6 Ekim 2008 Pazartesi

Ülkelere Göre Öğretmen Maaşları...

Eğitim-sen'e göre Dünya öğretmenler gününde, Türkiye'deki bir öğretmen, bir buzdolabı alabilmek için 143 saat çalışıyor.

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nde “OECD 2008 Bir Bakışta Eğitim Raporu” adlı bir çalışma yapan Eğitim-Sen, öğretmenlerin sosyo-ekonomik durumunu gözler önüne serdi.
OECD verilerine göre, Türkiye'de göreve yeni başlamış bir öğretmenin 1300 YTL tutarındaki bir buzdolabını satın alabilmesi için 143 saat, 150 YTL tutarında kışlık bir ayakkabı satın alabilmek içinse 16.5 saat çalışması gerekiyor.
OECD verileri ışığında hazırlanan rapora göre, Türkiye'de öğretmenler diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre daha çok çalışıyor, daha çok yoruluyor; ancak diğer ülkelerdeki meslektaşlarından daha az maaş almak zorunda kalıyor. İlköğretimde göreve yeni başlamış bir öğretmenin 1300 YTL ya da 1000 Dolar tutarındaki bir buzdolabını satın alabilmesi için Avusturya'da 64.5, İspanya'da 43, Yunanistan'da 67, Portekiz'de 71 saat çalışması gerekirken Türkiye'de 143 saat çalışması gerekiyor. Yine 150 YTL ya da 115 Dolar tutarında bir kışlık ayakkabı satın alabilmek için göreve yeni başlamış öğretmen İspanya ve İskoçya'da 5, Yunanistan'da 8, Portekiz'de 8, Türkiye'de ise 16.5 saat çalışmak zorunda kalıyor.


Yine aynı ürünler için en üst kademedeki ilköğretim okulu öğretmeninin kaç saat çalışması gerektiği de gözler önüne serildi. Buna göre, 1300 YTL tutarındaki bir buzdolabını satın alabilmesi için bu kademedeki bir öğretmenin Avusturya'da 32, İspanya'da 30, Yunanistan'da 45, Portekiz'de 28 saat çalışması gerekirken Türkiye'de 118 saat çalışması gerekiyor.

Yine 150 YTL tutarında bir kışlık ayakkabı satın alabilmek için öğretmenin İspanya'da 3.5, İskoçya'da 3, Yunanistan'da 5, Portekiz'de 3, Türkiye'de ise 13.5 saat çalışması gerekiyor. 550 YTL ya da 420 Dolar fiyatındaki bir takım elbise için ise, Avusturya'da en üst derece ilköğretim okulu öğretmeninin 13.5, Çek Cumhuriyeti'nde 24, Yunanistan'da 19 saat çalışması gerekirken, bu Türkiye'de 49.5 saat, yani neredeyse 50 saati buluyor.

1 Ekim 2008 Çarşamba

İnternet Üzerinden Lisans Eğitimi

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, lisans düzeyinde uzaktan eğitim vermek için hazırladıkları projenin YÖK tarafından onaylandığını belirterek, Türkiye'de ilk kez uygulanan proje kapsamında, ek kontenjanla öğrenci alacaklarını söyledi.

Prof. Dr. Durman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1997 yılında başladıkları SAÜ İnternet Destekli Eğitim çalışmasında önemli mesafeler aldıklarını kaydederek, internet destekli eğitimin (uzaktan eğitim) öğrenciler tarafından son zamanlarda daha çok tercih edilmeye başladığını bildirdi.

Ön lisans, yüksek lisans ve sertifika programları alanında uzaktan eğitim veren SAÜ'nün artık, lisans düzeyinde de eğitim vermeye başlayacağını ifade eden Durman, ''Biz bu projeye 2009-2010 eğitim ve öğretim yılında başlamayı planlıyorduk. Ancak YÖK projemizi çok beğendi. Ve zaman kaybetmeye gerek olmadığını düşündüler. Bu yıl ek kontenjanla bu projeyi başlatmaya karar verdiler. Bu konuda çok hızlı davrandılar. Biz de şaşırdık'' diye konuştu.

Prof. Dr. Durman, SAÜ'nün tüm dünyada üniversite eğitiminde yaygın olarak kullanılan uzaktan eğitimle eğitim verdiğini belirterek, 4 yıllık eğitim verecek olan Türkiye'deki ilk lisans programlarının ekim ayında başlayacak olan ek kontenjanlarla hayata geçirildiği için gurur duyduklarını bildirdi.

''50'ŞER KİŞİLİK KONTENJAN''

2008 ÖSYM Ek Kontenjan Kataloğu'nda yer alacak olan bilgisayar mühendisliği, endüstri mühendisliği ve insan kaynakları lisans programlarında, dünya çapında bilinen karma öğretim metodu ile eğitim verileceğini ifade eden Durman, şunları söyledi:

''Karma öğretim, adını örgün eğitim ile e-öğrenimin birlikte kullanılmasından almaktadır. YÖK'ün lisans programları için onay verdiği tek uygulama olan karma öğretim metodunda, örgün eğitim, e-öğrenim ile desteklenmektedir. Derslerin yüzde 30'u cuma ve cumartesi günleri sınıf ortamında yüz yüze örgün eğitim ile verilirken, bunun yanı sıra ilave olarak derslerin tamamı internet aracılığıyla öğrencilere sunulacaktır. Öğrenciler, karma öğretim modeli ile hem kampüs olanaklarından yararlanacak ve diğer öğrenciler ile etkileşim kurabilecek hem de uzaktan eğitimle yer ve zaman kısıtlarından bağımsız olarak eğitimlerine devam edebilecektir. 2008 ÖSYM Ek Yerleştirme Kataloğu'nda 50'şer kişilik kontenjan ile öğrenci kabul edecek karma öğretim lisans programlarında yıllık bin YTL öğrenim ücreti alınacaktır.''

''ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA ORTAK DİPLOMA VERECEĞİZ''

Prof. Dr. Durman, amaçlarının uzaktan eğitim alan öğrencileri örgün eğitim alan öğrenciler gibi üniversite mezunu yapmak olduğunu kaydetti.

Bu projenin ulusal bir boyutu olduğunu dile getiren Durman, sözlerine şöyle devam etti:

''Projemiz, bu yıl sadece üniversitemizi ilgilendirecek. Ancak önümüzdeki yıllarda diğer üniversitelerle iş birliği yapacağız. Örneğin Diyarbakır'da bir öğrenci uzaktan eğitim almaya hak kazandı. Uzaktan eğitim alan öğrencilere internet ortamında verebileceğimiz bilgileri ve yeterlilikleri kazandıracağız. Ama veremediğimiz, becerileri Diyarbakır'daki üniversiteden alacak. Mezun olan öğrenciye ortak bir diploma vereceğiz. Mezun olan öğrenci hem SAÜ'nün hem de örgün eğitim aldığı üniversitenin ortak diplomasını almaya hak kazanacak. Zamanla bunu ülkemizin bütün üniversitelerine yayacağız.''

Uzaktan eğitimde 2003 yılından itibaren ciddi adımlar attıklarını kaydeden Durman, ''Zamanla ders çeşitlerini arttırarak tüm Türkiye'ye yaydık. Uzaktan eğitimde şu an 6 bine yakın ön lisans öğrencisi ve 700'ün üzerinde de yüksek lisans öğrencisi var. Geçen yıl ön lisans programından 2 bin 500 mezun verdik'' dedi.

23 Eylül 2008 Salı

Sorumluluk Alanı Çatışması

Milli Eğitim Bakanlığı’nda Strateji Geliştirme Başkanlığı ile Yatırımlar ve Tesisler Dairesi Başkanlığı arasında sorumluluk çatışmasına Müsteşar el koydu.

Milli Eğitim Bakanlığı'nda bazı okul ile tesislerin planlanması, yapımı, izlenmesi gibi konularda Strateji Geliştirme Başkanlığı ile Yatırımlar ve Tesisler Dairesi Başkanlığı arasında sorumluluk çatışması yaşandı. İki kurum arasında koordinasyonda ve işlemlerin yürütülmesinde yaşanan aksamaya Bakanlık Müsteşarı Muammer Yaşar Özgül el koydu.


Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Muammer Yaşar Özgül, iki kuruma da bir genelge yollayarak aradaki problemlerin çözümünü istedi. Özgül, gönderdiği genelgede “Bakanlığımızın eğitim ve öğretim kurumları ile diğer tesislerin planlanması, yapımı, izlenmesi gibi konularda birimler arasında koordinasyonda ve iş ve işlemlerin yürütülmesinde zaman zaman aksamalar yaşanmaktadır” diyerek, iki kuruma görevlerini hatırlatmakla yetindi. Özgül, Strateji Geliştirme Başkanlığı'nın ulusal kalkınma strateji ve politikaları, yıllık program ve hükümet programı çerçevesinde idarenin orta ve uzun vadeli strateji ve politikalarını belirlemek, amaçlarını oluşturmak üzere gerekli çalışmaları yapmak görevi bulunduğunu söyledi. Özgül, Strateji Geliştirme Başkanlığı'nın diğer görevlerini de şöyle sıraladı:


“İdarenin görev alanına giren konularda performans ve kalite ölçütleri geliştirmek, idarenin yönetimi ile hizmetlerin geliştirilmesi ve performansla ilgili bilgi ve verileri toplamak, analiz etmek, yorumlamak, idarenin görev alanına giren konularda, hizmetleri etkileyecek dış faktörleri incelemek, kurum içi kapasite araştırması yapmak, hizmetlerin etkililiğini ve tatmin düzeyini analiz etmek ve genel araştırmalar yapmak ve yönetim bilgi sistemlerine ilişkin hizmetleri yerine getirmekle sorumlu.”

-“VERİMLİ HİZMET İÇİN KOORDİNASYON İÇİNDE ÇALIŞIN” UYARISI-

Özgül, Yatırımlar ve Tesisler Dairesi Başkanlığı'na da Bakanlığın bütün birimlerine ait arsa, bina ve tesisleri, ilgili birimlerle koordine ederek, durumu ve uygunluğu yönünden incelemek, ihtiyaçlarını tespit ve programlamak, mevcut binaların onarım ve bakımlarını yapmak veya yaptırmak görevinin olduğunu anımsattı. Özgül, Yatırımlar ve Tesisler Dairesi Başkanlığı'nın ihtiyaç duyulan bina ve araziyi kiralamak, satın almak, Bakanlığa bağlı okul ve kurumların binalarını yapmak veya yaptırmak görevi bulunduğunu da söyledi. Özgül, “Bakanlık merkez birimlerinin gençlik ve spor saha ve tesislerinin, milletlerarası norm ve standartlara uygun etüt ve projelerini ilgili kuruluşlarla koordine ederek hazırlatmak ve yaptırmaktır. Bu işlemlere ait bütçe düzenlemelerini yapmak, uygulamalarını takip etmek ve denetim altında bulundurmak, akanlığa ait ilgili birimler ile ilişkili Bakanlık ve kuruluşlarla koordinasyon ve işbirliğinde bulunmakla görevlidir” dedi.
Özgül, Milli Eğitim Bakanlığı'na ilişkin yatırım hizmetlerinin daha verimli, etkin ve sağlıklı yürütülebilmesi açısından birimlerin belirtilen görev ve sorumluluklarını “hassasiyetle” ve “koordinasyon içinde” yürütmelerini önemle rica ettiğinin altını çizdi.

Boş Sıraların Onda Biri İstanbul'da...

Milli Eğitim araştırmasına göre, okul çağında olup da okula gitmeyen çocuk sayısı 411 bin. İstanbul, 41 bin öğrenci ile "devamsızlığın" en yüksek olduğu şehir..

Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü Türkiye'nin okul çağında olup da okula gitmeyen çocuk haritasını çıkardı. Zorunlu eğitim çağında olup da okula gitmeyen çocuklara örgün öğretime devam edebilme şansı tanıyan "Yetiştirici ve Tamamlayıcı Sınıflar Eğitim Programı" kapsamında, nüfus bilgilerinden, Nüfus Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü verileri ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın eokul sisteminde yer alan bilgilerden yararlanılarak yapılan araştırmada okul çağındaki 411 bin çocuğun okula gitmediği belirlendi. 10 milyon 870 bin 570 çocuğun "okullu olduğu" Türkiye'de, sadece İstanbul, Şanlıurfa, Van ve Diyarbakır'da 127 bin çocuk okul çağında olduğu halde okula gitmiyor. Okula gitmeyen en çok çocuğun olduğu il 41 bin ile İstanbul.

NEDENLERİ ÇEŞİTLİ

Çocukların okula gitmeme nedenleri ise bölgesel olarak değişiyor. Kimisi yaşı geçtiği için, kimisi töreler, kimisi de çalışıp ailesine destek olmak için okula gidemiyor. Yapılan araştırma sonunda yaş ve ilçelere göre sayıları tespit edilen çocukların bundan sonraki süreçte isim ve adresleri belirlenecek. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri çalışmaların devam etmemesi nedeniyle rakamlarda değişiklikler olabileceğini kaydederek, zorunlu eğitim çağındaki çocukları yaş gruplarına göre hızlandırılmış eğitime alıp, ardından uygun sınıflara yerleştireceklerini kaydetti.

22 Eylül 2008 Pazartesi

Okulöncesine Dört Yeni Proje...

Milli Eğitim Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Dünya Bankası'ndan sağlanan kredi ve hibelerle 4 yeni projeye daha başlıyor.

Yaklaşık 55 milyon Euro hibe kullanılan projelerin 2009'da hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu projelerden ilki 'Okulöncesi Eğitimin Güçlendirilmesi'. Bu çalışma, etkili okulöncesi eğitimi ve çocuk bakımını sağlamayı amaçlıyor. 'Özel Eğitimin Kapasitesinin Güçlendirilmesi' ise engellilerin eğitime erişimini ve toplumla bütünleşmesini hedefliyor. Diğer projelerden biri olan 'Hayat Boyu Öğrenmenin Geliştirilmesi' ile 'Kız Çocuklarının Okullaşma Oranının Artırılması' da eğitim imkânlarının farklı kesimlere taşınmasını içeriyor. Bu çalışmada farklı yaş grubu ve eğitim seviyesindeki insanlara, özellikle kadınlara nitelikli eğitimin kazandırılması öngörülüyor. Bugüne kadar AB gibi uluslararası organizasyon fonlarıyla 1 milyar 243 milyon dolarlık 9 proje koordine edildi.

15 Yıl Sonra Hatırladılar...

Şehit öğretmenin ailesi 15 yıl sonra hatırlandı. İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, eşi 15 yıl önce şehit olan öğretmeni ziyaret etti.

İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, eşi 15 yıl önce şehit olan öğretmeni ziyaret etti. Öğretmen Birgün Şenoğlu'nun eşi Zeki Şenoğlu, 1993 yılında Urfa Birecik Öğretmenevi'nin bombalanması sonucu şehit düşmüştü.

Kapılarını 15 yıldır hiçbir yetkilinin çalmadığını anlatan Şenoğlu, yıllar içinde çok zorluk çektiğini, üniversiteye giden çocukları için burs bile bulamadığını söyledi. Kamil Aydoğan ise geç de olsa devlet adına şehitlerin kapısını çalmayı görev bildiklerini ifade etti. 24 Kasım Öğretmenler Günü'ne kadar şehit, gazi, yaşlı ve bakıma muhtaç öğretmenleri il genelinde ziyaret edeceklerini vurgulayan Aydoğan, şehit öğretmen Şenoğlu'nun mimarlıkta okuyan oğluna burs vereceklerini kaydetti. Aydoğan, bundan sonra da benzer şartlardaki öğretmen ailelerine desteklerini sürdüreceklerine dikkat çekti. Zeki Şenoğlu, 1993'te Birecik Lisesi'nde görevini tamamlayarak İzmir'in Menemen ilçesine tayin edildiği günlerde yerine gelecek öğretmeni beklerken Birecik Öğretmenevi'nin teröristler tarafından bombalanması sırasında hayatını kaybetmişti.

TAV Yıldız Teknik Ortaklığı...

TAV’ın desteklediği Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından başlatılan Yapı İşletmesi Tezsiz Yüksek Lisans Programının hedefleri.

TAV İnşaat, Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından başlatılan, uygulama ağırlıklı Yapı İşletmesi Yüksek Lisans Programı işbirliği anlaşması çerçevesinde geleceğin proje yöneticilerinin yetiştirilmesine katkı yapacağını açıkladı. Yapı İşletmesi Tezsiz Yüksek Lisans Programı ile ayrıca inşaat sektörüne özel eğitilmiş 'Proje Yöneticisi' adaylarının yetiştirilmesinin hedeflendiği bildirildi.


Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek ve programa destek veren kurumların üst düzey yöneticileri arasında “Yapı İşletmesi Tezsiz Yüksek Lisans Programı işbirliği protokolleri” imzalandı. Program kapsamında sektördeki ihtiyaçlar belirlenerek oluşturulan yüksek lisans eğitim programı ile teorik eğitimin yanı sıra proje şantiyeleri ziyaret edilecek, gerçek uygulamalar yerinde tanıtılacağı kaydedildi.


TAV'dan yapılan açıklamada, bu program ile başarılı Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine TAV İnşaat kapsamında iş olanağı sağlanabileceği ve TAV İnşaat'ın sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde programdaki öğrencilere eğitim bursu da vereceği belirtildi. Verilen bilgiye göre, TAV İnşaat'ın kendi çalışanları arasından seçtiği adaylar da programdan yararlanabilecek.

-SANİ ŞENER : YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜNE İHTİYACIMIZ ÇOK-

İnşaat sektörünün önde gelen temsilcilerinin katılımıyla Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum'da, bugün gerçekleşen açılış töreninde bir konuşma yapan TAV İnşaat CEO'su M. Sani Şener, şu değerlendirmeleri yaptı:


“Sektörde tamamlanan ve devam eden projeleri ile yaklaşık 7 milyar Dolar'lık iş hacmine sahip olan TAV İnşaat bilgi birikimlerini ve deneyimlerini üç kıtada yedi ülkede uyguluyor. Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Katar, Tunus, Libya ve Gürcistan'daki havalimanı projelerinde TAV İnşaat'ın imzası bulunuyor. Körfez Ülkeleri ve Kuzey Afrika'da toplam 11 bin çalışanımız bulunuyor. Ancak sıkıntı çektiğimiz konu yetiştirilmiş insan gücü. Yıldız Teknik Üniversitesi'nde hayata geçirilen programla yönetici kadromuza ülkemizin pırıl pırıl gençlerini de katacağımızı düşünüyoruz.”


Şener, konuşmasında ayrıca, uluslararası projelerde özellikle mühendislik eğitimlerinin tüm aşamalarını uygulayabilme yeteneğine sahip kişilere ihtiyaç duyulduğunu belirterek, şöyle dedi: “Programın farklılığının akademik altyapıya sahip adayların uygulamalı eğitimle teoriyi pratiğe dönüştürebilme şansı bulmaları olduğunu ifade ederek bu tür programlar sayesinde, bugün dünyanın birçok yerinde başarılı projelere imza atan Türk şirketlerinde mühendislik kalitesi daha da artacaktır.”


Programa inşaat mühendislerinin yanı sıra, makine ve endüstri mühendisleri, mimarlık ve işletme bölümlerinden de öğrenciler katılabiliyor. Yüksek lisans programında, yapı işletmesinin beş fonksiyonu olan "proje geliştirme, planlanma, uygulama, denetleme ve değerlendirme konuları yer alıyor.