28 Eylül 2010 Salı

Burs İsteyen Öğrenci Var Mı?

Üniversiteler açıldı. Holdingler burs verme yarışına girdi. Bu yıl aylık burs miktarları 250-330 TL arasında değişiyor
Başarılı ancak maddi durumu yetersiz öğrencilerin en geç 15 Ekim'e kadar başvurması gerekiyor

Türkiye'nin dev holdingleri hem eğitime katkı sağlamak hem de geleceğin başarılı yöneticilerini şimdiden kendi şirketine çekebilmek için burs kozuna yatırım yapıyor. Üniversite sınavlarında başarılı olan ancak maddi durumu nedeniyle okumakta zorlanacak öğrencilere şirketlerin vereceği burslar aylık 250 TL'den başlıyor, 350 TL'ye kadar çıkıyor. Burslardan yararlanacak öğrencilerin ekim ayının ortasına kadar kendi fakültelerinin öğrenci işleri veya burs komisyonlarına başvurmaları gerekiyor. Burslar genellikle bir öğretim yılı için veriliyor. Şirketler bursiyerlerini yakından takip ederek başarı grafiklerini de izliyor.

Zorlu Holding: Mehmet Zorlu Vakfı, 2004-2005 eğitim yılından bu yana her eğitim-öğretim döneminde ortalama bin 300 öğrenciye burs veriyor. Bursiyerler, 9 ay süreyle ayda 300 TL burs alıyorlar.

Özyeğin Holding: Hüsnü M. Özyeğin Vakfı, devlet üniversitelerinin hazırlık veya birinci sınıfında okuyan öğrencilere karşılıksız burs veriyor. Bursa hak kazanmak için LYS'de kendi puan türünde ilk 2 bine girmiş olmak gerekiyor. 9 ay boyunca ödenen burslara ek olarak bir defaya mahsus kitap yardımı da yapıyor. Burslar, öğrencinin not ortalamasına göre 190 ila 240 TL arasında değişiyor.

Tekfen Holding: Tekfen Vakfı, 2009-2010 öğretim yılında kasım ve mayıs ayları arasında üniversite öğrencilerine 330 TL burs sağladı. Vakıf bu yıl da 180 öğrenci için kontenjan ayırdı. Başvuralar vakfın internet sitesinden yapılabiliyor.

Elginkan Holding: Elginkan Vakfı İTÜ, İstanbul Üniversitesi, ODTÜ ve Ege Üniversitesi öğrencilerine hazırlık sınıfı dahil burs veriyor. Ekim 2009'da 75 kişiye burs veren vakıf bu yıl da 12 ay boyunca öğrencilere 320 TL ödemeyi planlıyor.

Yaşar Holding: Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı bu yıl işletme, turizm işletmeciliği, iktisat, kimya, veterinerlik, su ürünleri ile çeşitli mühendislik bölümlerinde okuyan 220 öğrenciye burs vermeyi hedefliyor. Geçen yıl 9 ay boyunca 240 TL burs yardımında bulunan vakıf bu yıl ilk üç ay 240 TL sonraki 6 ay boyunca ise 255 lira burs verecek.

Alarko Holding: Alarko-Eğitim Kültür Vakfı, 2009-2010 öğretim yılında sadece öğretim aylarında verilen burslar aylık 190 TL'ydi.

Şahinler Holding: Şahinler Vakfı, birçok vakfın aksine ikinci öğretim öğrencilerine de burs imkanı sunuyor. Burslar 3 aylık olarak ödeniyor.

GÜBRETAŞ: Ziraat fakültelerinde eğitim görüp ekonomik desteğe ihtiyacı olan belli sayıda çiftçi çocuğuna 4 yıl boyunca aylık 200 TL burs veriyor.

KOÇ, AYLIK 310 TL BURS VERİYOR
Koç Holding: Vehbi Koç Vakfı 1969'dan bu yana maddi durumu iyi olmayan başarılı öğrencilere yardım eli uzatıyor. Boğaziçi Üniversitesi, İTÜ, ODTÜ, Ege Üniversitesi'nin İktisadi İdari Bilimler ve Mühendislik Fakültesi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi ve Atatürk Eğitim Fakültesi öğrencilerine burs veriyor. Holdingin bursundan yararlanacak öğrenciler aylık 310 TL alabilecek. Vehbi Koç Eğitim Bursu'ndan her yıl 2 bine yakın öğrenci yararlanıyor.

SABANCI'DAN 2 YILLIK TURİZMCİLERE DE DESTEK
Sabancı Holding: Hacı Ömer Sabancı Vakfı, üniversitelerin birinci sınıf öğrencilerine karşılıksız burs veriyor. 1974'ten bu yana her yıl ortalama bin 300 öğrenciye yardım yapıyor. Vakıf, bursiyerlerini hem üniversite öğrencilerinden hem de 2 yıllık meslek yüksekokullarında (turizm bölümü) okuyanlardan seçiyor. Meslek yüksekokullarında okuyanlara 160 TL, 4 yıllık lisans öğrencilerine ise aylık 285 TL burs veriliyor. Vakıf, bu yıl Ankara, Boğaziçi, Çukurova, Dokuz Eylül, Ege, Gazi, Hacettepe, İstanbul, Marmara, Yıldız Teknik Üniversiteleri ile İTÜ, ODTÜ öğrencilerine burs verecek.

Uluköylü Öğrenciler Okula Gidemiyor

Uluköylü Öğrenciler Okula Gidemiyor

Malatya merkeze bağlı Uluköy'de öğrenci mevcudunun düşük olması nedeniyle köydeki tek okul kapatılınca, 9 öğrenci 2 yıldır okula gidemiyor.

Yeni Eğitim-Öğretim yılı geçen hafta başlarken, Malatya kent merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan Uluköy'de bulunan tek ilköğretim okulu, öğrenci sayısının azaldığı gerekçesiyle kapatılınca köydeki öğrenciler 2 yıldır okula gidemez oldu. Milli Eğitim Bakanlığı yönetmenliği kapsamında 2 yıl önce öğrenci sayısı 10'un altına düştüğü gerekçesiyle kapatılan Uluköy Ahudere İlköğretim Okulu'nun kapısına kilit vurulunca burada okuyan öğrenciler ortada kaldı. Köylüler ise dağlık bir bölgede bulunan köylerinden çocuklarını başka bir okula gönderemeyince 9 öğrenci 2 yıldır okula gidemiyor.

Konuyu defalarca Milli Eğitim İl Müdürlüğü'ne ilettiklerini söyleyen köy sakinlerinden Aziz Erkış, çocukların okuyamadığını ve dilekçe yazarak sorunu yetkililere ilettiklerini belirterek, "Okulumuzun her şeyi tamam, ama öğretmen atanması yapılmadığı için çocuklar eğitime başlayamıyor" dedi. Köyde okuyup Üniversiteyi kazanan Ahmet Erkış ise boş zamanlarında köye gelerek kullanılmayan okulda öğrencilere ders veriyor. Bu işi gönüllü olarak yaptığını dile getiren Ahmet Erkış, yetkililerin bu duruma biran evvel çözüm bulmasını istedi. Çocuklar ise akranları gibi okumak istediklerini belirttiler.

Malatya Milli Eğitim Müdürü Mehmet Bulut ise Uluköy Ahudere İlköğretim Okulu'nun mevcudunun azaldığını ve bakanlık yönetmenliği gerekçesiyle müfettiş raporu doğrultusunda kapatıldığını söyledi. Küçük mevcutlu okullarında taşımalı eğitim kapsamına alınamadığını dile getiren Bulut, "Köyümüzün bulunduğu yer coğrafi olarak dağlık bir kesim olduğu için kış aylarında taşımalı eğitim zora girebilir, ancak öğrencilerimizi o köye yakın başka bir köye taşımak için de çalışmalarımız sürüyor. Bu sorunu mutlaka çözeceğiz" dedi.

Öğrenciler İlk Dersi Kırmak İstedi Ama..

Öğrenciler İlk Dersi Kırmak İstedi Ama..

Trakya Üniversitesi'nin akademik yıl açılış töreni programı içerisinde yer alan �ilk dersi� dinlemeden salondan çıkmak isteyen öğrencilere, salon kapısında bekleyen güvenlik görevlileri izin vermedi.

Balkan Kongre Merkezi'ndeki Trakya Üniversitesi (TÜ) 2010 - 2011 Akademik Yılı açılış töreni, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı okunmasıyla başladı.

Balkan Senfoni Orkestrası'nın konserinin ardından, üniversiteyi tanıtıcı film gösterildi. TÜ Rektörü Prof. Dr. Enver Duran açılış konuşmasında, TÜ'nün ezbercilikten uzak bir eğitim anlayışını benimsediğini söyledi.

Duran, öğrencilerini �ansiklopedik bilgi ezberleyecileri� olarak görmediklerini aksine öğrencilerine sağlam bir formasyon vererek, bilginin nasıl bulunup, nasıl kullanacağını öğrenci merkezli bir anlayışla kazandırmayı hedef aldıklarını belirtti.

Rektör Prof. Dr. Duran'ın konuşmasının ardından akademik yılın ilk dersini vermek üzere Fransa Rouen Üniversitesi Rektörü Ord. Prof. Dr. Cafer Özkul kürsüye davet edildi.

ÖĞRENCİLER DIŞARI ÇIKAMADI

Bu sırada, yaklaşık 50 öğrenci dışarı çıkmak için koltuklarından ayrılarak, çıkış kapılarına doğru yöneldi. Çıkış kapılarında bekleyen güvenlik görevlileri öğrencilere tören bitene dek çıkamayacaklarını bildirdiler. Bunun üzerine öğrenciler arka sıralarda ve ayakta ilk dersi dinledi.

Açılış töreni, Ord. Prof. Dr. Özkul'un hayat hikayesini anlattığı ilk dersin ardından kokteylle son buldu.

24 Eylül 2010 Cuma

Okul önlerindeki denetimler korkuttu

Avcılar’da zabıta ekipleri okul önlerindeki gıda ürünü satan seyyar satıcıları ve iş yerlerini tepeden tırnağa denetledi. Sonuç ürkütücüydü. İşyerlerinin çoğunda tarihi geçmiş ürünler satılıyordu, temizlik kurallarına ise kimsenin uyduğu yoktu.

Avcılar Belediyesi Zabıta Ekipleri eğitim öğretim sezonunun açılmasıyla birlikte okul önlerinde öğrencilerin uğrak yeri haline gelen pastane, kafeterya, simit evi, börek salonu ve okul kantinlerini sıkı denetim altına aldı.

Okul önlerindeki seyyar satıcılar ve işyerlerini tepeden tırnağa denetleyen zabıta ekipleri tarihi geçmiş ürünler satan, temizlik kurallarına uymayan bir çok yer tespit etti.

Özellikle poğaça, börek satan pastane türü işyerlerinde titiz bir denetim yapan zabıta, birçok iş yerinin öngörülen kurallara uymadığını, çalışan personelin önlük ve başlarına bone takmadığını belirledi.

GÖZ AÇTIRMIYORUZ

Zabıta Müdürü Erdoğan Yerçi “Avcılar Belediyesi olarak temizliğe çok dikkat ediyoruz. Başkanımızın talimatıyla kurallara uymayan işyerleriyle ilgili gerekli uyarıları yaparak hakklarında yasal işlem yapıyoruz.

Çocuklarımızın sağlığını hiçe sayanlara göz açtırmıyoruz. İşyerlerin ruhsatlı ve temiz olmasına özen gösteriyoruz.

Avcılar’da özellikle öğrencilere hizmet veren iş yerlerinin temiz olması şart. Bu konudaki denetimlerimiz sürecek” dedi.

Siirt Emniyet Müdürlüğü 'Okul Polisi' Kurdu

Siirt Emniyet Müdürlüğü 'Okul Polisi' Kurdu
Siirt Emniyet Müdürlüğü, 2010-2011 Eğitim Yılının Başlaması Nedeniyle Okul Önlerinde ve Çevresinde Tedbir Aldı. 36 Motorize ve 10 Yaya Devriye Ekibi Kuruldu.


Siirt Emniyet Müdürlüğü, 2010-2011 eğitim yılının başlaması nedeniyle okul önlerinde ve çevresinde tedbir aldı. 36 motorize ve 10 yaya devriye ekibi kuruldu.

Emniyet müdürlüğünden yapılan basın açıklamasında, "İlimizde bulunan okullarda iletişimi sağlamlaştırmak, sorunları tespit etmek ve alınabilecek önlemler konusunda okullarla işbirliği sağlanarak okullarımız ve çevresinde güvenliği en üst seviyede muhafaza etmek amacıyla Okul Polisi Ekibi kurulmuştur." denildi.

Okul polisi olarak görevlendirilen personelin okul idarecileri ile görüşerek aile birliği toplantılarına katılacağını belirten Emniyet Müdürlüğü, muhtemel olumsuzlukların önceden tespit edilerek gerekli önlemlerin alınacağını kaydetti

Kayıt Paran Yoksa 'Açlık Belgesi' Bul

Kayıt Paran Yoksa 'Açlık Belgesi' Bul

Kuştepe'deki Yunus Emre Lisesi'nde kayıt yaptırırken 'bağış parası' ödeyemeyen veliden "muhtarlıktan açlık sınırında olduğunu belgeleyen yazı getir" talebi isyan ettirdi
Şişli Kuştepe'de Yunus Emre Lisesi'ne kayıt yapmak için gelen bir veliye "Açlık sınırında olduğunuzu muhtardan onaylatın, kayıt parası ödemeyin" denmesi velileri çileden çıkardı. Talep edilen 50 ila 150 TL arasındaki parayı ödeyemeyenlerden "muhtarlıktan fakirlik belgesi istenmesinin" rencide edici olduğunu belirten bir grup veli, uygulamayı proteste etti. Kızının okul kaydı için gelen Hülya U., okul aile birliğinin 50 TL kayıt parası istediğini bunu ödeyemeyeceğini söyleyince ise kendisine üzerinde "Bir yıl boyunca aşağıda ismi yazılı kişi 50 TL ödeyemez durumdadır" yazan not kağıdı verilerek "Gidin bu kağıdı muhtara verip açlık sınırında olduğunuzu onaylatıp gelin 50 TL ödemeyin" denildiğini söyledi.

'KIZLARINIZ OKULA DİYORLARDI'

Bu gelişme üzerine okul önündeki bir grup veli uygulamaya tepki gösterdi. Babası cezaevine girdiği için okula gidemeyen ve daha sonra İstanbul Roman Çiçekçileri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Salih Şentürk tarafından ikna edilen A. D.'ye okul aile birliğinden birisinin "Sen geçen yıl devamsızlıktan kaldın. Şimdi gelmene gerek yok. Boşu boşuna sıraları meşgul etme" dediği belirtildi. Kendisinden 150 TL kayıt parası istendiğini belirten bir başka veli ise "Ben doğuluyum. Kızlarınızı okula gönderin diyorlardı, şimdi engelliyorlar" diyerek isyan etti. Veliler bir süre Okul Müdürü Celal Kocabaş'la da görüştü. Yöneticileri ise okulların masrafları için bağış aldıklarını, yazı lı belge isteyen yöneticilerin ise uyarılacağını söyledi.

Modern Aile Mağara İnsanın Gerisinde

Modern Aile Mağara İnsanın Gerisinde

Mağara insanlarının çocuk yetiştirme açısından, günümüzün "modern" ebeveynlerinden daha iyi oldukları belirtildi.
Psikologlar, bebeklerin ağlamasına izin vermek, uzun zaman bebek arabasında bırakmak ve dışarıda oynamalarına izin vermemenin, sağlıklı iletişim kuramayan bir kuşağın ortaya çıkmasına yol açtığını bildiriyorlar.

Prof. Darcia Narvaez'e göre, avcı-toplayıcı toplumlar, çocuk yetiştirme konusunda 21. yüzyılın ailelerinden daha iyi fikirlere sahipti. O dönemin çocuklarının ağlamasına asla izin verilmiyordu, çocuklar sürekli kucakta taşınıyordu, sokakta çok zaman geçiriyordu ve aylar değil yıllarca meme emiyordu.

Daily Mail'deki habere göre Prof. Narvaez, 3 yaşındaki çocukların ebeveynlerinin tutumları ve bunların avcı-toplayıcı toplumlardaki çocuk yetiştirme biçimleriyle karşılaştırıldığı bir araştırma yaptı.

Eski toplumlarda çocukların geniş ailelerde büyüdüğünü, evde anne ve baba dışındaki bir sürü insanın daha çocuğa sevgi gösterdiği bir ortamın bulunduğunu belirten Prof. Narvaez, bu ailelerde çocukların ağlamaları ve yaygaralarına daha çabuk müdahale edilebildiğini söyledi.

Narvaez, "Çok eski atalarımız ayrıca, annelerinin kucağında daha fazla zaman geçiriyorlar ve böylece yakın bağ kuruluyordu. Çocuklar dövülmüyordu" dedi.

Çocukların ayrıca dışarıda özgürce oynamasına ve çevreyi keşfetmesine izin verildiğini belirten Prof. Narvaez, bu tür bir çocuk bakımının, kişiliğinin şekillendiği ilk yıllarda çocuğun maneviyatının oluşumunda önemli olduğunu kaydetti.

Günümüzde ise uzmanlar ebeveynlere, çocukların "kontrollü ağlamasına izin vermelerini" ve yaramazlık yapan çocukların odalarına kapatılarak cezalandırmalarını tavsiye ediyor.

Yapılan araştırmalar, yeteri kadar oynamasına izin verilmeyen çocuklarda hiperaktivite ve ruh sağlığı sorunları ihtimalinin daha fazla olduğunu gösteriyor.

Prof. Narvaez, son 50 yılda Amerikalı çocukların mutluluk ve huzurunda azalma olduğunu gösteren araştırmaları da hatırlattı. İngiltere'de yapılan bir araştırma da, çocuklarda ruh sağlığı sorunlarında artış olduğunu gösteriyor.

Narvaez'in araştırması, gelecek ay ABD'deki bir konferansta bilim çevrelerine sunulacak.