Alınan bilgiye göre, İstanbul'da yaşayan Hayret Yirmibeş, Bulancak ilçesinin Uçarlı Mahallesi'nde bulunan ve üzeri fındıklık olan 9 bin 924 metrekarelik arsasını, dönemin valisi Haydar Öner ve kaymakam Hüseyin Kulözü'nün istekleri doğrultusunda, 25 Eylül 1998 tarihinde imzalanan protokolle, okul yapılmak üzere bağışladı.
Yapılacak okula babası Ali Haydar Konyalıoğlu'nun adının verilmesi ve 5 yılda tamamlanması şartıyla Yirmibeş'in bağışladığı arsa, İl Özel İdaresine devredildi.
Söz konusu arsaya okul yapılmaması ve aradan 7 yıl geçmesi üzerine, 2005 yılında Giresun Valiliğine bir yazı yazarak bilgi isteyen Yirmibeş'e, buraya Yatılı İlköğretim Bölge Okulu yapılacağı bildirildi. Bir süre daha okulun yapılmasını bekleyen Yirmibeş, Giresun Valiliğinin protokol şartına uymadığı gerekçesiyle, geçen yıl avukat Erhan Apaydın'a vekalet vererek, arsasını geri almak için hukuki mücadele başlattı.
Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve 7 duruşma sonunda karar bağlanan davada mahkeme, protokol şartlarının yerine getirilmediğine hükmederek, söz konusu arsanın Hayret Yirmibeş'e iadesini karar verdi.
Duruşma sonrası avukat Apaydın'ın mahkeme kararını bildirdiği Hayret Yirmibeş'in, karara sevindiği ve "arsamı geri aldım, kendi okulumu kendim yapacağım" dediği belirtildi.
İl Özel İdaresi yetkilileri, arsanın kullanım sorumluluğunun Milli Eğitim müdürlüğünde olduğunu belirterek, "engebeli ve içinden küçük bir dere geçtiği için arsada okul inşaatına başlanamadı, ama yine de arsanın geri alınması üzücü" dediler.
Vatandaşlar da, arsaya 3 adet okul veya Yatılı İlköğretim Bölge Okulu yapmanın mümkün olduğunu ifade ederek, Bulancak ilçesinin okul ihtiyacı olduğu halde bir girişimde bulunulmadığını ileri sürdüler.
23 Ocak 2008 Çarşamba
Giresun’da hayırsever Hayret Yirmibeş, okul yapılması şartıyla bağışladığı yaklaşık 3 milyon YTL değerindeki 10 dönümlük arsasını geri aldı
MHP, üniversitelerin iki yıllık bölümlerinden mezun olan MYO mezunlarının kadro, unvan, yetki ve askerlik indirimi ile ilgili yasa önerisi verdi
MHP Grup başkanvekilleri Oktay Vural, Mehmet Şandır ve bir grup MHP milletvekili tarafından Meclis Başkanlığı'na sunulan yasa önerisinin gerekçesinde, üniversitelere bağlı olarak halen faal 515 Meslek Yüksekokulu'nun (MYO) iki yıllık ön lisans programlarıyla teknik ve sosyal alanda eğitim verdiği kaydedildi.
2006 kayıtlarına göre, 1 milyon 226 bin 63 MYO mezunu ve 441 bin 74 okuyanı olan MYO'ların 220'sinin teknik, 83'ünün iktisadi, 28'inin sağlık, 46'sının tarım, 24'ünün hayvancılık ve 7'sinin de denizcilik alanlarında eğitim verdiği kaydedildi. Eğitim sisteminin çözülmeyi bekleyen sorunları arasında MYO'ların durumunun da yer aldığına işaret edilen 7 maddelik kanun teklifinde şu görüşlere yer verildi:
"Türkiye'de üniversite eğitimi almış bütün meslek gruplarının kadroları, unvanları, yetkileri ve statüleri bellidir. Ancak 515 Meslek Yüksekokulu'nda eğitim alarak mezun olmuş 2 milyona yakın insanımızın diplomalarında üniversite mezunu yazmasına rağmen, gerek iş hayatında gerekse askerlik görevleri sırasında lise, meslek lisesi ve ticaret lisesi mezunları ile aynı statüye sahiptir. Askerlik görevi sırasında lise mezunu ile beraber aynı süre olan 15 ay görevi yanında lise mezunu çavuş olurken Meslek Yüksekokulu mezunu er olarak görevini ifa etmektedir. MYO mezunları statü bakımından gerek iş hayatında, gerekse askerlik görevi sırasında lise mezunu statüsünde sayılmalarının yanında bu meslek gruplarının emrinde çalışmaktadırlar. Bu uygulamalar MYO mezunlarında büyük bir psikolojik bozukluk ve bunalım yaratmakta, bu okullarda iş hayatında ve askerlik görevi sırasında hiçbir avantaj sağlamamaktadır."
ÖĞRENCİLERE SİGORTA, İŞVERENE VERGİ MUAFİYETİ
İş hayatı ve askerlik görevi sırasında MYO mezunlarının lise mezunlarından ayrı bir statü ve yetkide çalıştırılmasının Avrupa Birliği fikrine uygun düşeceği de kaydedilen kanun teklifinin 1'nci maddesinde "Diplomasız, ilköğretim, genel ve meslek lisesi mezunu olanlar için muvazzaflık hizmeti süresi; Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığında, er ve erbaş olarak 15 ay, iki yıllık Meslek Yüksekokulu mezunu olanlar için er veya erbaş olarak 9 aydır. Bu sürenin barışta önce 1/6 ay bilahare 2/6 aya indirilmesine Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de ihtiyacı dikkate alınarak Bakanlar Kurulunca karar verilir" denildi.
Teklifte, tekniker, yüksek tekniker unvanı alanlar ile MYO'ların iktisadi bölümlerinde meslek elemanı olarak mezun olanların diğer meslek gruplarının yetki ve sorumluluklarına sahip olması öngörüldü. Teklifte ayrıca, işverenlere çalıştırdıkları MYO mezunları sayısına göre yüzde ellisini geçmemek üzere sigorta primi muafiyeti tanınması ve İngiltere örneğinde olduğu gibi MYO'larda okuyan öğrencilerin sigorta kapsamına alınması da önerildi.
(ANKA)
Gönderen
Eğitim Haber
zaman:
00:46
0
yorum
Etiketler: Mehmet Şandır, Meslek Yüksek Okulları ve Askerlik, Oktay Vural
Öğretmenler Zachau'nun Türkiye'deki öğretmen maaşlarının OECD standartlarına göre yüksek olduğunu söylemesine tepki göstererek eylem yaptı
Eğitim, Öğretim ve Bilim Çalışanları Hak Sendikası (Eğitim Hak-Sen) üyesi bir grup öğretmen, Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau'nun yaptığı bir açıklamasında, Türkiye'deki öğretmen maaşlarının OECD standartlarına göre yüksek olduğunu söylemesine tepki göstererek eylem yaptı.
Yapılan eylemin ilginç olan yanı ise hazırlanan pankartların ingilizce olması ve basın açıklamasının ise ingilizce yapılmasıydı.
Eğitim, Öğretim ve Bilim Çalışanları Hak Sendikası (Eğitim Hak-Sen) üyesi yaklaşık 20 öğretmen, Kızılay Postanesi önünde toplanarak Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau'yu protesto etti.
Ulrich Zachau'nun, 16 Ocak 2008 tarihinde yaptığı Türkiye'deki öğretmen maaşlarının Türkiye Gayri Safi Yurtiçi Hasılası gözönüne alındığında OECD standartlarına göre yüksek kaldığını ve bu durumun düzeltilmesi şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi.
Hazırladıkları ingilizce partlartlarla tepkilerini dile getiren eylemciler, Zachau'nun Türk öğretmenlerinden özür dilemesini istediler. Eylem yapan grup adına açıklama yapan Eğitim Hak-Sen Genel Başkanı Hanifi Gökçek, açıklamanın Ulrich Zachau tarafından daha iyi anlaşılması için konuşmasını ingilizce olarak yaptı.
Açıklamada, Zachau'nun Türkiye'deki öğretmenlerin maaşlarının fazla olduğu ve bunun düzeltilmesi gerektiği şeklindeki açıklamasını şiddetle kınadıklarını belirten Gökçek, Zachau'nun Türkiye'deki öğretmenleri OECD ülkelerinde yaşayan öğretmenlerle karıştırdığını savundu. Hanifi Gökçek, Türrkieye'deki öğretmenlerin sosyo ekonomik durumlarının diger OECD ülkelerinkinden çok farklı olduğunu vurguladı. Gökçek, Türkiye'deki öğretmenlerin OECD ülkelerindeki öğretmenlere göre daha fazla çalıştığını, daha çok öğrencinin sorumluluğunu üzerine aldığını, daha düşük ücret aldığını ve geçimini sağlamak için daha fazla yıprandığını ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti çalışanlarının ücretlerinin ne Dünya Bankası ne de bir başka yabancı kuruluş tarafından değil, Türk halkının vergileri ile ödendiğini söyleyen Gökçek, Ulrich Zachau'nun yaptığı açıklamalarından dolayı tüm Türk öğretmenlerden özür dilemesini istedi. Eylemciler, dana sonra yapılan zamlarla birlikte maaşlarına aylık olarak yansıyan 25 YTL farkı postaneden havale yolu ile Ulrich Zachau'ya gönderdiler.
Gönderen
Eğitim Haber
zaman:
00:45
0
yorum
Etiketler: Eğitim Hak-Sen, Ulrich Zachau
13 yaşındaki Batuhan Çarhanoğlu, kız arkadaşı olduğu öne sürülen Şerife Tekin'i sınıf ortasında kurusıkı tabanca ile vurarak yaraladı
Beyoğlu Dolapdere'de bulunan Hüviyet Bekir İlköğretim Okulu'nda 13 yaşındaki Batuhan Çarhanoğlu, kız arkadaşı olduğu öne sürülen Şerife Tekin'i sınıf ortasında namlusu değiştirilmiş kurusıkı tabanca ile vurarak yaraladı.
İddiaya göre saat 11.00 sıralarındaki olay şöyle gelişti: Hüviyet Bekir İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencisi Batuhan Çarhanoğlu, okula getirdiği namlusu değiştirilmiş bilye atar kurusıkı tabancayla ders arasında arkadaşlarına şaka yapmak istedi.
Çarhanoğlu, silahını kız arkadaşı Şerife Tekin'e doğrultuğu sırada büyük bir gürültü duyuldu. Silahtan çıkan bilye genç kızın boynuna isabet etti.
Ağır yaralanan Şerife Tekin, öğretmenleri tarafından hastaneye kaldırıldı. Batuhan Çarhanoğlu ve 2 arkadaşı gözaltına alınırken sınıf ortasındaki dehşet dakikalarına şahit olan öğrenciler gözyaşlarına boğuldu.
Olay sonrası okula akın eden veliller yetkililerden bilgi almaya çalıştı. Genç kızın durumunun ağır olduğu belirtilirken polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.
Uzmanlar karne döneminde üzücü olayların yaşanmaması için ebeveynleri kırık not getiren çocuklarına baskı yapmamaları konusunda uyardı
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih Kılıçarslan, çocukların performanslarının karne notu ile değerlendirmenin doğru olmadığını belirterek, "Sömestrde ebeveynlerin yaklaşımları ve not değerlendirmeleri en az notlar kadar önemlidir" dedi.Karnesinde kırık not alan çocukların başarılı arkadaşlarıyla kıyaslanmasının son derece sakıncalı olduğunu ifade eden Fatih Kılıçarslan, bu durumun çocukta stres, kaygı ve kendine güvenin azalmasına yol açacağını ifade etti.
Doğru olan yöntemin kırık not getiren çocukların kişiliklerinin eleştirilmesi yerine, düşük not almasına neden olan davranışların ortaya konması olduğunu vurgulayan Kılıçaslan şunları söyledi: "Yargılamak, suçlamak, etiketlemek, çocuğun eksiklerini görüp kendini olumlu yönde hareket etmesine engel olmaktadır. Benlik saygısını yitiren çocuk, intihar ve benzeri kendine zarar verme davranışları gösterebilir. Çocuklar başarılı notlarından dolayı motive edilmelidir. Tatilini, eksikliklerini telefi etmesi yönünde ne yapacağı karşılıklı konuşarak açık iletişimle belirlenmeli ve program yapılmalıdır."
Kılıçarslan, "Çocuğun sorumluluk duygusu geliştirilmeli. İyi davranışların ve notların ödüllendirilmesi, başarının artmasına katkıda bulunur" dedi.
Gönderen
Eğitim Haber
zaman:
00:43
0
yorum
Etiketler: Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi
MEB, meslek lisesi mezunlarının işe yerleştirilebilmeleri ve işadamlarının da kalifiye eleman bulabilmesi için e-mezun projesini hayata geçirdi
Proje kapsamında oluşturulan www.emezun.meb.gov.tr adresinde öğrenci, okul ve işveren girişlerinin yapılabileceği bölümler mevcut.
Öğrenciler özgeçmişlerini ve hangi mesleğe yatkın olduklarını belirten formları web sayfasından dolduracak. İşverenler de aradıkları vasıflardaki elemanları yine web sayfasında ilanlarla belirtecek. Meslek lisesi mezunları kendi alanlarında çalışabilecek, iş verenlerde kalifiye eleman sıkıntısını giderebilecek.
MEB İstanbul, Erkan Avcı Lisesi’nde “mescit” bulunduğu ve öğrencilerin burada namaz kıldığı yolundaki iddiaları soruşturmayacak
MEB, okullarda mescit kurulmasını engelleyen bir yasa bulunmaması nedeniyle soruşturma açmazken, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından konuyla ilgili olarak görevlendirilen müfettişlerin raporunu bekliyor.
Okullarda 'mescit bulundurulmamasına' ilişkin herhangi bir yasa bulunmaması nedeniye MEB İstanbul, Bahçelievler Erkan Avcı Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nde “mescit” bulunduğu ve öğrencilerin burada namaz kıldığı yolundaki iddialar üzerine soruşturma açmıyor.
Radikal gazetesinde yayımlanan bir haberde Erkan Avcı Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nin zemin katındaki bir odanın mescit olarak kullanıldığı, öğrencilerin de öğretmenleriyle birlikte burada namaz kıldığı öne sürülmüştü. Öğrencilerin formalı olarak namaz kılarken arkadan çekilmiş fotoğraflarının da bulunduğu haber üzerine MEB'in soruşturma başlatmayacağı bildirildi. ANKA'nın edindiği bilgiye göre, MEB; mevcut yasa ve yönetmeliklerden okullarda mescit kurulması ya da kurulmaması yönünde bir düzenleme bulunmadığı için soruşturma açmıyor. Köksal Toptan'ın Milli Eğitim Bakanlığı döneminde çıkarılan bir genelgede de, “Öğrencilerin dini vecibelerine yerine getirmesinde gerekli kolaylıklar sağlanacaktır” ibaresi bulunması da, söz konusu okula soruşturma açılmamasının nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.
-LAİKLİĞE KARŞI DURUM “VARSA” SORUŞTURMA AÇILACAK-
İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından konu ile ilgili iki müfettiş görevlendirilirken, söz konusu müfettişlerin raporu doğrultusunda MEB'in soruşturma açabileceği belirtiliyor. Müfettiş raporlarında; mescit bulunmasının, okulda eğitim-öğretimi aksattığı, Atatürk İlke ve İnkılaplarına zarar verdiği ya da laikliğe aykırı olduğu yönünde bir sonuç çıkması halinde MEB konu ile ilgili olarak soruşturma başlatacak.
-MÜDÜR YALANLADI ÖĞRENCİLER “ÖZGÜRLÜK” DEDİ-
Erkan Avcı Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi müdürü Muhitdin Kara ise haberin asılsız olduğu yönünde açıklamalarda bulunurken, fotoğrafların ortaya çıkarılması sonrasında “Ben tanımlayamadım. Henüz inceleme yapamadım ve teşhis edemedim” demişti. Kara, çağdaş, Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı, demokrat bir okul olduklarını belirterek “Asparagas bir haber üzerinde yoğunlaşılmış. Bir mizansen olabilir. Ben tanımlayamadım. Henüz inceleme yapamadım ve teşhis edemedim. Mesleki ve teknik eğitimi öne alınmış, endüstri ve sanayi ile işbirliği ile bir şeyler yapan tecrübeli bir okuluz. Bu tür nahoş haberler okulumuzu yoruyor. Kesinlikle bu iddiaları kabul etmiyoruz. Böyle bir okula ben bile inanmıyorum” demişti. Söz konusu lise öğrencileri ise durumu doğrularken, “Bizler özgür olarak dini vecibelerimizi yerine getiriyoruz” demişlerdi.