14 Şubat 2010 Pazar

YGS Başvuruları 16 Şubat'ta Bitiyor...

Yükseköğretime Geçiş Sınavı’na (YGS) başvurular 16 Şubat Salı günü mesai bitiminde sona eriyor.

Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) başvurular 16 Şubat Salı günü mesai bitiminde sona eriyor. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 12 Şubat'ta sona eren YGS'ye başvuru süresini 16 Şubat Salı günü saat 17.00'e kadar uzatmıştı. ÖSYM, başvuru süresinin tekrar uzatılmasının mümkün olmayacağını bildirdi ve 2010 ÖSYS kapsamında yapılacak YGS ve YLS sınavlarının daha önce açıklanan tarihlerde yapılacağını, sınav takviminde bir değişiklik olmayacağını da açıkladı. ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan ise, Danıştay'ın, YÖK'ün katsayı uygulamasının yürütmesini ikinci kez durdurmasının ardından adaylara seslenerek, "Bunlar adayları tamamen etkilemez demek istemiyorum, ama çok etkilememesi gerekir. Adaylar bu konulardan kendilerini biraz soyutlayıp dersleriyle ilgilensinler, sınav hazırlıklarını sürdürsünler. Adaylardan şunu rica ettim. Başvuru süresini 2 gün uzattık. Sınava girmeyi düşünen tüm adaylar lütfen girsinler, başvuruların yapsınlar' diye konuşmuştu.

Çocuk Üniversitesi Geliyor...

İstanbul Üniversitesi'nin projesiyle çocuklar da üniversiteli oluyor. Haziran'da eğitime başlayacak Çocuk Üniversitesi'ne ilköğretim öğrencileri başvuracak.
Üniversitelerin toplumun tüm kesimleriyle iletişim kurması ve üretim yapması gerektiğiyle yola çıkan İstanbul Üniversitesi, Manchester, Johns Hopkins gibi üniversitelerde de uygulanan Çocuk Üniversitesi projesiyle gelecekte daha bilinçli bir nesil için çalışmalarını hızlandırdı. Haziran ayında eğitimlerine başlayacak Çocuk Üniversitesi'ne ilköğretim öğrencileri başvurabilecek. Çocukların bilimi, sanatı, kültürü, üniversiteyi sevmelerini sağlamanın en önemli hedef olduğu projede, öğrencilerin bilgilere dokunarak ve görerek ulaşmaları sağlanacak. Eğitimler, üniversitenin ilgili bölümlerindeki yüksek öğretim üyelerinin yanı sıra ilgili ders alanlarında yüksek lisans ya da doktora yapan, pedagoji formasyonu almış öğrenciler tarafından verilecek. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, Doç. Dr. Gökhan Karabulut ve Yrd. Doç. Dr. Ergün Yolcu öncülüğünde başlatılan proje aslında üniversitenin 'Yaşam Boyu Eğitim' düşüncesiyle yola çıkılan projenin ilk aşaması. İlköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki öğrencilerin, ilgi duydukları bilimsel alanlarla ilgili güvenilir ve güncel bilgiyi, o alanın önde gelen bilim adamlarından almalarının öncelikli hedefleri olduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Yrd. Doç. Dr. Ergün Yolcu, bu projeyle eğitim sistemi içerisinde sıklıkla görülen, öğrencilerin meslek tercihinde bulunurken yapılan hataların önceden giderilmesi ve bu yolla oluşacak kaynak dağılımı ve emek piyasası problemlerine katkı sunulmasını amaçladıklarını söylüyor. Projeyle ayrıca üstün zekalı çocukların, sıra dışı yeteneklere sahip öğrencilerin de tespit edilerek ilgili öğrencinin ailesine bilgi verilmesi, gerekli yönlendirmelerin yapılarak insan kaynaklarının etkin dağılımına katkıda bulunmak da hedefler arasında. Rehberlik yapılacak Proje kapsamında çocuklara birlikte üretme ve paylaşma öğretilerek, ortak çalışmaları desteklenecek. Çocuklarla iletişim kurabilecek eğitmenlerle çalışacaklarını söyleyen Yolcu'ya göre bu proje, öğrencilerin güçlü yanlarını keşfetmelerini sağlayarak, ileride doğru mesleği seçmelerinde etkili olacak. Çocuk Üniversitesi projesi kapsamında verilmesi planlanan dersler arasında Ortaçağ, Rönesans, astronomi ve uzay bilimleri, sayılar, icatlar, mantık, genetik, Avrupa Birliği ve tarih var. Derslerde uygulamalar öğrencilerin bakış açılarını genişletmeye yönelik olacak ve üçer haftalık üç dönem şeklinde verilecek. 20'şer kişilik sınıflarda verilecek eğitimler sonrasında öğrencilerle iletişim kesilmeyecek. Yolcu, öğrencilerin gelecekteki yaşamlarına da katkı sağlamak amacında olduklarının altını belirtiyor. Bir süre sonra emekli olan kişiler için de bir projeyi hayata geçirmeyi planladıklarını söyleyen Ergün Yolcu, üniversite olarak bu tür projelerle diğer üniversitelere de örnek olmayı amaçladıklarını, eğitimin yaşam boyu sürmesi ve bilinçli bir nesil yaratmak amacıyla faaliyetlerinin devam edeceğini vurguluyor.

Diyarbakır'da Katsayı Protestosu...

Danıştay'ın YÖK'ün katsayı kararını durdurmasına tepki gösteren dernek ve sendikalar, 'talebe evet oyu verenleri millet unutmayacak' diyor.
Ofis semtindeki AZC Plaza'nın önünde toplanan, 40'tan fazla dernek ve sendikanın temsilcileri ile meslek lisesi mezunları adına ortak açıklamayı okuyan meslek liseli Musab Aydın, daha özgürlükçü bir ortam oluşturmak için herkesin elinden geleni yapmaya çalıştığı bir dönemde Danıştay 8. Dairesinin YÖK'ün üniversiteye girişte farklı katsayı uygulamasına ilişkin kararının yürütmesini oy birliğiyle durdurduğunu hatırlattı. Bir avuç azınlığın yönetim erkini elinde tuttuğunu, hegemonyalarına ket vuracak demokratik açılım ve uygulamaları sabote ettiğini savunan Aydın, ''Demokrasiden dem vurup da demokratik olmayan yürütme durdurulması talebine 'evet' oyu verenleri bu millet unutmayacaktır'' dedi. Tüm gelişmiş ülkelerde mesleki ve teknik eğitimin özendirilip eğitim kalitesinin artırıldığını ve ülkenin istihdam politikasına, ekonomik, sosyal ve kültürel beklentilerine göre bu okullardaki eğitimin desteklendiğini belirten Aydın, Türkiye'de ise meslek liselerinin durumunun adeta yazboz tahtasına döndüğünü söyledi. Aydın, hükümetin derhal bu konuda yasal düzenleme yaparak konuyu ülke gündeminden düşürmesi gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu: ''Diploma notları yüksek ve başarılı gençler olarak YÖK'ün kararına güvenerek meslek liselerini tercih ettik. Ne yazık ki yargı bu kararıyla hevesimizi kursağımızda bırakmıştır. Milyonlarca öğrenci ve aileleri bu kararın mağduru olmuştur. Bu siyasi kararlar 1 milyondan fazla öğrencimizin morallerini bozmak için hedeflenmiştir. Genelde insan hak ve hürriyetleri özelde ise katsayı ve başörtüsü üzerinde baskı ve ayrımcılık açık şekilde devam etmektedir. Hükümetin tüm yargı sistemini baştan aşağı düzeltip halk iradesine dayalı yeni bir anayasa ile istediği gibi çelişkili kararlar verebilen yargı mensuplarının hesap vereceği düzenlemeler yapması gerekmektedir.''

13 Şubat 2010 Cumartesi

Hacettepeli Öğrencilere Soruşturma...

Hacettepe Üniversitesi TEKEL'cilere destek veren 96 öğrenciyi velilerine şikayet ederek, haklarında soruşturma başlattı.
Hacettepe Üniversitesi'nde 23 Aralık 2009 da 96 öğrenci TEKEL işçilerine destek vermek için kampuste eylem yaptı. Bunun üzerine hareket geçen Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığı, öğrencileri izlemeye aldı ve öğrencilerin gün gün saat saat yaptıkları eylem ve işlemleri tutanak haline getirdi. Eyleme katılan 96 öğrenci öğrencinin TEKEL işçilerine destek vermek için siyasi amaçlı stant açtığı ve afişler yapıştırdığı tutanaklara işlendi. Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığı, bu işlemlerden sonra 96 öğrenci hakkında soruşturma açtı. TEKEL işçilerine destek vermek için eylem yapan öğrencilere açtığı soruşturma kapsamında öğrencilerin savunmasını alacak. Soruşturma Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Yücel Tıraş imzasıyla öğrencilere gönderilen yazıda, öğrencilerin savunmalarını vermek üzere 16 Şubat saat 10.00'da Fen Fakültesi Dekanlığı toplantı salonunda olmaları istendi. Ayrıca yazıda yapılan uyarıda savunma vermek için gelmeyen öğrencilerin savunma hakkından vazgeçmiş olacağı belirtildi. ÖĞRENCİLER VELİLERİNE ŞİKAYET EDİLDİBu arada Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığı, öğrencilere soruşturma açmakla da yetinmedi, öğrencileri bir de velilerine şikayet etti. 96 öğrencinin ailelerine Hacettepe Üniversitesi Genel Sekreterliği imzasıyla gönderilen ve “Değerli Velimiz” diye başlayan bir yazıda, öğrencilerin katıldığı eylem ve cezaları gösterir bir belgede yeraldı. Velilere gönderilen yazıla şu ifadeler yeraldı: “Siz aileler kadar bizlerin de en büyük arzusu vatanımıza ve milletimize yararlı, bilimsel bilgi ve becerilere sahip evlatlar yetiştirmektedir. Geleceğimizin güvencesi olan gençlerimizi geçmişte olduğu gibi bugünde yasadışı eylem ve görüşlere yöneltmek isteyen kişi, odak ve/veya kuruluşlar olabilmektedir. Velisi olduğunuz Üniversitemiz Mühendislik Fak. Kimya Müh. Bölümü öğrencisi (…) Eğitim – Öğretim yılında yasadışı örgüt ve/veya parti propaganda çalışmaları yapmak, izinsiz stantlar açarak afiş, broşür, dergi, doküman dağıtmak gibi yasal olmayan ve izinsiz eylemler içinde yer aldığı belirlenmiştir. Maddi ve manevi fedakarlıklarla, ülkemizin önde gelen saygın Üniversiteleri arasında yer alan Hacettepe Üniversitesi'nde çağdaş ve bilimsel eğitim almak üzere gönderdiğiniz öğrencilerimizin, yasal olmayan ve izinsiz olaylara katılarak alacakları disiplin cezaları hiç şüphesiz eğitim ve öğrenimlerini olumsuz yönde etkilemekte, hatta zaman zaman sonlandırabilmektedir. Adı geçen öğrencimizin ders notlarını gösterir belge (transkript) ile katıldığı belirlenen eylemler yazı ekinde bilgilerinize sunulmuştur." ÖĞRENCİLER : BURASI LİSE DEĞİLÖte yandan, TEKEL işçilerinin eylemine destek verdikleri için haklarında soruşturma açılan ve velilerine şikayet edilen öğrenciler, bu duruma tepki gösterdi. Öğrenciler, “Bizler orta okul veya lise de okumuyoruz. Yaşımızda 18 değil. Burası bir üniversite. Üniversite de öğrenciler velilerine liselerde olduğu gibi şikayet edilemezler. Üstelik bizler yasadışı hiçbir eylemin içinde olmadık. TEKEL işçilerinin meşru onurlu eylemine meşru zeminlerde destek verdik veriyoruz” dediler. Öğrenciler velilerine gönderilen yazıların içeriklerinin de son derece çirkin olduğunu belirttiler.

'Islak İmza' Övgüsü Öğrenciye Patladı...

Derste Çiçek'in 'Islak imzasını' öven öğretmen uyarı cezası ile kurtulurken olan bu durumu internete yansıtan öğrenciye oldu.
Adli Tıp'ın İrticayla Mücadele Eylem Planı'ndaki ıslak imzasının sahibi olduğuna karar verdiği Albay Dursun Çiçek'i İngilizce dersinde öven öğretmen H.F.K., uyarı cezasıyla kurtuldu. Bu bilgiyi internete taşıyan öğrenci ise psikolojik baskılara dayanamayarak başka bir okula kayıt yaptırmak zorunda kaldı. İzmir'deki Güzelbahçe 60. Yıl Anadolu Lisesi'nde yaşanan olayda öğretmen, o günlerde gündemde olan ıslak imza konusuyla alay ederek, zanlı Albay Çiçek'i, "Çok nazik, kibar insan." diye övmüştü. Okul yönetimi bu ve benzeri konuşmaları internete taşıyan öğrenciyi bulmak için 25 öğrencinin tek tek ifadesini almıştı. Olayın duyulmasıyla Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, söz konusu öğretmen hakkında soruşturma başlattı. Müfettişler, öğretmenin haddi aşan ifadeler kullandığını belirterek uyarı cezası verilmesini istedi. Bu süreçte bilgiyi kamuoyuna taşıyan öğrencinin tespit edilmesi çalışma başlatıldı. Aynı dönemlerde söz konusu okulun müdürünün, ağzında çubuklu şeker ve başında kadın peruğuyla çekilmiş fotoğrafları gazetelere yansıdı. Bunun üzerine müdür hakkında da soruşturma başlatıldı. Bilgileri internete taşıyan öğrenci ise kimliği tespit edilip psikolojik baskılara maruz kaldığı için okuldan ayrıldı. Okuldan ayrılmak zorunda kalan öğrencinin ailesi de duruma tepki gösterdi. Daha fazla mağdur olmamak için isimlerinin açıklanmasını istemeyen aile, bu süreçte İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün konuyu iyi yönetemediğini iddia etti. Kanunen suça karışmış bir albayın okulda övülmesinin hoş olmadığını, ayrıca okul müdürünün ağzında şeker ve kadın peruğuyla çekilmiş fotoğraflarının ortaya çıktığını hatırlatan aile, şunları kaydetti: "Buna karşılık öğretmen ve müdürün, aynı okulda görevlerini sürdürmesini anlayamıyoruz. Bizim çocuğumuz ise arkadaşlarının ve öğretmenlerinin sözlü ithamlarına maruz kaldı. 'Madem devlet bunları alamıyor, biz çocuğumuzu alalım ki daha fazla mağdur olmasın.' dedik. Böyle giderse, cesur yürekler bu ülkede barınamaz."

Türkiye Planlardan Kurtulmalı...

Danıştay'ın katsayı kararına tepkiler sürüyor. 16 ilin baro başkanlarının imzasının yer aldığı tepki açıklaması yapıldı.
Danıştay'ın katsayı kararına tepkiler büyüyor. 16 ilin baro başkanlarının imzası bulunduğu tepki açıklamasında yüz binlerce öğrencinin mağdur edildiği belirtildi.
Barolar adına açıklama yapan Kayseri Baro Başkanı Avukat Ali Aydın, Yüksek Öğrenim Kurulu'nun katsayı düzenlemesi ile ilgili Danıştay 8. Dairesi'nin vermiş olduğu yürütmenin durdurulması kararının yasal olmadığını ve siyasi bir karar olduğunu açıkladı. Avukat Ali Aydın, "Danıştay'ın kararları adeta sipariş dava, ısmarlama karar görüntüsü içinde. İstanbul Barosu tarafından açılan her dava peşin peşin kabul edilecek havası ile verilen kararlar yüz binlerce öğrencimizi perişan etti. Kamu vicdanında derin yaralar açtı. Yargıya olan güven tamiri imkansız bir şekilde zedelenmiştir." dedi. Kayseri Barosu tarafından düzenlenen ve 16 ilin baro başkanının altında imzası bulunan tepki açıklaması Hilton Otel'de gerçekleştirildi. Kayseri Barosu avukatlarının da destek verdiği toplantıda açıklamayı Kayseri Baro Başkanı Ali Aydın yaptı. Ali Aydın, mahkemelerin ve halk ve hükümetle kavga etme gibi bir lüksü bulunmadığını, yargının yürütme ve yasamaya karşı siyasi muhalefet görevi üstlendiğini açıkladı. Yasal ve anayasal dayanağı olmayan bu tavrının ise Türkiye'de bir 'yargı vesayeti' bulunduğunu ortaya koyduğuna dikkat çekti. Avukat Aydın, yürütmenin faaliyet alanının yargı tarafından daraltıldığını belirterek, şöyle konuştu: "Yüksek Öğrenim Kanunu'nun 45. Maddesi meslek lisesi mezunu öğrencilere ancak ve ancak pozitif bir ayrımcılık öngörürken, yıllardan beri sürdürülen yasaya aykırı ve ayrımcı uygulamanın devam ettirilmesinin hiç kimseye bir yararı yoktur. Bir kısım okullara ve mezunlara yönelik siyasi ve hasmane tavrın bu okullar yanında, diğer tüm meslek lisesi mezunlarının haklarını gasp eden bir inatla sürdürülmek istenmesi, hukukun genel ilkelerine, insan haklarına ve demokrasiye aykırıdır." Devletin bütün vatandaşlarına eşit muamele etmesi gerektiğini ve yükümlülüğü olduğunu anlatan Baro Başkanı Aydın, eğitim herkesin hakkı olduğunun Anayasa'nın 10 ve 42. Maddelerinde düzenlenmiş kural olduğuna işaret etti. Aydın, Danıştay'ın bu kararı aynı zamanda Avrupa İnsan hakları Sözleşmesinin 11 nolu protokolü ve İnsan hakları Evrensel Beyanın 7 ve 26 maddelerine aykırı olduğu gibi mahkemenin de daha önceki verdiği kararla çelişkili olduğunu söyledi. Ali Aydın, hiç kimsenin ve kuruluşun dayanağını anayasadan almayan yetki kullanamayacağını belirterek, "Demokrasilerde hiçbir kişi ve kuruluşun halk ile kavga etmesine müsaade edilemez." ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE, DARBE VE EYLEM PLANLARINDAN BİR AN ÖNCE KURTULMALIDIR" 16 ilin baro başkanlarının ortak açıklaması olan katsayının yanı sıra darbe ve eylem planları ile ilgili de ortak açıklama yapıldı. Barolar adına açıklamayı yapan Avukat Ali Aydın, Türkiye'nin, hukuk alanında ısrarla sürdürülmek istenen yargı vesayetinin silahlı kuvvetler alanındaki yansıması 'askeri vesayet' anlayış ve dayatmasının ürünü olan darbe plan ve eylemlerinden de acilen kurtulması gerektiğini söyledi. Aydın, 'Balyoz Darbe Planı'nda konu olan mekanlar, kişileri hatırlatarak senaryo açıklamalarının gayriciddi olduğunu vurgu yaptı. Aydın, filmlerde bile 'bu senaryonun gerçek olaylar ve şahıslarla bir ilgisi yoktur' diyerek not düşülürken, balyozda bu nezaketin bile yer almadığına dikkat çekti. Yasa dışı ve demokrasi dışı bu tür eylemlerin yargı önüne çıkarılması ve suç işlemiş olanların cezalandırılmasını talep ettiklerini belirtti. Ali Aydın, Kayseri Barosu'na bağlı 200 avukatın 'Balyoz Darbe Planı' ile ilgili İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığına iletilmek üzere Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti. Avukat Ali Aydın, konuşmasının sonunda yaşanan sorunların çözümü için sivil anayasa yapılması gerektiğini belirterek, siyasi partiler olmak üzere herkese çağrıda bulunarak bu soruna ortak çözüm üretilmesini istedi.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Sınav Tarihi Değişmeyecek...

Danıştay'ın teknik olarak konuyu anlamadığı kanaatine varan YÖK, katsayı kararına 15 Şubat Pazartesi günü itiraz edeceğini açıkladı.

YÖK, üniversite sınav tarihinin değişmeyeceğini açıkladı. Danıştay'ın konuyu teknik olarak konuyu anlamadığına hükmeden YÖK, Genel Kurulu toplantısından katsayı kararına itiraz edilmesi yönünde karar çıktı. Bu itiraz başvurusu 15 Şubat Pazartesi günü yapılacak.
YÖK'TEN KONUYA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Yükseköğretim Genel Kurulu'nun yargı kararının gereklerini yerine getirmek amacıyla 17.12.2009 tarihinde aldığı katsayı oranına ilişkin karara karşı, bilindiği üzere iptal davası açılmış ve bu davada Danıştay 8. Dairesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir.
Kamuoyunda bu kararın anlam ve kapsamı ile Kurulumuz tarafından yargı kararını uygulamak açısından yapılacak işlemler merak edilmektedir. Özellikle sınava girecek öğrencilerimizin endişe etmemesi gerekir.
Çünkü;
Bilindiği üzere Kurulumuzca, 21 Temmuz 2009 tarihinde, birbirine bağlantılı birçok unsurdan oluşan biçimde yükseköğretime girişe ilişkin yeni bir sistem getirilmiştir. Önemle belirtmek gerekir ki, bu yeni sistemin temel felsefesi aynen korunacaktır. Kurulumuz bu husustaki uzmanlığının ve anayasal yetkisinin bilincinde olup, sorumluluğunu müdriktir. Zaten bilindiği üzere bu yeni sistemin tamamına yönelik bir hukuka uygunluk tartışması yoktur. Yargı kararına konu olan husus, sadece bu yeni sistem içinde farklı bir anlamı ve işlevi olan katsayı oranları ile ilgili kısmıdır. Tekrar işaret etmek ve öğrencilerimizi temin etmek isteriz ki, yeni sistem yürürlüktedir, gerekleri yerine getirilecektir. Hukuka aykırılığına dair esasa ilişkin bir hüküm verildiği takdirde yeni sistemin gerekleri çerçevesinde Kurulumuzca yapılacak düzenleme takdir edilecektir.
Hukuk Devletinin bir gereği olarak yargı kararlarının bağlayıcılığı hususu tartışma konusu değildir. Ancak yine hukuk devleti olmanın bir gereği olarak yargı merciilerinin de kararlarına, belli bir katsayıyı kabul ederek Kurulu bu oranı uygulamaya zorlama anlamı ve kapsamı yüklemek yetkisi ve imkanı da bulunmamaktadır. Zaten Anayasa'nın 125. ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre “Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilmez”.
Danıştay kararında eski sistemde belirlenmiş olan katsayıya karşı açılmış davalarda iptal talebinin reddi ile oluşmuş bir statüden bahsedilmektedir. Oysa Danıştay'ın red kararları bir kesin hüküm oluşturmadığı gibi, Danıştay'ın red kararları ile oluşmuş bir kazanılmış hak da yoktur. İdari Dava Daireleri Kurulu'nun son kararlarından birisi (E. 2005/1988, K. 2008/1826, Danıştay Dergisi, S. 121, s.67) “Düzenleyici işlemlerin kural olarak kazanılmış hak oluşturmayacağı, kaldırılmaları ve değiştirilmelerinin her zaman olanaklı olduğu, eğitim ve öğretimin kalitesini artırmak amacıyla yönetmelikte yapılan değişikliklere, davacıların devam eden öğrencilik statüleri nedeniyle tabi olacağı ve kazanılmış haktan söz edilemeyeceği hakkında”dır. Kararda “düzenleyici işlemlerin kural olarak kazanılmış hak yaratmayacağı, kaldırılmaları ve değiştirilmelerinin her zaman olanaklı olduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir”(s. 68-69) denilmektedir.
Kaldı ki yargısal denetim, denetime tabi tutulan düzenlemenin hukuka uygunluğu ile sınırlıdır. Bir idari düzenlemenin hukuka uygun bulunmuş olması, faaliyetin farklı bir şekilde düzenlenemeyeceği anlamına gelmemektedir. Aksi düşünce hukuka uygun bulunan her düzenlemeyi dogmatik bir metine dönüştürmekle eş anlamlıdır.
Danıştay 8. Dairesi kararını önceki yıllarda uygulanan sınav sisteminin aynen devam ettiği, sadece katsayı farklılaştırılmasını önemsizleştirmeye çalışıldığı varsayımına dayandırmaktadır. Oysa yargı kararları ile istikrar kazandığı söylenen husus tek aşamalı ve sadece yeteneğin ölçüldüğü bir sınav sisteminin parçası olan katsayı oranıdır. Yönlendirme amacının sınav, soru ve değerlendirme türleri ile gerçekleştirildiği bir modelde, eski biçimiyle katsayı uygulamasının devam ettirilmesi imkânsızdır.
Dolayısıyla, 21 Temmuz 2009 tarihli karar ile kurulmuş olan ve hukukiliği tartışma konusu olmayan yeni sistem yürürlüktedir, bunun gerekleri kararlılıkla yerine getirilecektir, artık eski sisteme dönüş hukuken ve fiilen mümkün değildir.
Önceki sistemde yönlendirmenin tek aracı olarak farklı katsayı uygulaması kullanılmakta iken, yeni sınav sisteminde birden fazla sınav yapılmakta, bu sınavlarda sorulan sorulara verilen doğru cevapların puanlama biçimi alanlara göre farklılık göstermektedir. Bilgi ölçmeyi amaçlayan bu sistemde her bir alana ilişkin soru sayıları arttırılmış farklı puan türleri oluşturularak öğrencilerin belirli alanlara yönlendirilmeleri ve daha donanımlı olarak yükseköğretim programlarına yerleştirilmeleri amaçlanmıştır.
Bu sistemin gerekleri ve katsayı oranlarının belirlenmesi hususu teknik ve uzmanlık gerektirmekte olup, Kurulumuzun koordinasyonunda uzmanlarca yapılan inceleme ve değerlendirme süreci sonrasında tespit edilmektedir. Açılan davalarda, hukukilik değerlendirilmesi sırasında, yeni sistemin gerekleri ile katsayı oranlarının tespitine dair teknik hususların anlaşılamadığı kanaatini taşımaktayız.
Sadece yeteneğin ölçüldüğü tek aşamalı sınavda her bir alana ilişkin soru sorulmaması nedeniyle öğrencilerin yönlendirilmesinde tek araç olarak katsayı farklılaştırılmasının kullanılması kabul edilebilir bir durum iken; öğrencilerin kendi alanlarında ortaöğretimde aldıkları bilginin ölçülmesini öngören yeni modelde katsayı farklılaştırılması yönlendirme aracı olarak işlevini yitirmiştir. Dolayısıyla yönlendirme işlevi zaten sınav biçimi ile gerçekleşmektedir.
Danıştay kararı gerekçesinde “... ara kararımızla sorulmasına karşın, davalı idarenin bilimsel ve hukuken kabul edilebilir bir açıklama yapmamış olduğu görülmektedir” denildiği dikkate alınarak, yargı kararını yerine getirmek kapsamında, yapılan teknik çalışmalar konusunda ek açıklamalar dosyaya konulacaktır. Kararda eski ve yeni katsayı oranlarının kaç puan fark oluşturduğu noktasında maddi hataların da bulunuyor olması, bilimsel ve teknik hususların Danıştay tarafından anlaşılamadığı ve bir ön fikir ile değerlendirme yapıldığı kanaatini uyandırmaktadır. Her halükarda Kurulumuz, bir iptal kararı verilmesi halinde dahi, katsayı oranlarını belirlemeye dair yetkisini bilimsel veriler ışığında kullanacaktır.
Kurulumuz Anayasal temeli olan yükseköğretim ve giriş sınavı bakımından, hizmet gereklerine uygun düzenleme yetkisini, herhangi bir vesayeti ve hukuka aykırı bir zorlamayı kabul etmeden, kullanma kararlığındadır.
Kamuoyuna duyurulur."
YÖK Başkanvekili Prof. Dr. Yekta Saraç da, ''Üniversiteye giriş sınavı tarihlerinde, şu anki koşullar itibariyle, herhangi bir değişiklik yapılmayacağını'' bildirdi.
Açıklamanın da ardından yapılan açıklamada YÖK, katsayı kararına 15 Şubat Paraztesi günü itiraz edeceğini açıkladı.