Kayseri’de Melikşah Üniversitesi’nin, İzmir’de Gediz Üniversitesi’nin, Gaziantep’te ise Gazikent Üniversitesi’nin kurulmasına ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı.
Burç Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı'nın Kayseri'de açacağı Melikşah Üniversitesi, Sipahi Eğitim, Sağlık ve Spor Vakfı'nın İzmir'de açacağı Gediz Üniversitesi, Gaziantep Eğitim ve Hizmet Vakfı'nın Gaziantep'te açacağı Gazikent Üniversitesi'nin kurulmasına ilişkin karar Resmi Gazete'de yayımlandı.
5799 ve 5796 Sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Kayseri'de Burç Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı tarafından Melikşah Üniversitesi adıyla yeni bir vakıf üniversitesi kuruldu. Karara göre üniversite Fen-Edebiyat, İktisadi ve İdari Bilimler, Mühendislik-Mimarlık, Hukuk Fakülteleri ile Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri Enstitüsünden oluşacak.
İzmir'de ise Sipahi Eğitim, Sağlık ve Spor Vakfı tarafından Gediz Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kuruldu. Üniversite Hukuk, İktisadi ve İdari Bilimler, Mühendislik Fakültelerinin yanı sıra Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri Enstitüsünden oluşacak.
Gaziantep'te Gaziantep Eğitim ve Hizmet Vakfı Gazikent Üniversitesi adıyla da başka vakıf bir üniversitesi kuruldu. Bu üniversite, Eğitim, İktisadi ve İdari Bilimler, Hukuk Mühendislik-Mimarlık Fakültelerinin yanı sıra Yabancı Diller, Sağlık Bilimleri, Turizm ve Otelcilik Yüksekokullarından ve Rektörlüğe bağlı Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden oluşacak.
20 Ağustos 2008 Çarşamba
Üç Vakıf Üniversitesi Kuruldu...
Barajlar İndi Üniversiteler Rahatladı...
YÖK'ün puan barajlarını düşürmesi boş kalma endişesi taşıyan Vakıf ve Kıbrıs üniversiteleri için kurtarıcı oldu.
YÖK'ün doğru kararı Vakıf ve Kıbrıs üniversitelerini doldurdu
(Sait Gürsoy / Sabah)
YÖK tarafından devlet üniversitelerinde yaklaşık 154 bin kontenjan artırılmasıyla, Vakıf ve Kıbrıs üniversitelerimiz "kontenjanlarımız boş kalabilir" endişesini yaşadı. 18 Haziran' da gazetem SABAH'tan "ÖSS'de 185 puan barajını düşürün" başlığıyla YÖK'ü uyardım. 20 Haziran'da da YÖK Genel Kurulu doğru bir karar alarak, 4 yıllık lisans programları için 185 puan barajını 165'e, 2 yıllık ön lisans programları için 160 puan barajını 145'e düşürdü. Bunun sonucunda 4 yıllık lisans programları için geçen yıla nazaran başvurularda yaklaşık yüzde 50, 2 yıllık ön lisans programların da ise yüzde 25 artış oldu. Yerleştirme sonuçlarına baktığımızda Vakıf ve Kıbrıs üniversitelerimizin yaklaşık yüzde 80 dolduğunu gördük. Doğru karar alarak üniversitelerimizin dolmasını sağlayan YÖK'ün değerli yöneticilerini bir kez daha kutluyorum. Ayrıca üniversite adayları, ÖSYM Başkanımız Prof. Dr. Ünal Yarımağan' ın da bu konudaki gayretlerini sakın göz ardı etmeyin ve O'na kalpten teşekkür edin.
Kayıt işlemleri eylülde
Tercih yapan 1 milyon 179 bin adaydan, 505 bini üniversiteli oldu. Açıköğretim fakültesini kazananlarla birlikte bu sayı 833 bine yükseldi. Tercih yapan 1 milyon 179 bin adayın 265 bin 230'u 4 yıllık bir fakülteye yerleşti. İki yıllık fakültelere yerleşen aday sayısı 239 bin 853 oldu. Farklı katsayı uygulaması nedeniyle üniversiteye girişleri zorlaştırılan meslek liselerinden 4 yıllık bir fakülteyi kazanan aday sayısı 17 bin 836 oldu. 60 bin imam hatipliden yaklaşık 3 bin 500'ü 4 yıllık bir fakülteye yerleşti. Okul birincilerinin 2 bin 897'si 4 yıllık bir fakülteye yerleştirildi. 521 okul birincisi iki yıllık okullara yerleştirilirken toplam yerleşen okul birincisi sayısı 3 bin 541 oldu. 719 okul birincisi açıkta kaldı.
ÖSYS'de bir programı kazanan adayların kayıt işlemleri 1-8 Eylül arasında yapılacak. Kayıt için aday, diploma aslı, nüfus cüzdanının onaylı örneği, ikametgahı ile ilgili beyanı, erkek, 1986 ve öncesi doğumluysa askerlik kâğıdı, 12 vesikalık fotoğraf, katkı payıyla ilgili belge, üniversitenin istediği diğer belgelerle bizzat başvuracak. Posta ile kayıt yapılamıyor. Onaysız belgeler ve fotokopi kabul edilmeyecek. Adayların, kayıt için o yüksek öğretim programının şartlarına uyması gerekiyor. Sağlık muayenesi, bedensel yetersizlik, mülakat sınavını kazanamama gibi nedenlerden yerleşemeyen adaylar ÖSYM'nin öngördüğü bir alt tercihine yerleştirilecek.
Ek yerleştirme ekimde
Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) sonuçlarına göre üniversiteye yerleşenler için kesin kayıt dönemi 8 Eylül' de sona erecek. Kayıtların tamamlanmasının ardından üniversiteler boş kontenjanlarını YÖK'e bildirecek. Yerleştirme sonucunda, yarısından fazlası Vakıf ve KKTC'deki üniversitelerde olmak üzere toplam 24 bin 361 boş kontenjan kaldı. Lisans programlarında 7 bin 354, ön lisans programlarında 17 bin 7 kişilik boşluk var. Tahminime göre bu rakam kayıt yaptırmayanlarla yaklaşık 35 bine çıkacak. Burada kazanıp da kayıt yaptırmayanlara çok kızıyorum. Hem bölümlerin suni olarak taban puanlarını oluşturuyorlar, hem de birçok öğrencinin hakkını gasp ediyorlar. Bu tür öğrencilere yalnızca puan düşürülmesi değil, daha başka engeller de getirilmeli.
Bu kontenjanlar ek yerleştirme ile doldurulacak. Merkezi yerleştirmede boş kalan, yerleştirilen adayların kayıt yaptırmaması nedeni ile boşalan ve Tercih Kılavuzu yayınlandıktan sonra açılan bölümlere ÖSYS sonuçlarına göre ek yerleştirme yapılacak. ÖSYM'den aldığım bilgiye göre adaylar ekimin ilk haftasında ek yerleştirmeye başvurabilecek. 2008 ek yerleştirmede adayların yükseköğretim programları arasından tercih yapabilmeleri için, 2008 genel yerleştirme sırasında açıköğretim kontenjansız programları hariç, herhangi bir yükseköğretim programına yerleştirilmemiş olmaları gerekiyor. Özel yetenek sınavı ile bir bölüme kesin kayıt yaptıran adaylar da ek yerleştirme için tercih yapabilecek. Adayların yükseköğretim programlarını tercihleri arasında gösterebilmeleri için bu programların koşullarını karşılamaları gerekecek..
Üniversite Öğrencilerine Müjde!
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğrenci affına ilişkin tasarı taslağı hazırladıklarını açıkladı. Çelik, öğrenci affı yasa tasarısının Meclis’te olacağı tarihi de söyledi.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, öğrenci affına ilişkin tasarı taslağı hazırladıklarını açıkladı. Çelik, öğrenci affı yasa tasarısının Ekim ayında Meclis'te olacağını söyledi.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Başkent Öğretmenevi'nde “Öğretmenevleri Tanıtım Sergisi”nin açılışına katıldı. Çelik, burada gazetecilerin sorularını yanıtlarken, öğrenci affına ilişkin olarak, YÖK'ten beklenen raporun geldiği ve bu yönde öğrenci taslağının hazırlandığı yanıtını verdi. Çelik, “Biz tasarı taslağını hazırladık, ancak paylaşımcı konumunda olan diğer kuruluşlarla paylaşıyoruz. Son şeklini veriyoruz. Hangi tarihten itibaren af çıkarılması gerekiyor, kimleri kapsaması gerekiyor, bunları tartışıyoruz. Yani vazgeçme söz konusu değil. Temelde aflara çok sıcak bakmıyorum. Kaç kişinin af beklediği, hangi gerekçelerden dolayı af beklediği ile ilgili gerekli dokümanlar geldikten sonra, ben de böyle bir affın ama kapsamı, zamanı, şekli tartışıldıktan sonra çıkarılması gerektiğini düşündüğüm için bu tasarıyı hazırladık” dedi. Çelik, tasarı taslağının Eylül ayında Bakanlar Kurulu'na gönderileceğini belirterek, “Ekim ayında da açılır açılmaz af Meclis'in gündeminde olacak” dedi.
15 Ağustos 2008 Cuma
Okul Başarısızlığı Şizofren İşareti...
Okul başarısızlığının ileride şizofreniye yakalanma konusunda yüksek bir riski de beraberinde getirdiği kaydedildi.
Okul başarısızlığının ileride şizofreniye yakalanma konusunda yüksek bir riske işaret edebileceği kaydedildi.
İngiliz yayın kuruluşu BBC'ye göre, İngiliz ve İsveç'li araştırmacılar 1973 ve 1983 arasında doğan 900 bin çocuğu takip ettikleri çalışmada, okul başarısızlığının ileride şizofreniye yakalanma riskini artırabileceği sonucuna ulaştılar
Ancak, BBC, bir akıl sağlığı yardım derneği yetkilisinin, hastalığın düşükten çok yüksek zekayla bağlantılı olduğu şeklindeki görüşüne yer verdi.
Haberde, şizofreninin insanların sesler duymasına ve paranoid hezeyanlar yaşamasına neden olan bir hastalık olduğu bildirilirken, sıklıkla 10' lu yaşların sonunda veya 20'li yaşların başında ortaya çıktığı bildirildi.
Öğretmen Atama Klavuzu Davalık...
2007 yılında sözleşmeli olarak görevlendirilen ancak göreve hiç başlamayanlar ile başlayıp da ayrılanların kadrolu atanabilmek için başvuru yapamaması yargıya taşındı.
Türk Eğitim-Sen, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2008-2 öğretmen atamalarında 2007 yılında sözleşmeli olarak görevlendirilen ancak göreve hiç başlamayanlar ile başlayıp da ayrılanların kadrolu atanabilmek için başvuru yapamaması durumunu yargıya taşıdı.
On binlerce öğretmen adayının aylardır beklediği “2008-2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu” davalık oldu. Sözleşmeli öğretmenlerin mağdur edildiği gerekçesiyle Danıştay'a başvuran Türk Eğitim-Sen, “Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nce yayınlanan 2008–2 Öğretmenlik İçin Başvuru ve Atama Kılavuzu'nun 2. Genel Açıklamalar başlıklı 2.6. Maddesi '… kadrolu ya da …” ibarelerinin öncelikle yürütmesinin durdurulmasını istedi. Türk Eğitim-Sen'in başvurusunda, 2007 yılında yayınlanan kılavuzlarda, atama dönemlerinde aynı durumdaki sözleşmeli öğretmenlerin sadece sözleşmeli öğretmenliğe başvuramayacaklarının belirtildiği kaydedildi.
Danıştay'a yapılan başvuruda, “2008/1 kılavuzunda ise, 'bu atama döneminden itibaren….' denilmek suretiyle, sözleşmeli olarak atanıp da göreve başlamayan veya başladıktan sonra görevi bırakanların bir yıl geçmeden hem sözleşmeli hem kadrolu öğretmenliğe atanmak için başvuramayacaklarının belirtilmiştir. Ancak bu atama dönemi itibariyle mağdur edilenler 2007 yılında sözleşmeli olarak görevlendirilenlerdir. 2008 yılında başlatılan bu uygulamanın 2007 yılında görevlendirilenlere uygulanması kabul edilemez bir hukuki yanlışlık olarak görülmektedir. Üstelik 2007 yılında sözleşmeli olarak atanan ve daha sonra ayrılarak şu an mağdur edilen öğretmen adayları 2008 Şubat atama döneminde kadrolu öğretmenliğe başvurabilmişlerdi. Bu atama döneminde Bakanlığın bu keyfi uygulaması telafisi güç ve imkânsız zararları beraberinde getirmektedir” denildi.
-“KILAVUZ DEĞİŞTİRİLDİ”-
Yapılan başvuruda, Milli Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesinde yayınlanan 2008/2 Öğretmenlik İçin Atama ve Başvuru Kılavuzu'nun 05 Ağustos'ta incelendiğinde, 9.2. maddesinde “bir yıl geçmeden yeniden sözleşmeli öğretmenliğe başvuramayacaklardır” denildiği belirtildi. Başvuruda, 06 Ağustos'ta incelenen kılavuzda ise aynı maddenin “bir yıl geçmeden kadrolu ya da sözleşmeli öğretmenliğe başvuruda bulunamayacaklardır” olarak değiştirildiği iddia edildi.
Hap Bağımlısı Nasıl Anlaşılır?
Uzmanlar, hap bağımlısı çocuklardaki değişikliğe dikkat çekerek aileleri uyarıyor. İşte hap kullananlarda görülen belirtiler..
"Sağlıkları sık sık bozulur, çok su içerler, kilo kaybı olur, tahammülsüz ve kavgacı olurlar, okul başarıları düşer."..
Ankara Numune Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) Klinik Şefi Doç. Dr. Nesrin Dilbaz, madde bağımlılığında son 5 yılda karşı karşıya kalınan en büyük tehlikenin çoklu kullanım olduğunu belirtiyor. Tedavi için başvuran gençlerin birden fazla maddenin bağımlısı olduğunu vurgulayan Doç. Dilbaz, "Bu maddelerin arasında en çok tercih edilen Ecstasy. Bize başvuran hastaların yüzde 95'i Ecstasy kullanıyor. Bu bize artık bu tür maddelerin daha kolay ulaşılabilir olduğunu ve ucuzladığını gösteriyor" diyor. Ailelerin çocuklarını izlemesi gerektiğini belirten Doç. Dilbaz "Ancak belirtileri dikkatli izleyip iyi değerlendirmek gerek. Burada en büyük yanlış çocuğu itham etmek. Bundan kaçınmak gerek" diye uyarıyor. Doç. Dilbaz, çocukta gelişecek değişiklikler konusunda şunları söylüyor: "Aile çocuklarının yeni arkadaşlarını tanımamaya başlar. Çocukların fiziksel sağlığında bozulmalar ortaya çıkar. Sık sık gribal enfeksiyonlar, ani kilo kayıpları görülür. Çok su içerler. Hızlı konuşma, hızlı düşünme gibi ajitasyon tabloları görülür. Tahammülsüzlük ve kavgacılık oluşabilir. Okul başarısı azalır. Yalnız kalmayı tercih eder, uyku düzenleri bozulur"
DOĞRU İLETİŞİM ÖNEMLİ
Bu belirtileri gören ailelerin "Benim çocuğum uyuşturucu kullanıyor" fikrine kapılmak yerine "Çocuğumda bir gariplik var" diye düşünmeleri gerektiğini söyleyen Dilbaz şöyle devam ediyor: "Öncelikle sabırlı olmalılar. Bu tür maddeleri gençler önce dener, daha sonra sosyal kullanıcı olurlar. Ardından da kötüye kullanma ve bağımlılık gelir. Önemli olan deneme esnasında çocukla doğru iletişimi kurmaktır, neden denemek istediklerini, bu boşluğa neden düştüklerini araştırmak gerekir."
MEB'İN EYLEM PLANI
Milli Eğitim Bakanlığı Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri Daire Başkanı Namık Sönmez, madde bağımlılığıyla ilgili olarak, ilgili birimlerin 2006-2011 yıllarını kapsayacak bir eylem planı hazırladığını söylüyor. Sönmez, konuyla ilgili olarak düzenlenen raporlarda, son zamanlarda madde kullanımı konusunda meydana gelen artışın, "çekirdek aile yapısındaki değişimin olumsuz etkilerinden kaynaklandığı" tespitinin yapıldığını belirtiyor.
Zayıflamak isteyen kızlara 'hap' tuzağı
Hastalarının büyük çoğunluğunda Ecstasy kullanımı gözlemlediğini söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son yıllarda hasta profilinin değiştiğini kaydediyor. Ev kadınlarının bile zayıflatıcı hap denilerek tuzağa düşürüldüğünü belirten Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi Başkanı Tarhan şu uyarıları yapıyor: "Kişiler özellikle, değişik haplarla istediği duyguyu yakalayabilecekleri şeklindeki yönlendirmelerle kandırılıyor. Örneğin 'Torbacı' denilen satıcılar ilk önce 'Nasıl bir hap istiyorsun? diye soruyor. 'Muhabbet hapı mı yoksa enerji veren hap mı verelim?' diyorlar. Halbuki muhabbet hapı kokain karıştırılmış hap."
SAĞLIKSIZ SU KAYBI
Tarhan, özellikle genç kızları uyarıyor: "Genç kızları tuzağa düşürmek için en sık kullanılan yöntemlerden biri de zayıflama vaadi. İçerisine floramin katılmış Ecstasy yapıyorlar. Ecstasy'nin yan etkilerinden biri aşırı su kaybı. Dolayısıyla vücut sağlıksız bir biçimde su kaybediyor. Su kaybından dolayı kilosu düşen kullanıcı da, hapın zayıflattığı kanısına kapılıyor."
Eski bir kullanıcı: Meğer çok cahilmişiz
(24 yaşında, öğrenci): "Ailemiz Adana'daydı. Ablamla Beşiktaş'ta kalıyorduk. Annemiz uyuşturucu konusunda bizi çok uyarmıştı. 2 yıl önce, finallere hazırlanırken sürekli uykum geldiği için yeterince ders çalışamıyordum. Arkadaşımın arkadaşı 'bu seni ayakta tutar' diyerek bir hap verdi. 'Sonuçta bu bir hap ne olacak ki' diye düşündüm. Söylenildiği gibi bir etkisi de olmadı. Sınav döneminde birkaç defa daha aldım. O an rahatlama olsa da, ertesi gün kolumu kaldıramayacak haldeydim. Bir tane daha istediğimde 20 lira istedi. Meğer bir tek hap o kadarmış. Bir gün de ablama verdim. Okul bitirme dönemi nedeniyle panik halindeydi. İkimiz de kilo veriyorduk. Sebebini anlamıyorduk ama seviniyorduk. Meğer aşırı su kaybından oluyormuş. Ne kadar cahil olduğumuzu sonradan öğrendik, meğer resmen uyuşturucu kullanıyormuşuz."
Ağızdan ağıza 'hap' transferi
* DJ Soulpower: Yeni kullananlar acayip şekillerde dans eder. Vücuduna hâkim değildir. Maddenin etkilerine alışkın değildir.
* Lackawanna Soul and Blues Band'in vokali Pınar Argın: Kullananı ayırt etmek kolay; gözbebekleri büyüyor, kafası yerinde olmuyor. Kullanmadıklarında ise sinirli ve çökük oluyorlar.
* Adını vermeyen bir işletmeci: Öpüşen erkekler ya da kızlar görüyorduk. Önce eşcinsel ilişki sandım. Elden ele almak riskli olduğu için meğer ağızdan ağıza hap transferi yapıyorlarmış.
'Lens takmaya başladılar'
Sibel Gökçe (Gate Club'ın sahibi): Kullanıcıları çok çabuk fark ediyorum. Kullanan kişinin kaşı gözü oynar, çok terler, sadece su içer ve saçma sapan dans eder. Polis kontrollerinde de gözbebeklerinin büyüklüğüne bakılıyor. Ancak son dönemde belli olmasın diye lens takmaya başladılar.
'Kapıda rezil ediyoruz'
Uğur Enginer (Club Clinic Personel Müdürü): Uyuşturucuyla mücadelemiz kapıda başlıyor. Uyuşturucuyla girmeye çalışan biri yakalanırsa kapının önünde resmen eziyoruz, deşifre ediyoruz... Ki bir daha aynı şeyi yaparken üç kere daha düşünsün.
11 Ağustos 2008 Pazartesi
Eğitimde Kaya Dönemi...
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevine, Bakanlık Personel Genel Müdürü Remzi Kaya’nın getirilmesinin ardından, Bakanlıkta görev dağılımı da yapıldı.
Hukuk Müşavirliği, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı ile Merkez Disiplin Kurulu gibi önemli alanlar Remzi Kaya'nın denetimine bırakıldı. Kaya'nın yerine Personel Genel Müdürlüğüne vekaleten atanan Necmettin Yalçın'ın ise 1,5 yıldaki hızlı yükselişi dikkat çekiyor.
Bir süredir ismi Müsteşar Yardımcılığı için geçen Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Remzi Kaya'nın, Bakanlık Müsteşar Yardımcılığı'na atanmasına ilişkin karar dünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlülüğe girdi. Kaya'nın Müsteşar Yardımcısı olmasının ardından Müsteşar ve Müsteşar Yardımcıları'nın görev dağılımını yeniden yapıldı.
Yeni Müsteşar Yardımcısı Remzi Kaya'ya Hukuk Müşavirliği, Din Öğretim Genel Müdürlüğü, Okuliçi Beden Eğitimi Spor ve İzcilik Dairesi Başkanlığı, Hizmetiçi Eğitim Dairesi Başkanlığı, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı, İşletmeler Dairesi Başkanlığı, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile Merkez Disiplin Kurulu'nun denetimi verildi. Hukuk Müşavirliği'ni ve Disiplin Kurulu'nu denetleyecek olan Kaya'nın geçtiğimiz günlerde Danıştay 1. Dairesi tarafından “kadrolaşma” gerekçesiyle yargılanmasının yolu açılmıştı.
Remzi Kaya, 2003 yılında Bakanlık Başmüfettişliği görevini yürütürken Mayıs ayında Personel Genel Müdürlüğü görevine vekaleten atanmıştı. Daha sonra asaleten ataması yapılan Kaya, 5 yıldan fazla süre Genel Müdürlük görevini yürütmüştü.
-PERSONEL GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NE NECMETTİN YALÇIN-
Remzi Kaya'nın Müsteşar Yardımcısı olmasından sonra ise Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürü Necmettin Yalçın, Personel Genel Müdürlüğü görevine vekaleten getirildi. Yalçın'ın asaleten atamasının da yakın zamanda yapılması beklenirken Personel Genel Müdürlüğü için aynı Genel Müdürlükte görevli bir Genel Müdür Yardımcısı'nın da ismi geçiyor. Yalçın'ın Personel Genel Müdürlüğü görevini istememesi nedeniyle söz konusu Genel Müdür Yardımcısı'nın bu göreve getirilmesi de bekleniyor.
Necmettin Yalçın, 8 aydır Çıraklık ve Yaygın Eğitimi Genel Müdürlüğü görevini yürütüyordu. 1,5 yıla yakın sürede 3 görev değişikliği ile hızla yükselen Yalçın, büyük bir kısmı Van'da olmak üzere 10 yıla yakın süredir MEB bünyesinde görev yapıyor. 1987 yılından sonra Van 100.Yıl Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitelerinde idari kadrolarda görev alan Yalçın'ın, akademik kariyeri olmadığı için 2007 yılının ortalarında kendi isteği ile önünün açılacağı düşüncesiyle MEB'e geçtiği iddia edilmişti.