6 Mayıs 2009 Çarşamba

'Nerede Yaşıyorsun' Anketi Şaşırttı...

Mimarlar Odası Kayseri Şubesi bir ilköğretim öğrencileri üzerinde 'Nerede Yaşıyorsun' konulu mini anket yaptı.

Ankete katılım için özel olarak belirlenen 35 öğrenci, Kayseri'nin rengini griye benzetirken kokusunun küflü peynir kokusunu anımsattığını belirtti. Mimarlar Odası Kayseri Şubesi Çocuk ve Mimarlık Komisyonu üyeleri tarafından 'kentleşme' üzerine yapılan analiz çalışması sona erdi. 20 Şubat'ta başlatılan ve yaklaşık 7 hafta süren çalışma kapsamında Besime Özderici İlköğretim Okulu'nda 35 öğrenci üzerinde yapılan 'Nerede Yaşıyorsun' isimli mini ankette çıkan sonuçlar komisyon üyelerini şaşırttı. 'Kentiniz ne renk?', 'Kentiniz hangi tadı veriyor' gibi 4 soru yöneltilen ankette öğrenciler, Kayseri'nin rengini griye, yeşile, siyah ve beyaza benzetirken binaların yoğunluğundan ve hava kirliliğinden yakındı. Ankette çıkan en ilginç sonuç ise 'Kentiniz nasıl kokuyor' sorusuna öğrencilerden birinin verdiği 'küflü peynir gibi kokuyor' cevabı oldu. Bazı öğrenciler ise bu soruya şu yanıtları verdi: "Erimiş çikolata, şeker pancarı, bozulmuş yemek gibi kokuyor, cipsi gibi, fırından çıkmış ekmek gibi, bamya,kötü pişirilmiş hamura, küflü peynir,kumpire, sigara gibi, kötü pişmiş mantı." 'Yaşadığımız kent ne renk?' sorusuna ise gri, yeşil, kahverengi, siyah cevaplarını verdi. Mimarlar Odası Çocuk ve Mimarlık Komisyon Başkanı Pembegül Selman, alt yapısını iyi hazırladıkları projede öğrencilerle iyi bir uyum içerisinde çalıştıklarını dile getirdi. Öğrencilere bu projeyle yaşadığı çevrenin farkındalığına varmasını amaçladıklarını dile getiren Selman, "Bu çalışma için 3-4 hafta hazırlık yaptık. Komisyon üyelerle toplantı yapıp öğrencilere nasıl ulaşacağımı tartıştık. Projeye ilk etapta 18 kişi düşündük ama bu sayı 35'e çıktı. Mimarlığa ilgi duyan öğrencilerle düzenlediğimiz bu projede öğrencilerin inanılmaz hayal gücü ortaya çıktı. Öğrenciler, nerede yaşadığına dair resimler çizdi. Öğrencilerin çoğunun köy gibi yeşillikler içinde yaşamayı hayal ediyor." dedi. Öğrencilerin yaptığı çalışmaların Kayseripark AVM'de sergilediklerini dile getiren Selman, 10 komisyon üyesi olarak çalışmalarına farklı projelerle devam edeceklerini kaydetti. Oda Başkanı Hakan Mahiroğlu da kentlerde tarihi değerlerin üzerine bir şeyler katmak yerine kültürel dejenerasyon yapıldığını ifade etti. Mahiroğlu şunları söyledi: "Aslında Kayseri'yi diğer kentlerden ayıran unsur Erciyes olmamalı ya da Konya'yı Mevlana ya da Mersin'i deniz. Bu değerler zaten elimizde olan ayıraçlardır. Biz bu değerlerin üzerine neler koyabildik ona bakmak gerekmektedir. Maalesef bugün çocuklarımız yaşadıkları çevreye ait "çiçek gibi kokan rengarenk bir kent" tanımlamasını yapmıyorsa demek ki sorumluluklarımızı tam olarak yerine getirmediğimizden ve değerlerimizin üzerine olumlu katkı sağlayamadığımızdandır."

7 Kıta Bir Çadırda Buluştu...

Fatih Üniversitesi'nde eğitim gören 70 farklı ülkeden 600 yabancı öğrenci, '7 Kıta 7 Renk Kültür Festivali' için bir araya geldi.

Çok sayıda yabancı ülke başkonsolosunun da katıldığı festivalde 70 farklı milletten genç, ülke ve kültürlerini arkadaşlarına yöresel kıyafetler içerisinde tanıtmanın mutluluğunu yaşadı. Gençler kurdukları stantlarla ülkelerindeki esintileri, sebze ve meyveleriyle İstanbul'a taşıdı. Bank Asya ana sponsorluğunda bu yıl 5.si gerçekleştirilen festivalde Kamboçya'dan Çin'e, Senegal'den Kanada'ya kadar dünyanın dört bir yanındaki kültürler birbiriyle tanıştı. Arkadaşlarının kültürünü merak eden diğer ülke öğrencileri için dünya barışı adına güzel örneklere sahne olan festival 3 gün sürecek. Bu süre boyunca yemekler, kıyafetler, danslar, gösteriler, eğlenceler, tanıtımlar ve kültürlerin sergileneceği organizasyonda dünyanın bütün renkleri bir arada yer alacak. Çok sayıda yabancı ülke başkonsolosu ve büyükelçisiyle birlikte öğrencilerin de katıldığı festival açılışında konuşma yapan Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oğuz Borat, dünyaya 'barış' mesajı vermek istediklerini söyledi. Etkinliğin kültürler arasında köprü vazifesi gördüğünü belirten Borat, "Umudumuz o ki bu gençler dünyaya da bu sayede evrensel barış mesajları vermiş olacaklar." dedi. Açılış programında yabancı öğrencilerden oluşan koro 'We are the World' isimli parçayı seslendirirken Afrikalı öğrencilerin 'tam tam dansı' ve Uzakdoğulu öğrencilerin 'Taiçi' gösterisi beğeni topladı.

5 Mayıs 2009 Salı

İsteyenlere Verildi...

İzmir’in Kınık ilçesindeki ilköğretim okullarında, öğrencilere Kuran-ı Kerim’in Türkçe Meali ve ‘İbadetlerimi Öğreniyorum’ isimli kitap dağıtıldı.

Kınık Milli Eğitim Müdürlüğü'nün, 14-20 Nisan tarihleri arasındaki 'Kutlu Doğum Haftası' etkinlikleri kapsamında, ilçedeki 11 ilköğretim okulundaki 3, 4 ve 5'inci sınıf öğrencilerine Diyanet İşleri Başkanlığı'nca hazırlanan 20 sayfalık 'İbadetlerimi Öğreniyorum' isimli kitap; 6, 7 ve 8'inci sınıf öğrencilerine ise Kuran-ı Kerim'in Türkçe Meali'ni dağıttığı belirtildi. Müftülük temin etti Ücretsiz dağıtılan cep kitaplarının İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün talebiyle, Kınık Müftülüğü tarafından temin edildiği öğrenildi. 16-20 Nisan tarihleri arasındaki dağıtımın da Kınık Kaymakamlığı'nın oluruyla yapıldığı belirlendi.
'Sadece isteyenlere verildi' 'İbadetimi Öğreniyorum' isimli kitaptan 500, Kuran-ı Kerim mealinden ise 300 adet dağıtıldığı belirtilirken, kaymakamlık yetkilileri tüm ilçe genelinde sadece 50 kitap dağıtıldığını iddia etti. Kitapların her öğrenciye değil, sadece isteyenlere verildiği öne sürüldü. Kaymakamlık, Müftülük ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü konuyla ilgili açıklama yapmadı.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Üniversite Öğrencilerinin Kolbastı Merakı

Son dönemlerde popüler hale gelen kolbastı oyununu öğrenmek isteyenler için Selçuk Üniversitesi bünyesinde açılan kursa öğrenciler yoğun ilgi gösteriyor.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Halk Oyunları Topluluğu Sorumlusu Kadir Ersan Bilgin, yaptığı açıklamada, ülke genelinde kolbastı oyununun popüler hale gelmesiyle bu oyunu öğrenmek isteyen yüzlerce üniversitelinin kendilerine başvurduğunu söyledi. Gelen talepler doğrultusunda, kolbastı oyunu için bir kurs açmaya karar verdiklerini belirten Bilgin, "Nisan ayında kursa kayıtlarımız başladı. Bir aylık sürecin ardından üniversitenin farklı fakültelerinden 800 kişi kolbastı oyununu öğrenmek için bize başvurdu" dedi. Öğrencilerin hepsine yardımcı olmaya çalıştıklarını anlatan Bilgin, şunları kaydetti: "Kursları ücretsiz olarak sadece üniversitemizin öğrencilerine yönelik düzenledik. Kursumuz yaklaşık 1 ay önce başlamasına karşın hergün onlarca öğrencimiz kursa katılmak için bize başvuruyor. Ancak bu süreçte artık sadece kolbastı oyununda bir alt yapısı olanları kursumuza dahil edebiliyoruz. Kurslara katılan 800 öğrenci 10 grup halinde haftanın belirli gün ve saatlerinde eğitim alıyor. Öğrencilerimiz sabah 09.00 itibariyle başlayıp, saat 16.00'a kadar belirli süre eğitim görüyor. Bazı öğretim üyeleri ve Konyalı vatandaşlar da bizden eğitim almak istedi. Ancak bizim öncelikli hedefimiz, öğrenciler. Öğrenciler arasında kabiliyetlerine göre 150 kişi seçilecek. Bunlar özel günlerde gösteri yapacak." TÜRKİYE'NİN EN KALABALIK HALK OYUNLARI TOPLULUĞU Türkiye'de en fazla öğrenciyle çalışan halk oyunları topluluğu olma özelliğini taşıdıklarını ifade eden Bilgin, en son 2008 yılında Polonya'da 26 ülkenin katılımıyla düzenlenen halk oyunları yarışmasında Türkiye'yi temsil ederek "dünya birincisi" olduklarını söyledi. Kolbastının dışında ulusal ve uluslar arası yarışmalarda Türkiye'nin çeşitli yörelerinden oyunlar sergilediklerini, bu anlamda büyük başarılara imza attıklarını dile getiren Bilgin, şöyle devam etti: "Artık Türkiye'de değil, dünyada tanınıyoruz. Bu başarıları gören 8 ülke, bizi gösteri yapmamız için davet etti. SÜ Halk Oyunları Topluluğu'nun başarısı üniversiteyi tercih sebebi oluyor. Ortaokul ve lisede halk oyunlarıyla ilgilenen öğrenciler, üniversitemizi tercih ediyor. Bu durum bizi çok sevindiriyor. Türkiye'nin en kalabalık çalışmasını yapan üniversiteyiz. Tabii ki sistemli çalışma ve alınan başarılar bunun en büyük nedeni." Bilgin, aldıkları her başarının kendilerini daha da hırslandırdığını, başarılarının artarak devam edeceğini sözlerine ekledi.

Edebiyat İçin Yoldalar

Türk ve Avrupa Edebiyatı'nı karşılıklı tura çıkaracak uluslararası proje başlıyor. Etkinliğin odağında 'Gezici Kütüphane' olarak hazırlanan bir otobüs bulunuyor..

Goethe Enstitüsü, Avrupa Komisyonu ve T.C. Dışişleri Bakanlığı'nın birlikte yürüttüğü 'Kültür Köprüleri' programı çerçevesinde oluşturulan Avrupa Edebiyatı Türkiye'de-Türk Edebiyatı Avrupa'da adlı kültür projesi, dün Almanya Federal Cumhuriyeti'nin Tarabya'daki yazlık Rezidansı'nda özel bir davet eşliğinde yapılan resmi duyuru ile start aldı. Proje nedeniyle Almanya Büyükelçisi Dr. Eckart Cuntz, Alman Federal Meclis Başkanı Prof. Dr. Norbert Lammert, Macaristan Ulusal Meclis Başkanı Dr. Katalin Szili ve TBMM Başkanı Köksal Toptan da bir aradaydı. Rezidanstaki davette açılış konuşmasını Büyükelçi Dr. Eckart Cuntz yaparken, Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Daire Başkanı Michael Vögele, Goethe Enstitüsü İstanbul Müdürü Claudia Hahn Raabe ve Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala da kısa birer sunum yaptı. Etkinlikte ayrıca, Mevlana Alchemist Senfonik Şiir konseri de yer aldı. 24 KENTİ TURLAYACAK Proje çerçevesinde, Mercedes Benz Türk'ün sağladığı 'gezici kütüphane' de yolculuğun ilk durağı olan Diyarbakır'a uğurlandı. Gezici programın ilk ayında ayrıca Malatya, Gaziantep, Urfa ve Van ziyaret edilecek. Projenin Türkiye ayağında 24 şehire yayılacak etkinlikler arasında, edebiyat okumaları, çeşitli sergiler, kısa filmler, tiyatro ve fotoğraf çalışmaları da olacak. Otobüs her şehirde bir hafta kalacak, katılımcı 8 Avrupa ülkesinden eserleri Türkçeye çevrilmiş ya da çevrilmekte olan toplam 48 yazardan iki tanesi de etkinliklere katılacak. Her şehirde iki konser verilecek, sergiler açılacak. Etkinliğin Türkiye programı 13 Nisan 2010'daki gala ile İstanbul'da bitecek. İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olacağı 2010 yılının etkinliklerine, bu gala da dahil olacak.

Kaymakamdan 650 Öğrenciye Dershane...

Kaymakam Murat Kahraman, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan ayrılan parayla 650 ilköğretim okulu öğrencisine dershane eğitimi sağladı.

Konya'nın Ahırlı ilçesinde 2 yıldır görev yapan Kaymakam Murat Kahraman, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan ayrılan parayla 650 ilköğretim okulu öğrencisine dershane eğitimi sağladı. Seviye Belirleme Sınavı'nda da Ahırlı'nın öğrencileri birinci sıraya oturdu. Konya'ya 110 kilometre uzaklıktaki Ahırlı ilçesinde eğitim gören öğrencilerin hayalini ilçe kaymakamı Murat Kahraman gerçekleştirdi. Devletin her yıl Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'na gönderdiği paranın bir kısmı ile 650 fakir ilköğretim okulu öğrenicisi için dershane eğitimi verilmesini sağladı. 'İLK ECZANEYİ BEN AÇACAĞIM' Öğrencilere başarının yolunu açan Kaymakam Kahraman "Ulaşım ve imkânsızlıklar nedeniyle öğrencilerimizin çoğunluğu gelecekleri için emin adımlar atamıyorlar. Biz de elimizden geleni yaptık. Öğrencilerimize 7 ay boyunca öğretmenlerimizle ders verdik. Faydalı olduğumuzu düşünüyoruz" dedi. Diğer kardeşlerinin maddi imkânsızlıklar nedeniyle okuyamadığını kendisinin de daha önce dershaneye gidemediği için geleceğe umutsuz baktığını anlatan İlköğretim 7'nci sınıf öğrencisi 14 yaşındaki Şeyma Akça da, "Şimdi Kaymakamımız sayesinde hayallerimizin önü açıldı. İlçemizde eczane olmadığı için tek hayalim okuyarak ilçemizde olmayan eczaneyi açmak olacak" dedi.

Oxfordlu'nun Gözünden Hakkari

Hep taş atan ya da coplanan çocukları izliyorsunuz ama bir de Hakkari Üniversitesi'nin yeni Oxford doktoralı rektörü Prof. Belenli'nin gözünden dinleyin...

Hakkâri Üniversitesi'nin Oxford doktoralı rektörü Prof. Belenli, gösterilerde taş atan çocuklara sevgiyle yaklaşarak, onlarla top oynadığını anlatıyor.. Gerilimli sokak eylemleriyle gündeme gelen Hakkâri, Oxford doktoralı rektörleri Prof. Dr. İbrahim Belenli'yi sahiplendi. Belenli, taş atan çocuklarla futbol maçı yapıyor. Sokaklarda kurulan barikatlar Belenli'nin aracı görününce hemen açılıyor. Belenli işin sırrını, "sevme bariyerini aşmış olmakla" açıklıyor. "Zoru başarmanın zevki için" Hakkâri'ye rektör olmak istediğini söyleyen Prof. Dr. Belenli Üniversitelerarası Kurul toplantısı için geldiği Ankara'da bir grup gazeteciyle görevde geçirdiği 8 ayı konuştu. Söze "Zevkini çıkarıyorum" diye başlayan Belenli, öncelikle her kesimden büyük ilgi gördüklerini belirterek, "Ne zaman telefonu kaldırsak hemen her yerden destek olunuyor. Hakkâri'nin zayıflığı güçlü tarafı oluyor. Hakkâri bir yerde Türkiye'nin birçok probleminin çözümünün anahtarı. O açıdan önemli" dedi. Hakkâri'de bir değişim için henüz erken olduğunu, ama kendisini sahiplendiklerini belirten Belenli, yerel yöneticilerle hiçbir sorun yaşamadığını da anlattı. Rektör Belenli, "Önemli olan insanları sevmek. İnsanları sevme bariyerini aştığınızda gerisi kendiliğinden geliyor. Belediye başkanı da her türlü desteği veriyor. Bu insanları anlamak lazım. İletişim eksikliği her zaman problem oluyor" dedi. Belenli, "Yabancı üniversitelerle de işbirliği yapacak mısınız? Örneğin Oxford'la" sorusuna gülümseyerek, "İşbirliği yapacağımız günleri özlüyoruz" sözleriyle yanıt verdi. SPORCU GENÇLER Hakkâri Üniversitesi çocukların topluma kazandırılması için de proje geliştiriyor. Belenli, "Sporcu tarama merkezi düşünüyoruz. Ankara Üniversitesi yardım edecek. Ama mekan problemi var. Ankara'dan hocalar gelecek, çocukları tarayacak. O çocukların hangi spor dallarına uygun olduğu tespit edilecek. Arkasından da o çocuklar arasından yetenekleri üstün olanlar yönlendirilecek" dedi. Projeye MEB, Gençlik ve Spor Müdürlüğü de destek verecek. Gelecek yıl uygulamaya geçilecek.