6 Nisan 2009 Pazartesi

Sen Misin YÖK'e Şikayet Eden

DPÜ Eğitim Fakültesi'nde ilginç gelişmeler... Dekan Aydın kendisini YÖK'e şikayet eden Dekan Yardımcısı Özel hakkında soruşturma açtı ve baskıya başladı..

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, ilginç gelişmelere sahne oluyor. DPÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, kendisini YÖK'e şikayet eden Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Özel hakkında soruşturma açtı. Bunun üzerine Ali Özel de Dekan Aydın'ı rektörlüğe şikayet etti ve Aydın hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Özel, fakültedeki yanlış uygulamaları ve dekanlık makamını şahsi çıkarları için kullandığını söylediği Aydın'ı Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı'na şikayet etmişti. Özel'in YÖK'e verdiği şikayet dilekçesinde Aydın'a yönelik çarpıcı suçlamalar vardı. Dekan Ahmet Aydın, kendisini YÖK'e şikayet ettiğini öğrendiği Dekan Yardımcısı Ali Özel hakkında soruşturma açtı. Aydın'ın, kendisini şikayet ettiği için Özel'e baskı uyguladığı ve açtığı soruşturmanın Özel aleyhine sonuçlanması için öğretim görevlilerine baskı yaptığı iddia ediliyor. Ali Özel de Aydın'ı DPÜ Rektörlüğü'ne şikayet etti ve Aydın hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Aydın'ı kendisi hakkında açtığı soruşturma konusunda taraflı davranmakla suçlayan Ali Özel, rektörlükten muhakkiki değiştirmesini istedi. Özel ayrıca rektörlükten her iki tarafı da içine alacak şekilde yeni bir soruşturma açılmasını talep etti. Özel, Avukatı İbrahim Taş aracılığıyla Kütahya Sulh Hukuk Mahkemesi'ne de Aydın aleyhine 5 bin TL manevi tazminat davası açtı.
Dekan Aydın Hakkındaki İlginç Suçlamalar:
YÖK'e "Ahmet Aydın" hakkında gelen mektup...

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Aydın ile ilgili çarpıcı suçlamalar yapıldı. Bir grup öğretim üyesi adına DPÜ Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Özel tarafından, Dekan Aydın hakkında Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı'na şikayet dilekçesi verildi.
YÖK'e verilen şikayet dilekçesinde Aydın'a çarpıcı suçlamalar yöneltiliyor. Suçlamalar arasında yok yok…
Ahmet Aydın'ın dekanlık görevinden başka hemen her işle uğraştığı iddia ediliyor. Aydın, KPSS'yi kazanamayan kızı Özge Aydın'ı ve onun samimi arkadaşları Banu Özkan ile Funda Kamel'i Eğitim Fakültesi'ne araştırma görevlisi olarak almış. Kızının tezini hocalara yaptırmış. İzmir'deki yazlığına üniversitenin çimlerini ektirdiği için rektör yardımcılığı görevinden alınmış. İkinci el telefon ve oto satışıyla uğraşmış ve makamını bu işler için kullanmış. Aydın'ın ilginç icraatları arasında daha neler neler var…
İşte DPÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Aydın hakkındaki çarpıcı iddialar…

KIZI VE SAMİMİ ARKADAŞLARINA KIYAK ÜSTÜNE KIYAK YAPTI
Aydın, KPSS'yi kazanamayan kızı Özge Aydın ve onun samimi arkadaşları Banu Özkan ile Funda Kamel'i Eğitim Fakültesi'ne araştırma görevlisi olarak aldı. Daha sonra Funda Kamel'i Gazi Üniversitesi'ne, kızı Özge Aydın'ı Hacettepe Üniversitesi'ne, Banu Özkan'ı ise Marmara Üniversitesi'ne jet hızı ile yüksek lisans ve doktora eğitimi için gönderdi.

Kızı ve iki arkadaşının DPÜ'ye araştırma görevlisi olarak alınmaları ile başka üniversitelere gitmeleri arasında geçen süre sadece 6 ay. Diğer asistanlar ise başka bir üniversiteye gidebilmeleri için kendi fakültelerinde en az 3 yıl görev yapmak zorunda bırakılmışlar. Hatta bu da yeterli olmamış gitme süreçleri engellenmeye çalışılmış. Daha da kötüsü dekanın 'gazabına' uğrayanların bazıları ise hala fakültede araştırma görevliliğine devam etmekte. Kızı ile anlaşamayan asistanları da yüksek lisansa göndermemekle kalmayıp, asistanların yüksek lisans yapmak için girdikleri sınavlara bile müdahale etmeye çalışıp sınavları kazanmamaları için engel koymaya çalışmış.

ODASINI 'DARBE' KARARGAHINA ÇEVİRDİ
Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Güner Önce'nin ilk atamasından hemen sonra Eğitim Fakültesi'ne dekan olarak atanan Ahmet Aydın, arkasından rektör yardımcısı görevine de getirildi. Ancak Aydın, kısa zamanda yaptığı icraatlar sonucu, örneğin İzmir'deki yazlığına üniversitenin çimlerini yine üniversitenin aracı ile göndererek ektirmek, bir profesöre yakışmayacak şekilde ikinci el telefon ve oto satışı yapmak ve makamını bu işlere kullanmak gibi ilginç icraatlarından dolayı Rektör Önce tarafından rektör yardımcılığından alındı. Fakat Aydın, YÖK Eski Başkanvekili İsa Eşme'yi araya sokarak dekanlığını korumayı başardı.
Aydın'ın, kendisini rektör yardımcılığı görevinden aldığı için yönetim aleyhine çalışmaya başladığı ve dekanlık odasını muhalefet çalışmaları için adeta karargah şekline getirdiği iddia ediliyor.
Yine Dekan Aydın'ın, DPÜ'deki son rektörlük seçimlerinde Eğitim Fakültesi'nin bütün yardımcı doçentlerini toplayıp kendisini görevden alan Rektör Güner Önce'yi kötüleyerek, herkesin oylarını Prof. Dr. Göktay Ediz'e vermesi gerektiğini söylediği ileri sürülüyor. Aydın'ın bunu yaparken dekanlık makamını kullanarak öğretim üyelerine baskı uyguladığı iddia ediliyor.

İÇTİĞİ ÇAYLARI PERSONELE VE HOCALARA ÖDETTİ

Aydın'a yöneltilen bir başka suçlama da fakültede kantinden içilen çaylar için personel ve öğretim elemanlarından buranın masraflarını karşılamak amacıyla belli miktarda ücret alındığı, fakat Ahmet Aydın'ın kendisi ve Dekan Yardımcısı Aytunga Oğuz'un çay parasını ödemediği; odasına topladığı ve akşama kadar rektörü devirme planları yaptığı arkadaşları ile ekibi için bütün çay paralarını böylece personele ve diğer öğretim elemanlarına ödettiği öne sürülüyor.
Yine makam odasında dekanlık işlerini değil şahsi işlerini takip ettiği, ve fakülteye doğru düzgün uğramadığı öne sürülen Aydın'ın, bir kısmı bölüm başkanı olan bazı hocaların oda sıkıntısı yaşamasına rağmen, hiçbir idari özelliği olmayan bazı hocaların tek oturmasını sağladığı öne sürülüyor.
KIZININ TEZİNİ HOCALARA YAZDIRDI

Ahmet Aydın'ın, kızının tezi ile ilgili anketleri yaptırabilmek için Kütahya İl Milli Eğitim Müdürü ile kavga ettiği belirtiliyor. Aydın'ın, dekanlık makamının gücünü kullanarak DPÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyelerine kızının tezinin istatistiklerini yaptırdığı söyleniyor. Aydın'ın bununla da kalmayarak tezi öğretim üyelerine kısmen yazdırdığı, ayrıca kızı istatistikten anlamadığı ve teze vakıf olmadığı için bu tezi yapan hocaları tezi savunmaları amacıyla Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ndeki tez jürisinde yer almalarını sağladığı iddia ediliyor. Böylece tez rahat bir şekilde savunularak kızının yüksek lisansını jet hızıyla bitirmesine zemin hazırladığı ileri sürülüyor.

Kızının Tezi İçin Hocayı Askerden Getirmeye Çalıştı

Kızına tez savunması sırasında verilen uzatma kararından sonra Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'ndeki hocalarının odasını basan Aydın, kızının istatistiklerine yardım eden öğretim üyesi askere gitmesine rağmen, askerden özel izin kullandırarak getirmeye çalıştı. İzin alamayınca Yrd. Doç. Dr. İrfan Terzi'yi görevlendirdi.

'BENİM İKİ OY HAKKIM VAR' DEYİP İSTEDİĞİ ADAYI SEÇTİ

Aydın, 3 yıl önceki Fakülte Yönetim Kurulu Yardımcı Doçent Temsilci seçiminde yapılan oylamada kurul üyelerine, Yrd. Doç. Dr. Aytunga Oğuz'u seçmeleri konusunda baskı uyguladı. Aytunga Oğuz'un Ali Özel ile eşit oy almasını sağladıktan sonra “benim 2 oy hakkım var” diyerek Aytunga Oğuz'u Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği'ne atadı.

İSTEDİĞİ ADAYI KATUKULLİYLE SEÇTİRDİ
Dekan Aydın, o dönemde Yardımcı Doçent olan Doç. Dr. Ali Özel'i Fakülte Kurulu ve Fakülte Yönetim Kurulu'na seçtirmemek için, 27 Aralık 2008 yılında Fakülte Kurulu Yardımcı Doçent seçimi için yapılacak olan toplantıya, kurul üyelerine toplantı tebliği yapmadan toplantıdan yarım saat önce telefonla çağrı yaptı.
Fakat buna rağmen Ali Özel seçilince bu kez en azından Fakülte Yönetim Kurulu'na seçilmesini engellemek için, aynı gün yapması gereken Yönetim Kurulu seçimini, 20 gün sonra derslerin bitip Ali Özel ve diğer kurul üyelerinin şehir dışına çıktığı güne denk getirip, yine toplantı tebliği yapmadan kendi ayarladığı birkaç kişiye haber verip kendi istediği adayı seçtirdi. Ayrıca o toplantıda da kendi istediği kişiyi seçtirebilmek için toplantıya çağırdığı üyelere 'Oyunuzu Yrd. Doç. Dr. Aytunga Oğuz'a verin' diye telkinde bulundu.
ÖĞRETİM ÜYELERİNDEN ZORLA DİLEKÇE ALDI

Dekan Ahmet Aydın'ın, kendisi ile ilgili açılan bir soruşturmada aleyhine bir sonuç çıkmaması için öğretim elemanları Doç. Dr. Ali Özel, Yrd. Doç. Dr. Nida Bayındır ve Yrd. Doç. Dr. Turgut Karaköse üzerinde baskı kurarak zorla dilekçe aldığı iddia ediliyor.

YÖNETİM KURULUNA KENDİSİNE YAKIN KİŞİLERİ ALDI

Aydın'ın en ilginç işlerinden biri de Eğitim Fakültesi Yönetim Kurulu'na yalnızca bir eğitimciyi ve kendi ekibini yani rektör karşıtlarını seçtirdiği iddia ediliyor. Aydın'ın toplam yedi kişi olan yönetim kurulunu, eğitim fakültesindeki ve diğer fakültelerdeki formasyona sahip olan öğretim üyelerinden değil; eğitimle hiçbir ilgisi ve bilgisi olmayan başka fakültelerden ve kendisine yakın kişilerden, Prof. Dr. Sabri Özyurt –Biolog, Prof. Dr. Hayri Dayıoğlu- Ziraat Mühendisi, Prof. Dr. Hüseyin Ergin- İktisatçı, Doç. Dr. Ali Cımbız – Fizyoterapist, Doç Dr. Ahmet Altuncu – Elektronik Mühendisi, Prof. Dr. Ahmet Yamık – Maden Mühendisi ve Yrd. Doç. Dr. Aytunga Oğuz- Dekan Yardımcısı, oluşturduğu belirtiliyor.
KENDİSİ İÇİN LİSANS VE YÜKSEK LİSANS DERSLERİ AÇTI
Yine Aydın kendisi maden mühendisi olmasına rağmen, Mühendislik Fakültesi'nde çok fazla öğretim üyesi olması ve kendisine fazla ders düşmemesinden dolayı, Eğitim Fakültesi'nde madenle ilgili lisans ve yüksek lisans dersleri açtırdı. Aydın'ın kendisine ders açılmayan bölümlerin programlarını, fakülte yönetim kurulundan geçirtmediği ileri sürülüyor. Çünkü yönetim kurulunda kendisi ne isterse o kararı alacak kişiler bulunduğu belirtiliyor.
GÖREV ALANINA GİRMEYEN İŞLERE BİLE EL ATTI
Ali Özel, Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı Başkanı olarak ve Bölüm Başkanlığı'na vekâleten baktığı dönemde, sınıf öğretmenliğinin yüksek lisansının açılması için Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'ne dosya hazırlayıp teklif verdi. Fakat bu yüksek lisansın açılmasını istemeyen Ahmet Aydın, enstitüyü arayarak devreye girdi ve onlara baskı uyguladı. Buradan bu geri çekme işini, dekanlığın değil bölümün yapması gerektiği cevabını alınca Ali Özel'i, Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan istifaya zorladı ve diğer anabilim dalı başkanlarından da bu programın geri çekilmesi için zorla dilekçe alarak başvuruyu geri çektirdi.

Teknoloji Meraklıları Olimpiyatlarda...

Çankaya Üniversitesi Yapay Zekâ ve Robotik Topluluğu'nun bu yıl ikincisini düzenlediği 'robot olimpiyatları' başladı.

Türkiye'nin en büyük robot yarışması olmaya aday olimpiyatlarda 'serbest', 'sumo' ve 'mini sumo' dallarında 150'ye yakın robot yarışacak. Robotları 'yorulmaz, kimseyi üzmez, kıskançlık yapmaz' sözleriyle tanımlayan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yahya Kemal Baykal, akıllı makinelerin insan hayatını tehdit eden durumlarda pek çok işlevi yerine getirdiğini ifade etti. Baykal, gelecekte 'doktor, sürücü, futbolcu, sanatçı ve öğretim üyesi' gibi çeşitli mesleklerde de robotların kullanılacağını dile getirdi. Yapay Zekâ ve Robotik Kulübü Başkanı Arınç Köktürk ise etkinlikte, Boğaziçi Üniversitesi Robot Futbolu ekibinin de gösteri sunacağını aktardı. Köktürk, ayrıca Uzay Okulu kurucusu Rıdvan Yılmaz'ın ve çeşitli üniversitelerden öğretim üyelerinin sunum ve seminer yapacaklarını sözlerine ekledi.

Arka Sıra Çocukları Artık Önde

Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz, çocuklara nasıl başarılı olacaklarının öğretildiği projeyi anlattı

Okulda 'tembel' diye damgalanan, arka sıralara atılan çocuklar için özel bir proje geliştirildi. Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz, çocuklara nasıl başarılı olacaklarının öğretildiği, üç ay içinde ön sıralara geçmelerinin sağlandığı bu projeyi anlattı. Arka sıra çocukları 3 ayda ön sıralara nasıl geçer? Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz karnesi zayıflarla dolu, arka sıralarda oturan çocukların kaderini değiştirmek için neler yapılabileceğini anlattı: * Arka sıranın çocukları ön sıralara nasıl geçer? Biz bununla ilgili bir proje geliştirdik. Arka sıralarda oturan zeka düzeyleri, yaşıtlarının çok az gerisindeki çocukları ön sıralara çekip başarılarını artırmaya çalışıyoruz. Dört yıldır İstanbul'un Anadolu yakasında 50'den fazla okulda 200'ün üzerinde çocukla birebir çalıştık ve üç ay içinde başarılarını ciddi şekilde artırdık. Bu çocukların IQ'ları yaşıtlarının çok az altında. En düşük 65 ile 75 IQ'ya sahipler. Ama sınıflarda 80 ile 100 IQ'lu yaşıtlarıyla yarışıyorlar. Bu nedenle okul başarıları düşük, karneleri zayıflarla dolu, geç okuyorlar, geç öğreniyorlar. AİLELER ZOR FARK EDİYOR * Başarısız çocuğun IQ'su mu düşüktür? Çocuğun zekası düşük mü yoksa yüksek mi, arada çok ince bir ayrım vardır. Genelde aileler fark edemez, profesyonel inceleme gerekir. Ancak karnedeki 1'ler, 2'ler çocukların zeka düzeyleri üzerine aslında ciddi ipuçları verir. Yaşıtları dakikada 60 kelime okuyabilirken, onlar 40 kelime okuyabilir. 70 IQ'nun altında bu okuma miktarı düşer. Aileler bunu ölçebilirler. Çocuk bir dakikada 50-60 kelime okuyabiliyorsa karnesinde dörtlerin daha sık olması gerekir. Bir dakikada 30-40 kelime okuyabilen çocuklar, 3'lerle dolu bir karneye sahip olabilir. Bir dakikada 20 kelime okuyan çocuk, 2'lere alışır. Ailelerin çoğu bunu kabullenmek istemiyor. 'Ben de okulda geç okumuştum' diye düşünüyorlar. Bu nedenle çocukların mental sorunları ancak ikinci sınıfın sonunda ya da üçüncü sınıfta fark edilebiliyorlar. Karnesi 1 ya da 2'lerle dolu çocuğa bahane üretmek doğru değildir; incelenmesi gerekir. Bazen kaynaştırma sınıflarına alınması lazım. Bu durumdaki çocuklara rapor verilebiliyor. Aileler bazen çocuklarının rapor almasını istemiyorlar. Oysa özel eğitime tabi tutulması bu çocukları kurtarıyor. Biz 'Arkadakiler' projesini 200 raporlu çocuk üzerinde gerçekleştirdik, 100 tanesinin raporu iki yıl içinde tamamen kalktı. İki, üç yılda bu sorun çözülüyor. NOTLAR YÜKSELİYOR * Eğitim verdiğiniz çocuklardan çok başarılı olanlar oldu mu? OKS'yi kazananlar oldu, Güzel Sanatlar'a giren öğrencilerimiz var. * Notlar birden mi yükseliyor? Kademeli olarak yükseliyor. Her hafta bir puan daha... Bu çocuklara özel yazılı yapılıyor, önce notları biraz yüksek tutuluyor. Çünkü başarıyı öğrenmeleri gerekir. SINIFLARI VEYA OKULLARI DEĞİŞEBİLİYOR Çocuklara başta test yapıyoruz. O sınıfa ve okula uygun mu, araştırıyoruz. Bazen çocukların; sınıfını, öğretmenini ya da okulunu değiştirebiliyoruz. Çocukların nasıl öğrendiğini araştırıyoruz. Bazı çocuklar dokunsal, görsel ya da işitsel öğreniyor. Öğretmenlerine, öğrenim sitilleriyle ilgili bilgi veriyoruz. Yani bu çocuklara nasıl anlatabileceklerini gösteriyoruz. Bir sınıfta en fazla iki çocuk olursa sınıf gerilemiyor, aksine daha iyi öğreniyor. Velilerine evde nasıl destek vereceklerini öğretiyoruz. Okuldaki popülerliklerini artırmak için birlikte sosyal program yapıyoruz. Başarılı arkadaş edinmelerine destek oluyoruz. Projeden önce yalnızca bir-iki arkadaşı olan bu çocuklar, birkaç ay içinde sınıfın en popülerleri arasına girebiliyor.

3 Nisan 2009 Cuma

Yüzbaşı Görevden Alındı...

Bir lisede ders veren yüzbaşına "Atatürkçü partiye oy vereceğim" dediği için Cumhuriyet Savcılığı ve İl Jandarma Komutanlığı tarafından soruşturma başlatıldı.

Ovacık ilçesi Jandarma Komutan olan ve Mareşal Fevzi Çakmak Lisesi'nde Milli Güvenlik Dersi'ne giren Yüzbaşı S.B., geçen hafta okulda “Türkiye'de bazı tarikatlar önemli yerleri kapmak istiyor. Ben şahsen Türkiye'nin laik yapısını zedelemeyecek, Cumhuriyet'ten yana, Atatürkçü ve sosyal devlet ilkesini benimseyen partiye oy vereceğim” demesinin ardından bazı öğretmenler tarafından şikâyet edildi. Şikâyet üzerine Yüzbaşı S.B., İl Jandarma Komutanlığı emrine alınırken, hakkında Cumhuriyet Savcılığı ve İl Jandarma Komutanlığı tarafından soruşturma başlatıldı. Ovacık'ta çok sevilen yüzbaşı S.B.'nin geri dönmesi için öğrencileri imza kampanyası başlattı. ÖĞRENCİLER SORDU Tunceli'nin Ovacık İlçesi Mareşal Fevzi Çakmak Lisesi'nde Milli Güvenlik Dersi'ne giren İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı S.B.'nin görev yerinin değiştirilmesi ve hakkında iki soruşturması açılmasına neden olan olay geçen hafta çarşamba günü ders işlediği sırada yaşandı. İddiaya göre öğrenciler sohbet sırasında S.B.'ye seçimlerde oyunu kime vereceğini sordu. Bunun üzerine Yüzbaşı B., “Ben oyumu laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni savunan, Atatürkçü çizgide olan partiye vereceğim” dedi. Daha sonra öğretmenler odasına geçen S.B., söz seçimlerden açıldığında ve bazı öğretmenlerin Türkiye'nin laik yapısı ile ilgili sözler söylemesinin ardından, “Türkiye'de bazı tarikatlar önemli yerleri kapmak istiyor. Ben şahsen Türkiye'nin laik yapısını zedelemeyecek, Cumhuriyet'ten yana, Atatürkçü ve sosyal devlet ilkesini benimseyen partiye oy vereceğim” dedi. Öğretmenler odasında AKP'ye oy vereceğini söyleyen bazı öğretmenler, Yüzbaşı S.B.'nin öğrencilere “CHP'ye oy verin” dediğini ileri sürerek, okul yönetimi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Öğretmenler ardından konuyu dönemin Belediye Başkanı AKP'li Hasan Hüseyin Dizi ve İlçe Başkanı Rıza Çolak'a iletti. Başkan ve ilçe başkanı da konuyu parti genel merkezi ile Vali Mustafa Yaman'a aktardı. GÖREV YERİ DEĞİŞTİRİLDİ İddiaya göre, Vali Yaman'ın Yüzbaşı S.B.'nin söylediği iddia edilen sözleri Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığı'na aktarması üzerine B., aynı gün İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan alınarak geçici olarak İl Jandarma Komutanlığı'nda görevlendirildi. Yüzbaşı B. hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı ile İl Jandarma Komutanlığı'nın başlattığı iki ayrı soruşturmanın sürdüğü belirtildi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Ovacık'ta savcılık bazı öğretmen ve S.B.'nin derslerine girdiği bütün öğrencilerin ifadesini aldığı öğrenildi. ÖĞRENCİLERDEN İMZA KAMPANYASI Yüzbaşı S.B.'nin görevden alınıp merkeze çekilmesi üzerine Mareşal Fevzi Çakmak Lisesi'nde derslerine girdiği öğrenciler imza kampanyası başlattı. Yüzbaşı S.B.'nin ilçeye geri gönderilmesini ve derslerine yeniden girmesini isteyen öğrenciler, topladıkları 790 imzalı dilekçeyi Tunceli Valiliği'ne gönderdi. Yüzbaşı B.'yi çok sevdiklerini ve kendilerini hiç bir zaman yönlendirmediğini söyleyen öğrenciler, “O çok iyi bir öğretmen ve iyi bir komutan. İyi bir Atatürkçü olan komutanımızı ilçe halkı da çok seviyor. Biz imza kampanyası başlattık. Öğretmenimiz hakkındaki söylentiler doğru değil. Seçim konusunu sınıfta biz açtık. Öğretmenimiz, 'Kendi düşüncenize uygun insanlara, adaylara oy verin. Sizi yönetecek insanlara oy verin' dedi. Bazı öğretmenlerimizi komutanımızı şikayet etmiş. Ona haksızlık yapıldığına inanıyoruz. Bazı öğretmenlerimizi burada ev ev dolaşarak AKP'ye oy istedi ama onlara bir şey yapılmadı” dedi. Ovacık'ın yeni seçilen CHP'li Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Yüzbaşı S.B. ile öğretmen arasında tartışma olduğunu duyduğunu söyledi. Sarıgül, “Bu konuyla ilgili bizim bildiğimiz öğretmenler odasında karşılıklı tartışma olmuş. Doğal olarak seçim ortamı, konu seçimler olunca herkes öğretmenler ve komutan görüşünü söylemiş. Tartışma sırasında Ovacık'ın sorunları da tartışılmış. Komutan çok Atatürkçü ve ülkesini seven, Ovacık halkıyla çok barışık bir komutan. Öğretmenler odasında Atatürk ilkelerine ve inkılaplarına bağlı kalınması, Cumhuriyet'e sahip çıkılması gerektiğini ve bu ülkeyi tarikatlara teslim edilmeyeceğini söylemiş. Bu yönlü konuşmalar olmuş ama diğer insanlar ya da diğer partililer bunu nasıl anlamışsa öğretmen arkadaşlar şikayet etmiş. Komutan geçici olarak İl Jandarma Komutanlığı'na alınmış. Bizim bildiğimiz bu kadar” dedi. İLÇEDE SEVİLİYOR Ovacık'ta elektrikçilik yapan Yusuf Seç, Yüzbaşı S.B.'nin ilçede çok sevildiğini ve insanlara çok yardımcı olduğunu söyledi. B.'nin köylere kadar gidip insanlara yardım ettiğini de söyleyen Seç, “Ben öğrenciler ile konuştum. Komutan öğrencilere, 'devletinize sahip çıkın Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkın' demiş. Öğrenciler kendisine seçimler ile ilgili sorunca o da düşüncelerini söylemiş. AKP'liler dedikodu çıkararak haksızlık yapmışlar. Ben yüzbaşımızla da konuştum haksızlığa uğradığını ama asla Atatürkçü olmaktan vazgeçmeyeceğini söyledi. Zaten öğrenciler gidip savcılığa gerçekleri anlatacaklar. Komutanın tek yapmak istediği devlet halk ilişkilerini en iyi seviyeye çıkarmak yapmak istediği budur” dedi.

SBS Sonuçları Yeniden Hesaplandı...SBS Sonuçları Yeniden Hesaplandı...

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilköğretim 6 ve 7. sınıf öğrencilerinin geçen sene girdiği SBS sonuçlarını yeniden hesapladı.

Seviye Belirleme Sınavı (SBS)-2008'e giren öğrencileri yakından ilgilendiren bir gelişme yaşandı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ilköğretim 6 ve 7. sınıf öğrencilerinin geçen sene girdiği SBS sonuçlarını yeniden hesapladı. Mahkeme kararları üzerine yapılan düzenlemeyle 1 milyon 958 bin öğrencinin puanı düştü. Yeni puanlar bugünden itibaren internetten öğrenilebilecek. Danıştay, sonuçlara yüzde 5 etki eden 'davranış puanı'nın yürürlüğünü durdurdu. Yerel mahkemeler ise özürlü öğrencilere moral için verilen yüksek notlarla ilgili iptal kararı aldı. Bunun üzerine bakanlık, kaynaştırma yoluyla eğitim yapılan 5 bin 26 sınıftaki engelli öğrencinin puanlarını normal öğrencilerden ayırdı. Yeni durumda sınav sonucu, SBS puanının yüzde 70'i, yıl sonu başarı puanının yüzde 25'i esas alınarak ve en yüksek puan 500'e ötelenerek hesaplandı. Neticede 6. sınıflarda 281 öğrencinin puanı değişmezken, 979 bin talebenin düştü, 13 bininin notu ise arttı. 2008 SBS'ye girenler arasında en yüksek düşüş (18,5), davranış notu tam, ancak SBS ve yıl sonu başarı puanları çok düşük olan öğrencilerde görüldü. En yüksek artış (10,301) ise davranış puanı 40 olduğu için sınıf notu olumsuz etkilenen öğrencilerde yaşandı. Yeni hesaplamada 7'nci sınıflarda ise 39 öğrencinin sınav sonucu aynı kalırken, 979 bin öğrencinin azaldı, 12 bin 500'ünün yükseldi. 7'nci sınıflarda sınava girenler arasında en fazla düşme bir öğrencide 18,132 puan, en fazla artış ise 7,187 olarak gerçekleşti. Sınav için ikinci başvuru şansı MEB, bu yıl 6, 7 ve 13 Haziran tarihlerinde yapılacak olan Seviye Belirleme Sınavları'na çeşitli nedenlerle başvuramayanlar için ek süre tanıdı. Ek başvurular 6-10 Nisan'da yapılacak. Bakanlık ayrıca geçen yılki uygulamanın aksine başvuru döneminde müracaat etmeyenlerin sınavlara alınmayacağını ilan etti. Bu konuda ilköğretim okullarının yöneticilerinin başvuruda bulunmayan öğrencileri tespit ederek aileleriyle temasa geçmesini istedi. Bu arada 10 TL sınav ücretini veremeyecek öğrencilere çevre imkanları, okul aile birlikleri ve sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından destek sağlanacak.

328 Üniversiteli Kaydını Yenileyemedi...

Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Şişman ekonomik kriz nedeniyle akademik yılın ikinci kayıt döneminde 328 öğrencinin kayıt yenileyemediğini söyledi.

Prof. Dr. Adnan Şişman, dünyada etkisi giderek yoğunlaşan ve günlük yaşamın her noktasında adından sıkça bahsedilen ekonomik krizin şartları öğrencileri de olumsuz etkilediğini belirterek, "2008- 2009 akademik yılının ikinci kayıt döneminde 700 öğrencimiz para bulamadığı için kayıt yaptıramadı. Biz kayıtları uzattık, rakam 578'e düştü. İkinci ve son kez kayıtları uzattığımızda öğrencilerimizle görüştük. İkinci uzatma döneminin sonunda tüm çabalarımıza rağmen 328 öğrencimiz maalesef kayıt yaptırmadı. Uşak Üniversitesi'nin 8 bin öğrencisi var. Büyük üniversiteleri düşündüğümüzde rakamın boyutları ürkütücü hale gelir'' dedi. Sorunun sadece harç ücreti olmadığını, devletin, başvuran her öğrenciye harç kredisi verdiğini dile getiren Prof. Dr. Şişman, "Harç kredisi alan öğrencilerden 20-50 TL fark ödemeleri isteniyor. Ancak şunu biliyoruz bu farkı bile ödeyemeyen velilerimiz var. Asıl sorun velilerin çocuklarının okumaları için parayı temin edemiyor olmaları" diye konuştu.

2 Nisan 2009 Perşembe

Öğretim Üyeleri İçin Düzenleme...

YÖK, üniversitelerde döner sermayeden pay alan öğretim elemanlarının denge tazminatının kesilmesinin önlenmesi için teklif hazırladı.

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında profesörlere aylık 285, doçentlere 240, yardımcı doçentlere 260, araştırma görevlilerine 305 TL civarında denge tazminatı ödeniyor. Eğer öğretim elemanları döner sermayeden pay alıyorlarsa denge tazminatının yıllık miktarı kadar kesinti yapılıyor. YÖK, bu durumun öğretim üyelerini teşvik etmediği gerekçesiyle, döner sermayeden pay alanlardan denge tazminatının kesilmesinin önlenmesi için teklif hazırladı. YÖK Genel Kurulu toplantısında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de bu doğrultuda düzenleme yapılması yönünde görüş birliğine varıldı. Öte yandan, Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinde de değişiklik yapmayı planlayan YÖK, öncelikle 2547 sayılı Kanun'un konuyla ilgili 53. maddesinin değiştirilmesini benimsedi. Mevcut düzenlemede suç veya cezalar arasında "orantısızlık" bulunduğu gerekçesiyle yürütülen çalışmada, "orantısızlığın giderilmesine" yönelik hükümler getirilmesi öngörülüyor. Bu çerçevede, öğretim üyeliği göreviyle bağlantılı olmayan suçlarla ilgili kovuşturmanın mahkemeler, görevle ilgili suçların kovuşturmasının ise üniversite ve YÖK tarafından yapılması amaçlanıyor. "Bilimsel hırsızlık" olarak nitelendirilen "intihal" konusunun da kanunda ayrıca yapılış biçimlerine göre farklı şekillerde tanımlanması üzerinde duruluyor. Ayrıca, öğretim üyelerinin resmi veya özel kanaldan ücret karşılığı veya ücretsiz olarak üniversite dışına hizmet vermesi ile ilgili kurallarda da esneklik getirilmesi hedefleniyor.