Seviye Belirleme Sınavına girmeyi hedefleyen yüz binlerce öğrenci, uzun bir hazırlık sürecini geride bıraktı. İlk sınav 5 Haziran'da.
Bir sınav maratonunun daha sonuna geldik. 5 Haziran 2010 Cumartesi günü 8. sınıfların, 6 Haziran 2010 Pazar günü 7. sınıfların, bir sonraki hafta sonu da 6. sınıfların seviye belirleme sınavları var. Seviye Belirleme Sınavları, Milli Eğitim Bakanlığı'nın da açıkladığı gibi, sadece o eğitim yılının çalışmalarını, performansını ölçen sınavlar. Bu sebeple 6, 7 ve 8. sınıflara sadece o yılın ders konularından sorular soruluyor. Belki bir, belki iki adet, birbiriyle bağlantılı bir önceki yılın müfredat sorularından da soru gelebiliyor. Bu gibi sınavlarda sadece o yıl kazanılan bilgi birikimleri ölçülmüyor. Aynı zamanda öğrencinin sınav uygulama tekniği, sınav performansı da değerlendiriliyor. Hatta denilebilir ki, psikolojik yeterlilik dâhi sonucu ciddi anlamda etkiliyor. Buna anne babanın, çocuğuna yansıttığı psikolojisi de dahil edilebilir. TEKNİK VE TAKTİKLER BAŞARIDA ÇOK ETKİLİ Bu zamana kadar kazanılan bilgi birikimi ve bu bilgilerin uygulamaya dökülüp dökülmediği, yani 'öğrenme'nin gerçekleşip gerçekleşmediği, ayrı bir değerlendirme konusu. Biz bugünkü sayfamızda, en az bilgi birikimi kadar değerli, 'sınav teknikleri' ve uygulanması çok basit 'sınav taktikleri'nden bahsedip, öğrencilerimize ve anne babalarına çok önemli katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. Sınav sabahı, trafiği hesap ederek, vaktinde evden çıkıp, çocuğumuzu sınava gireceği okula getirdik. Çocuğunuz size çok “bağımlı” değil ise, onu şimdiye kadar “kendi başına bir şeyler yapmaya alıştırmış, özgüvenini beslemiş” iseniz “yalnız bırakın” ve okuldan ayrılın. Çünkü birlikte durduğunuz sürece, “sınav kaygı düzeyi artacak” konuştuğunuz birçok şey siz farkında olmasanız dahi onda “farkındalık” oluşturacak ve kaygıyı tetikleyecek. Hatta okulun önünde bile beklemeyin ya da bekleyecekseniz ona hissettirmeyin. Çünkü bu da ondaki kaygıyı artıracaktır. Ondan ayrılırken, “En iyisini yapacağından endişemiz yok” mesajını vermeyi unutmayın. Bunu da sadece sözle değil, aynı zamanda hal ve hareketleriniz ile de yapın. ÖĞRENCİLER; SINAV SALONUNA GİDİYORUZ ** Bize ayrılan sırayı bulup, oturuyoruz, sınav belgelerini ve kimliğimizi sıranın üstüne, görünür biçimde bırakıyoruz. ** Saatimizi kolumuzdan çıkarıp, sıranın üstüne koyuyoruz. ** Kesinlikle sağımız, solumuz, önümüz ve arkamızda oturanları gözlemlemiyor, onlarla ilgilenmiyoruz. ** Optik formlar dağıtıldığında, bizim doldurmamız gereken yerleri dikkatlice dolduruyoruz. ** Kitapçıklar dağıtıldığında, hemen “kitapçık türü”nü A ya da B olarak kodluyoruz. Sınav başlayıncaya kadar, sınava konsantre olmaya çalışıyoruz ve kendimize “Bu sınavın soruları kolay olacak ve ben çözeceğim” telkini yapıyoruz. ** Salon gözetmeninin “Sınav başlamıştır” anonsuyla kitapçık sayfalarındaki, “Kitapçık türünün daima A ya da B yazdığını” ve sayfa sıra numaralarını kontrol ediyor, bir sorun varsa, gözetmene bildirip, ondan yeni bir kitapçık istiyoruz. ** O güne kadarki tüm deneme sınavlarında hangi testten başlayarak daha başarılı olmuşsak, yine o testten (kendimize en güvendiğimiz testten) başlıyoruz. ** Vücudumuzu dik duruma getirip, göğsümüzü öne çıkartıyoruz: “Hazır ol sınav! Ben geldim... TESTLERİ ÇÖZERKEN ** İlk işaretlediğiniz 10-15 sorunun doğru olması, sınavda size müthiş motivasyon ve güven sağlar. ** Sınavlarda ortalama yüzde 20 oranında “zor soru” olur. Sınavı 2 tur olarak uygulayalım: 1. turda; kesin doğru olarak yapacaklarımızı, 2. turda ise; zor olan ve yapma ihtimalimiz daha düşük olan soruları çözelim. ** Zor olan yani 2. tura bırakacağımız soruların yanına, bir işaret ( yıldız, ünlem, vb.) koyalım. ** Testlere başlarken saatimizden, süre belirleyip (her soruya 1 dakika), testin sonuna doğru bu süreyi kontrol edelim. Belirlediğimiz süre bittiğinde, test bitmemiş bile olsa bırakıp diğer teste geçelim. Sınav sonunda süre kalırsa, yarım kalan testlere dönebiliriz. ANNELERE ÖNERİLER ** Öğrenciye sınav sabahı ılık suyla bir duş aldırılması, zindelik sağlar. ** Kahvaltı mutlaka yapılmalı, kahvaltıda az miktarda, ''kuru üzüm, ceviz, fındık'' alınabilir. ** En sevilen, en rahat edilen giysi, pozitif enerji verir. ** Sınav günü ne kadar ''özelleştirilir'' ise, kaygı o derece artacaktır. ÖĞRENCİLERE UYARILAR ** Sınavın ortasında ağzımıza bir kesme şeker (ya da sadece glikoz içeren bir gıda) alıyoruz. ** Tuvalet ihtiyacımız varsa, sınav başlamadan ihtiyacımızı gideriyoruz. ** Sınavı iki turlu olarak uyguluyoruz. Zamanı ona göre kullanın. ** Uzun metinli soruyu, zor soruymuş gibi düşünmeyin. ** Soruyu boş bırakmak, yanlış yapmaktan çok daha iyidir. ** Kalem kullanmadan soru çözümü yapmayın. ** Kodlama yaparken; kitapçığın bir sayfasını çözüp, optiğe kodlayalım. ** Yorgunluk hissettiğiniz anda, kalemi bırakın ve 15-20 saniye dinlenin. ** Sadece çözdüğünüz soruya odaklanın. ** “Bu soru neden bu kadar basit'' demeyin, soruyu çözün ve geçin. Yorum katılmaması gereken sorular ** Soru köklerini ve altı çizili kelimeleri çok dikkatli okuyalım; değildir, olamaz, mamalı karakterleri bizi yanıltmamalı. ** Sözel testlerde, kendi yorumlarınızı katmayın. ** Sayısal sorularda, çözüm yaparken mutlaka kalem kullanalım. Sınav anında dinlenebilirsiniz ** Yorgunluk hissettiğiniz anda, kalemi bırakın, gözlerinizi kapatın, burnunuzdan nefes alıp, ağzınızdan verin. 15-20 saniye dinlenin, su için. Bunun zaman kaybı değil, aksine kazanç olduğunu bilin. ** Son teste başlarken mutlaka ama mutlaka ara verin, kısa süre dinlenin. ** Sınav süresi bitmeden sınavınızı asla bitirmeyin, kalan sürede, zor olan sorulara ve boş bıraktığınız sorulara tekrar bakabilirsiniz. Kaydırma yapmayın Kitapçıktaki her sayfayı çözdüğümüzde, optik forma kodlama yapalım. Kodlarken optik kağıdındaki soru numarasını görelim. Gerçek hedefimiz ** Bu tip sınavlarda, “Hepsini doğru yapanın” değil, “En çok doğru yapanın” başarılı olacağını unutmayın ve “boş soru bırakmaktan” korkmayın. ** Doğru cevaba karar verirken, yüzde yüz emin olmadıkça işaretleme yapılmamalı, cevap iki şıkka indirgendiğinde; soru tekrar okunmalı, iki şıktan birisi seçilmeye çalışılmalı. ** Sorunun bütün şıklarını okumadan kodlama yapmıyoruz. Bir çok soruda (a şıkkı) cevap gibi görünüp işaretlendiğinde, sonra gelen şıklar okunduğunda, “keşke” denir. ** Yanlış işaretlenen her sorunun, alın teri ile yaptığınız doğrularınızın yüzde 33'ünü yok ettiğini unutmayın. Heyecanımı nasıl yenebilirim? Uzun bir hazırlık sürecini geride bırakan öğrenciler, istedikleri liselere girebilmek için hedefledikleri puanları almaya çalışacaklar. Ancak bu dönemde öğrenciler çoğu kez “Başaramayabilirim” endişesine kapılabiliyor. Beklentilere ulaşamama endişesi de kaygıya neden oluyor. Giderek artan kaygı, sınav başlangıcında da zirve yapıyor. Kimileri için sınav süresince de devam ederken kimilerinde ise düşüş gösteriyor. Bu nedenle sınava iyi hazırlanmak kadar sınavdan önceki dönemi iyi değerlendirmenin ve sınava psikolojik olarak da hazırlanmanın başarıda rol oynadığını söyleyen Anafen Yayınları Rehberlik Uzmanı Recep Uysal, öğrencilere şu önerilerde bulundu: Başarılarınızı hatırlayın Olumlu düşünmek başarıyı ne kadar artırıyorsa korku da başarıyı aynı oranda düşürüyor. Bu nedenle öğrenciler sınavdan önce geçmişteki başarısızlıkları bir kenara bırakarak daha önce elde ettikleri başarıları düşünmeliler. Bu tür bir düşünme tarzı kişinin olumlu düşünmesini sağlar. Daha önce başardığınız bir şeyler varsa, bu sınavı da başarabileceğine öğrencinin inanması başarıyı doğrudan etkiler. Komedi filmi izleyin Öğrenci sınav öncesinde gerilime girecek hareketlerde bulunmaktan kaçınmalı. Eğer film seyretmek istenirse komedi filmlerini tercih edilebilir. Çürkü komedi motivasyonunu yükseltir ve sınav stresinden uzaklaşmayı sağlar. B kitabı konsantrenizi bozmasın Sınavla ilgili olumsuz düşünceler ve batıl inançlar öğrencilerde yaygın olarak görülüyor. “B kitapçığı geldi. Kesin bu sınav kötü geçecek. Gözetmenin ayakkabıları topuklu. Sınav boyunca ne yapacağım? Uğur getiren kalemimi kaybettim. Sınav kötü geçecek” gibi düşünceler öğrencinin konsantresini bozabiliyor. Bu maddeler 100 adet yazılsa, sınav anında ya bir tanesi gerçekleşir veya gerçekleşmez. 99 maddenin gerçekleşmeyeceği bir piyango oynamak yerine geçmişteki başarılarınızı göz önünde tutmak gerekir. Sınavda, geçmişte elde ettiğiniz tecrübeler ve bilginiz sizi başarıya ulaştıracaktır. (Bugün)
2 Haziran 2010 Çarşamba
Sınavı Kabus Olmaktan Çıkarın...
Gönderen
Adsız
zaman:
05:18
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, SBS, sınav kabusu, sınav stresi, Üniversite
1 Haziran 2010 Salı
Her Cuma Cezaevindeler...
Sabancı Üniversitesi'nden 10 öğrenci 'toplumsal sorumluluk projesi' kapsamında iki yıldır her cuma gününü Maltepe Çocuk Cezaevi'nde geçiriyor.
Yüzlerce çocuk onlar sayesinde ilk kez satranç oynadı, edebiyatla tanışıp şiir yazdı, hayallerinde dünya şehirlerini dolaştı
Demir parmaklıklı pencerenin ardından, cılız ve mahçup bir ses yükseliyor; “Ben sana mecburum bilemezsin, adını mıh gibi aklımda tutuyorum”... Bir diğer pencerenin ardında gençler, dört duvar arasındaki dünyalarını bir süreliğine terk edip hiç bilmedikleri ve görmedikleri şehirleri ülkeleri öğreniyorlar. Satranç odası yazan kapının ardında ise taşlar hareket ederken bir yandan cezaevinden sonrası için hayaller kuruluyor...
Maltepe Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumu'nda kalan 12- 18 yaş arasındaki çocuklar iki yıldır Sabancı Üniversitesi öğrencileriyle 'Edebiyat', 'Satranç' ve 'Gezelim -Görelim' atölyelerinde vakit geçiriyor, öğreniyor, üretiyor. Tutuklu ve hükümlü çocukları yazdığı şiirler de yakında bir kitapta toplanacak. Artık proje olmaktan çıktı
Her şey Sabancı Üniversitesi öğrencilerinin almaları zorunlu 'toplumsal sorumluluk projeleri' dersiyle başladı. Bu derste proje üretmek zorunda olan gençlerin hayata geçirdiği çalışmalardan biri de Maltepe Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumu'ndaki 350 tutuklu ve hükümlü çocuklarla ilgiliydi. İki yıldır 10 üniversiteli her cuma günü Maltepe'de. Proje onlar için çoktan ders olmaktan çıkmış durumda. Artık cezaevi personeli de, mahkum gençler de onları yakından tanıyor. Üniversiteliler gelince koğuşların kapısı açılıyor, tutuklu ve hükümlülerin yüzleri gülüyor. Öğrencilerin amacı sosyal ortamdan uzak tutuklu çocukları sosyalleştirmek, kendilerini geliştirmeleri için bir kapı aralamak. Proje kapsamında üç atölye çalışması yapılıyor; 'Edebiyat', 'Satranç', 'Gezelim- Görelim'. Ürettikçe özgürleşiyorlar
Edebiyat atölyesinde toplanan gençlerin geçen haftaki konusu Can Yücel ve Atilla İlhan'dı. İki üniversitelinin etrafına toplanan tutuklular, Yücel ve İlhan'ın hayat hikayelerini dinlediler, ardından onların şiirlerini okudular. Şiirler hakkında yorumlar yapıldı. Edebiyat atölyesi sayesinde gençler üretmeye de başladı. Şimdiye kadar tutukluların yazdığı 49 şiir küçük bir kitapta bir araya getirilecek. Edebiyat atölyesi onlar için çok önemli çünkü ürettikçe özgürleştiklerini hissediyorlar.
18 yaşındaki Ö.O, şiir yazan gençlerden. Basılacak kitapta onun da şiirleri olacak. Heyecanlı olduğunu söyleyen Ö.O etkinliğin kendisine kattıklarını şöyle anlatıyor:
“Çok güzel zaman geçiriyoruz. Bilmediğimiz yazarları öğrendik, çok kitap okuduk. Okudukça hevesimiz artıyor. Cezaevinden ortaokulu, liseyi okudum. Çoğu şeyi burada öğrendim. Meslek kursuna katıldım. Sanatçı olmak istiyorum. Kimse benim gibi yanlışlara düşmesin. Kimse bizi hor görmesin.” Öğrendiği şehirleri resmetti
İki katlı koğuşlardan birinin alt katında ise 11 kişi can kulağıyla üniversiteli arkadaşlarını dinliyor. Üniversitelilerden biri St. Petersburg'u anlatıyor. Bir diğeri Martin Luther King'in eşitsizliklere karşı verdiği mücadeleyi. Duvarların ardındaki yerleri gözleri uzakları dalarak dinliyorlar. Kimi zaman hayal gücünün ürünü manzara resimleri, öğrenilen ülkeler şehirlerle eşleştiriliyor ya da yeni resimlere ilham kaynağı oluyor. Tıpkı 18 yaşındaki S.S'nin yaptığı gibi. Cezaevinde resim kursuna giden ve bu konuda yeteneği olduğunu keşfeden S.S üniversiteli arkadaşlarıyla sohbet etmenin çok hoşuna gittiğini, koğuştaki arkadaşlarıyla böyle sohbet edemediklerini anlatıyor: “Bir sürü şehir ve ülke anlattılar. Bilmediğim şeyleri öğrendim. Çıktıktan sonra da halk eğitim merkezerinde resim öğretmek istiyorum. Resim yaptığımda çizdiğim yer Türkiye'ye benzemiyorsa öğrendiğim yabancı ülkelerin adını koyuyorum. Anlatılan şehirlerden en çok Venedik ilgimi çekti. Sular sürekli yükseliyormuş ama hiç sular altında kalmıyormuş şehir. Sonra Gandi diye bir adamdan bahsettiler. Ondan çok etkilendim. Şiddet kullanmadan ülkesini kurtarmış.”
17 yaşındaki C.K Rize anlatıldığında çok etkilendiğini, fotoğraflarını çok beğendiğini anlatıyor. 'Koğuşta da oynuyoruz'
Satranç atölyesinde ise bilenler aralarında satranç oynuyor, bilmeyenler öğreniyor. Gençlere göre vakit geçirmenin en güzel yollarından biri satranç oynamak. İçlerinde çıktıktan sonra satranç turnuvalarına katılmak isteyenler de var. 13 yaşındaki Ö.F.M bir haftada öğrendikleriyle, karşısındaki üniversiteli ağabeyini mat ediyor. 16 yaşındaki Y.S satranç sayesinde zekâsının geliştiğini söylüyor: “Akşamları da koğuştaki arkadaşlarla oynuyoruz. Vakit geçiyor. Dışarı çıkınca bilmeyen arkadaşlarıma da öğreteceğim.” İletişim dersi gibi oldu
Cezaevindeki gençler kadar üniversiteliler de projeden çok yararlanmış. Önce cezaevindeki gençlerle nasıl iletişim kurmaları gerektiğini öğrenmişler. Projenin süpervizörü Üretim Sistemleri Mühendisliği 2 sınıf öğrencisi Reşit Melik, tutuklu gençlerin etkinlikler sonrasında kendilerine güvenlerinin geldiğini ve motivasyonlarının arttığını, bunun onları da çok mutlu ettiğini anlatıyor: “Cezaevine girmiş aydınlardan da bahsediyoruz. Öyle mutlu oluyorlar ki, kendilerinin de bir şeyler yapabileceğini düşünüyorlar. Her hafta şiir getiren oluyor.” Albert Çiprut, farklı olduğu için bu projeye katıldığını belirterek, “Kimi çocuklar memleketini bile tanımıyordu. Hakkında birçok şey öğrenince mutlu oldular” diyor. (Radikal)
Gönderen
Adsız
zaman:
02:38
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, maltepe çocuk cezaevi, ortaokul, ö.f.m, Üniversite
İlköğretim Okullarına Kayıtlar Bugün Başladı...
İlköğretim okullarına kayıtlar, bugünden itibaren e-okul sistemi tarafından yapılacak.
İlköğretime yeni kayıt olacak çocuklar okullara, Ulusal Adres Veri Tabanı'ndaki adres bilgileri ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralarının il/ilçe milli eğitim müdürlüklerinde kurulan öğrenci yerleştirme komisyonlarının okul adres eşleştirmeleri sonucunda sistem tarafından otomatik olarak yerleştirilecek. E-okul sistemi tarafından tüm öğrencilerin, adreslerinin bulunduğu en yakın ilköğretim okuluna kayıtları yapılacak. 2010-2011 eğitim-öğretim yılında ilköğretim okulları birinci sınıflarına 2004 doğumlu çocukların kayıtları alınacak. Öğrenci, okullar açıldığında, adres bilgileri doğrultusunda isminin çıktığı okula giderek ders başı yapacak. Öğrencinin isminin çıkması aynı zamanda kayıt belgesi anlamına gelecek. Bunun dışında, herhangi bir işlem yapmasına gerek bulunmayacak. Kayıt ve nakillerde ''herhangi bir karışıklık çıkması durumunda'' Ulusal Adres Veri Tabanı'ndaki adres bilgileri esas alınacak. ''Velilere kolaylık sağlanması ve adresin doğruluğunun tespiti açısından'' okul yönetimleri elektrik, su, telefon, doğalgaz abonelik sözleşmesi, kira sözleşmesi veya tapu kaydı gibi belgeler isteyebilecekler. Sistemde okula yerleştirilen şehit ve muharip gazi çocukları ile özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin velilerinin talep etmesi halinde istedikleri okula kayıtları daha sonra nakil yoluyla yapılacak. Veliler kayıt için gerek internetten form doldurulması, gerek okula başvurulması, ön kayıt yaptırılması, kayıt parası yatırılması gibi herhangi bir işlem yapmayacak. Veliler, çocuklarının hangi okula kaydedildiğini Milli Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesinden çocuklarının kimlik numarasını girerek veya evlerine en yakın ilköğretim okulundan sorarak öğrenebilecekler. Kayıtlarda ''Yerleşim Yeri Adresinin'' esas alınmasına rağmen, yurt dışında ikamet edenlerle yetiştirme yurdu, cezaevi, çocuk ıslah evi, öğrenci yurdu ve yatılı okullarda kalan çocukların ''Diğer Adres'' adlı ikinci adresleri yerleşim yeri adresi olarak değerlendirilecek.
Gönderen
Adsız
zaman:
02:35
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, ilköğretim okulları kayıt, lise, ortaokul, Üniversite
45 Metrelik Ebru'yla Guinness'e Girdi...
Trabzon'da, bir resim öğretmeni ile 110 öğrencisi, "dünyanın en büyük ebrusu" rekor denemesini Guinness Dünya Rekorları temsilcileri önünde başarıyla tamamladı.
Kanuni Anadolu Lisesi resim öğretmeni Ali Şentürk ile 110 öğrencisi, Trabzon Forum Alıveriş ve Yaşam Merkezi'nin giriş katında kendilerine ayrılan bölümde, dünyanın en büyük ebrusunu yapıp Guinness Rekorlar Kitabı'na girmek için gayret gösterdi. Şentürk ve öğrencilerinin çalışmasına, alışveriş merkezine gelen çok sayıda vatandaş da zaman zaman alkışlarla destek verdi. Yaklaşık 1.5 saat süren çalışmanın ardından Şentürk ve ekibi, 30 metre uzunluğunda 1.5 metre genişliğinde, beş renk kullanılarak yapılan 45 metrekarelik ebruyu tamamladı. Şentürk, rekor denemesinin ardından yaptığı açıklamada, bir hayalini gerçekleştirdiğini ifade etti. Geçen yıl 24.6 metrekarelik bir ebru yaptığını belirten Şentürk, Guinness Dünya Rekorları temsilcilerine haber vermediği için bu çalışmasının tescil edilmediğini söyledi. Bu kez yaptığı çalışmanın tescili için Guinness Dünya Rekorları temsilcileri önünde daha büyük bir ebru çalışması yaptıklarını ifade eden Şentürk, "Rekor denemesi için öğrencilerimle üç ay çalıştık. Sadece ebrunun yapılacağı alanı oluşturmak için üç gün uğraştık ama sonunda istediğimiz büyüklükte ebruyu yaptık. Bu benim bir hayalimdi, hayalimi gerçekleştirdiğim için çok mutluyum" dedi. Ebrunun yapımında beş renk kullandıklarını dile getiren Şentürk, "Yaptığımız ebruyu, dünyanın en büyüğü olduğu tescil edildikten sonra bir süre sergilemeyi düşünüyoruz. Daha sonra ise ebruyu okula gelir elde etmek için satmayı planlıyoruz" diye konuştu. Rekor denemesinin sonucunun yetkililer tarafından önümüzdeki günlerde açıklanacağı bildirildi.
Gönderen
Adsız
zaman:
02:34
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, Guinness, İlköğretim, kanuni anadolu lisesi, lise, ortaokul, Üniversite
Başvurular 2 Temmuz'a Kadar Yapılabilecek...
Ortaöğretim ve önlisans mezunları ile bu öğrenim düzeylerinden mezun olabilecekler için düzenlenecek KPSS’ye başvurular, 2 Temmuz 2010 tarihine kadar yapılabilecek.
2010-KPSS Ortaöğretim/Önlisans'a başvurma işlemleri, ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticiliklerinin ve belirli ortaöğretim kurumlarının açacakları başvuru merkezlerince yürütülecek . Başvuru merkezleri ÖSYM'nin "http://www.osym.gov.tr" internet adresinde yayınlanacak. Sınava katılmak isteyen adaylar, kılavuz ile aday bilgi formuna, başvurma süresi için de ÖSYM'nin "http://www.osym.gov.tr" internet adresinden ulaşabilecek. Ayrıca kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacak. "2010-KPSS Ortaöğretim/Önlisans Kılavuzu"nda başvurma, sınav, değerlendirme ve yer leştirme ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer alıyor. Sınav, 26 Eylül 2010 tarihinde yapılacak.
Gönderen
Adsız
zaman:
02:30
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, KPSS, lise, ortaokul, önlisans başvuruları, ÖSYM, ösym sınav merkezi, Üniversite
25 Mayıs 2010 Salı
İki Sınava da Müracaat İçin Son Gün...
Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS-Lisans) ve 2010 Dikey Geçiş Sınavı'na (DGS) başvuru süresi bugün saat 17.00'de sona erecek.
2010 KPSS-Lisans'a başvuracak adaylar için daha önce 10-21 Mayıs, DGS için de 10-20 Mayıs olarak belirlenen başvuru süreleri bugün saat 17.00'ye kadar uzatılmıştı. Sınavlara başvurular, ÖSYM sınav merkezi yöneticiliklerinin ve belirli ortaöğretim kurumlarının açtıkları başvuru merkezlerince yürütülüyor. Başvuru merkezleri, ÖSYM'nin http://www.osym.gov.tr'' internet adresinde yer alıyor. Adaylar, kılavuz ile aday bilgi formuna da aynı adresten ulaşılabilecek. Kılavuzların dağıtımı ve satışı yapılmıyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
05:24
0
yorum
Etiketler: dgs, dikey geçiş sınavı, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, KPSS, Lisans, lise, ortaokul, ÖSYM, Üniversite
Bardakoğlu'ndan Anne Babalara Tavsiye...
Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu: Çocukları erken yaşta Kur'an öğretimine teşvik etmeli.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, bütün velilere çocuklarını erken yaşta Kur'an öğretimine teşvik etmeleri tavsiyesinde bulundu. Bardakoğlu, Trabzon İl Müftülüğü'nü ziyaretinden basın mensuplarının sorusu üzerine yaptığı açıklamada, yaz dönemi için Kur'an kurslarının tam kapasite hizmete hazır olduğunu söyledi. Bütün velilere çocuklarını erken yaşta Kur'an öğretimine teşvik etmelerini isteyen Bardakoğlu, "Bu anne-babanın en önemli görevlerinden biridir. Tüm camilerimiz ve Kur'an kurslarımız da bu göreve hazır" diye konuştu. İl Müftüsü Veysel Çakı ve diğer yetkililerle bir süre görüşen Bardakoğlu, daha sonra Rize'ye gitti.
Gönderen
Adsız
zaman:
05:24
0
yorum
Etiketler: Diyanet İşleri Başkanı, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite