6 Nisan 2009 Pazartesi

Arka Sıra Çocukları Artık Önde

Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz, çocuklara nasıl başarılı olacaklarının öğretildiği projeyi anlattı

Okulda 'tembel' diye damgalanan, arka sıralara atılan çocuklar için özel bir proje geliştirildi. Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz, çocuklara nasıl başarılı olacaklarının öğretildiği, üç ay içinde ön sıralara geçmelerinin sağlandığı bu projeyi anlattı. Arka sıra çocukları 3 ayda ön sıralara nasıl geçer? Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz karnesi zayıflarla dolu, arka sıralarda oturan çocukların kaderini değiştirmek için neler yapılabileceğini anlattı: * Arka sıranın çocukları ön sıralara nasıl geçer? Biz bununla ilgili bir proje geliştirdik. Arka sıralarda oturan zeka düzeyleri, yaşıtlarının çok az gerisindeki çocukları ön sıralara çekip başarılarını artırmaya çalışıyoruz. Dört yıldır İstanbul'un Anadolu yakasında 50'den fazla okulda 200'ün üzerinde çocukla birebir çalıştık ve üç ay içinde başarılarını ciddi şekilde artırdık. Bu çocukların IQ'ları yaşıtlarının çok az altında. En düşük 65 ile 75 IQ'ya sahipler. Ama sınıflarda 80 ile 100 IQ'lu yaşıtlarıyla yarışıyorlar. Bu nedenle okul başarıları düşük, karneleri zayıflarla dolu, geç okuyorlar, geç öğreniyorlar. AİLELER ZOR FARK EDİYOR * Başarısız çocuğun IQ'su mu düşüktür? Çocuğun zekası düşük mü yoksa yüksek mi, arada çok ince bir ayrım vardır. Genelde aileler fark edemez, profesyonel inceleme gerekir. Ancak karnedeki 1'ler, 2'ler çocukların zeka düzeyleri üzerine aslında ciddi ipuçları verir. Yaşıtları dakikada 60 kelime okuyabilirken, onlar 40 kelime okuyabilir. 70 IQ'nun altında bu okuma miktarı düşer. Aileler bunu ölçebilirler. Çocuk bir dakikada 50-60 kelime okuyabiliyorsa karnesinde dörtlerin daha sık olması gerekir. Bir dakikada 30-40 kelime okuyabilen çocuklar, 3'lerle dolu bir karneye sahip olabilir. Bir dakikada 20 kelime okuyan çocuk, 2'lere alışır. Ailelerin çoğu bunu kabullenmek istemiyor. 'Ben de okulda geç okumuştum' diye düşünüyorlar. Bu nedenle çocukların mental sorunları ancak ikinci sınıfın sonunda ya da üçüncü sınıfta fark edilebiliyorlar. Karnesi 1 ya da 2'lerle dolu çocuğa bahane üretmek doğru değildir; incelenmesi gerekir. Bazen kaynaştırma sınıflarına alınması lazım. Bu durumdaki çocuklara rapor verilebiliyor. Aileler bazen çocuklarının rapor almasını istemiyorlar. Oysa özel eğitime tabi tutulması bu çocukları kurtarıyor. Biz 'Arkadakiler' projesini 200 raporlu çocuk üzerinde gerçekleştirdik, 100 tanesinin raporu iki yıl içinde tamamen kalktı. İki, üç yılda bu sorun çözülüyor. NOTLAR YÜKSELİYOR * Eğitim verdiğiniz çocuklardan çok başarılı olanlar oldu mu? OKS'yi kazananlar oldu, Güzel Sanatlar'a giren öğrencilerimiz var. * Notlar birden mi yükseliyor? Kademeli olarak yükseliyor. Her hafta bir puan daha... Bu çocuklara özel yazılı yapılıyor, önce notları biraz yüksek tutuluyor. Çünkü başarıyı öğrenmeleri gerekir. SINIFLARI VEYA OKULLARI DEĞİŞEBİLİYOR Çocuklara başta test yapıyoruz. O sınıfa ve okula uygun mu, araştırıyoruz. Bazen çocukların; sınıfını, öğretmenini ya da okulunu değiştirebiliyoruz. Çocukların nasıl öğrendiğini araştırıyoruz. Bazı çocuklar dokunsal, görsel ya da işitsel öğreniyor. Öğretmenlerine, öğrenim sitilleriyle ilgili bilgi veriyoruz. Yani bu çocuklara nasıl anlatabileceklerini gösteriyoruz. Bir sınıfta en fazla iki çocuk olursa sınıf gerilemiyor, aksine daha iyi öğreniyor. Velilerine evde nasıl destek vereceklerini öğretiyoruz. Okuldaki popülerliklerini artırmak için birlikte sosyal program yapıyoruz. Başarılı arkadaş edinmelerine destek oluyoruz. Projeden önce yalnızca bir-iki arkadaşı olan bu çocuklar, birkaç ay içinde sınıfın en popülerleri arasına girebiliyor.

3 Nisan 2009 Cuma

Yüzbaşı Görevden Alındı...

Bir lisede ders veren yüzbaşına "Atatürkçü partiye oy vereceğim" dediği için Cumhuriyet Savcılığı ve İl Jandarma Komutanlığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Ovacık ilçesi Jandarma Komutan olan ve Mareşal Fevzi Çakmak Lisesi'nde Milli Güvenlik Dersi'ne giren Yüzbaşı S.B., geçen hafta okulda “Türkiye'de bazı tarikatlar önemli yerleri kapmak istiyor. Ben şahsen Türkiye'nin laik yapısını zedelemeyecek, Cumhuriyet'ten yana, Atatürkçü ve sosyal devlet ilkesini benimseyen partiye oy vereceğim” demesinin ardından bazı öğretmenler tarafından şikâyet edildi. Şikâyet üzerine Yüzbaşı S.B., İl Jandarma Komutanlığı emrine alınırken, hakkında Cumhuriyet Savcılığı ve İl Jandarma Komutanlığı tarafından soruşturma başlatıldı. Ovacık'ta çok sevilen yüzbaşı S.B.'nin geri dönmesi için öğrencileri imza kampanyası başlattı. ÖĞRENCİLER SORDU Tunceli'nin Ovacık İlçesi Mareşal Fevzi Çakmak Lisesi'nde Milli Güvenlik Dersi'ne giren İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı S.B.'nin görev yerinin değiştirilmesi ve hakkında iki soruşturması açılmasına neden olan olay geçen hafta çarşamba günü ders işlediği sırada yaşandı. İddiaya göre öğrenciler sohbet sırasında S.B.'ye seçimlerde oyunu kime vereceğini sordu. Bunun üzerine Yüzbaşı B., “Ben oyumu laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni savunan, Atatürkçü çizgide olan partiye vereceğim” dedi. Daha sonra öğretmenler odasına geçen S.B., söz seçimlerden açıldığında ve bazı öğretmenlerin Türkiye'nin laik yapısı ile ilgili sözler söylemesinin ardından, “Türkiye'de bazı tarikatlar önemli yerleri kapmak istiyor. Ben şahsen Türkiye'nin laik yapısını zedelemeyecek, Cumhuriyet'ten yana, Atatürkçü ve sosyal devlet ilkesini benimseyen partiye oy vereceğim” dedi. Öğretmenler odasında AKP'ye oy vereceğini söyleyen bazı öğretmenler, Yüzbaşı S.B.'nin öğrencilere “CHP'ye oy verin” dediğini ileri sürerek, okul yönetimi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Öğretmenler ardından konuyu dönemin Belediye Başkanı AKP'li Hasan Hüseyin Dizi ve İlçe Başkanı Rıza Çolak'a iletti. Başkan ve ilçe başkanı da konuyu parti genel merkezi ile Vali Mustafa Yaman'a aktardı. GÖREV YERİ DEĞİŞTİRİLDİ İddiaya göre, Vali Yaman'ın Yüzbaşı S.B.'nin söylediği iddia edilen sözleri Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığı'na aktarması üzerine B., aynı gün İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan alınarak geçici olarak İl Jandarma Komutanlığı'nda görevlendirildi. Yüzbaşı B. hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı ile İl Jandarma Komutanlığı'nın başlattığı iki ayrı soruşturmanın sürdüğü belirtildi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Ovacık'ta savcılık bazı öğretmen ve S.B.'nin derslerine girdiği bütün öğrencilerin ifadesini aldığı öğrenildi. ÖĞRENCİLERDEN İMZA KAMPANYASI Yüzbaşı S.B.'nin görevden alınıp merkeze çekilmesi üzerine Mareşal Fevzi Çakmak Lisesi'nde derslerine girdiği öğrenciler imza kampanyası başlattı. Yüzbaşı S.B.'nin ilçeye geri gönderilmesini ve derslerine yeniden girmesini isteyen öğrenciler, topladıkları 790 imzalı dilekçeyi Tunceli Valiliği'ne gönderdi. Yüzbaşı B.'yi çok sevdiklerini ve kendilerini hiç bir zaman yönlendirmediğini söyleyen öğrenciler, “O çok iyi bir öğretmen ve iyi bir komutan. İyi bir Atatürkçü olan komutanımızı ilçe halkı da çok seviyor. Biz imza kampanyası başlattık. Öğretmenimiz hakkındaki söylentiler doğru değil. Seçim konusunu sınıfta biz açtık. Öğretmenimiz, 'Kendi düşüncenize uygun insanlara, adaylara oy verin. Sizi yönetecek insanlara oy verin' dedi. Bazı öğretmenlerimizi komutanımızı şikayet etmiş. Ona haksızlık yapıldığına inanıyoruz. Bazı öğretmenlerimizi burada ev ev dolaşarak AKP'ye oy istedi ama onlara bir şey yapılmadı” dedi. Ovacık'ın yeni seçilen CHP'li Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Yüzbaşı S.B. ile öğretmen arasında tartışma olduğunu duyduğunu söyledi. Sarıgül, “Bu konuyla ilgili bizim bildiğimiz öğretmenler odasında karşılıklı tartışma olmuş. Doğal olarak seçim ortamı, konu seçimler olunca herkes öğretmenler ve komutan görüşünü söylemiş. Tartışma sırasında Ovacık'ın sorunları da tartışılmış. Komutan çok Atatürkçü ve ülkesini seven, Ovacık halkıyla çok barışık bir komutan. Öğretmenler odasında Atatürk ilkelerine ve inkılaplarına bağlı kalınması, Cumhuriyet'e sahip çıkılması gerektiğini ve bu ülkeyi tarikatlara teslim edilmeyeceğini söylemiş. Bu yönlü konuşmalar olmuş ama diğer insanlar ya da diğer partililer bunu nasıl anlamışsa öğretmen arkadaşlar şikayet etmiş. Komutan geçici olarak İl Jandarma Komutanlığı'na alınmış. Bizim bildiğimiz bu kadar” dedi. İLÇEDE SEVİLİYOR Ovacık'ta elektrikçilik yapan Yusuf Seç, Yüzbaşı S.B.'nin ilçede çok sevildiğini ve insanlara çok yardımcı olduğunu söyledi. B.'nin köylere kadar gidip insanlara yardım ettiğini de söyleyen Seç, “Ben öğrenciler ile konuştum. Komutan öğrencilere, 'devletinize sahip çıkın Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkın' demiş. Öğrenciler kendisine seçimler ile ilgili sorunca o da düşüncelerini söylemiş. AKP'liler dedikodu çıkararak haksızlık yapmışlar. Ben yüzbaşımızla da konuştum haksızlığa uğradığını ama asla Atatürkçü olmaktan vazgeçmeyeceğini söyledi. Zaten öğrenciler gidip savcılığa gerçekleri anlatacaklar. Komutanın tek yapmak istediği devlet halk ilişkilerini en iyi seviyeye çıkarmak yapmak istediği budur” dedi.

SBS Sonuçları Yeniden Hesaplandı...SBS Sonuçları Yeniden Hesaplandı...

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilköğretim 6 ve 7. sınıf öğrencilerinin geçen sene girdiği SBS sonuçlarını yeniden hesapladı.

Seviye Belirleme Sınavı (SBS)-2008'e giren öğrencileri yakından ilgilendiren bir gelişme yaşandı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilköğretim 6 ve 7. sınıf öğrencilerinin geçen sene girdiği SBS sonuçlarını yeniden hesapladı. Mahkeme kararları üzerine yapılan düzenlemeyle 1 milyon 958 bin öğrencinin puanı düştü. Yeni puanlar bugünden itibaren internetten öğrenilebilecek. Danıştay, sonuçlara yüzde 5 etki eden 'davranış puanı'nın yürürlüğünü durdurdu. Yerel mahkemeler ise özürlü öğrencilere moral için verilen yüksek notlarla ilgili iptal kararı aldı. Bunun üzerine bakanlık, kaynaştırma yoluyla eğitim yapılan 5 bin 26 sınıftaki engelli öğrencinin puanlarını normal öğrencilerden ayırdı. Yeni durumda sınav sonucu, SBS puanının yüzde 70'i, yıl sonu başarı puanının yüzde 25'i esas alınarak ve en yüksek puan 500'e ötelenerek hesaplandı. Neticede 6. sınıflarda 281 öğrencinin puanı değişmezken, 979 bin talebenin düştü, 13 bininin notu ise arttı. 2008 SBS'ye girenler arasında en yüksek düşüş (18,5), davranış notu tam, ancak SBS ve yıl sonu başarı puanları çok düşük olan öğrencilerde görüldü. En yüksek artış (10,301) ise davranış puanı 40 olduğu için sınıf notu olumsuz etkilenen öğrencilerde yaşandı. Yeni hesaplamada 7'nci sınıflarda ise 39 öğrencinin sınav sonucu aynı kalırken, 979 bin öğrencinin azaldı, 12 bin 500'ünün yükseldi. 7'nci sınıflarda sınava girenler arasında en fazla düşme bir öğrencide 18,132 puan, en fazla artış ise 7,187 olarak gerçekleşti. Sınav için ikinci başvuru şansı MEB, bu yıl 6, 7 ve 13 Haziran tarihlerinde yapılacak olan Seviye Belirleme Sınavları'na çeşitli nedenlerle başvuramayanlar için ek süre tanıdı. Ek başvurular 6-10 Nisan'da yapılacak. Bakanlık ayrıca geçen yılki uygulamanın aksine başvuru döneminde müracaat etmeyenlerin sınavlara alınmayacağını ilan etti. Bu konuda ilköğretim okullarının yöneticilerinin başvuruda bulunmayan öğrencileri tespit ederek aileleriyle temasa geçmesini istedi. Bu arada 10 TL sınav ücretini veremeyecek öğrencilere çevre imkanları, okul aile birlikleri ve sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından destek sağlanacak.

328 Üniversiteli Kaydını Yenileyemedi...

Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Şişman ekonomik kriz nedeniyle akademik yılın ikinci kayıt döneminde 328 öğrencinin kayıt yenileyemediğini söyledi.

Prof. Dr. Adnan Şişman, dünyada etkisi giderek yoğunlaşan ve günlük yaşamın her noktasında adından sıkça bahsedilen ekonomik krizin şartları öğrencileri de olumsuz etkilediğini belirterek, "2008- 2009 akademik yılının ikinci kayıt döneminde 700 öğrencimiz para bulamadığı için kayıt yaptıramadı. Biz kayıtları uzattık, rakam 578'e düştü. İkinci ve son kez kayıtları uzattığımızda öğrencilerimizle görüştük. İkinci uzatma döneminin sonunda tüm çabalarımıza rağmen 328 öğrencimiz maalesef kayıt yaptırmadı. Uşak Üniversitesi'nin 8 bin öğrencisi var. Büyük üniversiteleri düşündüğümüzde rakamın boyutları ürkütücü hale gelir'' dedi. Sorunun sadece harç ücreti olmadığını, devletin, başvuran her öğrenciye harç kredisi verdiğini dile getiren Prof. Dr. Şişman, "Harç kredisi alan öğrencilerden 20-50 TL fark ödemeleri isteniyor. Ancak şunu biliyoruz bu farkı bile ödeyemeyen velilerimiz var. Asıl sorun velilerin çocuklarının okumaları için parayı temin edemiyor olmaları" diye konuştu.

2 Nisan 2009 Perşembe

Öğretim Üyeleri İçin Düzenleme...

YÖK, üniversitelerde döner sermayeden pay alan öğretim elemanlarının denge tazminatının kesilmesinin önlenmesi için teklif hazırladı.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında profesörlere aylık 285, doçentlere 240, yardımcı doçentlere 260, araştırma görevlilerine 305 TL civarında denge tazminatı ödeniyor. Eğer öğretim elemanları döner sermayeden pay alıyorlarsa denge tazminatının yıllık miktarı kadar kesinti yapılıyor. YÖK, bu durumun öğretim üyelerini teşvik etmediği gerekçesiyle, döner sermayeden pay alanlardan denge tazminatının kesilmesinin önlenmesi için teklif hazırladı. YÖK Genel Kurulu toplantısında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de bu doğrultuda düzenleme yapılması yönünde görüş birliğine varıldı. Öte yandan, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinde de değişiklik yapmayı planlayan YÖK, öncelikle 2547 sayılı Kanun'un konuyla ilgili 53. maddesinin değiştirilmesini benimsedi. Mevcut düzenlemede suç veya cezalar arasında "orantısızlık" bulunduğu gerekçesiyle yürütülen çalışmada, "orantısızlığın giderilmesine" yönelik hükümler getirilmesi öngörülüyor. Bu çerçevede, öğretim üyeliği göreviyle bağlantılı olmayan suçlarla ilgili kovuşturmanın mahkemeler, görevle ilgili suçların kovuşturmasının ise üniversite ve YÖK tarafından yapılması amaçlanıyor. "Bilimsel hırsızlık" olarak nitelendirilen "intihal" konusunun da kanunda ayrıca yapılış biçimlerine göre farklı şekillerde tanımlanması üzerinde duruluyor. Ayrıca, öğretim üyelerinin resmi veya özel kanaldan ücret karşılığı veya ücretsiz olarak üniversite dışına hizmet vermesi ile ilgili kurallarda da esneklik getirilmesi hedefleniyor.

ETÖ Öğrencileri Örgütlemek İstedi

Ergenekon terör örgütünün Yükseköğretim Kurulu Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ı istifa ettirmek için eylem planları yaptığı ortaya çıktı.

Üniversite öğrencilerini örgütleyerek kargaşa çıkarmaya çalışan örgüt, bunun için Doğu Perinçek liderliğindeki İşçi Partisi'nin gençlik kollarını kullanmak istemiş. Rektör seçimlerine müdahale etmek, YÖK üyelerinin seçimine katkı yapmak, rektörleri hükümete karşı örgütlemek gibi amaçlar da güden Ergenekon terör örgütü (ETÖ) üyeleri, bu planlar için uzun soluklu görüşmeler yapmış. ETÖ davasının ikinci iddianamesinin tape bölümlerinde üniversitelerde yapılacak eylem planları ayrıntılarıyla yer alıyor. Sanıklardan İP Gençlik Kolları yöneticisi Tunç Akkoç'un 19 Mart 2008'de Mehmet isimli bir şahısla yaptığı telefon konuşmasında eylem planı şöyle anlatılıyor: "Tunç Akkoç'un 'önümüzdeki dönemde acaba gelişmeler ne olacak? İşte Yusuf Ziya Özcan YÖK Başkanı, ne şey yapıyor... bi de işte istifa ettirmenin koşulları, yolları, yakın zamanda var mı, önümüzdeki dönemde eylemler falan gibi... O şeyi acaba söyleyim mi, militan eylem olayını, militan eylem olayını Yusuf Ziya'ya... Bize haber verseler yani ne zaman... Adam çünkü tamamen gizli saklı gidiyor okullara' diyerek YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'a karşı eylem yapmayı planladıkları anlaşılmıştır." Demirkol, Beykent için devrede ETÖ'nün bazı vakıf üniversitelerinin kontenjan ve uzaktan eğitim gibi sorunlarını çözmek için YÖK nezdinde girişimlerde bulunduğu da anlaşıldı. Sanıklardan emekli General Şener Eruygur ve emekli Tuğamiral İlker Güven, Beykent Üniversitesi'nin sorunları için YÖK Başkan Yardımcısı İsa Eşme ile temas kurmuş. İsa Eşme'nin görevden ayrılması üzerine de adı Azerbaycan'da darbe girişimi iddialarına karışan Ferman Demirkol devreye girmiş. Demirkol, YÖK'teki bir yakını vasıtasıyla üniversitenin işini halletmiş. İlker Güven'in emniyet beyanında bu konu şu şekilde ifade ediliyor: "Profesör İsa E. Beykent Üniversitesi'nin kontenjan artırımı ve bilgisayar ile uzaktan eğitim konusu için izin ile ilgili Şener Eruygur'un görüştüğü kişi. İsa E. Şener Paşa'ya işle ilgileneceğini, gerekli denetlemeleri yaparak bu konuda karar vereceklerini söylemesine rağmen herhangi bir işlem yapmadığı için şahıs hakkında böyle bir görüşme yaptık. İsa E. YÖK Başkan Yardımcılığı görevinden ayrıldıktan sonra YÖK'te görevli Ferman hocanın tanıdığı bir kişi üniversitenin taleplerini yerine getirdi." ETÖ yöneticileri üniversitenin kontenjan sorununu türbanın üniversiteye sokulmaması için de kullanmış. Beykent Üniversitesi sahibi Adem Çelik ve rektör Cuma Bayat ile sık sık toplantılar yapan Eruygur ile Güven arasında 12 Şubat 2008'de gerçekleşen telefon görüşmesinde Beykent Üniversitesi'nde yapacakları toplantı öncesinde fikir alışverişinde bulunuluyor: "M. Şener Eruygur'un '... Bunlar türbanı mürbanı serbest filan bırakmasınlar' dediği, şüphelinin 'kimler?' dediği, M. Şener Eruygur'un 'Cuma hocalar falan' dediği, İlker'in 'Yok karışacağız perşembe günü. Bırakmaz canım bırakır mı o yani artık şimdi bu saatten sonra yani o zaman giderlerdi bakandan işi çözerlerdi yani öyle bişeyleri olsa. Ben zannetmiyorum yani ordan bi yamuk çıkmaz Cuma'dan. Yani Cuma benim bildiğim Cuma orayı terk eder o işi yapmaz gibi geliyor bana konuşuruz perşembe günü.' dediği anlaşılmıştır." Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Mustafa Yurtkuran'ın eşinin rektör olmasından sonra serbest kalıp İlker Güven ve Şener Eruygur paşaya teslim olacağına ilişkin görüşleri de iddianamede yer alıyor. İlker Güven ile rektör Yurtkuran arasında 25 Şubat 2008 tarihinde geçen telefon görüşmesi şöyle: "İlker Güven 'Hanfendi muhterem' diye sorduğunuz... Mustafa Yurtkuran 'O da aday biliyorsun. Benden sonraki rektörlük adayı. O rektör olursa serbest kalacam, himmetinize gelip teslim olacam' İlker Güven 'Burda beraber yürütürüz Şener Paşa, Sen, Ben' Mustafa Yurtkuran 'Paşam emirlerinizi bekliyorum' İlker Güven 'Ben de bekliyorum'." Türbanı serbest bırakan rektör seçilmeyince bayram etmişler İddianamede yer alan telefon görüşmeleri yakın tarihte yaşanan hadiselere de ışık tutuyor. İddianamede adı geçen isimler, Boğaziçi Üniversitesi'nde başörtüsü konusunda ılımlı tavırları ile bilinen Ayşe Soysal seçimi kaybedince bayram etmiş. Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Durul Ören ile Erol Manisalı arasında 18 Haziran 2008'de yapılan telefon görüşmesinde diyaloglar şöyle: "Erol M.: 'Selam, sevgi, abi rektörlük belli olmuş, seçimler' X erkek şahıs: 'İki yüz on bir ben aldım, benden sonra yüz otuz yedi var.' Erol M.: 'Süper süper şimdi şeye umarım ki şeye ee Köşk'e gittiği zaman ikinci üçüncü tercihleri kullanmayacak bu adam umarız.' X erkek şahıs: 'Hı Boğaziçi'nde Ayşe Hanım kaybetti.' Erol M.: 'Ona nasıl mutluyum biliyor musun o kadının kaybetmesine?' X erkek şahıs: 'Evet yani bişey söyleyim mi içten içe ben de sevindim.' Erol M.: 'Hayır abi ben sana söyleyeyim şerefsiz o türbanlı kızları soktu ya ilk gün kaybetmesine inanılmaz mutluyum şerefsiz.' X erkek şahıs: 'Ve ee sana başka bişey söyliyim Boğaziçi'nde yapılan rezilliklerin haddi hesabı yok' '... Dokümanlarla götürüyor sekretere veriyor hepsi çöp şeye atıyorlar çöpe atıyorlar.' Erol M.: 'Allah kahretsin'."

31 Mart 2009 Salı

Festival 1-4 Nisan Tarihleri Arasında

Konya Selçuk Üniversitesi'nin her sene klasikleşmiş kısa film festivali "Kısa-Ca Öğrenci Filmleri Festivali", bu sene 9. yaşını kutluyor.

Sinema Bölümü öğrencileri başta olmak üzere sinema sanatına dair özgün fikirler üretebilecek profesyonel kişilerin 30 dakikayı aşmayan belgesel, deneysel ve kurmaca türü kısa filmlerini 10 Mart 2009 tarihinde toplayan kurul, festivalin 1 - 4 Nisan 2009 tarihleri arasında, Selçuk Üniversitesi'nde gerçekleşeceğini duyurdu.