Okumanın görerek başlayan bir olgu olduğu belirtilerek, anne-babası okumayan çocuklarda da okuma alışkanlığının gelişmediği belirtildi.
Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Argunşah, okumanın görerek başlayan bir olgu olduğunu belirterek, anne-babası okumayan çocuklarda da okuma alışkanlığının gelişmediğini söyledi.
Argunşah, yaptığı açıklamada, "oku" diye telkinde bulunularak çocuklara okuma alışkanlığı kazandırılamayacağını kaydetti. "Çocukları kitapçıya da götürseniz, kütüphaneye de götürseniz okuma alışkanlığı kazandıramazsınız" diyen Argunşah, şöyle devam etti:
"Okuma görerek başlayan bir olgu. Anne-baba okumuyorsa, çocuk niye okusun ki? Çocuk buna görerek alışıyor. Anne-baba televizyon seyredecek, çocuk kitap mı okuyacak sanıyorsunuz? Anne-babaların kendisini kontrol edebilen insanlar olması gerekir. Onlar kendilerini kontrol edemezse, çocuk hayatta cezbedici onca şey varken kendisini nasıl kontrol edecek? Ben akademisyen arkadaşların bile eşleri istemediği için eve kitapları parçalayarak götürdüklerini biliyorum."
Prof. Dr. Argunşah, okullardaki "okuma günlerine" ailelerin de katılmasının çok faydalı olacağına dikkati çekerek, bunun çocuklara okuma alışkanlığı kazandırabileceğini anlattı.
-"150 TEMEL ESER OMALI"-
Kitapların okurlara "farklı iklimler" sunduğunu dile getiren Argunşah, bunun fark edilebilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Argunşah, kitapların insanlara sunduğu iklimlerin yaşanılan dünyanın ikliminden çok daha cazip olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bunu insanlara fark ettirmek lazım. Bu da bilinçli bir çalışmayla mümkün olabilir. Bu doğrultuda Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen 100 temel eserin iyi bir adım olduğunu ve aynı zamanda nesiller arasındaki kopukluğu da ortadan kaldırabileceğini düşünüyorum. Ancak, bunun genişletilmesi gerektiğini de düşünüyorum. Bu 100 değil de 150 temel eser olmalı. Bizim gençliğimizde bu bin temel eserdi. Milli Eğitim Bakanlığı bin temel eseri kendisi yayınlıyordu. Bunlar okuma alışkanlığı oluşturabilir. Bu sayede çocukların kendilerine ait bir kitaplığı olabilir."
16 Aralık 2008 Salı
Okuma Alışkanlığı Görerek Kazanılıyor...
Kırıkkale'de Öğrenci Servisi Devrildi...
Kırıkkale'nin Keskin ilçesinde öğrenci servis aracının devrilmesi sonucu 1 öğrenci öldü, servis şoförü ile 8 öğrenci yaralandı.
Kevenli köyünden Keskin'e öğrenci götüren Hayati İnci'nin kullandığı 71 KA 082 plakalı minibüs, Keskin yakınlarında devrildi.
Kazada, servis şoförü ile 9 öğrenci yaralandı. Yaralılardan Keskin Bilge Kağan İlköğretim Okulu ikinci sınıf öğrencisi Rabia Öztürk (8), hastaneye kaldırılırken yolda öldü.
Diğer yaralılar, Keskin Devlet Hastanesi ile Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi'nde ayakta tedavilerinin ardından taburcu edildi.
Yetkililer, kazanın aşırı sis ve yoldaki buzlanmadan kaynaklandığını bildirdi.
14 Aralık 2008 Pazar
Okula Hastanede Gidiyorlar...
Yatarak tedavi görmek zorunda kalan okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklar, "hastane okulları"nda eğitimlerine devam edebiliyor.
Türkiye'de birçoğu onkoloji dalında olmak üzere toplam 48 hastanede, "hastane okulu" hizmet veriyor. Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Isparta, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Samsun ve Trabzon'daki hastane okullarından yılda yaklaşık 5 bin çocuk yararlanıyor.
Hastane okullarında eğitim sistemi normal okullardan farklı işliyor. Bazı çocuklara yatak başında, ayağa kalkabilecek durumdakilere de "sınıfta eğitim" veriliyor.
Sınıfa giriş çıkış saatleri, "teneffüs" saatleri çocukların günlük tedavi işlemlerine göre şekilleniyor. Tedavileri sürdüğü için pijamalarıyla, eşofmanlarıyla sınıfa gelen ve "damar yolu" açılmış elleriyle kalem tutmaya çalışan çocuklar için eğitim sırasında "kan vermek, tansiyon ölçtürmek, iğne olmak" gayet olağan.
Hasta çocukların en çok mutluluk duydukları anların başında resmi bayram kutlamaları ile yaptıkları resimlerden veya el işlerinden oluşan sergilerin açılış törenleri geliyor. Özellikle 23 Nisan'larda ellerinde bayraklarla hastanede "törenlere" katılan çocuklar için öğretmenleri "özel" etkinlikler düzenlemeye gayret ediyor.
Ankara, en fazla hastane okulu bulunan illerin başında geliyor. Ankara'da Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi, SSK Ankara Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi, GATA Çocuk Onkolojisi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Ankara Onkoloji Hastanesi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Ankara Çocuk Hastanesinde hastane okulları hizmet veriyor.
Ankara Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, hastane okullarında, hastanelerde yatarak tedavi olması gereken çocuklara "normal hayattan kopmamalarını ve kendilerini iyi hissetmelerini" sağlamak amacıyla eğitim programı uygulandığını belirterek, hastane okullarının ilköğretim ve okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik olduğunu kaydetti.
Yöneticilikte Ek Puan Alacaklar...
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni düzenlemesi ile artık Sağlık Meslek Lisesi öğretmenleri de ek puandan yararlanabilecek.
Eğitim kurumları yönetici atamalarında meslek liselerinde görev yapan meslek öğretmenlerine yüzde 10'luk ek puan verilmesi hak kayıplarına yol açarken Milli Eğitim Bakanlığı, konu ile ilgili düzenlemeyi yaptığını açıkladı. Düzenleme ile artık Sağlık Meslek Lisesi öğretmenleri de ek puandan yararlanabilecek.
Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama Yönetmeliği'nde yer almasına karşın Sağlık Meslek Liselerinde görev yapan meslek öğretmenlerine yüzde 10'luk ek puan verilmemesi üzerine Türk Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı'na başvuruda bulundu.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ile Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreteri Musa Akkaş imzası ile Bakanlığa gönderilen yazıda, Yönetici Atama Yönetmeliği'nde yer alan, “Atölye, laboratuar veya meslek dersleri öğretmenlerinden; mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları yöneticiliklerine atanacaklara, değerlendirme sonucu çıkan toplam puanın yüzde 10'u ayrıca ek puan olarak verilir” ibaresi hatırlatıldı. Yazıda, “Sağlık meslek liselerinde görevi yapan meslek dersi öğretmenleri yöneticilik başvuruları için elektronik ortamda yaptıkları başvurularda ek puan verilmediği şeklinde yazılı ve sözlü olarak birçok il'den şikayetler alınmaktadır” denilerek gereğinin yapılması istendi.
Söz konusu yazı üzerine Milli Eğitim Bakanlığı ise Sağlık Meslek Lisesinde görev yapan meslek dersi öğretmenlerinin yöneticiliğe başvurmaları halinde, ek puan alacakları şeklinde düzenleme yaptıklarını açıkladı.
5 Aralık 2008 Cuma
Üniversitelerde Tansiyon Yükseliyor...
İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi DTCF'de öğrenciler arasında art arda yaşanan kavgalar, üniversitelerdeki tansiyonu yükseltti.
Kavgalara karışanlar, gerginliği yerel seçimler ve ekonomik krize bağlıyor, suçun karşı tarafta olduğunu söylüyor
Son günlerde sağ ve sol görüşlü öğrenciler arasında yaşanan kavgalar, üniversitelerde 12 Eylül öncesinde yaşanan olayları anımsatır hale geldi.
Son olarak İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi'nde (DTCF) karşıt görüşlü öğrenciler arasında art arda taşlı - sopalı kavgalar yaşandı. Kavgalara karışanlar farklı nedenler olduğunu savunsa da, herkes hem karşı tarafı suçluyor, hem de kendisinin masum olduğunu savunuyor.
İTÜ'de yaşanan olay sırasında göğsünden bıçaklanan bir öğrenci ağır yaralanırken, DTCF'de de sağ ve sol görüşlü öğrenciler arasındaki çatışma polis müdahale edene kadar sürdü. İTÜ'deki olayların sağ görüşlü bir grubun Yabancı Diller Yüksekokulu'nda “Sancak” adlı dergiyi dağıtmasıyla başladığı, DTCF'de de iki grubun küfürleşmesi nedeniyle olayların patlak verdiği öğrenildi.
Ülkü Ocakları Genel Başkanı Harun Öztürk, “Bıçaklama, hangi düşüncenin savunulması için gerekçe olabilir?” derken, İTÜ'deki olaylarla hiçbir ilgilerinin bulunmadığını ve yaşananları tasvip etmediklerini söylüyor.
Öztürk, üniversitelerde artan bölücü faaliyetlerden rahatsız olan öğrencilerin provakasyona açık hale geldiğini savunurken, Türkiye Komünist Partisi Öğrenci Çalışmaları sorumlusu Caner Durak, ekonomik kriz sonrası üniversitelerde oluşan “memleket duyarlılığı”nın baskınlarla bertaraf edilmesinin amaçlandığını dile getiriyor. AÜ DTCF Öğrenci Kolektifi Sözcüsü Murat Doğan ise, yerel seçimler öncesi taraftar kazanmak için saldırıların arttığını kaydediyor.
“Taraf olmayacağız”
Sol görüşlü öğrencilerin oluşturduğu “Öğrenci Kolektifi”, İTÜ'deki olaya, dışarıdan fakülteye giren Ülkü Ocakları mensuplarının neden olduğunu savunurken, Öztürk hiçbir şekilde olaya dahil olmadıklarını vurguluyor.
Her iki olayı da tasvip etmediklerini anlatan Öztürk “Ülkede gerginliğe sebep verecek, kutuplaşma yaratacak olaylar yaşanıyor. Arkadaşlarımız çatışma ortamının içine çekilmeye çalışılıyor. Biz kavganın tarafı olmayacağız. Sancak bizim dergimiz değil. Lokal bir grup olabilir” diyor.
DTCF'de de ülkücü gençlere saldırıldığını savunan Öztürk, “Bu öğrenciler kesici ve delici aletlerle üniversitenin içine nasıl girebiliyor? Bir öğrencinin bıçakla ne işi var?” sorusunu yöneltiyor.
TKP'li Durak da, olayların Maçka'da gerçekleştirilen doğalgaz zammı, AKP'nin politikalarına ve işten çıkarılmalara ilişkin gösteriyle başladığını savunuyor. Üniversitelerde memleket meselelerine karşı bir uyanış olduğunu anlatan Durak, şu görüşleri dile getiriyor:
“Bu boykottan bir gün sonra üniversitede ülkücüler çalışma yapmaya başladı. Ertesi gün de çatışma gerçekleşti. Faşist saldırıların arttığı dönemler hep kriz dönemleri olmuştur. Bu daha başı, bu saldırılar krizle birlikte artacak. AKP ile MHP gençlik örgütü sınıfsal olarak aynı gemide. Son saldırıda da grup dışarıdan geldi. İTÜ'nün tarihinde o kadar kalabalık bir ülkücü grup yok.”
Halkevleri bünyesinde kurulan “Öğrenci Kolektifi”nden Murat Doğan da, DTCF'deki olaylarda bulunanlardan biri. Ülkücü grup tarafından taciz edildiklerini, grubun ardından da polisin kendilerine müdahale ettiğini anlatan Doğan, gerginliği yerel seçimler ve ekonomik krize bağlıyor. Sağ grupların son dönemde ekonomik krizle kan kaybettiğini ve çatışmayla taraftar toplamaya çalıştığını anlatan Doğan “Ülke gündeminden düşmemek için bu tip saldırıları gerçekleştiriyorlar” diyor.
'İstanbul'da kesemedik'
Bu arada 4 kişinin yaralandığı DTCF'deki kavganın, bir öğrencinin İTÜ'deki olayları bahane ederek, “İstanbul'da sizi kesemedik, burada keseceğiz” diye laf atması sonucu çıktığı öne sürüldü.
Sol görüşlü öğrencilerin bu sözlere karşılık vermesi üzerine büyüyen tartışmada, iki öğrenci grubu da birbirlerine taş ve sopalarla saldırdı. Fakülte içine giren Çevik Kuvvet ekipleri, kendilerine de taş atılması sonucu biber gazıyla müdahale etti.
Elektronik turnike hayata geçirilemedi
Ankara Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü ekiplerinin her gün çevresinde önlem aldığı okulun kantininde, avluda, koridorda, sınıflarda karşı karşıya gelen öğrencilerin birbirlerine söyledikleri en ufak bir söz veya bir omuz atma, ders çıkışı kavgaya dönüşüyor. Karşıt görüşlü öğrencilerin, diğer fakültelerden aynı görüşteki arkadaşlarını okula çağırmasıyla gruplar daha da büyüyor. Fakülte yönetimi DTCF'nin kapısına elektronik kartlı turnikeler koydu, ancak gerek öğretim üyeleri gerekse öğrenciler tarafından tepki gören bu uygulama hayata geçirilemedi.
Eğitim-Sen: Saldırı polis destekli
Eğitim-Sen 3 No'lu Şube Başkanı Nebahat Bukrek, İTÜ Maçka Yerleşkesi'nde meydana gelen olayların polis destekli olduğunu öne sürdü.
Kalbinden bıçaklanan İTÜ Makine Bölümü öğrencisi Çağdaş Ali Dede'nin hâlâ yoğun bakımda tutulduğunu belirten Bukrek, sözlerine şöyle devam etti: “Polis destekli bu saldırıyı İTÜ'ye ve üniversitelere yapılmış kabul ediyor ve nefretle kınıyoruz. AKP hükümetinin her türden demokratik hak ve özgürlüklere yönelik baskıcı ve saldırgan hükümet etme tarzı ülkücüleri de faşist saldırılar konusunda cesaretlendirmektedir."
Üniversitede Şafak Operasyonu...
Ankara Üniversitesi Yemekhanesi'nde bir süredir devam eden direnişe karşı, Ankara Emniyeti şafak operasyonu düzenledi.
Ankara Üniversitesi Yemekhanesi'nde bir süredir devam eden direnişe karşı, Ankara Emniyeti şafak operasyonu düzenledi. Terörle Mücadele Şubesi'nin düzenlediği operasyonda aralarında yemekhanede çalışan işçiler ve öğrencilerin de bulunduğu 45 kişi gözaltına alındı.
Yemekhane ihalesini kazanan şirketin burada faaliyet göstermesinin ardından önceki çalışanların işlerini kaybetmeleri üzerine uygulamayı önlemek için başlatılan eylem gözaltı ile sonuçlandı. İhaleyi kazanan firmaya karşı sol görüşlü öğrencilerin, eski yemekhane çalışanlarıyla beraber başlattığı direnişe polis şafak vakti müdahale etti.
Polis söz konusu direnişi kırmak ve ihaleyi kazanan şirketin faaliyetine başlayabilmesi için birkaç kez üniversite yönetiminin onayıyla müdahale girişiminde bulunmuştu. Ancak, her seferinde polisin müdahale edeceği ihtimalini gözönünde bulunduran sol görüşlü öğrenciler, polisin kampüse girişini karşı direnmişti.
Olayın büyümemesi ve polis-öğrenci çatışması haline gelmesini istemeyen Ankara Emniyet Müdürlüğü, direnişe son verilmesi için bir süre beklemeye karar vermişti.
Destek veren öğrencilerin bir kısmının bayram tatiline gitmesinden faydalanan Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı başta Terörle Mücadele olmak üzere Güvenlik, Çevik Kuvvet ve Asayiş Şube'lerden oluşturulan karma ekip bu sabah kampüse girekek, üstlerini aradığı öğrencileri ve eylemci eski yemekhane çalışanlarını tek tek gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar otobüslerle ifadeleri alınmak üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
Kendi İsteği İle Soruşturma İstedi...
Öğretmenden öğrencisi için ilginç talep, kendisiyle ilgili soruşturma açılmasını istedi.
ISPARTA'da, 16 yaşındaki öğrencisi Y.C. ile cinsel ilişkiye girdiği iddia edilen beden eğitim öğretmeni 33 yaşındaki F.E.Ö., İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne başvurarak kendisiyle ilgili soruşturma açılmasını istedi.
2008 yıl Mart ayında düzenlenen Dünya Liselerarası Atletizm Şampiyonası'nda dünya 4'üncüsü olan Y.C.'nin antrenörlüğünü de yapan F.E.Ö., kızın velisi olan ablasından bekaret testi yaptırmalarını istedi. Milli Eğitim Müdürlüğü, öğretmen hakkında soruşturma açarken Milli Eğitim Bakanlığı'ndan da müfettiş talep etti.
Isparta Kamile Gürkan İlköğretim Okulu'nda beden eğitimi öğretmenliği yapan bekar F.E.Ö., 2006 yılında memleketi Gümüşhane'ye ziyaret için gittiğinde Y.C.'nin spordaki yeteneğini gördü.
Ailesinden izin alan öğretmen F.E.Ö., atletizmde yetiştirmek üzere küçük kızı Isparta'ya getirerek Özel Altınbaşak Lisesi'ne kaydettirdi. F.E.Ö.'nün 2 yıl boyunca çalıştırdığı Y.C., geçen Mart'ta Çek Cumhuriyeti'nde düzenlenen Dünya Liselerarası Atletizm Şampiyonası'nda dünya 4'üncüsü oldu. Y.C., eğitim hayatını 11'inci sınıf öğrencisi olarak sürdürürken, antrenörü olan beden eğitimi öğretmeni F.E.Ö ile birlikte oldukları ve cinsel ilişkiye girdikleri yönünde dedikodular yayılmaya başladı. Beden eğitimi öğretmeni, iddiaların yoğunlaşması üzerine geçen günlerde Isparta Milli Eğitim Müdürlüğü'ne başvurarak kendisiyle ilgili soruşturma açılmasını istedi. F.E.Ö., kızın Gümüşhane'de bulunan ve velisi olarak görünen ablası 32 yaşındaki A.C. ile de görüşerek, bekaret testi yaptırılmasını talep etti.
'BU ÇİRKİN BİR İFTİRA'
İlişkisi olduğu iddia edilen öğrencisinin atletizmde dünya 4'üncüsü olduğunu hatırlatan F.E.Ö., hakkında çıkan iddiaların bu başarıyı kıskanan bazı meslektaşları tarafından ortaya atıldığını ileri sürdü.
Konunun müfettişlerce incelenmesini, bu konuda aklanmak istediğini söyleyen F.E.Ö., “Çok çirkin bir iftira ile karşı karşıyayım. Öğrencimin de bu çirkin iftiradan bir an önce kurtulması için bekaret kontrolü yapılmasını istiyorum. Onun için ablasını aradım ve konuştum. O da benimle aynı fikri paylaştı, izin verdi. Anne ve babasının haberi yok. Üzülmesinler diye onalara duyurmadık” diye konuştu.
'BEN FRANSA'DAYKEN EVİMDE KALDI'
Öğrencisiyle aynı evi paylaştıkları yönündeki iddiaları yalanyan F.E.Ö., şunları anlattı:
“Y.C. Isparta'ya ilk geldiği yıl yurt ayarlayamadığımız için bir ay bir başka antrenör arkadaşın evinde kaldı. Sonra Mürşide Ermumcu Anadolu Öğretmen Lisesi ve Milli Piyango Anadolu liselerinin öğrenci yurtlarında birer yıl arayla kaldı. Ancak yaz dönemi yurtlar kapalı olduğu için ilk yıl bir öğrenci arkadaşının evinde kısa dönem kaldı, daha sonra da ben özel işlerim nedeniyle Fransa'ya gittim. Yurt dışına gitmem nedeniyle, 2 ay boyunca evimi öğrencime tahsis ettim. O da başka bir öğrenci arkadaşıyla birlikte evimde kaldı. Daha sonra öğrencilerimin yurt sorunu çözüldü ve onlar yurda çıktıktan sonra ben kendi evime döndüm. Hiçbir şekilde aynı dönemde evde birlikte kalmadık.”
MÜFETTİŞ SORUŞTURMASI
Öğretmenin talebi üzerine soruşturma açıldığını belirten Isparta Milli Eğitim Müdürü Tacettin Yılmaz ise “Biz de konunun iyi araştırılması için Milli Eğitim Bakanlığı'ndan müfettiş talep ettik. Müfettişler konuyu enine boyuna inceleyip rapor hazırlayacak. Biz de rapor doğrultusunda gerekeni yapacağız” diye konuştu.