MEB'in yaptığı ankette ilğinç sonuç çıktı; evde internetin olması çocukların kafeye gitmesine engel olmuyor
Türkiye'nin 7 bölgesinden seçilen 14 ilinde yapılan ve her ildeki iki ilköğretim ile iki lisedeki 540 öğrenci, 540 veli ve 416 veli olmak üzerek toplam 1.496 kişi üzerinde uygulanan anket, özellikle öğrencilerin internet kafelere neden gittiğini ortaya koydu. Bu yılın başında raporlaştırılan araştırmaya göre öğrencilerin tamamına yakını internet kullandığını ifade ederken, interneti en fazla sırasıyla 'evde', 'internet kafede' ve 'okulda' kullanıyorlar. Öğrencilerin internete girme sebeplerinin başında yeni müfredatın da etkisiyle 'ödev-proje ve araştırma yapmak' (yüzde 73) başta geliyor. Bunu sohbet (chat), oyun oynamak, bilgi edinmek ve e-posta (haberleşme) izliyor. Öğrencilerin yarısının evinde bilgisayar bulunuyor, bunların da yüzde 65'i internete bağlı. Evinde interneti olan öğrencilerin yüzde 75'i, internet bağlantısı olmayan öğrencilerin ise yüzde 86'sı internet kafeye gidiyor. Yani evde bilgisayar ve internet bağlantısının olması çocukların internet kafeye gitmelerine engel olmuyor. 'İnternete girmeyi spora, parkta, bahçede oyuna veya arkadaşına tercih ettiğiniz oluyor mu?' sorusuna öğrencilerin yüzde 38'inin evet cevabını vermesi dikkat çekiyor. Bu soruya 'evet' diyen öğrencilerin ise yüzde 47,5'i 'biraz', yüzde 10,6'sı 'çok', yüzde 3,4'ü de 'çok fazla' kendini internete bağımlı hissediyor. Öğrencilerin üçte biri, 3 ve daha fazla yıl internet kafeye gittiğini belirtirken, internet kafede çok fazla kaldığını düşünenlerin oranı yüzde 18. İnternet kafede çok fazla kaldığını düşünen öğrencilerin ise yarısı kendini kontrol edemediğini kabul ediyor. Öğrencilerin büyük çoğunluğu 'arkadaş' etkisi ile internet kafeye gittiğini söylerken, yarısı internet kafeye gitmesinin ders çalışmasını olumsuz etkilediğini kaydediyor. İnternet kafeye giden öğrencilerin yarısı haftada en az bir kere 'kafeye' takılırken, çoğunlukla okuldan sonra (yüzde 33) ve hafta sonlarında (yüzde 58) gidiyorlar.
18 Kasım 2009 Çarşamba
Kafe Alışkanlığına Engel Yok...
Gönderen
Adsız
zaman:
00:17
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Müdür Öğretmeni Dövdü İddiası...
Buca'da okul müdürü beden eğitimi hocasını dövdüğü iddiasıyla yarğılandığı davanın dosyası Adli Tıp'a gönderildi...
İzmir'deki Buca Anadolu Lisesi Müdürü E.A.'nın, makam odasında tartıştığı kadın beden eğitimi öğretmeni F.M'yi dövdüğü iddiasıyla yargılandığı davanın dosyası, İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. İzmir Buca Anadolu Lisesi'nde geçen Şubat ayında meydana gelen olayda, okulun 19 yıllık beden eğitimi öğretmeni olan bir çocuk annesi 45 yaşındaki F.M. iddiaya göre, öğrencilerden toplanan paraların hesabını konuşmak üzere odasına gittiği Okul Müdürü E.A. ile tartıştı. İddiaya göre okulun bir yıllık müdürü E.A., F.M.'yi tekme tokat dövdü. Aldığı darbeler sonrası gözleri moraran, yüzünde darbeler oluşan F.M., şikayetçi oldu. Müdür E.A. polise verdiği ifadesinde, öğretmenin odasına gelip hakaret ettiğini, dışarı çıkarırken olayın meydana geldiğini söyledi. Olayla ilgili soruşturmayı tamamlayan Cumhuriyet Savcısı, okul müdürü E.A. hakkında, 21'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde, 'Kamu görevlisinin nüfusunu kullanarak, kasten yaralama' suçundan 5 yıl kadar hapis cezasıyla cezalandırılması isteğiyle dava açtı. İlk duruşmaya tutuksuz yargılanan okul müdürü E.A ile mağdur ve şikayetçi olan beden eğitimi öğretmeni F.M. katıldı. Mağdur beden eğitimi öğretmeni F.M.'yi duruşmada 6 avukat temsil etti. BAŞINI KENDİSİ DUVARA VURDU F.M. daha önceki ifadesini tekrarladı. Sanık okul müdürü E.A. ise, şikayetçi öğretmenle aralarında tartışma çıktığını, eliyle ittiğini daha sonra öğretmenin başını duvara kendisi vurarak, kendi kendine zarar verdiğini iddia etti. Okul müdürü E.A., kesinlikle vurmadığını söyledi. Davada tanık olarak dinlenen okul görevlileri ve öğretmenler ise okul müdürünün, F.M.'yi dövdüğünü ve saçından çekip yerde sürüklediğini gördüklerini söylediler. Dün ikinci duruşması yapılan davada hakim, dava dosyası içindeki fotoğrafların, geçici raporların incelenip, kesin rapor halinde mahkemeye bilgi verilmesi için dava dosyasını İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderip, duruşmayı Şubat ayına erteledi.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:16
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Fedakar Müdür Çatıdan Düştü...
Trabzon'da bir ilköğretim okulu müdürü, görev yaptığı okulun çatısını onarırken, düşüp yaralandı.
Alınan bilgiye göre, Kurtuluş Mahallesi'ndeki Yunus Emre İlköğretim Okulu Müdürü Eyüp Sabri Baltacıoğlu, tamir etmek istediği okulun çatısına çıktı. Çatıda dengesini kaybedip bahçeye düşen Baltacıoğlu, yaralandı. Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan ve sağlık durumunun iyi olduğu bildirilen Baltacıoğlu, yapılan tedavinin ardından taburcu edildi.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:15
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
16 Kasım 2009 Pazartesi
Üniversitede Kıl Tüy Sorunu...
Rize Üniversitesi Fındıklı Meslek Yüksekokulunda, okul müdürü bir grup öğrenciyi sınava aldırmadı...
Rize Üniversitesi'ne bağlı Fındıklı Meslek Yüksekokulu'nda saç ve sakalları uzun olduğu gerekçesiyle Yüksekokul Müdürü Yrd. Doç. Dr. Sadettin Gültekin'in talimatıyla bir grup öğrencinin sınavlara alınmaması kriz yarattı. Rektör Prof. Dr. Nazmi Turan Okumuşoğlu, ferdi ve maksadını aşan uygulamanın düzeltilerek öğrencilerin mağduriyetini gidereceklerini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Gültekin, birkaç yıl önce de hukuk dersi ödevi olarak öğrencilerine cinsel içerikli sorular vermişti. Fındıklı Meslek Yüksekokulu'ndaki olay, geçen hafta meydana geldi. Vize sınavlarına girmek için okula gelen bir grup öğrenci, saç ve sakalları uzun olduğu gerekçesiyle içeri alınmadı. Öğrencilere gerekçe olarak da Yüksekokul Müdürü Yrd. Doç. Dr. Sadettin Gültekin'in imzasıyla 14 Ekim 2009 tarihinde idari birimlere gönderilen yazıdaki, 'Saçı ve sakalı uzun olan, kılık- kıyafet kurallarına uymayan öğrencilerin ders ve sınavlara alınmaması' talimatı gösterildi. Öğrenciler, “Burası ortaöğretim kurumu değil” diyerek yasağa tepki gösterdi ve sınavlara giremedikleri için mağdur olduklarını belirterek Rektörlüğe şikayette bulundu. İddialarla ilgili yorum yapmaktan kaçınan Yrd. Doç. Dr. Saadettin Gültekin, yönetmenliğe uygun hareket ettiklerini belirterek, uygulamanın Rektörlüğün bilgisi dahilinde olduğunu söyledi. REKTÖR: MAKSADINI AŞAN BİR UYGULAMA OLMUŞ Rize Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazmi Turan Okumuşoğlu ise il dışında olduğunu ve bu sabah döndüğü Rize'de olayın kendisine aksettirildiğini belirterek, “Okulu ziyaret ettiğimde saç ve sakalı düzgün olmayan, kılık ve kıyafet kurallarına uymayan öğrenciler olduğunu gördüm. Onları uyararak bu şekilde okula gelmemelerini, kılık ve kıyafetlerini düzeltmelerini istedim. Benden sonra hocamız farklı bir uygulamaya gitmiş. Maksadı aşan bir uygulama olmuş. Öğrenciler okula alınmayarak sınava sokulmamış. Bu ferdi ve yanlış bir davranıştır. Kılık ve kıyafet yönetmenliği, ilgili yasalar var. Bu çerçevede gerekli uygulama yapılmalıydı. Bir uygulamayı yaparken kimseyi mağdur etmeyeceksiniz. Sınava giremeyen öğrencilerimizin mağduriyetini gidereceğiz. Kimse mağdur olmayacak. Yaşanan durumu düzelteceğiz” diye konuştu. DAHA ÖNCE DE VERDİĞİ ÖDEVLE GÜNDEME GELMİŞTİ Saçı ve sakalı uzun öğrencilerin okula girmelerini yasaklayan Yrd. Doç. Dr. Sadettin Gültekin, 4 yıl önce de ilginç başka bir olayla gündeme gelmişti. Gültekin'in 14 Aralık 2005 tarihinde görev yaptığı Rize Meslek Yüksek Okulu İktisat ve İdari Programlar Bölümü'nde, 'Hukuk' dersinde ödev olarak verdiği sorular, öğrencileri hem şaşırtmış, hem de tepkilerini çekmişti. Soruları cinsel içerikli bulduklarını belirten öğrenciler rahatsızlıklarını dile getirmişti. Bazı velilerin tepkisi üzerine kamuoyuna yansıyan ödevlere, Rize Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Erbaş da tepki göstermiş, ödevdeki hikayede yer alan 'Muhtar'a biçilen rolün kabul edilemez olduğunu, hiçbir muhtarın böyle bir olaya yeltenmeyeceğini belirterek Yrd. Doç. Dr. Sadettin Gültekin'i eleştirmişti. Yrd. Doç. Dr. Gültekin de bunun üzerine tüm muhtarlardan özür dilediğini belirten açıklamada bulunmuştu. İşte o sorular Rize Üniversitesi'ne bağlı Fındıklı Meslek Yüksekokulu Müdürü olan Yrd. Doç. Dr. Sadettin Gültekin'in, Rize Meslek Yüksek Okulu İktisat ve İdari Programlar Bölümü'nde öğretim üyesi olduğu dönemde, 16 Aralık 2005 tarihinde, 'Hukuk' dersinde öğrecilere ödev olarak verdiği tepki çeken sorular şöyledi: '46 yaşındaki Fadime Hanım, 28 yaşındayken dul kaldı. Tek kızını da evlendiren Fadime Hanım yalnız yaşamaya başladı. Fadime Hanım, zaman zaman bağda bahçede bazı işler için köyün 'Domuz Murat' lakaplı delisini çağırır, bir tas yoğurt ve bir tabak yemek karşılığında ekin ektirir, odun kestirirdi. Köy Muhtarı Fethullah Efendi, son zamanlarda Domuz Murat'ın, Fadime Hanım'ın evine çok sık dadandığını fark etti. Muhtar Fethullah Efendi, Fadime Hanım ile Domuz Murat arasında cinsel ilişki olduğu dedikodusunu bütün köye yaydı. Fethullah Efendi, Domuz Murat'ın ayağını Fadime Hanım'ın evinden kesti. Bu duruma öfkelenen Domuz Murat da Fethullah Efendi'nin samanlığını yaktı. Alevler içinde yanan samanlıktan Fadime Hanım ile Fethullah Efendi çırılçıplak dışarı fırladı. Bunu gören köylüler de hayret içinde kaldı. Size göre bu olayda kim ya da kimler suçludur? Fadime Hanım mı? Muhtar mı? Domuz Murat mı? Hukuki açıdan yorumlayarak gerekçelerini açıklayınız?' 'Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, 65 yaşında evli ve iki çocuk babasıdır. Anadolu'da büyükçe bir çiftlik evinde yaşamaktadır ve yıllık geliri gayet iyidir. Son günlerde 32 yaşındaki eşinin davranışlarından şüphelenmektedir. Bunun üzerine eşini gizli gizli takip etmeye başlar. Bir gün pazara gitmek üzere evden çıkar, otomobilini çalıştırır, yola koyulur ve evin 300 metre uzağındaki tepeyi aşınca otomobilini stop eder ve yaya olarak geri döner. Ancak karşılaştığı olay son derece üzücü ve ürkütücüdür. Eşi, kadınlar arasında lakabı 'Bizim Hıdır' olan köyün delisi ile cinsel ilişkiye girmektedir. Bu olayda Sarı Çizmeli Mehmet Ağa'nın ne tür bir tepki göstermesini beklersiniz? Yasal ve toplumsal açıdan hukuki mantığına göre cevaplandırınız?”
Gönderen
Adsız
zaman:
07:43
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Okullar Erken Tatil Edilebilir...
Milli Eğitim Bakanlığı da okulların gireceği yarı yıl tatilini erkene çekebilecekleri açıkladı.
Sağlık Bakanlığı, domuz gribi salgının yayılma hızını azaltmak için aşı başta olmak üzere çeşitli tedbirler almaya devam ederken Milli Eğitim Bakanlığı da okulların gireceği yarı yıl tatilini erkene çekebilecekleri açıkladı. Okullarda 23 Ocak'ta başlayacak olan sömestir tatilinin öne çekilmesiyle önce veliler rahat bir nefes alacak. Okullarda yapılacak aşılamanın ardından eğitim ve öğretime bir süre ara verilecek. Ardından da sömestir tatili öne çekilecek. Milli Eğitim Bakanlığı okullarda müfredat programını hızlandırırken, yazılı sınavlar da öne çekildi. EĞİTİM PROGRAMI HAZIRLANIYOR Ancak bu uygulamanın karşılığında okulların yazın eğitim ve öğretim yapması da gündemde. Konuyla ilgili açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu “Henüz kesinleşmiş bir takvim yok. Ama sömestir tatili duruma göre öne çekilebilir. Okulların tatil edilmesi, geçici veya süreli olarak kapatılması, sömestir tatilinin erkene çekilip, ileriye alınması gibi tedbirler, buna ilişkin çalışmalar devam ediyor. Ancak kesinleşmiş bir şey yok” dedi. Öte yandan okullarda aşılama programı velilerin iznine göre pazartesi gününden itibaren başlayacak. Velilerden aşıyla ilgili form alınıyor. Aşılanan çocuklara belli süre rapor verilecek. H1N1 en çok elle bulaşıyor İnönü Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kızılay, domuz gribinin en çok elle bulaştığını söyledi. Prof. Dr. Ahmet Kızılay, “Ateş, boğaz ağrısı, boğaz kuruluğu, halsizlik ve öksürük geçirenlerin hepsine domuz gribi vakası koyuyoruz. Çünkü Dünya Sağlık Örgütü böyle kabul ediyor. Şu anda hiç test yapmaya gerek yok. Eğer geçirdiyseniz, siz domuz gribi geçirdiniz” dedi. Gribin aşı ile önlenebilir bir hastalık olduğunu belirten Kızılay “En çok insanlar arasında dolaşma ve bulaşma elle oluyor. Virüs kapı koluna bulaşmışsa, o kapı kolunu tutan herkes, grip virüsünü almış oluyor. Para da virüsün yayılmasında en önemli araçlardan biri” dedi.
Gönderen
Adsız
zaman:
07:41
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
13 Kasım 2009 Cuma
Grip Korkusu Okulları Boşalttı...
Domuz gribi nedeniyle devamsızlık bazı okullarda yüzde 30'a yaklaşırken eğitimciler 'Aşı hemen yapılmazsa okullarda kimse kalmayacak' diyor
Domuz gribi virüsü hem hastalık hem de panik nedeniyle okulları boşalttı. İstanbul'da günlük devamsız öğrenci sayısının 900'ü bulduğu okullar var. İstanbul'daki devamsızlık oranı ortalama yüzde 7-8 olarak açıklanırken, bu da 2.5 milyon öğrencinin yaklaşık 200 bini demek. Domuz gribi korkusu tüm kentler gibi İstanbul'da da eğitimi etkiledi. Kimi okullarda devamsız öğrenci sayısında değişiklikler yaşanmazken kimilerinde ise özellikle bu hafta arttı. Örneğin Ümraniye'deki 1300 mevcutlu Genç Osman İlköğretim Okulu'nda salı günü 500, çarşamba günü 438 öğrenci yoktu. Bağcılar'daki Türk -İsveç Kardeşliği İlköğretim Okulu'nun 3 bin 500 öğrencisinden 960'ı evde. 2 bin mevcutlu Üsküdar'daki Kısıklı ilköğretim Okulu'nda devamsız öğrenci sayısı günde 20 -30'ken bu sayı dün 450'yi buldu. Kadıköy'deki Turhan Mediha Tansel İlköğretim Okulu'nda ise günlük 10 -15 olan normal devamsızlık oranında bir değişiklik yok. Okul yetkilleri velilerin bilinçli olduğu için devamsızlığın artmadığını söylüyor. İlçe milli eğitim müdürlükleri verilerine göre Kartal'da yaklaşık 90 bin öğrenci var. Domuz gribi hastalığından önce devamsız öğrenci sayısı ilçe genelinde 2 binlerde iken, sayı bu hafta 7 bin 300'ü buldu. Sultangazi ilçesinde 85 bin öğrenci var. Son iki haftadır üçte ikisi devamsız. Şişli ilçesinde devamsız öğrenci oranı bu hafta yüzde 5- 7'den yüzde 10- 15'e çıktı. Özel okullarda devamsızlık oranlarında ise büyük bir artış yok. Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Cem Gülan “Özel okullarda devamsızlık oranı ile ilgili özel bir çalışmamız yok. Ancak genel durum devamsızlık oranının yüzde 5- 10 arasında olduğu. Geçmiş yıllara oranla bir parça daha yüksek” diyor. Eğitimcilere göre devamsızlığın nedeni hastalığın yanı sıra panik. İl genelindeki tüm okullar her gün devamsızlık sayılarını ilçe milli eğitim müdürlüklerine bildiriyor. İlçeler de valiliğe bilgileri yolluyor. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, anormal bir süreç yaşanmadığını söylüyor: “Devamsızlık oranı yüzde 1-2 artarak yüzde 7-8'e çıktı. Okula gelmeyenler illa domuz gribi olduğu anlamına gelmiyor. Bazen öğrenci sayısı artıyor. Haberler, fısıltılar devamsızlık sayısını artırıyor. Okullara bir bilgilendirme yazısı yolluyorum. Ailelerin ve idarecilerin bu süreci doğru yönetmesi için. Veli de kontrolü kaçırabilir. Okul idarelerine de 'siz de ailelerle görüşün, bu süreci doğru yönetin' diyeceğiz.” 'Aşı erkene çekilsin' Eski Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer bu hafta devamsızlığın yüzde 15- 20'lere vardığını belirterek, “Öğrencilere aşı hızlandırılmalı. Aşı aralık ayı başına kalırsa okullarda kimse kalmayacak” önerisinde bulunuyor. 'Sömestr erken başlasın' Türkiye Özel Öğretim Kurumları Derneği de (TÖDER) Türkiye genelinde devamsızlık oranının yüzde 30'u aştığını belirterek, yarı yıl tatilinin 15 gün erkene çekilmesini talep etti. Açıklamada “Okullarımız gerçek anlamda tehdit altındadır. Aileler çocuklarını okula göndermemektedir” dedi.
Gönderen
Adsız
zaman:
03:27
0
yorum
Etiketler: domuz gribi, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, Grip, İlköğretim, lise, Okullar Boşaldı, ortaokul, Üniversite
Okumak İçin Polise Sığındı...
Babasının eğitimini bırakması için sürekli baskı yaptığı öğrenci, okula devam edebilmek için polise sığındı.
Alınan bilgiye göre, Konya'nın Karapınar ilçesi yakınlarındaki bir çiftlikte çalışan babası Mustafa G'nin, eğitimini bırakıp devamlı kendisine yardım etmesi konusunda baskı yaptığı ve zaman zaman da şiddet uyguladığını öne süren Kayalı Lisesi 1. sınıf öğrencisi Ali G. (16), evini terk ederek bir tanıdığından yardım istemek üzere trenle Adana'ya geldi. Tanıdığının evinde 4 gün kalan Ali G. daha sonra bu kişinin yönlendirmesi üzerine İnönü Parkı yakınındaki ankesörlü telefonla 155 Polis İmdat hattını arayarak, okula gidebilmek amacıyla evden kaçtığını ve zor durumda olduğunu belirtip, yardım istedi. Çevrede devriye görevi yapan polis ekipleri tarafından Çocuk Şube Müdürlüğü görevlilerine teslim edilmek üzere polis merkezine getirilen Ali G, gazetecilere yaptığı açıklamada, okuyup topluma yararlı bir birey olmak istediğini söyledi. Babasının siyasi bir suçtan dolayı cezaevinde yattığını anlatan Ali G, şunları söyledi: ''Babam 3 kardeşimle birlikte geçimimizi sağlamak için çiftlikte işçi olarak çalışıyor. Ancak, eğitimimi yarıda bırakıp kendisiyle çalışmam için uzun süredir baskı yapıyor. Kardeşimin biri ilköğretim birinci sınıf, diğeri de dördüncü sınıfa gidiyor. Zaten kendisinin yanında çalıştırması yüzünden 2 yıl liseye gidemedim. Kendisinin haberi olmadan bu yıl Kayalı Lisesi'ne giderek müdüre durumumu anlattım ve kaydımı yaptırdım. Saat 04.00'te yataktan kalkıp çiftlikteki inekleri sağıyor, işleri bitiriyorum. Daha sonra da okula gidiyorum ve çıktıktan sonra yine çiftlikte yem taşıyor, inekleri sağıyor, ardından dersimi çalışıyordum. Kendisine bu denli yardımcı olduğum halde okula gitmemi istemedi. Zaman zaman bana şiddet de uyguluyordu. Annemin de 3 yıl önce evi terk ederek kaçmasına neden oldu. Şimdi annemin bile nerede olduğunu bilmiyorum. Babamın beni aradığını da sanmıyorum. Daha önce 15 gün bir akrabamızın yanında kaldım kesinlikle arayıp sormadı. Tek amacım okuyabilmem için bana sahip çıkılması.'' Babasının kendisinden küçük olan kız kardeşini de çiftlikte zorla çalıştırdığını iddia eden Ali G, okuyup hakim veya savcı olmak istediğini söyledi.
Gönderen
Adsız
zaman:
03:26
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, Kayalı Lisesi, lise, ortaokul, Polis, Üniversite