24 Nisan 2008 Perşembe

Ege Üniversitesi Felsefe Kulübü öğrencileri, "Hatırla Sevgili" isimli dizinin oyuncuları ve senaryo editörünü öğrencilerle buluşturdu

İletişim Fakültesi 2 No'lu Anfi'de düzenlenen etkinlikte öğrenciler, boş yer kalmayınca yerlere oturmak zorunda kaldı. Etkinlikte Deniz Gezmiş rolünü oynayan Barış Koçak, Yusuf Aslan karakterini canlandıran Murat Zubi, Deniz Karayeli isimli karakteri oynayan Berk Hakman, Hüseyin İnan'ı canlandıran Oğuz Turgut Genç ve senaryo editörü Mustafa Yalçıner öğrencilerin sorularını yanıtladı.

HAYATINDAN ETKİLENDİM

Dizinin Türkiye'nin bir dönem var olan gerçeklerini anlattığını söyleyen senaryo editörü Mustafa Yalçıner, "Bu dizi sizlerin, bizlerin Türkiye halkının gerçekliğini ortaya koyma cesaretini gösteriyor. Bizlere o günleri tekrar yaşatıyor. Denizler'in hikayesi hepimizin hikayesidir" dedi. Dizide Deniz Gezmiş karakterini canlandıran Barış Koçak daha önce oynadığı dizilerde sürekli küçük rolleri oynadığını, ancak Hatırla Sevgili ile bir dönüm noktası yaşadığını ifade etti. Deniz Gezmiş'in birçok özelliğinden de etkilendiğini belirten Koçak, "Artık hayatım Deniz'den öncesi ve sonrası diye ikiye ayrıldı" diye konuştu.

23 Nisanda Çocuklar Anıtkabire Aktı

Anıtkabir, bu bayramda da kucaktaki bebekten dedelere ve ninelere kadar her yaştan insanların akınına sahne oldu.

ELMADAĞ’da, en çok kitap okuyan yedi ilköğretim öğrencisine bisiklet hediye edildi.

Elmadağ Kaymakamı Osman Kaymak, İlçe Spor Müdürlüğü tesislerindeki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı töreninde "Türkiye Okuyor" kampanyası çerçevesinde en fazla kitap okuyan 7 ilköğretim öğrencisine bisiklet hediye etti. Törende öğrenciler gösteriler sundu.

Yönetici Yönetmeliğine Jet Dava

Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlülüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticileri Yönetmeliği’ne Eğitim-İş’den jet dava geldi.

Bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlülüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticileri Yönetmeliği'ne Eğitim-İş'den jet dava geldi. Dava gerekçesinde kadrolaşma iddialarına neden olan ödül sistemini belirleyen 'Yönetici Değerlendirme Formu'nun "MEB'den savunma almadan" iptali istendi.
Eğitim-İş tarafından yönetmeliğin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, yönetmeliğin 11. maddesinin (1)-ç hükmü ve madde 12'nin geçici 2. madde hükmünde yer alan “sınavların geçerlik süresi ile sınırlı olmak kaydıyla” ibaresinin kaldırılması istendi. Yönetmelikte, atamalardaki ödüllerin etkisini belirleyen ve kadrolaşma iddialarına neden olan Ek-2 Yönetici Değerlendirme Formunun öncelikli olarak durdurulması istenirken, “Davalı idarenin savunması alınmaksızın yürütmesinin durdurulması ve sonrasında iptali, savunma alınmasına karar verilmesi halinde savunma süresinin kısaltılarak ek savunma süresi verilmemesi” denildi. Dava gerekçesinde Danıştay'ın verdiği kararları “yok” sayarak düzenleyici işlemi yapan kamu görevlileri aleyhinde de suç duyurusunda bulunulması istendi.

-VEKALETEN ATAMALARA AÇIKLIK GETİRİLMESİ İSTENDİ-

Dava gerekçesinde, MEB Yönetici Atama Yönetmeliği'nin yürütmesinin durdurulması sonrasındaki vekaleten atamalara da dikkat çekildi. Gerekçede, “iptal ya da yürütmeyi durdurma kararı sonrasında hukuki boşluk doğduğu gerekçesiyle binlerce yöneticiliği yandaşlarına vekaleten teslim eden idarenin yıllardır sürdürdüğü suistimalin önlenmesi amacıyla kararın uygulanma şeklinin açıklanması” istendi.

-YÖNETMELİĞİ YAPAN GÖREVLİLER ALEYHİNE SUÇ DUYURUSU-

Gerekçede, suç teşkil eden fiiller hakkında suç duyurusunda bulunma görev ve yetkileri doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığı idarecileri hakkında suç duyurusunda bulunulması istendi. Gerekçede, “Dairenizce işbu davamızın haklı temellere dayandığı sonucuna ulaşılırsa; aynı konuya ilişkin olarak verilen gerekçeli kararlarda ısrarlı biçimde yaptığı kanunsuzluk uyarılarını, dolayısıyla daireniz kararlarını yok sayarak hukuka ve yargısal mercilere olan güveni ağır biçimde zedeleyen dava konusu düzenlemeyi yapan kamu görevlileri aleyhinde suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz” denildi.

-“YILLARDIR OYNANAN OYUNUN ÖNÜNE GEÇİLECEK”-

Eğitim-İş, yönetmelik hakkında verilecek herhangi bir yürütmeyi durdurma ya da iptal kararı sonrasında uygulanma şeklinin açıklanmasını da talep etti. Gerekçede, “Bu sayede, yıllardır oynanan oyunun önüne geçilecek ve eğitim kurumlarının vekâleten görevlendirmeler yoluyla yönetilmesinin önüne geçilecektir” denildi. Dava gerekçesinde davanın kabul görmemesi ihtimali de göz önünde bulundurulurken, “Bu taleplerimizin kabul görmemesi halinde davalı idareyi sevk idare eden anlayış maalesef amacına ulaşmış olacak ve hukuk sistemini en zayıf noktasından yakalayarak kamu menfaatine aykırı tutum ve davranışlarını sürdürecektir” ifadesine yer verildi.

-“SINAV KOŞULUNUN YÖNETMELİKTE OLMAMASI OBJEKTİFLİĞE AYKIRI”-

Yönetici Atama Yönetmeliği ile ilgili geçen ay Danıştay tarafından bir kez daha verilen yürütmenin durdurulması ve iptali kararına da dava gerekçesinde yer verildi. Danıştay'ın verdiği 26 sayfalık gerekçeli kararda yer alan “Hukuka uygunluk denetimi sonrasında oluşan kararların, oldukça önemli bir kaynak durumunda olduğu” kararına işaret edildi.
Dava gerekçesinde sınav koşulunun yönetmelikte yer almaması nedeniyle de Yürürlükten kaldırılan yönetici atama yönetmeliğine dikkat çekildi. Gerekçede “Yönetmelikte objektif kriter ve liyakat ilkesi açısından var olan en önemli özellik asgari şartlarda da olsa, yeterliliğin tespiti için müdür yardımcısı atamalarında seçme sınavı, müdür atamalarında düzey belirleme sınavı öngörülmesi ve söz konusu sınavların başvuru şartlarına uygun niteliklere sahip olanlara en az 1 ay önce duyurulması idi. Sınav koşulunun yer almadığı dava konusu düzenlemenin kariyer ve liyakat ilkelerine aykırılık oluşturacağı açıktır ve Yüksek Mahkemeniz konuyla ilgili olarak verdiği önceki kararlarında bu hususu ısrarla vurgulamıştır” denildi.

-EĞİTİM-İŞ GENEL BAŞKANI ADIBELLİ: KADROLAŞMA AMAÇLI BİR YÖNETMELİK”-

Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli ANKA'ya yaptığı açıklamada, yönetmelik ile ilgili sendikalardan görüş bile alınmadığını belirtirken, “Bakanın çıkardığı yönetmekleri biz mahkemeye götürmekten bıktık, onlar ise yanlış yönetmelik çıkarmaktan bıkmadı. İstenen şekilde bir yönetmelik değil. Sendikaların görüşlerine yer verilmemiş” dedi. Özellikle ödüller konusunun kadrolaşmaya kapı açtığını söyleyen Adıbelli, “Önce ödülleri dağıttılar, sonra ona göre bir yönetmelik çıkardılar” dedi. Adıbelli, Bakan Çelik'in dava sonuçlanana kadar atama yapmaması gerektiğini kaydederek, “Tekrar dönüp de bize 'eğitim-öğretimin ortasında okullar yöneticisiz kaldı' demesin. Bu kadrolaşmadan vazgeçmeleri lazım artık. Ama onların zihniyeti böyle” diye konuştu.

Milli Eğitim Bakanlığı’na yapılan atamalar bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e tazminat davası açarak 5 bin YTL tazminat ödemesine neden olan Giresun Milli Eğitim Müdürü Halit Azizoğlu görevinden alındı.
. Giresun Milli Eğitim Müdürü Halit Azizoğlu'nun başka bir göreve atanması amacıyla görevinden alındığına dair karar bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. Azizoğlu, 2006 yılı sonunda hakkındaki yargı kararını uygulamadığı gerekçesiyle Bakan Çelik hakkında açtığı tazminat davasını kazanmıştı. Mahkeme Bakan Çelik'in Azizoğlu'na 5 bin YTL tazminat ödemesine karar vermişti.

-GÜRBÜZ PERSONEL GENEL MÜDÜR YARDIMCISI OLDU-

Özel Öğretim Genel Müdür Yardımcılığı ve Yüksek Öğretim Genel Müdür Yardımcılığı görevlerini yerine getiren Muammer Gürbüz MEB Personel Genel Müdürlüğü'ne atandı. Gürbüz, AKP Tekirdağ Milletvekili Ziyaettin Akbulut'un da yakın akrabası oluyor.
MEB Yatırımlar ve Tesisler Dairesi Başkanlığı görevini bir süredir vekaleten yürüten Salih Altınay'ın bu göreve asaleten atanmasına ati karar da Resmi Gazete'de yayımlandı. Altınay, uzun bir dönem de Yatırımlar ve Tesisler Dairesi Başkan Yardımcılığı görevini yerine getirmişti.
Adıyaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü görevini yürüten Abdulgafur Büyükfırat'ın Adana Milli Eğitim Müdürlüğü görevine atanmasına dair karar Resmi Gazete'de yayımlandı. Adana Milli Eğitim Müdürü Atilla Gülsar ise Marta ayı başında Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü görevine atanmıştı.
Balıkesir Millî Eğitim Müdürlüğü görevine ise Kayseri Millî Eğitim Müdürü Abdurrahim Köksal atandı.

23 Nisan 2008 Çarşamba

Hangi Tür Lise Popülerse O Açılacak...

Anadolu ve genel liselerin açılmasına ilişkin yeni düzenleme hazırlığında olan Milli Eğitim Bakanlığı, düzenlemede iki tür lisenin de açılış şartlarını aynı düzeye çekmeyi planlıyor.

Anadolu ve genel liselerin açılmasına ilişkin yeni düzenleme hazırlığında olan Milli Eğitim Bakanlığı, düzenlemede iki tür lisenin de açılış şartlarını aynı düzeye çekmeyi planlıyor. Anadolu Lisesi'ne olan talebin artması nedeniyle yapılacak düzenleme ile hangi tür okula talep gelirse o tür okul açılacak.
Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü, “Kurum Açılması ve Kapatılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar”ı belirleyecek. Yapılacak yeni düzenleme ile genel ve Anadolu liselerinin açılma şartlarının kolaylaştırılması planlanıyor. Ortaöğretim Genel Müdürlüğü, 30 Nisan 2008'de yapacağı Müdürler Kurulu'nda konuyu gündeme taşıyacak. Genel Müdür Emin Gürkan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e sunduğu öneride, genel lise ve Anadolu liselerinin açılma şartlarının yeniden belirlenmesine ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.

10 BİN NÜFUSLU KASABAYA ANADOLU LİSESİ KURULABİLECEK-

Yapılacak yeni düzenleme ile genel liselerin açılma şartında en az 20 bin, Anadolu liselerinin açılma şartında ise en az 50 bin olması gereken yerleşim alanı nüfusunun, 10 bine düşürülmesi planlanıyor. Genel lise ve Anadolu liselerinin açılma şartları birleştirilirken, Anadolu liselerinin açılma şartında yer alan 'en az 14 derslik bulunması' şartı da 8'e indirildi. Buna karşın okul arsasının en az 3 bin metrekare olması şartı ise 5 bin metrekare olarak değiştirildi.

“50 BİN NÜFUS, GENEL LİSELERİN AÇILMASINDA BELİRLEYİCİ NEDEN”-

Ortaöğretim Genel Müdürlüğü, yapılacak değişikliğin genel gerekçesinde Anadolu liselerinin sistem içerisinde belli bir seviye yakaladığına işaret edilirken yakaladığı başarı nedeniyle büyük talep gördüğünün altı çizildi. Anadolu liselerine talebin her geçen gün arttığına işaret edilen gerekçede, bu nedenle Anadolu liselerinin sayısının her geçen gün artırıldığı belirtildi. Gerekçede, “Ancak kurum açılma esaslarında yer alan yerleşim birimi nüfusunun 50 bin olma şartı bu okulların açılmasında sıkıntı ve tereddütlere yol açmakta, bu durum genel liselerin açılmasında da belirleyici özelliğini korumaktadır” denildi.
Gerekçede, kaynakların verimli kullanımı nedeniyle iki tür okulun açılış şartlarının birleştirilerek, talebe göre o tür okulun açılmasının daha yararlı olacağı ifade edildi

Öğretmenlere ödenen denge tazminatı, “Ek Ödeme” konulu kararın 17 Mart 2008’de yayımlanması üzerine kaldırıldı.

Eğitimciler, söz konusu kararın geri alınması için yargı yoluna giderken, doktorların da “döner sermayeden pay” aldığı savunmasında bulundular.
Resmi Gazete Mart 2006'da yayımlanan Değişik Adlar Altında İlave Ödemesi Bulunmayan Memurlara ve Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile denge tazminatı ile ilgili düzenlemeler yapıldı. 17 Mart 2008'de ise B.08.0.SGB.0.0.03.04/1395 Sayı “Ek Ödeme (Denge Tazminatı)” konulu işlem yayımlandı. Bu kararın yayınlanması sonrasında öğretmenlere denge tazminatı ödenmesinin önüne geçildi. Türk Eğitim-Sen öğretmenlerin denge tazminatlarının yeniden ödenmesi ve söz konusu kararların yürütmesinin durdurulması için Danıştay'a başvurdu.

DOKTORLAR DÖNER SERMAYEDEN YARARLANIYOR”-

Türk-Eğitim-Sen tarafından yapılan dava gerekçesinde söz konusu karar kapsamında ek ders ücretinden yararlandırılan personelin aslî görevi için öngörülen ek ders ücretinden ayrıca yararlanamayacağı belirtildi. Gerekçede, “Her şeyden önce kamuda çalışanların özlük haklarının iyileştirilmesi gerekli iken, yapılan düzenleme eğitim çalışanlarımızın mali ve sosyal haklarını bertaraf etmektedir” denildi. Gerekçede, söz konusu düzenleme ile öğretmenlere destek sağlanmadığı ve haksızlığa sebebiyet verildiği kaydedilirken, “Somut örnek vermek gerekirse, örneğin bir doktor asli görevi doktorluk görevini ifa etmekte ve hastasına sağlık hizmeti sunmaktadır. Ve bunun karşılığında da maaş almaktadır. Ayrıca buna ek olarak döner sermayeden de pay almaktadır” savunmasında bulunuldu. Öğretmenlerin de asli görevlerini ifa ettiği ve maaş aldığına işaret edilen gerekçede, “Bu anlamda, dava konusu düzenleme ile denge tazminatlarının verilmemesi hukuka aykırıdır” denildi.

“UYGULAMALI DERSLERDE ÖĞRETMEN AÇIĞI OLUŞUR”-

Mesleki eğitimde başarının teorik eğitimin yanında uygulamalı eğitiminde verilmesi ile sağlanabileceği kaydedilen gerekçede, “Bu anlamda, eğitim çalışanlarımıza denge tazminatının verilmemesi, eğitim öğretimde uygulamanın oluşmaması yönünde risk oluşturmaktadır. Netice itibari ile denge tazminatı verilmezse, söz konusu dersleri uygulamalı olarak verecek her hangi bir eğitim çalışanı bulunamayacaktır” uyarısında bulunuldu. Durum gereği, herhangi bir tazminat verilmemesi halinde o derslere uygulamalı olarak girmenin de öğretmenlere herhangi bir mali katkısı olmayacağını işaret edilen gerekçede, söz konusu alanda öğretmen açığı oluşacağı savunuldu.
Gerekçede, “Denge tazminatı ile ilgili çalışmalara katılanlar büyük risk altındadır. Denge tazminatı ile ilgili mevcut düzenleme, mesleki eğitimi olumsuz etkilemektedir. Anayasamız tarafından koruma altına alınan eşitlik ilkesi bertaraf edilmekte ve uygulamada eşitsizliğe sebebiyet vermektedir” denildi.