16 Mayıs 2008 Cuma

Yeni Kurucuları YÖK Belirleyecek...

Yeni kurulan üniversitelerde Yüksek Mahkeme'nin istediği oldu kurucu rektörleri YÖK belirleyecek.

Hükümet 2005 ve 2006 yıllarında tartışmalara sebep olan yeni üniversitelere kurucu rektör atama sistemini yeniden gündemine aldı. Yeni üniversitelere rektör atamasını düzenleyen kanun tasarısı, Bakanlar Kurulu'nda görüşüldükten sonra Meclis'e gönderildi.

Tasarıya göre, üniversitelere rektör olmak isteyen profesörler YÖK'e başvuracak. YÖK Genel Kurulu bu adayları 3'e indirerek içlerinden birini ataması için cumhurbaşkanına sunacak. Kurucu rektörler 4 yıl görev yapacak.

YÖK Kanunu'nda net olarak açıklanmadığı için farklı yorumlara neden olan 'kurucu rektörlerin' atanmasını sisteme oturtmak isteyen hükümet, YÖK Kanunu'nun rektör atamalarını düzenleyen maddesine ilave yapacak. AK Parti hükümetinden önce kurulan üniversitelerin rektörleri, hükümetin önerdiği 3 isimden birinin cumhurbaşkanı tarafından atanmasıyla belirlenirken, son dönemde bu durum sorun oluşturmuştu. Bugüne kadar 22 devlet üniversitesi kuran hükümet, rektörleri de eskisi gibi atamak isteyince kanun, iki kez Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilmiş, iki kez de Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmişti. Yüksek Mahkeme'nin iptal kararından sonra ise YÖK inisiyatifi eline almış, 15 yeni üniversitede az sayıdaki öğretim üyelerine seçim yaptırarak rektörleri belirlemişti. Halen 17 yeni üniversitenin rektörü bulunmuyor. Önümüzdeki günlerde 9 yeni üniversite daha kurulması da Meclis'te ele alınacak.

Anayasa Mahkemesi 'rektör atamak YÖK'ün yetkisinde' demişti

Meclis'e sevk edilen kanun tasarısının 'Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı gerekçeleri' doğrultusunda düzenlendiği öğrenildi. Yüksek Mahkeme'nin iptal gerekçesinde kurucu rektörlerin atanmasında 'YÖK'ün dışlanamayacağı ve üniversite özerkliği nedeniyle rektör adaylarını belirleme yetkisinin Anayasa gereği YÖK'te olduğu' vurgulanmıştı. Kanun tasarısının gerekçesinde de bu duruma atıf yapılarak, 'yeni kurulan devlet üniversitelerinde kadrolu yeterli öğretim üyesinin bulunmaması nedeniyle mevcut YÖK Kanunu'ndaki rektör seçimine ilişkin hükümlerin uygulanma imkanı bulunmadığı' kaydedildi. Kanun tasarısının 9 yeni üniversite kurulmadan önce yasalaşması bekleniyor.

Öğretmene 3 Ayrı Kanundan Soruşturma...

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, disiplin suçu işleyen öğretmenler hakkında 3 ayrı kanuna göre soruşturma açılacağını bildirdi.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, disiplin suçu işleyen öğretmenler hakkında 3 ayrı kanuna göre soruşturma açılacağını ve 3 ayrı kanuna göre ceza alacağını bildirdi. Bakan Çelik, Danıştay'ın kararı nedeniyle bu tür bir uygulamaya gidildiğini belirtirken soruşturmalarda 'birleştirme' uygulamasına artık gidilemeyeceğini açıkladı.
Milli Eğitim Bakanı Çelik'in imzası ile valiliklere ve müfettişlere gönderilen genelgede, Danıştay 12. Dairesinin 26 Aralık 2006 tarihli kararı nedeniyle "tevhiden cezalandırma" yönteminin artık uygulanamayacağını belirtti. Bakan Çelik, daha önce disiplin suçu işleyen öğretmenler hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun, 4357 sayılı İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına Terfi Taltif ve Cezalandırılmalarına Dair Kanun kapsamında birleştirilmiş soruşturma yapıldığını anımsattı. Çelik, Danıştay'ın bu tür birleştirilmiş soruşturma yönteminin "yasal olmadığını" açıkladığını bildirerek, bu nedenle her suç için her kanuna göre ayrı teklifte bulunulacağını anlattı.

-DİSİPLİN CEZALARININ UYGULANMASINDA BİRLİK VE BERABERLİK SAĞLANACAK-

Çelik söz konusu yargı kararı nedeniyle yapılan soruşturmalarda; getirilen tekliflerde her bir eylem için hukuki gerekçenin yazılacağını, suç konusu eylem, işlem, tutum ve davranışların da tek tek suçlanan kişiye bildirilerek savunmasının alınacağını söyledi. Çelik, disiplin cezası tekliflerinin uygulanmasında birlik ve beraberliğin sağlanması için disiplin soruşturma raporlarında her bir eylem için 3 ayrı kanuna göre hukuki nitelendirilmesinin yapılarak disiplin cezası teklifinde bulunulmasını istendi.

15 Mayıs 2008 Perşembe

İnternetten Üniversite...

YÖK, yeni ÖSS modelinin ardından şimdi de internet üzerinden uzaktan eğitim modeline yöneldi. Yeni modelle, dersler internette verilecek...

YÖK, yeni ÖSS modelinin ardından şimdi de internet üzerinden uzaktan eğitim modeline yöneldi. Yeni modelle üniversite kapılarında yığılan 1 milyon 200 bin gence daha fazla olanak sunulacak, dersler internette verilecek.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üniversitelerin kontenjan sorununu aşmak için uzaktan eğitim modeline yöneldi. Mevcut üniversitelerin kontenjanını artırmak ve daha fazla gence üniversite imkanı hazırlamak üzere geliştirilen formüle göre, büyükşehirlerdeki üniversitelerde İnternetle Uzaktan Eğitim Sistemi başlatılacak. Üniversiteler örgün eğitimin yanısıra, Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi internet üzerinden eğitim verecek.
KONTENJANLAR ARTACAK

Yeni sistemle üniversite kontenjanları da artacak. Model en fazla sınırlı kontenjan için ÖSS engelini aşamayan 1 milyon 200 bin öğrenciyi sevindirecek. Avurpa'da da yaygınlaşan model, özellikle ABD'de üniversitelerde uygulanıyor. Newport International University, Massachusetts Üniversitesi bu üniversitelerden. 1987 yılında kurulan Avrupa Uzaktan Eğitim Üniversiteleri Birliği'nin de 20 Avrupa ülkesinde 22 üyesi bulunuyor. YÖK'teki proje henüz taslak aşamasında.

ÖĞRETİM ÜYELERİ İLE CHAT

YÖK'ün düşündüğü modelde ders kitaplarındaki içerik çevrimiçi bir öğrenme portalında yayınlanıyor ve bu derslerin içeriği ile tutarlı alıştırma ve uygulamalarda ortaya çıkan öğrenme eksikleri etkileşimli video derslerle tamamlanıyor. Öğrencilerin diğer öğrenciler, öğretim üyeleri ve danışmanlarla etkileşimi tartışma, elektronik sohbet ve yüz yüze etkileşimlerle sağlanıyor.

Net sistemi İlahiyatlarda uygulanıyor

YÖK'ün üzerinde çalıştığı projenin bir benzeri İlahiyat fakültelerinin lisans tamamlama programında halen başarıyla uygulanıyor. İlk mezunlarını bu yıl veren Ankara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi (ANKUZEM) 2 yıllık ilahiyat önlisans derecesine sahip kişilere internet üzeriden verilen eğitimle 4 yıllık ilahiyat lisans diploması veriyor. Dijital temelli sistemde webcast, multicast, video on demand, akademik tv, video konferans gibi tekniklerin tümü uygulanıyor. Merkez Türkiye'nin 81 ilinde ve 13 ayrı ülkede 1200 civarında öğrenciye uzaktan eğitim hizmeti veriyor.

Eğitimdeki Yanlış Yöntemler!

Okullarımızda bu çocukların eğitiminde uygulanan yöntemler iki ucu keskin bıçak gibidir. Eğer yanlış yöntem uygulanırsa bir değer yok olacak...

Okullarımızda bu çocukların eğitiminde uygulanan yöntemler iki ucu keskin bıçak gibidir. Eğer yanlış yöntem uygulanırsa bir değer yok olacak, doğru yöntem uygulanırsa topluma bir cevher kazandırılacaktır. Doğru adımlar atıldığı için tarih hiperaktif bireylerin buluşlarına tanık olmuştur.

Hiperaktif çocuklar korkulacak çocuklar mıdır?

Hiperaktif çocukların genel özellikleri ve eğitimdeki durumları şöyledir: Hiperaktif çocuklar aşırı hareketli ve dikkatleri dağınıktır. Kuşkusuz bizim için önemli olan bu çocukların özelliklerinden dolayı eğitimde karşılaştığı güçlükler ve çözüm önerileri olmalıdır.

Öğretmenler teşhis koymaya meraklılar değil mi?

Toplumumuzda bu sorun can yakıcı olmasından kaynaklanan nedenlerle çok yaygınlaşmış ve veliler ya da öğretmenler tarafından en kolay konan 'teşhis' olarak ön plana çıkmaktadır. Çocuğun aşırı yaramazlığından ya da hareketliliğinden dolayı hemen hiperaktif 'teşhisi' konur ya da kuşku duyulur. Ancak gerçekte hiperaktivite çok kolaylıkla konan bir teşhis değildir ve sıradan aşırı hareketliliklerden çok belirgin farklılıklar gösterir.

Bu çocukların eğitimde karşılaştığı zorluklar nedir?

Okullarımızda bu çocukların eğitimlerinde uygulanan yöntemin doğruluğu ya da yanlışlığı adeta iki ucu keskin bıçak gibidir. Eğer yanlış yöntem uygulanırsa adeta bir değer yok olacak, eğer doğru yöntem uygulanırsa topluma ve insanlığa bir cevher kazandırılacaktır. Çünkü doğru adımlar atıldığı için tarih bir çok hiperaktif bireylerin buluşlarına tanık olmuştur. Diğer taraftan da yanlış adımlar atıldığı için birçok hiperaktif çocuğun olası becerileri de daha henüz doğmadan yok edilmiştir.

Sınav kaygınızı kontrol altına alabilirsiniz. Nasıl Mı? İşte uzman psikologların önerdiği bir kaç yöntem:

Aslında sınavlarda hemen herkes kaygılanır. Kaygı ölçülü olduğu takdirde, gizli güç kaynaklarımızı ortaya çıkarır. Kaygı ile birlikte "başaracak potansiyelim var, elimden geleni yapmalıyım" olumlu düşüncesi ile duyulan tatlı bir heyecanla vücutta adrenalin ve seretonin (mutluluk hormonu) salgılanarak motivasyon artar.

Kişi tam tersi kaygıyı yanlış değerlendirir de "bu heyecanla başaramazsam, sınav kaygısından cevapları unutursam veya karıştırırsam, ya kontrolümü kaybeder sınavdan çıkmak zorunda kalırsam" gibi olumsuz düşünceler üretirse paniğe kapılır. Bu da dikkat dağılmasına yol açar ve başarıyı düşürür. Siz de sınava çok az kalan bugünlerde aşağıdaki hususlara dikkat ederek kaygınızı kontrol altına almaya çalışın.

Sağlığınıza önem verin

Uykunuzun düzenli, beslenmenizin çeşitli ve dengeli olmasına dikkat edin. Çay, kahve gibi kafein içeren içecekleri, şeker içeren yiyecekleri de ölçülü tüketin. Daha çok taze veya kuru meyveyi tercih edin. Günde en az 8 bardak su için. Yaşınıza uygun spor yapın. Sporu ölçülü olduğu takdirde (haftada 3-6 saat) vakit kaybı olarak düşünmeyin. Zira spor, biriken toksinleri de atmaya yardımcı olarak stresin vücut biyokimyasında meydana getirdiği olumsuz etkileri azaltır ve zihinsel gücü artırır.

Gevşemeyi öğrenin

Doğru nefesle birlikte gevşemeyi öğrenmek kaygıyı kontrol altına almanızı kolaylaştırır. Alın ve göz kaslarınızdan başlayarak ayak kaslarınıza kadar kademe kademe bütün kas gruplarınızı sıkıp gevşetmeyi öğrenin. Burnunuzdan sakince nefes alıp ağızdan verin. Bunu doğru yapıp yapmadığınızı görmek için bir elinizi midenizin, bir elinizi göğsünüzün üzerine koyun, nefes alırken mideniz şişiyorsa doğru nefes alıyorsunuz demektir. Kaygı belirtilerini yüksek derecede hissettiğinizde gevşeyerek ve nefes aldığınızdan daha çok vererek kaygı seviyenizi düşürün.

Olumsuz düşünceleri kontrol altına alın

Kişide kaygı meydana getiren durumların düşüncesi de aynı derecede kaygı meydana getirir. Sınavda başarısız olacağı ile ilgili senaryo üreten bir kişi, bu senaryoyu zihninde defalarca canlandırdığından stres hormonlarının salgılanması ile birlikte sınavı iyi gitmeyen kişi kadar bedeninde artan kaygı belirtileri ortaya çıkacaktır.

Olumlu düşünceler üretin

Yapabildiklerinizi görün. Olumlu düşünmek kaygıyı düşürür, kişinin motivasyonu ve başarısı yükselir. Olumlu düşünme, gayret ve çalışma ile ilişkili ve gerçekçi olmalıdır.

Doğal güzelliklere vakit ayırın

Hafıza bantlarınızı dolduracak ve güzel düşünceler üretmenize yardımcı olacak kadar doğal ortamlarda bulunun.

Şimdiyi düşünün

Öncelikle önce zihninizi canlı tutmaya önem verin. Zihinsel rahatlık ve bedensel huzur başarınızı artıracak. Geçmişte yapamadıklarınızı ve gelecekte olabilecekleri düşünmek yerine şimdi neler yapabileceğinizi düşünüp içinde bulunduğunuz süreçlere odaklanın. İyi bildiğiniz konuları tekrar hızlı bir şekilde gözden geçirin, siz başarısız olduğunuz konularla rahatsız olsanız da ne kadar çok konuyu öğrenmiş olduğunuzu görün. Hızlı bir tarama, az çalıştığınız konuları da hatırlamanızı kolaylaştırır. Kaygısını kontrol edebilen ve sadece yapabildiklerine odaklanan kişiler sınav günü maksimum seviyede performans göstermektedir. Onlardan biri olacağınızdan emin olun.

*Uzman psikolog

Kaygının belirtileri

Fizyolojik belirtiler: Kan basıncı, kalp atışı, solunum sayısında artma, kan şekeri yükselmesi, mide bağırsak hareketlerinde artış, ağız kuruluğu, göz bebeklerinde genişleme, titreme, dişlerin ve yumrukların sıkılması, terleme, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, güçsüzlük.

Duygusal belirtiler: Şaşkınlık, korku, panik hali takıntılı düşünceler (sınavda başarılı olamayacağını, hastalanacağını, sınavda paniğe kapılıp sınava devam edemeyeceğini vb. düşünmek). Davranışsal belirtiler: Sınavlara hazırlanamamak veya sınavlara girmemek vb.

YÖK'te Büyük Toplantı!

Eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç ile hükümet arasındaki gerginlik sebebiyle toplanmayan Öğretmen Yetiştirme Milli Komitesi, 5 yıl sonra bir araya geldi.

Eski Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erdoğan Teziç ile hükümet arasındaki gerginlik sebebiyle toplanmayan Öğretmen Yetiştirme Milli Komitesi, 5 yıl sonra bir araya geldi. Toplantıda eğitim fakültesi kontenjanlarının düşürülmesi veya hoca sayısının artırılarak kontenjan artırımına gidilmesi masaya yatırıldı. Ayrıca mevcut öğretmenlere 1 yılık tezsiz yüksek lisans programı verilmesi, eğitim fakültesi öğrencilerinin son sınıfı okullarda geçirmesi gibi konular gündeme geldi.

YÖK Üyesi ve Denklik Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç başkanlığında toplanan komite, öncelikli olarak eğitim fakültelerinde ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğretmen istihdamında yaşadığı problemleri ortaya koydu. İlk toplantının gündemsiz yapıldığını ifade eden Saraç, haziran ayında yapılması planlanan ikinci toplantının sorunların çözümüne katkı sağlayacak şekilde gündemli olacağına işaret etti. Komite bundan sonra her ay toplanacak. Ankara, Marmara, Kayseri Erciyes, Karadeniz Teknik ve Eskişehir Osmangazi üniversiteleri eğitim fakültesi dekanları ile bakanlık bürokratlarından oluşan komitenin birinci hedefi nitelikli ve kaliteli öğretmen yetiştirmek olacak. Bu amaçla öğretmenlerin meslek içi eğitim ve lisanüstü eğitim çalışmaları ile niteliklerini artırılarak, istihdam konusunda koordinasyon sağlanacak. Bu arada toplantıya katılan eğitim fakültesi dekanları, öğretim elemanı eksikliği, kontenjanların yüksek oluşu ve eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerin stajları sırasında okullarda yaşadıkları sorunları gündeme getirdi. Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürü Ömer Balıbey ise, nitelikli öğretmen yetiştirmek için lise öğrencilerine son sınıfta köy okullarında staj uygulaması koyduklarını belirtti.

Ağabey Milli Eğitim Müdürü Oldu...

Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in ağabeyi Selahattin Şimşek, Iğdır Milli Eğitim Müdürlüğü görevine asaleten atandı.

Selahattin Şimşek'in asaleten Iğdır Milli Eğitim Müdürlüğü görevine getirilmesine ilişkin karar bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. 11 Ekim 2007 tarihinde Iğdır Milli Eğitim Müdürlüğü'ne vekaleten atanan Selahattin Şimşek, Batman Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı görevinden istifa etmişti. 22 Temmuz Genel Seçimleri'nde AKP'den aday olmak amacıyla görevinden istifa eden Şimşek, kardeşi Mehmet Şimşek'in adaylık için başvuru yapması nedeniyle milletvekili adaylığından vazgeçmişti. AKP'nin yüzde 47 oy alarak yeniden hükümetin kurmasının ardından ise Şimşek, görevine Milli Eğitim Müdürü olarak geri döndü. Selahattin Şimşek, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Yönetimi Bölümü mezunu.