15 Aralık 2010 Çarşamba

Eğitimde Yüz Kızartan Olaylar

'Öğrencilere taciz'le suçlanan öğretmene 72 yıl hapis istemi...Okul müdürüne 'Temizlikçi ile ilişkiye girdi' soruşturması...


Trabzon'un Köprübaşı İlçesi Yağmurlu Köyü İlköğretim Okulu'nda, sözleşmeli öğretmen olarak görev yapan M.A.G. hakkında kız öğrencilere tacizde bulunduğu ihbarı üzerine soruşturma açıldı. Sürmene Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, tacize uğradığı iddia edilen öğrencilerin ifadeleri alındı. Çocukların ifadeleri ise şok yarattı. Kız öğrenciler, öğretmenin 4 yıl boyunca kendilerini dudaklarından öptüğünü ve eliyle taciz ettiğini söyledi.

Öğretmen M.A.G. ise 2007 yılı şubat ayından bu yana Yağmurlu Köyü'nde görev yaptığını belirterek, “Hakkımdaki iddiaların hiçbirini kabul etmiyorum. Son yerel seçimler sırasında köy muhtarı ile aramda anlaşmazlık oldu. Bu anlaşmazlık sebebiyle muhtar seçimden sonra bana bakarak 'Bu köyden göndereceğim iki kişi var. Birisi cami imamı, diğeri ise sen' dedi. Muhtar sözlü olarak beni İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikâyet etti, İftiraya kurban gittim, suçlamaları işlemedim” dedi. Tutuklanan öğretmen M.A.G. hakkında, “çocuğun cinsel istismarı” suçundan, her bir öğrenci için 3 ila 8 yıl olmak üzere toplam 27 yıldan 72 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Okul müdürüne 'Temizlikçi ile ilişkiye girdi' soruşturması

Bursa'nın Osmangazi İlçesi Kırcılar Ticaret Anadolu Meslek Lisesi'ne müdür olarak atanan A.S. için iddiaya göre, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Bursa Polisi'ne ihbarlar gelmeye başladı. İhbarlarda, Okul Müdürü A.S.'nin tabanca taşıdığı, kadın velileri ve öğrencileri taciz ettiği, okulda kimse bulunmadığı saatlerde müdür odasında kadınlarla birlikte olduğu önü sürüldü.
İhbarları değerlendirmeye alan polis, takibe aldığı A.S.'nin öğrencilerin gitmesinin ardından okulda temizlik görevlisi olarak çalışan F.T ile dışarı çıktığını gördü. Polisler, A.S. ile F.T.'yi ifadelerine başvurmak üzere Emniyet'e götürdü.

SERBEST KALDI

F.T.'nin ifadesinde, okul müdürünün işten atmakla tehdit etmesi nedeniyle okulda birkaç kez cinsel ilişkiye girdiğini ve şikâyetçi olmadığını bildirdiği öğrenildi. Müdür A.S. ise suçlamaları kabul etmeyerek, kendisine iftira atıldığını söyledi. İfadeleri alınan şahıslar serbest bırakılırken, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü, A.S. hakkında idare soruşturma başlattı.

YÖK Başkanı Özcan 40 - 50 kişi dövmeye kalktı

'68'liyim Ama Oturaklı Öğrenciydim'

YÖK Başkanı Özcan, “68'liyim ama oturaklı öğrenciydim, eylemlere karışmadım. Bu yüzden 40-50 kişi beni dövmeye kalktı” dedi. 


YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, “68'liyim ama oturaklı öğrenciydim, eylemlere karışmadım. Bu yüzden 40-50 kişi beni dövmeye kalktı. Bir kız arkadaş beni ellerinden kurtardı. Şimdi nerededir bilmiyorum” dedi.

Üniversitelerde yaşanan “yumurtalı eylemler”in yankıları sürerken Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, eylemci üniversite öğrencilerine “Yumurta atmayın, tweet atın” çağrısında bulundu. “68 kuşağından olduğunu” anlatan Prof. Dr. Özcan, o yıllarda kendisini dayak yemekten kurtaran kız öğrenciyi arıyor.

“GÖLE ÇOK DA HATALI DEĞİL”

Özcan, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde (SBF) Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'ya yapılan yumurtalı eyleme ilişkin açıklamalarda bulundu. SBF Dekanı Prof. Dr. Celal Göle'nin, CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum ve Burhan Kuzu'ya “gerekli uyarıları yaptığını” aktaran Özcan, “Göle'nin hocalığı kadar insanlığı da çok değerlidir. Dekanın bir tek hatası, polisin uyarısını bilerek bu konferansa izin vermesi. Yoksa çok da hatalı olduğu söylenemez” dedi. YÖK Başkanlığı'nda görev süresi bir yıl sonra dolacak olan Özcan, devam etmesi teklifi gelirse seve seve kabul edeceğini söyledi.

'Eyleme katılmadım, oturaklı öğrenciydim'
AÜ Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunu olan Özcan, kendisini “68 kuşağından” sözleriyle tanımlarken, o dönemde hiçbir siyasi eyleme katılmadığını belirtti. Özcan, o yıllarda başından geçen bir olayı şöyle anlattı:

“Fakültede genç bir çocuk var, parka giyip silah taşıyor. Ben de sınıfın oturaklı öğrencilerindenim. Çünkü biz hem okuyor hem çalışıp para kazanıyorduk. İkide bir 'hadi yürüyüşe' deyip çağırıyorlar. 'Git, yürüyüşe kimi götürüyorsan götür' dedim. Ağırlarına gitmiş herhalde, bir-iki gün sonra 40-50 kişi toplanıp beni sınıfta sıkıştırdılar. İyi döveceklerdi. Bir kız arkadaş kollarını açıp önüme geçti. 'Ona bir şey yapmanız için önce beni aşmanız gerekiyor' dedi. Cesareti müthişti. Adını bile hatırlamıyorum. Şimdi nerededir merak ediyorum.”

Özcan, Ulus-Akdere hattında minibüs şoförlüğü sırasında pek çok kez ölümle burun buruna geldiğini anlatırken bir anısını da paylaştı: “Bir gece son seferi atıyorum. Adamın biri bindi. Bıçağı dayadı boğazıma, 'Şuraya çek, para vermeyeceğim' dedi. Ver diyemezsin ki. Götürdük adamı istediği yere kadar.”

ÖSYM Çalışanlarının İfadesi Alınacak

ÖSYM Çalışanlarının İfadesi Alınacak

Kopya skandalı nedeniyle iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı yeni bir boyut kazandı. 

KPSS'de kopya soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan tüm ÖSYM çalışanlarının ifadesine başvuracak.

KPSS'de kopya iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında öğrencilerin ardından ÖSYM çalışanlarının tamamı da savcı Şadan Sakınan'ın talimatı ile bugünden itibaren ifade verecek.

Tekrar edilen sınavda tam puan alan 352 kişinin ifadesini alan Sakınan, soruların nasıl sızdırıldığını ortaya çıkarmak için ÖSYM'de çalışan yaklaşık 200 personelin tamamının ifadesinin alınması için Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Büro Amirliği'ne önceki gün talimat yolladı. Emniyette ifade verecekler arasında, eski ÖSYM Başkanı Ünal Yarım Ağan'ın istifasının ardından görevden alınan 9 üst düzey yönetici de var. Yöneticiler arasında ÖSYM Genel Sekreteri Mehmet Altunay, Özel Kalem Müdürü Işıl Gürkan Çıngı, Bilgi İşlem Daire Başkanı Mutafa Tütüncü ve Test ve Araştırma Müdürü Haydar Altunay gibi isimlerde bulunuyor.

Kopyacıların kurumdaki bağlantıları

Savcı Sakınan'ın emniyete gönderdiği talimatta ÖSYM'nin temizlik ve güvenlik elemanları dahil tüm çalışanlarının ifadelerinin alınmasını istediği belirtildi.

Öte yandan, polisin ve savcının sınavdan tam puan alan adayların ifadesini almaya devam edecekleri öğrenildi. Tam puan alan adayların ÖSYM'de tanıdıkları olup olmadığı üzerine de yoğunlaşılırken bazı kişilerin bağlantıları olduğu tespit edildiği bildirildi.

Öğrencilerin ardından ÖSYM çalışanlarının da bugünden itibaren emniyette ifadelerinin alınmaya başlanacağı öğrenildi. Alınan bilgiye göre teknik takip sonucunda dört ÖSYM çalışanı ile ilgili yürütülen inceleme ve soruşturma da suç teşkil edecek nitelikte ilişkileri ve bağlantılarının tespit edildiği ve bu bilgilerin de bugün savcıya iletileceği öğrenildi. (Bugün)

7 Aralık 2010 Salı

Yedinci sınıflar SBS´ye girecek

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun itirazı kabul etmesiyle, 2010-2011 öğretim yılında 7. sınıflar için SBS yapılacak.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2010-2011 öğretim yılında yapılacak 7. sınıf Seviye Belirleme Sınavı’nın (SBS) yürütmesinin durdurulmasına yapılan itirazı görüştü. Kurul’un itirazı kabul etmesiyle, 2010-2011 öğretim yılında 7. sınıflar için SBS yapılacak.
Bir öğrenci velisi Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan "... kademeli olarak ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinden..." ibaresinin ve 2010-2011 Öğretim Yılında yapılacak 7. sınıf SBS’nin ve Yönetmeliğin 3. maddesi ile Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’ne eklenen Geçici 3. maddenin "2009-2010 Öğretim Yılında 6., 7. ve 8. sınıfta öğrenim gören öğrencilere, bu tarihte yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümleri uygulanır" düzenlemesinin iptali ile yürütmenin durdurulması istemiyle Danıştay’a dava açmıştı.
Davayı görüşen Danıştay 8. Dairesi, "2010-2011 Öğretim Yılında yapılacak 7. sınıf SBS’nin yapılmasında Anayasal eşitlik ilkesine ve hukuka uyarlık görülmemiştir" diyerek 2010-2011 öğretim yılında yapılacak 7. sınıf SBS’nin yürütmesini durdurmuştu.
Bunun üzerine, davalı MEB, daire kararına itiraz etti ve kararın kaldırılmasını istedi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da MEB’in itirazını oy çokluğuyla kabul etti.

KPSS Dolandırıcıları Yakalandı

KPSS Dolandırıcıları Yakalandı


Diyarbakır'da Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) öncesinde sahte cevap anahtarı düzenleyerek sattığı öne sürülen 2 kişi yakalandı.

Emniyet Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Mali Suçlar Büro Amirliği ekipleri, 28 Kasımda yapılan KPSS öncesinde bazı kişilerin sahte cevap anahtarları düzenleyerek, para karşılığında sınava katılanlara sattıklarının tespit edilmesi üzerine çalışma başlatıldığı bildirildi.

Yapılan çalışmalarda KPSS'ye katılan ve para karşılığı sahte cevap anahtarı satın alan 9 kişiye ulaşıldığı ifade edilen açıklamada, ''Şahısların verdiği bilgiler doğrultusunda sahte cevap anahtarları düzenleyerek para karşılığında satan E.K. ve H.D. yakalandı. E.K. ve H.D. 'Dolandırıcılık' suçundan Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edilmiştir'' ifadelerine yer verildi.

YÖK Daha da Cesur Olabilir

YÖK Daha da Cesur Olabilir

Son dönemde çok eleştirilse de YÖK birçok konuda önemli adımlar attı. Birkaçına göz atmak gerekirse; en fazla sayıda üniversite mevcut YÖK döneminde açıldı... 


YÖK daha da cesur olabilir..

Rıfat Sarıcaoğlu / Vatan

Son dönemde çok eleştirilse de YÖK birçok konuda önemli adımlar attı. Birkaçına göz atmak gerekirse; en fazla sayıda üniversite mevcut YÖK döneminde açıldı.

Eskiden ülkemizde devlet ve vakıf olmak üzere iki ana statüde üniversite açılması mümkündü. Son dönemde artık devlet, vakıf (holding, K-12: İlk ve ortaöğretimin devamı, dershane kökenli, dershane ve K12 kökenli, STK: Sivil toplum örgüt kökenli, cemaat, sadece yükseköğretim kökenli ve kamu kuruluşlarına ait vakıf kökenliler) şeklinde, uluslararası nitelikteki bir sınıflandırma kapsamında üniversiteler açıldı. Bu süreçte ilk aşamada talebin karşılanması üzerine yoğunlaşıldı. Şu anda da ikinci evreye geçildi ve “kaliteye” odaklanılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla Türk üniversiteleri bu YÖK yönetimi döneminde kapılarını eskiden olmadığı kadar uluslararası alana yani yabancı öğrenciye açmış oldu.

Hatta son olarak 2 üniversitemiz; Bilkent ve ODTÜ, (Ankara'yı tebrik etmek gerekiyor) dünyadaki en iyi 200 üniversite arasına girdi. Bu gelişme, eminim ki diğer üniversitelerimize hatta bütün diğer illerdeki üniversitelerimize ilham kaynağı olacaktır.

***

YÖK aslında stratejisini (tam olarak) açıklamasa da en çok talebin karşılanması ve kalite kavramı üzerinde durdu. 

Ancak, hâlen bu iki konuda daha yapılacak çok iş ve geleceğe dönük endişeleri gidermek üzere atılacak birçok adım var.

Mevcut YÖK yönetimi eğitimin sadece elitler için olmadığını gösterdi. Bazen emekleme süreci olmaksızın adımları çok hızlı attı ve tökezledi, bazı kararlar herkes için eşit uygulanmadı, bazı kararlar sorgulandı ve çok tartışıldı (türban, vakıf üniversitesi izinleri vs.) ama sonuçta iki ana konuda ülkemizde mevcut yasaların elverdiği ölçüde yol alındı. En çok göz ardı edilense YÖK'ün bunları 10 yıl önce kaç eleman çalıştırıyorsa aynı sayıda eleman çalıştırarak gerçekleştirmiş olduğu. Sevelim sevmeyelim; takdir edelim, eleştirelim, 12 Eylül'ün ürünü diyelim ama son 30 yıldır YÖK birçoğumuz için hayatımızın bir parçasıydı.

Mevcut sistemde talebi karşılamak ve havuzdaki talebi daha hızlıca eritebilmek için daha cesur adımlar atılması lazım ve hâlen böyle bir şans mevcut.

Önce, merkezi sınav sonuçları bir yıl geçerli ve öğrenciler şubat ayında da boş kontenjanlara için tercihte bulunabilecek. Bence en büyük adım ise, 25+ yaşa (çalışan bireyler) fırsat tanınması. Böylece Türkiye yükseköğretimin sadece 18-22 yaş grubuna özgü olmadığını kabullenerek gerekli yasal düzenlemeleri yapabilecek. Operasyonel anlamda üniversitelerin daha dinamik yapıya kavuşması lazım. Burada da iş, rektör ve dekan olma koşullarıyla başlıyor. 67 yaş sınırı veya profesör olma gerekliliği artık dünyaca kabul görmüyor. Örneğin birçok genç doçent yönetsel açıdan yetenekli olabilir ve kısıtlamanın kimseye faydası yok.

***

Bundan sonra eğitimde Türkiye'nin atacağı en cesur adım da zorunlu öğretim yaşının 16'ya yükseltilmesi ve yeni anayasada yukarıda saydığım (devlet, vakıf, özel, uluslararası) üniversite çeşitlerine göre yeni kanunlar çıkarılıp 2547 sayılı yasanın yerine konulması olacak.

Bakalım YÖK katılım oranını artıracak ve kendisiyle ilgili yeni düzenlemede bu cesareti de gösterebilecek mi?

Bir gerçek daha var ki eğer anayasa değişmezse, mevcut yasalarla devlet yarattığı birçok kurumu daha doğmadan kendi elleriyle boğmak zorunda kalacak. Ve bu anayasayla YÖK daha ne kadar gücü kendi elinde tutmaya çalışacak? Unutulmamalı ki dünyada en başarılı sistemler merkeziyetçi olmayıp yol gösterici ve denetleyici olan sistemlerdir.

Body Worlds Sergisinde 'Kadavra' Dersi

Body Worlds Sergisinde 'Kadavra' Dersi

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencileri ''kadavra'' dersini, Gunther von Hagens'in ''Body Worlds-Orijinal Vücut Dünyası-Yaşam Döngüsü'' adlı sergide yaptı.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencileri ''kadavra'' dersini, Alman bilim adamı ve anatomist Gunther von Hagens'in ''plastinasyon'' yöntemiyle çürümez hale getirdiği 200'den fazla insan bedeni parçasının yer aldığı ''Body Worlds-Orijinal Vücut Dünyası-Yaşam Döngüsü'' adlı sergide yaptı.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinliklikleri kapsamında, Thepartners ile İÜ'nün danışmanlığında Tophane'deki Antrepo 3'te 11 Haziranda açılan sergideki derse, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinden 3. sınıfta okuyan yaklaşık 90 öğrenci katıldı.

Aynı zamanda İÜ adına serginin danışmanı da olan fakültenin Anatomi Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Mehmet Üzel, öğrencilere hem sergiyi gezdirdi hem de parçaları kullanarak dersini anlattı.

Dr. Mehmet Üzel, yaptığı açıklamada, bugün pratik saati olduğunu ve normalde öğrencilere laboratuvarda ders verildiğini belirterek, yaklaşık 90 öğrenciyle hem dersi işlemek hem de sergiyi gezmek için geldiklerini söyledi.

''Bugün laboratuvarda anlatacağımız dersin bir kısmını, örnek parçalar üzerinde burada anlattık. Bizim için değişik bir aktivite oldu'' diyen Üzel, sergide yer alan parçaların öğrencilerin de ilgisini çektiğini kaydetti.

Üzel, bugünkü dersin üreme ve çoğalma sistemleri üzerine olduğunu ve özellikle serginin üreme bölümünde organları birebir görerek dersi işleme imkanı bulduklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

''Sergi, insanlara kendi bedenlerini tanıtıp, onun ne kadar muhteşem ve iyi bir sistem, bazen de ne kadar kırılgan ve hassas olduğunu gösterip, ona saygı duymalarını ve üzerine titremelerini sağlamayı amaçlıyor. Sergi, insanları, eğer vücutlarını birazcık kötü kullanıyorlarsa bundan vazgeçmelerini sağlamayı, bedenleri ve sağlıkları hakkında bilgi edinmelerine katkı sağlamayı hedefliyor.''

Serginin, ilk kez 1994 yılında Japonya'da açıldığını ve bugüne kadar birçok şehirde devam ettiğini anlatan Üzel, ''Sergiyi gezen her insan, mekandan tamamen bilinçlenmiş olarak çıkıyor, vücudunu daha iyi tanıdığını ve özen göstereceğini söylüyor'' dedi.

-''PLASTİNASYON İÇİN İKNA ÇABAMIZ VAR''

Sergide yer alan beden parçalarının ''plastinasyon'' denilen bir yöntemle çürümez hale getirildiğini belirten Dr. Üzel, şu bilgileri verdi:

''Cerrahpaşa'da bu yöntem henüz kullanılmıyor. Üniversitenin yöneticilerini, bu konuda yatırım önceliği sağlamaları için ikna çabamız var. Amacımız, üniversite ve fakültede bu yöntemin hayata geçmesi. Türkiye'de Hacettepe Üniversitesinde küçük bir laboratuvarda çalışılıyor. Orada küçük organların plastinasyonunu yapıyorlar. Ama burada serginin birçok örneği için daha özel ve büyük yatırımlar gerekiyor.

Şu anda, koruma yönteminde sıvılar kullanılıyor. Sıvıların içindeki maddeler, çalışan insana hem fiziksel hem de çalışma zorluğu getiriyor. Kimyasallar rahatsızlık verdiği için uzun süre çalışılamıyor. Plastinasyon yönteminde bunların hiçbiri olmuyor. Kokusuz, rahatça, çıplak elle tutulabilen ve özel bir saklama koşulu gerektirmeyen örnekler ortaya çıkıyor. Hem eğitim hem de araştırma için kullanılabiliyor. Avantajlı bir yöntem ve uzun yıllar saklanabiliyor. Bir kere plastinatları yaptıktan sonra, kırıp dökmedikçe, yakıp yıkmadıkça teorik olarak sonsuza kadar kalabiliyor.''

-''KADAVRA BULMAK GİDEREK ARTAN BİR ZORLUK''-

Dr. Mehmet Üzel, üniversitelerin kadavra bulma konusunda giderek artan zorlukla karşılaştığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

''Kimi yöneticiler, yanlış dinsel ön yargılardan dolayı buna sıcak bakmıyor. Anatomi Derneği olarak Diyanet İşleri Başkanlığından 'kimsesiz cenazelerin kadavra olarak kullanılmasında dinen bir sakınca var mı?' diye görüş aldık. Aldığımız görüşlerin hepsinde 'Sorun yoktur' denilmesine rağmen halen aşırı hassas davranıyorlar. Hem öğrenciler hem de eğitim alan uzmanlık öğrencileri için kolaylık istiyoruz. Çünkü kadavra hem öğrencilerin kullandığı bir şey hem de cerrahi asistanlarının ilk ameliyatlarında üzerinde çalışılacak materyal oluyor. Bizim için çok önemli. İnsan üzerinde ilk defa ameliyat yapmak yerine kadavra üzerinde çalışmak daha doğru.''

-ÖĞRENCİLERİN GÖRÜŞLERİ-

Tıp fakültesi öğrencisi Osman Özmaya, sergide dersi işlemenin çok faydalı olduğunu ifade ederek, dersin iki boyutlu işlendiğini, üçüncü boyutu göremediklerini, burada vücudu daha ayrıntılı görme imkanı elde ettiklerini söyledi.

Organların, kılcal ve ana damarların, kemiklerin yerlerini gördüklerini anlatan Özmaya, ''Kafamızda bir insan iskeleti canlandı'' dedi.

Sergide hayvanların da yer aldığını, özellikle atın çok dikkat çektiğini belirten Özmaya, ''İnsan ata benzediği için kadavra niyetine, insan bulunmadığı zaman kullanılabilir diye düşündük. Doktor olarak en azından anatomiyi bilelim ki tedaviyi de iyi yapalım'' diye konuştu.

Sergide, sigara içen ve içmeyen insanların akciğerlerinin de gösterildiğini kaydeden Özmaya, sigara ile ilgili gerçeğin bu etkinlikte gözler önüne serildiğini anlattı.

Özmaya, serginin sonunda ''Beslenmenizi düzeltin, hastalıkları önleyebilirsiniz'' mesajının alındığını söyledi.

Öğrenci Mehmet Yunus Meydan da serginin kendisini çok heyecanlandırdığını ifade ederek, ''Çok güzel yapılmış. Her şeyi bir bütün olarak görüyorsunuz, anatomi, patoloji, fizyoloji... Tıp fakültesi öğrencisi olmayan için çok güzel bir nimet'' dedi.

''Body Worlds'' sergisi, 17 Aralık tarihine kadar görülebilecek.