Türkiye’de ilk kez ve sadece 2023 Tercüman Koleji’nde uygulanan ‘okul olgunluğu programı’ ile çocuklar ilköğretime hazırlanıyor.
2023 Tercüman Koleji'nde, ilköğretim çağına gelen çocukların bedensel, duygusal ve zihinsel olarak okul olgunluğunu belirleyerek, Oluşturmacılık Yaklaşımı'nın beklediği öğrenci modelini yetiştirmek amacıyla üç haftalık ilköğretime hazırlık programı başladı. 2023 Tercüman Koleji akademik danışmanı Doç. Dr. Canan Savran ve rehberlik servisi tarafından hazırlanan eğitim programı, ilköğretim çağına başlayacak çocukların bilgiyi almaya hazır hale gelmesini amaçlıyor. Kurs için kayıtlar temmuz ayı boyunca devam edecek. İlköğretime hazırlık kursu ücretsiz olarak verilecek. lgilinen veliler, 2023 Tercüman Koleji Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nden 0212 483 03 00 detaylı bilgi alabilirler.
8 Temmuz 2008 Salı
İlkokula Hazırlık Kursu Bedava...
Özel okullların Ucuzlama Yolu Vergilerde...
Özel okulların günümüzde çok geliştiğini ifade eden Öztürk, “Özel okullarda eğitimin yanı sıra, öğrenciler kültürel, bilimsel ve sportif açıdan da çok donanımlı yetişiyor”
Bilfen Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatih Öztürk, devletin özel okulları ticarethane gibi gördüğünü belirterek, “Özel okulların önü açılmadığı sürece kalabalık sınıflar sorunu ortadan kalkmaz” dedi. Özellikle İstanbul gibi büyük kentlere göç yaşandığını da ifade eden Öztürk, “İstanbul Valisi Muammer Güler diyor ki, 'biz her sene 1500 ilave derslik yapmalıyız ki, sınıflardaki öğrenci sayısı sabit kalsın.' Demek 1501 ilave derslik yapmadığımız sürece bu sorunu aşamayacağız” şeklinde konuştu.
Eğitim öğretimde yaşanan bu sorunun ancak özel okulları teşvik ederek çözmenin mümkün olabileceğini ifade eden Öztürk, özel okulların biraz daha teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Özel okulların devletin sırtından yük aldığını da belirten Fatih Öztürk, vergilerin sıfırlanması halinde özel okullara daha çok öğrenci gideceğini söyledi. Bilfen Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatih Öztürk şöyle konuştu:
ÜCRETLER DÜŞER
“Vergiler kalksa, otomatik olarak fiyatlar yüzde 35, yüzde 40 düşer. Yüzde 35, yüzde 40 düşmesi demek özel okullardaki öğrenci payının yüzde 1.9'dan, otomatik olarak yüzde 10'lar üzerine çıkması demek. İstanbul pahalı bir kent, ama Anadolu'da özel okul fiyatları şu anda hala 4 ila 5 bin YTL civarında. Fiyatları yüzde 40 düşürürseniz, bu okullar en fazla 3 bin YTL seviyesine iner. Düşük gelirli aileler bile çocuklarını özel okullara gönderebilirler.”
ÖZEL OKULLAR DEĞİŞTİ
Bundan 15-20 sene önce özel okulların devlet okullarından pek farklı olmadığını da ileri süren Fatih Öztürk, “Eskiden okulların kapladığı alanın yüzde 80-85'ini sınıflar oluştururdu. Özel okullar da aşağı yukarı böyleydi. Şimdi öyle değil. Mesela Özel Çamlıca Bilfen İlköğretim Okulu, 22 bin mektrekarelik bir alanı kaplıyor. Bu okulumuzda sınıfların kapladığı alan yüzde 8 civarında. Gerisi sosyal, sanatsal, bilimsel ve sportif alanlara ayrılmış durumda” dedi
Kaynak:Mynet
Işık Kirliliğinin Etkileri...
TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) Başuzmanı Dr. Tuncay Özışık, ışık kirliliğinin zararlarını anlattı.
TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) Başuzmanı Dr. Tuncay Özışık, ışık kirliliğinin zararlarına işaret ederek, ''Çocuklar ve gençler, astronominin doğal laboratuvarı olan geceleri, gökyüzünün nasıl bir şey olduğunu bilmiyor'' dedi.
Özışık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ışık kirliliğinin, ''yanlış yerde, yanlış zamanda, yanlış miktarda ve yanlış yönde ışık kullanılması olduğunu'' belirterek, bunun en büyük nedeninin, alışılmış ışıklandırma yöntemlerinin hem çevresel hem de ekonomik zararlarının bilinmemesi olduğunu vurguladı.
Işık kirliliği kaynaklarını, ''yol, cadde ve sokak aydınlatmaları, park, bahçe ve spor alanları aydınlatmaları, turistik tesislerin ve binaların dış cephe aydınlatmaları, reklam panoları, güvenlik amaçlı aydınlatmalar ve evlerden taşan ışıklar'' şeklinde sıralayan Özışık, ''Işık üretilirken kömür, petrol ve su gibi doğal kaynaklar kullanıldığı için, boşa giden ışık doğal kaynakları da boşa harcamak demektir'' diye konuştu.
Tuncay Özışık, kötü aydınlatmanın doğal hayata da olumsuz yansımalarının olduğunu dile getirerek, "Gece, gökyüzünü ve karanlığını kullanarak yaşamlarını düzenleyen birçok canlı, yeterince karanlık bir gökyüzü bulamamaktadır" dedi.
Özışık, ışık kirliliğinin insan sağlına da olumsuz etkileri olduğunu vurgulayarak, insan gözünün çok parlak ve çok zayıf ışık kaynaklarına ve karanlığa hızlı bir şekilde adapte olabildiğini söyledi.
Ancak son zamanlarda şehirlerde, iş ve eğlence yerlerindeki aşırı ışık kullanımının, gözün bu yeteneğinde azalmaya sebep olduğunu belirten Özışık, ''Fazla ışıklı ortamlarda özellikle insan gözünün görme yeteneğinde azalma olduğu biliniyor'' dedi.
Işık kirliliğinin son yıllarda Türkiye'nin yanı sıra tüm dünya için önemli bir problem olduğunu ifade eden Özışık, ''doğru armatür kullanımı, ışıklandırmanın doğru yönde yapılması, klasik ampuller yerine ekonomik gaz esaslı lambaların tercih edilmesi, aydınlatılması gereken yerlerin aydınlatılması, evde gerektiği zaman ışık yakılması gibi önlemlerle'', elektrik enerjisinden en az yüzde 30 oranında tasarruf sağlanabileceğini kaydetti.
Kaynak:Mynet
7 Temmuz 2008 Pazartesi
Google'in Püf Noktaları...
İnternet kullanıcıları olarak neredeyse hepimiz, her gün Google’dan faydalanıyoruz. Fakat acaba kaçımız bu arama motorunun bütün maharetlerinin farkında?..
GOOGLE'da tutarlı arama sonuçları elde etmenin en kolay yolu doğru ve ayrıntılı aramalar yapmaktan geçiyor. Arama kutusuna, aradığınız şeyle ilgili mümkün olduğu kadar çok kelime girmek işinizi kolaylaştırıyor. Mesela güncel hava durumunu öğrenebileceğiniz bir site arıyorsanız, 'hava' kelimesini aratmak genelde yetmeyecektir. Bunu yerine; hava durumu istanbul güncel gibi bir kombinasyondan daha iyi sonuçlar alabilirsiniz.
GELİŞMİŞ Arama: Sonuç almanıza bu da yetmiyorsa “Gelişmiş Arama” bölümünü tıklayabilirisiniz. Burada arama sonuçlarını daha da daraltmak mümkün. Mesela ad soyad gibi ardışık gelen isimleri, 'aynen girildiği gibi' bölümüne yazıp bulabilirsiniz. (Bunu normal arama kutucuğundan, tırnak içinde “ad soyad” şeklinde arayarak da aynı sonuçlara ulaşılabiliyor.)
HESAP makinesi: Google hep başka sayfalara yönlendirir diye bir şey yok. Bazı bilgilere arama kutusu üzerinden de doğruca ulaşabilirsiniz. Örneğin hesap makinesi özelliği sayesinde, temel matematik işlemlerini, ölçüm birimleri dönüşümlerini ve matematik problemlerini çözebilirsiniz
books.google.com.tr: Bu adresteki 'Kitap Arama' motoru sayesinde kitapların tam metinlerini arayabilir, birçok yeni kitap keşfedebilir ve bunları nereden satın alabileceğinizi de öğrenebilirsiniz.
KİŞİSEL Google: Tüm bu yardımcı hizmetler dışında hâlâ bir ihtiyacınız varsa size iGoogle'ı öneriyoruz. iGoogle, Google'ın kişiselleştirilebilen başlangıç sayfası. Bu güzel hizmete ulaşmak için tek yapmak gereken www.google.com.tr/ig yazmak...
Çelik: Dersaneler Kalkacak...
Çelik, "Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması, kişi hak ve eşitlik ilkesiyle birebir ilişkili olacak" dedi. Eğitimde öncelikler ve af konusunda açıklamaları.
Çelik, "Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması, kişi hak ve eşitlik ilkesiyle birebir ilişkili olacak" dedi..
EĞİTİMDEKİ ÖNCELİKLER
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, TAKVİM'e özel açıklamalarda bulundu. Çelik, Türkiye'nin eğitimdeki önceliğinin eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması olduğunu vurgularken, "Bunu eğitim kalitesinin yükselmesi sağlayacak. Kalite yükseldikçe dersaneler ortadan kalkacak. Bu da 'kişi hak ve eşitlik ilkesiyle' birebir ilişkili olacak" diye konuştu.
"AFFA SICAK BAKMIYORUM"
100 bin yeni dersliğe ihtiyaçları olduğunu hatırlatan Çelik, özellikle Doğu'da kız öğrencilerin kalabilmeleri için 414 ortaöğretim yurdu yaptıklarını söyledi. Bakanlığına ayrılan bütçenin yetersizliğine de işaret eden Çelik, yüzbinlerce kişinin merakla beklediği üniversite affı için de "1 milyon gibi rakamlar ütopik. Sonuç olarak öğrenci affı konusuna sıcak bakmıyorum" dedi.
***
Affa sıcak bakmıyorum!
Milli Eğitim Bakanı Çelik, af isteyen 1.5 milyon öğrenci rakamını ütopik buluyor ve 'Toplumsal baskı oluşturmak için uydurulmuş bir rakam' diyor.
Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı 2 dönemde de bütün okullara fiziki ve teknolojik altyapı sağladı... Kendilerine bu yıl ayrılan bütçenin "dişlerinin kovuğuna bile gitmediğini" ve daha 100 bin dersliğe ihtiyaçları olduğunu söyleyen Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'le 0-7 yaş çocuk eğitiminden doğudaki köy okullarına, eğitimde fırsat eşitliğinden öğrenci affına kadar her şeyi konuştuk...
* 0-7 yaş çocuk eğitiminde ne kadar ilerleme kaydedildi.
Eğitim konusunda "7 çok geç" diyoruz. Ama buna rağmen okul öncesi eğitim çağındaki her çocuğun sadece yüzde 30'u okula gidiyor. Hükümet olarak 2012'de yüzde 50 hedef koyduk. Her yıl 4, 5 ve 6 yaş da dahil 1 milyon 300 bin çocuk okul çağına geliyor. Bu arada okul öncesi eğitimde müthiş bir ivme kazandık. 48 ve 72 aylık çocuklardaki zeka gelişimi en ileri ve hızlı seviyededir. O çağdaki çocukları bu yüzden motive etmemiz gerekir.
* Kız çocukları bu yüzde 30'un ne kadarını kapsıyor?
Okul öncesi eğitimde cinsiyet fark etmiyor. Kırsalda kız öğrencilerde 6. sınıftan itibaren gözle görülür bir azalma oldu. "Haydi Kızlar Okula Kampanyası"nda 310 bin çocuğu okullu yaptık. Üstelik her bir çocuğu ayrı ayrı kontrol ediyoruz.
* Önceki hükümetlere göre özellikle doğuda çocukların okullara gönderilmesi konusunda büyük bir çalışma var.
Mukayese bile kabul etmez. Eskiden açık ilköğretim, lise büroları 81 il merkezinde vardı. Van'ın Bahçesaray ilçesinde bir kız çocuğu açık ilköğretime gitmek istediğinde nasıl ulaşacak. Biz ise Türkiye'de ne kadar ilçe varsa o kadar açıköğretim bürosu açtık. Özellikle kız çocukları Anadolu Lisesi sınavlarını kazanır, pansiyon bulur ve ailesi de izin verirse okula gidebilirdi. İktidara geldiğimizden beri 414 ortaöğretim yurdu yaptık. Bunların 71'i doğuda. Eğitimde fırsat eşitliği açısından son derece anlamlıdır. Artık en ücra okullarda bile internet bağlantıları var. Geçen yıllarda Batman, Van, Muş gibi illerde OKS birincileri çıktı. Bütün bu imkanlar taşraya yaygın hale getirildi. Bütün bu yaptıklarımız için şöyle bir hesap yapalım. Her dört derslikten biri bu iktidar döneminde yapıldı, her üç öğretmenden biri bizim hükümetimiz döneminde atandı. Okullara 600 bilgisayar gönderildi.
ÖSS'nin Dili Ve Edebiyatı...
ÖSS soruları, adayların karşısına dil aracılığıyla çıktığına göre, sınavın Türkçesinin yalnızca Türkçe/Edebiyat sorularıyla sınırlı tutulamayacağı açıktır.
Sınava giren adaylardan, özellikle Türkçe bölümünde istenen Türkçe titizliğinin, sınavın soru metinlerinde de olması gerekir Fakat 2008 ÖSS bu açıdan başarısız bir sınavdı.
ÖSS her yıl olduğu gibi bu yıl da tartışma konusu oldu. Sınavın hemen ardından gelen eleştirilerle, özene bezene hazırlanmış sınav sorularından bazılarının iptal edilmesi, sorulara yönelik eleştirilerin pek de haksız olmadığını göstermektedir aslında. Politika, ekonomi, eğitim, gençlik gibi alanlarda özel bir öneme sahip olan ÖSS, bu ülkenin, güvenlik/savunma sorununun ardından gelen herhalde ikinci önemli sorunudur ve kendine ait masalımsı bir dünya oluşturmuştur. Bütün yolların kendisine çıktığı, kendisini haklı çıkardığı bir dünya.
ÖSS soruları, adayların karşısına dil aracılığıyla çıktığına göre, sınavın Türkçesinin yalnızca Türkçe/edebiyat sorularıyla sınırlı tutulamayacağı açıktır. İçerdiği bilgilerle adayların seçimini belirleyecek sınav sorularının, anlaşılır olması bir gerekliliktir. Sınava giren adaylardan, özellikle Türkçe bölümünde istenen Türkçe titizliği, sınav sorularında bulunmalı, öyle değil mi? Ana dili Türkçe olan bu ülkede Türkçe sorunlarını 'sınavlık bir malzeme' olarak görmüyorsak elbette. Sınav sorularına yönelik dikkatli okumalara, sınavın dil tutumuyla ilgili yazılanları da eklersek ÖSYM'nin, yılda bir kez uygulanan ÖSS için soru hazırla(tı)rken içten içe, MEB'in Türkçe politikasına uzak duran tutumunu belirginleştirerek ÖSS Türkçesi oluşturma yoluna girdiği seziliyor gibi.
Anlatım, yazım, noktalama
Bu yılki sınavın Türkçe bölümünde 'anlatım bozukluğu' konusu için yalnızca bir soru vardı. Oysa soru metinlerinden üçünde anlatım bozukluğunu mevcuttu. Türkçe Testi bölümünde 9. sorunun IV numaralı, 'Hatta bir kitabı çabuk satışa sunabilmek için iki çevirmene bölüştürüp yayımlayanlar da var.' cümlesinde yanlış yerde kullanılan 'çabuk' sözcüğü, 'sunabilmek' sözcüğünün önüne yazılmalıdır. Edebiyat-Sosyal Bilimler Testi bölümünün 16. sorusunun 'Babalar ve çocukları arasındaki ilişkileri anlatan yazınsal yapıtlar arasında ilk akla gelen romandır.' cümlesinde 'ilk' sözcüğü, 'gelen' sıfat fiilinin önüne yazılmalıdır. Sosyal Bilimler -2 Testi bölümünün 11. sorusunun, 'Savaşların uzun sürmesi ve başarısız olması' (C) cümlesinde özne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır; cümlenin düzeltilebilmesi için 'başarısız' sözcüğünün önüne ordunun, devletin, vb. bir sözcük eklenmelidir. Aynı bölümün, 25. sorusunun, '1868'de ilk trafik ışıkları Londra'da kullanılmaya başlandı.' cümlesinde ilk olan, ışıkların (lambalar mı demeliydik) bulunuşu mu yoksa trafikte kullanılışı mıdır acaba? Bu cümlenin, tarih ve yer belirten bölümlerinin arasındaki kısmını 'trafik ışıkları ilk kez' biçimiyle yeniden yazmak, anlatım sorununu giderebilir.
2008 ÖSS'nin Türkçe Testi içinde bir soru yazım, bir soru da noktalama konusundan seçilmiştir. Sınav sorularının bütününde yazım ve noktalama yanlışları, ilgili soru sayısından fazladır. Sosyal Bilimler-2 Testi'nin 21. sorusunda 'Toplum biliminde öndeyide bulunmanın güçlüğü'(B) cümlesinde, bitişik yazılan 'öndeyi' sözcüğünü, Yazım Kılavuzu (TDK, 2005) 'ön deyi' biçimiyle öneriyor. Noktalama işaretleriyle ilgili özensizlikler ise bu yazının sınırlarını aşacak niceliktedir.
ÖSS sorularının sözcük düzeyinin ölçüsünü belirlemek de önemli bir sorundur. Sınava giren öğrencilerin çoğunluğunun liseyi yeni bitirdikleri göz önüne alındığında ÖSYM'nin yaşayan Türkçeyi önemse(t)mek uğruna aşırıya kaçtığı söylenebilir.
Sözlükte yok, sınavda var
Türkiye geneli dikkate alındığında, üslup yerine biçem sözcüğünü (Türkçe Testi, 5. soru) kullanabilen gençleri, ders kitaplarını merak etmemek imkansız. Kurmacasal (Türkçe Testi, 8. soru) sözcüğünü Türkçe Sözlük (TDK, 2005) bile almamışken sınava giren adaylardan -bu arada komisyon üyelerinden- kaçının bu sözcüğü kullandığı da ayrı bir merak konusudur. Adaylar ya sınav sonrasında sözcüğün anlamını öğrenmek isterse! (26. soruda sözcük, 'kurmaca' olarak geçmektedir.)
Müfredat dışı sorular
Türkçe Sözlük, düşlemsel (Türkçe Testi, 26. soru) sözcüğünü de almamış; düşsel sözcüğüne bakabilirsiniz diye mi acaba, ne dersiniz? Edebiyat ilgilileri pekálá bilirler ki yazın sözcüğü çevresindeki tartışmalar henüz bitmemiştir; dil/edebiyat dergilerinde konuyla ilgili eleştirel yazılar devam etmektedir. ÖSYM, ısrarla yazınsal sözcüğünü kullanıyor, yanına yaratı da alarak. Ortaöğretimde yazılı sınavlarda sorulan metinlerin yazarları da yazılır, metnin altına. ÖSYM de sınav sorularında kullanılan metinlerin yazarlarını belirtebilirse hem kendi dil felsefesini aydınlatmış hem de adaylara bir çeşit ön hizmet sunmuş olur. 2008'de ÖSS'ye giren lise son sınıf öğrencileri, liselerinde Türk Dili ve Edebiyatı dersini okuyan son öğrencilerdir. Bu dersin müfredat programı, 2370 sayılı Tebliğler Dergisi'nde yayımlanmış; aynı program Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının iki ayrı kararıyla yeniden düzenlenmiştir.
MEB, edebiyat derslerinde eserlerinden yararlanılacak yazar ve şairleri (vb. ifadesini kullanmadan) adı geçen programda tek tek belirtmiştir.
MEB, liselerde hazırlık sınıflarını kaldırarak Türk Edebiyatı ve Dil ve Anlatım adlı iki yeni dersin kademeli olarak okutulmasına karar vermiş, her iki ders için de ayrı ayrı 'öğretim programı ve kılavuzu' kitabı yayımlamıştır. Bu iki dersin 12. sınıflarının, okutulma sırası gelmemiş ve henüz ders kitapları yayımlanmamıştır.
Türk Edebiyatı dersi için hazırlanan Öğretim Programı ve Kılavuzu (MEB, 2005) adlı kitabın, (2008-2009 eğitim öğretim yılında ilk kez okutulacak) 12. sınıflarla ilgili bölümlerinde, yakın dönem ve günümüz sanatçılarının adları 'gibi' eklemeleriyle, ÖSYM'nin seçiminden özgür ve geniş çerçeveyle verilmektedir.
Dil ve edebiyat bağlamında 2008 ÖSS'nin, vurgulamamız gereken iki önemli mesajının, önümüzdeki yıl sınava girecek adayların, önceki sınavlara oranla geniş kadrolu edebiyat çevresinden sorumlu olacaklarını bilmeleri ve ÖSYM'nin sınav sorularının hazırlanışındaki 'tercih' vurgusunu gözden kaçırmamaları gerektiğidir.
4 Temmuz 2008 Cuma
E-Kayıtlar Hızlı Başladı...
İlköğretim okullarında kayıtlar 1 Haziran 2008’de başlarken, elektronik ortamda e-kayıt ile okullara kaydını yaptıran sayısı bir ayda 508 bin 775’e ulaştı.
İlköğretim okullarında kayıtlar 1 Haziran 2008'de başlarken, elektronik ortamda e-kayıt ile okullara kaydını yaptıran sayısı bir ayda 508 bin 775'e ulaştı. 2008-2009 eğitim-öğretim yılı için ilköğretime toplam 1 milyon 200 bin kişinin kayıt yaptırması bekleniyor.
İlköğretim okullarına 1 Haziran 2008'de başlayan öğrenci kayıt başvuruları devam ederken, internet üzerinden gerçekleştirilen kayıtlar, 30 Temmuz 2008 tarihinde kadar devam edecek. Elektronik ortamda yapılan e-kayıt uygulaması, adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre öğrencilerin, ikametlerine en yakın ilköğretim kurumlarına yerleştirilmesini esas alıyor. Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre e-kayıt ile ilköğretim okullarına yapılan kayıt sayısı bir ayda 508 bin 775'e ulaştı. Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri söz konusu kayıt sayısının 30 Temmuz 2008'e kadar 1 milyon 200 bini bulmasını beklediklerini açıkladılar.
-E-KAYIT İÇİN HALA OKULLARA GİDİLİYOR-
E-kayıt çerçevesinde veliler, internet aracılığıyla Milli Eğitim Bakanlığı'nın web sitesinden form doldurarak kayıt başvurusu yaparken, okullar tarafından başvurular değerlendirildikten sonra öğrenciler ikametgahlarına en yakın okula yerleştiriliyor. Ancak e-kayıt yaptırmak isteyen veliler, ikametgah adreslerine yakın olan okullara giderek buralarda kayıt yaptırmak durumundalar. TÜİK tarafından oluşturulan sistem yardımı ile kayıtlar alınırken, TÜİK verileri ile gerçek veriler arasında farklılık yaşanması ihtimaline karşı, velilerin okullara gitmesi gerekiyor.
-ORTAÖĞRETİM KAYITLARI 15 AĞUSTOS'TA BAŞLAYACAK-
Ortaöğretimde ise sınavla öğrenci alan Fen ve Anadolu liseleri dışındaki liselere kayıtlar 15 Ağustos'ta başlayacak. Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS) sonuçlarına göre öğrenci alan liseler Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirleyeceği takvime göre kayıt yapacak. Ortaöğretime kayıtlar da e-kayıt ile elektronik ortam üzerinden alınacak.