Marmara Üniversitesi Senatosu, Yükseköğretim Kanunu’nun, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı çağdaş kuşaklar yetiştirme görevini üniversitelere verdiğini vurguladı.
Senato, buna aykırı her tür davranışın Türkiye'yi belirsizlik ve karanlığa sürükleyeceğini kaydetti.
Marmara Üniversitesi Senatosu, AKP ile MHP'nin yüksek öğretimde türbanın serbest bırakılması için mutabakata varmasının ardından yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, üniversitelerin eleştirel aklın ışığında bilim üreten ve bu doğrultuda eğitim öğretim yapan kurumlar olduğunu belirtildi.
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Üniversiteler toplumların evrensel boyutta gelişmelerini sağlayan, aklın ve bilimin önderliğinde yaptıkları çalışmalarla toplum sorunlarının çözümüne de katkıda bulunurlar. Üniversiteler sorunlara çözüm ararken olması gerekeni ortaya koyarlar. Bu çözümleri değerlendirip hayata geçirecek olanların başarısı da büyük ölçüde üniversitelerle yapacakları işbirliğine bağlıdır. Bu işbirliği toplumu ileriye götürecek çağdaş insanları yetiştirme konusunda da gereklidir.”
Açıklamada, hiçbir ülkenin kendi kuruluş felsefesi ile çelişen kuşaklar yetiştiremeyeceği bildirdildi. Ayrıca, “Bu nedenle Anayasamızda belirlenen esaslar çerçevesinde Yüksek Öğretim Kanunu, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı çağdaş kuşakları yetiştirme görevini üniversitelere vermiştir. Buna aykırı her tür davranış geleceğimizi tehlikeye atacak, ülkeyi belirsizlik ve karanlığa sürükleyecektir” denildi.
30 Ocak 2008 Çarşamba
Marmara Üniversitesinden Türban Bildirisi
Eski Polis Akademisi Başkanı Tuncay Yılmaz, polis akademisi ve harp akademilerinde okuyan öğrencilere türban serbestisinin verilmeyeceğini söyledi
Eski Polis Akademisi Başkanı Tuncay Yılmaz, anayasada yapılacak değişiklik sonrası yükseköğrenim öğrencilerine türban takma hakkı getirilmiş olmasının, polis akademisi ve harp akademilerinde okuyan öğrencilere de bu hakkın verilmiş olacağı anlamına gelemeyeceğini söyledi.
Tuncay Yılmaz ANKA'ya yaptığı açıklamada, üniforma giyinecek olan öğrencilerin türban takamayacağını belirtti.
Yılmaz, konuyla ilgili şunları söyledi: “Yönetmeliklerde belli bir üniforma öngörülüyor. Üniforma neyse o olur. Üniforma, pabuçtan kıyafete kadar uzanır. Türban kullanılamaz. Üniformayı değiştirebilirler. Ama üniforma varken öğrencinin pazarlık hakkı yoktur. Resmi üniforma varsa onu giymek zorundadır. Şapkadan sıkıldım diyemez öğrenci. Mesleğin yapılması ile ilgili bir durum, hürriyetlerle ilgili bir durum değil. Doğrudan doğruya disiplin suçu işlemiş olur türban takan kişi. Polis akademisi de bir yükseköğretim kurumu.”
-"YÖNETMELİK DEĞİŞİRSE TÜRBAN TAKILIR"-
Polis akademisi öğrencilerinin türban takabilmesi için yönetmeliğin değiştirilmesi gerektiğini kaydeden Yılmaz, "Kamu alanında hizmet verenler kullanamaz deniyor. Bizim öğrencilerimiz hizmet alan değil hizmet veren statüsünde. Öğrenciler mezun olduktan sonra çalışırken de türban takmalarının önünün açılmasını isteyecek. Toplumu iki kez germek doğru olmaz. Esas niyet neyse o yapılmalı” diye konuştu.
Seyranbağları Yetiştirme Yurdu’ndaki 13-18 yaş arası çocukların yağlıboya eserlerinden oluşan resim sergisi, Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açıldı
Seyranbağları Yetiştirme Yurdu'ndaki çocukların eserlerinin yer aldığı sergide, yağlı boya tekniği ile yapılmış toplam 128 tablo görücüye çıkıyor.
Hikmet Çetinkaya Atölyesi'nde 2005 yılından bu yana resim üzerine eğitim alan çocukların tabloları ilk defa sergileniyor. Tabloların satışa sunulduğu sergide, elde edilen gelir yine çocuklar için kullanılacak.
Sergi açılışına katılan Çankaya Kaymakamı Mustafa Hulusi Arat ve Yurt Müdüresi Nurten Mertel, tüm çocukları çalışmalarından dolayı kutlayarak, böyle güzel eserlerin gençlerin elinden çıkmasının gurur verici olduğunu belirtti.
-“ONLARLA BİRLİKTE BİZLER DE BÜYÜYORUZ”-
Çocuklarla birlikte çalışmalarının her Pazar devam ettiğini ve çocukların son derece kabiliyetli olduğunu belirten Hikmet Çetinkaya Atölyesi eğitmenlerinden Atiye Arıkkan, “Onların gelişimine katkıda bulunmak, bizlere de bir şeyler katıyor. Hepsinde de bir ışık görüyoruz. Bunun en büyük nedeni, bizim onlara, onların da bizlere güvenmeleri. Hocaları olarak her zaman yanlarında olduk. Onlar da bizim bu desteğimizi görerek yaptıkları işe daha bir şevkle sarıldılar. Bu başarılı eserler bu şekilde ortaya çıktı” şeklinde konuştu.
-“RESİM YAPMAK BANA MUTLULUK VERİYOR”-
Genç ressamlardan 16 yaşındaki Tugay Gürsoy ise, 3 yıldır bu çalışmaya devam ettiğini ve sürdürmek istediğini söyledi. Gürsoy, “En önemlisi bu işten çok keyif alıyorum. Sadece yağlı boya değil, resmin her tekniğiyle çalışmak bana mutluluk veriyor” dedi.
Seyranbağları Yetiştirme Yurdu'ndaki çocukların açtığı sergi, 3 Şubat'a kadar Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde görülebilecek.
MEB Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, okul kantinlerinde, yayımlanan genelgelere rağmen “hijyen ve denetim” sorununun çözülemediğini açıkladı
Başkanlık, konunun milli eğitim müdürlükleri tarafından okul müdürlerine bildirilmesini ve müdürlerce kantinlerin denetlenmesini istedi.
Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Nezir Kahraman tarafından Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e iletilen yazıda, okul kantinlerinin denetimi konusunda başarı sağlanamadığı bildirildi. Yazıda, okul kantinlerinin denetimi ve hijyen kuralları konusunda 2007'nin Nisan ayında bir genelge çıkarıldığı hatırlatıldı. Kahraman, 10 Eylül 2007'de okul kantinlerinin denetimi konusunda belediye ve emniyet müdürlüklerinin katkısını sağlamak amacıyla valiliklere yazı gönderdiklerini de açıkladı.
-OKUL MÜDÜRLERİ BİLGİLENDİRİLECEK-
Kahraman'ın Bakan Çelik'e gönderdiği yazıda, şu ifadelere yer verildi:
“Tüm çalışmalara rağmen kantinler ile ilgili bazı sorun ve şikayetlerin devam ettiği bildirilmektedir. Söz konusu şikayet nedenlerinin etkin bilgilendirme ve denetim eksikliğinden kaynaklandığı tespit edildiğinden; kantinler ile ilgili sorunların çözümü amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlerinin, İlçe Milli Eğitim Müdürlerini; İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin ise okul müdürlerini uygulama talimatları doğrultusunda bilgilendirmeleri gerekmektedir.”
-SAĞLIK, TARIM, EMNİYET VE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜKLERİ TOPLANTI YAPACAK-
Kahraman, obeziteye sebebiyet verecek gıdaların da kantinlerde satışının caydırılması ve bu konuda çeşitli etkinliklerin yapılmasının gerektiğini belirtti. Kahraman, hem MEB hem de Sağlık Bakanlığı'nın konu ile ilgili emirleri bulunduğuna işaret etti. Kahraman, “İl milli eğitim müdürlüklerinin kantin ve obezite konusunda; il sağlık, tarım ve emniyet müdürlükleri ile işbirliği içinde olmaları, bu konuları içeren gündemle İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ile bir toplantı yapmaları, İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri de aynı şekilde okul müdürleri ile toplantı yapmaları ve toplantıda alınacak kararların sürekli ve kalıcı bir şekilde uygulanması gerekmektedir” önerisinde bulundu.
Burası Kasımpaşa Cumhuriyeti değil; Türkiye Cumhuriyeti
Başbakan Erdoğan'a 'Burası Kasımpaşa Cumhuriyeti değil; Türkiye Cumhuriyeti' diyen İnönü Üniversitesi rektörü, TBMM'nin en büyük irade olduğunu kabul etmediğini söyledi.
NTV'ye konuşan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmiooğlu, Başbakan Erdoğan'ı yönelik ağır sözlerle eleştirdi. Son günlerde gündeme gelen başörtüsüne özgürlük çalışmalarına tepki gösteren rektör Hilmioğlu, üniversitelerde başörtüsü probleminin olmadığını, öğrencilerin güzel güzel kapı önlerinde başını açarak derse girdiklerini ve mağdur olmadıklarını iddia etti.
Erdoğan için 'burası Kasımpaşa Cumhuriyeti değil; Türkiye Cumhuriyeti' diyen rektör, TBMM'nin en büyük irade olduğunu kabul etmediğini söyledi.
Rektörün emriyle toplanan İnönü Üniversitesi Senatosu, bugün İnönü Üniversitesinin internet sitesinde başörtüsü tartışmalarıyla alakalı sert bir bildiri yayınladı. Bildirire 'türbanın serbest bırakılması, öğrencilerden başlayarak bütün üniversite personeli arasında geçmişte olduğu gibi derin ayrışma ve kutuplaşmalara, dini ve siyasi konularda farklı düşünenler arasında çatışmalara yol açacaktır' ifadesi yer aldı. Senatonun iddiasına göre başörtüsüne özgürlük, üniversitelerden başlayarak toplumdaki barış ve huzuru bozacaktır. Yine iddiaya gör başörtüsüne özgürlük, üniversite öğrencilerinden başlayarak zaman içerisinde orta ve ilk öğretim öğrencilerini ve hatta tüm kamu çalışanlarını da kapsayacağı şimdiden ifade edilen türban serbestliğinin, masum bir özgürlük talebinin ötesinde rejimi değiştirmeye yönelik bir tehdidi...
Rektör Hilmioğlu, katıldığı canlı yayında, Anayasa Profesörü Ergun Özbudun için de eleştirilerde bulundu.
YÖK'ten bağımsız hareket eden Üniversitelerarası Kurul, başörtülü yüksek eğitim konusunda hükümete uyarı niteliğinde bir bildiri yayımlayacak
Üniversitelerarası Kurul (ÜAK), AKP ve MHP'nin "yükseköğretimde türban serbestisi" üzerinde mutabakat sağlaması üzerine olağanüstü toplanmaya karar verdi. YÖK'ten bağımsız hareket eden ÜAK, hükümete uyarı niteliğinde bir bildiri yayımlayacak.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan için "Asistan dahi yapılmasında tereddüt edeceğim bir insan" diyen Prof. Dr. Celal Şengör'ü YÖK üyeliğine seçen ÜAK, 1 Şubat'ta ODTÜ'de toplanarak "üniversitelerde türban serbestisi"ni getirmek için Anayasa ve Yükseköğretim Yasası'nda yapılacak değişikliği görüşecek.
ÜAK Başkanı Prof. Dr. Musafa Akaydın, "Bu, 10 Kasım 1938'de başlayan karşı devrimin en ciddi atağıdır. Bu, laik cumhuriyetin, laiklik maddesinin içinin boşaltılma çalışmasından başka bir şey değil. Bir karşı devrim çabası. Kırılma noktası olacaktır. Anayasa Mahkemesi konuya müdahil olmazsa sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağız" diye konuştu.
YÖK Başkanvekili Prof. Dr. İsa Eşme, "Ortaöğretime, ilköğretime ve hızlı şekilde kamu kurumlarına da yayılır. Çarşaflı, peçeli, eldivenli öğrenciler görmeye başlarız. Okullardaki eğitim ortamını ve ülkemizi, cumhuriyet öncesine götürür" dedi.
ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut, "Üniversitelere türban değil kara çarşaf da girer. Siyah başörtüsünü omzuna atan gelir. Başına sarık takan 'Üşümüştüm' der. Bu, Atatürk'ün koyduğu Kılık Kıyafet Kanunu geçersiz anlamındadır. Devrim yasalarına aykırı" diye konuştu.
MÜ: Kuruluş felsefesi ile çelişir
Marmara Üniversitesi Senatosu'nca yapılan duyuruda da şöyle denildi: "Anayasamızda belirlenen esaslar çerçevesinde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı çağdaş kuşakları yetiştirme görevini üniversitelere vermiştir. Buna aykırı her tür davranış geleceğimizi tehlikeye atacak, ülkeyi belirsizliklere ve karanlığa sürükleyecektir."
TED, Abdullah Gül'ün TED Ankara Koleji'de okuyan oğlu Mehmet Emre'nin, yönetimden ''namaz kılmak için yer istediği'' söylentilerinin asılsız dedi
Türk Eğitim Derneği (TED), Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün TED Ankara Koleji 10. sınıf öğrencisi olan oğlu Mehmet Emre Gül'ün, okul yönetiminden ''namaz kılmak için yer istediği'' şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
Türk Eğitim Derneği (TED) Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu ve TED Ankara Koleji Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sunullah Salırlı'nın imzalarını taşıyan yazılı açıklamada, bazı internet sitelerinde ''Mehmet Emre Gül'ün namaz kılmak için okulda yer istediği'' şeklinde haberler yayınlandığı belirtilerek, ''gerçeği yansıtmayan bu haberle ilgili olarak basın açıklaması yapılması gereği duyulduğu'' ifade edildi. Açıklamada şöyle denildi:
''Okulumuz öğrencilerinden 10. sınıf öğrencisi Mehmet Emre Gül okulumuzda 8 yıldır öğrenci olup, öğrenimini sürdürmektedir. İnternette, Sayın Hayrünnisa Gül'ün Okul Müdürlüğümüzü arayarak Mehmet Emre Gül'ün görüşmek istediğini ve bir talebi olacağını, Mehmet Emre Gül'ün de Okul Müdürümüzden 'namaz kılmak üzere bir yer' talep ettiğine ilişkin söylentiler yer almaktadır.
Bu söylentilerle ilgili olarak, birkaç aydır okulumuzun takipte olduğu, gerekli araştırma yapıldığı ve yapılan araştırmalar sonucunda Sayın Hayrünnisa Gül'ün ve öğrencimiz Mehmet Emre Gül'ün böyle bir talebinin olmadığı anlaşılmıştır. Ancak, bugün bir internet sitesinde bu asılsız haberlerin yeniden gündeme getirilmeye çalışıldığı anlaşılınca, kurumsal olarak bir savunma yapmak üzere değil, örgün öğretimde öğrenim gören ve halen okulumuz öğrencisi olan 16 yaşında bir öğrencinin kişisel olarak savunma yapamayacağı dikkate alındığından bu basın açıklamasının yapılması zorunluluğu hasıl olmuştur.''