TTK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TTK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2010 Perşembe

'Hikmetli' Felsefe Geri Adım Attırdı...

'Felsefe muhafazakarlaşıyor' eleştirileri geri adım attırdı. Ders kitabının girişindeki 'Hikmet' vurgusu yerini yine felsefeye bıraktı.

Milli Eğitim Bakanlığı, 'hikmet' tanımıyla başlayan felsefe müfredatını değiştirdi. 'Felsefe ve Hikmet' başlıklı konu müfredattan çıkarıldı. Hikmet kavramı tek başına değil eskiden olduğu gibi 'Felsefe ve Hikmet' ilişkisi olarak alt konu başlığında kaldı. Bakanlık, artırılan din felsefesinin etkisini de düşürürken, bilgi ve varlık felsefesine ağırlık verildi. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2 yıllık çalışmalarının ardından hazırladığı felsefe dersi müfredatı yoğun eleştirilere neden olmuştu. Felsefe ders programında önemli düzenlemeler yapılırken birçok kaynakta İslam Felsefesi içerisinde kullanılan 'Hikmet' kavramının yeni programın ilk ünitesinde yer verilmişti. Felsefeciler Derneği Başkanı Yaşar Küpeli, 'Felsefeye giriş 'Hikmet' tartışması ile başlamaz. Bu felsefenin ruhuna tamamen aykırıdır. Yeni müfredat Türk - İslam Sentezi'nin felsefeye yansıması, felsefe muhafazakarlaştı' eleştirisinde bulunmuştu. AKŞAM'ın duyurduğu haber üzerine Bakanlık müfredatta geri adım attı. 'HİKMET'İ KALMADI Talim Terbiye Kurulu tarafından yeniden elden geçirilen müfredatta ilk ünitedeki 'Felsefe ve Hikmet' başlıklı konu çıkarıldı. Bu konuda yer alan 'Hikmet kavramını fark eder' başlığı da müfredat programından çıkarıldı. İlk ünitede sadece 'Felsefe ve hikmet (bilgelik) arasında bağ kurar' ifadesi yer aldı. Bu konuyla ilgili olarak da müfredat programına şu açıklama getirildi: BİLGİYE ULAŞILMASI ANLAMINDA 'Felsefe kavramına esas olan; varlık, bilgi ve değer üzerine tam ve bütün bir bilgiye ulaşılması anlamındaki hikmet (bilgelik/sophia) kavramına değinilmelidir.Felsefede sorgulamanın esas olduğu vurgulanarak, felsefenin hikmeti sevme ve ona yönelme anlamında bir bilgi olduğu açıklanmalıdır. Felsefe (philosophia) ve Hikmet (bilgelik/sophia) arasındaki etkileşim ve ilişki açıklanmalıdır.' Bürokrata kıyak düzeldi Müfredatta yer alan Ali Öztürk'e ait 'İmajoloji, Felsefe ve Hikmet' isimli okuma parçası da müfredattan çıkarıldı. Bu metnin yanısıra müfredatta 7 ayrı kitabı kaynakça da gösterilen Telim Terbiye Kurulu felsefe grubu kitaplarını hazırlamada görevli Hacı Mustafa Açıköz ile TTK üyesi Vahap Özpolat'ın önerilen kitapları da müfredatın kaynakçasından çıkarıldı. Müfredatta, yüzde 9 oranında olan Din Felsefesi'nin etkisi de yüzde 7'ye çekildi. bunun yanı sıra Bilgi Felsefesi'nin etkisi yüzde 15'ten yüzde 17'ye; varlık felsefesinin etkisi de yüzde 12'den yüzde 17'ye yükseltildi.

24 Aralık 2009 Perşembe

Servetini Eğitime Harcadı...

TTK'dan emekli Yılmaz Yavuz, yaşamı boyunca biriktirdiği tüm parası olan 1 milyon TL'yi eğitime bağışladı.

Zonguldak'ta memur olarak çalıştığı Türkiye Taşkömürü Kurumu'ndan (TTK) emekli olan 67 yaşındaki Yılmaz Yavuz, yaşamı boyunca biriktirdiği 1 milyon TL'yi eğitime bağışladı. Yavuz, yaptıracağı okulun protokolünü imzalarken ağladı. TTK Eğitim Daire Başkanlığı'nda eğitim uzmanı olarak çalışan ve 2002 yılında emekliye ayrılan Yılmaz Yavuz, iş hayatı boyunca biriktirdiği 1 milyon TL'yi eğitime bağışladı. Uzun süre önce eşinden boşanan ve hiç çocuğu olmayan Yılmaz Yavuz, 100'üncü Yıl İlköğretim Okulu'na yaptırılacak 80 derslikli ek binanın protokolünü Vali Erdal Ata ile imzaladı. Vali Ata'nın makamında imzalanan protokole göre, Yılmaz Yavuz'un babası Şükrü Yavuz'un adı da, 1943- 1945 yıllarında öğretmenlik yaptığı Kilimli Merkez İlköğretim Okulu'na verilecek. Okulun adı Şükrü Yavuz İlköğretim Okulu olacak. İmzaların atılmasından sonra konuşan Vali Erdal Ata, bağış yapmak için ille de bir işadamı veya zengin olmanın gerekmediğini belirtti. Ata, “Emekli bir madenci var karşımızda. Yıllardır biriktirmiş ve okul için bağış yapıyor. Gerçekten duygulanmamak elde değil. Allah herkese böyle bir evlat nasip etsin. Bunun bir örnek teşkil etmesini temenni ediyorum. Hayırseverlerimizi okul yaptırmaya davet ediyorum” dedi. Vali Ata'nın konuşması üzerine ağlayan Yılmaz Yavuz, “Çok duygulu anlar yaşamaktayım. Çok mutluyum. Hayalimi gerçekleştirdim. Babamın öğretmenlik yaptığı okula isminin verilecek olmasından dolayı mutluyum” diye konuştu.

1 Şubat 2009 Pazar

Kameralı Sisteme Son!

Eğitim kurumlarında çocuklarını kamera ile izlenmesi çocukların mahremiyetine saygısızlık” gerekçesiyle kaldırıldı.

Velilerin okulöncesi eğitim kurumlarında çocuklarını kamera ve internet aracılığıyla izlemesi “çocuk ve eğitmen haklarının ihlaline ve çocukların mahremiyetine saygısızlık” gerekçesiyle kaldırıldı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), okulöncesi eğitim kurumlarında çocukların kamera ve internet aracılığıyla izlenme uygulamasını, “çocuk ve eğitmen haklarının ihlaline ve çocukların mahremiyetine saygısızlık” gerekçesiyle kaldırdı. MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'ı (TTK), okulöncesi eğitim kurumlarının bir kısmının Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'ne (SHÇEK) bağlı olması nedeniyle, bu kuruma bir yazı gönderdi. SHÇEK de okullara bilgi verdi. SHÇEK, yeni başlayan çocukların velilerini rahatlatmak ve ortamda güven duygusunun sağlanması amacıyla, uyum sürecinde çok kısa süreli izlemenin planlanması gerektiğini vurguladı. Haklara aykırı Yazıda, herhangi bir nedenle çocukların özel yaşamlarına ilişkin bir görüntü kaydedilmemesi ve gizliliğe riayet edilmesi istendi. Yazıda, şunlar belirtildi: “Bu doğrultuda çocukların özel kullanım alanları, lavabo, WC, uyku odası ile çeşitli etkinlikleri yapıldığı grup odalarının kamera ve internet aracılığıyla izlenmemesi; bu alanların dışında kalan giriş, çıkış, koridor, bahçe gibi yerlerin güvenlik açısından doğal yaşamı koruyacak biçimde izlenmesi gerektiğine dair, özel kreş ve gündüz bakımevi ve çocuk kulübü bulunan tüm illere bilgi verilmiştir.” Özel Okulöncesi Eğitim Kurumları Birliği Başkanı Nebahat Boğut da, kurumların kameraları ticari ve reklam amacıyla okullara koyduklarını belirterek, izlemenin insan ve çocuk haklarına aykırı olduğunu vurguladı. Okula müdahale “Öğretmenden ve veliden onay alınmadan gözetlemeydi bu. İzleme değildi. Şöyle manzaralar vardı: Çocuk, anne ve babası için resim yapıyordu. Çocuk, o kurumlara niye geliyor? Sosyalleşmek, yaratıcılığını geliştirmek için... Veli evde ıspanak yemeyen çocuğunun okulda yediğini görünce sinirleniyordu. Öğretmenlerimiz ilkokul öğretmeni gibi ceketli, pantolonlu ve hiç oynamayan öğretmenler haline geldi. Hatta veliler, 'Ben çocuğumu göremiyorum, oradan kaldırın' diyordu. Çocuk tam konsantre olup etkinliğe başlamış, birdenbire öğretmen, çocuğa 'kalk oradan, şuraya geç' diyordu.”