Açık İlköğretim ve Açık Öğretim Lisesi bitirme süresinin kısaltılması okula gidemeyen gençlerin umudu oldu.
Güneyddğu'da yıllardır okuma imkânı bulamayan ya da okula gönderilmeyen özellikle kızlar, açık öğretime büyük ilgi gösteriyor. Diyarbakır'da son bir ayda 2 bine yakın genç kız okumak için açık öğretime kaydoldu. Bağlar ilçesinde ikamet eden Muhbet Bayrak, ailesinin Karacadağ'ı terk edip şehrin varoşlarına yerleştiği 1990'lı yıllarda henüz 8 yaşındaydı. Okuyup avukat olmayı çok isteyen küçük Muhbet, annesine önlük ve defter bile aldırtmıştı. Muhbet'in babasının şehre taşındıktan 3-5 ay sonra hastalanmasıyla bütün okuma hayalleri yıkıldı. Küçük Muhbet, kendisinden küçük 3 kardeşiyle okul yerine bir anda kendini pamuk tarlaları ve halı kurslarında buldu. Akranları okula giderken Muhbet ve kardeşleri ırgatlığa devam etti. Okumak bir ukde olarak kalmıştı Muhbet'in içinde. Ta ki Bağlar ilçesinde okuma- yazma kursunun açılmasına kadar. Kardeşleri Çiğdem, Gurbet ve Esma ile Bağlar ilçesinde açılan okuma yazma kursa katılan Muhbet, kısa sürede 1. ve 2. kademe okuma yazma sertifikasını aldı. Okuma yazmayı öğrenen Muhbet, şimdi Bağlar Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde açılan açık ilköğretime kayıt yaptırdı. Güneydoğu'da açık öğretim Muhbet Bayrak gibi okula gidemeyen kızların umudu oldu. Dersleri halk eğitim merkezi il ve ilçe müdürlükleri tarafından verilen, sınavları da Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan Açık İlköğretim Okulu ve Açık Lise'ye okuldan mahrum bırakılan gençlerin yoğun ilgisi var. Açık İlköğretim Okulu, 15 yaşın üzerindekiler için ilköğretimi bitirme amacını güdüyor. 5 yıl okuduktan sonra çeşitli sebeplerle okula gönderilmeyen ya da hiç okula gitmeyen ancak okuma yazma kurslarında belge alanlar ilköğretimi bu şekilde bitirebiliyor. Okula kayıt yaptıranların bankaya 40 lira yatırması gerekiyor. Okuma yazma oranının düşük olduğu bölgede okumayı teşvik etme amacıyla bu parayı da valilikler ödüyor. Yılda üç kez sınava giren öğrenciler, evde ders çalışıyor. Şehir merkezinde ikamet edenler ise istediği zaman halk eğitim müdürlüğündeki derslere katılabiliyor. Açık İlköğretim'den mezun olduktan sonra liseye devam eden genç kızlardan Hazin Malkoç, açık öğretim sayesinde hayatının değiştiğini dile getirdi. Okuma yazma bilmediği dönemde özellikle resmi kurumlarda işlemleri yaptırırken yaşadığı sıkıntılardan kurtulduğunu anlatan Malkoç, okumak isteyenlere ilçede bulunan açık öğretim bürolarına gitmelerini tavsiye eti. Malkoç, liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına hazırlanacağını belirtti. Öğrencilerden Çiğdem Bayrak ise maddi sıkıntılar nedeniyle yıllarca okuldan uzak kaldığını belirterek, " Okuma kursunu bitirdim, açık ilköğretime devam ediyorum. Okumayan kimsenin kalmaması için öğretmen olmak istiyorum." ifadelerini kullandı. Bağlar Halk Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı İzzettin Cengiz, Açık İlköğretim Okulu'nun okutulmayan kızlar için önemli bir ihtiyaç olduğunu söyledi. Eğitim süresinin düşürülmesiyle birlikte kayıtlarda büyük artış yaşandığını kaydeden Cengiz, "Öğrenciler artık bir yılda 3 dönemlik ders alarak 4 yıl yerine 2,5 yılda açık öğretim liselerinden mezun olabiliyor. 5 yıllık ilkokul mezunu olanların da 3 yıl olan ortaokulu yılda 3 kez sınava girerek bir yılda bitirebiliyor." diye konuştu. Cengiz'in verdiği bilgiye göre; Diyarbakır'da bu yıl Açık İlköğretim 6. sınıfa 1155'i kız 1673, 7. sınıfa 721'i kız 1098, 8. sınıfa ise 590'ı kız 936 kişi kaydoldu. Diyarbakır Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü verilerine göre ise 2009 -2010 eğitim ve öğretim döneminde kayıt yapan ve kayıt yenileyenlerin sayısı ise 3 bin 993 kişi oldu.
13 Ekim 2009 Salı
Güneydoğu'lu Kızların Umudu...
Gönderen
Adsız
zaman:
07:26
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Üniversite Gençliği Bursla Yaşıyor...
Gençlerin yüzde 63.5'i burs alıyor. Yarıya yakını ayda 150-350 lira arası parayla geçiniyor.
Üniversite öğrencilerinin bütçesi aylık 500 TL'yi bulmuyor. Öğrencilerin yüzde 23'ü 250- 350 lirayla geçinmeye çalışıyor, yüzde 63.5'i burs alıyor, yüzde 10'u bir yandan da çalışıyor. Türk Eğitim-Sen'in üniversite öğrencileri üzerinde yaptığı araştırma gençlerin sosyo- ekonomik yapısı ile toplumsal, siyasal konulara yaklaşımlarını ortaya çıkardı. Marmara, Gazi, Dokuz Eylül, Karadeniz Teknik, Atatürk ve Gaziantep Üniversitesi'nde 953 öğrenciyle gerçekleştirilen anketin sonuçları şöyle: * Öğrencilerin yüzde 1.6'sının aile geliri 1501-1750 TL, yüzde 13.3'ünün 1751-2 bin TL, yüzde 13'ünün de 2 bin TL ve üzerinde. * Öğrenimleri süresince herhangi bir kuruluştan öğrenim kredisi ve burs aldıklarını belirtenlerin oranı yüzde 63.5. * Öğrencilerin yüzde 9.3'ü 51-150 TL, yüzde 23.8'i 151-250 TL, yüzde 23.4'ü 251-350 TL, yüzde 15.1'i 351-450 TL, yüzde 12'si 451-550 TL, yüzde 15'i de 551 TL ve üzerinde aylıkla idare ediyor. * Okurken çalışanların oranı yüzde 10.1. Gelir getirici bir işte çalışanların yüzde 23.4'ü özel ders veriyor, yüzde 17'si satış ve pazarlama, yüzde 10.6'sı fuar organizasyonlarında çalışıyor. * Yüzde 33.4'ü ailesinin yanında, yüzde 33'ü kirada, yüzde 17'si devlet yurdunda, yüzde 10.2'si özel yurtta kalıyor. * Yüzde 31.6'sı okuduğu bölümü seçiş nedenini eğitim kalitesi, yüzde 21.4'ü mezunların kolay iş bulması, yüzde 10.6'sı ailesinin isteği, yüzde 8.4'ü oturdukları kente yakınlık olarak tanımlıyor. * Gençlerin yüzde 68.2'si açık oturum, panel gibi etkinlikleri takip ediyor. Yüzde 34'ü ekonomi, yüzde 34'ü iç ve dış politika, yüzde 15.2'si güzel sanatlar, yüzde 3.3'ü iç ve dış güvenlik konularında organize edilen panellere katılıyor. * En çok izledikleri kültür sanat etkinliği yüzde 76.8 oranıyla sinema. * Gençlerin yüzde 84.5'i Türkiye'nin içinde bulunuduğu ekonomik ve siyasi durumdan memnun değil. 'Politikayı düşünmem' * Öğrencilerinin yüzde 43.4'ü Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılması, yüzde 56.6'sı katılmamasından yana. * Öğrencilerin yüzde 42.8'i IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların Türkiye'yi yoksullaştırdığı düşüncesinde. * Yüzde 87.1'i Türkiye'nin bağımsız hareket edemediğini söylüyor. Yüzde 69.6'sı Türkiye'nin siyasi, sosyal ve ekonomik kararlarında en etkili ülkenin ABD olduğunu düşünüyor. * Politika yapmayı düşünmem diyenlerin oranı yüzde 56.5. * Yüzde 28.6'sı siyasileri dürüst bulmazken, yüzde 27.2'si siyasilerin davranışlarının kişileri siyasetten soğuttuğunu, yüzde 21.7'si siyasetin belli kişilerin tekelinde olduğunu, yüzde 13.7'si de bir genç olarak siyaset yapmanın çok zor olduğunu belirtiyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
07:26
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Öğretmenden Öğrencisine İlginç Ceza...
Kendisine ‘lan’ dediği gerekçesiyle yedi yaşındaki öğrencisini dövüp tuvalete kapattı..
Bursa'nın Orhangazi ilçesi Ali Tekin İlköğretim Okulu'nda ikinci sınıfları okutan 33 yıllık öğretmen Mustafa Saim A.'nın, geçen cuma günü öğrencilerinden D.K.'yı, kendisine 'lan' diye hitap ettiği için cezalandırdığı ileri sürüldü. Okul çıkışı D.K.'yı almaya giden baba Sami K., oğlunu ağlarken gördü. D.K., babasına, öğretmeninin kendisini dövdüğünü ve derse almayarak tuvalete kapattığını söyledi. Bunun üzerine öğretmenle görüşen Sami K. iddiaya göre, “Evet oğlunuz bana 'lan' dediği için dövdüm. Yine aynı şey olsa döverim” yanıtını aldı. Sami K., bunun üzerine öğretmeni cuma günü Emniyet Müdürlüğü'ne, dün de Orhangazi Kaymakamlığı'na şikâyet etti. Öğretmenin Emniyet Müdürlüğü'ne çağrılarak ifadesinin alındığı öğrenildi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü de idari soruşturma başlattı.
Gönderen
Adsız
zaman:
07:25
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Kürtçe'den Önce 3 Dil Var...
YÖK Başkanı Özcan, Kürt Dili ve Edebiyatı Enstitüsü'nü şarta bağladı.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı enstitü veya bölümünün açılabilmesi için güçlü birer Türkçe, Farsça ve Arapça dil edebiyat bölümlerinin olması gerektiğini belirterek, "Çünkü Kürt diline bakarsanız, tespitlere göre, yüzde 60-70 Farsçadan ödünç aldığını, yine yüzde 20-25 arasında Arapçadan ödünç aldığını ifade ediyorlar. Türkçeden de kelimeler olduğunu biliyoruz" dedi. Özcan, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ayazağa kampüsünde "Yükseköğretimde Kurumsal Yönetimle İlgili OECD Programı" tarafından düzenlenen "Yükseköğretimde Kalite" konferansının açılışında konuştu. Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özcan, "üniversitelerde Kürdoloji araştırma merkezlerinin kurulmasıyla ilgili son gelişmeler hakkındaki" bir soru üzerine, 5-6 ay önce İstanbul Üniversitesi'nden bu yönde bir talep geldiğini, kendilerinin de onay verdiğini, ardından Mardin Artuklu Üniversitesinde Kürdoloji bölümü açılması talebi geldiğini anlattı. YÖK'te meseleyi tartıştıktan sonra, tek tek dillerdense bütün Anadolu'da konuşulan dilleri içine alan "Türkiye'de Yaşayan Diller Enstitüsü" gibi bir şemsiye oluşturmayı kararlaştırdıklarını belirten Özcan, Mardin Artuklu Üniversitesinin de bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu söyledi. Özcan, şöyle devam etti: "Kürt dili ve edebiyatı araştırması enstitüsü veya bölümünün açılabilmesi için çok güçlü bir Türk dili ve edebiyatı bölümü lazım. Aynı şekilde çok güçlü bir Farsça dil ve edebiyatı bölümü ve yine çok güçlü bir Arapça dil ve edebiyatı bölümü lazım. Bunlar olmaksızın zaten Kürdoloji ile ilgili herhangi bir bölüm, enstitü veya ana bilim dalının başarılı olacağını zannetmiyorum. Çünkü Kürt diline bakarsanız, tespitlere göre, yüzde 60-70 Farsçadan ödünç aldığını, yine yüzde 20-25 arasında Arapçadan ödünç aldığını ifade ediyorlar. Türkçeden de kelimeler olduğunu biliyoruz. Bütün bölümler hazırlanırsa orada bu bölümler arasındaki etkileşim daha güçlü olur. Daha iyi sonuç elde edilebilir." Türkiye'deki yükseköğretimin kalitesiyle ilgili bir soru üzerine Özcan, bu konunun YÖK'te çok ciddi şekillerde ele alındığını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile de mesleki yeterlilik konusunda çalışıldığını anlattı. Özcan, "YÖK'te akreditasyon ile ilgili çalışmalar oluyor. Ülkemiz için ulusal bir akreditasyon kurulu kurmak istiyoruz. YÖK'ten tamamıyla bağımsız bir şey olmasını istiyoruz. Nasıl yapılacağı üzerine bugünlerde çalışıyoruz" dedi. Bu konuyla ilgili son toplantılarını yapacaklarını ve Türkiye'ye ulusal bir akreditasyon kurulu kazandırmış olacaklarını bildiren Özcan, "Mühendislik Değerlendirme Kurulu, Fen Edebiyat Değerlendirme Kurulu gibi küçük akreditasyon kurumlarına, bu kurumun bir şemsiye olacağını" kaydetti. -BİZİM DE İYİ OLDUĞUMUZ PARAMETRELERİ KULLANIRSANIZ...- Dünya çapındaki üniversitelerle ilgili kalite listelerinin çoğunun, belli kriterler, parametreler kullanılarak yapıldığını belirten Özcan, Şanghay Listesi'nde Nobel'e aday olmuş veya Nobel ödülü kazanmış öğretim üyesi olup olmadığının sorulduğunu örnek gösterdi. Yusuf Ziya Özcan, "Tabii soruları böyle sorarsanız, Türk üniversitelerinin oraya girmesi zordur. Biraz daha yıllar alabilir. Ama bizim de iyi olduğumuz parametreleri kullanırsanız, o zaman bizim üniversitelerimiz rahatlıkla buraya girebilirler" dedi. Özcan, İTÜ'nün son yapılan listede, 133'üncü sıradan 108'inci sıraya yükseldiği bilgisini verdi. Üniversitelerin ne kadar iyi olduğunu takdir edebilmek için yurt dışına giden öğrencilerin göz önünde tutulması gerektiğini, bu öğrencilerin orada kabul görüp görmediklerine bakılması gerektiğini vurgulayan Özcan, "Ben başarılı olduğumuza inanıyorum" görüşünü dile getirdi. YÖK Başkanı Özcan, öğretim elemanı açığıyla ilgili olarak da büyük şehirlerdeki üniversitelerde böyle bir sorun olmadığını, Anadolu'nun diğer bölgelerindeki üniversitelerde öğretim üyesi eksikliği bulunduğunu belirtti. Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, "Öğretim üyesi bağlamında bir çarpıklık var Türkiye'de. Bütün öğretim üyelerinin yüzde 48.5'i üç büyük şehirde çalışıyor. Bunu Anadolu'nun diğer bölümlerindeki üniversiteler için bir haksızlık diye düşünebiliriz. Bizim yapmak istediğimiz, fazla olan öğretim üyelerimizi oralara kanalize etmek, büyükşehirlerdeki üniversitelerimizi öğretim üyesi yetiştirme merkezi gibi kullanmak, buralardan yetişenleri oralara yönlendirmektir" diye konuştu.
Gönderen
Adsız
zaman:
07:24
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
12 Ekim 2009 Pazartesi
Meslek Liselerinde Kontenjanlar Doldu...
Meslek liseleri, üniversiteye girişte uygulanan katsayı adaletsizliğinin giderilmesiyle altın çağını yaşıyor.
Kontenjanları tamamen dolan meslek okulları, düz liseden yatay geçiş yapan öğrencilere sınıf bulmakta güçlük çekiyor. Bu sebeple İstanbul'da bazı okullarda valilik izniyle hafta sonu da eğitim yapılması kararlaştırıldı. Geçen yıla oranla bu yıl endüstri meslek liselerine başvurular yüzde 80 artarken, 250 bin olan meslek liseli sayısı 320 bine çıktı. Düz liseden meslek lisesine geçen öğrenci sayısı da 10 kat arttı. Ortaöğretime düz lisede başlayıp 9. sınıfın sonunda başarılı olarak Anadolu meslek liselerine geçen öğrencilerde de rekor bir artış yaşanıyor. Gelişmeyi "Meslekî eğitimin memleket meselesi olduğu tescillendi" şeklinde değerlendiren iş dünyası ise meslek liselilere kapılarını açmaya hazır. TUSKON Başkanı Rızanur Meral, "Gerekirse meslek liseliler için atıl durumdaki fabrikaları okula dönüştürebiliriz." diyor. Geçen yıl 1.100 öğrencinin başvurduğu Bağcılar Endüstri Meslek Lisesi'ne bu yıl 1.842 öğrenci ön kayıt yaptırdı. Ortaöğretime düz lisede başlayıp 9. sınıfın sonunda başarılı olarak Anadolu meslek liselerine geçen öğrenci sayısında da rekor bir artış yaşanıyor. En prestijli meslek liselerinden Bahçelievler Erkan Avcı Anadolu Meslek Lisesi'ne düz liseden geçen yıl başvuran öğrenci sayısı 30 iken bu eğitim yılının başlangıcında 290 öğrenci müracaatta bulundu. Düz liselerden gelen yoğun öğrenci talebine cevap vermekte zorlanan meslek liseleri, kendi öğrencilerini için sınıf bulamıyor. Düz liseden meslek lisesine geçişler 10 kat artarken, bu durum lise ikinci sınıfa geçen meslek liselileri okulsuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Çünkü alan tercihlerinin yapıldığı ikinci sınıfa geçebilmek için not ortalamasına bakılıyor. Düz liseden gelen öğrencilerin ortalamasının meslek liselilerden yüksek olması sebebiyle sınıfları düz liselilerin doldurduğu belirtiliyor. Lise birinci sınıfı okuyan binlerce meslek liseli ortada kalırken kontenjan sorunu çözülmezse sınıf bulamayan meslek liseliler, düz liselere geçmek zorunda kalacak. Eğitim yılı başlamasına rağmen ders başı yapamayan öğrenciler, velileriyle birlikte Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikâyette bulundu. Şenol Şahin (17), düz liseden meslek lisesine geçmek isteyen yüzlerce öğrenciden sadece biri. Makine mühendisliği hayaliyle düz liseye giden Şenol, katsayı engelinin kalkmasıyla meslek liselerinin çok cazip hale geldiğini düşünüyor. 9. sınıfı Bağcılar Lisesi'nde bitiren Şenol, 10. sınıfta Bağcılar Teknik Meslek Lisesi Makine Teknolojileri Bölümü'nde devam etmek için müracaat etti. Ancak yoğun başvuru ve kontenjan yetersizliği sebebiyle istediği bölüme yerleşemiyor. O da düz liseden geçen yüzlerce arkadaşı gibi meslek lisesinde kendisine sıra gelmesini bekliyor. İSTANBUL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ: ÖĞRENCİ TALEBİNE YETİŞEMİYORUZ Kendi öğrencisini ortada bırakmak istemeyen İstanbul'daki her üç meslek lisesinden biri, ikili öğretime geçti. Ancak öğretmen sayısının kısıtlı olması diğer liselerin ikili öğretime geçişini engelliyor. Meslek liselinin üniversite sınavında göreceği Türkçe, matematik, fen gibi temel derslerin müfredata konulmasıyla ders saati sayısı da arttı. Günlük 9 saate çıkan ders sayısındaki artış sebebiyle okullarda sabah 06.00'dan akşam 21.00'e kadar eğitim yapılıyor. Meslek liselerine olağanüstü bir talebin bulunduğunu belirten İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız ise bu ihtiyaca yetişemediklerini kaydediyor.
Gönderen
Adsız
zaman:
01:23
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Veliler Ödevleri Yapmamalı
Veliler tarafından en çok yapılan hatalardan biri, çocuklarının ev ödevlerini kendilerinin yapması, çocuğun okul başarısını olumsuz etkiliyor.
Çocuğun ev ödevinin veliler tarafından yapılmasının okul başarısını olumsuz etkilediği belirtildi. Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı Ayşe Sarı, veliler tarafından en çok yapılan hatalardan birinin çocuklarının ev ödevlerini kendilerinin yapması olduğunu söyledi. "Ne yazık ki veliler işin kolaycılığına kaçıyor. (Bir an önce bitsin, çocuk fazla soru sormasın, çok uğraşmayayım) düşüncesiyle çocukların ev ödevlerini kendileri yapıyor çocuğa veriyor" diyen Sarı, bu hareketin çocuğun hem okul başarısını olumsuz etkilediğini, hem de yalana alıştırdığını vurguladı. Ev ödevini velilerin yaptığı çocuğun kolaycılığa alışacağını ve kendi yapacağı işleri başkasından bekleyeceğine işaret eden Sarı, bunun da davranış bozukluğuna sebep olacağının altını çizdi. Aynı zamanda çocuğun ders tekrarından yoksun kalacağını, dersini iyi anlamayacağını, dolayısıyla okul başarısının olumsuz etkileneceğini uyarısında bulunan Sarı, "Velinin çocuğunun ödevini yapması her açıdan çok sakıncalı. Okul başarısını olumsuz etkilemesinin yanı sıra yalan söylemeye de alıştırıyor. Öğretmen ödevin çocuk tarafından yapmadığını kontrollerde anlıyor. Ancak çocuk öğretmenden çekinerek 'ev ödevimi ben yaptım' diyor. Bunun sürekli tekrarlanması durumunda da çocuk yalancılığa alışıyor." diye konuştu. Çocuğun ev ödevini uğraşıp kendisi yapması ve velinin ise en son ödevi kontrol etmesi gerektiğini ifade eden Sarı, şu önerilerde bulundu: "Ödev yapan çocuğa hiç karışılmamalı. Sadece soru sorarsa cevap vermeli ve ödevini bitirmesi beklenmeli. Ödev bittikten sonra veli kontrol etmeli. Eğer ödevde yanlış bir kısım varsa, veli hemen doğruyu kendisi yapmamalı ve çocuğa bir kez daha kontrol etmesini söylemeli. Çocuk yine o konuyu yanlış yapmışsa, nerde yanlış yaptığı gösterilmeli ve doğru çözüm çocukla birlikte yapmalı. Hiçbir zaman veli çocuğun ödevini kendisi yapmamalı."
Gönderen
Adsız
zaman:
01:23
0
yorum
Etiketler: Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite
Açıköğretim Kayıtlarına Dikkat...
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim fakültesi kayıtlarında son gün ne zaman ?
Anadolu Üniversitesi (AÜ) Açıköğretim, İktisat ve İşletme fakültelerine ÖSYS ile yerleştirilen adayların ve Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS) sonucuna bağlı olarak ön kayıtlar sonunda kayıt yaptırmaya hak kazanan adayların internet başvuru ve kayıt işlemlerinin 16 Ekim mesai bitiminde sona ereceği bildirildi. AÜ Rektörlüğünden alınan bilgiye göre, adayların kayıt işlemleri, ''internet başvuru'' ve ''Açıköğretim bürolarından kayıt'' olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilecek. İnternetten başvuru için adresin ''http://aofkayit.anadolu.edu.tr'' olduğu belirtildi. Bu tarihten sonra internetten veya başka bir yöntemle başvuru yapılması mümkün olmayacak. İnternetten başvuru süresinin uzatılmayacağı ifade edildi. İnternetten başvuru yapmayan adaylar kayıt olamayacak. İnternetten başvuru yapmak da kayıt için yeterli değil. Adaylar, internet başvuru işlemi sonunda oluşturacakları ''İnternet Başvuru Belgesi''nin yazıcı dökümünü alarak, adreslerine postalanan ''2009–2010 Öğretim Yılı Açıköğretim, İktisat, İşletme Fakülteleri İnternet Başvuru, Kayıt ve Öğrenci Kılavuzu''nda açıklanan diğer kayıt belgelerini de hazırlayarak illerdeki AÖF bürolarında kayıt yaptıracaklar. ''İnternet Başvuru, Kayıt ve Öğrenci Kılavuzu''na ''http://www.anadolu.edu.tr'' adresindeki ''Açıköğretim'', ''Kılavuzlar'' linkinden ya da ''http://aofkayit.anadolu.edu.tr'' internet başvuru sitesinin ''ÖSYS Yeni Kayıt'' linkinden de ulaşılabilecek veya AÖF bürolarından temin edilebilecek. -KAYIT İŞLEMLERİ- Kayıt işlemleri 16 Ekim mesai bitiminde sona erecek. 17, 19 ve 20 Ekim tarihlerinde mazeretli olanların kayıtları yapılacak. Kayıt için adayların tam olarak hazırlanan kayıt belgeleri ile 16 Ekim mesai bitimine kadar Açıköğretim Fakültesi bürolarına bizzat başvurmaları gerekiyor. Bu tarihler arasında mazeretleri nedeniyle kayıt yaptıramayanlar 17, 19, 20 Ekim tarihlerinde bizzat veya yakınları aracılığıyla kayıt yaptırabilecek. 20 Ekimden sonra mazeret beyan edip kayıt yaptırmak isteyenlerin başvuruları kabul edilmeyecek. 17 Ekim Cumartesi günü AÖF büroları kayıt işlemleri için açık olacak ve kayıt yapılabilecek. Kayıt belgeleri eksik olanların kayıtları yapılmayacak, belgeleri tamamlamak üzere ek süre de verilmeyecek.
Gönderen
Adsız
zaman:
00:26
0
yorum
Etiketler: Anadolu Üniversitesi, AÖF, Eğitim Haberleri, Eğitimhaberleri, İlköğretim, lise, ortaokul, Üniversite