Metrenin 50 milyarda bir büyüklüğüne sahip altın nano kapsüllerin içine ilaç molekülleri yerleştirerek kanserli hücreyi yok etti.
Nano kapsüllerle kanseri yendiler Gazi Üniversitesi'nden 2 bilim adamı, kanserde düşük ilaç dozlarıyla yüksek tedavi başarısı elde etti. Bilim adamları, metrenin 50 milyarda bir büyüklüğüne sahip altın nano kapsüllerin içine ilaç molekülleri yerleştirerek kanserli hücreyi yok etti. Gazi Üniversitesi Nanotıp ve İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi'nden Türk bilim adamları, Washington Üniversitesi ile yürüttükleri çalışmada, nano-kapsüllerle kanser hücrelerini yok etti. Başkanlığını Yrd. Doç. Dr. Gürer G. Budak'ın yürüttüğü ekipte görev yapan Dr. Mustafa Selman Yavuz'un Washington Üniversitesi'nden Dr. Younan Wia'nın ekibi ile yaptığı çalışma, saygın bilim dergisi Nature Materials'in Kasım sayısında yayımlandıktan sonra, ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times'a da konu oldu. YAN ETKİLERİ EN AZA İNDİRDİ Nanotıp ve İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Budak, son zamanlarda tümör hücrelerinin geliştiği bölgenin hedef alındığı “güdümlü” ilaç dağılım sistemleri üzerinde çok yoğun çalıştıklarını, böylece çok daha düşük ilaç dozlarıyla yüksek tedavi başarısı elde edilebileceğini belirtti. Budak, güdümlü ilaç dağılım sisteminde, alışılagelmiş yöntemlerdeki tedaviye uyumu azaltan sistemik yan etki riskinin de en aza indirgendiğini anlattı ÇOK UZUN TESTLER GEREKİYOR Yrd. Doç. Dr. Budak, tedavi amaçlı üretilen her molekülün insanlar üzerinde kullanılmadan önce çok uzun ve detaylı testlerden geçirilmesi gerektiğini bildirdi. Budak, bu çalışmada kullanılan taşıyıcı altın nano-kapsüllerin, ilk aşamada laboratuvar ortamında oluşturulan hücre kültürü ve serilerinde denendiğini ve çok başarılı sonuçlar elde edildiğini açıkladı. Dr. Budak, “Kanserin pek çok tipi olmasına rağmen, kansere yol açan patolojik süreçler henüz tam olarak aydınlatılamadı. Tüm kanser tiplerinde başarılı olabilecek bir tedavi bugün için mümkün değil. İleri teknoloji gerektiren nitelikli araştırmalar sayesinde kanser tedavisine adım adım yaklaşılıyor” diye konuştu. Metrenin 50 milyarda biri ABD'deki bilim çevrelerinde geniş yankı bulan çalışmayı yürüten Dr. Mustafa Selman Yavuz, kanser tedavisinde umut veren geliştirdikleri yöntem hakkında bilgi verdi. İlaç moleküllerini, metrenin 50 milyarda biri büyüklüğündeki altın nano-kapsüllerin içine yerleştirdiklerini belirten Yavuz, kapsüllerin yüzeylerindeki yine nanometrik çaptaki delikleri akıllı polimerlerle kapladıklarını söyledi. Yavuz, şunları anlattı: “İçi ilaç dolu nano-kapsüller hedef kanser hücresine immünolojik (bağışıklık sistemine özgü) yöntemlerle hedeflendikten sonra, yakın kızılötesi ışınlar kullanarak nano-kapsüller ısıtılıyor. Bu sayede polimerlerle kapatılan delikler açılarak nano-kapsül içindeki ilaç ortama salınıyor. Burada amaç, kanser dokusunu tek hücre düzeyinde hedefleyerek yok etmek.” Yavuz, yöntemin önemli bir üstünlüğünün de geliştirdikleri nano-kapsüller hedef dokuya gidinceye kadar içlerindeki ilacın serbestleşmesinin önlenebilmesi, böylece kontrolsüz ilaç salınımının önüne geçilebilmesi olduğunu bildirdi.
23 Kasım 2009 Pazartesi
Kansere Karşı Nano Savaş...
Gönderen
Adsız
zaman:
01:45
1 yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
21 Kasım 2009 Cumartesi
Adana'da Okullar Tatil...
Adana'da domuz gribi okulları tatil ettirdi. İlk ve Orta dereceli okullar domuz gribi tehlikesi nedeniyle Pazartesi gününden itibaren 4 gün boyunca tatil edildi. Adana'da okullar domuz gribi salgını nedeniyle Kurban Bayramı sonuna kadar tatil edildi.Öğrenciler Kurban Bayramı tatiliyle birlikte yaklaşık 8 gün okullardan ayrı kalacak. Okulların bayramdan sonra da Milli Eğitim Bakanlığı tarafından tatil edilmesi gündeme geldi.Okullar bayram sonrası da tatil edilirse Adana'daki öğrenciler 15 gün tatil yapacak.
Gönderen
Adsız
zaman:
02:45
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
20 Kasım 2009 Cuma
Öğretmenlere Promosyon Müjdesi...
Daha önce yüzde 70’i ödenen banka promosyonlarının tamamının öğretmen ve diğer eğitim çalışanlarına ödenmesi kararlaştırıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı ile yetkili sendika Eğitim Bir-Sen arasında yapılan Kurum İdari Kurulu toplantısında, daha önce yüzde 70'i ödenen banka promosyonlarının tamamının öğretmen ve diğer eğitim çalışanlarına ödenmesi kararlaştırıldı. Milli Eğitim Bakanlığı'nda yetkili sendika olan Eğitim Bir-Sen ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında Kurum İdari Kurulu toplantısı yapıldı. Toplantıda konuşan Memur-Sen Konfederasyonu ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, alınan kararlar içinde, eğitim camiasının yüzünü güldürecek hususlar olduğunu, bunlardan en önemlisinin de daha önce yüzde 70 oranında ödenen banka promosyonlarının tamamının eğitim çalışanlarına ödenmesi olduğunu söyledi. -TEDAVİ YOLLUKLARI YIL SONUNA KADAR ÖDENECEK- Gündoğdu, bakanlık ile mutabakata varılan hususlardan birinin de il içi ve il dışı yer değiştirme ve tayinlerin aynı zaman diliminde yapılarak birbirine bağlı ortaya çıkan sorunların da bu şekilde ortadan kaldırıldığını ifade etti. Gündoğdu ayrıca, öğretmenlere tanınan il içi ve il dışı yer değiştirme hakkının, diğer eğitim çalışanlarına da aynı şekilde uygulanmasına karar verildiğini kaydetti. Gündoğdu, alınan kararlardan birinin de, idarecilerin derse girme zorunluluğunun 6 saat mecburiyetinden, 6 saate kadar şeklinde değiştirildiğini dile getirerek, eğitim çalışanlarının en büyük sıkıntılarından olan tedavi giderlerinin bu yıl sonuna kadar ödeneceğini söyledi. -“TOPLU GÖRÜŞME PRİMİ KONUSUNDA, UMUTLUYUZ”- Gündoğdu, bir soru üzerine, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen toplu görüşme primi konusunda ilgili bakanlıklar nezdinde görüşmeleri sürdürdüklerini söyledi. Gündoğdu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı ile görüştüklerini, bugün de Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile konuyu değerlendireceklerini belirterek, “Sendikalı kamu çalışanlarının tek kazanımı olan toplu görüşme priminin CHP'nin siparişiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini anlamış değiliz. Bu konuda girişimlerimiz sürüyor. Bu hakkın sendikalı kamu çalışanlarına yeniden verilmesi için çalışıyoruz. Olumsuz sonuçlanması halinde ise eylemlilik sürecimiz devam edecek. Toplu sözleşme ve grev hakkı, bu yılki toplu görüşmelerin de birinci maddesiydi” şeklinde konuştu. Kurum İdari Kurulu toplantısına, Milli Eğitim Bakanlığı adına katılan ve imza atan Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik ise, sendika ile işbirliği içinde çalışarak, imza altına aldıkları hususları hayata geçireceklerini söyledi. Sendika üyelerinin kendi çalışanları olduğunu söyleyen Çelik, kimseyi mağdur etmemek için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini ifade etti.
Gönderen
Adsız
zaman:
03:58
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
19 Kasım 2009 Perşembe
Öğrenciler Devamsızlıktan Sınıfta Kalacak...
Hızla domuz gribi tehditine karşı önlemler alınmazsa öğrenciler başarısı düşecek....
Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de domuz gribi vakaları artmaya devam ediyor. Özellikle okullar gerçek anlamda tehdit altında. Öğrencilerin yaşları itibariyle bu hastalığa yakalanmaya yakın olmaları, kendilerini koruyacak öz bakım becerilerine sahip olmamaları, derslerde çok yakın ilişki içinde bulunmaları hatta servislerde bu hastalık çocuklar için gerçekten tehdit haline gelmekte, eğitimciler bu konuda hükümetin önlem almasını istiyor. TÖDER Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel bu dönemde domuz gribinin yarattığı etkiden daha fazla panik havasının olduğunu bunun iyi yönetilmesi gerektiğini belirterek MEB ve ÖSYM'ye şu önerilerde bulundu. Toplum domuz gribinden daha fazla salgının yarattığı panikten etkilenmekte, sağlık bilimiyle uğraşanların bilgilendirme programlarını arttırmaları gerekir. Öğrenciler hastalık korkusuyla devamsızlık yapmakta öğretmenler de devamsızlıkların çok olmasından dolayı konu işleyememekte bu durum eğitim öğretim sağlıklı yürümesini engellemektedir. Eğer önlem alınmazsa ÖSYS ve SBS'de öğrenciler bu yıl çok başarısız olabilirler. Ayrıca salgın nedeniyle MEB'in il il veya okul okul tatil etmesi yılsonunda yapılacak merkezi sınavlarda eşitsizlikler yaratacaktır. Bazı okullarda konular işlenirken bazı okullarda işlenememektedir. Çünkü yılsonunda yapılacak olan üniversite giriş ve SBS'lerde bu yılın konulardan soru sorulacaktır. Bu da öğrencilerin başarısız olmalarına yol açabilir. MEB'in yapması gereken, nisan ayından sonra işlenmesi gereken konuları bu yılın müfredatından çıkararak önümüzdeki yılın başına eklemesi doğru olacaktır. Böylece öğretmenler konuları yetiştirmek adına sıkıntı yaşamayacak öğrenciler de sınavlarda öğrenmedikleri konularla karşı karşıya kalmamış olacaklardır. Domuz gribi virüsü en fazla soğuk havalarda etkili olmakta, birinci yarıyıl karne tatili 15 gün erkene alınarak soğuk havalarda öğrenciler virüsün etkisinden korunabilir. Böylece virüsün yayılması yavaşlatılmış olur. Zaten her yıl kar tatili ve soğuk tatili adı altında tatiller yapılmakta bu yıl tatil erkene alınıp uzatılırsa virüsün yayılması önlenmiş olur. Okula devam oranının yüzde 30'ları aştığı tahmin ediyoruz. Öğrencilerin okullara özürsüz olarak 20 gün devamsızlık yapma hakkı bulunuyor şimdiden birçok öğrencinin devamsızlığı 10 günü geçti böyle devam ederse birçok öğrenci devamsızlıktan sınıfta kalacaktır. MEB'in bu soruna bir çözüm üretmesi gerekiyor. Çözüm olarak velilerden dilekçe alınarak öğrencilerin devamsızlıklarının işlenmemesi gerekir. En önemlisi 23 Ocak 2009 tarihinde sona erecek olan birinci yarıyıl tatilinin 15 gün öne çekilmesi hem öğretmenler hem öğrenciler hem de anne-babaların bu hastalığa karşı direnç kazanmalarına imkan sağlayacaktır. Bu süreç içinde uzaktan eğitim yoluyla eğitim yapılarak ortaya çıkan boşluk kısmen de olsa giderilebilir. Bu süre boyunca toplum aşı ve tedavi yöntemlerinde yaşanan karışıklıkları da ortadan kaldıracak doğru bir yol bulacaktır. Okullarda eğitim öğretimin devamlılığı açısından ödev ağırlıklı program uygulanmalı böylece ev ortamında öğrenci ders çalışmaya yönlendirilerek devamlılık sağlanmalıdır. Son yıllarda dünyanın gelişmiş ülkelerinde hızla büyüyen 'uzaktan eğitim' ülkemizde de bu fırsattan istifade geliştirilmelidir. Bu çalışmaların yapılabilmesi için ülkemizde gerekli altyapı mevcuttur. 2010-2011 öğretim yılı erken başlatılarak bu yıl ertelenen konular öğrencilere daha iyi bir dönemde aktarılabilir. Ülkemizde yaz aylarında öğrencilere 2.5 ay kış aylarında ise 15 gün tatil verilmektedir. Bu değiştirilerek yaz aylarında 1.5 ay kış aylarında ise 1 ay tatil edilmesi daha sağlıklı olacaktır. TÖDER başkanı Enver Yücel'in bu tespit ve önerileri konusunda MEB'in ve ÖSYM'nin alacağı kararlar merakla bekleniyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
03:48
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Eğitim Fakülteleri Kapatıldı...
Bazı Üniversitelerde Eğitim Fakülteleri kapatıldı, yerlerine Teknoloji Fakülteleri açıldı.
Bazı Yükseköğretim kurumları bünyesinde bulunan teknik eğitim fakülteleri kapatıldı. Kapatılma ile ilgili kararname: geçtiğimiz cuma günü Resmi Gazete'de yayınlandı.
Kararda, 'Bazı yükseköğretim kurumları bünyesinde bulunan teknik eğitim fakülteleri, mesleki eğitim fakülteleri, mesleki ve teknik eğitim fakülteleri, ticaret ve turizm eğitim fakülteleri ile Endüstriyel Sanatlar Eğitim Fakültesi'nin kapatılması ve aynı yükseköğretim kurumlarına bağlı olarak yeni fakülteler kurulması Bakanlar Kurulu'nca 2.11.2009 tarihinde kararlaştırılmıştır. Bu karar uyarınca; listede belirtilen yükseköğretim kurumları bünyesinde bulunan fakülteler kapatılmış ve teknoloji fakülteleri adıyla aynı yükseköğretim kurumlarına bağlı olarak kurulmuştur. Kapatılan fakülteler, mevcut öğrencilerin mezuniyetlerine kadar eğitime devam edecektir denildi. Bu kararla meslek dersleri öğretmenliği bölümlerin ciddi bir kontenjan kapatılarak teknoloji mühendislikleri kurulmuş oldu.
Gönderen
Adsız
zaman:
03:46
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
18 Kasım 2009 Çarşamba
Kafe Alışkanlığına Engel Yok...
MEB'in yaptığı ankette ilğinç sonuç çıktı; evde internetin olması çocukların kafeye gitmesine engel olmuyor
Türkiye'nin 7 bölgesinden seçilen 14 ilinde yapılan ve her ildeki iki ilköğretim ile iki lisedeki 540 öğrenci, 540 veli ve 416 veli olmak üzerek toplam 1.496 kişi üzerinde uygulanan anket, özellikle öğrencilerin internet kafelere neden gittiğini ortaya koydu. Bu yılın başında raporlaştırılan araştırmaya göre öğrencilerin tamamına yakını internet kullandığını ifade ederken, interneti en fazla sırasıyla 'evde', 'internet kafede' ve 'okulda' kullanıyorlar. Öğrencilerin internete girme sebeplerinin başında yeni müfredatın da etkisiyle 'ödev-proje ve araştırma yapmak' (yüzde 73) başta geliyor. Bunu sohbet (chat), oyun oynamak, bilgi edinmek ve e-posta (haberleşme) izliyor. Öğrencilerin yarısının evinde bilgisayar bulunuyor, bunların da yüzde 65'i internete bağlı. Evinde interneti olan öğrencilerin yüzde 75'i, internet bağlantısı olmayan öğrencilerin ise yüzde 86'sı internet kafeye gidiyor. Yani evde bilgisayar ve internet bağlantısının olması çocukların internet kafeye gitmelerine engel olmuyor. 'İnternete girmeyi spora, parkta, bahçede oyuna veya arkadaşına tercih ettiğiniz oluyor mu?' sorusuna öğrencilerin yüzde 38'inin evet cevabını vermesi dikkat çekiyor. Bu soruya 'evet' diyen öğrencilerin ise yüzde 47,5'i 'biraz', yüzde 10,6'sı 'çok', yüzde 3,4'ü de 'çok fazla' kendini internete bağımlı hissediyor. Öğrencilerin üçte biri, 3 ve daha fazla yıl internet kafeye gittiğini belirtirken, internet kafede çok fazla kaldığını düşünenlerin oranı yüzde 18. İnternet kafede çok fazla kaldığını düşünen öğrencilerin ise yarısı kendini kontrol edemediğini kabul ediyor. Öğrencilerin büyük çoğunluğu 'arkadaş' etkisi ile internet kafeye gittiğini söylerken, yarısı internet kafeye gitmesinin ders çalışmasını olumsuz etkilediğini kaydediyor. İnternet kafeye giden öğrencilerin yarısı haftada en az bir kere 'kafeye' takılırken, çoğunlukla okuldan sonra (yüzde 33) ve hafta sonlarında (yüzde 58) gidiyorlar.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:17
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Müdür Öğretmeni Dövdü İddiası...
Buca'da okul müdürü beden eğitimi hocasını dövdüğü iddiasıyla yarğılandığı davanın dosyası Adli Tıp'a gönderildi...
İzmir'deki Buca Anadolu Lisesi Müdürü E.A.'nın, makam odasında tartıştığı kadın beden eğitimi öğretmeni F.M'yi dövdüğü iddiasıyla yargılandığı davanın dosyası, İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. İzmir Buca Anadolu Lisesi'nde geçen Şubat ayında meydana gelen olayda, okulun 19 yıllık beden eğitimi öğretmeni olan bir çocuk annesi 45 yaşındaki F.M. iddiaya göre, öğrencilerden toplanan paraların hesabını konuşmak üzere odasına gittiği Okul Müdürü E.A. ile tartıştı. İddiaya göre okulun bir yıllık müdürü E.A., F.M.'yi tekme tokat dövdü. Aldığı darbeler sonrası gözleri moraran, yüzünde darbeler oluşan F.M., şikayetçi oldu. Müdür E.A. polise verdiği ifadesinde, öğretmenin odasına gelip hakaret ettiğini, dışarı çıkarırken olayın meydana geldiğini söyledi. Olayla ilgili soruşturmayı tamamlayan Cumhuriyet Savcısı, okul müdürü E.A. hakkında, 21'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde, 'Kamu görevlisinin nüfusunu kullanarak, kasten yaralama' suçundan 5 yıl kadar hapis cezasıyla cezalandırılması isteğiyle dava açtı. İlk duruşmaya tutuksuz yargılanan okul müdürü E.A ile mağdur ve şikayetçi olan beden eğitimi öğretmeni F.M. katıldı. Mağdur beden eğitimi öğretmeni F.M.'yi duruşmada 6 avukat temsil etti. BAŞINI KENDİSİ DUVARA VURDU F.M. daha önceki ifadesini tekrarladı. Sanık okul müdürü E.A. ise, şikayetçi öğretmenle aralarında tartışma çıktığını, eliyle ittiğini daha sonra öğretmenin başını duvara kendisi vurarak, kendi kendine zarar verdiğini iddia etti. Okul müdürü E.A., kesinlikle vurmadığını söyledi. Davada tanık olarak dinlenen okul görevlileri ve öğretmenler ise okul müdürünün, F.M.'yi dövdüğünü ve saçından çekip yerde sürüklediğini gördüklerini söylediler. Dün ikinci duruşması yapılan davada hakim, dava dosyası içindeki fotoğrafların, geçici raporların incelenip, kesin rapor halinde mahkemeye bilgi verilmesi için dava dosyasını İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderip, duruşmayı Şubat ayına erteledi.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:16
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite