Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), örgün ve yaygın eğitimden sonra eğitim literatürüne 'sargın eğitim' adıyla yeni bir kavram soktu.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), örgün ve yaygın eğitimden sonra eğitim literatürüne 'sargın eğitim' adıyla yeni bir kavram soktu. Okullarda (örgün) ve halk eğitim merkezlerinde (yaygın) verilen eğitimin dışında vatandaşların kendi kendilerine edindikleri beceriler bundan sonra 'sargın eğitim' adıyla tanımlanacak. Türk Dil Kurumu (TDK)'nun "Bireyin hayat boyu süren bilgi, beceri ve yetkinlik kazanımı, informel eğitim" tanımıyla Türkçe sözlüğe eklediği yeni kavram, Talim ve Terbiye Kurulu tarafından kullanılmaya başlandı. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Merdan Tufan, kavramı TDK ile belirlediklerini söyledi. Sargın eğitim çerçevesinde bireylerin yaşam içinde kendiliğinden gerçekleşen öğrenme faaliyetlerinin yönlendirileceğini belirten Tufan, kendiliğinden çorap, halı ve kilim örmeyi buna örnek gösterdi. AB'nin informel öğrenmeyle ilgili 7 bölgede yürüttüğü proje kapsamında illerden gelen talepler doğrultusunda bu kavramda karar kılındı. 'Sargın eğitim' çerçevesinde yapılan ilk çalışma, Kahramanmaraş Kız Meslek Lisesi'nin hazırladığı 'Maraş işi' olarak bilinen nakış işlemesi projesi. 'Geleneksel El Sanatlarında Dezavantajlı Gruplar İçin Yenilikçi Metotlar ve Pazarlama Teknikleri' adlı proje ile ev hanımlarının meslekî eğitime dahil edilmesi hedefleniyor. Çalışma ile giyim sektöründe kalifiye eleman ihtiyacının karşılanması amaçlanıyor. Projeyle ilgili bilgilere MEB ve valilik aracılığıyla ulaşılacak.
11 Şubat 2009 Çarşamba
MEB'den Yeni Bir Kavram !
Gönderen
Adsız
zaman:
09:32
0
yorum
Etiketler: ab, MEB, Milli Eğitim Bakanlığı, TDK, türk dil kurumu
Okul Kantinlerinde Bu Ürünler Yasak...
Eskişehir Valisi Mehmet Kılıçlar, okul kantinlerinde kola gibi gazlı içecekler ile cips gibi gıda ürünlerinin satışını, çocuklarda obezite sorunu yarattığı için yasakladığını söyledi.
Mardin Valisi olarak görev yaparken 22 Aralık 2008 tarihli Valiler Kararnamesiyle Eskişehir Valiliğine atanan Mehmet Kılıçlar, tanışmak amacıyla öğretmenevinde bir araya geldiği gazetecilerle fikir alışverişinde bulundu, gerçekleştirmeyi planladığı bazı projeler hakkında bilgi verdi. Demokrasinin olmazsa olmazlarından birinin medya kuruluşları ve çalışanları olduğunu vurgulayan Kılıçlar, 700 binin üzerinde nüfusu bulunan Eskişehir'de herkese tek tek ulaşmanın imkanı bulunmadığından, kamu görevlileri ile vatandaşlar arasındaki köprü görevini gazetecilerin gördüğünü kaydetti. Kılıçlar, bu anlamda gazetecilerin kamu çalışanlarının işini yapmalarına yardımcı olduğunu belirterek, ''Bir gazeteci tabii ki 'Bu haberi yaparken kim ne düşünür?' diye düşünmez. Tabii bir de dengeyi sağlamak lazım. Özellikle kamu kurumlarıyla ilgili haberler yapılırken kurumları yıpratmamak gerekiyor'' dedi. -OKUL KANTİNLERİNDE KOLA VE CİPS YASAĞI- Eskişehir Valisi Kılıçlar, termal kaynaklardan yeterince yararlanılmadığını, bu potansiyeli bünyesinde bulunduran Kızılinler ve Sakarıılıca'yı değerlendirmek istediklerini ifade ederek, ''Eskişehir'de eğitim önceliğimiz. Kentte 110 bin civarında öğrenci var ve eğitim seviyesi ile öğretmen sayısı gayet iyi durumda. Bunu daha ileriye götürmeye çalışacağız'' dedi. Okul kantinlerinde gazlı içecekler ve cips gibi gıda ürünlerinin satılmasına karşı olduğunu bildiren Vali Kılıçlar, şunları söyledi: ''Okul kantinlerinde satılan kola gibi gazlı içecekler ile cips gibi gıda ürünlerinin satışını çocuklarda obezite sorunu yarattığı için yasakladım. Benim de 3 yaşında oğlum var ve bunları çok seviyor. Mümkün olduğunca çocuğumuzu bunlardan uzak tutmaya çalışıyoruz.'' -FRİG VADİSİ PROJESİ- Vali Mehmet Kılıçlar, Eskişehir ile ilgili tüm bilgilere ulaşılabilecek bir ihtisas kütüphanenin olması gerektiğini belirterek, bu konuda Anadolu veya Eskişehir Osmangazi üniversitelerinden biriyle işbirliği yapıp gerçekleştirmeyi planladıklarını kaydetti. Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar'ın bölgelerine giren Frig Vadisi'nin turizm açısından önem kazandığını bildiren Kılıçlar, şöyle devam etti: ''Afyonkarahisar'da dün Valiler, ilgili akademisyenler ve İl Genel Meclisi Başkanlarıyla toplandık. Orada Frig Havzası ile ilgili bir birlik kurulması kararı verildi. Bununla ilgili de bir alt komisyon kurulması kararlaştırıldı. Burada ilk somut adım atıldı. Frig Vadisi'ne gelen insanlar, burayı bir bütün olarak görebilmeli. Bununla ilgili çalışmalar devam ediyor.''
Gönderen
Adsız
zaman:
09:28
0
yorum
Etiketler: Eskişehir, Eskişehir Valisi, Kantin, Mardin, Mardin Valisi
Sanal Diplomaya Denklik !
Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.
Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanırken, yapılan değişiklik ile sanal ortamda derslerini alarak diploma alanlara denklik şansı doğdu. Yönetmelikte yapılan değişiklik ile yönetmeliğe, "Uzaktan eğitim programlarından alınan diplomalar, diploma alınan yükseköğretim kurumunun faaliyet gösterdiği ülkenin yetkili kuruluşu ve Kurulumuzca tanınan bir akreditasyon kuruluşu tarafından akredite edilmiş olması, bir üst eğitime girişte kabul edilmesi, program kredilerinin 1/3'ünden fazlasının sanal ortamda verilmemesi, program kredi toplamının, o ülkedeki eşdeğer örgün öğretim programı kredi toplamına uygun olması şartları aranarak, bireysel olarak değerlendirildikten sonra kabul edilir veya reddedilir" ibaresi eklendi. Ayrıca, program kredilerinin 1/3'ten fazlası veya tamamı sanal ortamda alınan diplomaların ise o yükseköğretim kurumunun ve programının, usul ve esaslarının Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından belirlenecek bir yöntemle değerlendirilmesi sonucunda kabul edileceğine yada reddine karar verilebileceği ibaresi eklendi. Böylece dersleri uzaktan eğitimle sanal ortamda alınan diplomalara YÖK tarafından denklik verilmesi şansı doğdu.
10 Şubat 2009 Salı
Üniversiteli Kız 5. Kattan Atladı
Muğla'da erkek arkadaşıyla tartışan üniversite öğrencisi R.K. intihar etti. Hastaneye kaldırılan öğrencinin hayati tehlikesi devam ediyor.
Muğla'da erkek arkadaşıyla tartışan üniversite öğrencisi R.K. (19) 5. kattan atladı. Muğla Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınan öğrencinin hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. Muğla Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Kültür Mantarcılığı Bölümü 1. sınıf öğrencisi R.K., erkek arkadaşı A.B.'nin Muslihittin Mahallesi Rıfat Ayaydın Caddesi'ndeki evinde üç arkadaşıyla buluştu. Bir süre sohbet eden 5 genç, daha sonra balık yiyerek alkol almaya başladı. Bu sırada R.K. ile A.B. arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine genç kız, oturma odasının penceresinden aşağıya atladı. Yaklaşık 20 metreden beton zemine düşen R.K., arkadaşlarının çağırdığı ambulansla hastaneye kaldırıldı. Vücudunda kırıklar bulunan R.K.'nin hayati tehlikeyi atlatamadığı ve yoğun bakımda tedavisinin devam ettiği belirtildi. Devamlı erkek arkadaşının ismini sayıkladığı bildirilen genç kızın, bir ara kendine gelerek doktora, "Ben hâlâ ölmedim mi? Yaşıyor muyum? Çok üşüyorum." dediği öğrenildi. Evdeki bulunan diğer kişiler, ifadeleri alınarak serbest bırakıldı. Apartman sakinlerinden Günay Onay, dışardan bir ses geldiğini belirterek, "Hemen dışarıya çıktım. Kızın arkadaşları cankurtaran istiyordu. 112 Acil Sağlık ve polise haber verdim." şeklinde konuştu.
Çalışan Öğrenciler Müjde
Öğrencilerin, üniversitede part time çalışmasına engel olan uygulama kaldırılıyor. Sosyal Güvenlik Reformu'nun üniversite öğrencilerinin yarı zamanlı çalışmasını engelleyen düzenlemesi kaldırılıyor.
window.google_render_ad();
Bu hafta Meclis'te görüşülecek olan ve krize karşı önlemleri içeren yasaya, 20 bin üniversite öğrencisine müjde niteliğinde bir madde konuldu. Buna göre öğrenciler, eskiden olduğu gibi düşük prim ödeyerek çalışabilecek. Türkiye genelindeki birçok üniversitede hem okuyup hem de part time çalışan 20 bin öğrenci, okullarının kütüphane, bilgi işlem merkezi, laboratuvar, atölye ve spor merkezi gibi bölümlerinde istihdam ediliyor. Öğrenciler bu alanlarda kitap yerleştirme, fotokopi çekme gibi işleri yapıyor. Bazı üniversiteler, daha fazla öğrencinin istihdamını sağlamak için kiraya verdikleri işletmelerde belli sayıda öğrenci çalıştırılmasını şart koşuyor. Günde 4-5 saat çalışan bir öğrenci, bu şekilde 250 ile 300 TL arasında gelir elde ediyor. Uygulama, özellikle ekonomik durumu iyi olmayan öğrencilerin ailelerine yük olmadan eğitimlerini sürdürmesine imkan tanıyor. Yıllardan beri başarılı bir şekilde işleyen bu sistemde öğrencilerden sadece yüzde 2 prim kesiliyordu. Ancak 1 Ekim'de yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Reformu bu düzenlemeyi kaldırdı. Yarı zamanlı çalışan gençlerden sigortalılar gibi prim alınmaya başlandı. Bu durum, YÖK'ün tepkisini çekti. Çalışma Bakanı Faruk Çelik ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bürokratları arasında uzun süren bir görüşme trafiği yürütüldü. Yapılan görüşmelerde öğrencilerden yüksek prim kesilmesine yol açan maddenin reformdan çıkarılmasına karar verildi. Öğrencileri mağdur eden maddeler, bu hafta Meclis'te düzeltilecek.
Anne Ve Babalar Bu Konulara Dikkat...
Aşırı mükemmeliyetçilik ve gereksiz takıntılar eğitimde başarıyı olumsuz etkiliyor... Anne-babaların tavrı nasıl?
Yarıyıl tatili bitti. Milyonlarca öğrenci ikinci ve daha zorlu bir eğitim maratonuna başlıyor. İlk yarı sonunda bazı çocuklar başarılarıyla hem kendileri mutlu oldu, hem de ailelerini memnun eden sonuçlar getirdiler. Bazılarının da başarısızlığı hem kendilerini hem de ailelerini üzdü. Aileleri en çok üzen ve düşündüren öğrenciler belli bir potansiyeli olduğu halde yeteri kadar derse motive olamayan ya da sınav kaygısı sebebiyle başarısız olan öğrenciler. Bu öğrencilerin bir kısmı mükemmeliyetçi olduklarından başarısızlıklarını zihinlerinde çok büyütüyorlar. Bu da öğrenmede kilitlenmeye yol açıyor. Başka stres kaynakları ile de birleşince durum iyice vahim bir hal alıyor. Öğrenciler potansiyellerinin farkında değil mi? Tam tersine, yukarıda anlattığımız öğrenciler aslında farkındalar fakat hedeflerini çok yüksek tutuyorlar ve henüz zaman yönetimini iyi bilemediklerinden birçok konuda iyi olmak isterken ilgileri dağılıyor. Diğer taraftan yeteri kadar emek sarf etmediklerinden iyi anladıkları konuda pratik eksikliği sebebiyle başarısız oluyorlar. Başarısızlığın nedeni ise bu duruma takılıp genelleme yapmaları, daha sonra çalıştıkları halde yüksek kaygıdan yapamamaları. Neden başarısız oldukları konulara takılıp kalıyorlar? Mükemmeliyetçilik, yaşanan stresler sebebiyle bazı kişilerde detaycılığa ve takıntılara yol açıyor. Takıntılar da bazı kişilerde kendi olumlu yönlerini ve eksik taraflarını değerlendirirken genelleme yapmaya sebep oluyor. Kişi nerede hata yaptığını bazen hatırlayarak toparlasa da yanlış yargılara da ulaşabiliyor. İşte, bunlardan birkaç örnek: - Ben matematikte başarılı değilim! - Kompozisyonum kötü! - Derste dikkatim çabuk dağılıyor, çok çabuk sıkılıyorum! - Başarısızım, aileme layık bir evlat değilim! Bu şekildeki kaygıların temelinde dikkat edilecek olursa hep çok iyi yapma isteği oluyor. Kişi başarısız olacağına inanınca da yeni konuları öğrenirken dikkatini toparlayamıyor. Peki buna yol açan kişisel durumlar neler? Bu durumda hem kişinin bireysel özellikleri hem de anne-baba tutumları etkilidir. Anne-babaların tavrı nasıl? Çoğu ebeveyn mükemmeliyetçidir. Kişilik ve karakter eğitiminden çok başarıya odaklanmışlardır. Kendileri "başarmış" anne-babalar çocuklarının da başarılı abi ve ablalarına benzemesini istiyor. Başarıya aşırı önem veren ailelerin çocukları başarılı mı? Gerçekten bu tarz ailelerde öğrenci başarısı daha yüksek. Ancak bazı istisnaları da yok değil. Performansın ortaya çıkmasında anne-babanın tutumları ile çocuğun durumu, kişilik özellikleri, geçirdiği ruhi, biyolojik aşamalar, hastalıklar belirleyici olabiliyor. Anaokuluna başlarken, ilköğretime ve liseye başlarken, seviye tespit sınavları ve ÖSS hazırlığı sırasında, dershaneye başlamada, çocuğun hem yeni ortama alışmaya çalışması, arkadaş seçimi, öğretmenleri tanımaya çalışması, ortamı müfredatı anlamaya çalışması, öğrencinin kendi kendisinden beklentilerinin yüksek olması ile kaygı daha da yüksek oluyor. Bir de buna ilaveten o sıralarda öğrencinin ailesinde ve çevresinde ölüm, hastalık, göç gibi bazı sıkıntılar yaşanmışsa öğrenci stres yönetiminde zorlanıyor. Aile nasıl davranmalı? Aile, çocuğun yapamadıkları kadar yapabildiklerini görmesini sağlamalı. Başarılı olduğu konularda takdir etmeli. Eksiklerini genelleme yapmadan gerçekçi olarak değerlendirmeli. Başarısız olduğu konuda destek alması için yol göstermeli. Öğrenciyi dinleyerek problemlerini sesli düşünürken çözmesinde destek olmalı. Okul ders ve rehber öğretmenleri ile irtibata geçerek yeteneklerine uygun bir hedef sahibi olmasına yardımcı olunmalı.
9 Şubat 2009 Pazartesi
3 Üniversiteliyi Öldürdü, Ama Serbest...
Erzurum'da minibüsü ile 3 üniversiteli gencin ölümüne neden olan 53 yaşındaki İbrahim Öder 15 yıl hapis istemiyle yargılandığı Erzurum 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakıldı
Erzurum'da minibüsü ile 3 üniversiteli gencin ölümüne neden olan 53 yaşındaki İbrahim Öder, 'Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak' suçundan 15 yıl hapis istemiyle yargılandığı Erzurum 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın verdiği raporda, 'birinci' derecede kusurlu bulunan sürücü İbrahim Öder'in cezaevinde 9 ay kadar kalmasını dikkate alan mahkeme, tahliye kararı verdi. Mahkeme heyeti, Öder'in sürücü belgesine 1 yıl süreyle el koyarken, dosya Yargıtay'a gönderildi. Kaza 8 Mayıs 2008 günü Harput Mahallesi'ndeki Beyazevler semtinde meydana geldi. Palandöken İlçesi'nden Atatürk Üniversitesi Kampusu'ne gitmek isteyen Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Bölümü öğrencisi Samsunlu 22 yaşındaki Nafiz Ceylan, Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümü öğrencisi Kayserili, 23 yaşındaki Ertuğrul Eroğlu, Fars dili ve edebiyatı bölümü öğrencisi Konyalı, 25 yaşındaki Saliha Aydın ile Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Melek Kaya yolun karşısına geçmek istedi. Bu sırada Bingöl yönünden gelen emekli işçi İbrahim Öder'in kullandığı Orhun tekstile ait 25 FK 911 plakalı minibüs üniversiteli gençlere çarptı. Kazada Nafiz Ceylan, Ertuğrul Eroğlu ve Saliha Aydın ölürken Melek Kaya yaralandı. Kazadan sonra tutuklanan 4 çocuk babası İbrahim Öder hakkında Erzurum 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde TCK'nın 85/2 maddesi uyarınca 'Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak' suçundan dava açıldı. "VİCDAN AZABI ÇEKIYORUM" Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın verdiği raporda 'Birinci' derecede kusurlu bulunan sürücü İbrahim Öder, “Olay günü trafik lambası sarı renkte yanıyordu. Kontrolü geçiş yaptığım sırada orta refüjde bir kadının cep telefonu ile konuşarak yola indiğini farkettim. Bu sırada hem kornaya hem de frene bastım, hatırladığım kadarıyla süratim 55 - 60 kilometreydi. Bayana çarpmamak için direksiyonu sağa ve sola kırdım. Ne olduğunu anlayamadım. Ben de 4 çocuk babasıyım. Yaşadıklarımdan dolayı çok üzgünüm ve büyük vicdan azabı çekiyorum” dedi. Mahkeme heyeti yaklaşık 9 aydan bu yana tutuklu olan sürücü Öder'e 6 yıl hapis cezası verdi. Duruşmalardaki iyi hali dikkate alınan Öder'in cezası 5 yıla indirilirken, cezaevinde kaldığı sürenin de gözönüne alımasıyla tahliyesine karar verildi. Mahkeme heyeti ayrıca Öder'in sürücü belgesine bir yıl süreyle el koydu. Dosyanın Yargıtay'a gönderildiğini söyleyen sürücü Öder'in avukatı Enver Atasever, kararı temyiz ettiklerini açıkladı.
Gönderen
Adsız
zaman:
01:34
0
yorum
Etiketler: Ağır Ceza Mahkemesi, Ceza, Erzurum, Hapis, Mahkeme, Mibibüs, Sürücü Belgesi, Üniversite