12 Ocak 2010 Salı

İstanbul'da İlk 5'e Giren Tek Kolej...

İstanbul'dan hiçbir lisenin sayısal puanda ilk 10'a giremediği üniversite sınavında Özel Devran Lisesi, geçen yıl Sayısal-2 puanda Türkiye'de ilk 5'e girdi.


2009 ÖSS Sayısal-2 puan türünde 280.268 ham puan ortalamasıyla Devran Koleji, bugüne kadar İstanbul'dan Türkiye'de ilk 5'e girme başarısı elde eden tek lise oldu. Anadolu liseleri ve genel liseler sıralamasında ise, Türkiye'de 1. sırada yer alan Devran Koleji'nin Genel Müdürü Adem Yıldırtan, “Bu puan, başarımızın tesadüf olmadığını gösterdi.
Öğretmenlerimiz en az 20 yıllık tecrübeye sahip. Öğretmenler, testlerle öğrencilerin eksik olduğu konuları tespit eder ve etütlerle eksiklerini tamamlar” dedi. Öğrencinin sosyal gelişimine de büyük önem verdiklerini belirten Yıldırtan, “Çocuğun enerjisini boşaltması, motivasyon da kazanması şart. Kolejimiz, öğrencilerine bu imkânları da sunuyor” diye konuştu.

11 Ocak 2010 Pazartesi

"Tam Günle" Doktor Maaşları Artacak...

Tam Gün" olarak bilinen tasarının yasalaşması durumunda mesai sonrasında çalıştığında öğretim üyelerin maaşları artacak.
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl, "Tam Gün" olarak bilinen tasarının yasalaşması durumunda mesai sonrasında çalıştığında üniversitede görev yapan bir öğretim üyesinin aylık gelirinin 17 bin lira olacağını söyledi. Erdöl, tasarının TBMM Genel Kurulu'nda bu hafta görüşülmesinin planlandığını belirterek, "Kanunlaşması halinde uygulamaya ne zaman başlanacağı, yürürlük maddesinde tartışılır. Bir yıl gibi bir geçiş müddeti düşünmüştük, ama ileri, geri oynamalar belki olabilir" dedi. Kanunun çıkmasıyla birlikte hekimlerin, belirlenecek olan belli bir geçiş dönemi içerisinde karar vermeleri gerektiğini vurgulayan Erdöl, şunları kaydetti: "Yasa ile hem muayenehanede hem de kamu hastanesinde ikili çalışma sistemi ortadan kaldırılıyor. Bu, bir takım yanlışlıkları gidermek ve hastanelerdeki verimliliği artırmak için yapılıyor. Tam gün çalışma ile birlikte özellikle eğitim ve araştırma hastanelerinde öğretim üyelerimiz kurumlarına daha fazla zaman ayırabilecek. Hastalar hastaneye gittiğinde yeterince ilgi gösterilmediği, hekimin muayenehanesine gidildiğinde daha iyi bakılacağını, hastaneye yatış yaptırabilmek için hekimin özel muayenesine gitmesi gerektiğini düşünebiliyor. Yeni uygulamayla bu düşüncenin önüne geçilecek." ÜNİVERSİTELERDEN ÇOK SAYIDA İSTİFA BEKLEMİYORUZ Her öğretim üyesinin de aynı koşullarda çalışmasının mümkün olmadığını da ifade eden Erdöl, tasarının yasalaşması halinde iddia edildiği gibi üniversitelerden çok sayıda istifa beklemediklerini dile getirdi. Erdöl, "Öyle zannediyorum ki istifa oranı yüzde 5'i geçmez" dedi. GATA KONTENJANINI DOLDURAMADI Tam Gün Yasa Tasarı'nın askeri hekimler içinde bazı düzenlemeleri kapsadığını ifade eden Erdöl, özel muayenehanesi olan askeri hekim sayısının çok az olduğunu söyledi. Erdöl, yeni sistemle birlikte askeri hekimlerin maaşlarında da artış olacağını belirterek, konuya ilişkin şu bilgileri verdi: "Kanunla birlikte, bir askeri hekimin maaşı, şimdikinin 2 katı olacak. Çünkü, askeri hekimlerin maaşına da ciddi bir artış getiriliyor. Yapılan değişiklikle askeri hekimlik cazip hale getirilecek. GATA kontenjanını dolduramadı. Olaya 'O da subay ben de subayım' diye bakılırsa çözülmez. Öyle değil, doktor ayrıcalıklı bir subaydır. İş böyle görülürse para vermek durumdasınızdır, görmezsek para vermezsiniz. Para vermezseniz de hekimleri bulamazsınız. Ben bunu Genelkurmay'da yetkililere söyledim. Yeni sistemde, bir askeri hekim de aynı diğer hekimler gibi hem çalıştığı hastanede hem de dışarda çalışamayacak. TSK'da albay uzman tabip maaşı 4 bin 400 liradan 6 bin 295 liraya çıkacak. Yarbay tabip ise 5 bin 300 TL alacak. General olan hekimlerin ise ellerine 9-10 bin lira geçebilecek. Diş hekimleri için daha farklı." EMEKLİ MAAŞLARINDA DA ARTIŞ Erdöl, devlet hastanelerinde görev yapan hekimlerin maaşlarının daha farklı olduğunu belirterek, "Şu anda klinik şefinin maaşı bin 800 TL'dir. Serbest çalışmayan bir şefin, döner sermaye ile eline şu anda 10 bin lira geçebilir. Yeni sistemle, 12 bin 300 lira eline geçebilecek. 1'in 4'ündeki uzman doktor şimdi bin 600 TL alıyor, yeni uygulamada 9 bin 870 lira alacak. Şef yardımcısı 11 bin 770 Lira alabilecek" dedi. Bir klinik şef ve şef yardımcısının, pratisyen hekimin emekli maaşının şu an itibariyle bin 335 TL olduğunu ifade eden Erdöl, 5 yıl prim yatırması durumunda pratisyen hekimin bin 432 TL ile, uzman hekim bin 515, klinik şefin bin 556 TL alacağını kaydetti. Erdöl, 30 yıl prim yatırıldığında ise pratisyen hekimin 2 bin 076 TL, klinik şefinin ise 3 bin TL ile emekli maaşı almaya hak kazanacağını bildirdi. Sistemle, maaş artışlarının dışında, hekimlerin nöbet ücretlerinde artış olacağını anlatan Erdöl, "112 sağlık hizmetlerinde ödeme yapılabiliyor, ağız diş sağlığı merkezlerinde ilave ücret ödemesi yapılabiliyor, organ nakli, kemik iliği nakli gibi özellikli işlerde çalışanlara daha fazla ücret verilebiliyor. Yani sağlık çalışanlarının mali hakları mümkün olduğunca artırılmaya çalışılıyor" diye konuştu.

Fazla Ek Ders Ücreti Alanlara uyarı...

Milli Eğitim Bakanlığı fazla ek ders ücreti alan yöneticileri uyardı.

Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik ile Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen ve Yöneticilerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karardaki açık hükümlere ve 27/02/2007 tarihli ve 11707 sayılı yazı ile10/04/2007 tarihli ve 962 sayılı yazılarda yapılan açıklamalara rağmen, bazı anaokullarına okul öncesi eğitimi öğretmenliği alanı dışındaki branşlardan kurucu müdür, müdür vekili ve müdür yardımcısı ataması yapıldığını belirleyen Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğü 21/12/2009 tarih ve 41043 sayılı yazıları ile bu kurumları uyardı. Yetkililere gönderilen uyarı yazısında, Atandığı yöneticilik kadrosunun münhal kadro olup olmadığına, kurucu müdür veya müdür vekili olarak atanacak kişinin asilde aranacak şartları taşıyıp taşımadığına ve atamanın atamaya yetkili amir tarafından yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın kurucu müdür ve müdür vekili ataması yapıldığı, bu görevlilere ek dersle ilgili kararın 16. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen miktarı aşarak 25 saat, bazı okullarda ise haftada 6 saat süreli aylık karşılığı ders görevini yapmadığı halde, isteğe bağlı olarak 6 saat ek ders görevi ücreti ödenmek suretiyle kurucu müdürlük ve vekâlet ücretlerinin haftada 31 saat şeklinde ödendiği hatırlatılarak, Asil olarak görev yapan anaokulu müdürlerine haftada 25 Saat, Asil olarak görev yapan anaokulu müdür yardımcılarına 20 Saat, Kurucu müdür ve müdür vekillerine 18 Saat, Ders niteliğinde yönetim görevi ücreti ödenmesi gerektiğini ve haftada aylık karşılığı 6 saat ders görevini yapmayan yöneticilere, isteğe bağlı 6 saat ek ders görevi ücreti ödenmesinin mümkün olmadığını belirterek bunlara zimmet çıkarılması istendi.

Ortak Fikir Türkiye Aşkı...

Türkiye yüksek öğrenimde yabancıların cazibe merkezi haline geldi. 127 ülkeden 18 bini aşkın öğrenci Türkiye'de eğitim görüyor.

Son yıllarda birbiri ardına açılan özel ve devlet üniversiteleri Türkiye'yi yüksek öğrenimde cazibe merkezi haline getirdi. Türkiye'de, 127 ülkeden 18 bini aşkın yabancı genç öğrenim görüyor. İstanbul ise, Türkiye'yi tercih edenlerin odak noktasını teşkil ediyor. BURUNDİ'DEN ÖĞRENCİ VAR İstanbul'da Japonya'dan Senegal'e, Moğolistan'dan Polonya'ya kadar farklı kıtalardan öğrenciler eğitim için bir araya gelmiş durumda. İstanbul'daki üniversitelerde Gabon, Mali, Moritanya, Cibuti, Burkina Faso, Burundi Ekvator Ginesi ve Birleşik Tanzanya'dan öğrenciler bulunuyor. Bu yıl Türkiye'ye en çok öğrenci bulunduran ülke 2 bin 472 öğrenci ile KKTC. Bu ülkeyi Azerbaycan, Bulgaristan, Türkmenistan, İran ve Yunanistan izliyor. GÜLERYÜZ ETKENİ Türkiye'de öğrenim gören yabancı uyuklu öğrenciler, bu tercihlerinde ülkedeki eğitim imkanlarının etkili olduğunu, halkın güler yüzünün adaptasyon sorununa yardımcı olduğunu söylüyor. Kebap, baklava ve İstanbul Boğazı'nı çok seven öğrenciler, “Bir gün mutlaka evimize döneceğiz ama önce burada eğitimimizi tamamlayıp, iş fırsatlarını değerlendirmeliyiz. İstan-bul'daki iş fırsatları geri çevrilemeyecek kadar cazip” diyor. ORTAK FİKİR TÜRKİYE AŞKI Bahçeşehir ve Boğaziçi Üniversiteleri'nde eğitim gören yabancı gençleri İstanbul ve Türkiye'de bir gelecek için şunları söylüyor... İbrahima Khouma / Senegal: Evimi ve ailemi özlüyorum ama istediğim iş imkanlarını yakalayabilirsem geri dönmem. Salvador Chivaron / İspanya - Patriyk Zaryazny / Polonya: Türkiye için haksız önyargılar var. Buradaki ortam bizim ülkelerimizden daha sıcak, hoşgörülü ve özgür. Hamza Abubakir ve Asmau Muktar Aliyu / Nijerya: Gelirken ten rengimizin farklı oluşundan dolayı bir sorun yaşar mıyız diye düşündük ama üniversitenin koridorları bile rengarek. Oyuntuya Munkhbat / Moğolistan: Okulun imkanlarının güzelliğinin yanında İstanbul'da büyüleyici bir şehir. Yu Tanaka / Japonya: Dünyanın hiç bir ülkesinde olmayan bir sıcak iletişim var burada. Bu da insanın korkularından arınmasını sağlıyor. Ahıska Türkü Nargiz Zautadze / Rusya: İlk geldiğimde üç şey biliyordum. İstanbul, İzmir ve bineceğim otobüs şirketi Nilüfer. Beni Kamil Koç'a bindirmek istediklerinde çok korkmuştum. Buraya öyle alıştım ki Rusya'da bir yabancı oldum.

Gelecek Bilinçli XD Kuşağına Emanet...

Araştırmalar sonucu, çocukların yüzde 95'inin bilgisayarların kendileri için önemli olduğunu düşünüyorlar.
Avrupa'da 6 ülkede 8-14 yaş arasındaki 3 bini aşkın çocuk üzerinde yapılan araştırma sonucu, çocukların yüzde 95'inin internet ile bilgisayarların kendileri için önemli olduğunu düşündüğü, hemen hemen yarısının bu temel araçların olmadığı bir dünyayı hayal bile edemedikleri ortaya çıktı. Disney XD'nin merkezinin bulunduğu İngiltere'den AA muhabirine telefonla açıklamalarda bulunan Hardy, 1995-2001 arasında dünyaya gelen çocukların, diğer tüm kuşaklardan daha fazla teknolojik gelişmeye tanık olduklarını ve "dijital eğlencenin, cep telefonlarının ya da sosyal medya kanallarının olmadığı" bir yaşamı hiç tanımadıklarını ifade etti. Araştırmanın İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya ve Polonya'da gerçekleştirildiğini bildiren Hardy, projenin Avrupa'da çocukların düşünce ve davranışları konusunda yapılmış en büyük çalışma olduğunu vurguladı. Hardy, "Çalışmada, 8-14 yaş arası, dijital açıdan bilinçli çocukların yepyeni bir kuşağı tanımlandı. İnternetsiz bir dünyayı hiç bilmeyen ve öte yandan hem kendi gelecekleri hem de gezegenin geleceği konusunda güçlü bir bilinç sahibi olan bu çocuklara 'XD kuşağı', yani 'X kuşağının dijital çocukları' diyoruz" diye konuştu. Bu kuşağı önceki kuşaklardan ayıran en büyük özelliğin, "bilgi ve eğlenceye daha fazla erişmek için olanak tanıyan" davranışları olduğunu dile getiren Hardy, şöyle devam etti: "Araştırmaya katılan çocukların güçlü aile değerleri var. Hayata karşı yaklaşımlarında hem en ileri teknolojiyi, hem de geleneksel aile değerlerini benimsiyorlar. Anne babalarının görünürdeki 'şöhret' merakına rağmen, ayağı yere basan işler hedeflemektedirler. Çocukların içinde yetiştikleri, ünlülerin etkisindeki ortama rağmen güçlü aile değerleri var ve 'ün' peşinde koşmak yerine geleneksel mesleklere özeniyorlar. Geleceğin önde gelen beş mesleği veteriner, hekimlik, öğretmenlik, futbolculuk, doktorluk ve polislik. Şarkıcı ve şöhret olmak yerine veteriner ve öğretmen olmak istiyorlar. Bu hem şaşırtıcı, hem de cesaret verici." SOSYAL VE EKONOMİK BİLİNÇLERİ Önceki kuşaklara oranla, bu yaştaki çocukların sosyal ve ekonomik bilinçlerinin daha fazla olduğunu bildiren Hardy, "Tavır ve davranışlarıyla önümüzdeki on yılın gündemini belirlemektedirler. Dijital açıdan zengin bir ortamda büyüdükleri için, dijital olguyu doğal kabul ediyorlar. Teknoloji karşısında çok rahatlar. Yüzde 95'i internet ile bilgisayarların kendileri için önemli olduğunu düşünürken, hemen hemen yarısı bu temel araçların olmadığı bir dünyayı hayal bile edemiyorlar" dedi. ERKEN DÖNEMDE SAĞLAM FİNANSAL ALIŞKANLIKLAR EDİNİYORLAR Çocukların kendilerinden önceki kuşağın "kredi ve borç kültüründen" kaynaklanan ekonomik krizin farkında olduklarını kaydeden Hardy, "Erken dönemde sağlam finansal alışkanlıklar ediniyorlar. Yüzde 70'i harçlıklarını hemen harcamak yerine biriktiriyor. Yüzde 64'ü büyüdüklerinde bir başkasının yerine, kendileri için çalışmayı istiyorlar" diye konuştu. Disney XD Avrupa, Ortadoğu ve Asya Bölgesinden Sorumlu Araştırma Direktörü Hardy, yeni çocuk kanalı Disney XD için sürdürülen araştırmalar çerçevesinde bu anketi yaptıklarını ifade ederek, "Disney XD, 6-14 yaş arası erkek çocuklara odaklanmış, kız çocuklarını da kapsayan, türünün dünyadaki ilk örneği olan bir TV kanalıdır. Türkiye'de Ekim 2009'da yayına başlayan kanal, erkek çocukları ve onların keşfetme, başarı, spor, serüven, müzik ve gülmece arayışlarını hedef alan, animasyon programlardan oluşan çekici bir program yelpazesi sunmaktadır. Çocuklar dijital ortamı çok pozitif bir şekilde kullanıyorlar. Disney olarak hizmetlerimizi son derece kaliteli ve güvenli olarak sunuyoruz. Bu araştırmada Türkiye yer almadı ama, biz Avrupa'yı bir bütün olarak gördüğümüz için, Türkiye'nin de içinde olduğu bir araştırma yapacağız" diye konuştu.

9 Ocak 2010 Cumartesi

Üniversitelilerin Gezisi Hastanede Bitti...

İzmir'in Bayraklı ilçesinde meydana gelen trafik kazasında içinde üniversite öğrencilerinin bulunduğu otomobil virajı alamayarak köprüden aşağı uçtu.

Kazada iki kişi yaralandı. Yaralılar olay yerinde yapılan müdahalenin ardından Karşıyaka Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Kaza, sabaha karşı saat 04.00 sıralarında Bayraklı ilçesi Adnan Kahveci Köprü üstünde meydana geldi. Aydın'dan İzmir'e gezmeye geldikleri belirtilen Adnan Menderes Üniversitesi öğrencileri Ece Seçmen, Aslıhan Türkan, Uğurcan Çetinkaya ve Mustafa Enes Kartal'ın içinde bulunduğu aynı üniversite öğrencisi Mehmet Kotan yönetimindeki 09 FT 085 plakalı otomobil, köprüden aşağı inerken virajı alamadı. Kontrolden çıkan otomobil, köprü demirlerini aşarak yaklaşık 3 metre yükseklikten aşağı düştü. Kazada Ece Seçmen ile Aslıhan Türkan yaralandı. Bütün kazazedeler kendi imkanlarıyla araçtan dışarı çıkmayı başardı.

Kazayı gören polis ekipleri durumu sağlık ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen 112 ekibi, kazada yaralanan Ece Seçmen ile Aslıhan Türkan'ı ambulansa taşıdı. Yaralılar Karşıyaka Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Seçmen ve Türkan'ın sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.

Otomobilde şarap şişeleri bulunurken, sürücü Kotan'ın yapılan alkol muayenesinde alkolsüz olduğu anlaşıldı. Polis, kaza ile ilgili soruşturma başlattı.

YÖK Başkanı'ndan Acı itiraf...

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'dan üniversitelerle ilgili çarpıcı bir tespit daha....

Zaman zaman ülkemizdeki üniversiteleri eleştiren YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'dan çarpıcı bir tespit daha....

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ''Ülkemizde üniversiteler uyuyor. Düşünün, hala domatesin tohumunu, buğdayın tohumunu yurt dışından temin ediyoruz. Bu bizim ziraat fakültelerimizin, araştırma merkezlerimizin en büyük ayıbı'' dedi.

Özcan, Uşak Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Mustafa Kemal Paşa Amfisi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısına katıldı.

Toplantıda, Türkiye'deki yükseköğretimle ilgili sorunlardan başlıklar veren Prof. Dr. Özcan, Türkiye'de yükseköğretimin kalitesini artırmak için göreve geldiği günden beri bir dizi çalışma yaptıklarını ifade etti.

''Ülkemizde üniversiteler uyuyor. Düşünün, hala domatesin tohumunu, buğdayın tohumunu yurt dışından temin ediyoruz. Bu bizim ziraat fakültelerimizin, araştırma merkezlerimizin en büyük ayıbı'' diyen Özcan, göreve geldiğinde YÖK Genel Kurulu toplanamadığını söyledi.
Özcan, şöyle konuştu:

''O zamanki Cumhurbaşkanımız genel kurul üyelerinin atamalarını yapmıyordu. Bir buçuk ay boyunca gidip geldim ve yükseköğretimle ilgili en önemli sorunların ne olduğunu tespit etmeye çalıştım.

Türkiye'deki yükseköğretimin en önemli sorununun, üniversiteye girmek için bekleyen 1.5 milyon öğrenci olduğunu düşündük. Bununla ilgili üniversitelerin kapasitesini ilk yıl yüzde 25, ikinci yıl yüzde 15 artırdık. Son 20 yılda üniversitelerin kapasiteleri yüzde 3 ve 6 arasında artırıldığı düşünülürse, önemli bir kapasite artırımına gittik.

Çarpıcı bir örnek vereyim, 1986-1987 akademik yılında ülkemizde 21 tıp fakültesi vardı, bu fakültelerde 2005 öğretim görevlisi çalışıyordu, 5 bin 99 öğrenci eğitim görüyordu. 20 yıl sonunda 2006-2007 akademik yılında tıp fakültesi sayısı 47'ye ulaştı.

Yani 26 yeni tıp fakültesi açıldı. Öğretim görevlisi sayısı 8 bin 512'ye yükseldi. Ancak tıp fakültelerinde okuyan öğrenci sayısı sadece 18 artarak 5 bin 117 oldu. 26 tıp fakültesi açıyorsunuz, ancak 18 öğrenci artırıyorsunuz. Bu çok ciddi bir sorundu.''

-''ÖĞRETİM GÖREVLİLERİNİN KALİTESİ ARTIRILMALI''-

Türkiye'de üniversitelerin bilim üretmediğini, bilim üretmek için öğretim görevlilerin kalitesinin artırılması gerektiğini ifade eden Özcan, şöyle devam etti:

''Üniversitelere öğretim görevlisi alımıyla ilgili ciddi düzenlemeler yaptık. Örneğin torpili kaldırdık. Onun amcası, bunun dayısı sıfatıyla üniversitelere girmek isteyenlere standart getirdik. Üniversitelerde çalışmak için belirli sınavlara girmek ve bu sınavlarda başarılı olmak gerekiyor.

Mesleki ve teknik eğitimi yeniden yapılandırdık. Türkiye sanayicisi, teknik eleman yetiştirmemizi istiyor. Ekonomimizin güçlenmesini istiyorsak, mesleki eğitime büyük önem vermeliyiz.

YÖS'te (Yabancı Öğrenci Sınavı) düzenleme yaptık. Üniversitemizi yabancı öğrencilere açmamız gerekiyor. Üniversitelerimiz rekabet anlayışını yitirirse başarısız olur. Ancak biz dışardan, parası olan, ülkemizde eğitim görmek isteyen öğrencileri tercih ediyoruz.''

-DİL SORUNU-

Türkiye'deki eğitim sisteminin kurulduğu günden beri yabancı dil sorununu çözemediğini, bununla ilgili yeni bir proje geliştirdiklerini belirten Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Uzaktan eğitim merkezleri bünyesinde üniversitelerimizde çocuklarımıza yabancı dil eğitimi vermek istiyoruz. Bununla ilgili firmalarla görüştük. Onlardan destek alacağız. Milli Eğitim Bakanlığı ile de görüşüyoruz. Yabancı dil eğitimini ilk ve orta öğretimde etkili hale getirilmesini istiyoruz.

Eğitim kalitesinin dünya standartlarına çıkarılması öncelikli görevimiz. Düşünün Singapur'da bir araştırma merkezi Domuz Gribi virüsünün dünyada görülmeye başladığı sırada 4 günde virüsün DNA'sını çıkarabiliyor.

Oysa ülkemizde hiçbir araştırma merkezinin böyle bir çalışmaya imza attığını duydunuz mu? Ben bir kaç yerde daha söyledim üniversitelerimiz uyuyor. Ama sorumlu bizleriz.''

-''20 YIL SONRA ÜNİVERSİTELER ÖĞRENCİ AVINA ÇIKACAK''-

20 yıl sonra üniversitelerin öğrenci avına çıkacağını ifade eden Özcan, şunları kaydetti:

''Devlet üniversitelerinin kapasitelerini artırabileceğimiz kadar artırdık. Yeni vakıf üniversiteleri kuruluyor. 20 yıl sonra ülkemizin nüfusunun yaklaşık olarak 85-90 milyon arasında olacağı ve 1 milyon 200 bin kişinin yükseköğretim yaşında olacağını tahmin ediyoruz.

Durum böyle giderse üniversitelerimiz öğrenci bulmada ciddi sorunlar yaşayacak. Üniversite sınavına giren herkes sınavı kazanacak. Üniversiteler öğrenci bulmak için promosyonlar düzenleyecek.''

Toplantıda Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Şişman da üniversiteyle ilgili bilgiler içeren sunum yaptı.

Toplantının ardından YÖK Başkanı Özcan üniversitenin Bir Eylül Kampüsünü gezdi.