İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından e-kayıt uygulaması sistemiyle elektronik ortamda yapıldı.
İLK kez 2009-2010 eğitim-öğretim yılında uygulamaya konulan ve ülke genelindeki ilköğretim okullarını kapsayan e-kayıt işlemi, Ulusal Adres Veri Tabanındaki adresler ve nüfus bilgileri esas alınarak İl/İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından e-kayıt uygulaması sistemiyle elektronik ortamda yapıldı. 29 Haziran 2009 tarihi itibarıyla; mecburi öğretim çağındaki 1.283.643 çocuk ikametlerine en yakın ilköğretim okullarına yerleştirildi. Yerleştirme sonucunda herhangi bir okula kayıt olamayan 31.705 çocuk için adres tanımlaması yapılarak okullara kayıt edilecek. Veliler yerleştirildikleri okulu ve okulun adresini, www.meb.gov.tr adresinden, çocuklarının T.C. kimlik numaralarını girerek öğrenebilecek. Ayrıca okullar kayıt edilen öğrenci listelerini, okulda velilerin görebilecekleri bir yere asacak. Özel ilköğretim okullarına kayıt yaptırmak isteyen öğrencilerin nakilleri okul yönetimleri tarafından adres uygunluğu kontrolü yapılmadan gerçekleştirilecektir.
3 Temmuz 2009 Cuma
e-Kayıtlar Tamam!
Üniversite Mezunu İtfaiye Eri Alınacak
Ankara Büyükşehir Belediyesi 330 itfaiye eri alacağını duyurunca üniversite mezunu 3 bin kişi iş için başvuru yaptı.
Ankara Büyükşehir Belediyesinin 'itfaiye eri' kadrosunda istihdam edilecek 330 personel alımı için açtığı sınava, bir haftada çoğu üniversite mezunu 3 bin kişi başvurdu. Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen adaylar, İtfaiye Daire Başkanlığı önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Aralarında, mimar, mühendis, şehir plancısı ve sosyal çalışmacıların da bulunduğu adayların unvanı, sınavı kazanmaları durumunda 'itfaiye eri' olacak. Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Faruk Kurutuz, itfaiye kurumunu daha da geliştirme hedefiyle hareket ettiklerini belirterek, bu çerçevede kadrolarını da genişleteceklerini söyledi. 'İtfaiye eri' kadrosunda istihdam edilecek 330 personel alımı için, aralarında üniversite mezunlarının da bulunduğu 3 bin adayın başvuru yaptığını bildiren Kurutuz, başvurular için bir hafta daha süre bulunduğuna dikkati çekti. MEMUR OLALIM DA İtfaiye eri olmak için Balıkesir, Erzurum, Aksaray gibi bir çok ilden gelen üniversite mezunu gençler özel sektörün tatminkar olmadığını devlet işi olduğu için itfaiye eri olmaya razı olduklarını dile getirdiler. Üniversite mezunu adaylar arasında çok sayıda genç kız da bulunuyor.Jeofizik mühendisi Aslı Önsoy, mesleğini itfaiye çatısı altında sürdürmek istediğini belirterek, başvurusunu yaptığını kaydetti.Başvuruda bulunanlar, belediyenin sınav komisyonunca belirlenen KPSS taban puanlarına göre, en yüksek puandan başlamak üzere, kadro ve öğrenim durumlarına göre sözlü sınava çağrılacak.
Meşrubat Ve Tost Fiyatlarını İstedi
YÖK, üniversite kantinlerinde satılan çay, tost ve meşrubatın fiyatını sordu.
YÖK'ün istemi için, “O kadar sorunlar varken, böyle bir şeye zaman ve emek harcanmasını hayretle karşılıyoruz” yorumu yapıldı Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Yükseköğretim Denetleme Kurulu, üniversitelerin bünyesindeki işletmelerde satılan çay, tost ve meşrubatın fiyatını öğrenmek için harekete geçti. Kurul, üniversitelerin fiyatları, istedikleri formatta kendilerine 10 gün içinde bildirmesi için resmi yazı yazdı. Üniversite çevreleri ise Denetleme Kurulu'nun bu talebini hayret verici olarak nitelendirdi. Yükseköğretim Denetleme Kurulu, tüm üniversitelere haziran ayı içinde bir yazı göndererek, kurulda yapılacak envanter çalışmalarında değerlendirilmek üzere, yemekhane, kantin, kafeterya gibi yerlerde satışı yapılan yemek, çay, meşrubat, tost gibi ürünlerin satış bedellerine ilişkin detayların gönderilmesini istedi. Yasal değil YÖK Denetleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Solak imzasıyla gönderilen yazıda, tüm bilgilerin excel formatında, CD ve kâğıt ortamında bildirilmesi istendi. Üniversitelerin birçoğunun yazıyı cevapladığı öğrenildi. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere talebin çok şaşırtıcı olduğunu belirterek, “YÖK'ün başka işi kalmadı mı sorusu akıllara geliyor” dedi. Hangi amaçla tost fiyatlarının istendiğini anlamanın mümkün olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yeşildere, şunları söyledi: “Üniversitelerde o kadar yoğun sorunlar varken, böyle bir şeye zaman ve emek harcanmasını hayretle karşılıyoruz. Üniversitelerdeki alet edavatlardaki eksiklikler, araştırma görevlilerinin sorunları, öğretim üyesi eksikliği, akademik özgürlükler konusunda sorunlar varken, kantinlerden neyin kaç paraya satıldığı konusunda çıkarılan envanter, iş gücü açısından üzüntü verici. Bunun neden yapıldığı konusunda fikir üretmekte zorlanıyorum.” Vakıf Üniversiteleri Birliği eski Başkanı Ali Doğan Ünlü ise, YÖK'ün yanlış bir uygulama yaptığını belirterek, “Vakıf üniversiteleri mali ve idari yönden özerktirler. Bu anlamda devlet üniversiteleriyle mukayese edilmemeleri gerekiyor. Kanunen yasal olmayan bir işlem yapılıyor. Denetleme Kurulu, eğitim öğretimle ilgili konuları tetkik edebilir, mali konularla ilgili bunu yapamaz” dedi. YÖK: Geçmişte de yapılan bir çalışma YÖK Denetleme Kurulu yetkilileri, bunun geçmiş yıllarda da yapılan bir çalışma olduğunu belirtti. Yetkililer, envanter çıkarıldığını, yalnızca çay fiyatlarının değil öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı gibi bilgilerin de istendiğini söyledi. YÖK yetkilileri, kantinlerde satılan yiyeceklerin ve içeceklerin fiyatlarının da bu envanterin bir parçası olduğunu belirtti.
Öğretmen Liselerine Yeni Uygulama
MEB, eğitim fakültelerine öğrenci yetiştiren Anadolu öğretmen liselerinin kalitesini artırmak amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçiriyor.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim fakültelerine öğrenci yetiştiren Anadolu öğretmen liselerinin kalitesini artırmak amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçiriyor. Bu liseler arasından 'model okullar' belirleyecek olan bakanlık, seçimde okul temizliği, öğrenci başına yılda okunan kitap adedi, ÖSS başarısı gibi çeşitli kriterleri esas alacak. Tespit edilen model okullara berat verilecek ve eflatun-beyaz flama takılacak. 'Model' olmak için 17 okul başvurdu ve bu liselerin gerekli kriterleri taşıyıp taşımadığı 'merkez değerlendirme kurulu' tarafından incelendi. Halen sürdürülen değerlendirmenin sonuçları daha sonra açıklanacak. Model okullar, fiziki durumları, yönetim ve öğretmenler kurulu çalışmaları, öğretim ve eğitim etkinlikleri, öğretmen yeterlilikleri, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri, okul aile birliği çalışmaları ve özgün çalışmalar açısından değerlendiriliyor. Kurul, okulun ÖSS başarısını, takdir, teşekkür alarak ödüllendirilen öğrenci sayısını, ulusal ve uluslararası düzeyde düzenlenmiş bilim, sanat ve kültür içerikli yarışmalarda derecesinin olup olmadığını, sınıfta kalan, disiplin cezası alan öğrencilerin sayısını dikkate alıyor. Değerlendirmede ayrıca, okulda öğretmen açığının, rehberlik servisinin ve okulun web sayfasının olup olmadığına da bakılıyor.
1 Temmuz 2009 Çarşamba
Rektörün İnanılmaz İntikamı...
Dicle Üniversitesi, yeni rektör Prof. Dr. Ayşegül Saraç’ın seçimde ondan çok oy alan kadın Profesör Naime Canoruç’tan aldığı intikamı konuşuyor.
Dicle Üniversitesi, yeni rektör Prof. Dr. Ayşegül Saraç'ın seçimde ondan çok oy alan kadın Profesör Naime Canoruç'tan aldığı intikamı konuşuyor. Rektör rakibesine 1 maaş kesme, 2 kınama cezası verdi, 11 de soruşturma açtı Diyarbakır Dicle Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ayşegül Jale Saraç, eski rektörün eşi ve rektörlük seçimlerinde en fazla oyu olarak birinci çıkan ve YÖK tarafından Cumhurbaşkanlığı'na gönderilen listeye alınmayan Prof.Dr. Naime Canoruç'u önce Biyokimya Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan aldı, ardından hakkında 11 ayrı soruşturma açtı. İki kınama ve bir maaş kesme cezası alan Prof. Dr. Naime Canoruç'un avukatı Yılmaz Demiroğlu, müvekkili hakkında açılan soruşturmaların hiç bir hukuki gerekçesi olmadığını ileri sürdü. Avukat Demiroğlu, “Müvekilim sindirilmek ve üniversiteden uzaklaştırılmak isteniyor. Hukuki dayanakları olmayan gerekçelerle açılan soruşturmalara her gün bir yenisi ekleniyor” dedi. YÖK listesinde yoktu Dicle Üniversitesi'nde geçen yılın Haziran ayında yapılan rektörlük seçiminde eski rektör Prof.Dr. Fikri Canoruç'un eşi Bio Kimya Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Naime Canoruç, 148 oy alarak adaylar arasında birinci oldu. Seçimlerde Prof.Dr. Fazıl Hüsnü Erdem 136, Fizik Tedavi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Ayşegül Jale Saraç 112 oy aldı. YÖK, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e gönderdiği listeye en fazla oyu alan Prof.Dr. Canoruç'u almadı. Cumhurbaşkanı Gül, seçimlerde 22 Temmuz genel seçimlerinde AKP'den Diyarbakır milletvekili adayı olan Prof.Dr. Ayşegül Jale Saraç'ı rektör olarak atadı. Prof. Dr. Naime Canoruç'a soruşturma komisyonu tarafından eşinin rektör olduğu dönemlerdeki uçak biletlerinden de yola çıkılarak, hangi tarihte nereye gittiği, neden zamanında göreve başlamadığı, hastalığının uçağa binmesini gerektirmediği halde neden uçak bileti aldığı, başka göreve atanan sekreterine bunu neden zamanında tebliğ etmediği, il dışına neden izinsiz gittiği, izin belgelerinin neden 1 gün gecikmeli işleme verdiği yönünde sorular yönetildi. Prof. Dr. Canoruç, kendisine verilen 2 kınama ve 1 maaş kesme cezası ile ilgili İdare Mahkemesi'nde dava açtı.
1. Sınıf Kayıtları Kafaları Karıştırıyor...
Bakanlık her ne kadar minimum hata yapmak istiyorsa da sistemin bazı aksaklıkları olduğu açıkça belli olmaktadır.
Bakanlık her ne kadar da konuya çok ehemmiyetle eğiliyor ve minimum hata yapmak istiyorsa da sistemin bazı aksaklıkları olduğu açıkça belli olmaktadır. En önemli konu vatandaşın muhatabı yok… Herkes topu başkasına atıyor. Örnek 1:Vatandaş eski sistem gereği önce en yakın okula gidiyor. Okul listeleri çıkarıp asmış. Vatandaş listeye bakıyor çocuğunun ismi yok. Aman ne oldu diye idareye geliyor. İdare durumu biraz inceledikten sonra siz A okuluna gideceksiniz diye yönlendirme yapıyor. Vatandaş ısrarla bu okulun adres bölgesinde oturduğunu söylüyor. E-okul'dan adres incelemesi yapıldığında daha önce oturduğu adres kaydını vatandaşın değiştirmediği görülüyor. Yani vatandaş Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sisteminde adresini değiştirmemiş. Doğal olarak okul idaresi Nüfus Müdürlüğüne yönlendiriyor. Vatandaş haklı olarak oraya gidiyor gerekli düzeltmeyi de yapıyor fakat yine çocuğu bu okula kaydedemiyor çünkü sisteme işlememiş. Bakanlık bu konuda bir açıklama yapmadığından okul idaresi ile vatandaş karşı karşıya kalıyor. Örnek 2: Vatandaşın elinde Nüfus Müdürlüğü kaydı var, adresi o okul bölgesinde, fakat çocuk yine listede yok. Vatandaş bu kez muhatap bulamıyor. Aşağıda verdiğimiz örneklere bakılacak olursa aynı sokakta oturan Sanem ve Simay o okulun bölgesinde oldukları halde E-kayıt listesinde Simay'ın ismi var fakat Sanem'in ismi yok. Aynı sokağın başka numaralarını başka okul alıyordur savunması mümkün değil çünkü bu okul ve adres bizzat bildiğimiz bir okul. Muhtemelen bakanlık hileli müracaatları engellemek için belli bir tarihten sonra nakil olanları sistem dışında bırakmaktadır. Bunun en önemli sakıncası ise kişi gerçekten taşınmışsa bu okula kayıt yaptıramayacak mıdır sorusunun cevabıdır? Bakanlığın yaptığı açıklamada Nakil yoluyla bazı sorunların çözümleneceğinin işareti veriliyorsa da bu durum çok büyük istismarları yeniden gündeme getirebilir. Bu nedenle nakiller de ADSNK'ye bağlı kalarak yapılıp yapılmayacağı, bu konudaki denetimlerin titizlikle gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceği açıklanmalıdır. Mahallesindeki okula kayıt yaptırmak istemeyen vatandaşın halen devam eden beklentileri konusunda kesin bir dille açıklama yapılmalıdır. Geçmiş yıllarda kesin dille ifadelerde bulunulmuş daha sonra anasınıfında okuyan öğrenci o okula, anne babasının işyerine yakın olan okula, kardeşinin okuduğu okula kayıt yaptırabilecekleri açıklanmıştı. Bu esneme bazı sorunları da beraberinde getirmişti. Bu nedenle olacaksa bir esneme şimdi, açıklanmalı aksi halde hiç esneklik sağlanmamalıdır. Konu ile ilgili; Bu uygulama ne kadar doğru mu? Vatandaşa istediği okula kayıt hakkı verilmeli mi? Öğrencisi azalacak okullar Ana temalarını içeren detaylı bir çalışmayı daha sonra ele alarak yayımlayacağız
30 Haziran 2009 Salı
YÖK'te 'Yeter Sayı' Krizi...
YÖK üyesi Bülent Serim, yabancı dille öğretim yapılmasına ilişkin Resmi Gazetede yayımlanan yönetmeliğin kanunen yok hükmünde olduğunu söyledi.
YÖK'ün yeni yönetmeliğinde 'toplantı yeter sayısı' krizi çıktı. YÖK üyesi Bülent Serim, yabancı dille öğretim yapılmasına ilişkin Resmi Gazetede yayımlanan yönetmeliğin kanunen yok hükmünde olduğunu söyledi Yüksek Öğretim Kurumu'nda (YÖK) yönetmelik tartışması yaşanıyor. 'Yükseköğretim Kurumları Yabancı Dil Öğretimi ve Yabancı Dille Öğretim Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik' değişikliği, önceki günkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ancak, YÖK üyesi Bülent Serim, açıklama yaparak, 'Bu Yönetmelik, toplantı yeter sayısı olmadan alındığı için 'yokluk'la malüldür' dedi. Serim, açıklamasında, YÖK'ün 11 Haziran 2009 günü yapılan toplantısında alınan yönetmelik değişikliği kararı sırasında, içeride sadece 12 YÖK üyesi bulunduğunu, YÖK Kanunu'nda toplantı yeter sayısının 14 olduğunu belirtti. TOPLANTIYI TERK ETTİLER Serim, toplantı sürerken, Prof. Dr. Engin Ataç, Prof. Dr. Mustafa İlhan, Prof. Dr. Fikret Şenses ve kendisinin, 'görülen gerek üzerine' toplantıyı terk ettiğini ifade ederek, 'Toplantının açılışında yetersayı olması, her kararda bu sayının esas alınmasını geçerli kılmaz. Hukuka uygun olan her karar alınırken toplantı yeter sayısının göz önünde bulundurulmasıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 367 kararı da bu görüşü desteklemektedir' dedi. Yeni yönetmeliğe göre, üniversitelerde dersler, senato kararı ve YÖK onayı alınarak, sadece belirli bir yabancı dille veya Türkçe ve belirli bir yabancı dille karma olarak verilebilecek. Derslerin Türkçe ve belirli bir yabancı dille karma olarak verildiği programlarda zorunlu ve seçmeli derslere ilişkin kredi saatlerinin asgari yüzde 30'luk kısmının bu yabancı dille verilmesi şartı aranacak.
Gönderen
Adsız
zaman:
05:46
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, Öğretim Kurumu, Yabancı dil, YÖK, Yök Üyesi