip Merchant Taylor Erkek Lisesi'nde öğretmenin tacizi konuşuluyor.

1620'den beri hizmet veren İngiltere'nin en saygın özel okullarından Merchant Taylor Erkek Lisesi'nde bir kadın öğretmen, 6'ncı sınıf öğrencilerini tacizden tutuklandı. Hannah McIntyre'ın (24), öğrencilerle okul dışında buluştuğu ve ilişkiye girdiği öne sürüldü.

14 Ocak 2009 Çarşamba

TV İzletirken Bir Kez Daha Düşünün...

Bebeklerin yüzde 90’ı 2 yaşına gelmeden düzenli TV izleyicisi haline geliyor. Eğitim DVD’leri seyreden bebekler akranlarından daha az kelime biliyor.

Bebeklerin konuşmayı öğrenmesi ve geliştirmesi için üretilen DVD ve videoların, çocuklara yarardan çok zarar verebileceği bildirildi. Yapılan araştırmaların, popüler video ve DVD'lerin bebeklerin dil gelişimini geciktirebileceğini, okuma yeteneklerini, kelime haznesiyle hafızalarını zayıflatabileceğini gösterdiği belirtildi. Daily Mail'in haberine göre, konuyla ilgili yapılan 80 araştırmanın değerlendirilmesi sonucunda, küçükken çok fazla televizyon seyretmenin ileri yaşlarda hiperaktivite ihtimalini artırdığı da ortaya çıktı. Araştırmayı kaleme alan Prof. Dimitri Hristakis, yeni yürümeye başlamış bir çocuğun uyanık kaldığı saatlerin yüzde 30 ila 40'ını televizyon karşısında geçirdiğini, çocukların yüzde 90'ının daha 2 yaşına varmadan düzenli TV izleyicisi haline geldiklerini söyledi. Hristakis, ailelerin bebeklerinin IQ seviyelerini yükseltmek amacıyla kullandıkları "Baby Einstein" ve "Brainy Baby" gibi eğitim videolarının etkili olduğu yolunda bilimsel kanıt bulunmadığını, tam tersi bunların zararlı bile olabileceğini bildirdi. -NE KADAR ÇOK DVD, O KADAR AZ KELİME...- Tayland'da yakın zaman önce yayımlanan bir araştırma, 1 yaşın altındaki çocukların günde iki saatten fazla televizyon seyretmesinin, konuşma yeteneklerinin gecikmesi ihtimalini 6 kat artırdığını ortaya koydu. Bir başka araştırma, söz konusu DVD'leri seyreden 7 ila 16 aylık bebeklerin, akranlarından daha az kelime bildiklerini gösterdi. DVD başında geçirilen her bir saatin 6 kelime daha az öğrenilmesine yol açtığı kaydedildi. Acta Paediatrica Dergisinde yazan Hristakis, 3-5 yaş arasındakilere faydalı olduğu söylenen Susam Sokağı programının bile, daha küçük yaşta seyredilirse dil gelişimini erteleyebileceğini belirtti. Hristakis, kendi araştırmalarından birinde, bebekken çok TV seyredenlerin okuma ve hafıza testlerinde iyi performans gösteremediklerini ifade etti. Washington Üniversitesi öğretim üyesi Hristakis, ailelerinin çocuklarını medyaya maruz bırakma konusunda dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. Hristakis, TV'nin ayrıca, oyuncaklarıyla, akranlarıyla veya aileleriyle oynayarak vakit geçirmek gibi daha önemli ve faydalı faaliyetlerin yerini aldığını belirtti.

Okullarda Protesto!

Radikal Gazetesi yazarı Haluk Şahin Milli Eğitim Bakanlığının talimatıyla dün tüm okullarda Filistin için saygı duruşu yapılmasını ağır bir dille eleştiriyor.

Dün Milli Eğitim tarihimizde daha önce benzerini gördüğümüzü hatırlamadığım bir olay gerçekleşti. Yurdun dört bir yanındaki ilköğretim okullarında İsrail'in Gazze'ye saldırısı protesto edildi ve özellikle bombardımanlarda ölen Filistinli çocuklar için saygı duruşu yapıldı. Ben, bunun, körpe dimağlara nefret tohumları ekebilecek ciddi bir yanlış olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu türden okul düzeyinde 'topluca' protesto ve saygı duruşlarına daha çok totaliter rejimlerde rastlandığını da unutmuyorum. Eminim K. Kore ve İran'da yapılıyordur. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bu işe önayak olarak ne yazık ki kötü bir örnek-olay yarattı. Yarın öbür gün, İsrailli çocukları öldürerek intikam alacaklarını söyleyen Hamaslı kesimden (Evet, maalesef öyleleri de var!) bir intihar bombacısı İsrailli çocukları havaya uçurduğunda, 'Bunun için de saygı duruşu yapacak mısın?' diye soracaklara ne cevap verecek?. Ortadoğu bu, ne olacağı bilinmez! İsrail'in Gazze operasyonu konusundaki görüşlerimi daha önce yazdım. Hamas'ın kışkırtmaları ne olursa olsun, İsrail'in orantısız güç kullanımı kabul edilemez. Çocukların ve masum sivillerin öleceğini bile bile yoğun bir yerleşim yerini bombardımana tutmak bir insanlık suçudur. İsrail'in ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum. Ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Gazze'deki çocuk ölümleri konusundaki duygusal-lığını anlıyorum. Haberleri izlerken ben de gözyaşı döktüm. Çocuklara ölüm ve dehşet yağdırmayı hiçbir neden mazur gösteremez. Kurbanları Gazzeli çocuklar da olsa gösteremez, İsrailli çocuklar da... Benim dün okullarda yapılan toplantılara itirazım da aynı nedene dayanıyor: O okullardan birinde bir tek Yahudi çocuğunun topluca söylenenleri dinlerken yaşayacağı psikolojik parçalanma duygusunu düşünmek de beni kahrediyor! O yaştaki arkadaşları İsrailli, Yahudi, Musevi ayrımı yapabilirler mi? Gazzeli çocukları öldürenlere yönelik toplu protesto, ömür boyu sürecek bazı anti-semitik önyargıların başlangıcı olamaz mı? Hele çevreleri bu ayrımı yapmayan, tam tersine Gazze'de olup bitenleri tamamen Yahudi düşmanlığı zehrine banarak protesto eden öfkeli büyüklerle doluysa. Milli Eğitim'in gayretkeşliği bu kadarla kalmıyor. Öğrenci velilerine Gazze'ye yardım bağışında bulunmalarını isteyen zarflar gönderilmiş. Buna ne gerek var? Koskoca Türkiye minicik Gazze'ye yardım etmek için öğrenci velilerine mi muhtaç kaldı? Camilerde, meydanlarda, sokaklarda yardım toplanıyor zaten. Bunu okullara niçin sokuyorsunuz? İşin içinde Hamas olduğu için mi? Hamas'la AKP arasında özel ilişkiler olduğu için mi? İnsan aklına gelenlerden utanıyor!..