12 Ocak 2008 Cumartesi

Müdürlüğünden alınan din dersi öğretmenini, Milli Eğitim Bakanlığı kazandığı davanın zaman aşımına uğradığını gerekçe gösterip, yeniden müdür yaptı

İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü, soruşturma nedeniyle okul müdürlüğünden alınan din dersi öğretmeni Kemal Kahveci'yi, Milli Eğitim Bakanlığı'nın kazandığı davanın zaman aşımına uğradığını gerekçe gösterip, yeniden müdür yaptı.


Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Kemal Kahveci, 2003 yılında İnönü Lisesi'nde müdür yardımcısı olarak görev yaparken hakkında soruşturma açıldı. Okul satın alma komisyonunda görevli Kahveci usulsüz, ihalesiz ödeme yaptığı, devleti zarara uğrattığı iddiasıyla açılan soruşturma sonucunda 2003 Haziran'ında Cengiz Topel Çok Programlı Lise'ye öğretmen olarak verildi. Yargıya başvuran Kahveci 2004 Mayıs'ta yürütmeyi durdurma kararıyla okuluna döndü. Kahveci, bu kez okul müdürlüğü istedi, 18 Şubat 2005'te Saadettin Tezcan İlköğretim Okulu'na müdür olarak atandı. Bu arada Milli Eğitim Bakanlığı, Kahveci'nin yürütmeyi durdurma kararına itiraz edip temyize başvurdu. Bakanlık, Ağustos 2007'de davayı kazandı.

Bunun üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Kahveci hakkında nasıl işlem yapacağını bakanlığa sordu. Bakanlık da Kahveci'nin “Yöneticiliğinin alınması gerekir” diyerek görüş bildirdi. Mahkeme kararı ve bakanlık görüşü ile müdürlük yapamayacağı bildirilen Kahveci, müdürlükten alınıp Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olarak Hacı Şakir Eczacıbaşı İlköğretim Okulu'na atandı. Ama çok geçmeden İl Milli Eğitim Müdürlüğü, davanın soruşturma açıldıktan 3 yılı aşkın süre sonra sonuçlandığını fark etti. Soruşturma için 'zaman aşımı'nın gerçekleştiği belirlenerek, Kahveci valilik oluruyla vekaleten Saadettin Tezcan İlköğretim Okulu'na tekrar müdür yapıldı.

Ancak bu atama hem kurumda, hem de camiada duyulup yadırgandı. Bazı eğitimciler bu atamanın 'bizdensin' atamalarından olduğunu savundu. Adını gizli tutan bir eğitimci, “Zaman aşımı bilinmeyen bir şey değil. Soruşturma ile görevden alınmalarda üzerinden üç yıl geçtikten sonra hiçbir şey olmamış gibi oluyor. Ama yönetici atamaları yapılırken adaylar pekçok yönden değerlendiriliyor. Etik kurallar açısından da değerlendirme yapılıp adaylara ona göre şans veriliyor. Bu okula başka aday mı yok ki kazanılmış hak gibi atama yapılıyor, üstelik geçirdiği soruşturmaya bağlı olarak bakanlığın kazandığı bir dava ve görüş ortadayken, diğer adaylara da haksızlık yapılıyor” diye konuştu.

İl Milli Eğitim Koordinatör Müdür Yardımcısı İsmail Çetin ise konuyla ilgili şunları söyledi:
“2003'teki bir soruşturma. Kişi, İnönü Lisesi'ndeyken açılan soruşturma ile ilgili davayı 21 Ağustos 2007'de kaybetti, burada tarih önemli. Yönetici atama bölümü tereddüte düşüp bakanlıktan da görüş istedi, Bakanlık 'İdareciliği almanız gerekir' dedi. Böyle olunca Hacı Şakir İlköğretim okulu'na verildi. Soruşturmanın üzerinden 3 yıl geçtiği için dava sonucu zaman aşımına uğradı. Yani yeniden müdürlüğü hak etti. Okuldaki işlerin aksamaması için müdür olarak verildi. Zaman aşımı uygulaması nedeniyle yapılacak yeni yönetici atamalarında da ceza almış olanların atamasını engelleme şansımız olmayacak.”

Eğitim ve Bilim İş görenleri Sendikası atamaları vekaleten yapan valiler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Eğitim ve Bilim İş görenleri Sendikası (Eğitim-İş), 'Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Yönetmeliği'nin Danıştay tarafından iptal edilmesine karşın, atamaları vekaleten yapan valiler hakkında suç duyurusunda bulundu.


Eğitim-İş, MEB Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Yönetmeliği'nin iptal edilmesi sonrasında, atamaların vekaleten sürdürülmesi nedeniyle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na 81 il valisi hakkında suç duyurusunda bulundu. Eğitim-İş, valiliklere başvuruda bulunarak vekaleten atamaların başvuru ve puan esasına dayalı olarak yapılması gerektiğini iletti. Valiliklerin, 'Milli Eğitim Bakanlığı' tarafından belirlenen isimlerin atamasını sürdürmesi üzerine, Eğitim-İş 81 ilin valisi hakkında, “Şüpheli kamu görevlisinin, Danıştay 2. Dairesi tarafından 30.04.2007 tarihinde 2007/1114 esas sayılı dosyasında verilen yürütmenin durdurulması kararına uymaması ve uymamakta direnmesi sonucu eylemine uyan TCK 257. uyarınca görevin kötüye kullanılması suçundan cezalandırılmaları” istemi ile suç duyurusunda bulundu.

KAZANILMIŞ HAKLAR YOK SAYILAMAZ
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyurusu gerekçesinde; valilerin “bana yön gösterecek, beni bağlayan düzenleme yok!” diyerek, genel hükümleri bertaraf ettiğine dikkat çekilirken, valilerin keyfi hareket ederek görevi kötüye kullandığı açıklandı. Suç duyurusunda, “Yönetmeliğin kazanılmış hakları saklı tutan geçici 1. madde hükmü yürürlükte olup, bu hükmün yok sayılabilmesi olanaksızdır” denildi.

ATAMALARI İPTAL EDİLENLER AYNI GÜN VEKALETEN ATANDI
Eğitim-İş valilerin, yöneticilik görevine aday olmak isteyecek kamu görevlilerini haberdar etmediğine işaret ederken, Değerlendirmelerin kariyer, liyakat, sınav ve benzeri objektif ölçütlere göre gerçekleştirilmediğinin de altını çizdi. Danıştay'ın, idareye uygulamanın nasıl olması gerektiğini ayrıntılı olarak izah ettiğine dikkat çekilen gerekçede şöyle denildi:

“Hal böyle iken Milli Eğitim Bakanlığı, 'yargı kararını uygulamak adına' 11.05.2007 tarih ve 02.10.2007 tarihli genelgeleri yayımlamıştır. Bakanlık bahsi geçen genelgelerle şüphelinin yönetimindeki valilik dahil tüm valiliklere 'yargı kararını uygula!' demiş, ancak yargı kararların nasıl uygulanacağı konusunda valilere, 'geniş takdir yetkisi' vermiştir. Bu yetkiyi vermesinin nedeni ise yargı kararlarının 'şeklen uygulandığı gün' ortaya çıkmıştır. Şüpheli dahil tüm il valileri genelge ile kendilerine tanınan takdir yetkilerini; özeti verilen yargı kararı doğrultusunda değil, siyasi iktidarın “suç teşkil eden” yönlendirmesi doğrultusunda, atamaları iptal edilen kişileri toplu olarak aynı gün vekâleten görevlendirerek kullanmışlardır.”

Eğitim-İş Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na 4 bin sayfalık suç duyurusu metni gönderirken, metin içerisinde, atama kararları ve valiliklerden gelen cevaplar da yer aldı. Eğitim-İş İstanbul, Konya, İzmir, Ankara ve Antalya valilikleri hakkında dava açacağını duyurmuştu.

Sınav Merkezi Otomasyonu Projesi'ni de bu yıl uygulamaya koyacak ÖSYM, adayların ilkokul 1. sınıf sıralarında oturmasını da engelleyecek.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 4 yıla çıkarılan ortaöğretimde bazı lise türleri dışında bu yıl mezun verilemeyecek olması sebebiyle ÖSS'ye girecek aday sayısında 400-500 bin azalma beklediklerini söyledi.

Yarımağan'ın tahminine göre 2008-ÖSS'ye yaklaşık 1 milyon 200 bin aday katılacak. "Sınav Merkezi Otomasyonu Projesi"ni de bu yıl uygulamaya koyacak ÖSYM, adayların ilkokul 1. sınıf sıralarında oturmasını da engelleyecek.

Prof. Dr. Ünal Yarımağan, bu yıl uygulamaya başlayacakları "Sınav Merkezi Otomasyonu Projesi"ni de anlattı. Hazırlıklarına geçen yıl başlanan projenin uygulama aşamasına geldiğini ifade eden Yarımağan, projenin, sınav esnasındaki oturma düzenini ve hangi adaya hangi kitapçık türünün dağıtılacağını merkezden belirlemeyi, dolayısıyla hem kopya çekilmesini tamamen önlemeyi hem de adaylara kolaylık sağlamayı amaçladığını belirtti.

Bu çerçevede, ÖSYM'nin sınav yaptığı yaklaşık 200 bin sınav salonunun ve tüm okulların bilgilerinin elektronik ortama aktarıldığını kaydeden Yarımağan, şöyle konuştu: "Biz bundan önce sınav yapılan salonların bilgilerine çok hâkim değildik. Sadece kapasitelerini biliyorduk. Bu proje kapsamında sınav yapılan tüm salonların bilgilerini aldık. Yani sınıfta masa mı var, sıra mı var, sandalye mi var, sıranın üstünün yüzeyi iyi mi kötü mü, sıraların arasındaki mesafeler ne kadar, sınıfın büyüklüğü ne kadar, okulun kaloriferi, jeneratörü var mı, okula ulaşım kolay mı zor mu bütün bu bilgilere sahibiz. Eğer mecbur değilsek kolçaklı sandalyeleri bulunan veya adaylar için çok alçak olan ilkokul 1. sınıfların sıralarını kullanmayacağız.'' Yarımağan, uzun boylu ve kilolu adayların küçük sıralarda sınava girmelerinin sıkıntı oluşturduğunu belirterek, bu adaylara da kolaylık sağlamayı düşündüklerini söyledi.

Başvuru sayısının azalmasının bu yıl sınava girecek adayların üniversiteyi kazanma şansını artıracağını söyleyen Yarımağan şu bilgileri veriyor: "Geçen yılki kontenjanlar Açıköğretim hariç 430 bin civarındaydı. Bu yıl bu sayının azalmayacağını, hatta bir miktar artacağını söyleyebiliriz. Sınava giren aday sayısı da daha az olacağı için, bu yıl başvuran adayların üniversiteye gitme şanslarının geçen yıla göre ve bundan sonraki yıllara göre daha yüksek olacaktır. Geçen seneye göre yüzde 25 daha şanslılar. Ancak bu sadece bu yıla mahsus bir durumdur. Ayrıca taban puanlar bir miktar farklı olabilir.''

ÖSS, 15 Haziran 2008'de
Yarımağan, ÖSS ve YDS ücretlerinde artış yapılmamasına ilişkin YÖK'e öneride bulunacaklarını da belirtti. Teklif YÖK Genel Kurulu'nda kabul edildiği takdirde ÖSS'ye girecek adaylar 40 YTL, ÖSS ile birlikte YDS'ye girecekler 50 YTL, sadece sınavsız geçişe başvuran adaylar da 10 YTL ödeyecek. ÖSS takvimi ise YÖK Genel Kurulu'nun onayından sonra kesinleşecek. Sınavın, 15 Haziran 2008 Pazar günü yapılması planlanıyor.

9 Ocak 2008 Çarşamba

Yeni YÖK Başkanı Prof. Ziya Özcan'ın "asistanlıkta refom" içeren "maaş-burs" önerisi akademik camiada tartışma çıkardı işte yorumlar.

Rektörler, "Araştırma görevlilerine maaş yerine burs verilmesini" gündeme getiren YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın "asistanlıkta reform" önerisini değerlendirdi.

Rektörler, "Araştırma görevlilerine maaş yerine burs verilmesini" gündeme getiren YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın "asistanlıkta reform" önerisini değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün önceki gün KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat onuruna verdiği yemekte gazetecilere açıklama yapan Özcan, "Kadrolu, maaşlı uygulama yerine, araştırma görevlileri için burslu sisteme geçmenin daha uygun olacağını düşünüyorum. 67 olan yaş haddi 70 veya biraz daha üzerine çekilebilir" demişti.

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, "burslu araştırma görevlisi" önerisine karşılık, "'Yarınım ne olacak' diye düşünen bir kişi akademik kariyer yapamaz. Sosyal güvencesi olmayan bir kişinin iyi bir araştırma yapması mümkün değil" dedi.

Bazı rektörlerin Özcan'ın açıklamalarına yönelik değerlendirmeleri şöyle:


  • Prof. Dr. Ural Akbulut (ODTÜ): Burslu sistem ABD ve AB'de de var. Eğer buna geçilecekse kişilerin özlük hakları ziyan olmamalı. Burslu olduklarında bu emekliliklerine sayılmayacak. Belki üç sene sonra öğrenciye 'git' diyeceğiz.

    Zaten araştırma görevlisi çok az. Durum böyle olunca kimse gelmek istemeyebilir. Emeklilik için yaşının 70'e yükseltilmesi doğru değil.

  • Prof. Dr. Nusret Aras (Ankara Üniversitesi): Bugünkü sistem araştırma görevlilerini atalete sevk ediyor. Dünya üniversitelerinde bu var. Şu anda 1031 YTL alıyorlar, bu 1500 YTL'ye çıkarılmalı. Burslu sistem olumlu olabilir. Öğretim üyelerinin emeklilik yaşının 70'e yükseltilmesi ise gereksiz.
  • Prof. Dr. Emin Alıcı (Dokuz Eylül Üniversitesi): Eğer burs olursa, maaştan vergi kesilmez. Böylece araştırma görevlileri 1500-2000 YTL arasında maaş alır. Emeklilik yaşının 70'e yükseltilmesi olumlu değil.
  • Bir İlköğretim Okulu'nda görevli 3 çocuk babası öğretmen 52 yaşındaki İ.T., kız öğrencileri elle taciz ettiği iddiasıyla tutuklandı.

    İZMİR'in Menderes İlçesi Değirmendere Beldesi Ataköy İlköğretim Okulu'nda görevli 3 çocuk babası öğretmen 52 yaşındaki İ.T., kız öğrencileri elle taciz ettiği iddiasıyla tutuklandı.


    Olay geçen yıl 21 Kasım'da taşıma sistemiyle eğitim veren Ataköy İlköğretim Okulu'nda meydana geldi. Okulun 4/B sınıfı öğretmeni olan ve geçen ekim ayında Manisa'nın Alaşehir İlçesi'nden önce Bulgurca Karaköyü İlköğretim Okulu'na oradan da Atatöy İlköğretim Okulu'na tayin edilen İ.T., iddiaya göre sınıfta 3 kız öğrenciyi kucağına oturtup, vücutlarını elle taciz etti. Kızlar bu şekildeki tacizlerin devam etmesi üzerine durumu ailelerine, aileler de okul müdürüne konuyu iletti. Müdür de bu olayı bir tutanak ile İlçe Kaymakamlığı, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bildirdi.

    Kaymakamlık olayı soruşturması için bakanlıkktan müfettişler istedi. Çocuklar ve öğretmeni dinleyen müfetişler raporlarını hazırlayıp, yargılanması için İ.T. hakkında cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Savcılık öğretmenin yakalanması konusunda karar çıkarttı. 3 Ocak'ta jandarma tarafından gözaltına alınan İ.T., mağdur olan 3 kız öğrenci ile birlikte adliyeye sevkedildi.

    Mağdur çocuklar psikolog gözetiminde savcıya verdikleri ifadelerinde olayı tüm ayrıntılarıyla anlattı. Küçük kızlar ifadelerinde “Öğretmenimiz bizi kucağına oturttu. Elini vücudumuzda dolaştırdı. Çok rahatsız olduk. Kimseye söylemememiz için de bize para verdi. Bu davranışlarından bıktık. Ailelerimize söyledik. Psikolojimiz bozuldu. Bir süre bu yüzden okula bile gitmedik” dedi.

    Öğretmen İ.T., ise suçlamaları kabul etmedi. İ.T., “Ben onlara bir baba şefkatiyle yaklaşıyordum. Kötü bir amacım yoktu. Benim de 3 çocuğum var. Böyle bir şey neden yapayım? Onlar da benim çocuklarım. İftira atmaya çalışıyorlar” dedi.

    Nöbetçi mahkeme öğretmen İ.T.'yi, 'Çocuklara cinsel istismar' suçundan tutuklayıp cezaevine gönderdi. Olay ilçede büyük tepki çekti.

    Hatay'ın Dörtyol ilçesinde 5 kişi, öğretmeni okul çıkışında dövdükleri iddiası ile gözaltına alındı.

    Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Yaşar Gürkan, yaptığı açıklamada, Karakese beldesindeki ilköğretim okulu fen bilgisi öğretmeni Kenan Yıldırım'ın (38) otomobilinin, dün evine gitmek üzere okuldan ayrıldıktan sonra 5 kişi tarafından durdurulduğunu söyledi.

    Darp edilen Yıldırım'ın Dörtyol Devlet Hastanesinde tedavi altına alındığını belirten Gürkan, “Bu olayı kınıyoruz. Eğitimcilere saldırıların artması bizi endişelendiriyor. Eli öpülesi öğretmenden, tartaklanan öğretmene gelindi. Olayın takipçisi de olacağız” dedi.

    Bu arada, öğretmene saldırdıkları iddiasıyla gözaltına alınan Mustafa D. (20), Sefa Ç. (18), Emrah B. (19), R.Ş. (17) ve R.E'nin (17), sorgularının ardından mahkemeye sevk edileceği bildirildi.

    Milli Eğitim Müdürünün “Liseyi okumak zorunda değilsiniz. Paranız varsa okursunuz. Okuyamıyorsanız, gidin evlenin'' dediğini öne sürüldü.

    Elazığ'ın Karakoçan İlçesi'ne 4 kilometre uzaktaki Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) yurdunda barınan 28 kız öğrenci, ilçedeki liseye gidebilmek için her gün bu mesafeyi yürüdüklerini belirterek İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden servis talep etti. Yazılı başvurularına resmi yanıt verilmediğini söyleyen öğrenciler, okulu bırakmak durumunda kalacaklarını söyledi.
    Karakoçan'a bağlı köylerden liseyi okumak için YİBO yurdunda barınan 28 kız öğrenci, yazılı servis taleplerine cevap alamayınca İlçe Milli Eğitim Müdürü Yasef Kaya ile yüz yüze görüştü. Kız öğrenciler, her gün 4 kilometre yürüdüklerini ve yemek sorunu yaşadıklarını, bu sorunlarının çözümü için servis konulmasını istedi. Öğrenciler bu görüşmede İlçe Milli Eğitim Müdürü Yasef Kaya'nın kendilerine “Liseyi okumak zorunda değilsiniz. Paranız varsa okursunuz. Okuyamıyorsanız, gidin evlenin'' dediğini öne sürüldü.
    İlçe Milli Eğitim Müdürü Yasef Kaya, iddiaların doğru olmadığını savunarak, YİBO'da barınan kız öğrencilerin ikinci dönem ilçe merkezinde barınmaları için çalışma başlattıklarını söyledi.