20 Kasım 2008 Perşembe

Çelik'e 'Okumak İstiyorum' Feryadı...

Babasını kaybeden ve annesinin rahatsızlığı nedeniyle evinin geçimini sağlayan Ağrılı Erhan, Hüseyin Çelik'e mektup yazarak yardım istedi.

Babasını kaybeden ve annesinin rahatsızlığı nedeniyle evinin geçimini sağlayan Ağrılı genç Erhan Mağlay, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e mektup yazarak, “Devamsızlıktan kaldım ama okumak istiyorum. Lütfen yardım edin” çağrısında bulundu.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e Ağrı'dan “yardım” talebi geldi. Ağrılı genç Erhan Mağlay, Bakan Çelik'e iki mektup göndererek, “okumak istiyorum, yardım edin” talebinde bulundu. Mağlay, Bakan Çelik'e gönderdiği mektubunda geçen yıl ve bu yıl devamsızlık nedeniyle sınıfını geçemediğini, okulu ve evi arasında çok uzak bir mesafe olduğunu anlattı. Mağlay, mektubuplarında, “Maddi durumum araçla gidip gelmeme imkan mahallinde olmuyordu. Babamın vefatından, annemin de rahatsızlığı nedeniyle imkan bulamıyordum, para bulamıyordum. Fakat ben okumak istiyorum. hem de çok okumayı seviyorum. Ben 12.09.1991 doğumluyum. Okumaya çok niyetliyim. Daha lise 1 öğrencisiyim. Böyle imkansızlıklar içinde çok sevdiğim okumamı bırakmak istemiyorum. Lütfen bana yardım edin” talebinde bulundu.
Bakan Çelik, Mağlay'ın mektuplarını Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne göndererek Erhan Mağlay için ne gerekiyorsa yapılmasını istedi.

Meslek Liselerinin Mevcudu Artıyor...

Mil­li Eği­tim Ba­kan­lı­ğı’nın (MEB), mes­lek li­se­le­ri­nin or­ta­öğ­re­tim­de­ki pa­yı­nı ar­tır­mak için yap­tı­ğı ça­lış­ma­lar ne­ti­ce­si­ni ver­di.

2002-2003 eği­tim dö­ne­min­de mes­lek li­se­le­rin­de 357 bin 938'i kız öğ­ren­ci ol­mak üze­re top­lam 981 bin 224 öğ­ren­ci eği­tim gö­rür­ken, bu sa­yı 2008-2009 eği­tim öğ­re­tim yı­lın­da 596 bin 809'u kız ol­mak üze­re 1 mil­yon 415 bin 516 öğ­ren­ci­ye ulaş­tı. Böy­le­ce mes­le­ki eği­ti­min or­ta öğ­re­tim­de­ki pa­yı yüz­de 43'e ulaş­mış ol­du. 2002-2003 eği­tim yı­lın­da mes­lek okul­la­rı­nın sa­yı­sı 3 bin 575 iken, bu­gün bu sa­yı 4 bin 602'ye ulaş­tı.

Gazi Anlattı Öğrenciler Bayıldı...

Gazi Murat Caner, nasıl yaralandığını anlatınca öğrenciler gözyaşlarını tutamadı. Baygınlık geçirenler oldu..

Adana Valisi Atış'ın görevlendirdiği gazi Murat Caner, Turgut Özal Lisesi'nde nasıl yaralandığını tüm detayıyla anlatınca öğrenciler gözyaşlarını tutamadı, baygınlık geçirdi. Uzmanlar, 'Niyet iyi olsa bile yapılan yanlış' dedi.
POLİSE taş atan çocukların ailelerini cezalandırmak için yeşil kartlarını iptal etme'nin mucidi olan Adana Valisi İlhan Atış'ın son icraatı yine tartışma yarattı. Vali'nin lise öğrencilerine terörü anlatmaları için görevlendirdiği, sınır ötesi harekatta mayına basarak felç kalan gazi Murat Caner'in nasıl yaralandığını ayrıntılarıyla anlatması çocukları hastanelik etti. Caner'in anlattıkları üzerine öğrenciler gözyaşlarını tutamazken bazı çocuklar ise bayıldı. Turgut Özal Lisesi'nde dün konuşan Caner, 3 Ekim 1997 yılında PKK'nın Zap Kampı'na yapılan operasyonda yaşadıklarını şöyle anlattı:

BELİM PARÇALANDI BOYNUM KIRILDI

'SİZİN için sakat kaldım. Ayakta durma şansım yok. Şu anda binlerce asker dağlarda hudutta sizin için nöbette ayakta bekliyor ayaklarını, kollarını ve gözlerini kaybediyor. Dağların arkasında günlerce teröristlerce çarpıştık. Bir askerim şehit oldu. Biri bacaklarını kaybetti. Teröristlerin yerleştiği Zap köyüne geldiğimizde ise mayınlı bölgeler temizlenmişti. Ancak teröristler gece yola mayın döşemişler. Gittik, gittik gittik birden bom etti. O an ölümün geldiğini anladım. Gözlerimi saatler sonra açtığımda kalkıp askerlerime bakayım dedim belim parçalanmıştı kalkamadım. Başımı çevireyim dedim boynum kırılmıştı. Telsizden gelen seste, askerlerimin ikisinin paramparça olduğunu öğrendim. Sonra beni tedavi için GATA'ya getirdiler. GATA'da koridorda gezerken odalara baktım. Kimi askerin bacağı, kimi askerin kolu kimi askerin gözü yok.'

Gazi Caner'in, yaşadığı olayları tüm ayrıntıları ile anlatması dinleyenleri derinden etkiledi ve bazı kız öğrenciler fenalık geçirerek bayıldı. Bayılan öğrenciler, öğretmenleri tarafından dersliklere alınırken, konuşmasını sürdüren Caner, 'Oyunlara gelmeyelim. Çocukların eline taş verilip polise askere attırılıyor. Vatanımızı sevelim terörün bitmemesi halinde bir gün bu liseden de gazi ve şehitler olacaktır' dedi.

95 OKULDA KANUŞMA YAPMIŞ

İLHAN Atış'ın Adana Valiliği'ne atanması ile birlikte konferanslarını resmi görevli sıfatıyla veren Caner, şunları söyledi: 'Yaklaşık 1.5 yıldır, İstanbul'dan Gaziantep'e kadar 95 okulda konuşarak binlerce öğrenciye terörün çirkin yüzünü anlatarak onları bilinçlendirmeye çalıştım. Bugünkü konuşmada sadece bir kızımız baygınlık geçirdi ancak 800 öğrenci bayıldı havası yaratılmaya çalışılıyor.'

Lise'de Kız Kavgası Kanlı Bitti...

Mersin'de, kız meselesi yüzünden çıkan kavgada bir öğrenci bacağından bıçaklandı.

Bıçaklanan öğrencinin defterinin üzerindeki etikette Kurtlar Vadisi dizisinin başrol oyuncusu 'Polat'ın isminin yazması dikkat çekti.

Alınan bilgiye göre, Yeni Mahalle'deki Atatürk Lisesi'nden bir grup öğrenci, okul çıkışı kız meselesi yüzünden kavga etti. Lise birinci sınıfta okuyan Azad B. (17), sınıf arkadaşı Yusuf K.'yı bacağından bıçakladı. Yaralı öğrenci, 112 Acil Servis ekiplerince kaldırıldığı Toros Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Olaydan sonra kaçan Azad B., polislerce yakalandı.

Kavga sonrası bıçaklanan öğrencinin yere düşen defterinin üzerindeki etikette Kurtlar Vadisi dizisinin başrol oyuncusu 'Polat'ın ismi ile Serçe yazısı ve kalp işaretleri dikkat çekti.

19 Kasım 2008 Çarşamba

Bu Fotoğraftaki Kişi Kız Değil!

Hatay'daki 'Saç adağı' Mehmet Ali'nin başına dert oldu. Öğretmenleri ve arkadaşları ilk bakışta onu kız zannediyor...

Bazı yörelerdeki ilginç âdetler çocukları sıkıntıya sokuyor. Hatay'da iki bebeği de doğduktan kısa süre sonra ölen ve 9 yıl çocuk hasreti çeken bir kadın, adağı nedeniyle 7 yaşındaki oğlunun yarım metreyi bulan saçını kestirmiyor.

Arkadaşları ve öğretmenleri tarafından ilk bakışta kız zannedilen Mehmet Ali ise adak kurbanı parasının denkleştirilip törenle saçının kesileceği günü bekliyor. Hatay'ın Alazi köyünde yaşayan ve uzun süre çocuk sahibi olamadığını ifade eden anne Recimoğlu, yörede oldukça yaygın olan 'saç adağı'nda bulunduğunu söyledi. Allah'a dua ederek, "Çocuğum olursa 7 yaşına kadar saçını kestirmeyeceğim. Koyun kesip, davullu zurnalı tören yapacağım." diyen Recimoğlu, 2 yıl sonra Mehmet Ali'yi dünyaya getirdiğini anlattı. Oğlunun okula başlamasıyla rahatsız olduğunu vurgulayan anne, "Mehmet renkli gözlü ve uzun saçlı olunca herkes onu kız zannediyor. O da bir an önce saçlarından kurtulmak istiyor." diye konuştu. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle kurban alamadıklarından yakınan anne Recimoğlu, en kısa zamanda parayı temin edip Mehmet Ali'yi yaşadığı sıkıntıdan kurtarmak istediğini sözlerine ekledi.

Öğrenciler Hayal Kurmayı Bilmiyor...

İlköğretim 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin haftada bir saat gördükleri "Oku, Düşün, Paylaş" dersi öğrencilerin hayal kurmayı bilmediklerini gösteriyor..

Geçen yıl Milli Eğitim Bakanlığı ile Hayal Ortakları Derneği ortak bir projeye imza attı. Bu proje ilköğretim 7 ve 8. sınıf öğrencilerine haftada bir saat "Oku, Düşün, Paylaş" adını taşıyan dersin Türkçe derslerinden birinde işlenmesiydi. İlk dersleri Young Guru Academy'nin (YGA) "geleceğin liderleri" olarak seçtiği üniversiteden yeni mezun iki genç, gönüllü olarak Denizli ve Adana'da verdi. Bu yıl da bir başka gönüllü Marmara Üniversitesi mezunu Volkan Yıldırım, Rize'de beş ilköğretim okulunda bu dersleri işliyor. Dersler yalnızca YGA'nın gönüllüleri tarafından değil, onların eğittiği Eğitim Fakültesi öğrencilerinin yanı sıra Türkçe öğretmenleri tarafından da sürdürülüyor. Şu anda bu dersler 22 ildeki ilköğretim okullarında kurulan 62 "Yaratıcı Kütüphane"de işleniyor.

SADECE MESLEK BİLİYORLAR

Volkan Yıldırım, öğrencilerin hayal kurmak konusunda zorlandıklarını dile getirerek, öğrencilere ilk olarak özgür düşünmeyi ve düşündüklerini ifade edebilmeyi öğrettiklerini söylüyor: "Onlara farklılıkları ve farklı düşünmeyi, yani kutunun dışına çıkabilmeyi gösteriyoruz. Amaç kendine güvenen, başkalarını saygı ile dinleyebilen, kendini ifade edebilen, yaratıcı düşünebilen ve yarattıklarını ortaya koyabilen bireyler yetiştirmek. Zaten dersimiz oku, düşün, paylaş. Biz onların okumayı sevmelerini, düşünmelerini ve sonra bu düşüncelerini diğerleri ile paylaşabilmelerini hedefliyoruz." Yıldırım öğrencilerin ilk derslerde hayal kurmaktan ne kadar uzak olduklarını gördüğünü dile getiriyor: "Hayalleri olarak meslek sıralıyor, SBS'den iyi not almayı söylüyorlar" diyor.

En fazla ODTÜ'den çıkıyor

YGA'nın geleceğin liderleri olarak seçtiği öğrenciler arasında ilk sırayı ODTÜ'lüler alıyor. Boğaziçi, Bilkent, Koç, Sabancı, Marmara, Hacettepe, İstanbul Teknik ve Galatasaray üniversiteleri ODTÜ'yü izliyor. Fakültelerde ilk sırada mühendislikler geliyor.

Öğrenciden Düşük Not Alan Yandı...

Öğrenciler verdikleri notlar ile öğretim üyesinin işinin devam edip etmemesine karar veriyor. Nasıl mı?...

Pervin Kaplan/Sabah

Öğrenciden düşük not alan gidiyor

Geçtiğimiz günlerde YÖK üniversitelerin 2007'de yaptığı ve uluslararası indekslerde yer alan yayınlarını açıkladı. Geçen yıla kadar yani kuruluşundan itibaren dokuz yıl boyunca hiç uluslararası makalenin çıkmadığı Beykent Üniversitesi yaptığı 10 bilimsel yayın ile "sıfırcılıktan" kurtuldu. Bilimsel yayınlarındaki bu artışının sırrı geçen gün Rektör Prof. Dr. Cuma Bayat ve Mütevelli Heyet üyesi Erkan Çelik ile yaptığımız görüşmede ortaya çıktı. Öğretim üyelerine her bilimsel yayın başına 4 bin 200 YTL 'ödül' verilince tablo değişmiş ve uluslararası yayınlara giren 10 bilimsel makale yayımlanmış.

Dokuz yıl boyunca üniversiteden uluslararası yayın çıkmaması üzerine mütevelli heyetin yayın sayısını artırmak amacı ile 'teşvik' kararı aldıklarını anlatan Bayat, bu sistemin işe yaradığını vurguluyor. Sempozyum, seminer gibi aktivitelerin gerçekleştiren öğretim üyelerine de değişik oranlarda 'teşvik" veriliyor.

Bu arada Bayat, geçen yıl başlayan ve öğretim üyelerinin tepkilerine yol açan bir başka uygulamayı da anlattı. "Performans değerlendirmesi" adını taşıyan bu uygulamaya gelince öğrenciler verdikleri notlar ile öğretim üyesinin işinin devam edip etmemesine karar veriyor. Nasıl mı? Her öğrenci web sayfasına notunu öğrenmek için girdiğinde karşısına 22 soruluk bir test çıkıyor. Bu soruları yanıtlamayanlar notlarını öğrenemiyor. Bu nedenle 10 bin öğrenci bu sorulara zorunlu olarak yanıt veriyor.

Sorulara gelince bunlar öğretim üyesinin derse düzenli girip girmediğinden dersini iyi anlatıp anlatmadığına, dersinde nasıl davrandığına, öğrencileri tatmin edip etmediğine kadar değişik konuları kapsıyor. Öğrenciler bu testleri doldurarak aslında öğretim üyelerine not veriyor. İşte öğrencinin yaptığı bu değerlendirme yani öğrenci notları hocaların maaşlarının belirlenmesinde kullanıldığı gibi üniversitede görevinin devam edip etmeyeceğinde de etkili oluyor. Benim de aklıma takılan soruyu Bayat hemen "Aralarında kontrol soruları da var, değerlendirmede bunları dikkate alıyoruz" diye yanıtlıyor. Bayat sayıyı vermese de "Birkaç tane diyerek" öğrencilerin verdiği bu "notlara göre" iş akdinin feshedildiği öğretim üyelerinin olduğunu söylüyor. Yani bu üniversitede öğrenciler öğretim üyesinin işine son veriyor.