20 Şubat 2010 Cumartesi

Askeri Okulların Yeni Yönetmeliği...

Gülhane Askerî Tıp Akademisi, Harp Okulları ile Astsubay Meslek Yüksek Okulları yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler..
Gülhane Askerî Tıp Akademisi, Harp Okulları ile Astsubay Meslek Yüksek Okulları yönetmeliklerinde yapılan değişiklikle, askeri öğrencilerin okullardan ayrılmalarına ilişkin süreler yeniden belirlendi. Milli Savunma Bakanlığı'nca Gülhane Askerî Tıp Akademisi Yönetmeliği, Harp Okulları Yönetmeliği ile Astsubay Meslek Yüksek Okulları Yönetmeliği'nde yapılan değişiklik Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmelikteki değişiklikle, öğrenciler “askerî tıp fakültesine giriş tarihlerinden itibaren dördüncü sınıfın Temmuz ayının son gününe kadar olan süreyi 'geçirdikten sonra' yapılan masrafları ve yasal faizlerini ödese dahi” okuldan çıkamayacak. Ancak, dördüncü sınıfın Temmuz ayının son gününe kadarki 'süre içinde'; 18 yaşını tamamlayan öğrenciler kendi başvurularıyla, tamamlamayan öğrenciler ise velilerinin isteği ile Devlet tarafından yapılan masrafları ve kanunî faizlerini ödemeleri kaydıyla okuldan çıkabilecek. Eski yönetmelikte bu süre askerî tıp fakültesine giriş tarihlerinden itibaren birinci yıl olarak belirlenmişti. Harp Okulları Yönetmeliği'nde yapılan değişikle de, daha önce intibak eğitimi başlangıcından itibaren Devletçe yapılan masrafları ve kanuni faizlerini ödemeleri kaydıyla başka bir şart aranmaksızın okuldan ayrılma süresi bir yıldan dört yıla çıkartıldı. Böylece, Harp okullarındaki öğrenciler, okula giriş tarihlerinden, intibak eğitimi başlangıcından itibaren dördüncü sınıfın Temmuz ayının son gününe kadar olan sürede okul masraflarını ödemeleri kaydıyla başka bir şart aranmaksızın okuldan çıkabilecekler. Astsubay Meslek Yüksek Okulları Yönetmeliği'nde de yapılan değişiklikle de, öğrencilerin daha önce intibak eğitimi başlangıcından itibaren Devletçe yapılan masrafları ve kanuni faizlerini ödemeleri kaydıyla başka bir şart aranmaksızın okuldan ayrılma süreleri bir yıldan iki yıla çıkartıldı. Bu okullardaki öğrenciler de, okula “intibak eğitimi başlangıcından itibaren ikinci sınıfın Temmuz ayının son gününe kadar olan sürede okul masraflarını ödemeleri kaydıyla ve başka bir şart aranmaksızın okuldan” ayrılabilecekler.

19 Şubat 2010 Cuma

Formasyonda 2.5 Şartı...

YÖK yetkilileri, pedagojik formasyon almak isteyenlere getirdiği 4 üzerinden 2,5 diploma notu şartında son kararı açıkladı.
YÖK geçen ay eğitim fakülteleri dışındaki fakültelerde okuyup da öğretmen olmak isteyenlere pedagojik formasyon için 4 üzerinden 2,5 diploma notu şartı getirdi. Kurul'un aynı kriteri eski mezunlara da getirmesi öğretmen adaylarını mağdur etti. Okulu bitirdikleri için not ortalamalarını yükseltme şansları bulunmadığına dikkat çeken eski mezunlar, ortalamanın düşürülmesini istiyor. Formasyon almak isteyen fen edebiyat fakültesi öğrencilerinden Muhammet Sarsık, mağduriyetini şöyle anlatıyor: "Benim gibi yüzlerce arkadaş 2,5 not barajı nedeniyle mağdur oldu. Mezun olduğumuz için notu da yükseltme şansımız olmuyor, bu durumda artık öğretmen olma şansımız hiç kalmadı. Benim ortalamam 2,46 ama 2,5 olmadığı için formasyon alamıyorum." Formasyon bekleyen adaylar şikayetlerini ilettikleri YÖK'ten umduklarını bulamadı. Çok fazla sayıda öğretmen adayının öğretmenlik beklediğini kaydeden YÖK yetkilileri, kaliteyi düşürmemek için not barajını indirmeyeceklerini açıkladı.

YÖK Yeni Dekanları Atadı...

YÖK, 9 fakülteye dekan ataması yaptı. İşte ataması yapılan fakülte ve dekanlar...
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yusuf Ziya Özcan başkanlığında toplanan YÖK Genel Kurulu sona erdi. Toplantıda 9 fakülteye dekan ataması yapıldı. Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, KTO Karatay Üniversitesi Vakfı Mütevelli Heyeti tarafından rektör adayı olarak Yükseköğretim Kurulu'na önerilen Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu ile ilgili olumlu görüş bildirilmesine karar verildiği belirtildi. Gedik Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı'nın kurmak istediği meslek yüksek okuluna ilişkin sunum izlendiği, olumlu görüşle Milli Eğitim Bakanlığı'na bildirilmesine karar verildiği kaydedildi. Antalya'da Gaye Eğitim, Sağlık, Spor ve Çevre Vakfı'nca Antalya İbn-i Sina Üniversitesi; Alanya'da Hamdullah Emin Paşa ve Haremi Hatice Tahire Hanım Vakfı'nca Alanya Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi; Ankara'da Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Vakfı ile Türkiye Devlet Hastaneleri ve Hastalara Yardım Vakfı'nın müştereken Ankara Bilge Üniversitesi kurma taleplerinin görüşüldüğü, adı geçen vakıfların sunum yapmak üzere Yükseköğretim Kurulu'na davet edilmelerine karar verildiği aktarıldı. Ataması yapılan fakülte ve dekanlar şöyle: "Adıyaman Teknoloji Prof. Dr. Turhan Koyuncu, Anadolu İİBF Prof. Dr. Recai Dönmez İktisat Prof. Dr. Sadık R. Karluk, Mühendislik-Mimarlık Prof. Dr. Tuncay Döğeroğlu, Çukurova Tıp Prof. Dr. Behnan Alper, İzmir Y. Teknoloji Fen Prof. Dr. İsmail Hakkı Duru, Selçuk İİBF Prof. Dr. Tahir Akgemci, Sinop Eğitim Prof. Dr. Levent Bat, Yalova Hukuk Prof. Dr. Seyithan Deliduman." Ayrıca, iki vakıf üniversitesinin mütevelli heyet başkanlıklarının, üniversitelerinin fakültelerine dekan atanmasına yönelik teklifleri değerlendirildi. Bu kapsamda tekliflere, Bahçeşehir Fen-Edebiyat Prof. Dr. Gül Canan Ergin, Maltepe Eğitim Prof. Dr. Hacer Nermin Çelen şeklinde olumlu görüş belirtildi. Bir sonraki Genel Kurul toplantısı 4 Mart'ta yapılacak.

Uzay Kampı Türkiye'ye Büyük İlgi...

İzmir'de faaliyet gösteren Uzay Kampı Türkiye, dünyada kendi alanında eğitim veren dört merkezden biri.

Ziyaretçilerine uzay mekiğiyle uçma fırsatı sunan kamp, kentin modern endüstri merkezi Ege Serbest Bölge Kurucu ve işleticisi AŞ (ESBAŞ) 10 yıl önce kuruldu. Merkez, bugüne kadar başta Avrupa, Amerika ve Arap dünyası olmak üzere 45'ten fazla ülkeden 90 bin öğrenciye eğitim verdi. ESBAŞ'ın kurucu işleticisi olduğu tesiste hem çocuklar hem de yetişkinler için farklı programlar sunuluyor. Mesela 7-15 yaş grubundaki öğrenciler, bilim ve teknoloji alanlarında bilgilendirilip uygulamalı eğitimlere tabi tutuluyor. Türkçe ve İngilizce programlarda öğrenciler, NASA tarafından hazırlanan simülatörlerle takım çalışması ve liderlik becerilerini de geliştirmeye çalışıyor. Sanal uzay mekiği uçuşu yapıyor, astronomi eğitimi alıyor, laboratuvarda deneylerle model roket yapıyor ve fırlatabiliyor. Merkezin halkla ilişkiler yöneticisi Melda Güner, uzay kampının yapılmasına, 'Apollo 11'i taşıyan roketlerin tasarımcısı, Alman asıllı bilim adamı Dr. Wernher Von Braun'un ilham verdiğini söylüyor. Dr. Braun'un bu düşüncesini, 1982 yılında Huntsville Amerika'da açılan ilk uzay kampıyla hayata geçirdiğini aktaran Güner, "ESBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Tuncer, yakın dostu olan Apollo proje mühendisi İsmail Akbay'ın önerisiyle Türkiye'de de uzay kampı açmaya karar verdi. Üç yıllık proje çalışmasını takiben Haziran 2000'de hizmete girdi." diyor. Melda Güner'in verdiği bilgilere göre Uzay Kampı Türkiye, tam entegre bir bina olarak projelendirildi. Toplam 325 kişi kapasiteli yatakhanesi bulunan kampta eğitim simülatörleri, bilgisayar, fen ve hidroponik laboratuvarları, Mars kontrol odası, bire bir ölçülerdeki uzay mekiği modeli, yer kontrol merkezi, gözlemevi ve yıldızevi (planetaryum) bulunuyor. Programlara katılan öğrenciler, yaş gruplarına göre 10-12 kişilik takımlara ayrılıyor ve her birinin başında sorumlu bir eğitimci görevlendiriliyor. Uzay Kampı Türkiye'ye yurtiçi ve yurtdışından gelenler, kaldıkları güne ve programa göre ücret ödüyor. Öğrenciler için altı günlük uluslararası yaz kampının İngilizce programı 600, Türkçe programı 550 dolar. Ücretlere yemek, konaklama, eğitimde kullanılan doküman ve malzemeler, şapka ve tişörtler dahil. 9-15 yaş arası çocuklara yönelik kampa katılmak isteyenler ise İngilizce programda 500, Türkçe programda 460 dolar ödüyor. İki günlük 'Yıldızlar ve Gezegenler Macerası' programı, yaklaşık 260 dolar. Ayrıca 7-11 yaş arası çocuklar, aileler ve yetişkinliklere yönelik programlar da tertipleniyor. Randevulu kabul edilen günübirlik ziyaretlere ise 10 dolar alınıyor.

Danıştay Belki İş Adamlarını Anlar!

YÖK Başkanı Özcan, slogan atanların katsayı konusunda kendilerine destek olmadıklarını belirterek iş dünyasından destek istedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan'ı ziyaret etti.
Prof. Dr. Özcan, Ticaret Odası Başkanı Aslan'dan katsayı konusunda destek istedi. Prof. Dr. Özcan, katsayı konusunda eşitsizliklerin 1998'den beri devam ettiğini ve bu durumu düzeltmek için çalıştıklarını anlattı. Prof. Dr.Özcan, katsayı eşitlemesiyle ilgili olarak yaptıkları düzenlemelerin ve katsayı makasında yapılan değişikliklerin Danıştay tarafından reddedildiğini hatırlatarak, şunları dile getirdi: "Düzenlememiz Danıştay tarafından kabul edilmedi ama orda çok hoş bir gelişme oldu. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 15'e 14 gibi bir oylamayla düzenlemeyi reddetti. Bu durum, 14 üye tarafından hiç olmazsa bizim sistemin anlaşıldığı, takdir gördüğü anlamına geliyor. Bu da bize biraz cesaret verdi. Hukuk mücadelesinin ve darbesinin olduğunun söylenildiği şu günlerde, ülkemizde böyle bir noktaya gelmeyi ben son derece olumlu buluyorum. İnşallah da devam edeceğini düşünüyorum." MESLEK LİSESİ MEMLEKET MESELESİ DİYENLER DESTEK VERMEDİProf. Dr. Özcan, Meslek Lisesi memleket meselesi diye slogan atanların katsayı meselesinde destek vermediklerini belirterek, "Madem bu kadar önemliydi beklerdik. Danıştay'a 8. Daire ile konuşsunlar, bizim için bir faaliyette bulunsunlar isterdik" diye konuştu. Prof. Dr. Özcan, yeni TÜSİAD Başkanı'nın bir kendileri için bir şans olduğunu da kaydederek, önümüzdeki ay kendisiyle görüşeceklerini belirtti. Prof. Dr. Özcan, Aslan'a şunları söyledi: "Bir işadamının Danıştay'a giderek iş dünyasının ihtiyaçlarından bahsetmesi, bizim dışarıdan meseleleri anlatmamızdan çok daha etkili olur. Sizin konuşmanız benimkinden daha büyük ağırlık taşır. Bizzat bu meselenin içinde olan insanların Danıştay'a bu meseleyi anlatması daha etkilidir diye düşünüyorum. Sizden ricamız, bu mesele hallolsa da bu meseleyi canlı tutup, ülkemizin ihtiyacı olan mesleki ve teknik eğitim öğrencilerinin elinden tutalım ve onları istediğimiz seviyeye çıkaralım."
Prof. Dr. Özcan, milyonlarca Meslek Yüksek Okul mezunu öğrencinin İngiltere'de uygulanan iş temelli öğretim sistemi ile çalıştıklarını da anlatarak, dünyada mezun olan öğrencilerin bile belli eğitimlerle çağdaşlaştırıldığını söyledi ve bunu gerçekleştirmek istediklerini dile getirdi.
Prof. Dr. Özcan, katsayıda amacın bütün meslek liselileri üniversiteye taşımak olmadığını, ancak başarılı olanların üniversiteye girebilmesi için kapının açık bırakılması olduğunu belirtti.
Ticaret Odası Başkanı Mehmet Aslan da, bu konuya olan desteklerinde daha etkili yaklaşımlar oluşturacaklarını ifade etti.
Prof. Dr.Özcan, YÖK Yürütme Kurulu üyeleri Prof. Dr. Muhittin Şimşek ve Prof. Dr. Berrak Kurtuluş ile birlikte Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı'yı ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey'i de ziyaret etti.

17 Şubat 2010 Çarşamba

70'inde Okuma Yazma Öğrendi...

Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından açılan kursta kursiyerler sertifikalarını aldı.
Öğretmen Tülay Aktaş tarafından verilen bir aylık kursta okuma yazmayı söken 9 kursiyer düzenlenen programla sertifikalarını aldı. Kursiyerler, okumayı öğrendikleri için mutlu olduklarını söyledi. Görele Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından açılan kursta, dersler günde 4 saat üzerinden yapıldı. Yaklaşık 1 ay süren kurslarda başarılı olan; Sultan Özdemir, Hanife İmat, Pamuk Şahin, Hasan Dursun, Filiz Aydın, Emine Dursun, Emine Alacam, Nezire Tokaç ve Hüseyin İmat okuryazarlık belgelerini aldı. Öğretmenlerinin elinden okuryazarlık belgesini ve hediyesini Hanife İmat, sevinç gözyaşlarını tutamadı. İmat, "Şükür Allah'ıma bu günleri de gördüm artık ölsem de gam yemem." diye konuştu. Kursta başarılı olan kursiyerler, "Bize okuma-yazma kursu açan Görele Halk Eğitim yetkililerine ve hocamız Tülay Aktaş'a teşekkür ederiz. Burada aldığımız eğitimle artık gurbetteki sevdiklerimize mektup yazabileceğiz. Bu güne kadar eksik öğrendiğimiz dini bilgilerimizi de okuyup öğreneceğiz." şeklinde konuştu.

Meslek Lisesi Meselesi Çözülmeli...

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'in, katsayı adaletsizliği ile ilgili açıklamaları iş ve eğitim dünyasından tam destek aldı.

TÜSİAD Başkanı olduktan sonra ilk kez basın karşısına geçen Ümit Boyner, katsayı adaletsizliğinin sadece imam hatiplerin sorunu gibi algılanmaması gerektiğini belirterek, "Dini ve etnik kimliği ne olursa olsun herkes yüksek öğrenim almaya hakkı olmalıdır" dedi. Çocuklarını imam hatiplere gönderen aileler için örgün eğitimde bir düzenlemeyi tartışmak gerektiğini vurgulayan Boyner, katsayı sorunun MEB ve YÖK'ün çözmesi gerektiğini söyledi. Boyner'in ortaya attığı öneriye iş dünyası ve eğitimcilerden destek geldi.
SEVİNDİRİCİ BİR YAKLAŞIM İş dünyasının başındaki kişilerin, bu konulara el atmasının çok önemli olduğunu ifade eden Eğitim Bir Sen Genel Sekreteri Halil Etyemez, "İş dünyasının ve TÜSİAD'ın bakış açısıyla, bugün yapılan yorum arasında 180 derecelik bir dönüş var. Bu çok sevindirici yaklaşım. Çünkü iş dünyası mesleki eğitimin önünün kesilmesiyle, sanayinin, teknolojinin önünün kesildiğinin farkında" dedi. BİZ MESLEK LİSESİ DEĞİLİZ TÜSİAD'ın basına yansıyan bu tutumunu memnuniyetle karşıladıklarını belirten Önder Genel Başkanı Hüseyin Korkut şu değerlendirmeyi yaptı: "Buraya gelenlerin tamamı imam olmak içinde gelmiyor. Buraların teveccüh sebepleri belli. Büyük oranda düz liseden mezun olan öğrencinin aldığı derslerin tümünü derslerini alan okullar. Aslında bu anlamda İmam Hatiplilerin mağduriyeti kısmi. Mağdur olan kesim yüzde 93'ü oluşturan meslek lisesi tabanı. İmam Hatipliler meslek liseleri değildir. Bizi meslek lisesi çerçevesinde değerlendirilmesi doğru değildir." DANIŞTAY GERİYE GÖTÜRÜYOR Türkiye Gönüllü Eğitimciler Derneği Başkanı Yard. Doç. Dr. İbrahim Erdoğan ise şöyle konuştu: "Bütün çocuklarımızın önünün açılması lazım. Bu çocukları herhangi bir katsayıya tabi tutmamak gerekir. İmam hatibi bitirmiş bir öğrenci de iyi bir mühendis olabilir. Bunu örnekleri çok. Şu bir gerçektir ki Danıştay kararları Türkiye'yi geriye götürmekte." 10 YIL ÖNCEKİ TÜSİAD DEĞİL İşin içinde olmayanların imam hatip liseleri için program çizmeye kalkmasının yanlış olacağını ifade eden Tüm İlahiyat Fakülteleri ve Yüksek İslam Enstitüleri Başkanı Selahaddin Yazıcı, "TÜSİAD'ın bu konulara vakıf olması kolay değildir. İlahiyatçılarla istişare yapmalı. TÜSİAD, bu işin sonunun kendilerine zarar vereceğinin farkına vardı. Özgürlükler noktasında attığı adım sevindirici. TÜSİAD 10 yıl önceki TÜSİAD değildir. Ama TÜSİAD din uzmanlarından istişare almalıdır" diye konuştu. Geleceğimiz için ara eleman çok önemli Yıllardır meslek okullarının, imam hatiplerle aynı statüde tutulduğu için büyük zarar gördüğünü söyleyen Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu ise "Öyle ki bu iki okulun statüleri birbirinden çok farklıdır. Meslek liseleri için ayrı bir statü uygulanarak Türkiye'nin geleceği için bu okulların önü açılmalıdır. Ara eleman Türkiye'nin geleceği için çok önemlidir. Bunun planları Türkiye'nin 50 sene sonraki ihtiyacı göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Türkiye'nin ihtiyacı olan ara eleman yetiştiren Meslek Okulları'nın sayısının artırılması gerektiğine inanıyorum. Tabi ki meslek liselerinden mezun olan öğrenciler arzu etmeleri halinde yüksek eğitim de alabilmelidir" dedi. Mesele topyekun çözülmeli Türkiye'de eğitimde yaşanan sorunun ortadan kalkması için eğitim sisteminde kökü değişiklikler yapılması gerektiğini belirten işadamı Bülent Şanver şöyle konuştu: "Katsayı tartışmalarından sadece İHL değil, meslek okulları da büyük zarar görmektedir. Önce mesleği iyi tanımladıkta sonra önümüzdeki 50 yıl içinde Türkiye'nin hangi mesleklerde ara elemana ihtiyaç duyulacağının hesabı yapılmalıdır. Bu yapılamadığı için Türkiye'de tornacılar muhasebe, doktorlar da sanatçılık yapıyor. Eğitim düzeyi ne olursa olsun devlet herkese huzur içinde yaşayabileceği bir statü oluşturmalıdır." Her iki okulun da hassas dengesi var Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu Genel Başkanı ve Güral Porselen'in sahibi Erkan Güral ise Ümit Boyner'in açıklamalarına katıldıklarını belirterek, "Meslek liseleri ve imam hatipler farklı amaçlarda öğrenci yetiştirilmek için kurulmuş okullar. Mevcut statünün değiştirilmeye çalışılması, meslek liseleriyle imam hatip liselerini aynı statüde görmek kadar yanlış bir şey olamaz. İkisinin de hassas bir dengesi var ikisini de birbirine karıştırmamak lazım. İkisinin de kuruluş temel sebepleri çok farklıdır. Hem ailelerin tercih ettiği eğitim olarak baktığınızda hem de Türkiye'nin gerçeğini yansıtan bu iki eğitim kurumunun ayırt edilmesi gerekmektedir" diye konuştu. İmam hatiplerde okuyan çocukların önünü kesmek için meslek liselerinin de kurban edildiğini belirten Güral, "Bu öneri, ara eleman yetiştiren eğitim kurumlarının da önünü açacaktır."