17 Mart 2008 Pazartesi

Kampanya kapsamında hayırsever Ceyda Aydede’nin desteğiyle yaptırılacak 200 öğrenci kapasiteli yurt binası 90 günde tamamlanacak...

Hayırsever Ceyda Aydede'nin desteğiyle Bartın'da yaptırılacak yurdun temel atma törenine Bartın Valisi İsa Küçük, AKP Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç, Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, Kampanya sorumlusu Cahit Tekindor, hayırsever işkadını Ceyda Aydede, öğrenciler ve öğretmenler katıldı.
“Nedret Keten Kız Öğrenci Yurdu”nun temel atma töreninde konuşan yazar Nail Güreli, kampanya kapsamında 7 bin kız öğrenciye de burs verildiğini hatırlattı. Güreli, “Kampanyada 24'üncü yurt Bartın'da yapılıyor. Ben inanıyorum ki burada yetişecek öğrenciler ülkelerine hayırlı hizmetler verecekler, Türkiye'nin çağdaş uygarlık düzeyine erişmesinde katkılarda bulunacaklar” dedi.

Teyzesinin vasiyeti
Geçen yıl 80 yaşında vefat eden teyzesi Nedret Keten adına yaptırdığı yurt için 300 bin YTL bağışta bulunan hayırsever Ceyda Aydede ise şöyle konuştu: “Bugün çok heyecanlı ve mutluyum. Bu projenin benim açımdan biraz buruk bir yönü de var aslında. Geçen ağustos ayında kaybettiğim, benim ilkokul öğretmenim de olan eğitimci, kendini milli eğitime adamış teyzemin vasiyeti üzerine burdayım. Onun bana hem vasiyeti hem de bıraktığı parayı burada değerlendiriyorum. Onun adına bu projeyi sizlere emanet ediyorum.”
Vali İsa Küçük ise, Bartın'da kadın nüfusunun yüzde 27'sinin okuma- yazma bilmediğine dikkat çekerek, “İlköğretimi bitiren her 100 kız öğrenciden 48'i liselere devam edemiyordu. Bunun en önemli nedeni de kalacak yerlerinin bulunmamasıydı. Şimdi 264 köyü olan Bartın'da her köyden bir çocuğu kurtararak bu yurda alabileceğiz” diye konuştu.
Vali Küçük, yurdun açılışını da 15 Eylül'de yapacaklarını söyledi.
Konuşmaların ardından 1427 metrekare alana yaptırılan ve toplam 670 bin YTL'ye mal olacak 200 öğrenci kapasiteli 2 katlı yurdun temeli atıldı.

İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer’in "keş arı" projesi, Meclis’te günün konusu oldu. Vekiller projeyi, "Trajikomik, bilim ve akıl dışı" buldular.

Meclis Başkanlığı'na uyuşturu-cuyla mücadele komisyonu kurulması için teklif veren, balıyla ünlü Bitlis'in AKP'li Milletvekili Vahit Kiler projeyi hayvan haklarına da aykırı buldu.

Vekillerin değerlendirmeleri şöyle:

Arılar yerine çocukları eğitsin

Mehmet Ekici (MHP): Böyle bir tespit metodunu duymamıştım. Allah hepimizin akıl sağlığını korusun. Arıları eğiteceğine çocukları eğitsin, daha faydalı olur. Artık arı görünce "Narkotik mi" diye soracağım. Tüm dünyada narkotik vakaların tespiti için kullanılan yöntemler varken arıyı nereden buldu, onu merak ediyorum.

Müdür konuyu magazinleştiriyor

Ahmet Ersin (CHP): İstanbul gibi büyük bir ilimizin milli eğitim müdürünün böyle abuk sabuk projeler yürütmesi üzüntü verici. Uyuşturucuyla mücadele her şeyden önce devlet politikası olarak ele alınmalı. Okulları polis kordonuna alarak, böyle uçuk projeler üreterek uyuşturucuyla mücadele edilmez. Müdür, konuyu magazinleştiriyor. Her okula uyuşturucu bağımlısı arı kovanı koyacaklar, çiçekten bal alır gibi kandan uyuşturucu mu alacak?

Tam bir 'Zihni Sinir projesi'

Mehmet Sağlam (AKP): Öyle şey olmaz çok gülünç. Tam bir Zihni Sinir projesi. Hayatımda böyle bir şey duymadım. Konunun uzmanları var, problemin çözümü için otururlar konuşurlar.

Çocuklar bile dalga geçer

Muharrem İnce (CHP): Tüccar siyaset anlayışının bürokratları. Haberin başlığını okuyup güldüm. Komedi. Olacak iş mi ya? Sözün bittiği yer burası. Çocuklar bile dalga geçerler bununla. O arılar müdüre konarsa ne olacak, tehlike orada.

Müdürün kişisel fikriymiş

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, Ata Özer'in, İstanbul Eğitim Rehberlik ve Kariyer Fuarı'nın sonuçlarını paylaşmak için Kalyon Otel'de önceki gün yaptığı basın toplantısında "yanlış anlamalara meydan veren sonuçlar ortaya çıktığı" belirtildi. Açıklamada, "Özer, uyuşturucuyla mücadele için yaptıkları çalışmalarını anlatırken, sadece fikir bazında olan, hiçbir şekilde uygulamaya konulmayan bir düşünceden bahsetmiştir. Tamamen şahsi düşünceden ibarettir" denildi.

Öğreciler Kazaya Karşı Sigortalanıyor...

Devlet, öğrencileri kazaya karşı sigortalattı Ümraniye Çayırönü İlköğretim Okulu, bin 400 öğrencisine ferdî kaza sigortası yaptırdı. Öğrenciler, istedikleri hastanede ücretsiz tedavi olabilecek.

Eğitim adına birçok yeniliğe adım atan ve geçtiğimiz aylarda İSO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi belgesini alan Ümraniye Çayırönü İlköğretim Okulu bir ilke daha imza attı. Okul yönetimi, bin 400 öğrencisini ferdi kaza sigortası ile sigortalattı. Kazalara karşı sigortalanan öğrenciler okul içerisinde olabilecek her türlü yaralanmalarda istedikleri hastanede ücretsiz tedavi olabilecek.

Çayırönü İlköğretim Okulu Müdürü Murat Ermiş, amaçlarının öğrencilere güven içinde eğitim verebilmek olduğunu söyledi. Öğrencilerini sigortalatmak fikrinin, başlarına gelen bir olay üzerine geliştiğini belirten Ermiş, şöyle konuştu: "Bir öğrencimiz okulda yaralandı. Özel bir hastaneye götürdük. Bize ilk sordukları şey 'Öğrencinin sosyal güvencesi var mı?' oldu. Bu benim çok zoruma gitti. Araştırdık, sosyal güvencesi yoktu. Öğrencimin sağlığı söz konusuydu ve tedavi ettirdik. Sonra önümüze yüklü bir fatura geldi. Velimiz bunu ödeyemeyeceğini söyledi. Biz bu parayı bir şekilde temin ettik. Ancak bundan sonraki olaylarda aynı durumla karşılaşmamak için okul yönetimi ve okul aile birliği olarak düşünüp bir karar aldık. Tüm öğrencilerimizi ferdi kaza sigortası ile kazalara karşı sigortalattık."

Avrupa'da çok yaygın olarak kullanılan sistemi Türkiye'de ilk kez bir ilköğretim okulunda kendilerinin uyguladığını ifade eden Ermiş, amaçlarının kendilerine emanet edilen öğrencileri okul sınırları içerisinde güvence altına alarak sağlıklı bir eğitim vermek olduğunu belirtti. Murat Ermiş, artık öğrencilerini herhangi bir kaza sonrası hastanelere gönül rahatlığıyla götürdüklerini dile getirerek, "Herhangi bir hastaneye gittiğimizde yöneltilen 'Bu çocuğun sigortası var mı?' sorusuna 'Evet var. Ne gerekiyorsa yapılsın.' cevabını veriyoruz. Bunun masrafları ne okula, ne veliye ne de öğrenciye fatura ediliyor. Hemen sigorta şirketi devreye girerek masrafları ödüyor." dedi. Uygulamanın veliler tarafından olumlu karşılandığını ifade eden Ermiş, öğrencilerden sigorta adı altında herhangi bir ücret talep etmediklerini belirterek sigorta masraflarını okul aile birliği ve sponsorlardan karşıladıklarını kaydetti.

Yunanistan’ın en saygın gazetelerinden Katimerini, tam sayfalık haberinde Türkiye’deki özel üniversitelerden övgüyle bahsetti.

Katimerini “Türk özel üniversitelerinin saygınlığı çok yüksek” başlıklı haberinde, ülke içinde özel üniversiteler kurulmasına karşı çıkan çevrelere de seslenerek “Türkiye'den ders alalım” çağrısında bulundu.
Yunanistan'da anayasa, özel üniversite açılmasını yasaklıyor, gerekli anayasa değişikliği ise sol muhalefet ve üniversite öğrencilerinden büyük tepki görüyor ve sürekli erteleniyor.
Katimerini'nin geniş analizde Türkiye'nin en iyi 4 özel üniversitesi olarak Bilkent, Koç, Sabancı ve Bilgi üniversiteleri tanıtıldı. Haberde şu yorumlar dikkati çekti:
“Bir Yunan profesörün veya öğrencinin özel Türk üniversitelerini ziyareti can sıkıcı kıyaslamalara neden oluyor. Ziyaretçiler, yalnızca Yunan değil, İngiliz üniversitelerinin de kıskanacağı bir altyapıyla karşılaşıyor. Bir zamanlar eğitim, Yunanlıların avantajlı olduğu bir konuydu. Osmanlı İmparatorluğu içinde sayısal azınlık olmasına rağmen, Yunanlılar, eğitim aracılığıyla ekonomik ve sosyal alanlarda, nufüsa oranla çok önemli roller üstlendi. Bugün bu gelişmenin tersine döndüğünü görüyoruz. Yunan üniversitelerinin içinde bulunduğu büyük kriz, özel üniversiteler kurulmasıyla aşılabilir. Türkiye'de özel üniversite deneyiminin başarısı bize ders olmalıdır.”

Konya Selçuk Üniversitesi'nde, Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararının ardından Senato'nun aldığı kararla bu sabahtan itibaren tekrar yasak uygulama.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Anayasa değişikliğini onaylamasının ardından türbanın serbest bırakıldığı Konya Selçuk Üniversitesi'nde, Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararının ardından Senato'nun aldığı kararla bu sabahtan itibaren tekrar yasak uygulanmaya başlandı. Türbanlı öğrencilerin, fakülte ve dersliklere girmesine izin verilmedi. Öğrenciler, fakülte girişlerinde türbanlarını çıkartıktan sonra binalara girdi. Bir grup türbanlı öğrenci de kampus girişinde türban yasağını kalkmasını protesto ederek, imza topladı.

Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararını verdikten sonra geçen hafta sonuna kadar türbanlı öğrencilerin alındığı tek üniversite olarak kalan Selçuk Üniversitesi'de bugünden itibaren türbanlı öğrencilerin fakültelere ve dersliklere alınmasına izin verilmedi. Kampus içinde türbanlı olan öğrenciler, fakülte binalarına girişte güvenlik görevlileri tarafından, türbanlarını çıkartmaları için uyarıldı. Bazı öğrenciler, türbanlarını çıkartıp derslerine girerken, bazıları da fakülte kapısından döndü.

PROTESTO

Yaklaşık 70 kişilik türbanlı bir grup, Selçuk Üniversitesi Alaeddin Keykubat Kampusu önünde türban yasağına tepki göstererek basın açıklaması yaptı. Grubun içinde kara çarşafa benzeyen bir kıyafetle bulunan bir öğrenci dikkat çekti. Basın mensuplarının görüntü aldığını fark eden öğrenci kendisini gizlemeye çalıştı. Yanında bulunan başı açık bir öğrenci de eli ile arkadaşının görünmesini engelemek istedi. Kara çarşafa benzeyen bir kıyafetle grubun içinde yer alan öğrenci, ardından basın mensuplarının yanına gelerek tepki gösterdi. Protesto gösterisine katılan Hukuk Fakültesi öğrencisi oldukları öğrenilen iki öğrenci de basın mensuplarını görüntü almasına tepki gösterdi.

Türbalı öğrenciler adına konuşma yapan Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğrencisi Müşerref Poyraz, türbanın tekrar yasak olmasına tepkilerini dile getirerek, Selçuk Üniversitesi Rektörülüğü'ne yeniden uygulanan türban yasağının niçin uygulandığı ve yasağın kalkması için arkadaşları arasında toplayacakları imza dilekçelerini vereceklerini açıkladı.

12 Öğretim Görevlisi Gözaltına alındı...

Polis ve Jandarma birliklerinin ortaklaşa gerçekleştirdikleri Safra Operasyonu kapsamında, 3 ayrı ilde yolsuzluklar nedeniyle 12 öğretim üyesi gözaltına alındı.

Jandarma ve polisin Tokat, Samsun ve Sivas'ta düzenlediği operasyonda, aralarında Gaziosmanpaşa Üniversitesi'nde görevli daire başkanları, öğretim görevlileri ve memurların da bulunduğu 12 kişi, 'ihaleye fesat karıştırma', 'şantaj', 'tehdit' ve 'görevi suistimal' iddiasıyla gözaltına alındı.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, Tokat Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü timleri, Tokat, Samsun ve Sivas'ta eş zamanlı operasyon düzenledi.

'Safra' adı verilen operasyonda, GOPÜ'de görevli bazı daire başkanları, öğretim görevlileri ve memurların da aralarında bulunduğu 12 kişi gözaltına alındı.

Zanlılar, Tokat Jandarma Komutanlığı'na götürüldü.

Özdemir İnce: 1973-74 ders yılında Milli Eğitim Temel Kanunu’na yapılan ekleme, cumhuriyetin temel ilkelerine aykırıdır, çünkü şu dersler öğretiliyor.

ÇOCUKLARIN nasıl eğitileceği her toplumda sorun olmuştur. "Ana baba, çocuklarına verilecek eğitim türünü seçmek hakkını öncelikle haizdir" diyen, 10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 26/3 maddesi de geçinmeye gönlü olmayanlara destek çıkıyor gibidir.

Ama değil! Onu da devletin hakları sınırlıyor. Devletin haklarını da bizzat kendisi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (4.11.1950) falan sınırlıyor. Ancak, demokrasi gibi Bildirge'nin bu maddesi de keyfe göre yorumlanıyor. Kimileri 26/3 maddesine dayanarak çocuğuna İslami eğitim isteyebileceğini sanıyor. Ama böyle bir şey isteyemiyor. Ben bugün bunları tartışacak değilim.

İÇ DENGELER

Bugün işim devletle! Bütün ilk ve orta öğretimin herhangi bir meslek okulunun pedagojik programına göre biçimlendirildiğini düşünelim. Yani askeri, dini, ticari, polisi, vb. Ne dersiniz, olur mu? Bütün toplumun, bütün yönetim kadrolarının, bütün sivil mesleklerin askeri eğitim ve öğretimden geçmesini ister misiniz? Ben istemem!

Devlet ve toplum da böyle bir şey istemediği için sivil okulları, genel liseleri kurmuş. Türkiye'de eskiden askeri ortaokullar vardı, kaldırıldı.

Devlet ve toplumun kendi iç dengelerini bulacak, sağlığını koruyacak aklı var ve var olmalı.

EKLEME DİNAMİT!

Sözü imam hatip liselerine getirmek istiyorum. Bu okullar daha önce de onlarca kez yazdığım gibi 3 Mart 1924 tarihli özel bir yasa (Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Öğretim Birliği Kanunu) ile kurulmuş. Okulun amacı din adamı yetiştirmek. Başka bir amacı yok.

Ancak 1973-74 ders yılında Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 32. maddesine yapılan ekleme, devletin ve toplumun temellerine dinamit koymuş.

"Madde 32- İmam hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kuran kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek üzere, Milli Eğitim Bakanlığı'nca açılan ortaöğretim sistemi içinde, hem mesleğe, hem yükseköğrenime hazırlayıcı programlar uygulayan öğretim kurumlarıdır."

DAVA AÇILMALIDIR

Yapılan ekleme ("hem yükseköğrenime") Anayasa'nın 174. maddesiyle korunan özel devrim yasasına aykırı olduğu gibi Anayasa'nın başlangıç bölümüne hem de Anayasa'da belirtilen cumhuriyetin temel ilkelerine aykırıdır. Çünkü, Arapça Hazırlık, Arapça, Kuran-ı Kerim Hazırlık, Temel Dini Bilgiler, Siyer (Hz. Muhammed'in Hayatı), Tefsir, Hitabet ve Mesleki Uygulama, Karşılaştırmalı Dinler Tarihi, İslam Tarihi, Kelam ve Hadis dersleri okuyan bir öğrenci artık özel bir öğrencidir, özel bir meslek için hazırlanmıştır. O artık bir din adamıdır!

Oysa Milli Eğitim Temel Kanunu, öğrencilerin "hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip" (Madde 2/2) olarak yetiştirilmesini gerektirmektedir.

Madde 13'te ise "Her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotlarıyla ders araç ve gereçleri, bilimsel ve teknolojik esaslara ve yeniliklere, çevre ve ülke ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirilir" demektedir.

Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 32. maddesine yapılan eklemenin en kısa zamanda iptal edilmesi gerekmektedir. Olanağı varsa Anayasa Mahkemesi'nde ve Danıştay'da iptal davası açılmalıdır.