14 Temmuz 2010 Çarşamba

Öğrencilerin Çift Üniversite Diplomasına İlgisi Büyük.

Hem Türkiye'de hem de yurtdışında okuma olanağı sağlayarak çift üniversite diploması almaya imkan tanıyan yükseköğretim programlarını tercih eden öğrenci sayısı her yıl artıyor.

Üniversitelerde 2003-2004 eğitim-öğretim yılında 305 kişilik kontenjanla uygulanmaya başlayan uluslararası ortak lisans ve yüksek lisans programlarında toplam 1961 öğrenci öğrenim görüyor. Ortak diploma programlarının sayısı YÖK'ün, bu yıl 12 ön lisans programının açılmasını onaylamasıyla arttı. Türkiye'deki üniversitelerde toplam 97 ortak lisans programı bulunuyor. ''Öğrencilere iki ayrı ülkede ve üniversitede öğrenim görerek iki diploma sahibi olma, İngilizcelerini geliştirme ve farklı kültürleri tanıma'' olanağı sağlayan uluslararası ortak programlar bir Türk üniversitesi ile yurtdışındaki bir üniversite tarafından ortak protokolle yürütülüyor. Uluslararası ortak lisans programları, halen çoğunluğu ABD olmak üzere Fransa, Almanya, Hollanda, Avusturya, Rusya Federasyonu, İskoçya, İngiltere, Bulgaristan ve Yeni Zelanda'daki üniversiteler ile açılmış durumda. Kadir Has, Hacettepe, Işık, İstanbul Teknik, Selçuk, Ege, Akdeniz, İzmir Ekonomi, Atatürk, İstanbul, Afyon Kocatepe, Fatih, Uludağ, Yeditepe, Atılım, Haliç, Marmara, Sakarya, İstanbul Aydın, Bahçeşehir, Anadolu, İstanbul Bilgi, Yalova, Dokuz Eylül, Erciyes, Çankırı Karatekin üniversitelerinin yurtdışındaki üniversitelerle ortak lisans programları mevcut. Ayrıca, yurtdışındaki üniversitelerle ODTÜ ve İTÜ ile Celal Bayar, Sabancı, Marmara üniversiteleri ve Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nün ortak doktora programları; ODTÜ, Akdeniz, İzmir Ekonomi, Yıldız Teknik, İstanbul, İstanbul Ticaret, Galatasaray, Yeditepe, Bilkent, Ege, Atılım, İstanbul Teknik, Sakarya, Kadir Has, Bahçeşehir, İstanbul Bilgi, Yalova ve Erciyes üniversitelerinin de ortak yüksek lisans programları faaliyet gösteriyor. YÖK bu yıl, Fırat, İstanbul Aydın, Uludağ, Çankırı Karatekin, İstanbul Ticaret, Karadeniz Teknik, Bahçeşehir, Gaziantep ve Okan üniversitelerinde toplam 12 ön lisans programı açılmasını kararlaştırdı. Ayrıca, Atılım ve İzmir Ekonomi üniversitelerinin ön lisans programları bulunuyor. Ortak programlar en fazla bilgisayar, makina, yazılım, inşaat ve endüstri mühendislikleri ile işletme, iktisat, İngiliz Dili ve Edebiyatı ile İngilizce öğretmenlikleri alanlarında açılıyor. LİSANS PROGRAMLARINA YERLEŞMEÖğrenciler uluslararası ortak lisans programlarına, ilgili puan türündeki üniversiteye giriş sınavı puanı ile ağırlıklı ortaöğretim başarı puanlarını içeren yerleştirme puanları esas alınarak, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) merkezi olarak yerleştiriliyor. Üniversite sınavına giren ve tercih yapmaya hak kazanan öğrenciler, ortak lisans programları uygulayan üniversiteler ve koşullara ilişkin bilgilere tercih kılavuzundan veya üniversitelerin internet sitelerinden ulaşabiliyor. Çift diploma programlarında dersler genellikle İngilizce olarak veriliyor. Öğrencilerin öğrenime başlayabilmeleri için yeterli düzeyde İngilizce bilmeleri gerekiyor. Bu programlara yerleştirilen ancak İngilizce dil seviyesini tespit eden TOEFL sınavından yeterli puanı alamayanlar ilgili Türk üniversitesinin İngilizce hazırlık okulunda bu eğitimi alıyor. ABD'de eğitime gidebilmek için öğrencilerin yazılı TOEFL'dan en az 550, bilgisayar ortamında yapılan TOEFL'dan en az 213 puan (bazı programlar için 220 puan) veya internet ortamında yapılan TOEFL'dan 74 puan (İzmir Ekonomi, Işık ve Hacettepe üniversiteleri için 79, Bilkent, Orta Doğu Teknik, İstanbul Teknik üniversiteleri için 80 puan) almaları isteniyor. TOEFL'dan istenen bu puanlar bazı üniversitelerde lisans eğitimine başlayabilmek için, bazı üniversitelerde ise ABD'deki eğitime başlayabilmek için ön koşul tutuluyor. Öğrencilere TOEFL koşulunu sağlamaları için en fazla iki yıl süre veriliyor. Öğrenciler bu süre içinde TOEFL koşulunu sağlayamazsa ÖSS puanına ve tercihine göre ÖSYM tarafından Türkiye'de öğretim dili Türkçe olan ve varsa aynı adı taşıyan, yoksa eşdeğer bir yükseköğretim programlarına (İngilizce Öğretmenliği hariç) yerleştirilebiliyor. ÇİFT DİPLOMA MALİYETLİ Öğrenciler, uluslararası ortak programlarda, ücret karşılığı okuyabiliyor. Uluslararası ortak programlarda ilgili Türk devlet üniversiteleri için belirtilen yıllık öğrenim ücretleri Türkiye'deki hazırlık ve lisans eğitimini kapsıyor. Her yıl Türk devlet üniversiteleri için ilan edilecek öğretim ücreti Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen ikinci öğretim ücretleri temel alınarak YÖK tarafından saptanıyor. Uluslararası ortak lisans programı çerçevesinde ABD'de geçirilecek dönemler için öğrenciler gittikleri üniversitenin o yıl için belirlenen öğretim ücretini ödüyor. Öğrencilerin yurtdışındaki üniversitede okuyacağı süre içinde ciddi miktarda bir parayı gözden çıkarması gerekiyor. Örneğin, İTÜ ile Montana State Üniversitesi tarafından yürütülen uluslararası ortak lisans programlarının 2009-2010 eğitim-öğretim yılı için belirlenen ücreti hazırlık sınıfında 7 bin TL, İTÜ'de lisans programına devam edecekler için 7 bin 900 TL, Montana State Üniversitesinde de yaklaşık 14 bin ABD doları tutarında. Bu ücret Montana State Üniversitesi'nin öğrenim ücreti ve temel harçlarından, öğrencinin programda öngörülen dönemlerdeki oryantasyon programı ücretinden oluşuyor. Öğrencinin Montana'da bulunacağı süre içinde yurt, yemek, kitap-kırtasiye ve kişisel ihtiyaçları için yapacağı harcamanın akademik yıl başına yaklaşık 15 bin ABD doları tutacağı tahmin ediliyor. Öğrencilerin ABD'de bulunacağı sürede sağlık sigortası yaptırması zorunlu tutuluyor ve bunun ücretini öğrenci ödüyor.
YATAY GEÇİŞ İMKANI VAR
Yurt içindeki bir yükseköğretim kurumundaki uluslararası ortak programdan akademik başarısızlık nedeniyle ilişkisi kesilenlerin yurt dışındaki yükseköğretim kurumu ile de ilişkisi kesiliyor. Yurt dışındaki bir yükseköğretim kurumundaki uluslararası ortak programdan akademik başarısızlık nedeniyle ilişkisi kesilen öğrenciler, yurt içinde gördüğü yükseköğrenimdeki başarı notu esas alınarak yatay geçiş yönetmeliği hükümlerine göre Türkiye'deki başka bir yükseköğretim kurumundaki eşdeğer programa yatay geçiş yapabiliyor. Öğrencinin öğrenim görmekte olduğu bir uluslararası ortak programdan aynı üniversite veya başka bir üniversite bünyesinde aynı alanda yürütülen diğer uluslararası ortak programa yatay geçiş yönetmeliğine uygun geçilebiliyor.
''ULUSLARARASILAŞMANIN GEREĞİ''
YÖK Üyesi Prof. Dr. Atilla Eriş, çift diploma programlarının üniversitelerin akademik işbirliğiyle uygulandığını ve ders programının ortak belirlendiğini ifade ederek, öğrencilerin genellikle 2 yıl yurtdışındaki üniversitede iki yıl da yurt içindeki üniversitede öğrenim gördüğünü anlattı. Diplomaya yönelik ortak programların YÖK'ün onayıyla açıldığını kaydeden Eriş, bu programları tamamlayanlara ya her iki üniversitenin isminin yer aldığı diploma ya da ayrı ayrı iki diploma verildiğini belirtti.
Bu yöndeki çalışmaların ''uluslararasılaşmanın bir gereği'' olduğunu vurgulayan Eriş, çift diplomanın avantajlarını şöyle anlattı: ''Bu programa devam eden öğrenciler karşı tarafın kültürünü, sosyal yaşamını öğrenmiş oluyorlar ve vizyonları genişliyor. Bu öğrenciler iş hayatında kendilerini daha kolay ifade edebiliyorlar; çoğu çekingen, içe kapanık öğrenci tipinde değil. En azından kendilerini kültürel yönden geliştiriyorlar. Ayrıca artık günümüzde iş hayatında sadece bir diploma da yetmiyor. Çok eskiden 'ehliyetin var mı' diye soruyorlardı, şimdi kimse onu sormuyor. Bir zamanlar 'bilgisayar biliyor musun?' diyorlardı şimdi onu da sormuyorlar. Bunlar artık çok rutin. Hatta bugün 'lisan biliyor musun' değil, 'kaç lisan biliyorsun' diye soruluyor. Böyle bir noktada çift diploma çok önemli. Çift diplomalılar son derece avantajlı ama tabii bunun bir parasal yükü de var. Çünkü yurt dışında herşey parayla yapılıyor. Her tarafa parayla gidiliyor. Onların okul ücretleri bizden fazla. Bunlar öğrencilere kılavuzda anlatılıyor.'' (aa)

13 Temmuz 2010 Salı

İstanbul “Çocuk” Üniversitesi...

İstanbul Üniversitesi Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdi ve “İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi”ni 2010 yaz döneminde hayata geçirdi.
Dünyanın en köklü üniversitelerinden biri olan İstanbul Üniversitesi Türkiye'de bir ilki gerçekleştirdi ve “İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi”ni 2010 yaz döneminde hayata geçirdi. Program zenginliği açısından dünyanın ilk üç çocuk üniversitesi uygulamasından biri olan İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi'nin yapısı, işleyişi ve son durumu hakkında kamuoyuna bilgi vermek amacıyla 14 Temmuz 2010 tarihinde İstanbul Üniversitesi Merkez Bina Mavi Salon'da bir basın toplantısı düzenlenecek. Toplantı sonrası İstanbul Üniversitesi Çocuk Üniversitesi Bilim Atölyelerinde gerçekleştirilecek olan Genetik Laboratuarı'ndaki “Gen Transferi Deneyi” ve Astronomi Gözlem Evi'ndeki “Güneş Patlamaları Gözlemi” izlenebilecek.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Umutcan'a İkinci Şok...

SBS'de Türkiye üçüncüsü olan Umutcan Gölbaşı, gittiği dershane tarafından ulusal gazetelere verilen tam sayfaya yakın ilanlarda birinci olarak gösterildi.

Umutcan'ın puanının yanlış hesaplandığını, aslında birinci olması gerektiğini savunan ve itirazda bulunan mühendis anne Hüsne Gölbaşı, ilana yönelik tepkisini de dile getirdi. Hüsne Gölbaşı, “Dershanenin reklam amacıyla bunları yapması çocuklarımızın psikolojik dengesini de alt üst ediyor” dedi. SBS üçüncüsü olan ve ailesi ile birlikte Bodrum'un Gölktürkbükü Beldesi'ndeki otelde tatilini sürdüren İstanbul Özel Alev İlköğretim Okulu öğrencisi Umutcan Gölbaşı, bu sabah gazeteleri açtığında şoke oldu. Umutcan, eğitim gördüğü Sevgi Çiçeği Anafen Dergileri ve Dershanesi tarafından ulusal gazetelere veriler tam sayfaya yakın ilanlarda, 'Türkiye birincisi' olarak gösterildi. Bu durum, zaten oğullarının puanının yanlış hesaplandığını ve aslında birinci olması gerektiğini düşünen aileyi ikinci kez üzdü. 'BAKANLIKTAN YANLIŞIN DÜZELTİLECEĞİ SÖYLENDİ' Bodrum'un Gölktürkbükü Beldesi'ndeki otelde tatillerini sürdüren aileden jeoloji mühendisi anne Hüsne Gölbaşı, şunları söyledi: “Dershaneler reklam yapmak için kelime oyunları ile bunu yapıyorlar. Dershanelerin bugün yaptığı açıklamalara bakarsanız yaklaşık 1540 birinci var. Reklam amacıyla bunları yapmaları çocuklarımızın psikolojik dengesini de alt üst ediyor. Dün zaten yeterince yıpranmıştık. Bugün reklamlara bakarsanız oğlum birinci, MEB'e bakarsanız üçüncü. Ne olursa olsun bakanlığın yaptığı açıklamayı doğru olarak kabul etmek zorundayız. Zaten beklediğimiz sonucu alamadığımız için şoke olmuş ve itirazda bulunmuştuk. Okul müdürlüğümüz ve Valilik aracılığıyla MEB'e yaptığımız müracaat sonucunda yanlışlığın düzeltileceğini söylediler. Bugün sabah da bakanlıkla yaptığımız görüşmelerde durumun değerlendirildiğini ve yanlışlığın düzeltileceği yönünde şifai bilgi verdiler. Ancak biz resmi bir açıklama bekliyoruz. Resmi açıklama yapılınca yine bunu kamuoyu ile paylaşacağız.” 'REKLAMA DEĞİL, MOTİVASYONA DÖNÜK' Anafen Dergisi ve Dershaneleri Reklam Koordinatörü Remzi Adıgüzel ise DHA muhabirine telefonda yaptığı açıklamada, “Biz bugünkü ilanları ailenin ve öğrencimizin okulunun yaptığı açıklamalar doğrultusunda verdik. Dün aile de okul yönetimi de birincilik için itirazlarını yapmıştı. Yani bize Türkiye birincisi olacağı söylenince böyle bir ilan vermekte sakınca görmedik. Zaten birincilik için gerekli itirazlar da yapıldı. Reklama dayalı değil öğrencimizin motivasyonuna yönelik bir ilandı. Farklı yorumlamaya gerek yok” diye konuştu.

Okulda İkinci Taciz Skandalı...

Türkiye'nin en iyi eğitim kurumlarından olan okul, ikinci kez cinsel taciz iddiasıyla çalkalanıyor.
TÜRKİYE'NİN en iyi eğitim kurumlarından olan okul, ikinci kez cinsel taciz iddiasıyla çalkalanıyor. Akşam Gazetesi'nden Gülden Kılıç'ın haberi şöyle: Geçtiğimiz yıl 4. sınıfta eğitim gören bir kız öğrencinin, aynı sınıftan bir kız arkadaşıyla birlikte 2 erkek öğrenci tarafından cinsel tacize uğradıkları iddia edilmişti. Hem mağdur, hem de şüpheli öğrenciler okuldan uzaklaştırılmıştı. 2 öğrencinin de Beyoğlu Çocuk Mahkemesi'nde, ilköğretim bölümünün müdürü G.H.'nin ise Sarıyer 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaları sürerken bu kez aynı okulda ikinci bir taciz iddiası patlak verdi. BUNALIMA GİRDİ Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyurusuyla ikinci taciz iddiası ortaya atıldı. İddiaya göre; 7. sınıf öğrencisi D.O, 2008'de M.Ç. ve M.Ö. isimli 2 erkek öğrencinin yatakhanede cinsel tacizine maruz kaldı. Tacizle korku ve panik yaşayan ve bunalıma giren D.O, yarı yıl tatilinin ardından, ailesine okula gitmek istemediğini söyledi. Eğitimine ara veren D.O'ya ailesi, okul doktorunun tavsiyesiyle 'fulsac' diye bir sakinleştirici verdi. D.O, annesinin ısrarıyla olayı anlattı. Aile, ilk olarak okulun psikolojik danışmanını aradı ve taciz olayını aktardı. Ancak danışmandan okulda böyle bir olayın gerçekleşmesinin mümkün olamayacağı yanıtını aldı. Aile, okul yöneticileriyle de görüştü. Ailenin iddiasına göre, okulun genel müdürü N.A, aileye 'Çocuğunuzu buzmana tedavi ettirin. Bu sene sınıfını geçireceğiz. Alın çocuğunuzu gidin' dedi. 2009-2010 eğitim yılında yeniden okula dönen D.O, yine tacize maruz kaldı. Yine ailenin iddiasına göre, 2009 Eylül'ünde D.O.'yu, H.B, A.S ve Ö.G adlı erkek öğrenciler taciz eti ve darp etti. D.O. olayı yönetime anlattı ancak yönetim girişimde bulunmadı. İddiaya göre; yönetimin sadece sınavlara gelmesinin yeterli olacağını söylediği D.O. okuluna devam etmedi. Bu eğitim yılı sonunda aile, D.O'nun notları üzerindeki değerlendirmenin sonunda, çocuklarının okulla ilişiğinin kesildiği haberiyle yıkıldı.

TOBB / CISCO Girişimcilik Eğitimleri Başlıyor...

TOBB /CISCO Girişimcilik Programı’nın Ankara dışında uygulanan dördüncü merkezi, İstanbul Kadir Has Üniversitesi bünyesinde faaliyete geçecek.
TOBB'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, TOBB /CISCO Girişimcilik Programı'nın Ankara dışında uygulanan dördüncü merkezi, İstanbul Kadir Has Üniversitesi bünyesinde faaliyete geçecek. Kadir Has Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi ile birlikte sürdürülecek olan eğitimlerin ilki, “Bilişim Çağında İşletme Yönetimi Sertifika Programı” adını taşıyor. Eğitim Programı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Nuri Has ve Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın'ın katılımıyla Pazartesi günü başlayacak. (Anka)

11 Temmuz 2010 Pazar

KPSS Tamamlandı...

Lisans düzeyinde sadece A grubu ve öğretmenlik kadrolarına yönelik Kamu Personeli Seçme Sınavı'nın (KPSS) öğleden sonraki oturumu sona erdi.

KPSS, ÖSYM tarafından 81 il merkezi ve Lefkoşa'da gerçekleştirildi. Sınavın öğleden sonraki oturumuna toplam 86 bin 552 aday girdi. Saat 14.30'da başlayan sınav 3,5 saat sürdü. Adaylar sınavda çalışma ekonomisi ve endüstrisi ilişkileri, ekonometri, istatistik, kamu yönetimi, uluslararası ilişkiler testlerini çözdü. Böylece dün ve bugün 4 oturumda uygulanan KPSS tamamlandı. İki gün süren sınava toplam 1 milyon 370 bin 565 aday katıldı. AA

'12 Eylül'ün İzini Silmek İstiyorsanız YÖK'ü Kaldırın

TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Işıklı, hükümetin 12 Eylül'ün izlerini silebilmesi için öncelikle 12 Eylül’ün eseri olan YÖK’ü kaldırması gerektiğini söyledi.


TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı 12 Eylül'ün izlerini silmeye yönelik bir Anayasa değişikliği gerçekleştirme niyetinde olan iktidarın, öncelikle 12 Eylül'ün eseri olan YÖK'ü kaldırmayı öngören bir değişiklik önerisiyle ortaya çıkması gerektiğini belirtti.
Tüm Öğretim Elemanları Derneği(TÜMÖD) Genel Başkanı Prof. Dr. Işıklı yaptığı açıklamada, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) 'bilim özgürlüğünü ve üniversite özerkliğini yok sayan' uygulamalarının, son zamanlarda daha da arttığını, sınır tanımayan boyutlara vardığını belirtti. Işıklı, “Öyle anlaşılıyor ki Ergenekon denilen sürecin gerçek bilim insanları ve aydınlar üzerinde estirdiği havanın üniversite ve bilim çevrelerinde tepkisizlik ve sinmişlik doğurmuş olmasına kesin gözüyle bakan YÖK yönetimi ve onu yönlendiren siyasi iktidar çevreleri, yüksek öğrenimi tam bir kargaşaya sürükleme yolundaki ısrarlarında herhangi bir engel ve sakınca görmez olmuşlardır” dedi. AKP iktidarının üniversitelere ilişkin tutumunun, demokrasiye bağlılığının inandırıcılıktan yoksun olduğunun önemli bir göstergesi olduğunu, bu durumun Anayasa değişikliği konusunda izlenen politika çerçevesinde büsbütün belirginleştiğini ifade eden Işıklı şöyle devam etti: “Eğer siyasal iktidar, iddia ettiği gibi 12 Eylül'ün izlerini silmeye yönelik bir Anayasa değişikliği gerçekleştirme niyetinde olsaydı, öncelikle 12 Eylül'ün eseri olan YÖK'ü kaldırmayı öngören bir değişiklik önerisiyle ortaya çıkmış olurdu. Üniversitelerin tüm öğretim kadrolarıyla bir bütün olarak, 12 Eylül rejiminin ülkenin başına getirdiği bunca olumsuzluk ortada dururken, yargı bağımsızlığını ve kuvvetler ayrılığı ilkesini yok etmeye yönelik bir Anayasa değişikliğine 'evet' demesi elbette ki beklenemez. Yakın tarihimiz, üniversiteleri kendi emellerine alet yapmaya çalışanların, ateşle oynamak gibi tehlikeli bir yola saptıklarını kısa zamanda gördüklerine dair örneklerle doludur. Halkımızın demokratik bilincinin ve iradesinin, hukukun egemenliği ilkesini en az zararla yeniden inşa etmeye yeteceğine olan inancımız tamdır.” (Anka)