31 Ocak 2008 Perşembe

Gürcü imamlar Bursa'da eğitim görüyor

Gürcistan'dan gelecek 45 din görevlisi Bursa'da Kur'an-ı Kerim okuma ve İslami ilimler eğitimi alacak. Diyanet'in Gürcüce bilen eğitmenleri tarafından verilen eğitim programı 2 ay sürecek.

Gürcü müftü ve imamlar 250 saatlik eğitimin ardından ülkelerine dönecek. Batum Müftülüğü, imamların eğitilmesi için Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yardım istedi. Diyanet'in bu talebe olumlu cevap vermesi üzerine 45 imamın eğitilmesine karar verildi. 15 kişilik ilk grup 2 aylık kurs için Bursa'ya geldi. Misafir imamlara, Gürcüce bilen eğitmenler Kur'an-ı Kerim, tecvid, siyer, ahlak, itikat konularında ders veriyor. İmamlar hafta sonları emekli ilahiyatçı Prof. Dr. Süleyman Uludağ'ın verdiği konferanslara katılıyor. Gürcü imamlar İsmail Hakkı Camii'nde de vakit namazları kıldırarak tecrübe kazanıyor.

Türkiye'deki kursun kendileri için çok faydalı olduğunu vurgulayan kursiyerlerden Batum'un Kedanın İlçe Müftüsü Guram Halvaşi; "Bu kurstan önce bildiğimizi zannettiğimiz birçok konuyu bilmediğimiz ortaya çıktı. Bizler oralarda çocuklarımıza da eğitim veriyoruz. Fakat, birçok konuyu bilmiyor ya da eksik biliyormuşuz. Öğrendiklerimizi ülkemize de taşıyacağız." diyor. Gürcistan'ın Şuahev kentinde imamlık yapan Mikail Dumbadze ise şöyle konuşuyor: "Hıristiyanlarla bir arada yaşıyoruz. Dinimizi iyi şekilde öğrenmek ve öğretmek için buradayız. Türk insanının sıcaklığını hissediyoruz." görüşlerine yer verdi.

Bursa İl Müftüsü Mahmut Gündüz de Gürcistanlı din adamlarını hızlandırılmış özel bir eğitimden geçirdiklerini anlatıyor. Gündüz, şu bilgileri veriyor: "Gürcü imamlar liseden mezun olmuşlar, medreselerde aldıkları eğitimle göreve başlamışlar. Bu kurs için en iyi uzmanlarımızı görevlendirdik."
Fatih Karakılıç, Bursa

Okulların Açılacağı İlk Hafta Öğrencilere 'Küresel Isınma' Anlatılacak

Öğretmenler, bölgelerin durumuna göre dersi genişletebilecek. Yeni eğitim-öğretim yılının açıldığı ilk hafta ilköğretim ve lise öğrencilerine 'küresel ısınma' dersi verilecek. Zaman gazetesi'nin haberine göre, resmi ve özel okulların bütün sınıflarında anlatılacak derste küresel ısınma sonucu ortaya çıkan kuraklık, su kaynaklarının hızla tükenmesi, su kirliliği, su tasarrufu ile sağlık ve çevre konuları işlenecek.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik 'küresel ısınma' konulu bir genelge yayınladı. Genelgeye göre, küresel ısınma dersinde öğrencilere 'hayatın temel kaynağı su', 'dünyamız ısınıyor', 'su kirliliği' ve 'denizlerimizi koruyalım' başlıklı örnek konular ve etkinlikler anlatılacak. Öğrencilere sorunla ilgili film seyrettirilecek. Hazırlanan etkinlikler, öğrenci ve sınıf düzeyi ile çevrenin durumuna göre öğretmen tarafından güncel yaşamla bağ kurularak zenginleştirilip düzeye uygun hale getirilecek. Okulun bulunduğu coğrafi bölge ile iklim ve çevrenin durumu dikkate alınarak etkinlik örneklerinden en az ikisi işlenecek. Küresel ısınma dersi, ilköğretim okullarının 1-8. sınıflarında hayat bilgisi, sosyal bilgiler ile fen ve teknoloji derslerinde sınıf ve branş öğretmenleri tarafından, liselerin tüm sınıflarında ise kimya, biyoloji ve coğrafya öğretmenleri tarafından verilecek. Ayrıca tüm öğretmen ve personel konu ve etkinliklerle ilgili bilgilendirilecek. Bakanlık, küresel ısınma konusunu sosyal bilgiler dersi müfredatı içine de koymuştu.

İlköğretim ve liselerde eğitim-öğretim yılı 17 Eylül 2007 Pazartesi günü başlayacak. İlköğretime yeni başlayacak öğrenciler ile anaokulu öğrencileri ise 'okula uyum programı' çerçevesinde 10 Eylül'de ders başı yapacak.

Geçtiğimiz Haftaya Kuşkusuz Damgasını Vuran Sözler Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau'nın Sözleri Oldu

Geçtiğimiz haftaya kuşkusuz damgasını vuran sözler Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau’nın sözleri oldu.

Zachau, Türk öğretmenlerinin Türkiye’de kişi başına düşen gelirin yaklaşık 2.5 katı gelir ede ettiğini belirterek, ücretlerin çok olduğunu söyledi. Zachau, öğretmen maaşları satın alma gücü paritesine göre kişi başına gelire oranlandığında Türkiye’nin yüzde 2.54 ile ilk sırada yer aldığı hesabını yapıyor.

Rakamları Zachau gibi okuduğumuzda, Türk öğretmenleri, Türkiye’de kişi başına düşen gelirin yaklaşık 2.5 katı gelir elde ediyor. Yine bu rakamlarla bakıldığında OECD ortalamasının 1.28 kat, AB ortalamasının ise 1.19 kata kadar geriliyor. Başkan, iddiasını pekiştirmek için Lüksemburg, Norveç, İzlanda, İsveç gibi refah seviyesinin çok yüksek olduğu ülkelerde öğretmenlerin ortalama maaşının kişi başına gelirin de altında kaldığı örneğini veriyor.

Rakamları böyle okuduğunuzda Türkiye Direktörü haklı gibi gözükebilir. Ancak, gelin rakamlarla bakacaksak bir de Türkiye’nin milli geliri ile diğer ülkeleri karşılaştıralım. OECD ülkeleri arasında en düşük milli gelire sahip ülke Türkiye.

OECD’nin aynı raporuna göre, en az 15 yıllık deneyim sahibi bir öğretmenin yıllık maaşı Lüksemburg’da 88 bin dolar, İsviçre’de 60 bin dolar, Almanya, Kore ve İsveç’de 50 bin dolar, Avustralya, İngiltere, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 40 bin dolar. OECD ülkeleri arasında en alt sırada yer alan Macaristan’da bile yıllık öğretmen maaşı 16 bin dolar seviyesinde bulunurken, Türkiye’de öğretmenin yıllık geleri 10 bin doların altında.

2007 yılında 928 YTL maaş alan 9/1 derecedeki bir öğretmenin eline ayda ancak bu yıl 973 YTL geçecek. Türk-İş verilerine göre açlık sınırı 688, yoksulluk sınırı 2.241. Bu rakamlarla öğretmenin maaşı ayrıca kıyaslamalı.

Türkiye’deki öğretmenlerin çalışma koşullarını, refah düzeylerini başka ülke öğretmenleriyle karşılaştırmak bile mümkün değil. Öğrencilerini ısıtmak için soba yakarken can veren, aldığı maaşını öğrencilerini doyurmak, giydirmek için harcayan, 90 kişilik sınıflarda ders anlatırken sesi kısılan, görevine gitmek için üç araba değiştiren öğretmenler acaba diğer ülkelerde var mı, Dünya Bankası Türkiye Direktörü’ne bunu sormak gerekiyor. Hatta bununla yetinmeyip birileri Zachau’ya son zamanlarda kalıcı hale getirilmeye çalışılan sözleşmeli öğretmenlerin 400-500 YTL aldığını da fısıldamalı.

Bazılarına göre öğretmenevi, lokal, tatil kampı, eğitim ödeneği olan öğretmen diğer devlet memurlarından ayrı bir konfora sahip. Ama, hem Zachau’ya, hem de böyle düşünenlere bu imkanlardan bile maaşı yetmediği için yararlanamayan, buralara gitmek için yol parası olmayan öğretmenden söz etmeli. Direktörü birileri alıp, mezrada görev yapan bir öğretmene, kış koşullarında dağ başında çalışan bir okula götürmeli. Yok eğer, çok uzağa gidemezse İstanbul’un Samandra’sında, Ankara’nın Balat’ındaki okullarda bir gezintiye çıkarıp, öğretmenleri dinlemesi sağlanmalı. Türkiye Direktörü’nün Türkiye’deki koşulları ve öğretmeni tanıması gerekiyor.

Türk Eğitim Sen: Et bile öğretmen maaşından fazla arttı

Türk Eğitim-Sen tarafından yapılan araştırma, öğretmen maaşlarının 1930 yılından beri yerinde saydığını, et fiyatlarındaki artışa yetişemediğini gösterdi. 1930 yılında bir öğretmen maaşı ile 281 kilogram et alınabilirken, 2008 yılında bir öğretmen ancak 69.7 kilogram et alabiliyor. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, cumhuriyetin ilk yıllarından bu güne kadar öğretmenlerin alım gücüne bakıldığında, ortaya çıkan tablonun düşündürücü olduğunu söyledi.

Eğitim Sen’den siyah çelenk

Eğitim-Sen üyeleri, Dünya Bankası Direktörü Ulrich Zachau’nun sözlerini protesto etmek için Dünya Bankası Türkiye Direktörlüğü önüne siyah çelenk bıraktı. Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, Türkiye’de öğretmenlerin, diğer OECD üyesi ülkelerdeki öğretmenlere göre daha fazla çalıştığını, daha çok öğrencinin sorumluluğunu üstlendiğini, daha düşük ücret aldığını ve geçimini sağlamak için daha fazla yıprandığını söyledi.

Eğitim-İş Genel Başkanı:Kabul edilebilir bir açıklama değil

Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, Dünya Bankası’nın, Türkiye’deki öğretmen maaşlarına karışmaya hakkı olmadığını söyleyerek, söylenenlerin gerçekle ilgisi olmadığını aktardı. Adıbelli, bu tavrı şiddetle kınadıklarını belirterek, "Dünya Bankası’nın, Türkiye’deki öğretmen maaşlarına karışmaya hakkı olmadığı gibi, ifade ettiklerinin de gerçekle ilgisi yoktur" dedi. Adıbelli, öğretmenlerin geçim sıkıntısı ile mücadele ederken, maaşlarının "yüksek" olarak nitelendirilmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını vurguladı.

Türkiye'de kuşlar ve ağaçlardan konuşmak lazım

Atatürk'e hakaret ettiği gerekçesiyle İzmir 8'inci Sulh Ceza Mahkemesi'nce 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Liberal Düşünce Topluluğu Başkanı Prof. Dr. Atilla Yayla'nın cezası, 2 yıllık sürede suç tekrarlanmadığı takdirde iptal edilecek.

Prof. Yayla, mahkeme kararını temyize hazırlanıyor.

The Guardian gazetesine konuşan Prof. Yayla, Türkiye'de akademisyenlerin ifade özgürlüğü kısıtlamaları ve devleti eleştirme hakkının bulunduğunu, fakat bunun gittikçe zorlaştığını belirtti.

Türkiye'deki siyasi ideolojiler, özgürlükler ve insan hakları yerine "kuşlar" ve "ağaçlar"dan konuşmak gerektiğini söyleyen Prof. Yayla, "Bu noktadan sonra okutman olarak çalıştığım okullarda ders vermekte sıkıntı yaşayacağım. Öğrencilerim dersleri izleyebilir, sözlerimi dinleme cihazlarına kaydedebilir ve beni okula şikayet edebilirler. Hayatımı mutsuz ve sıkıntılı bir şekilde sürdüreceğim" dedi.

İnsanların konuşmadan iki kere düşünmek zorunda kalacaklarını vurgulayan Prof. Yayla, “Ben Türkiye'de tanınmış bir kişiyim ve dünyanın her yerinde arkadaşlarım olması nedeniyle güvende olduğumu hissediyorum. Fakat, başkaları için konuşmak zor olacaktır" diye konuştu.

Türkiye'ye dönecek

Prof. Yayla'nın Buckingham Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olduğunu hatırlatan gazete, Yayla'nın gelecek yaz tekrar Gazi Üniversitesi'ne döneceğini yazdı.

Gazete, Atilla Yayla'nın Türkiye'de ifade özgürlüğünü kısıtlayan 40 yasa maddesi bulunduğu görüşüne de yer verdi.

Yayla ne demişti?

Prof. Dr. Atilla Yayla, 18 Kasım 2006'da İzmir'de bir panelde yaptığı konuşmada, "Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder" demiş ve Atatürk için, "Neden her yerde bu adamın fotoğrafları var, diye soracaklar" ifadesini kullanmıştı.

Bu sözlerinin ardından Gazi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Yayla'yı fakülteden uzaklaştırmıştı.

Türban gamalı haç gibi siyasal simgedir. Laikliği korumak askerin görevidir. 27 Mayıs'ı üniversiteler yaptı. Subaylar rahatsız

Galatasaray Üniversitesi Rektörlüğü'ne atanan Prof. Ethem Tolga'dan boşalan YÖK üyeliği için yapılan seçimde 16 aday arasından 83 oy alarak seçilen Prof. Celal Şengör, AKP ve MHP'nin üniversitede türbana izin veren yasa değişikliğine ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı. Türbanın 'gamalı haç' gibi siyasal bir simge olduğunu belirten Şengör, “Yarın peçeyle de girmek isteyecekler. Bunun önü alınamaz. Üniversiteler bu duruma tepki koyar” dedi.

Türbanın serbest bırakılmasının laikliğe aykırı olduğunu söyleyen Prof. Şengör, “Laiklik ilkesini korumak askerin görevidir. Genç subaylar da rahatsız yaşlı subaylar da” diye konuştu. Prof. Şengör şöyle konuştu: Türban gamalı haç gibi bir siyasal simgedir. Toplumsal bir hesaplaşma gibi görülüyor. 27 Mayıs'ı üniversiteler yaptı. Yasal olarak izin verilse bile türban kabul edilemez. Üniversitelerin huzuru bozuluyor. Türbanı taktın mı şeriat istiyorum demektir."

SUBAYLAR RAHATSIZ

Prof. Şengör, “Memleketin Atatürk çizgisinden ayrılması askeri her zaman üzer. Bu çizgiden ne kadar kayılırsa bütün subaylar rahatsız olur. Askerle konuştuğunuz zaman da bunu dile getiriyorlar” dedi. YÖK üyeliğine ilişkin herhangi bir başvurusu olmaksızın seçildiğini belirten Şengör, “YÖK Başkanı'nın hükümetin adamı olduğunu açık kalan mikrofonlardan öğrendik. Cumhurbaşkanı onaylamadan konuşmak olmaz; ben orada bilimi ve üniversiteleri savunacağım” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin en büyük eğitim fuarı Educaturk, 14 Şubat kapılarını açıyor. 4 gün sürecek fuarda eğitime dair herşeyi bulmak mümkün

“Eğitim hiç bu kadar keyifli olmamıştı” sloganı ile bu yıl dördüncüsü düzenlenen fuar dört gün sürecek. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Rumeli Fuar alanında düzenlenecek olan fuarda, anaokulundan üniversiteye, yurtdışı eğitim hizmetlerinden yeni kariyer fırsatlarına kadar her şeyi bulmak mümkün.

Fuarda sundukları hizmetleri her yıl çeşitlendiren Educaturk, bu yıl da pek çok yenilikle ziyaretçilerin karşısına çıkacak.

ABD'nin en büyükleri ile iş görüşmesi

Üniversiteden yeni mezun olan ya da kariyerlerinde yeni bir başlangıç yapmak isteyen gençler düşünülerek hazırlanan özel bölümlerde ABD'deki iş olanakları tanıtılacak. “Uluslararası Kariyer Zirvesi” adı altında gerçekleşecek bu etkinlik boyunca, gençler profesyonel iş yaşamlarına ilk adımı ABD'de atma şansı yakalayacak. Yurtdışında çalışma deneyimi edinerek kariyerlerini daha da geliştirmek isteyenler için birbirinden önemli fırsatların yer alacağı etkinlikte, Amerikan firmaları ile bir araya gelecek olan öğrenciler, işverenlerle yapacakları yüz yüze mülakatlarla, yurtdışında kariyer yapma şansı bulurken hayatlarını değiştirebilecek fırsatları değerlendirecekler. 17 Şubat günü fuar alanında gerçekleşecek zirvede 370 farklı pozisyon için işe alım gerçekleşecek.

Paralı staj olanakları

Zirve boyunca Rumeli Fuar Alanı'nda yer alacak olan stantlarda, Amerika'da Internship programlarına katılacak öğrenci ve mezunların; kredi olanakları, para transferleri, yurtdışında ATM kullanımı, hesap açma, telefonla iletişim, vize süreci ve işlemleri, ulaşım seçenekleri, havayolu kuralları, tatil turları gibi ihtiyaç duyulan çeşitli konularda aydınlatılması sağlanacak.

Work And Travel Job Fair olanakları

2007 yılında gerçekleşen fuarda 70 bin insanın ziyaret ettiği Educaturk'te genç ziyaretçileri bekleyen bir diğer fırsat ise Work And Travel Job Fair. Edurehber Yurtdışı Eğitim ve Kariyer Rehberi - Educaturk işbirliğinde, Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilecek olan zirve kapsamında, Amerikan Konsolosluğu ve Amerika'dan gelen işveren firmaların gerçekleştireceği çeşitli sunumlar ile Work And Travel programı konusunda öğrencileri ilgilendiren tüm ayrıntılar etkileşimli bir ortamda paylaşılacak.

Böylelikle, Educaturk Eğitim Fuarı bünyesindeki zirveye katılan öğrenciler, yaz tatilleri boyunca ABD'de çalışma, İngilizcelerini geliştirme ve tatil yapma olanağı sunan Work And Travel programıyla ilgili olarak akıllarına takılan tüm sorulara yanıt bulmuş olacak ve kariyerleri açısından önemli adımlar atacaklar.

Yöneticilerden kariyer dersleri

Fuar boyunca düzenlenecek sempozyumlarda da Türkiye'nin en önemli şirketlerinin yöneticileri 'kariyer planlaması' konusunda ziyaretçilere deneyim aktarımında bulunacaklar. The Pepsi Bottling Group Yöneticisi Alper Kul'un, On İletişim Yöneticisi İpek Özgüden'in, Kariyer Koçu Yasemin Sungur'un da aralarında bulunduğu pek çok katılımcının, ziyaretçilere kariyer planlaması eğitimleri vereceği sempozyum programı çerçevesinde, öğretmenlere yönelik aktiviteler de düzenlenecek.

14-15 Şubat tarihlerinde İngilizce öğretmenlerine için düzenlenecek sempozyumlar sonucu katılımcılara sertifika verilecek. Ortaöğretime geçiş ve üniversiteye giriş sınavları konusunda gençlere yardımcı olmak, stresle başa çıkmalarını sağlamak amacıyla da pek çok panel düzenlenecek.

Sport Stacking (Dizilim Sporu) Turnuvaları Türkiye'de
Educaturk'te ziyaretçileri bekleyen bir başka yenilik ise Amerika'dan. ABD'deki 12 bin okulun aktivite programında yer alan “Sport Stacking Turnuvaları”nı Türkiye'ye getiren Educaturk, fuar boyunca bu etkinliğin tanıtımını yapacak. 14-17 Şubat tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı Rumeli Fuar alanında düzenlenecek olan Sport Stacking yarışmalarında başarılı olanlar ise çeşitli ödüller kazanacak.

Sport Stacking Nedir?

12 özel tasarım bardaktan oluşan Sport Stacking Turnuvaları'nda amaç bu bardakların “3/3/3, 3/6/3 ve cycle” kategorilerinde en kısa sürede üst üste dizilip indirilmesini amaçlıyor. 1980'li yıllarda ilk olarak Amerika'da ortaya çıkan ve 1995 yılından sonra popülaritesini arttıran Sport Stacking, 2000 yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda sağladığı faydalardan sonra okullardaki en önemli aktivitelerden biri halini aldı. Amerika'da yapılan araştırmalar, Sport Stacking uygulamasının, iki elin aynı anda kullanılması, göz el koordinasyonunun sağlanması ve beynin sağ/sol kısımlarının aynı anda kullanılması gibi yararlarının olduğunu ortaya çıkardı. Sport Stacking'in çocuklar arasında popülaritesinin bu kadar atmasına neden olan bir diğer neden ise hoşça vakit geçirilmesini sağlaması.

Educaturk'ten Hediye Yağmuru

Katılımcı kurumlara ve ziyaretçilere adeta bir eğitim şöleni yaşatmayı planlayan Educaturk, pek çok eğlenceli yarışmaya da ev sahipliği yapacak. Yarışmalarda başarılı olanları yurtdışı ve yurtiçi eğitim bursları, cep telefonları… gibi yüzlerce hediye bekliyor

14-17 Şubat tarihleri arasında Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenecek olan Educaturk Eğitim Fuarı'na, anaokulları, ilköğretim, kolejler, dershaneler, dil okulları, üniversiteler, yurtdışı eğitim danışmanlık kurumları, hobi/sanat/spor okulları, burs sağlayan vakıf/dernekler ve yurtdışından birçok eğitim kurumu katılacak.

Educaturk Eğitim Fuar Takvimi

İstanbul 14-17 Şubat 2008 Lütfi Kırdar Rumeli Fuar Alanı
İzmir 13-15 Mart 2008 Kültür Park 5 nolu Atlas Salonu

Nutuk'un İran'da okutulması için harekete geçildi

Merkez, bunun için Dışişleri Bakanlığı'nı devreye soktu. Dışişleri Bakanlığı da Tahran Büyükelçiliği'ni harekete geçirdi. Tahran Büyükelçiliği, yapılan temaslara yönelik olarak Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği yazıda, "İran'daki çeşitli üniversite, kütüphaneler, ilgili diğer kurum ve kuruluşlara iletilmek üzere söz konusu yayından talep edilmektedir" dedi. Bu talep üzerine İran'a bugüne kadar bin 500 adet Farsça Nutuk gönderildiği öğrenildi.

ARAPÇA'YA ÇEVRİLİYOR

Farsça Nutuk'un ardından, başta Arap ülkeleri olmak üzere, diğer İslam ülkelerine yönelik olarak "Arapça Nutuk" hazırlanması için çalışma başlatıldı. Arapça Nutuk'un, özellikle iç çatışma ve kargaşaların yaşandığı Irak, Filistin ve Lübnan gibi ülkelere gönderilip, buralarda okutulması amaçlanıyor. Arapça Nutuk'un, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt gibi ülkelere gönderilmesi de planlanıyor. Nutuk, önümüzdeki süreçte, Çince, Rusça, Uygurca ve İspanyolca'ya da çevrilecek. Nutuk, bugüne kadar İngilizce, Fransızca, Almanca ve Kazakça'ya çevrilmişti.