17 Temmuz 2009 Cuma

Hakim Çocuklarının SBS Talihsizliği

Görev yerleri belli olmayan hakim ve savcılar SBS tercihlerinin son günü olması nedeniyle büyük sıkıntıya girdi.

HAKİM ve Savcılar Yüksek Kurulu kararnameyi dün de açıklayamadı. HSYK'nın her yıl temmuz başında açıkladığı, savcı ve hakimlerin yeni görev yerlerinin belirlendiği kararname ayın ortasının geçilmesine rağmen netleşemedi. Yeni görev yerleri belli olmayan özellikle çocuklu hakim ve savcılar sıkıntı yaşıyor. Çocukları ilköğretim 8. sınıfı yeni bitirenlerin sıkıntısı ise bir kat fazla. Çünkü, öğrencilerin iyi bir lisede öğrenim görmesinin yolunu açacak SBS sonuçları açıklandı. Tercihler ise bugün bitiyor. Görev yeri belli olmayan hakim ve savcılar çocuklarını hangi şehirde okutacaklarını bilemedikleri için tercih listesini hazırlayamadı. Bazı yargı mensupları SBS tercih süresinin uzatılması için başvuruda bulundu. Sıkıntılarını kendi iç yazışma siteleri 'www.adalet.org'da dile getirdi. İşte dertli hakim ve savcıların dile getirdiklerinden bazıları: - Bu sabah Milli Eğitim Bakanlığı'nı aradım. Kararname gecikmesi nedeniyle yarın dolacak olan SBS tercih süresinin uzatılmasını istedim. Benden fax çekmemi istediler. Bu durumda olan arkadaşların MEB'e fax çekmelerinin faydalı olabileceğini düşünüyorum. Yoksa çocuklarımızın bunca yıllık emeğinin birileri tarafından dikkate alınmadığından heba olma tehlikesi var. Biz bekleriz alıştık artık ama çocukların dünyası yıkılıyor! - Cumadan sonraya kalırsa, çocukları SBS-8 sınavına giren meslektaşlar ve çocukları mağdur olur. - Hakim ve savcıların kendileri bir yana eşleri çocukları ve aileleri ile yaklaşık 10 bin kişilik bir topluluk 7 kişinin imzasına endekslenmiş durumda.

Özel Okullar Açık Ara Önde

SBS sonucuna göre Türkiye'nin en başarılı okulları yine özeller çıktı.

Yaşar ÖZAY / SABAH
Milli Eğitim Bakanlığı araştırmasında özel okullar açık ara önde SBS sonucuna göre Türkiye'nin en başarılı okulları yine özeller çıktı. İstanbul'daki başarı sıralamasına göre ilk 10'a devlet okulu giremedi Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilköğretim okullarının başarısını ölçmek için başlattığı araştırmanın sonuçları yetkilileri şaşkına çevirdi. Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) katılan bir milyon öğrenci arasında yapılan araştırmada, yatırımlara rağmen devlet okullarının özel okullar karşısında yine başarısız oldukları belirlendi. İstanbul, Ankara ve İzmir'de SBS'ye giren öğrencilerin puan ortalamasına göre yapılan araştırmada, ilk on ilköğretim okulu arasına İstanbul ve İzmir'den hiçbir okul giremezken Ankara'dan devlet ilköğretim okulu olarak Tahsin Şahinkaya İlköğretim Okulu sıralamaya 7. sıradan girmeyi başardı. SABAH'ın elde ettiği listede, devlet okullarının özel okullar karşısında hezimete uğradığı gözlendi. Bakanlık yetkilileri bu durum karşısında "fırsat eşitsizliği yaratır" diye listeyi kamuoyu ile paylaşmadı. Ancak tek tek okullara bilgi verildi. Bakanlık tarafından başarısız görülen okullar mercek altına alındı. Okul yöneticilerinden başarısızlığın nedenleri için rapor istendi. Yetkililer şimdilik üç büyük ilin değerlendirmesinin yapıldığını, 81 ili kapsayacak araştırmanın her yıl devam edeceğini, Türkiye'nin eğitim haritasının belirleneceğini açıkladılar. OKS'de matematik ve fen puanlarının ortalamaları baz alınan araştırmada, Türkiye'nin ilk 10 sıralamasında Bursa'dan Özel Kültür İlköğretim okulu 475.739 puanla birinci, İstanbul'dan Bilfen Bahçeşehir 475.049 puanla ikinci, Kocaeli'den Özel Erkul Tunagür İlköğretim Okulu 469.380 puanla üçüncü oldu. İstanbul sıralamasında Bilfen Bahçeşehir 475.049 puanla İstanbul şampiyonu oldu. Bilfen'in Çamlıca, Koşuyolu ve Ataşehir okulları da Bahçeşehir'i takip etti. ANKARA VE İZMİR Ankara'da Özel Maya İlköğretim Okulu 436.842 puanla birinci oldu. Gazi Üniversitesi Vakfı Özel İlköğretim Okulu 429.564 puanla listeye ikinci sıradan girerken, Özel Samanyolu İlköğretim Okulu 424.608 puanla üçüncü oldu. İzmir'de de Özel Karşıkaya Yamanlar İlköğretim Okulu listenin birinci sırasına 449.219 puanla yerleşti. İzmir ikinciliğini Özel Çakabey İlköğretim Okulu alırken, üçüncü Özel Ege İlköğretim Okulu oldu. Eğitimci Galip Çağatay, son yıllarda hızlı gelişmeye eğitimin ayak uyduramadığını belirterek, "Acil önlemler alınmalıdır. Aileler çocuklarını başarılı okullara göndermek istiyorlar. Özel eğitim kurumları bu hızlı gelişmeye kısa sürede adapte oldular. Devlet okullarının özel okullarla yarışması çok zor. Bakanlık kısa sürede önlem almak zorunda" dedi.

SBS Tercihlerinde Son Gün

Fen, Anadolu ve bazı meslek liselerine girmek isteyen öğrencilerin tercih yapmaları için bugün son gün.

Tercihler SBS sonuçlarının da katılarak hesaplandığı orta öğretime yerleştirme puanlarına göre yapılacak. Bu puanı 196'nın altında olan öğrenciler tercihte bulunamayacak. Tercihler öğrenci velisi tarafından bakanlığın internet sayfasında yer alan okulların tercih kodlarına göre yapılacak ve tercihler okul müdürlüğü tarafından elektronik olarak onaylanacak. Her türlü düzeltme ise elektronik onaylamadan önce yapılacak. Onaylama işlemi yapıldığı andan itibaren öğrencinin tercih işlemi tamamlanmış olacak. Öğrenciler bir defalık 12 okul tercih edebilecek. Yerleştirme sonuçları ise 24 Temmuz'da açıklanacak.

16 Temmuz 2009 Perşembe

Üniversite Adaylarına Burs İmkanları

Burslu okumak isteyen ve ÖSS'de başarılı olan adaylara hem üniversiteler hem de diğer bazı kurumlar bir çok seçenek sunuyor.

ÖSS'de başarılı olan adaylara, hem üniversiteler hem de diğer bazı kurumlar belirli koşullarla ''aylık ücret''ten ''teknokentte şirket açma önceliği'' tanımaya, dizüstü bilgisayardan barınma giderlerine ve yurt dışında ücretsiz yüksek lisans ve doktora eğitimine kadar çeşitli olanaklar sunuyor. ÖSS'de başarılı olan adaylar, özellikle burs konusunda diğer adaylara göre birçok avantaj elde ediyor. Hem devlet üniversiteleri hem de vakıf üniversiteleri öncelikle ÖSS'de derece kazanmış öğrencileri kendi üniversitelerine çekmek için burs ve çeşitli imkanlar vaat ediyor. ÖSS'de genellikle ilk üç bine giren adaylar için gerek devlet üniversiteleri gerekse vakıf üniversitelerinin burs ve diğer seçenekleri çoğalıyor. Bazı üniversiteler bu rakamı ilk 8 bine kadar çıkarıyor. Vakıf üniversiteleri genellikle dereceye giren bu öğrencilerden hem eğitim-öğretim ücretini almıyor, hem barınma ve diğer giderlerini karşılıyor hem de belirli miktarlarda ''aylık ücret'' veriyor. Bazı vakıf üniversiteleri ''başarı bursu'', ''destek bursu'', ''kapsamlı burs'', ''başarı ödülü'' gibi imkanlar sağlıyor. Kapsamlı burs eğitim-öğretim ücretinin tamamının alınmamasını kapsarken, destek bursu eğitim-öğretim ücretinden yapılan indirimi, başarı bursu da belirli bir not ortalamasının üstünde olan öğrencilere verilen ücretleri içeriyor. Ayrıca öğrencilere yurt dışında ücretsiz yüksek lisans ve doktora eğitimi olanakları da tanınıyor. Devlet üniversiteleri de genellikle başarılı öğrencilere ''başarı ödülü'' ve ''başarı bursu'' sunuyor. Başarı ödülü genellikle dereceye girmiş öğrencilere ilgili üniversiteyi tercih etmeleri halinde bir defaya mahsus ''para ödülü'' şeklinde oluyor. Örneğin, İstanbul Teknik Üniversitesi, Y-ÖSS'de SAY-puan türüne göre ilk 100'e girerek, üniversiteye yerleşecek olanlara birinci eğitim-öğretim yılında 20 bin TL nakit para veriyor. Ayrıca bu adaylara, 9 ay süreyle ayda 1500 TL, dizüstü bilgisayar ve İTÜ ARI-TEKNOKENT'te şirket açma önceliği sağlıyor. Adaylar, hangi üniversitenin hangi alanlarda ve hangi koşullarla burs verdiklerine ilişkin ayrıntılı bilgileri, 2009-Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'ndan öğrenebilecek. -MEB'İN BURSU- Milli Eğitim Bakanlığı da öğretmenlik programlarını ilk beş tercihi arasında göstererek, yerleşmeye hak kazanan toplam 1500 öğrenciye aylık 180 TL burs sağlayacak. Anadolu öğretmen lisesi mezunu olup bu programlara ilk beş tercihleri arasında yerleşen öğrencilerden kontenjana giremeyenler için kontenjan sınırı bulunmayacak. Burs verilecek öğrencilerde şu şartlar aranıyor: ''- T.C. vatandaşı olmak, - 22 yaşını geçmemiş olmak, (1987 ve sonraki yıllarda doğmuş olmak) - ÖSYS tercih bildirim formunda öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarının Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen programlarını ilk beş tercihi arasında seçmiş ve bu programa (ikinci öğretim, Açıköğretim ve özel üniversiteler hariç) kesin kaydını yaptırmış olmak, - Memuriyete atanmasına engel olacak nitelikte hükümlülüğü bulunmamak, - ÖSYM'ce yapılan puan sıralamasına göre kaydolduğu program için Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen kontenjana girmiş olmak.'' MEB'in, 2009-2010 öğretim yılında burs vereceği öğretmenlik programları ve kontenjanları şöyle: ''Okul Öncesi Öğretmenliği (260), İngilizce Öğretmenliği (220), Sınıf Öğretmenliği (100), Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (100), İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği (100), Türkçe Öğretmenliği (80), İlköğretim Matematik Öğretmenliği (80), Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği (60), Matematik Öğretmenliği (50), Fen Bilgisi Öğretmenliği (60), Fizik Öğretmenliği (20), Kimya Öğretmenliği (20), Coğrafya Öğretmenliği (30), Biyoloji Öğretmenliği (20), Tarih Öğretmenliği (20), Sosyal Bilgiler Öğretmenliği (45), Zihin Engelliler Öğretmenliği (50), Üstün Zekalılar Öğretmenliği (12), Endüstriyel Teknoloji Öğretmenliği (13), Elektrik Öğretmenliği (20), Elektronik Öğretmenliği (20), Elektronik Haberleşme Öğretmenliği (15), Bilgisayar Öğretmenliği (20), Bilgisayar Sistemleri Öğretmenliği (20), Bilgisayar ve Kontrol Öğretmenliği (15), Elektronik ve Bilgisayar Öğretmenliği (15), Bilgisayar Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği (35).'' Burslar, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünce ödenecek. -TÜBİTAK'IN BURSU- TÜBİTAK da 2009-ÖSS sonucuna göre Sayısal ağırlıklı puan türünde ilk 7 bin 500'e girerek biyoloji, fizik, kimya, matematik, ilk 5 bin içine girerek moleküler biyoloji ve genetik, sözel ağırlıklı puan türünde ilk bine girerek tarih, eşit ağırlıklı puan türünde ilk 5 bin içine girerek felsefe, sosyoloji, ilk bine girerek psikoloji bölümlerinden birine ÖSYM tarafından merkezi yerleştirmede yerleşmeye hak kazanıp kayıt yaptıran T.C vatandaşı öğrencilere burs sağlayacak. Ayrıca, ortaöğrenimi sırasında Türkiye adına TÜBİTAK'ın katıldığı Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında (bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya, matematik) altın, gümüş ve bronz madalya alıp sınavsız yerleştirme hakkını kazanan ya da Uluslararası Bilim Olimpiyatları'nda Türkiye'yi temsil eden takımlarda yer alıp ortaöğretimini bitirdiği yıl girdiği ÖSS sonucunda üniversitelerin bu olimpiyat alanlarıyla ilgili bölümlerinden/programlarından birini kazanan ve kayıt yaptıran T.C. vatandaşı öğrenciler de TÜBİTAK'tan burs alabilecek. TÜBİTAK'ın düzenlediği Ortaöğretim Öğrencileri Arası Araştırma Projeleri Yarışması ile Uluslararası Proje Yarışmalarında dereceye giren öğrenciler de belli koşullarla burstan yararlanabilecek. Belirlenen şartları sağlayarak bursiyer olmaya hak kazananların adreslerine 2009 yılı Eylül ayı içinde gerekli belgeler gönderilerek, başvurmaları istenecek.

Hangi Yaşta Hangi Zeka?

Okullarda uygulanan etkin ve çoklu öğrenme ortamları çocuğun baskın zekâlarından yararlanarak, baskın olmayan zekâlarını geliştiriyor

Eğitim sistemimizin sınavlara dayalı olması, okullarımızın tamamen akademik başarıya endekslenmeleri, gençlerin gerçek yaşamdan koparak test kitaplarının arasına hapsolmasına yol açtı. Yaklaşık 20 yıldır okullarda devam eden reform çalışmalarının ardından geldiğimiz nokta, gerek eğitimciler gerek aileler açısından hiç de memnun edici değil. Akademik anlamda yüksek başarı gösteren gençlerimiz üniversite mezuniyetleri sonrası iş yaşamında çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kalıyor. Okul hayatı boyunca oldukça başarılı sayılan öğrenciler, mezuniyet sonrası büyük problemlerle iş hayatına girebiliyor ve gerçek hayata uyumda pek çok sıkıntı yaşıyor. Zeki diye adlandırılan pek çok öğrenci inanılmaz davranışlarla toplumu şaşırtıyor ve asosyal tavırlarla anne babaları endişelendiriyor. Çoklu Zekâ Teorisi'nin her zekâ türüne eşit önem vermesi ve her çocuğun öğrenebileceğine yönelik çalışmaları, bugün Türkiye'de de pek çok okulda bu metodun eğitim öğretimde kullanılmasına neden oldu. Eğitimde çoklu zekâyı kullanan Kültür2000 Koleji Kurucusu Ful Akıngüç Över, çoklu zekânın bilinmemesinden dolayı, dil ve matematik dışındaki zekâ türlerine sahip çocuklara önem verilmediğini söylüyor. Över, “Başarısız çocuk yoktur. Dersleri müzik, sanat ve spor desteğiyle sevdirip başarıyı artırmak mümkün” diyor. Över, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı: Kuramın geleneksel zekâ anlayışından farkı ne? Geleneksel anlayışta sadece etkili ifade yeteneği olan ve mantıklı kişilere değer veriliyor. Oysa çoklu zekâda her tür zekâya eşit önem veriliyor. Müzikte çok başarılı ancak matematikte başarısız olan çocuk zeki mi? Neden olmasın? Ne yazık ki bu yetenekleri taşıyan birçok çocuk, okulda destek görmüyor. Onların farklı düşünme ve öğrenme yönlerine hitap edilmediği için öğrenme problemli oluyor; çocuk 'dikkati eksik' ya da 'başarısız' olarak adlandırılıyor. Ancak ülkemizde başarı sınavlarla ölçülüyor... Ne yazık ki öyle. Sınavlar ezberciliğe neden oluyor ve yaratıcılığı ortadan kaldırıyor. Çoklu Zekâ Kuramı'nda öğrenememe veya başarısızlık söz konusu değil mi? Hayır. Seviyeler farklı olabilir ama her çocuk her konuyu öğrenir. Çoklu zekâyla, öğretmenler derslerini müzik, sanat, alan gezileri ve daha birçok farklı yöntemle öğretiyor. Müzik zekâsına sahip bir çocuğa tarih nasıl öğretilebilir? Tarihi bilgilerle bir şarkı hazırlamasını istediğimizde bu işi zevkle yapar. Kendi hazırladığı şarkıları unutmayacağı için öğrenmiş de olur. “Baskın zekâyla baskın olmayan zekâ geliştirilir” Şule Yurcu, Çoklu Zekâ Teorisi'nin, çocuğu tanıma ve yönlendirmede rehber olduğunu belirterek, “Bu anlayışla kurulan okullardaki hatta evlerdeki etkin ve çoklu öğrenme ortamları çocuğun baskın zekâlarından yararlanarak, baskın olmayan zekâlarını geliştirir” dedi. Yurcu bu gelişimi özetledi: - Çocuğun sanat veya müzik zekâsı baskın değilse, belki ilerde ressam veya müzisyen olamaz ama beğeni ve zevk alma düzeyi mutlaka gelişir. - Matematik konularının kavramlarını, dilsel zekâsı baskınsa senaryolaştırarak öğrenebilir. Eğer bir de müzik zekâsı baskınsa ritim çalışmaları sayesinde sayıları, sayı dizilerini hatta işlem yapmayı öğrenebilir. - Sanatta ustaca kullanılan geometrik şekiller, uzamsal zekânın göstergesidir. Bu tür yaklaşımlarla oluşturulan öğrenme ortamlarıyla çok daha fazla çocuğa ulaşmak mümkündür. Bedensel - Kinestetik Zekâ Yaşadığımız fiziksel dünyayı fark etmemizin ve kavrayabilmemizin temelleri kinestetik zekâmıza bağlı. Yaşamımızda dış dünyada olup bitenleri gözleyerek, diğerlerinin hareketlerini taklit ederek, diğerleriyle etkileşim kurarak ve nesnelere dokunarak pek çok şey öğreniriz. Prof. Gardner, kinestezinin altıncı duyumuz olduğunu söylüyor. Bu zekâ alanı bireyin, spor faaliyetleri gibi tüm vücudunu kullanmasını gerektiren etkinliklerde kullanılıyor. Bedensel öğrenciler bedenlerini hareket ettirerek ve ellerini kullanarak en iyi şekilde öğreniyorlar. Rol yapma, drama ve bütün spor alanları hoşlandıkları etkinlikler arasında bulunuyor. Bu öğrenciler sınıftaki duygusal tona daha fazla önem gösteriyor. Çünkü onların bedenlerine ve çevrelerine olan farkındalık seviyeleri çok yüksek. Nasıl tanırsınız? Bedensel zekâ kişinin vücudunu ve hareketlerini kullanım biçimini ifade ediyor. Bedensel zekâsı yüksek kişiler spor hareketlerini, düzenli-ritmik oyunları kolayca uygulayabilirler. Bedensel zekâsı yüksek kişilerde koordinasyon, denge, hız, el, bacak becerisi ve esneklik dikkat çekicidir. Balerinler, aktörler, sporcular, pandomim sanatçıları, cerrahlar, teknisyenler bunlara örnek gösterilebilir. Spor geliştirir Birçok çocuk, spor yapmak ve oyun oynamak için zaten motive olmuş olduğundan bu zekâ, diğer zekâ türlerini geliştirmek için 'fırsatlar penceresi'dir. Eğer çocuğunuz bilgisayar oyunlarından zevk alıyorsa, dilsel zekâlarını geliştirmek için, oyunun kural ve strateji kitaplarını okumaları için cesaretlendirin. Eğer çocuğunuz futbol veya basketbol oynamak istiyorsa, sporun tarihini, çeşitli biyografileri okumalarını öğütleyin. Günlük gazeteleri okuyup favori sporcular hakkında size rapor vermelerini sağlayın. Ayrıca skorlar, rekorlar ve lig istatistiklerini öğrenirken mantıksal zekâları da gelişecektir. 5 TEMEL ÖZELLİĞİ 1- Bir veya birden fazla sporda başarılıdır. 2- Uzun süre oturunca kıpırdanır, elini ayağını sallar, vb. 3- Bir şeyleri parçalayıp tekrar birleştirmeyi sever. 4- Yeni şeyleri elleyerek tanır. 5- Kendini tiyatrovari şekilde ifade etmekten hoşlanır. Görsel-Uzamsal zekâ Görsel zekâdaki yeteneğimiz, üç boyutlu bir nesnenin şekil ve görüntüsünü ne kadar hayal edebildiğimizle ilgili. Görsel düşünme, kendini şekil ve grafiklerle ifade etme, çizme, boyama, şekil verme gibi davranışları kapsıyor. Beyin, sözcüklere ulaşmadan önce imaj ve resimlerle düşünür. Görsel zekânın dili; renkler, şekiller, desenler, dokular, imajlar, resimler ve diğer görsel sembollerdir. 6 temel özelliği: 1- Bir görüntüyü zihninde canlandırabilir. 2- Harita, çizelge ve şemaları rahatlıkla okur. 3- Yaşıtlarından daha hayalcidir. 4- Görsel gösterimleri sever. 5- Okurken kelimelerden çok resimlerden öğrenir. 6- Dalgın bir şekilde resim çizer. Geliştirmek elinizde Çocuklarınızın görsel zekâsını geliştirmek için çeşit çeşit renklerde farklı farklı kalemler alın. Grafik, el sanatları, tasarım, resim kurslarına teşvik edin. Çocuğunuzla fotoğraf çekin, müze gezin, sinema ve tiyatroya gidin. Sosyal-Bireylerarası Zekâ İletişim kurma, onları anlama ve davranışlarını yorumlama yeteneklerini kapsar. Sosyalleşme bu yetenek sayesinde olur. Politikacılar, liderler, psikologlar, öğretmenler, turizmciler bu yeteneklerini iyi kullanırlar. Sosyal zekâsı gelişmiş olanlar moral, mizaç, güdüler ve eğilimleri fark eder ve ayrıştırabilir. Kişiler arası ilişkileri güçlü olanların önemli özellikleri arasında, başkalarının duygularına, korkularına, meraklarına ve inançlarına empati gösterme, yargılamadan dinleme ve performanslarını en üst düzeye çıkarmalarında yardımcı olma isteği bulunur. Sosyal zekânın gelişmesi bir grupta işbirliği ve ekip ruhunun güçlenmesini sağlar. Çocuğunuzun bu zekâ türünü geliştirmesi için başkalarıyla ilişkilerinde göstermesini beklediğiniz davranışları belirleyin ve evde bir sosyal, iletişimsel zekâ beklentisi tablosu oluşturun. Bu zekâ için çocuklarınıza model olmanız gerekli. 7 temel özelliği: 1- Yaşıtlarının yanı sıra farklı yaş gruplarındaki insanlarla birlikte olmaktan da zevk alır. 2- Doğal bir lider olarak davranır. 3- Sorunları olan arkadaşlarına önerilerde bulunur. 4- Kulüplere, komitelere ve diğer organizasyonlara katılır. 5- Başka çocuklarla oynamayı sever. 6- Birden fazla yakın arkadaşı vardır. 7- Başkalarına ilgi gösterir. Hangi yaşta hangi zekâ? Yeni araştırmalara göre, öğrenme yolları yaş dönemine göre değişiyor. California Üniversitesi Eğitim Uzmanı Dr. Sue Teele'in 4 bin öğrenciyle yaptığı çalışmaya göre, dilsel zekâ, anaokulundan 3. sınıfa dek, mantıksal- matematiksel zekâ 1. ile 4. sınıflar arasında, görsel - alansal ve bedensel zekâ ilkokul boyunca etkin. Bu da, ilkokullarda bilgiyi görsel, aktif öğrenme yoluyla iletmenin en doğru yöntem olduğunu gösteriyor. Ortaokul çocukları bedensel, görsel, alansal, müziksel ve sosyal zekâ alanlarını kullanıyor. Bu öğrenciler yalnız değil, birlikte çalışarak daha başarılı oluyorlar.

YÖK'ten Katsayı Müjdesi

Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof.Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖSS'de meslek liseleri ve katsayı farklılığı hakkında önemli açıklamalar yaptı..

YÖK Genel Kurulu, gelecek yıl uygulamaya konulacak üniversiteye girişte yeni sistemin ayrıntılarını görüşmek üzere gelecek hafta toplanacak. Alınan bilgiye göre, YÖK Genel Kurulu üyeleri 21 Temmuz 2009 Salı günü YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında bir araya gelecek. NTV'nin haberine göre; Kat sayının sınava etkisinin en aza indirilecek noktaya çekileceğini belirten Özcan, kaldırılma noktasına kadar geri çekileceğini kaydetti. İmam hatipler dahil, meslek liseliler kendi bölümlerinin dışında bir bölümü tercih ettiklerinde puanları daha düşük bir katsayıyla çarpılıyordu. Yeni sistemle birlikte öğrencinin

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Kontenjan Artışı İmdada Yetişiyor

ÖSS'de düşük puan alan öğrencilerin imdadına üniversitelerin kontenjan artışı yetişti. Daha az puan alan öğrenciler bile üniversiteye girebilecek.

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK)'ün devlet, vakıf ve KKTC'deki üniversitelerin ön lisans ve lisans programlarının kontenjanlarını artırması bu yıl üniversiteye girecek olanların şansını yükselti. Uğur Eğitim Kurumları Sınav Koordinatörü Turgay Polat, artan kontenjanların nedeniyle bu yıl puanlarda belli bir düşüş olacağını belirterek şunları söyledi: "2009-2010 akademik yılında üniversitelere toplam 633 bin öğrenci yerleştirilecek. Üniversitelerin ön lisans programlarına yaklaşık 302 bin, lisans programlarına da yaklaşık 333 bin öğrenci alınacak. Devlet üniversitelerinin ön lisans programlarına 267 bin 98, vakıf üniversitelerine 33 bin 695, KKTC'deki üniversitelere bin 510, lisans programlarında ise devlet üniversitelerine 268 bin 888, vakıf üniversitelerine 44 bin 959, KKTC'deki üniversitelere 16 bin 664 kontenjan çıktı. Önceki yıllara göre yüzde 15 oranı da bir artış var. Bu hiç bir ÖSS'de olmadı." HUKUK ARTIRILDI Kontenjan artırımında devlet üniversitelerinin aslan payını aldığını açıklayan Turgay Polat, kontenjanları yüzde 44 artırılan hukuk fakültesini tercih edecek öğrencilerin en şanslı öğrenciler olduğunu söyledi. Bu yıl devlet üniversitelerinde artan kontenjanlara karşılık öğretim üyesi sıkıntısı yaşanacağını belirten Polat "Yüksek Öğretim Kurumu öğretim üyesi sorununa acil olarak çözüm bulmalıdır. Çözüm bulunmadığı takdirde sıkıntılar baş gösterir" diye konuştu.